ANASAYFA Forum EN ÇOK SORULANLAR En Çok Sorulan Sorular İsa Mesih’in Tohum Benzetmesi Ne Anlama Geliyor?

  • Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25089
    Anonim
    Pasif


    İsa öğrencilerine “Siz bu benzetmeyi anlamıyor musun?” dedi. “Öyleyse bütün benzetmeleri nasıl anlayacaksınız?” Peki, öğrencilerin bütün benzetmeleri anlayabilmelerine anahtar olacak benzetme hangisi idi? Tohum benzetmesi idi.

    İsa tohum benzetmesini halka şöyle anlattı: “Ekincinin biri tohum ekmeye çıktı. Ektiği tohumlardan kimi yol kenarına düştü. Kuşlar gelip bunları yedi. Kimi, toprağı az kayalık yerlere düştü. Toprak derin olmadığından hemen filizlendi. Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için koruyup gittiler. Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu ve filizler ürün vermedi. Kimi ise iyi toprağa düştü, büyüyüp çoğaldı, ürün verdi.” (Markos 4:3-8)

    Bir kez İsa öğrencilerine, “Dikkatli olun, Ferisiler’in ve Sadukiler’in mayasından kaçının!” dedi. Burada da İsa öğrencilerini uyarmak amacıyla benzetme kullanıyordu. Öğrenciler ise yolculuk için ekmek almayı unutmuşlardı. Maya kelimesi onlara ekmek çağrıştırdı. Aralarında bir tartışma çıktı. “Ekmek almadığımız için böyle diyor” dediler. (Matta 16:7.) İsa ise öğrencilerine, “Ben size, ‘Ferisiler’in ve Sadukiler’in mayasından kaçının’ derken, ekmekten söz etmediğimi nasıl olur da anlamazsınız?” dedi. Benzetmeyle öğretmek İsa için normaldi. Ruhsal gerçekler bundan başka nasıl öğretilir?

    Öğrenciler İsa’dan tohum benzetmesinin anlamını sordular. İsa açıklamasına geçmeden önce şunu dedi: “Tanrı’nın Egemenliği’nin sırrı sizlere açıklandı, ama dışarıda olanlara her şey benzetmelerle anlatılır. Öyle ki, ‘Bakıp bakıp görmesinler, duyup duyup anlamasınlar da, dönüp bağışlanmasınlar.’” İsa bu sözle ne demek istedi? Tanrı bütün insanların Kendisine dönüp affa kavuşmasını istemiyor mu? 1 Timoteos 2:4 diyor ki: “O [Tanrı] bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister.” Ama bu nasıl olabilir? İzleyici olmakla mümkün. Öte yandan, İsa’nın izleyicisi olmadıkça Tanrı’nın Egemenliği’nin sırrını yakalamak imkansız. Önce öğrenci olmalıyız, sonra İsa’nın benzetmelerini anlayabiliriz.

    Mesela, İsa’nın izleyicisi olan biri bu yazımı anlamlı bulur. İsa’nın izleyicisi olmayan biri bu yazımı anlamlı bulmaz. İsa’yı benden daha iyi izleyen biri tohum benzetmesini benden daha iyi anlar ve açıklar. Çok harika anlatsa bile ben ne derece izleyici olduysam o derece anlam çıkarabileceğim. Eğer ben tohum benzetmesini çok daha iyi anlayabilmek istersem ilkönce İsa’yı daha yakından izlemeliyim.

    Şimdi İsa öğrencilerinin isteği üzerine tohum benzetmesini onlara açıklar: “Ekincinin ektiği, Tanrı sözüdür.” Dikkat edin, İsa ekincinin dört ayrı torbadan dört ayrı çeşit tohum çıkarıp ektiğini söylemiyor. Benzetmede dört ayrı toprak çeşidi var, ama tohum çeşidi tek. Tohumun ürün verip vermemesi toprak çeşidinden kaynaklanan bir sonuç.

    Tohum nasıl bir şey? Yeni bir bitki oluşmasını sağlayan şey. Tohumun fiziksel görünüşü olacağı bitkiye benzemez. Yine de ortaya çıkacak bitkinin bütünü o küçücük tohumda saklı bulunur. Tohum bitki haline gelince yaşayan bir varlık olduğu kesin.

    Tanrı sözünde yaşam saklı bulunur. Bu bakımdan Tanrı sözünün tohuma benzetilmesi anlamlıdır. Aynı zamanda tohum nasıl bitkiden çıkıp başka bir yerde yeni bir bitkinin oluşmasını sağlarsa Tanrı sözü de öyle Özü’nden geçip yüreğimize girer ve bize yaşam sağlar.

    “Bazı insanlar sözün ekildiği yerde yol kenarına düşen tohumlara benzer. Bunlar sözü işitir işitmez, Şeytan gelir, yüreklerine ekilen sözü alır götürür.” (Markos 4:15) Bu insanlar aslında yol kenarındaki toprağa benzer. Yürekleri sert. Yol yürümeye uygun bir yer. O yer üzerinde yürüdükçe toprak sertleşir. Üzerine ekilen tohumun giremeyeceği hale gelir. Toprağa giremediği için tohumda saklı bulunan ürün ortaya çıkamaz. Şeytan bu durumdan yararlanır. Bu durumu değiştirmek için saban sürmek gerekir. Bu konuda Kutsal Kitap’ta çok ayet var

    “RAB gönlü kırıklara yakındır, ruhu ezginleri kurtarır.” Mezmur 34:18 “Senin kabul ettiğin kurban alçakgönüllü bir ruhtur.”

    Mezmur 51:17“Yüce ve görkemli Olan, sonsuzlukta yaşayan, adı Kutsal Olan diyor ki, ‘Yüksek ve kutsal yerde yaşadığın halde, alçakgönüllülerle, ezilenlerle birlikteyim. Yüreklerini sevindirmek için ezilenlerin yanındayım.”

    Yeşaya 57:15“‘Çünkü bütün bunları ellerim yaptı, hepsi böylece var oldu’ diyor RAB. ‘Ancak ben alçakgönüllüye, ruhu ezik olana, sözümden titreyen kişiye değer veririm.”

    Yeşaya 66:2“Yine de bize daha çok lütfeder. Bu nedenle Yazı şöyle diyor: ‘Tanrı kibirlilere karşıdır, ama alçakgönüllülere lütfeder.

    Yakup 4:6“Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel Babanız da sizin suçlarınızı bağışlar. Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.” (Matta 6:14-15) Affetmezlik de yüreğimizin sert hale gelmesine yol açar. Eğer sadece öğrencisi olanlar benzetmeleri anlayabilecekse neden ürün vermeyen yol kenarındakiler öyküde geçiyor? Ürünsüz toprakların İsa’nın öğrencileriyle ne ilgisi olur? Öğrenci olmayanlar zaten benzetmeyi duyup duyup anlamayacaklar. İsa öğrencilere neden sık sık Ferisiler ve Sadukilerden söz etti? “Bundan sonra İsa halka ve öğrencilerine şöyle seslendi: ‘Din bilginleri ve Ferisiler Musa’nın kürsüsünde otururlar. Bu nedenle size söylediklerinin tümünü yapın ve yerine getirin, ama onların yaptıklarını yapmayın. Çünkü söyledikleri şeyleri kendileri yapmazlar. Ağır ve taşınması güç yükleri bağlayıp başkalarının sırtına taşımak için parmaklarını bile oynatmak istemezler. Yaptıklarının tümünü gösteriş için yaparlar. …Kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.’” (Matta 23:1-5, 11) İsa öğrencilerini yüreğin yumuşaklığı konusunda uyarmak için benzetmede yol kenarındakileri de anlatır.

    “Kayalık yerlere ekilenler ise, işittikleri sözü hemen sevinçle kabul eden, ama kök salamadıkları için ancak bir süre dayanan kişilerdir. Böyleleri Tanrı sözünden ötürü sıkıntı ya da zulme uğrayınca hemen sendeleyip düşerler.” (Markos 4:16-17) Bu insanlarda yumuşak bir yürek var. Fakat derinlik yok. Yüzeysel kaynaklarına dayanarak hemen büyüyebilirler. Fakat ürün verene kadar dayanamazlar. “Yine biliyoruz ki, biz Tanrı’danız, bütün dünya ise kötü olanın denetimindedir.” (1 Yuhanna 5:20) Bu nedenle Tanrı sözü nerede filizlenmeye başlarsa sıkıntı ya da zulüm gelir. Yani Şeytan saldırır. Tanrı nasıl “bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister”se, Şeytan hiçbir insanın kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini istemez.

    Peki, kötü toprak olmamak için sıkıntı ve zulümlerden kaçalım mı? Hayır, tersine, sıkıntı ve zulme dayanmaya hazır olmalıyız! Ruhsal derinlik kazanmak için sıkıntı ve zulümlerden geçmemiz şart. Bu benzetmede İsa öğrencilerine detaylı bir şekilde nasıl iyi toprak haline geleceklerini anlatır. “Kardeşlerim, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğinizde bunu büyük sevinçle karşılayın.” (Yakup 1:2) Niye? Denemeleri sevinçle karşılamak için çok iyi bir sebep gerekir. Bu sebep ne olabilir?

    “Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır. Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erşsin.” (Yakup 1:3-4) Dayanma gücü ruhsal derinlik anlamına gelir. Ruhsal derinliğin imanımızın sınanmasından geldiği bilincinde olduğumuz için çeşitli denemelerden geçebiliriz. Hatta olgun, yetkin bir kişi olmak için bunları sevinçle karşılayabiliriz bile. “[İsa] Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendi. Yetkin kılınınca, sözünü dinleyen herkes için sonsuz kurtuluş kaynağı oldu.”

    (İbraniler 5:8-9)“Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşayan peygamberlere de böyle zulmettiler.”

    (Matta 5:11-12)“O kentte de Müjde’yi duyurup birçok öğrenci edindiler. Pavlus’la Barnaba daha sonra Listra, Konya ve Antakya’ya dönerek öğrencileri ruhça pekiştirdiler, imana bağlı kalmaları için onlara cesaret verdiler. ‘Tanrı’nın Egemenliği’ne, birçok sıkıntıdan geçerek girmemiz gerekir’ diyorlardı.” (Elçilerin İşleri 14:21-22) Kayalık yerlere benzetilenler Tanrı sözüne değerinin altında paha biçer. Tanrı’nın Egemenliği’ne girmek için yüzeysel bir yaklaşımı kâfi görürler. Az bir adanmışlık yetecek diye düşünürler. Fakat maalesef sonunda yanılmış, aldatılmış çıkarlar. İsa öğrencilerine, bu insanlar gibi yanlış bir hesap yapmayın diyor. “Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık O’nunla dolaşmaz oldular.” (Yuhanna 6:66) Bu öğrenciler neden İsa’yı bıraktılar? Çünkü kendilerine göre İsa’yı izlemek zor oldu.

    Yeni Yeruşalim hakkında denilir ki, “Oraya murdar hiçbir şey, iğrenç ve aldatıcı işler yapan hiç kimse asla girmeyecek; yalnız adları Kuzu’nun yaşam kitabında yazılı olanlar girecek” (Vahiy 21:27) Yani Yeni Yeruşalim’e girecek insanlar ruhsal derinliğe sahiptir. Sıkıntılardan başarıyla geçerek bunu Rab’bin inayetiyle kazandılar. Hem bu dünyada hem de cennette sıkıntısız bir hayat sürdüreceğim düşüncesi hayalcilikten başka bir şey değildir. Böyle düşünen biri ne zaman ve nerede ruhsal derinlik kazanacak? Eğer İsa “Oğul olduğu halde, çektiği acılarla söz dinlemeyi öğrendiyse biz nasıl söz dinlemeyi öğreneceğiz? Öğrenci öğretmenden üstün olur mu?

    Peki, iyi toprak olmak için bu kadar yeterli mi? Alçakgönüllü olacağız ve ruhsal hayatımızda derinlik kazanacağız. Hepsi bu mu? Hayır, diyor İsa. İyi toprak bölümüne gelmeden önce İsa bir bölüme daha değiniyor: “Yine bazıları dikenler arasında ekilen tohumlara benzerler. Bunlar sözü işitirler, ama dünyasal kaygılar, zenginliğin aldatıcılığı ve daha başka hevesler araya girip sözü boğar ve ürün vermesini engeller.” (Markos 4:18-19).

    Tanrı sözü bizde asla ürün vermesin diye Şeytan üç ayrı cephede saldırır:
    1) yüreğimizi sertlikle zehirlemeye çalışır;
    2) bu yetmezse, yüreğimizi yüzeysellik, tembellik, korkaklık ve az adanmışlıkla zehirlemeye çalışır; ve
    3) bunlar yetmezse, yüreğimizi dünya sevgisiyle zehirlemeye çalışır. Yani sağlam içsel duruma sahip olup dayanabilirsek o zaman Şeytan dışarıdan dünyasal unsurlarla saldırır. Keşke Tanrı’nın Egemenliği’ne girmek böyle olmasaydı, sakın demeyin.

    Neden? Çünkü olgun, yetkin kişilik dünyayı yenmekle oluşur! Bu nedenle hâlâ dünyada bulunuyoruz. Burada eğitiliyoruz. İsa’nın öğrencileri olarak hangi konuda eğitiliyoruz? “Dayanırsak, O’nunla birlikte egemenlik süreceğiz.” (2 Timoteos 2:12) Hangi alanda egemenlik süreceğiz? Mesela, kaygılar, zenginliğin aldatıcılığı ve daha başka dünyasal hevesler. Bunların üzerinde egemen olacağız. Yani canımızı etkilemeye çalışan kötü ruhsal güçler üzerinde İsa ile birlikte egemenlik süreceğiz. “Ey vefasızlar, dünyayla dostluğun Tanrı’ya düşmanlık olduğunu bilmiyor musunuz? Dünyayla dost olmak isteyen, kendini Tanrı’ya düşman eder.”

    (Yakup 4:4) “Dünyayı da dünyaya ait şeyleri de sevmeyin. Dünyayı sevenin Baba’ya sevgisi yoktur. Çünkü dünyaya ait olan her şey—benliğin tutkuları, gözün tutkuları, maddi yaşamın verdiği gurur—Baba’dan değil, dünyadandır.” (1 Yuhanna 2:15-16) “Gençler, size yazıyorum, çünkü kötü olanı yendiniz. …Gençler, size yazdım, çünkü güçlüsünüz, Tanrı’nın sözü içinizde yaşıyor, kötü olanı yendiniz.”

    (1 Yuhanna 2:13-14) Tanrı sözünün bizde ürün vermemesi için Şeytan’ın kullanacağı taktikler bunlar.“İyi toprağa ekilenler ise, sözü işiten, onu benimseyen, kimi otuz, kimi altmış, kimi de yüz kat ürün veren kişilerdir.”

    (Markos 4.20) İyi toprağın vereceği ürün tohumdan gelir. İyi toprak, tohumda saklı bulunan ürünün ortaya çıkmasına uygun ortam sunar. Tohum ve iyi toprak ortak olurlar.

    Peki, Tanrı sözü yüreğimize girip kök salması ve ürün vermesi için günlük hayatımızda biz neler yapıyoruz? Eğer bu benzetmeyi anlayıp uygulamazsak diğer benzetmeleri anlamamız mümkün değilmiş. Öte yandan, eğer biz bu benzetmede belirtilen bütün engelleri atlayıp iyi toprak olursak yüreğimize ekilen Tanrı sözü ürün gösterecekmiş. İsa’nın bütün diğer benzetmelerini de anlayabilecekmişiz. Her şeyden önce Tanrı’nın sözünün bizde yaşaması önemlidir. Tohum benzetmesine bakıp sadece Tanrı’nın sözü her şeyden çok önemli demiyorum. O da doğru. Ama Tanrı’nın ektiği tohuma toprak işlevindeki bizler için Tanrı’nın sözünün bizde yaşaması kadar önemli bir şey olamaz. Hayatımızda güzel olan her şeyin temeli budur.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.