ANASAYFA Forum DİNLER, MEZHEPLER, İNANÇLAR… Roma Katolikliği Azizlere Dua’ya.. TANRI ne diyor..

  • This topic has 9 izleyen and 25 yanıt.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 26)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26911
    Anonim
    Pasif

    Meryem Ana’ya ve Azizlere Dua Edilir mi..?
    Dua edilirse.. bize aracı.. olabilirlermi…?
    Dua’larda,aracı olma hakkında,Kutsak kıtab ne der..?

    Hristiyan, olduklarını iddia eden bazı kiliseler..ve bunların ibadet uygulamalarından birisi de.. Meryem Ana’ya ve Azizlere dua etmek konusudur.

    Meryem Ana’ya tanrısal bir sıfat yüklemek,ve dua edip ondan medet ummak, çeşitli ikonalara saygı ile eğilmek ve onları aracı kılmak.. şüphesiz ki kutsal kitap dışında ve Tanrı’nın kesinlikle hoşnut olmadığı, tiksindiği bir durumdur.

    TANRI bizden bunu mu istiyor..? :(

    Gezmek maksatlı.. bir Katolik Kilisesine gittiğimde..Dikkatimi çeken Aziz İkonları ve sadece Meryem Ana’nın heykelleriydi.Ordaki Peder’e bunun nedenini ve İSA MESİH’in hiç heykelinin ..neden olmadığını sorduğumda bana şunu demişti..

    “Bak tepedeki Meryem Annemizin kucağındaki bebek İSA”..demişti..

    Sadece bir tek bir heykel..ve koca kilisede sadece bir tek.. bebek İSA .. heykeli.
    O da Meryem annenin kuçağında..Açıkçası yüreğim burkulmuştu..

    TANRI ya ulaşma yolunun sadece.. İsa Mesihe giden.. yolla açılacagini biz öğrendik..Buna da inanıyoruz.

    Kutsal Kitap’da TANRI bize nasıl sesleniyor..!
    Bize ne diyor..?

    “O bütün insanların kurtulup, gerçeğin bilincine, erişmesini ister. Çünkü tek Tanrı ve Tanrı’yla insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır. Uygun zamanda verilen tanıklık budur.”
    1Timoteos 2:4-6

    Yukarıdaki ayeti okuduktan sonra Tanrı’ya aracılık etmesi için Meryem Ana ve Azizlere dua etmek..
    Kutsal kıtaba ters değilde nedir..?

    Konuşuyoruz..!
    —Sohbetlerimizde.. bize söyledikleri..Eh canım.. bizler onun temsil ettiğine yani..Tanrıya inanıyoruz..Bu bir anma’dır..

    Nasıl bir.. anma olduğununu.. hala da anlamış değilim..! Dua ya.. aracı kılmada.. neyin nesi..?
    Anma ..yad etme hatırlama ..hadi neysede..Dua’ya aracı kılma..!
    Dua içine, anmaya..yad etmeye.. aracı kılınıyorsa..bu nasıl anma olabilirki..
    Haa birde Resim örnekleri verilir…!
    Ya iyide.. bizler andıklarımız..hatırladığımız.. sevdiklerimizin resimlerini hiç aracı kılmıyoruz..O zaman onları da aracı kılalım..!:)
    Bakın bunu söylediğimiz an..
    itirazlar başlar..
    —Ya olurmu hiç.. onlar Kutsal değil.. Onlar Aziz değil ..
    —Delirdinmi…!
    —“Git kardeşim.. Senin kafanı.. Protestan.. Ögretisi kaplamış.”….
    Sözü enson dedikleridir..
    —Ya Kardeşim.. Belki ben Meshepsizim…Nerden biliyorsun ..neyi tuttuğumu..Hangi meshebe yakın olduğumu..?
    —Yok canım.. sen.. kesin Protestansındır..Bu kadar ateşli savunduğuna göre..(diyede konuşma devam ederrr gider..)

    Ortodoks ve Katoliklerin bunu yapmalarının en büyük sebebi Kutsal Kitap’ı hayatlarının merkezinde yetkili olarak görmemeleri, yani Tanrı sözünü ikinci hatta üçüncü plana atmalarıdır.

    Oysaki Tanrı sözü her zaman Söz’ün dinleyicileri ve uygulayıcıları olmamızı ister. Maalesef bu gibi ayetler bir çok konuda net olmasına karşın, insanlar büyük yanılgılar içerisinde türlü sapkınlıklar yapabiliyorlar.
    Ayetlerin söylediği gibi “TEK ARACI” vardır, O da İsa Mesih’tir.

    Ortodoks ve Katolikler sanki Meryem Ana ve Azizler dualarımızı Tanrı’ya iletmek için görevlendirilmiş gibi onlara isteklerini, dileklerini iletirler…

    Kemal Abin’nin dediği gibi Torpil gerekli..Ha şunu da diyorlarmı acaba..Çok yakın bir kulunun ricası dır.. Yada istegi mi diyeyim..
    Sanki dünyasal bir işe girceğizda torpil..Müsteşar yardımcısı..Felan felanın kart’vitisi elimizde üstündede “şu şu kişi yakinimdir” gibi..

    TANRI Aşkına kendinize gelin..Bize ..bizim söylediklerimize de bakın demiyoruz..Kutsal Kıtab’ın söylediklerine TANRI’nın SÖZ’üne bakın..

    Tanrı sözü şöyle diyor:

    “Bunun gibi, Ruh da güçsüzlüğümüzde bize yardım eder. Ne için dua etmemiz gerektiğini bilmeyiz, ama Ruh`un kendisi, sözle anlatılamaz iniltilerle bizim için aracılık eder.Yürekleri araştıran Tanrı, Ruh`un düşüncesinin ne olduğunu bilir. Çünkü Ruh, Tanrı`nın isteği uyarınca kutsallar için aracılık eder.”
    Romalılar 8:26-27

    Yani Kutsal Ruh, her türlü güçsüzlüğümüzde bize yardım eder, Tanrı yüreğimizdeki istekleri, düşünceleri zaten bilir, Kutsal Ruh aracılığıyla Tanrı bunu yapıyor.
    Dolayısıyla Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’ta TEK olan Tanrı, imanlılar için her zaman etkin.
    Aracı yok..Sadece Kutsal Ruh var..Sadece TANRI var.

    Bizler Azizlere ve Meryem Ana’ya, her zaman saygi duyuyoruz..yanlış uygulamalarda..tapınmalarda..tabiki Azizlerin veya Meryem Ana’nın suçu değil.
    Bu öğretileri, bu şekilde uygulamaları çıkaranlar, Katolik ve Ortodoks kiliseleridir.
    Azizler ve Meryem Ana’nın, bunların yapılmasına benzer bir sözü, olmadığı gibi, Azizler, yani Elçiler bu konuda, bir çok kez Kutsal Ruh esiniyle, bizleri uyarmıştır. Kutsal Kitap’ın, hiçbir yerinde bu uygulama yoktur.
    Kutsal Kitap da, hiçbir ayet, cennette bizim için dua eden, dualarımızda bize aracılık eden, birilerinin bulunduğunu, bize söylemez.yazmaz..
    Bu şekilde davranışlardan, uygulamalardan.. Tanrı’nın tiksindiğini şu ayetlerden dolayı biliyoruz,okuyoruz:

    “Tanrınız RAB`bin size vereceği ülkeye girdiğinizde, oradaki ulusların iğrenç törelerini öğrenip uygulamayın. Aranızda oğlunu ya da kızını ateşte kurban eden, falcı, büyücü, muskacı, medyum, ruh çağıran ya da ÖLÜLERİN RUHLARINA DANIŞAN kimse OLMASIN. Çünkü RAB bunları yapanlardan tiksinir. Tanrınız RAB, bu iğrenç töreleri yüzünden bu ulusları önünüzden kovacaktır. Tanrınız RAB`bin önünde yetkin olun.
    Yasanın Tekrarı 18:9-13

    Eğer hristiyanlığı yeni araştırıyor ve bu gibi şeylere şahit oluyorsanız:

    Öncelikle kutsal kitap’ı açıp.. bu uygulamaların doğru.. olup.. olmadığını kontrol edin.
    Tanrı’dan olan her şey, Tanrı’nın sözünde yazılıdır.
    Bunun yanında, Tanrı’dan olmayan.. bu gibi uygulamalardaki yanlışlığı, Tanrı sözünde apaçık belirtilmektedir.

    Şunu da belirtmekte yarar görüyorum.. her Katolik ve Ortodoks bu gibi şeylere belki inanmıyor ve uygulamıyor, içlerinde samimi şekilde Tanrı’ya bağlı, imanlı olanlar da olabilir..
    Nasılki.. Protestanım deyipte.. bazı uygulamalarına.. katılmama söz konusu ..gerçeği var ise..O Kardeşlere de haksızlık olmasın..Sadece baz aldıkları Kutsal kıtab’ta olabilir.

    Ancak.. Ortodoks kilisesi ve Katolik kilisesinin bu uygulamaları hristiyanlığa ait değildir.Bununda bilinmesinde yarar var sanıyorum..

    RAB’bim İSA MESiH’im esenliği..Kutsal kıtab’ına bağlı İnanlıları ile olsun.
    Amin.

    #36187
    Anonim
    Pasif

    Nedense bilmiyorum ancak insanlarda bir yüzeysellik var.İnsanlar gördüğüne “Gördüm,İnandım” diyorlar ve araştırmıyorlar.Hiç bir Katolik bir Aziz’e veya Meryem Ana’ya dua etmez.Aziz demek Tanrı Hizmetkarı demektir ve onun isim gününde onun için dua ederiz.Evet Aziz’lerin şefaat hakkı vardır ancak bunun için Aziz’lere kimse dua etmez.

    Meryem Ana’ya Tanrı’sal bir anlam yükleyen zaten Katolik olamaz.Meryem Ana’nın Rab’bin annesi olmasının bir nedeni vardır.Yoksa Tanrı sıradan birisinide seçebilirdi ancak Tanrı Meryem Ana’yı seçti çünkü Meryem Ana zaten seçilmiş olandı.

    Birde çok güldüğüm şey.Heykellere tapıyorlar yalanı linie.Heykellerin önünde değil Tanrı’nın önünde eğiliyoruz.O sadece Rab’bin bizim için çarmıha gerildiğini görüp hatırlamak ve hatırlatmak için koyduğumuz nesnelerdir.Tanrı’nın önünde eğilirken önümüzde vazo olsa siz vazoya tapıyorsunuzda dersiniz.Lütfen insanlara sahte bilgiler iletmeyin.

    #36188
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Anglican.
    Diyorsun ki:

    “.Hiç bir Katolik bir Aziz’e veya Meryem Ana’ya dua etmez.”

    Bu konuda, kendi düşüncelerimi”Azizlere Dua’ya ,Tanrı ne diyor” Başlıklı yazımda paylaştım.

    Sevgili Anglica..elimdeki Kitap:
    Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri başlığını taşıyor.Yayınlayan Vatikan

    Üstündeki Yazı aynen şu:
    Librerıa Editrice Vatıcan.

    Orda Yaygın Dualar Konulu bir bölüm var.Sayfa 163.

    Edilen Dualar:
    “Tanrının İyiliği ile Emanet edilmiş olduğum,Tanrının Meleği,benim koruyucum,Beni aydınlat,beni koru,beni denetle,bena kulavuzluk et.Amin.”

    Bir başka Dua:

    Ey çok şefkatlı Bakire Meryem,himayene sığınan,yardımını dileyen ve aracılığını isteyen hiç kimsenin,senin yardımını görmeden geri çevirmedini hatırla.Bundan cesaret alarak ey bakireler bakiresi,ey benim annem sana doğru koşuyor ve günahlarım yüzünden çektiğim acılarla ayaklarına kapanıyorum.Ey Kelamın annesi dualarımı reddetme,onlarıı dinle ve kabul etmeye layık gör.Amin.”

    Ve bir başka Dua daha:

    Meryem Ana’ya yapılan tesbih Duası sonrasında:
    Ey Tanrı’nın Kutsal Annesi,Mesih’in vaatlerine layık olabilmemiz için Dua et.”

    Ve bir başka Dua:

    “Senin merhametli himayene sığınıyoruz,ey Tanrı’nın kutsal annesi,denemelerle sınanan bizlerin dualarını geri çevirme.Ey şevkatlı ve şanlı Bakire,bizi hep bütün tehlikelerden koru.”

    Benim gördüklerim (Katolik Kiliselerinde,çünkü bir dönem gittim,araştırdım.)ve Vatikan tarafından yayınlanmış kıtaplar,hiç sizin söylediklerinizi demiyorlar.

    Güzel Anglican ,
    Peki bu Dua’lar ne oluyor.?
    Aracı kılma yok demiştin..Öyle değilmi..! Dua edilmez diyorsun .
    Dualarda ön planda olan Kim..İsa Mesih mi?
    Yoksa Meryem’ mi.?

    Esenlikle

    #36178
    Anonim
    Pasif

    @Saba 21423 wrote:

    Sevgili Anglican.
    Diyorsun ki:

    “.Hiç bir Katolik bir Aziz’e veya Meryem Ana’ya dua etmez.”

    Bu konuda, kendi düşüncelerimi”Azizlere Dua’ya ,Tanrı ne diyor” Başlıklı yazımda paylaştım.

    Sevgili Anglica..elimdeki Kitap:
    Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri başlığını taşıyor.Yayınlayan Vatikan

    Üstündeki Yazı aynen şu:
    Librerıa Editrice Vatıcan.

    Orda Yaygın Dualar Konulu bir bölüm var.Sayfa 163.

    Edilen Dualar:
    “Tanrının İyiliği ile Emanet edilmiş olduğum,Tanrının Meleği,benim koruyucum,Beni aydınlat,beni koru,beni denetle,bena kulavuzluk et.Amin.”

    Bir başka Dua:

    Ey çok şefkatlı Bakire Meryem,himayene sığınan,yardımını dileyen ve aracılığını isteyen hiç kimsenin,senin yardımını görmeden geri çevirmedini hatırla.Bundan cesaret alarak ey bakireler bakiresi,ey benim annem sana doğru koşuyor ve günahlarım yüzünden çektiğim acılarla ayaklarına kapanıyorum.Ey Kelamın annesi dualarımı reddetme,onlarıı dinle ve kabul etmeye layık gör.Amin.”

    Ve bir başka Dua daha:

    Meryem Ana’ya yapılan tesbih Duası sonrasında:
    Ey Tanrı’nın Kutsal Annesi,Mesih’in vaatlerine layık olabilmemiz için Dua et.”

    Ve bir başka Dua:

    “Senin merhametli himayene sığınıyoruz,ey Tanrı’nın kutsal annesi,denemelerle sınanan bizlerin dualarını geri çevirme.Ey şevkatlı ve şanlı Bakire,bizi hep bütün tehlikelerden koru.”

    Benim gördüklerim (Katolik Kiliselerinde,çünkü bir dönem gittim,araştırdım.)ve Vatikan tarafından yayınlanmış kıtaplar,hiç sizin söylediklerinizi demiyorlar.

    Güzel Anglican ,
    Peki bu Dua’lar ne oluyor.?
    Aracı kılma yok demiştin..Öyle değilmi..! Dua edilmez diyorsun .
    Dualarda ön planda olan Kim..İsa Mesih mi?
    Yoksa Meryem’ mi.?

    Esenlikle

    Kardeşim sen başkalarından senin için dua etmesini istiyorsun.Üstelik o sıradan birisiyken oysa biz bizim için dua etmesini Meryem Ana’dan istiyoruz.Ama onlar öldü diyorsunuz.Ancak Ruh ölümsüzdür ve hepimiznde bir Ruh’u olduğuna göre ??

    Üstelik Aziz ve Azize’ler Tanrı Adam’larıdır.Hayatlarını Tanrı için harcayan O’nun için ölenlerdir.Biz onlara bizim için dua etmelerini istiyoruz karşı çıkıyorsunuz.Ama iş sizin başka sıradan insanlardan kendiniz için dua etmesine gelince ne var bunda diyorsuzunki bu tamamen bir çelişkidir.

    Üstelik bazılarınız hemen ölülerle ilişki kurmak yasaktır çünkü bu Yasa’nın Tekrarı 18:10-11’de yasaklandı dersiniz.Bende şunu diyorum kardeşlerim.Matta 17:3’ede bir bakın.Mesih’in görünüşü değiştiğinde ÖLMÜŞ OLAN KUTSALLAR’la konuşuyor.Musa ve İlyas’la.Demekki işin derinliğine inildiğinde bunun aslında yasak olmadığını ve cennetteki bir Hristiyan’ın sizin için dua edebileceğini görüyoruz.

    Üstelik bazılarınız onlar milyonlarca kişinin aynı anda değişik dillerdeki duasını nasıl duyacak bile diyebilirsiniz.Bir Rahip’ten üç farklı lisandaki kişiyle aynı anda konuşması imkansızsa buda öyledir diyeceksiniz belkide.Ancak kardeşlerim cennette olmak ve Kutsal olmak yan odada veya bir Rahip olmaya ne yazıkki benzemiyor

    Tabii ki’de İsa Mesih’e dua etmeliyiz.Ancak bu tutupta başkaları için dua etmemizin yasak olduğu anlamınada gelmiyor.

    Umarım bu tartışmalarımız saygı çerçevesinde devam eder kardeşim.Saygılarımla.Esenlik içinde kalmanız dileği ile

    #36400
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Anclikan,
    Yazıma cevap olarak yazdıkların,daha önce Katolik kardeşlerimden duyduklarımla aynı.
    İSA Mesih’in RAB olduğuna tüm inancımla nasıl inanıyorsam,aynı şekilde Tek aracının İsa Mesih olduğuna inanıyorum.Senin söylediklerine de saygı ile yaklaşıyorum.Uygulamalar İnsan’i uygulamalardır diyorum.Kutsal Kıtap’ta bunlar yoktur diye de ekliyorum.

    Bizim için dua edenler,yada bizim Dua ettiklerimiz,Sağ yaşayan,diri olan ölmemiş inanlılar içindir.Azızlere ve Meryem’e elbette saygı duyuyor ve inanıyoruz Ama aracı kılma,, Asla.
    Ben bunu kabul etmiyorum.Benim Mantığım bunu kabul etmiyor.

    Musa ve İlyas ile Konuşan Kimdi.?
    Tanrı olan İsa Mesih’ti.Burda konu dua etme yeda ölülerle konuşma meselesi değildir.Konuşulan konu,İsa Mesih’in yaklaşan ölümü ile ilğiliydi.Musa Kutsal yasa’yı temsil ediyor öyle değilmi.İlyas’da Peyganberleri temsil ettiğine göre Anlatılmak istenilen şudur.Mesih’in çekeceği acı ve onu izleyecek yüceliktir.
    İlyas Göge alındı. Musa ölüm yoluyla bu sana neyi çağrıştırıyor..İnanlıları ve Tanrısal eğemenliği.

    Esenlikle.

    #36401
    Anonim
    Pasif

    Musa ve İlyas’ın bedenleri nerede ?

    Bizler bu dünyada bedensel olarak ölüyoruz.Ruh’larımız duruyor.Oradaki Musa ve İlyas’ın bedeni değildi Ruh’uydu.Ruh özde aynıdır.Dünyadan göçünce her imanlı Tanrı Oğlu sıfatını alır.Buda herkesi öbür yerde eşit kılar.Yani bir Aziz’lerinde Ruh’u cennette yaşıyor.Üstelik siz herkesin Kutsal Ruh’u aldıktan sonra kahin olduğunu söylemiyormusun bende diyorum kahinler kahinliğini uydurmuyorlar öbür taraftan alıyorlar.Demekki hala öbür taraftan buraya mesajlar geliyor ve burdan oraya dualar gidiyor.

    Ayrıca neden mesajımı yayınlamadığınızı hala anlayabilmiş değilim ?
    Tamamen dostçaydı ve hiçbir aşırılık yoktu.

    Neyse konumuzdan sapmayalım yinede ben diğer mesajımın yayınlanmasını arz ediyorum.Yoksa burası demokratik değilde sadece evanjeliklere açık olan bir forummu.Sakın yanlış anlamayın sizi küçümsemiyorum ancak siz bana Güzel Anglican diyerek küçümsüyorsunuz.

    Sizde biliyorsunuzki birbirimiz için dua etmek bizim bir parçamızdır.Aziz Pavlus kendisi için herkesin dua etmesini istemiştir.Şimdi İsa’nın öğrencilerinimi dinlemeliyiz.Yoksa ondan 16 yüzyıl sonra çıkmış tek işi Katolik’lerin yaptığını reddetmek olan birisinimi ?

    Ayrıca tekrar belirtiyorum burası demokratik bir forum ise mesajımın yayınlanmasını arz ediyorum.

    #36402
    Anonim
    Pasif

    “.Sakın yanlış anlamayın sizi küçümsemiyorum ancak siz bana Güzel Anglican diyerek küçümsüyorsunu.”


    Benim yazdığım yazıları okursan şunu farkedersin.”Güzel” kelimesi benim ara sıra kullandığım bir kelimedir.Bunu içimden geldiğinde burda başka kardeşlere de kullandım.Art niyet değil,küçümseme ise hiç değil,
    Neden iyi niyetle yazdığım bu kelimeden farklı anlam çıkartıyorsunuzki.
    Sizi sempatık bulmuş olamazmıyım.?
    Yazımda “kahinlik” diye bir değim kullandığımı sanmıyorum.Sanıyorum bunu farklı bir ortamda başkalarından duydunuz.Azizlerde olsa Dua konusunda Aziz,Melek,yada Meryem ana yı.. aracı.. kabul etmiyorum.


    .Şimdi İsa’nın öğrencilerinimi dinlemeliyiz.Yoksa ondan 16 yüzyıl sonra çıkmış tek işi Katolik’lerin yaptığını reddetmek olan birisinimi .



    Sanıyorum Martin Luther’den bahsediyorsun.Bak Güzel Anglica.(Bu hitap’ım küçümseme değil)
    Martin Lüther Harika bir şey yaptı.ne biliyormusun,Kutsal Kıtap’ı okuyamıyan Bir çok Hrıstıyan’ın Kutsal Kıtap’ı okuasını sağladı.Çünkü bu sadece Din adamlarına ait bir ayrıcaliktı.
    Yanlişları ,Kutsal Kıtap dışı uygulamaları,gerçeği ortaya çıkardı demeni tercih ederdim.
    Site de bu konuyla ilğili bir çok yazı var,aslında sende biliyorsun her neyse.:)

    Genede Rab seni bereketlesin,Korusun ve Yüreğindeki tüm istekleri gerçekleştirsin.

    #36405
    Anonim
    Pasif

    Hmm. Tamam kardeşim ancak yeni tanıştığım birisi bana güzel deyince pekte iyi karşılamamktayım.Belkide aşırı muhafazakar olduğumdandır.Kusura bakmayınız.

    Ancak benim bahsettiğim Marthin Luther değildir.Bende Luther’i çok severim.Çünkü şu an okuduğum Türkçe İncil’i onun sayesinde okuduğumu biliyorum.Luther değil aşırı reformistlerden bahsediyordum.Yani Kalvin’den.

    İsterseniz Aziz’lere dua etmeyin.Ancak bizleride bu durumdan dolayı yargılayıp bunun için konular açmayın.AÇMAYIN diyorum çünkü siz sadece bizim değil kendi inancınızıda karalıyorsunuz.Çünkü hepsi Hristiyan’dır.Ancak Aziz’leri inkar etmekte yanlış.Tanrı Adam’larını inkar edilmeside nedir.Örneğin yaşadığım şehirin koruyucusu Aziz Polikarp önceden nasıl öleceğini görmüştür.Bu büyük bir mucizedir ve Tanrı’dan gelmektedir değilmi ? İsterseniz dua etmeyin.Ancak istediğim tek şey dua edenlere saygı duymak ve bu Tanrı Adam’larınada saygı göstermeniz.

    Ayrıca Aziz Pavlus’ta öldüğünde bile kendisi için dua etmelerini söylemiştir.Şimdi siz Aziz Pavlus’u inkarmı ediyorsunuz.

    Üstelik İncil’de Vahiy 5:8’de Aziz’lerin bizler için AKTİF olarak çalıştığını görebiliriz.

    Ayrıca Mezmur’da “Rab’be övgüler sunun,ey sizler,Rab’bin melekleri,Rab’bin sözünü dinleyen,söylediklerini yerine getiren güç sahipleri! Rab’be övgüler sunun,ey sizler,Rab’bin bütün göksel orduları,isteğini yerine getiren kulları!

    Burada gördüğümüz gibi dualarımıza Göksel varlıkları ve Göksel insanlarıda katabilir.Bu Eski Antlaşma’nın Mezmur’lar bölümündeki bu ayetle garanti altına alınmıştır.

    Cennettekiler sadece bizimle dua etmez,bizim içinde dua eder.Vahiy bölümünde”Altın bir buhurdan taşıyan başka bir Melek gelip sunağın önünde durdu.Altın tahtın önündeki altın sunakta kutsalların dualarıyla birlikte sunmak üzere kendisine çok miktarda buhur verildi.Kutsalların dualarıyla buhurun dumanı,Tanrı’nın önünde meleğin elinden yükseldi.

    Burada Aziz Yuhanna’nın göklerde neler gördüğünü açıkça görebiliyoruz.

    Ayrıca bu kadar emek harcadım.Lütfen mesajım yayınlansın.Esenlikler.

    #36407
    Anonim
    Pasif

    Ciddiyet mi istiyorsunuz.Bakın ben sizi ne gördüm ,nede tanıyorum.güzel kelimesin de kastetiğim düşünsel anlamdır.yolda görsem,yanımdan geçseniz sizi tanımam bile.Kusura bakmayın ,ben sizin kadar muafazakar değilim.Ayrıca ben muafazkarım diyen ve kendini saklayan ama gerçekte çok faklı olgulara sahip ne insanlar tanıdım,bunu sizin için demiyorum,gene yanlış anlamayın.Olabilir muafazakar olabilirsiniz, buna kim ne diyebilir.

    Martin Lutheri sevdiğinizi duyunca şaşırdım,her neyse,
    Kalvinist değilim,Siz acaba..? Kalvinistlerin kilise yönetimi şeklindeki uygulama sistememine mi karşısınız çünkü onlar biliyorsunuz , insanların tek bir kişinin atadığı rahipler tarafından değil, kendilerinin seçtiği ihtiyarlar tarafından yönetilmesi tarzını belimseyıp bunu uygulamışlardır,din, insanların üzerinde değil insanlarla birlikte yaşanmali düşüncesine ve Papa’lık sistemine karşı olduklarından dolayı mı karşısınız.Yine tekrar ediyorum,Sistemlerde uygulamalarda Benim düşünce olarak kabul ettiklerim de var reddettiklerimde, dediğim gibi Kalvinist değilim.
    Bana neden Kalvin konusunu açtınız bunu da anlamış değilim.

    Azizleri yadsıdığımızı,reddettiğimizi de kim söyledi,bu gün Hrıstıyanlık,bir Pavlusla,Petrus,la yuhanna ile Matta’y’la Markosla gelişti büyüdü yayıldı,Hepsi ölümü göze almiş ve canlarını bu uğurda vermişlerdir.Sizin yazınızı okuyan da bunları reddettiğimiz kabul etmediğimizi sanır,Lütfen bu konuda daha duyarlı yazmaya sizi davet ediyorum.Bu gün 13 Bölümle bir Pavlus Hrıstıyanlığın temel taşını atmıştır,Diğer uluslara,farklı ulkelere yayılması için hepsi mücadele etmiş,eziyet çekmişlerdir.

    Azizlere inanmıyoruz değil,Bizler Dua konusunda Kutsal Kıtap ne diyorsa onu uyguluyoruz dersem sanıyorum fikrimi daha net açıklarım. Paylaşımım biraz acele gibi olabilir Çünkü çalışıyorum 7:30 çıkmam gerekiyor.

    Vahiy %:8 de edilen dualar,benim görüşüme göre Sıkıntıdan geçen eziyet gören Kutsallar için yapılmış yakarış dualarıdır.Dökülen şehit kanları için yapılan Dualardır.

    Nedense hep bu Ayet’i kullanıyor,her konuştuğum arkadaş,bu Ayet’i getirip bana gösteriyor.Bakın sizde aynı şeyi yapıyorsunuz.Size soruyorum başka ayet varmı Kutsal Kıtapta,Varsa söyleyin,bizi aydınlatın,Bakın yorumumuz bile farklı,Siz inandığınıza,bende inandığıma.. inanmaya devam edeyim,

    Esenlikle.

    #36408
    Anonim
    Pasif

    Ciddiyet mi istiyorsunuz.Bakın ben sizi ne gördüm ,nede tanıyorum.güzel kelimesin de kastetiğim düşünsel anlamdır.yolda görsem,yanımdan geçseniz sizi tanımam bile.Kusura bakmayın ,ben sizin kadar muafazakar değilim.Ayrıca ben muafazkarım diyen ve kendini saklayan ama gerçekte çok faklı olgulara sahip ne insanlar tanıdım,bunu sizin için demiyorum,gene yanlış anlamayın.Olabilir muafazakar olabilirsiniz, buna kim ne diyebilir.

    Martin Lutheri sevdiğinizi duyunca şaşırdım,her neyse,
    Kalvinist değilim,Siz acaba..? Kalvinistlerin kilise yönetimi şeklindeki uygulama sistememine mi karşısınız çünkü onlar biliyorsunuz , insanların tek bir kişinin atadığı rahipler tarafından değil, kendilerinin seçtiği ihtiyarlar tarafından yönetilmesi tarzını belimseyıp bunu uygulamışlardır,din, insanların üzerinde değil insanlarla birlikte yaşanmali düşüncesine ve Papa’lık sistemine karşı olduklarından dolayı mı karşısınız.Yine tekrar ediyorum,Sistemlerde uygulamalarda Benim düşünce olarak kabul ettiklerim de var reddettiklerimde, dediğim gibi Kalvinist değilim.
    Bana neden Kalvin konusunu açtınız bunu da anlamış değilim.

    Azizleri yadsıdığımızı,reddettiğimizi de kim söyledi,bu gün Hrıstıyanlık,bir Pavlusla,Petrus,la yuhanna ile Matta’y’la Markosla gelişti büyüdü yayıldı,Hepsi ölümü göze almiş ve canlarını bu uğurda vermişlerdir.Sizin yazınızı okuyan da bunları reddettiğimiz kabul etmediğimizi sanır,Lütfen bu konuda daha duyarlı yazmaya sizi davet ediyorum.Bu gün 13 Bölümle bir Pavlus Hrıstıyanlığın temel taşını atmıştır,Diğer uluslara,farklı ulkelere yayılması için hepsi mücadele etmiş,eziyet çekmişlerdir.

    Azizlere inanmıyoruz değil,Bizler Dua konusunda Kutsal Kıtap ne diyorsa onu uyguluyoruz dersem sanıyorum fikrimi daha net açıklarım. Paylaşımım biraz acele gibi olabilir Çünkü çalışıyorum 7:30 çıkmam gerekiyor.

    Vahiy %:8 de edilen dualar,benim görüşüme göre Sıkıntıdan geçen eziyet gören Kutsallar için yapılmış yakarış dualarıdır.Dökülen şehit kanları için yapılan Dualardır.

    Nedense hep bu Ayet’i kullanıyor,her konuştuğum arkadaş,bu Ayet’i getirip bana gösteriyor.Bakın sizde aynı şeyi yapıyorsunuz.Size soruyorum başka ayet varmı Kutsal Kıtapta,Varsa söyleyin,bizi aydınlatın,Bakın yorumumuz bile farklı,Siz inandığınıza,bende inandığıma.. inanmaya devam edeyim,

    Esenlikle.

    #36409
    Anonim
    Pasif

    Ciddiyet mi istiyorsunuz.Bakın ben sizi ne gördüm ,nede tanıyorum.güzel kelimesin de kastetiğim düşünsel anlamdır.yolda görsem,yanımdan geçseniz sizi tanımam bile.Kusura bakmayın ,ben sizin kadar muafazakar değilim.Ayrıca ben muafazkarım diyen ve kendini saklayan ama gerçekte çok faklı olgulara sahip ne insanlar tanıdım,bunu sizin için demiyorum,gene yanlış anlamayın.Olabilir muafazakar olabilirsiniz, buna kim ne diyebilir.

    Martin Lutheri sevdiğinizi duyunca şaşırdım,her neyse,
    Kalvinist değilim,Siz acaba..? Kalvinistlerin kilise yönetimi şeklindeki uygulama sistememine mi karşısınız çünkü onlar biliyorsunuz , insanların tek bir kişinin atadığı rahipler tarafından değil, kendilerinin seçtiği ihtiyarlar tarafından yönetilmesi tarzını belimseyıp bunu uygulamışlardır,din, insanların üzerinde değil insanlarla birlikte yaşanmali düşüncesine ve Papa’lık sistemine karşı olduklarından dolayı mı karşısınız.Yine tekrar ediyorum,Sistemlerde uygulamalarda Benim düşünce olarak kabul ettiklerim de var reddettiklerimde, dediğim gibi Kalvinist değilim.
    Bana neden Kalvin konusunu açtınız bunu da anlamış değilim.

    Azizleri yadsıdığımızı,reddettiğimizi de kim söyledi,bu gün Hrıstıyanlık,bir Pavlusla,Petrus,la yuhanna ile Matta’y’la Markosla gelişti büyüdü yayıldı,Hepsi ölümü göze almiş ve canlarını bu uğurda vermişlerdir.Sizin yazınızı okuyan da bunları reddettiğimiz kabul etmediğimizi sanır,Lütfen bu konuda daha duyarlı yazmaya sizi davet ediyorum.Bu gün 13 Bölümle bir Pavlus Hrıstıyanlığın temel taşını atmıştır,Diğer uluslara,farklı ulkelere yayılması için hepsi mücadele etmiş,eziyet çekmişlerdir.

    Azizlere inanmıyoruz değil,Bizler Dua konusunda Kutsal Kıtap ne diyorsa onu uyguluyoruz dersem sanıyorum fikrimi daha net açıklarım. Paylaşımım biraz acele gibi olabilir Çünkü çalışıyorum 7:30 çıkmam gerekiyor.

    Vahiy %:8 de edilen dualar,benim görüşüme göre Sıkıntıdan geçen eziyet gören Kutsallar için yapılmış yakarış dualarıdır.Dökülen şehit kanları için yapılan Dualardır.

    Nedense hep bu Ayet’i kullanıyor,her konuştuğum arkadaş,bu Ayet’i getirip bana gösteriyor.Bakın sizde aynı şeyi yapıyorsunuz.Size soruyorum başka ayet varmı Kutsal Kıtapta,Varsa söyleyin,bizi aydınlatın,Bakın yorumumuz bile farklı,Siz inandığınıza,bende inandığıma.. inanmaya devam edeyim,

    Esenlikle.

    #36427
    Anonim
    Pasif

    Vefat etmiş azizlerle nasıl irtibatta bulunulduğu, azizlerin aynı anda binlerce kişinin kendilerine hitab edişini nasıl algılayabildiği v.s. gibi konularda çıkan yanlış anlaşılmalar vücuden hayatta olanlar alemindeki zaman mekan kısıtlılığı koşullarının doğurduğu yanılgılardandır. Bu gibi kısıtlılıklar ruhlar aleminde geçerli değildir.

    Aslında yaradılışta ölüm diye bir şey yoktur. Tanrı ölüm diye bir şey yaratmamıştır. Kimse ölmez, ister Cennet ehli olsun, ister cehennem ehli. Ölüm olarak algıladığımız şey sadece bir koşul değişikliğinden ibarettir. Ama düşkün insan herşeye tahakküm etme tutkusuyla varlığın kesintisiz bütünlüğünü algısında böldüğünden ölüm diye bir şey varmış gibi görünür. ‘Ölüm’ olarak algılanan durum varlıksal düşkünlüğün (‘köksel günah’ın yani) hayat manzarasının içeriği olarak vardır sadece. Oysa, yaradılışı Yaradan’ın ‘gözü’ ile görme yetisine ermiş biri ölüm diye bir şey olmadığına kendi tanık olur. Bu tür bir görme yetisi ölümün aşılması ile de eşdeştir zaten.

    Kadim gelenekli Mesihi cemaatleri bu tecrübeleri tarihlerinde, daha ta havarilerin zamandından bugüne, aksaksız taşımışlardır… ondandır ki zaman mekan perspektifi açısından göçmüş gitmiş insanlarla irtibatı normal sayarlar. Bu geleneklerin mensupları için vücuden yüzyıllar öncesinde yaşamış bir azizden kendileri hakkında Tanrı’ya niyazda bulunmasını istemek, şu an vücuden yaşamakta olan bir kardeşlerinden öyle bir şeyi istemeleriyle hiç bir fark yoktur. Hatta ruhlar alemine göçmüş Rab dostu (aziz yani) zaman mekan kısıtlılığından kurtulmuş olduğundan kendiyle irtibat çok daha kolay olur.

    Protestant’lığın bu tür mevzuları anlamaktaki güçlüğü hakkında çok şeyler yazılmış çizilmiştir. Tespit edilmesi gayetle mümkün tarihi sebepleri vardır Protestant’lığın bu konulardaki tepkisinin. Ama araştırmak gerekir. Türkiye çoğunluğu Mesihi gelenekli bir ülke olmadığından kitabiyatında bu tür konularla pek ilgilenilmemiştir, ondandır ki bu konularda araştırıların miktarı da çok cüzidir henüz. Bu gibi konuları araştırabilmek için tüm ‘taraf’ların yabancı dildeki kaynaklarına, ayrıntılı olarak görüşlerine başvurmak gerekir. Seneler süren bir serüvendir bu tür İllahiyat, tarih ve toplum bilimi araştırılarına dalmak zaten.

    Ne yazık ki genelde bu tür mülakatlar cemaatlar arası bir polemik olarak yaşanır. Halbuki bu bir çözüm değildir tabi ki. Önemli olan önyargısı olmayan bir yaklaşımla ‘karşı taraf’ı anlamaya niyetli olmak. Bir şeyi anlayabilmenin başlıca şartı niyetin önyargısız olmasıdır, zihin gücü değil. Ön yargılı bir niyet çevik bir zihniyeti çok daha kolay kendi hizmetine koşar nitekim, çoğu kez.

    Endişe yersizdir ama neticede… Rab her iyi niyetliye yaradılışın tüm sırlarını vehyedecektir… Kilise’nin ilk yıllarındaki gibi. Yaradan’ın lütfu eksilmez. İnsanların bu lütfu kabul ediş azimlerinde eksiliş olabilir sadece. Azmi olana bugün de o zamanlar olduğu gibi her tür hikmet ifşa olunur.

    Esenlikler…

    #36461
    Anonim
    Pasif

    Saygıdeğer viran dede ;

    Bir olgunun kadim olması o olguyu doğru ve gerçek kılmaz. Yunanca Kutsal Yazılar “azizler” yani “mukaddesler” olarak Mesih’in kanı ile temizlenmiş İsa’nın o ilk takipçilerinin tümüne işaret eder. (Resullerin İşleri 9:32; II.*Korintler 1:1; 13:13) Kadınlar ve erkekler, cemaatte önemli bir konumda olanlar ve olmayanlar, hepsi yerde yaşarken “mukaddesler” olarak adlandırıldı. Onların Kutsal Yazılarca aziz olarak kabul edilmesinin ölümlerinden sonraya ertelenmiş olmadığı açıktır.

    Böyle olmakla birlikte, MS*ikinci yüzyıldan sonra Hıristiyanlık pagan dünyasında şekil alırken, Hıristiyanlığı, putperestlere cazip gelen ve onlar tarafından hemen kabul edilebilecek popüler bir din durumuna getirme yönünde bir eğilim vardı. Bu putperestler birçok tanrıya, yani panteona tapınmaktaydılar ve yeni din kesinlikle tektanrılıydı.

    Böylece, eski tanrıların, yarı-tanrıların ve mitolojik kahramanların yerini alabilecek “azizlerin” benimsenmesiyle bu uzlaşma sağlanabilecekti.

    Ekklisiastiki Istoria (Kilise Tarihi) adlı kitap şu yorumda bulunuyor:

    “Putperestlikten Hıristiyanlığa döndürülmüş olanlar için, terk ettikleri eski kahramanları şehitlerin kişiliğinde yeniden görmek ve onlara öncekiler gibi onur vermek çok kolaydı. . . . . Bununla birlikte, azizlerin böyle onurlandırılması çoğu kez tam bir putperestliğe dönüştü.”

    Bir başka kaynak, “azizlerin” Hıristiyanlığa nasıl sokulduğunu şöyle anlatıyor:

    “Yunan Ortodoks Kilisesinin azizleri onurlandırmasında putperest dinin güçlü etkilerinin açık izlerini buluruz. [İnsanların] Hıristiyanlığa çevrilmesinden önce eski Olimpia tanrılarına atfedilen nitelikler şimdi azizlere mal edildi. . . . . Yeni dinin ilk yıllarından başlayarak taraftarlarının güneş-tanrısının (Phoibos Apollon) yerine Peygamber İlya’yı koyduklarını ve kiliseleri bu tanrının eski mabet ve türbelerinin ya yıkıntıları üzerinde ya da çok yakınlarında, çoğunlukla tepelerin ve dağların doruğunda, yani eski Yunanlıların ışık saçan tanrı Phoibos Apollon’a onur verdiği her yerde inşa ettiklerini görüyoruz. . . . . Hatta Bakire Meryem’i Bakire-tanrıça Athena ile bir tuttular. Böylece dini yeni benimsemiş putperestlerin ruhunda Athena putunu kırmakla doğan boşluk yok edilmiş oldu.”—Neoteron Enkyklopaidikon Lexikon (Yeni Ansiklopedik Sözlük), Cilt 1, sayfa 270-271.

    Örneğin, MS dördüncü yüzyılın sonu gibi ileri bir tarihte Atina’daki durumu inceleyin. Bu kentte oturanların çoğunluğu hâlâ putperestti. Onların en kutsal ayinlerinden biri iki aşamalı bir kutlama olup her yıl şubat ayında Atina’nın 23 kilometre kuzeybatısındaki Eleusis şehrinde yapılan Eleusis Mysterionlarıydı. Bu gizli ayinlere katılabilmek için putperest Atinalılar Kutsal Cadde’den (Hiera′ Hodos′) geçmeliydiler. Şehrin yöneticileri onlara başka bir tapınma yeri sağlamakta çok yaratıcı olduklarını ortaya koydular. Putperestleri çekmek ve bu gizli ayinlere katılmalarını engellemek için aynı cadde üzerinde Atina’dan 10 km uzaklıkta Daphni manastırı yapıldı. Manastırın kilisesi Yunan tanrısı Daphnaios ya da Pithios Apollon’a adanmış eski mabedin temelleri üzerine inşa edildi.

    Put tanrılarının “azizlerin” onurlandırılmalarına uyarlanmalarının kanıtları Yunanistan’ın Kythera adasında da bulunabilir. Adanın en yüksek noktalarından birinde—biri “Aziz” George’a diğeri Bakire Meryem’e adanmış—iki küçük Bizans kilisesi vardır.

    Kazılar burada hemen hemen 3.500 yıl önce tapınma yeri olarak hizmet eden bir Minos tepe sunağı olduğunu ortaya çıkarmıştır. MS altıncı ya da yedinci yüzyılda “Hıristiyanlar” “Aziz” George küçük kilisesini tam bu tepe sunağının yerine diktiler. Bu büyük ölçüde simgesel bir manevraydı; çünkü bu gelişmiş Minos dini merkezi Ege’nin deniz yollarının denetimini elinde tutuyordu. Bakire Meryem’in ve “denizcilerin koruyucusu” “Aziz” Nikola ile aynı günde kutlanan “Aziz” George’un bereketini garanti altına almak amacıyla iki kilise yapıldı. Bu bulguyu anlatan bir gazete, dinsel hizmeti yerine getirmek için “bugün bir [Yunan Ortodoks] papaz dağa tıpkı eski çağlarda bir Minos kâhininin yaptığı gibi çıkar!” diye yazdı.

    Bir tarih araştırmacısı paganizme yönelen sözde Hıristiyanlığın putperest Yunan dininden ne ölçüde etkilendiğini özetleyerek şunlara işaret ediyor: “Hıristiyan dininin putperest altyapısı, geleneklerin kalıcı niteliğini doğrulayarak, yaygın inançlarda çoğu kez değişikliğe uğramadan kalmıştır.”

    Milyonlarca insan “azizlerin”, iman edenlere özel bir güç verebileceğine inandığından, kutsal emanetleri kullanarak ya da aracı olarak bu kişilere yakararak onlara onur veriyor. Acaba kutsal yazılarda böyle bir öğreti var mı? İsa Dağdaki Vaazında takipçilerine Tanrı’ya nasıl yaklaşacaklarını öğretti: “İmdi siz şöyle dua edin: Ey göklerde olan Babamız, ismin mukaddes olsun.” (Matta 6:9) Dualar uygun bir şekilde, sadece Tanrı’ya yöneltilmelidir.

    Bazı ilahiyatçılar, “azizlerin” aracı olması gerektiğini kanıtlamak için Romalılar 15:30,*31’de yer alan şu sözleri kullanırlar: “Ey kardeşler, Rabbimiz İsa Mesih için ve Ruhun sevgisi için size yalvarırım, . . . . Allaha benim için dualarda benimle beraber cehdedin.”

    Pavlus iman edenleri kendisine dua etmeye ya da Tanrı’ya yaklaşırken kendi adını kullanarak yalvarmaya mı teşvik ediyordu? Hayır. Kutsal Kitapta, gerçek azizler ya da mukaddesler için dua edilmesi teşvik edilse de, Tanrı hiçbir ayette bu mukaddeslere doğrudan ya da onların aracılığıyla dua etmemizi emretmez.—Filipililer 1:1,*3,*4.

    Bununla birlikte, Tanrı dualarımız için bir Aracı atamıştır. İsa Mesih “Yol ve hakikat ve hayat benim” dedi. “Ben vasıta olmadıkça, Babaya kimse gelmez.” İsa şunları da söyledi: “Benim ismimle her ne dilerseniz, onu yapacağım; ta ki, Baba Oğulda taziz olunsun. Eğer benim ismimle bir şey dilerseniz, ben onu yapacağım.” (Yuhanna 14:6, 13,*14) Baba’nın, İsa’nın adıyla sunulan duaları dinlemeyi istediğine emin olabiliriz.Kutsal Kitap İsa hakkında şunları der: “Kendi vasıtası ile Allaha yaklaşanları tamamen kurtarmağa kadirdir, çünkü onlar için şefaat etmek [aracılık etmek, Yeni Çeviri] üzre daima yaşamaktadır.”—İbraniler 7:25.

    saygılarımla

    #36466
    Anonim
    Pasif

    Metin Kemal kardeşim, yazdıklarımla ilgili oturup bunca uzun bir yazı yazdığından dolayı teşekkürler. Bu yazmış olduklarının herbiri yüzyıllar boyu tartışılmış bilinen şeyler hep. Ama buna rağmen tüm kadim gelenekli cemaatler (sadece Ortodoks Kilise’ninki değil elbet) dünya görüşlerine oldukları gibi devam etmişler. Bunun sebepleri yok sayılabilecek sebepler değil elbet.

    Bin yılın üzerinde bir hayat sürmüş olan Bizans imparatorluğunda en ufak bir İllahiyat görüşü ayrılığından nice ihtilaflar yaşanmıştır. İllahiyat sapkınlıklarını hiç kolay kabul etmeyen toplumlardı bu toplumlar… zira kutsallık öğesine günlük hayatlarında bugünkü modern toplumlarınkinden kıyaslanamayacak kadar çok aşinalıkları vardı bu toplumların fertlerinin. Üstelik özellikle Roma ve Yunan dilli Bizans toplumu geçmişi koca kılı kırk yarmış bir antik Yunan felsefesi ve Roma hukuğunun doğrudan mirasçısı bir toplum. Öyle safdilliklere taviz verecek türden bir zihinsel yapısı hiç olmayan bir toplum yani. İnsan hukukçu aziz Dionisius’un, İllahiyatçı Gregoryus’un, aziz Basilyus’un, ufak kardeşi Nissa’lı Gregoryus’un, aziz Maksimus’un, aziz Simeon’un, zahit aziz Markus’un ve bir çok başkasının metinlerine bir göz atsa düşünce derinliklerinden ağzı açık şaşakalır. Bu gibi kişilikler safdilliklere, basite indirgeyişlere göz yumacak türden kişilikler değildi kesinlikle. Ama hiç biri vefat etmiş azizlere hitab etme konusunda en ufak bir itiraz getirmemişlerdir. Bu hiç hafife alınacak bir veri değildir, malum.

    Mesihiliğin ilk yayılış yıllarında eski pagan dininin silinmesiyle halkın hayat gereksinimlerinde boş kalan bölgelerin başka, yeni bir uygulamayla doldurulması tabi ki düşünülmüş bir şeydir. Eski tapınakların bulunduğu yerlere kiliseler inşa edilmiştir… eski çok tanrılı sistemin tanrılarının yerine halkın bilincinde zamanla başka kişilikler yerleşmiştir. Ama bunun öyle olmuş olması o eski tanrıların yerine konmuş yeni kişiliklerin hayali olduğu anlamına gelmez ille de. Üstelik öyle ‘toplum mühendisliği’ karar mevkilerinde planlanmış şeyler de değildir bunlar. Kendiliklerinden gelişmiş kökleşmiş durumlardır. Sosyal bir evrimin neticeleridir. Kaldı ki eski pagan bayramlarının yerine yeni inancın anı günü ve bayramlarının yerleştirilmesi ahlaki açıdan da görülse gayetle anlaşılır, kınanacak bir yanı olmayan bir uygulamadır.

    Zaten Mesihliğin belirmesi eski dünyanın günlük verilerinin tümünün değişmesi anlamına gelen bir şey değildi tabi ki. Zamanın tıp, felsefe, matematik ilimleri, mimarisi falan hep devam etti. İnsanlar evlenmeye, çocuk yapmaya, yemeye, uyumaya, çalışmaya, konuşmaya, şarkı söylemeye eskiden olduğu gibi devam ettiler. Yeni adetlerin eski adetlerin bıraktığı boşluklara yerleştirilmesi gayetle doğal bir şeydi yani.

    Ama bu gibi toplumsal-sosyal düzenlemelerin ötesinde vefat etmiş azizlerle irtibatta bulunma mevzu bir kozmolojik algılayış mevzu. Yani kainatın varoluş tarzı ile ilgili manevi, doğrudan vahye dayanan bir bilginin sonucu oluşmuş bir hayat görüşü.

    Bir çok kez altını çizmiş olduğum gibi Mesihi görüşünde ‘ölmüşler’ diye bir şey yoktur. Başka bir varlıksal koşula geçmişler vardır sadece. Bu iki bin yıllık bir süredir var olan bir inanç, yeni bir şey değil. Ve tabi ki bu inancın bu başka varlıksal koşula geçmiş olanlara tapmayla hiç bir alakası yoktur. Sadece kendileriyle hayattaki cemaat mensupları ile olduğu gibi irtibatta bulunmayla alakası vardır.

    Ama bu basit inanlı ile aziz arasındaki ayırımın bir sebebi daha vardır. Çok pratik bir sebep: ‘Mesihiyim’ diyen her birinin özde ille de Mesihi olamayacağı tespiti. Herhangi biri Mesihi olduğunu ilan edebilir ama sözlerdeki bir ilan o kişinin ille de gerçek bir Mesihi olduğu anlamına gelmez. İşte ‘aziz’ ayırımı Mesihiliği özde yaşamış olanlara işareten var olan bir ayırım.

    Tarih Mesihi olduklarını ilan edip de bir Mesih müridine hiç yakışmayan nice gaddarlıklarda bulunmuş olanlarla dolu. Birinin ‘Mesihiyim’ demesi hiç bir şey ifade etmez… kiliseye sık gitmesi, ayinlere günü gününe katılması, hatta ahlaki yasaları titizce uygulaması bile hiç bir şey ifade etmez kendiliğinden. Yeni Ahit anlatılarındaki Ferisiler de yasayı harfi harfine uygulamakta titiz kişilerdi hep ama insan vücuduna bürünmüş Tanrı Kelamı’nı tanıyamayıp çarmıha yollamış olanlar da onlardı aynı zamanda.

    Kadim gelenekli cemaatlerin inançları öyle yüzeysel nedenlerden yerleşmiş, yaşamış değildir. Kendilerine çok büyük bir anlama arzusu, dikkat ve zihin açıklığı ile yaklaşılmalı ki anlaşılabilsinler.

    Tabi bu gibi şeylerde ısrar etmeye de gerek yoktur. Herkes kendi vicdanınca yol alır hayatta. ‘Bir iki nasihatten sonra terket’ der Paulus. Sözlerle bir yerden sonra ilerlenebileceği yoktur. İsteyen ruhlar dünyasının varlığını yok saysın, tüm varoluşu bu şurdaki maddi hayatımızdan ibaret saysın. Meleküt alemini de yok saysın isterse. Vicdani tercihlere gem vurulamaz. Mesihilik tarihi bu gibi muhtelif inanç bölünmeleriyle dolu nasıl olsa. Şaşırtıcı bir şeyin olmuş olacağı yok. İyi niyetliye düşen bir iki söz etmesi, ondan sonrası Tanrı’nın takdirinde nasıl olsa.

    Benim burdaki konu ile ilgili yazılarım da zaten kadim gelenekli Mesihi cemaatlerinin hayat algılayışını anlaşılır kılma, kendileriyle ilgili yanlış anlaşılmaların önlenmesi amaçlı, şahsi imkanlarım el verdiğince. Kimseyi ikna etme niyeti ile yazılmış şeyler değil. Öyle ‘ağıl’ nüfusu arttırma gibi uğraşları gayetle sorunlu bulurum zaten. Söylenenlerin hepsi kardeşçe bir sunu ve paylaşım mahiyetinde sadece. : – )

    Esenlikler…

    #36467
    Anonim
    Pasif

    Tek şefaatimiz Rab İsa Mesih’tir. Tek yol O’dur. Çünkü O Gerçektir. Ve O içimizdedir. Rab Tanrı artık içimizdedir, MÜJDE!!!!….. O artık bizden uzak değil ki, biz O’ndan uzak değiliz ki… Biz birlikte yaşıyoruz, yüreğimizin tahtını Rab’be vermişiz. İç içe geçmişiz, sözlerimizi duymakta zorluk çekmiyoruz. Dolayısıyla hiç kimsenin aracılığına ihtiyaç yoktur. Bu yeni yaratılıştan önce de yoktu, Tanrı her zaman direk kendisine dua edilip , dileklerin dillendirilmesini istemiştir, emretmiştir. Çünkü diğer türlü yolların (azizlerden dua ederek, onlardan yardım isteyerek) ölümcül günah olduğu bildirilmiştir. Eğer siz hristiyan olmanıza rağmen, azizlere dua etmeyi ya da şefaat dilemeyi kabul ediyorsanız, Tanrı’nın İsa Mesih aracılığıyla insanlığa sunduğu Kendisiyle birlikte yaşama, Kendisinin içinde bulunduğu birer tapınağa dönüştürülme hediyesini, lütfunu elinizin tersiyle itmiş oluyorsunuz demektir.
    Şunu sormak istiyorum katolik ve ortodokslara; İSA MESİH’İN SUNMUŞ OLDUĞU LÜTUF, MÜJDE, VAATETTİĞİ YENİ YARADILIŞ NEDİR?… Bunun cevabını Kutsal Kitapta bulabilirsiniz. Ama yalnızca okumak bir işe yaramaz, önemli olan Rab’bin gerçeğini arayan samimi bir yürekle okumak, dua ile gerçeği Rab’den istemektir. Azizlerden değil!!… Rab’de samimi olan herkes GERÇEĞİ GÖRÜR, GÖRMEK İSTEMEYENLER BURDA YANLIŞ YOLLARINI DİLLENDİRMESİNLER BİLE.RAB’BİN KELAMI KESKİN BİR KILIÇ GİBİ KESİN VE NETTİR.

    @metin-kemal 21533 wrote:

    Saygıdeğer viran dede ;

    Bir olgunun kadim olması o olguyu doğru ve gerçek kılmaz. Yunanca Kutsal Yazılar “azizler” yani “mukaddesler” olarak Mesih’in kanı ile temizlenmiş İsa’nın o ilk takipçilerinin tümüne işaret eder. (Resullerin İşleri 9:32; II.*Korintler 1:1; 13:13) Kadınlar ve erkekler, cemaatte önemli bir konumda olanlar ve olmayanlar, hepsi yerde yaşarken “mukaddesler” olarak adlandırıldı. Onların Kutsal Yazılarca aziz olarak kabul edilmesinin ölümlerinden sonraya ertelenmiş olmadığı açıktır.

    Böyle olmakla birlikte, MS*ikinci yüzyıldan sonra Hıristiyanlık pagan dünyasında şekil alırken, Hıristiyanlığı, putperestlere cazip gelen ve onlar tarafından hemen kabul edilebilecek popüler bir din durumuna getirme yönünde bir eğilim vardı. Bu putperestler birçok tanrıya, yani panteona tapınmaktaydılar ve yeni din kesinlikle tektanrılıydı.

    Böylece, eski tanrıların, yarı-tanrıların ve mitolojik kahramanların yerini alabilecek “azizlerin” benimsenmesiyle bu uzlaşma sağlanabilecekti.

    Ekklisiastiki Istoria (Kilise Tarihi) adlı kitap şu yorumda bulunuyor:

    Bir başka kaynak, “azizlerin” Hıristiyanlığa nasıl sokulduğunu şöyle anlatıyor:

    Örneğin, MS dördüncü yüzyılın sonu gibi ileri bir tarihte Atina’daki durumu inceleyin. Bu kentte oturanların çoğunluğu hâlâ putperestti. Onların en kutsal ayinlerinden biri iki aşamalı bir kutlama olup her yıl şubat ayında Atina’nın 23 kilometre kuzeybatısındaki Eleusis şehrinde yapılan Eleusis Mysterionlarıydı. Bu gizli ayinlere katılabilmek için putperest Atinalılar Kutsal Cadde’den (Hiera′ Hodos′) geçmeliydiler. Şehrin yöneticileri onlara başka bir tapınma yeri sağlamakta çok yaratıcı olduklarını ortaya koydular. Putperestleri çekmek ve bu gizli ayinlere katılmalarını engellemek için aynı cadde üzerinde Atina’dan 10 km uzaklıkta Daphni manastırı yapıldı. Manastırın kilisesi Yunan tanrısı Daphnaios ya da Pithios Apollon’a adanmış eski mabedin temelleri üzerine inşa edildi.

    Put tanrılarının “azizlerin” onurlandırılmalarına uyarlanmalarının kanıtları Yunanistan’ın Kythera adasında da bulunabilir. Adanın en yüksek noktalarından birinde—biri “Aziz” George’a diğeri Bakire Meryem’e adanmış—iki küçük Bizans kilisesi vardır.

    Kazılar burada hemen hemen 3.500 yıl önce tapınma yeri olarak hizmet eden bir Minos tepe sunağı olduğunu ortaya çıkarmıştır. MS altıncı ya da yedinci yüzyılda “Hıristiyanlar” “Aziz” George küçük kilisesini tam bu tepe sunağının yerine diktiler. Bu büyük ölçüde simgesel bir manevraydı; çünkü bu gelişmiş Minos dini merkezi Ege’nin deniz yollarının denetimini elinde tutuyordu. Bakire Meryem’in ve “denizcilerin koruyucusu” “Aziz” Nikola ile aynı günde kutlanan “Aziz” George’un bereketini garanti altına almak amacıyla iki kilise yapıldı. Bu bulguyu anlatan bir gazete, dinsel hizmeti yerine getirmek için “bugün bir [Yunan Ortodoks] papaz dağa tıpkı eski çağlarda bir Minos kâhininin yaptığı gibi çıkar!” diye yazdı.

    Bir tarih araştırmacısı paganizme yönelen sözde Hıristiyanlığın putperest Yunan dininden ne ölçüde etkilendiğini özetleyerek şunlara işaret ediyor: “Hıristiyan dininin putperest altyapısı, geleneklerin kalıcı niteliğini doğrulayarak, yaygın inançlarda çoğu kez değişikliğe uğramadan kalmıştır.”

    Milyonlarca insan “azizlerin”, iman edenlere özel bir güç verebileceğine inandığından, kutsal emanetleri kullanarak ya da aracı olarak bu kişilere yakararak onlara onur veriyor. Acaba kutsal yazılarda böyle bir öğreti var mı? İsa Dağdaki Vaazında takipçilerine Tanrı’ya nasıl yaklaşacaklarını öğretti: “İmdi siz şöyle dua edin: Ey göklerde olan Babamız, ismin mukaddes olsun.” (Matta 6:9) Dualar uygun bir şekilde, sadece Tanrı’ya yöneltilmelidir.

    Bazı ilahiyatçılar, “azizlerin” aracı olması gerektiğini kanıtlamak için Romalılar 15:30,*31’de yer alan şu sözleri kullanırlar: “Ey kardeşler, Rabbimiz İsa Mesih için ve Ruhun sevgisi için size yalvarırım, . . . . Allaha benim için dualarda benimle beraber cehdedin.”

    Pavlus iman edenleri kendisine dua etmeye ya da Tanrı’ya yaklaşırken kendi adını kullanarak yalvarmaya mı teşvik ediyordu? Hayır. Kutsal Kitapta, gerçek azizler ya da mukaddesler için dua edilmesi teşvik edilse de, Tanrı hiçbir ayette bu mukaddeslere doğrudan ya da onların aracılığıyla dua etmemizi emretmez.—Filipililer 1:1,*3,*4.

    Bununla birlikte, Tanrı dualarımız için bir Aracı atamıştır. İsa Mesih “Yol ve hakikat ve hayat benim” dedi. “Ben vasıta olmadıkça, Babaya kimse gelmez.” İsa şunları da söyledi: “Benim ismimle her ne dilerseniz, onu yapacağım; ta ki, Baba Oğulda taziz olunsun. Eğer benim ismimle bir şey dilerseniz, ben onu yapacağım.” (Yuhanna 14:6, 13,*14) Baba’nın, İsa’nın adıyla sunulan duaları dinlemeyi istediğine emin olabiliriz.Kutsal Kitap İsa hakkında şunları der: “Kendi vasıtası ile Allaha yaklaşanları tamamen kurtarmağa kadirdir, çünkü onlar için şefaat etmek [aracılık etmek, Yeni Çeviri] üzre daima yaşamaktadır.”—İbraniler 7:25.

    saygılarımla

15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 26)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.