• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25015
    Anonim
    Pasif

    İsa Mesih’in Öğrencisi Olmak Ne Demektir?

    Yazan: Ramazan Arıkan – Antalya Kilisesi Pastörü)

    Bugün sizlerle geçmişe, tarihe biraz bakmak istiyorum. Tiyatroyu sever misiniz? Ben çok severim. Tarihe baktığımızda tarih bize bir çok oyunları bir tiyatro gibi gözlerimizin önüne sergiliyor. Dünya ise bu tiyatro oyunu içerisinde büyük bir sahne gibi; içinde oynayan milyarlarca oyuncu var. Baktığımız zaman herkesin de kendine özgü bir rolü vardır. Bizler de bu oyundaki karakterlerden biriyiz. Bu tiyatroya baktığımızda ne var ki her oyuncunun başarılı olmadığını da görebiliyoruz. Ama bazıları ise tarihi ve insanlığı derinden etkilemiştir ve derin izler bırakmıştır.

    Şimdi sizden gözlerinizi bu tiyatroda yer alan Hıristiyanlık tarihine çevirmenizi ve oradaki oyunculara bakmanızı isteyeceğim. Gözlerimizi buraya çevirdiğimizde şu an bizden çok uzaklarda ama bir gün muhakkak bir araya geleceğimiz değerli ve saygı değer bir çok İsa’nın öğrencisine rastlayabiliriz. Onlara odaklandığımızda Tanrı’nın onları nasıl kullandığını onlar aracılığıyla sözünü nasıl kitlelere ulaştırdığını görebiliriz. Onların nasıl saygın ve örnek bir yaşam yaşadıklarını görebiliriz. Şimdi bu sahnede gözlerimizi bu öğrencilere çevirip, geçmişimizi biraz anlamaya çalışacağız ve kendimiz için dersler çıkaracağız.

    Ben okulda iken tarih dersini çok severdim. Tarihi olaylar benim çok ilgimi çekerdi. Zaten tek başarılı olduğum ders de buydu ama şimdi size tarih dersi vermeyeceğim. Tarihe baktığımızda İsa’nın milyonlarca öğrencisi olduğunu görebiliriz. Biz şimdi bu milyonlarca öğrencinin içinden sadece ilk öğrencilerine biraz bakacağız.

    İsa beden alıp dünyaya geldikten sonra kendisine 12 öğrenci seçti. Onlara ders verdi, onları eğitip halka hizmet etmeyi öğretti. Çünkü bir gün O dünyadan ayrılacak ve yeryüzündeki hizmetini öğrencilerine emanet edecekti. Öğrenciler İsa’nın temsilcileri olarak müjdeyi tüm dünyaya duyuracaklardı. Çünkü İsa dünyadan ayrılmadan önce onlara söyle demişti. Matta 28:18-20

    İsa’nın öğrencileri öğretmenlerinden bu yüce buyruğu aldıktan sonra da Pentikos gününde de Kutsal Ruh’tan da güç alarak kuvvetli bir şekilde yerine getirdiler. İsa’nın öğrencilerinin hayatına ilişkin fazla bir kaynağımız yok. Bu konuda Elçilerin İşleri bölümü ana kaynağımızdır.

    İlk olarak YAHUDA İSKARİYOT ile başlayalım. Öğrenciler arasında en zayıf olanı idi ve İsa’yı 30 gümüş karşılığında ele verdi. Paraya karşı büyük bir zaafı vardı. Yuhanna 12:6′ya baktığımızda para çaldığını yani bir hırsız olduğunu görebiliriz. Yahuda İsa’yı ele verdikten sonra yaptığına çok pişman oldu. Ama iş işten geçmişti ve intihar etti. Yahuda’nın İsa’yı ele vereceği daha en başından belliydi. Ancak bu Tanrı’nın zaman ötesi özelliği ile ilgilidir. Yoksa Yahuda’nın bir kaderi bir yazgısı değildi. Yahuda İsa’yı hiç bir zaman RAB olarak kabul etmedi. İsa’nın gerçek bir öğrencisi olmadı, önündeki fırsatları hep tepti. Yoksa Tanrı onu kendisini ele versin diye seçmedi.

    PETRUS; öğrenciler içerisinde en ateşli ve atılgan olanı idi. İsa kendisini çağırmadan önce bir balıkçı idi. İsa ona benimle gel seni insan tutan balıkçılar yapacağım dediği zaman İsa’nın peşinden gitti. İsa onun adını değiştirdi ve Simun iken Petrus oldu. Petrus “Kaya” anlamına gelir ve İsa ona Topluluğunu Petrus’un dile getirdiği gerçek üzerine kuracağını söyledi. Petrus İsa’nın yakın öğrencilerinden biriydi ve İsa’nın Mesih olduğunu ilk anlayan kişi idi. Ama İsa tutuklandığında İsa’yı tanıdığını tam üç kez korkudan inkar etti. Ama sonra pişmanlık gözyaşları içerisinde tövbe ederek İsa’nın ölümü ve dirilişinden sonra Pentikos gününde aldığı Kutsal Ruh’unda gücü ile nasıl İsa’yı korkusuz bir şekilde savunduğunu görebiliyoruz. Arkanızdaki resim onu anlatıyor. İsa’yı önceleri inkar eden Petrus Pentikos gününde Yahudilerin tapınağında İsa’dan öylesine bahsediyor ki korkusuzca Petrus’un konuşması üzerine o gün tam üç bin kişi iman ediyor. Ve Petrus o günden sonra hiç çekinmeden her fırsatta insanlara İsa’yı tanıttı. Olağan üstü mucizeler yaptı ve Tanrı hep onunla birlikteydi çok acılar çekti. Hapse atıldı, dayak yedi ama hiç yılmadan kitlelere İsa’yı anlattı ve İ.S. 64 yılında İmparator Nero’nun emri ile baş aşağı çarmıha gerilerek öldürüldü. Aslında ters gerilmeyi Petrus’un kendisi istedi. Düz haça gerilme onurunun İsa’ya ait olduğunu düşündüğü için ters olarak haça gerilmeyi istedi. Önce İsa’yı tanıdığını inkar etmişti. Ancak yaşamının geri kalan kısmında İsa’ya sadık kaldı ve İsa uğruna yaşamını seve seve verdi.

    Ne kadar etkileyici bir biyografi öyle değil mi? Hepimiz O’nun hayatından büyük dersler alabiliriz ve bize güzel bir örnek olabilir. Kendi hayatımıza bakalım. Petrus gibi biz de hiç İsa’yı tanıdığımızı inkar ediyormuşuz veya ettik mi? Eğer bunu yapıyorsak tövbe edip Petrus gibi çarmıhımızı yüklenerek İsa’nın ardından gitmeliyiz. Tövbe etmekle kalmamalıyız, aynı zamanda Petrus gibi İsa’yı insanlara ve kitlelere duyurmalıyız da. Sonucu her ne olursa olsun İsa’nın öğrencisi olarak bu yüce buyruğa biz de itaat etmek zorundayız. İsa bize şunları söylüyor; Markos 8:34-37 ve Luka 14:27‘de “Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen benim öğrencim olamaz” diyor. Eğer kendimize İsa’nın öğrencisiyiz diyorsak onun öğrencileri gibi olalım ve müjdeyi duyuralım. Bazen bu kolay olmuyor İsa’yı tutuklayıp Vali Pilatus’un huzuruna götürdüklerinde askerlerle birlikte baş kahinde gitti ve İsa ile alay ettiler ve baş kahin İsa’ya doğru olmayan suçlamalar getirdi. Geçenlerde kutladığımız diriliş bayramında yaptığımız tiyatroda Hans kardeş bunu güzel bir şekilde gösterdi. İncil’e baktığımızda ona getirilen suçlamaları görebiliyoruz. Ne dedi baş kahin yalan yere İsa’yı suçlarken ulusumuzu yoldan saptırıyor devleti bölmeye çalışıyor barış tehdit altında dedi. İsa’dan sonra öğrencilerine bakıyoruz. Onlar da aynı suçlamaları getirdiler. İstafani taşlayarak öldürdüler. Tarih değişiyor insanlar değişiyor ama suçlamalar hep ayni günümüze baktığımızda aynı suçlamaları bize getiriyorlar. Gazetelerde ve televizyon programlarında eskinin baş kahinlerine benzeyen Zekeriya Beyaz gibi insanlar çıkıp Hıristiyanlar devleti bölmeye çalışıyorlar, gençlerimizi yoldan çıkarıp beyinlerini yıkıyorlar diyor. NE YIKIYORSUN YA ÇAMAŞIR MI BU? Bu gibi iftiralar atarak insanları kışkırtmaya çalışıyorlar ve bu iftiralardan dolayı bazı kardeşlerimiz sıkıntı çekiyorlar. Ama hamdolsun, Tanrı onlara güç veriyor dayanmaları için, bize düşen ise bu kardeşleri hatırlayıp, her fırsatta onlar için dua etmektir. Sıkıntılar olacak kardeşler ama biz yine de müjdeyi hiç yılmadan duyuralım. Bazen paylaşmıyoruz çünkü insanlar yanlış anlayacak diye korkuyoruz. Devletin altını oyduğumuzu düşünecekler, misyoner olduğumuzu söyleyecekler diye çekiniyoruz. O halde sunu soruyorum biz Tanrı’nın onay inimi bekliyoruz yoksa insanların onay inimi.Tanrı’nın onayını O’nun bereketini istiyorsak müjdeyi duyuralım sonuç ne olursa olsun suna inanalım ki Tanrı bizi bereketlenecektir.

    YUHANNA; Elçi Yuhanna İsa’nın en sevdiği öğrencilerinden biri idi. İsa’nın dirilisinden sonra o da eğer başarıyla çalıştı ve Mesih’in müjdesini duyurdu. İsa’ya olan inancından dolayı Patmos adasına sürgün edildi. Daha sonra da Efes’e dönerek Kutsal Ruh’un esiniyle İncil’in Yuhanna bölümünü 3 tane mektup ve esinleme bölümünü kaleme aldı. İsa çarmıhta iken Yuhanna’ya bir görev vermişti. Annesine bakmasını istedi. Yuhanna da çok acılar çekti ama öğrenciler arasında eceli ile ölen tek kişi oldu.

    Yuhanna’nında hayatına baktığımızda örnek alacağımız çok önemli dersler var ama Şimdi sadece birine bakmamız yeterli olacaktır. Yuhanna çarmıhta iken İsa’dan bir görev aldı ve baktığımızda bu görevi çok sadık bir şekilde yerine getirdi. Kendi hayatımıza da baktığımızda Rabbin bizlere de değişik görevler ve sorumluluklar verdiğini görüyoruz. Peki bizler Rabbin bizlere verdiği bu görevleri Yuhanna gibi sadık bir şekilde yerine getiriyor muyuz? Ya da Rabden bir sorumluluk almaya hazır mıyız? Rab belki toplulukta sana bir görev bir sorumluluk vermek istiyor, senden topluluğa hizmet etmeni istiyor. Sen buna açık mısın? Toplulukta birçok hizmet görücüye ihtiyacımız var. Belki sen bu sorumluluklardan birini üstlenebilirsin.

    TOMAS; evet etkileyici bir karakter daha. Tanrı’yı fiziksel olarak görmek isteyenlere güzel bir örnek olabilirdi. Tomas öğrencilerin arasında en şüpheci olarak bilinirdi. İsa dirildikten sonra Tomas öğrencilerle birlikte değildi. Öğrenciler Rabbin dirilişini gördüler ve Tomas’a bunu söylediklerinde Tomas buna inanmadı ve öğrencilere şunları söyledi. İsa’nın ellerindeki çivi izlerini görmedikçe ve O’nun yaralarına dokunmadıkça inanmayacağım dedi. Ve Birgen Tomas öğrencilerle birlikte iken Rab sırf Tomas için onların aralarına geldi ve Tomas’a; Tomas bak ellerime bak böğrüme dokun imansız olma imanlı ol dedi. Ve Tomas o an İsa’nın önünde ona tapınarak Rabbim ve Tanrı’m dedi. İsa görmeden iman edenlere ne mutlu dedi. Tomas öğrenciler arasında İsa’nın dirildiğine en son iman eden kişi idi ama inandıktan sonra o da güçlü bir şekilde Rab için çalıştı ve en sonunda Hindistan’da şehit oldu.

    Diğer öğrencilerde olduğu gibi Tomas’in hayatı da bize örnek oluyor bir çok konuda. Tomas İsa’nın ölümünden sonra öğrencilerle birlikte olmadı. İsa’nın ölümü onu öğrencilerden ayırmıştı ve diğer öğrencilerin yanına gitmedi. Ama Tomas’ın küçümseyip gitmediği o toplantıya Rabbin kendisi gitti. Bazen bizler de Tomas gibi yapıyoruz sorunlar yaşadığımızda veya zor dönemlerde toplantılara gelmemezlik yapıyoruz . Ama şunu bilmeliyiz ki bizim küçümseyip gelmediğimiz toplantıya Rabbin kendisi gelebilir ve o zaman çok şeyler kaçırabiliriz, tıpkı Tomas gibi. Eğer Tomas gelmiş olsaydı daha önceden İsa’nın dirildiğini görmüş olacaktı. Kardeşler toplantılarımızı mümkün olduğu kadar kaçırmamaya çalışalım. Tanrı bizden bunu istiyor. İbraniler 10:24-25

    İsa’nın diğer öğrencilerine baktığımızda hepsinin hayatında Rabbin ne kadar güçlü bir şekilde çalıştığını görüp, onlardan değişik dersler alabiliriz. Detaylı bir şekilde anlatmak istemiyorum ama diğer öğrenciler hakkında da kısa bilgiler vermek istiyorum size.

    Matta bir vergi görevlisiydi. İncil’in bölümlerinden birini kaleme aldı ve Habeşistan’da öldürüldü.

    Yakup Filistin’de ve Mısır’da müjdeyi duyurdu ve orada şehit oldu.

    Yurtsever Simun İsa gibi çarmıha gerilerek öldürüldü.

    Yakupoglu Yahuda Taday olarak da tanınıyor ve bazı teologlara göre İncil’in Yahuda kısmını kaleme aldı.

    Bartalmay Ermenistan’da derisi yüzülerek öldürüldü.

    Filipus balıkçı idi ama Rab onu Batı Anadolu ve Frigya bölgesinde müthiş bir şekilde kullandı ve Pamukkale’de öldürüldü.

    Andereya Petrus’un kardeşiydi ve Rab onu Anadolu ve Yunanistan’da kullandıktan sonra o da çarmıha gerilerek öldürüldü.

    Yakup Yuhanna’nın kardeşiydi ve Kral Hirodes Agripa tarafından kılıçla öldürüldü.

    Şimdiye kadar İsa’nın öğrencilerine baktık. Pentikost gününde çil yavrusu gibi dağılan öğrencilerin Kutsal Ruh’un gelişi ile nasıl yüreklendiklerini ve İsa’nın gücü ile nasıl çalıştıklarını gördük. Yuhanna dışında hepsi öldürüldü İsa’ya olan imanlarından dolayı onlar bir düzüne insandı ama şu an onların hareketi ile Müjde inanılmaz ölçüde yayıldı. Bir avuç insanın neler yaptığına bakın biz de ülkemizde bir avuç imanlılar olarak kendimizi zayıf hissedebiliyoruz. Ama şunu unutmayalım ki Tanrı’nın elinde olan bir avuç kitleyiz Bizlerde İsa’nın öğrencileriyiz Yuhanna’nın 13. Bölümüne baktığımız zaman İsa öğrencilerini sonuna kadar sevdi diyor. O bizi seviyor ve nasıl ilk öğrencileriyle birlikte oldu ve onları güçlendirdi ise şimdi de aynısını bizim için yapıyor. Çünkü O da biliyor ki biz O olmadan hiç bir şey yapamayız. Hamdolsun O sende de bende de yaşıyor. Seni de beni de seviyor. Peki sen O’na layık bir öğrenci misin? İnsanlar senin yaşamına baktıkları zaman senin İsa’nın bir öğrencisi olduğunu görebiliyorlar mı? Sen sevgili kardeşim; yaşamında İsa’nın öğretilerini insanlara yansıtabiliyor musun? Eğer ben İsa’nın bir öğrencisiyim diyorsam, insanları İsa’ya davet etmek istiyorsam o zaman benim hayatim insanların önünde açık bir İncil olmalıdır. Bazı kişiler İncil okumuyorlar ama benim hayatımı okuyorlar. O halde benim hayatım açık bir İncil sayfası gibi olmalı. Bir şehirde bir kilisenin vaizi olmuş O’nun yerine başka bir vaiz atanmış. Bu vaiz ilk pazar günü vaazında cemaate sormuş İsa’yı tanıyor musunuz? Cemaat ise hep bir ağızdan biz onunla 30 yıl birlikte yasadık demişler.

    Burada görüyoruz ki Olen vaiz İncili sadece öğretmekle kalmamış ayni zamanda yaşamında da yansıtmış. Matta 5:14-16 EVET KARDEŞLER SIK SIK kendimize bakalım. Biz İncil’i doğru bir Şekilde yaşayarak insanlara ışık oluyor muyuz? Yapıcı mıyız yoksa yıkıcı mıyız? İnsanlara sevgi ile yaklaşıyor muyuz? Eğer insanların bizlerin İsa’nın öğrencileri olduğumuzu anlamalarını bilmelerini istiyorsak ilk önce birbirimizi sevmeliyiz. Yuhanna 13:34-35 Çevremize baktığımızda maalesef bu ışığı bu sevgiyi göremediğimiz kiliseler ve Hıristiyanlarda var. Bundan 1.5 ay önce Soner, Orçun ve ben İstanbul’a gittik ve orada değişik toplulukları ve kiliseleri gezme, tanıma fırsatımız oldu. Yine Taksim’de sokakları dolaşırken bir kilise gördük ve merak ettik, bakmak istedik. Girdiğimizde oranın sorumlusu ya da önderi bizi çok soğuk karşıladı. “Niye geldiniz?” diye sorduğunda, “Biz kilisenizi gezebilir miyiz?” dedik; demez olaydık. Adam bize “Ne yapacaksınız gezip?” dedi ve izin vermedi. Benim aklıma o anda daha önce dinlediğim bir öykü geldi.

    Bir gün imanlının biri işten çıktıktan sonra kilisenin önünden geçerken bir dua etme isteği duyuyor ve kiliseye gittiğinde görevli onu üstü kirli ve kötü diye içeri almak istemiyor adam çok ısrar ediyor amacı Tanrı ile zaman geçirmek fakat yinede oranın sorumlusu izin vermiyor ve bu imanlı üzgün bir şekilde arkasını dönüp oradan ayrılınca arkadan bir el onun omzuna dokunuyor. Adam arkasını döndüğü zaman İsa’yı görüyor ve İsa ona şöyle diyor; “Üzülme beni de oraya almıyorlar, ben de oraya giremiyorum” diyor. kilisemizde ve yaşamımıza İsa’nın girmesine engel oluyormuşuz.

    Ve biz oradan ayrılınca birbirimize şunu sorduk; “Bunlar gerçekten İsa’nın öğrencileri mi?” Düşünebiliyor musunuz? Bizler imanlı olduğumuz halde böyle düşünüyorsak acaba imanlı olmayan insanlar ne düşünüyorlar. Eski ahitte Rab İsrailoğullarına yaptıkları itaatsizliklerinden dolayı ve kanunlarını tutmadıklarında dolayı şöyle diyor; Yesaya Peygamber aracılığıyla 52. bölümde “Sizin yaptıklarınızdan dolayı diğer uluslar benim ismime küfrediyorlar ve alay ediyorlar” diyor.

    Kardeşler bizler daima hayatımızı kontrol edelim benim tutum ve davranışlarım çevremdeki insanların inandığım Tanrı’ya nasıl tutum takınmalarını sağlıyor. Unutmayalım ki bizler Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileriyiz. Yaptığımız islerle Tanrı’nın ismine onur yada küfür getirebiliriz. Dikkat edelim. Tanrı’yı iyidir şekilde temsil edelim ki insanlar bize baktıklarında Tanrı’yı yüceltsinler. Çünkü bizim var oluş amacımız, yaratılış amacımız Tanrı’yı gerek yaşantımızda, gerek sözlerimizde, gerekse düşüncelerimizde yüceltmektir. Efesliler 1:3-6 Bunu çok güzel ifade ediyor.

    Eğer hayatımızda Tanrıyı yüceltebiliyorsak o zaman Rab bizden daha çok hoşnut olacak ve bizi daha çok kullanacaktır. Ben lisedeyken iyidir öğrenci değildim öğrencilik yıllarımı pek sevmezdim öğretmenlerin de beni sevdiğini pek söyleyemezdim bu yüzden okullar arası hiçbir yarışmada yer alamadım hep iyi öğrencileri çıkardılar benim katılmamı hiç bir zaman istemediler çünkü onlar benim okuduğum okulla gurur duyuyorlardı ve benim okulu iyi bir şekilde temsil edemeyeceğimi biliyorlardı.

    Bizler de Tanrı^’yı temsil etmek ve onun işinde çalışıp, onun bizi kullanmasını istiyorsak iyi bir öğrenci olmaya gayret edelim ve her zaman Tanrı’nın isteklerine ve buyruklarına itaat edelim kardeşler. Hiç güzellik salonuna gittiniz mi? Orada insanlar güzelleşmek için çalışıyorlar ve oraya bu yüzden gidiyorlar. Rabbe gelmekte bunun gibi bir şey ona geldiğimizde daha yakışıklı ve daha güzel oluyoruz değil mi? Çünkü bu güzellik salonundaki Rabbin sözü olan aynaya baktıkça kendimizdeki çirkinlikleri ve düzensizlikleri görebiliriz. Bu aynaya bakmak yetmez, aynı zamanda bakarak kendimizde düzeltmeli ve daha yakışıklı daha güzel olmaya gayret etmeliyiz. Bu konuda bize yardımcı olan bir güzellik uzmanımız da var. Ben aynaları çok, severim kolay kolay önünden ayrılmam. Bu Rabbin aynasından da kolay kolay ayrılmam. Çünkü ben Rab’de daha yakışıklı olmak istiyorum ruhsal yönden. Size de her zaman tavsiye ederim.

    Ramazan Arıkan

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.