ANASAYFA Forum İNCİL’den Bugünkü İnciler… (Devotionals) İsa’nın duası: "Baba, onlara bağışla!"

  • Bu konu 3 izleyen ve 4 yanıt içeriyor.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26150
    Anonim
    Pasif

    İsa’nın Duası: ‘Baba, onları bağışla!’

    Kötü fikirlere tutsaklığımızda, Kurtarıcımız Mesih İsa’nın Baba Allah’a, ‘Baba, onlara bağışla’ yakarışını bugün farklı bir bakış açısından seyrederken geçmişimde yaşadığım bir kurtuluşu hatırladım. Toplumumuzda ağızdan ağıza dolaşan, ‘Allah’a iman etmeyen kafirdir’ fikrine benim tutsaklığım yıllarca sürmüştü! Kafir olmayayım diye Allah’a inanmağa kendimi zorladım ve kendimi imanlı olmağa şartlandırdım. Bu imana kavuştuğumu zannederken zaman zaman karşılaştığım deneyimlerde şüphelere düştüm! Halbuki Allah’a gerçek imanda şüphenin barınmaması gerekir. Allah’a inancımda uzun yıllarca yaşadığım çelişkilerle rahatsızlanarak çok yorgun hallere düştüm.

    Neden yüreğimi Allah’a açamıyordum acaba? İnsanların beni inançsızlığımdan dolayı yargılamalarından korktuğum gibi, Allah’a saygısızlık etmiyeyim diye de, yüreğimi insanlara açamadığım gibi, Allah’a da, açamıyordum. Yani bir korkum vardı! Ve yıllarca bu acıyı kimseyle paylaşamadım. Bir akşam vakti, Kurtarıcı Mesih İsa’nın İNCİL’de yazılı şu sözü hatırıma geldi:

    ‘Allah’ın işi şudur; O’nun gönderdiği adama iman edesiniz’ (Yuhanna 6:29). Hatırıma gelen bu göksel sözle düşünürken, ruhsal anlayışım oldu! Farkettim ki, kendi çabamla oluşturduğum iman, Allah’ın işi değildi! İsa’nın hatırıma gelen sözüne dayanarak cesaret buldum ve inançsız yüreğimi Allah’a açtım. Kendi işini bende başlatmasını diledim! İçime Mesih İsa imanı doldu! Allah’ı hoşnut eden bu imanın gerçek iman olduğunu ilahi bilinçle bildim! Bu imanın Allah’ın bildirisi olduğunu şimdi özgürce düşünüyorum. Yıllarca zihnime egemen olmuş ve beni çelişkiye düşürmüş ‘Allah’a iman etmeyen kafirdir’ fikri, İsa Mesih’in o haçtan Baba’ya, ‘Baba, onlara bağışla’ yakarışına bir yanıt olarak, Allah’tan aldığım o İNCİL sözünün bana bağışlaması ile kökünden sökülüp atılmıştır!

    Evet sevgili kardeşim ve kızkardeşim, Kurtarıcımız Rab İsa Mesih’in o haçta çektiği acılarla Baba’ya bizim yararlanmamız için ettiği duaya karşılık aldığımız esinler, Baba’nın bize bağışlarıdır! Pazar günü klilisede bir kardeşten dinlediğim bir vaaz esnasında, ‘Allah’a iman etmeyen kafirdir’ fikrinden geçmişte nasıl kurtulmuş olduğumu hatırlayarak Kurtarıcım Rab İsa Mesih İsa’ya içimden coşkun bir sevinçle hamdettim. İsa Mesih, gerçek Rab ve gerçek Kurtarıcı’dır! Ve şu sözünü boşa söylememiştir:

    ‘Semavi Baba’mın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir’ (Matta 15:13).

    ‘Allah’a iman etmeyen kafirdir’ fikri de, zihnimden ve kalbimden öyle sökülmüştür! Kurtarıcımız Rab İsa Mesih’in doluluğundan Kutsal Ruh’un aldığı fikirleri içimizde estirmesi ile, Allah’tan olmayan fikirlerden ve saplantılardan halen özgür ediliyoruz! Kurtarıcımızın İNCİL’de yazılı ‘deliceler’ benzetmesini de, anti mesih düşüncelerle ilgili buluyorum! (Matta 13:24-30). Aldığımız ve daha da, alacağımız Mesih Ruhu esinleri ile kötü fikirler zihnimizde artık barınamıyorlar!

    Evet sevgili kardeşim ve kızkardeşim, eğer Allah’a iman edemiyorsan, bu iman, semavi Babamızın dikmediği bir fidan, ya da, delice olduğu içindir. Yüreğini Baba’ya açarsan, kendini O’nun önünde alçaltmış olursun. Rab, yüreklerini kendisine açanlara Kendinden olanları cömertçe bağışlar! İsa Mesih’in vaatlerine dayan; Mesih İsa imanına kavuşacaksın.

    Amin.

    #32787
    Anonim
    Pasif

    imif-1940;13548 wrote:
    Yüreğini Baba’ya açarsan, kendini O’nun önünde alçaltmış olursun.


    Aslında bu cümle imana dair bir ‘Ön şart’ gibi yazılmışsa da izâha muhtaç görünüyor. Maksadım asla hatâ aramak değildir. Anlamak da zorlandığım bir hususu belirtmek istedim.

    İnsan çok sevdiği güvendiği bir arkadaşına sırrını açıp da ondan biir ölçü de destek beklediğinde, kendisini arkadaşı karşısında ‘Alçaltmış’ mı olur, yoksa bu durum iki kişi arasındaki samimiyet ve güvenin bir tezâhürü müdür ?

    Sırların paylaşımı o kişiler arasında ki samimiyet ve güveni daha da perçinlemez mi ?

    İnsan Yaradanına muhtaç olduğunun farkında olarak ve sadece O’nun yardımına muhtaç olarak Tanrı önünde eğilip dua ederse, bu insanı alçaltmaz; yüceltir. Bu yücelik önünde boyun eğilen Yüce Zât’ın ihtişâmından kaynak bulur.

    Bir çok insan dünyanın gelip geçici zevklerine aldanarak Tanrıdan uzak bir hayat yaşarken, elde ettiği başarılara ve servetine, hattâ bir süre sonra elinden gidecek olan sıhhatine güvenerek Yaradanı hiç aklına dahi getirmezken; başka bir insanın Tanrı’nın yüceliğinin şuurunda olması, sadece Rabbe güvenip dayanması, nasıl olur da kendini alçaltmak olur ?

    Tanrı önünde boyun eğişi ‘Alçalma’ olarak görüp; daha sonra da “Tanrı’ya imân” dan bahsetmek arasındaki çelişkiyi çözebilmiş değilim.

    Ben İsa Mesih’e yeni imân ettim. O’na dâir hiç şüphem yok çok şükür. Ama kendime , nefsime güvenim yok. Çok ince bir tel’in üzerinde yürüyor gibiyim. Her an ayağım kaydı, kayacak korkusu ile yaşıyorum. Biz O’nu bulmadık. O, bizi kendi sevgisi ile buldu. Bu durum da tekrar kaybolursak yine O’nun merhametinden başka güvencemiz mi var ?

    Dünya’nın en yüce, en muhteşem şeyi; İsa Mesih’i anlamak, O’nu sevmek ve emrettiği yolda yürüme noktasında çaba sarfetmektir. Hakiki imân; İsa Mesih den uzak olup da tüm mükevvenâta sahip olmaktansa, elbisesi üzerinde hep onunla kalan bir toz olmayı yeğllemektir.

    Yücelik sadece Yaradana mahsustur. Bizim nefsimiz de bir üstünlük olmayacağı gibi, Rabbe yaklaşmak süretiyle kendimizi alçaltmaz, değerli hale getiririz. ‘Alçaltma’ düşüncesi Orta Çağ Avrupasında görülen feodal kültürün bir ürünüdür.

    Bir müslüman arkadaş şöyle demişti.

    “Ahır’da çalışanın üzerine sinen koku ile; gül bahçesinde çalışanın üzerine sinen koku aynı değildir.”

    Teşbihte hata olmaz; insan Tanrıya yaklaştıkça üzerinde ‘Tanrı kokusu’ oluşur.

    Bu nasıl bir ‘Alçalma’ dır ?

    Böyle alçalmaya can kurban….

    Eğer bahse konu olan sözden kasıt insanın kendi aczini görüp, gücün gerçek sahibine boyun eğmesi ise yanlış anlamalara sebep olmamak için, başka tanımlamaların kullanılması daha münâsip olur diye düşünmekteyim.

    Saygılar.

    #32788
    Anonim
    Pasif
    Quote:
    İnsan Yaradanına muhtaç olduğunun farkında olarak ve sadece O’nun yardımına muhtaç olarak Tanrı önünde eğilip dua ederse, bu insanı alçaltmaz; yüceltir. Bu yücelik önünde boyun eğilen Yüce Zât’ın ihtişâmından kaynak bulur.

    Sevgili A’raf kardeşim,
    Her dönemde insanlar Rab’den uzak kendi başlarına buyruk yaşamıştır, bir kısmı da yaşamları ve yürekleri Rab’den uzak olup dindarlıklarıyla, kendi dinsel işleriyle övünerek gururlanmışlardır. Tanrı bu tür yaklaşımları gösteren kişilerden uzaktır. O, kendisini tüm yürekleriyle arayanlara, Rab’be muhtaç olduklarını, Onsuz asla bir şey yapamayacaklarını anlayanlarla, günahlı olduklarını kabul edip Tanrı’nın önünde diz çökerek O’nu yaşamlarına alanlarla ilgilenir, onlara merhamet eder. Bunu yapanlar, gururlarını, kendi dinsel kurallarını bir kenara bırakıp, alçakgönüllülükle Tanrı’nın önüne gelmiş, yüreklerini O’na açmışlardır, kendilerini alçaltımışlardır. Kutsal Kitap’ta Tanrı:

    ‘Her kim kendisini yükseltirse alçaltılacaktır, her kim kendisini alçaltırsa yükseltecektir’ demektedir.

    Sevgilerle

    #32789
    Anonim
    Pasif
    Quote:
    İnsan Yaradanına muhtaç olduğunun farkında olarak ve sadece O’nun yardımına muhtaç olarak Tanrı önünde eğilip dua ederse, bu insanı alçaltmaz; yüceltir. Bu yücelik önünde boyun eğilen Yüce Zât’ın ihtişâmından kaynak bulur.

    Sevgili A’raf kardeşim,
    Her dönemde insanlar Rab’den uzak kendi başlarına buyruk yaşamıştır, bir kısmı da yaşamları ve yürekleri Rab’den uzak olup dindarlıklarıyla, kendi dinsel işleriyle övünerek gururlanmışlardır. Tanrı bu tür yaklaşımları gösteren kişilerden uzaktır. O, kendisini tüm yürekleriyle arayanlara, Rab’be muhtaç olduklarını, Onsuz asla bir şey yapamayacaklarını anlayanlarla, günahlı olduklarını kabul edip Tanrı’nın önünde diz çökerek O’nu yaşamlarına alanlarla ilgilenir, onlara merhamet eder. Bunu yapanlar, gururlarını, kendi dinsel kurallarını bir kenara bırakıp, alçakgönüllülükle Tanrı’nın önüne gelmiş, yüreklerini O’na açmışlardır, kendilerini alçaltımışlardır. Tanrı da onları bağışlamış, kutsamış ve kutsal kılıp yüceltmiştir. Kutsal Kitap’ta Tanrı:

    ‘Her kim kendisini yükseltirse alçaltılacaktır, her kim kendisini alçaltırsa yükseltecektir’ demektedir.

    Bunun en büyük örneğini İsa Mesih’in yaşamında görüyoruz. O, kendisini alçalttı. Gökteki tahtını, yüceliğini ve görkemini bir kenara iterek insan bedenine bürünerek kul sureti aldı, dünyamıza geldi, acı çekti, dövüldü, yüzüne tükürüldü ve korkunç bir şekilde canını verdi. Neden? Günahlı olan biz insanları ölüm ve cehennem yargısından kurtarmak için. İsa Mesih bunu yaptı. Kendisini alçaltmışlığın bundan daha büyük bir örneği olabilir mi?

    Sevgilerle

    #32797
    Anonim
    Pasif

    @Rüzgar 13552 wrote:

    Bunu yapanlar, gururlarını, kendi dinsel kurallarını bir kenara bırakıp, alçakgönüllülükle Tanrı’nın önüne gelmiş, yüreklerini O’na açmışlardır, kendilerini alçaltımışlardır.

    Bakınız; alçak gönüllü olmak ile, kendini alçaltmayı birbirine karıştırmayın.

    Alçak gönüllülüğün arka plânında merhamet vardır, yardımlaşma duygusu vardır, Tanrı’ya sevgi vardır. Bunlar insanı alçaltmaz, yüceltir.

    İsa Mesih’e atfedilen ‘Kendisini alçalttı’ ifâdesi, kendi içinde bir mantığa sahiptir. Ama o mantık bize uymaz. İsa Mesih tek tir. O’nun gibi hiç kimse yeryüzüne gelmemiştir. Ama bizim gibi milyarlarcası geldi, daha niceleri gelecek kimbilir ?

    İsa Mesih’in alıntıladığınız sözle; gurura kapılmanın, böbürlenmenin, başkalarıyla alay etmenin ne kadar kötü olduğunu vurgulamaktadır.

    ‘Kendini alçaltma’ düşüncesi, insanlar arası ilşkiler için kullanıldığında yerine göre doğru olabilir. İsa Mesih bütün yüceliğine rağmen öğrencilerinin ayaklarını yıkamıştı. Şimdi bir başbakanın veya valinin makam şoförüne bir bardak su ikram etmesi hizmet hiyerarşisi bakımından olması gerekene ters bir durumdur. Ama aynı zanmanda bir alçak gönüllülüktür. İnsanlar arasında bu tür davranışlar sebebiyle birisine ‘Kendisini alçalttı’ denirse, bunu anlarım.

    Ama insan kendisini yaradana boyun eğerek kendisini alçaltmış olmaz. Çünki; ihtiyaç halinde olan, hiç bir şeye ihityaç duymayana yönelmiştir. Doğru olan yapılmış, insan Tanrı karşısndaki âcizliğinin farkına varmıştır. Bu farkına varma durumunu ‘Kendini alçaltmak’ olarak almamak gerekir.

    Tam tersi; Tanrı’ya karşı nakörlük, kibirlenme, büyüklenme gibi davranışlar insanı alçaltır. Çünki Tanrı bu davranışları sergileyenleri sevmez.

    Bu alçalmaya şeytan tipik bir örnektir.

    İnsan Tanrıyı hoşnud edecek davranışlar sergileyerek nasıl olur da kendisini alçaltmış olur ; anlamak mümkün değil.

5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.