"İsa sadece bir peygamber midir?" ve "Meryemcilik"

  • Bu konu 3 izleyen ve 2 yanıt içeriyor.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27548
    Anonim
    Pasif

    İsa Mesih sadece bir peygamber midir?

    “İsa sadece bir peygamberdir!”. Bu sözü söyleyen İslam alemidir. Müslümanlar ısrarla İsa Mesih’in sadece bir peygamber olduğunu savunmaya çalışıyorlar. Bu yazıda, Kuranın İsa Mesih hakkındaki iddiasını okuyup, İsa’yı diğer peygamberlerle karşılaştıracağım.

    “Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.”
    (Kuran – Maide 75) [1]

    Bu ayette iki noktayı vurgulamak istiyorum.

     İsa diğer peygamberlerden farkı yok muydu?
     Biz (Hristiyanlar), İsa Mesih’in annesinin Tanrıça olduğunu mu iddia ediyoruz?

    A. İsa’nın diğer peygamberlerden farkı.

    1) Bütün peygamberler günah işlediler. Bu yazıda sadece 2 peygamberi örnek göstereceğim, İbrahim ve Musa.

    İbrahim’in günahı, yalan söylemek: Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti. Mısır’a yaklaştıklarında karısı Saray’a, “Güzel bir kadın olduğunu biliyorum” dedi, “Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‘Bu onun karısı’ diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar. Lütfen, ‘Onun kızkardeşiyim’ de. Öyle ki, senin sayende bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.” (Tevrat – Yaratılış 12:10-13)

    Musa’nın günahı, adam öldürmek: Musa büyüdükten sonra bir gün soydaşlarının yanına gitti. Yaptıkları ağır işleri seyrederken bir Mısırlı’nın bir İbrani’yi dövdüğünü gördü. Çevresine göz gezdirdi; kimse olmadığını anlayınca, Mısırlı’yı öldürüp kuma gizledi. (Tevrat – Mısırdan Çıkış 2:11-12)

    İsa Mesih günahsızdı: «O, günah işlemedi, ağzından hileli bir söz çıkmadı.»
    (İncil – 1.Petrus 2:22)

    2) Bütün diğer peygamberler gibi, İbrahim ve Musa da öldüler.
    İbrahim’in ölümü: İbrahim yüz yetmiş beş yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı. Kocamış, yaşama doymuş, iyice yaşlanmış olarak son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu. Oğulları İshak’la İsmail onu Hititli Sohar oğlu Efron’un tarlasında Mamre’ye yakın Makpela Mağarası’na gömdüler. İbrahim o tarlayı Hititler’den satın almıştı. Böylece İbrahim’le karısı Sara oraya gömüldüler. (Tevrat – Yaratılış 25:7-11)

    Musa’nın ölümü: Sonra Musa’ya şöyle dedi: “İbrahim’e, İshak’a, Yakup’a, ‘Senin soyuna vereceğim’ diye ant içtiğim ülke budur. Ülkeyi sana gösterdim ama oraya gitmeyeceksin.” Böylece RAB’bin sözü uyarınca RAB’bin kulu Musa orada, Moav ülkesinde öldü. RAB onu Moav ülkesinde, Beyt-Peor karşısındaki vadide gömdü. Bugüne dek mezarının nerede olduğunu kimse bilmiyor. Musa öldüğünde yüz yirmi yaşındaydı; ne gözleri zayıflamıştı, ne de gücü tükenmişti. (Tevrat – Y.Tekrarı 34:4-7)

    İsa Mesih öldü ve dirildi, sadece ruhsal olarak değil, bedensel olarak ta dirildi: Korkuya kapılan kadınlar başlarını yere eğdiler. Adamlar ise onlara, «Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz?» dediler. «O burada yok, dirildi. Daha Celile’deyken size ne söylediğini anımsayın. (İncil – Luka 24:5,6)

    İsa şu cevabı verdi: «Bu tapınağı yıkın, üç günde onu yeniden kuracağım.» Yahudiler, «Bu tapınak kırk altı yılda yapıldı, sen onu üç günde mi kuracaksın?» dediler. Ama İsa’nın sözünü ettiği tapınak kendi bedeniydi. (İncil – Yuhanna 2:19-21)

    Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim. Şöyle ki, Kutsal Yazılar uyarınca Mesih, günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi.
    (1.Korintliler 15:3,4)

    Diğer dinlerin önderleri, Buddha ve Muhammed bin Abdullah gibi kişiler öldüler ve dirilmediler.

    Buddha’nın ölümü: Aslında Buddha’nın ölüm tarihi pek belli değil. Bir çok kişi farklı tarihler vurgulamaktadır. Örneğin bazıları Buddha’nın, M.Ö 483 yılında öldüğünü iddia ediyorlar [2].
    Bazıları, M.Ö. 486 ya da M.Ö. 483 yılında öldüğünü iddia ediyorlar. Bazıları ise Buddha’nın M.Ö. 411-400 yılları arasında öldüğünü düşünüyorlar [3]. Bütün bu araştırmacıların ve düşünürlerin ortak noktası şudur ki, Buddha öldü ve dirilmedi.

    Muhammed ibn Abdullah’ın ölümü: İslam dininin kurucusu olan bu kişi, 8 Haziran 632 yılında ölmüştür ve dirilmemiştir.

    İsa Mesih ise, fiziksel olarak öldü ve fiziksel olarak dirildi: Korkuya kapılan kadınlar başlarını yere eğdiler. Adamlar ise onlara, «Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz?» dediler. «O burada yok, dirildi. Daha Celile’deyken size ne söylediğini anımsayın. (İncil – Luka 24:5-6)

    Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim. Şöyle ki, Kutsal Yazılar uyarınca Mesih, günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi. Kefas’a, sonra Onikilere göründü. Daha sonra da beş yüzden çok kardeşe aynı anda göründü. Onların çoğu hâlâ yaşıyor, bazılarıysa öldüler. Bundan sonra Yakup’a, sonra bütün elçilere ve en son, zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü. (İncil – 1.Korintliler 15:3-8)

    Onikilerden biri, İkiz diye anılan Tomas, İsa geldiğinde onlarla birlikte değildi. Öbür öğrenciler ona, «Biz Rab’bi gördük!» dediler. Tomas ise, «O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam» dedi. Sekiz gün sonra İsa’nın öğrencileri yine evdeydiler. Tomas da onlarla birlikteydi. Kapılar kapalıyken İsa gelip ortalarında durdu, «Size esenlik olsun!» dedi. Sonra Tomas’a, «Parmağını uzat» dedi, «ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol!» Tomas O’na, «Rabbim ve Tanrım!» diye cevap verdi. İsa ona, «Beni gördüğün için mi iman ettin?» dedi. «Görmeden iman edenlere ne mutlu!» (İncil – Yuhanna 20:24-29)

    B. Biz (Hristiyanlar) İsa’nın annesi Meryem’in Tanrıça olduğuna mı inanıyoruz?

    Bu sorunun cevabı kesinlikle “hayır!”dır. Hıristiyanlıktaki üçlü birlik kavramının içinde tanrıça, ya da anne kavramı yoktur. Üçlü birlik şöyledir; Baba Oğul ve Kutsal Ruh. Protestan teolog olan Alman Philip Schaff, bu konu hakkında şunları söylemiştir.

    “Çok cahilce ya da bilerek ve isteyerek saptırma yoluyla, Muhammed Hristiyanların üçlübirlik kavramını, Baba Meryem ve Oğul olarak düşünmüştür. Kutsal Ruh ise Cebrail olarak tanımlanmıştır. “Tanrı’nın annesi” olarak Meryem’e tapma düşüncesi, çok ilginç bir hatadır. Bu düşünce dördüncü yüzyılda Arabistan’da bulunan Collyridians isimli fanatik bir tarikatın, Mary (Meryem) Epiphanius’a tapınmasıyla ortaya çıktı.” [4]

    İncil’in hiçbir yerinde, Hristiyanların Meryeme tanrıça ya da “tanrı’nın annesi” ismini takmadığı açıktır. Hristiyanlar sadece yeri göğü yaratan Tanrı’ya tapar. Bu taptığımız Tanrı üçlübirliktir yani, Baba Oğul ve Kutsal Ruh!

    Çünkü sünnetlileri imanları sayesinde, sünnetsizleri de aynı imanla aklayacak olan Tanrı tektir. (İncil – Romalılar 3:30)

    Dipnotlar.
    [1] Kuran, Diyanet Meali Maide suresi 75. ayet.
    [2] L. S. Cousins (1996), “The dating of the historical Buddha: a review article”, Journal of the Royal Asiatic Society (3)6(1): 57–63.
    [3] The Date of the Historical Śākyamuni Buddha (2003) Edited by A. K. Narain. B. R. Publishing Corporation, New Delhi.
    [4] (Philip Schaff, History of the Christian church, Cilt 4, Bölüm 3)

    Sevgiler

    #36586
    Anonim
    Pasif

    Paylaşım için teşekkürler, gerçekten uzun zamandır benimde aklımı kurcalayan bir konu hakkında daha bilgi sahibi oldum.

    #36591
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Burock, İsa Mesih’in kim olduğunu anlayabilmek için ‘peygamberlik’ kavramı ile ‘mesih’lik kavramlarının arasındaki farkı da bilmek gerekir. İsa ‘mesih’tir, ‘peygamber’ değildir.

    Mesih tüm insanlık tarihinde sadece bir kez gelen biridir ve yaradılmış dünya ile Yaradan’ın arasındaki bağı teşkil eder. Dolayısıyla Mesih’in hayatının kendisine ‘aşılandığı’ herkes tüm varoluşun yegane kaynağı olan zaman mekan ötesi ebedi Tanrı ile doğrudan, organik bir şekilde, irtibata geçer. Vücudun hasta bir uzvunun sağlığına kavuşup yine bütün ile olan irtibatının sağlanması misali. Öyle bir kimsede artık Tanrı’nın hayatı kendi hayatına akar, kendi hayatı ise Tanrı’nınkine. Ebediyet tarihe sızar, tarih ise ebediyete. Böylece varoluş daha ilk yaradıldığından beri doğal özelliği olan fakat günah sayesinde kaybedilmiş olan birlikteliğine kavuşur.

    Ve, Mesih tek insaniyet kıstasıdır, aynı zamanda… her insani değer O’nun hayatının örneği ile ölçülür. İnsan O’nun gibi olduğu ölçüde Tanrı’dan verilmiş öz yaradılmışlığına uygun yaşamış olur… O’na benzediği ölçüde insan olur, başka bir deyişle.

    Peygamberler çoktur ama Mesih birdir… insaniyetin biricik mükemmel baş paradigmasıdır. Mesih’ten sonra ‘Tanrı’nın isteğine uyumlu olmam için kimi örnek alayım’ şeklinde bir sorunlanış olamaz. Tek örnek O’dur, zira.

    Esenlikler…

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.