• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23509
    Anonim
    Pasif

    Düşünür Bertrand RUSSELL, ” Neden Bir Hristiyan Değilim ? ” adlı kitabında, ” Tarihsel açıdan Mesih’in var olup olmadığı konusu belirsizdir, ayrıca O yaşamış olsa bile O’ na dair hiçbir şey bilmiyoruz ” görüşünü savunur ( Russell, WIANC, 16 ).

    Günümüzde RUSSELL’in bu radikal savını destekleyecek çok fazla bilgili kişi bulmak oldukça zordur. Birçokları bu konuda sorular sorar ve Kutsal Kitap’ta İsa Mesih’e dair yazılanlar konusunda kuşku duyar, ancak İsa Mesih’in asla varolmadığına ya da olsa bile O’nun hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığımız görüşünde olanların sayısı çok azdır.Hristiyanlıktan tümüyle nefret eden Amerikalı devrimci Thomas PAINE bile Nasıralı İsa’nın tarihselliğini vurgulamıştır.

    PAINE, İsa Mesih’in tanrısallığına dair Kutsal Kitap bildirilerinin mitolojik olduğuna inanmasına rağmen O’nun gerçekten yaşamış olduğundan kuşku duymamıştır. PAINE şöyle açıklar: ” O ( İsa Mesih ) erdemli ve sevecen biriydi. O’nun öğrettiği ve uyguladığı manevi değerler iyiliğe dayanıyordu.Benzer manevi değerlere sahip olan farklı dünya görüşleri, dünya tarihi boyunca Konfiçyus, Quakers ve Yunanlı filozoflar ve diğerleri tarafından insanlığa duyurulmuştur, ancak bunların hiçbiri O’nun getirdiği manevi değerlerin üzerinde olamamıştır. ” ( Paine, CWTP, 9 ).

    Çok ender olsa da, aynen RUSSELL gib, tüm kanıtlara rağmenİsa Mesih’in hiç var olmadığını ısrarla iddia eden kişilere rastlarım. Amerika’nın orta batı bölgesindeki bir üniversitede düzenlenen münazarada, RUSSELL’e benzer bir kişiyle karşılaşmıştım. Bu tartışmada karşıt görüşleri savunan konuşmacı İlerici İşci Partisi’nin ( Marksist ) New York eyaletinden kongre adayı idi ve sözlerine şöyle başladı: ” Günümüzün tarihçileri nihayet İsa’nın tarihi bir kişilik olduğu görüşünü bir kenara bırakmışlardır. ” Duyduklarıma inanamıyordum. Ancak karşımdaki bayanın bunları söylemesine bir yandan da sevindim, çünkü bana, 250 öğrenci karşısında tarih konusundaki ev ödevini yapmadan geldiğini kanıtlamak fırsatını vermişti.

    Eğer ödevine biraz olsun çalışmış olsaydı, Manchester Üni,versitesi Kutsal Kitap Eleştirisi Bölümü profesörü F. F. BRUCE’un bu konudaki sözlerini biliyor olurdu: ” Bazı yazarlar imgelerindeki ‘ Mesih efsanesi ‘ ile oyalanabilirler, ancak tarihsel kanıtlar karşısında aynı şeyi yapmaları olanaksızdır.” Tarafsız bir tarihçi için İsa mesih’in tarihselliği, Julius Sezar’ın tarihselliği kadar belitseldir. ‘ Mesih- efsanesi ‘ kuramlarını üretenler tarihçiler değildir ” ( BRUCE, NTDATR 72, 119 )

    Otto BETZ şu görüşünde çok haklıdır: ” Hiçbir saygın ( hatırı sayılır ) araştırmacı İsa Mesih’in tarihte yer almamış olduğu varsayımında bulunma cesaretini göstermemiştir. ” ( BETZ, WDWKAJ, 9 )

    İsa’nın tarihselliği sadece hristiyanları ilgilendiren bir konu değildir. Hristiyanlık inancı tarihle kaynaşmıştır. yeni Antlaşma araştırmacısı Donald HAGNER şöyle yazar:
    Gerçek hristiyanlık, yani Yeni Antlaşma metinlerindeki hristiyanlık kesinlikle tarihe bağlı bir yapıya sahiptir. Yeni Antlaşma’nın özünde şu inanç bildirgesi yatar: ” tanrı insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı ” ( 2. Ko. 5:19 ) Hristiyan inancının temelinde, İsa mesih’in beden alışı, ölümü ve dirilişinin zamansal ve mekansal bir boyutta gerçekleştiği, yani tarihsel bir gerçek olduğu yatar. Kanımca hristiyanlığın en iyi tanımlaması, Yeni Antlaşma yazarlrının, İsa Mesih’te tamamlandığını vurguladıkları Tanrı’nın tarih içindeki eylemlerinin duyurulması, onlardan sevinç duyulması ve bunlara paydaş olunmasıdır. ( Hagner, NTCJ 73, 74 ) { Josh McDowell }


    İsa Mesih’in Tarihi Kişiliğine Dair Seküler Tanıklıklar

    ” Seküler ” ( Dünyasal ) sözcüğüyle ” putperest “, hristiyan olmayan, Yahudi olmayan ve genel olarak Hristiyanlık karşıtı olanları kastediyorum.Eski çağ seküler yazarlarının birçoğu İsa Mesih ve başlattığı hareketten söz ederler.Onların çoğunlukla Hristiyanlık’a karşı olmaları iyi birer tanık olmalarını sağlar, çünkü dini bir önderin ve küçümsedikleri öğretilerin çevresinde gelişen olayların tarihselliğini kabul etmekle hiçbir kazanç sağlamazlar.

    Cornelius Tacitus

    Haberrnas’a göre, ” Cornelius Tacitus ( yaklaşık İS. 55-120 ) altının üzerinde Roma İmparatoru döneminde yaşamış olan Romalı bir tarihçidir. Kendisine antik Roma çağlarının ” en büyük tarihçisi ” unvanı verilmiştir ve araştırmacılar tarafından manevi değerler açısından ” dürüst ve saf bir iyilik ” taşıyan bir kişilik olarak kabul edilmiştir ( Habermas, VHCELJ, 87 ). Tacitus’un en övgüye değer eserleri Annals ( Yıllıklar ) ve Histories’dir ( Tarihler ), Annals, Augustus’un ölümünden (İS. 14 ) Nero’nun ölümüne ( İS. 68 ) dek olan dönemi kapsarken; Histories, Nero’nun ölümünden Domitianus’un ölümüne kadar olan dönemi kapsar ( İS. 96 ) ( Habermas, VHCELJ,87 ).

    Nero’nun hükümdarlığı dönemi konusunda yazan Tacitus, İsa Mesih’in ölümünden ve Roma’daki Hristiyanların varlığındaan söz etmektedir. İsa Mesih’in ismini ” Christus ” olarak yazması, o dönemde putperest yazarların yaptığı olağan bir yalnıştı.

    Bütün esenlik insandan gelmediği gibi, bütün ödülleri de prens sunamaz, aynı şekilde, tanrıları yatıştırmak için yapılan tüm kefaret sunuları da Roma’daki büyük yangının emrini verdiğine inanılan Nero’yu kurtaramaz. Buna karşılık bu söylentileri bastırmak isteyen Nero, suçu Hristiyan olarak adlandırılanve herkesce nefret edilen bir takım kişilerin üzerine yıktı ve onları en korkunç işkencelerle cezalandırdı.Bu ismin kaynağı olan Christus isimli bir kişi Tiberius’un hükümdarlığı sırasında Yahuda bölgesi valilerimizden olan Pontius Pilatus tarafından ölümle cezalandırılmıştır. Bu tehlikeli boş inanç, o an için bastırılmış olsa bile tekrar ilk başladığı yer Yahuda’da da baş göstermiş;hatta Roma kentinde bile yayılmaya başlamıştır. ( Annals ” Yıllıklar ” XV, 44 )

    Norman Anderson bu metinde Diriliş’e dair ima görür ve bu konuda şöyle yazar:Burada Tacitus’un söz ettiği, o an için bastırılmış olsa bile sonradan yayılmaya başlayan tehlikeli boş inanç büyük olasılıkla ilk dönem kilisesinin inandığı çarmıha gerilen İsa’nın ölümden dirilişidir. Tacitus, dolaylı ve bilinçli olmayarak bu gerçeğe tanıklık etmiştir ( Anderson , IC, 20 ) { ” Hüküm Gerektiren Yeni Kanıtlar ” – Haziran 2008 }



    F. F. Bruce,şu ilginç noktayı ele alır: ” Platus’un adı bu metin hariç elimize ulaşam hiçbir putperest kaynaklı belgede yer almamaktadır. Bu olayı aslında tarihin bir ironisi olarak kabul edebiliriz; çünkü adının geçtiği tek belgede putperest bir tarihçi, ondan Mesih’e verdiği ölüm cezası nedeniyle söz etmektedir. Tacitus bir an için bile olsa Hrisityanlar’ın,”… Pontius Pilatus zamanında acı çekti ” inanç bildirgesi ile aynı noktada birleşmiştir.” ( Bruce,JCDCNT, 23 ).

    Cambridge Üniversitesi profesörlerinden Markus Bockmuehl, Tacitus’un beyanlarının bizlere o çağda yaşamış olan ünlü Romalı bir tarihçinin tanıklığını sunduğuna dikkat çeker: “İsa’nın yaşadığına ve Yahuda’da hükümranlık döneminde , Pontius Pilatus’un ( İ.S. 26-36 ) valiliği sırasında ölümle cezalandırıldığına dair bağımsız bir kaynaktan onaylama. Yazıldığında bu tür amaç gütmemiş olsa bile, ara sıra ileri sürülmeye çalışılan iki kuramın – Nasıralı İsa’nın asla var olmadığı ve Roma yönetimi tarafından uygulanan ölüm cezasıyla ölmediği – çürütülmesinde son derece yararlı olmuştur ( Bock – muehl, TJMLM, 10, 11 ). { J. McDowell }

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    Dünyayı kazansan neye yarar ? isasiyahbeyaz

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.