• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26649
    Anonim
    Pasif

    İNCİL NASIL YAZILDI

    Kutsal Kitab’in ikinci kismi olan Yeni Antlasma (Incil), hem Yahudilerin hem de Hiristiyanlar’in kabul ettikleri Eski Antlasma’nin devamidir. Tevrat, Zebur ve peygamberlerin kitaplarindan olusan Eski Antlasma, Kurtarici Isa’nin gelisi için Tanri’nin dünyayi nasil hazirladigini anlatir;

    1. Yeni Antlasma (Incil) ve içindekiler

    Yeni Antlasma, Isa’nin nasil geldigini, neler yaptigini anlatir. Eski antlasma Tanri’nin vaatlerini içeren kitaptir; Yeni Antlasma ise bu vaatlerin Isa araciligiyla nasil yerine geldigini belirtir.

    Yeni Antlasma’nin 27 kismi vardir. Ilk dört kisminin (Matta, Markos, Luka, Yuhanna) herbirine ‘Incil’denir. Iyi haber anlamina gelen Incil, aslinda kitap degildir, Tanri’nin Isa araciligiyla dünyaya sagladigi kurtulus Müjdesidir. Yeni Antlasma’nin tümü de bu Müjde’yi ayrintilariyla anlattigi için birçok ülkelerde Incil olarak taninir.
    Isa Mesih’in kendisi hiçbir kitap yazmamistir. O’nun kulladigi Kutsal Kitap, Eski Antlasma denilen Ibranice yazilarin derlemesidir. Isa’nin sik sik belirttigi gibi Eski Antlasma Tanri’nin insanlara ilettigi yetkili bildiridir. Isa Eski Antlasma’nin öngörülerini gerçeklestirmek için gelmis oldugunu ögretti. Örnegin, ‘Insanoglu (Kendini kastediyor) Kendisine hizmet edilsin diye degil, hizmet etmeye ve canini birçoklarinin kurtulusuna karsilik olarak vermeye geldi” (Markos 10:45) dedigi zaman, Yesaya peygamberin kitabinda sözü edilen ‘Tanri’nin Kulu’nun’ Kendisi oldugunu belirtiyordu. Yesaya’nin sözünü etttigi Kul olan Isa Mesih, canini birçoklari için kurban olarak vermekle hizmetini tamamladi, ve böylece insanlarin günahini yüklenip Tanri’nin önünde aklanmalarini sagladi (Yesaya 52:13-53:12). Ayni sekilde, Isa’nin ölümü ve dirilmesinden sonra, O’na bagli olanlar sunu ilan ettiler: “Kendisine iman eden herkes, günahlarin bagislanmasini O’nun adiyla alacaktir, diye bütün peygamberler O’na taniklik ediyorlar” (Elçilerin Isleri 10:43).

    Isa ögrencilerinden ayrildiktan az sonra, onlar O’nun huzur ve kuvvetinin yeni bir tarzda toplantilarinda ve kisisel yasamlarinda gerçeklestiginin farkina vardilar. Isa’nin göge çekilisinde önce kendilerine tanrisal kuvvet alacaklarini, bu kuvvetle dünyada kendisinin taniklari olabileceklerini söyledigini hatirladilar. Isa bu kuvvetin kaynagini “Gerçegin Ruh’u” ya da “Kutsal Ruh (Ruhülkudüs)” olarak tanimladi, ögrencilerine bir “paraklitos” (yani, ‘Yardimci’, ‘Ögütçü’, ’Teselli Edici’) olacagini söyledi. Onlara dedi ki, Baba’nin benim adimla gönderecegi Yardimci, Kutsal Ruh, size herseyi ögretecek, bütün söylediklerimi size hatirlatacaktir… bana taniklik edecektir. Siz de taniklik edeceksiniz. Çünkü baslangiçtan beri benimle berabersiniz… Kutsal Ruh, sizi her gerçege yöneltecektir. O kendiliginden konusmayacak, yalniz isittiklerini söyleyecek ve gelecek olan seyleri size bildirecektir. (Yuhanna 14:26; 15:26-27;16-13).

    Isa’nin yasami ve ögrettiklerinin anlatilmasina, Incil’in ‘Elçilerin (Resullerin) Isleri’ adli kisminda devam edilmektedir. Bu kisimda Isa’nin Kutsal Ruh’un gelmesiyle ilgili vaatlerini yerine getirdigine dair bol kanitlarimiz vardir. Orada Kutsal Ruh’un Isa Mesih’in dirilmesiden sonra ellinci günde nasil geldigi anlatilmaktadir. Isa’ya inananlar Kutsal Ruh’un önderligin altinda Isa’nin kurtarma gücüne etkili taniklar oldu ve O’nunla ilgili müjdeyi Kudüs’ten Roma’ya kadar bütün Akdeniz ülkelerine yaydilar.

    Akdeniz yöresi boyunca Isa’nin Müjde’sini yayanlarin en önemlisi Tarsus’lu Pavlus’tur. O, Isa Mesih’in ilk ögrencilerinde biri degildi; aksine, Kudüs’te ve çevresindeki bölgelerde bulunan küçük Hiristiyan topluluklarina siddetle zulmediyor ve onu yok etmek istiyordu. Ama Sam’a giderken olagan üstü bir tecrübenin sonucu Isa’ya iman ettikten sonra Pavlus, daha önceleri yok etmeye çalistigi inancin en büyük savunucusu oldu. Isa’nin müjdesini yaydigi için Pavlus çok sikinti ve iskence çekti, uzun zaman hapiste kaldi ve sonunda I.S. 67 yilinda basi kesilerek sehit oldu. Yeni Antlasma’nin kisimlarindan on üçü Pavlus’un yazdigi mektuplardir ve yasaminin önemli bir bölümü Elçilerin Isleri adli bir kitapta kaydedilmisti. Pavlus’un çabalari sayesinde Isa Mesih’in yolu Pagan dünyasinda köklesti ve nihayet (Pavlus’un ölümünden 250 yil sonra) Roma Imparatorlugu’nun resmi dini oldu. Pavlus kesinlikle, Anadolu’nun en parlak adamlarinda biri olarak sayilmalidir.

    2. Yeni Antlasma’nin el yazmasi metinleri

    1920 yilindan beri Ingiltere Manchester kentinin John Rylands Üniversitesi kütüphanesi, Yeni Antlasma’nin simdiye kadar bulunan en eski kopyasinin bir parçasina sahiptir. Bu parça, I.S. 130-140 yillarinda, yani Yuhanna Incil’inin yazilmasindan yalniz 50 yil sonra yapilan bir kopyaya aittir. Çok ufak oldugu için Yuhanna Incili’nin metninden ancak küçük bir kismi kapsamaktadir. Fakat hiç degilse Yuhanna Incili’nin o zamanda mevcut oldugunu ve ilk yazildigi yerden çok uzaklara yayilmis bulundugunu ispatlayacak kadarinin korumaktadir. Çünkü Yuhanna Incili Izmir’e yakin olan Efes kentinde yazilmis, ama parça halinde olan bu kopyasi Misir’da bulunmustur.

    Papirus, Nil nehrinin vadisinde bol bol yetisen bir saz bitkisinin özünden yapilan bir yazma malzemesiydi. Ucuz oldugu için çok kulanilirdi, ama maalesef pek dayanikli degildi; rutubetli yerlerde çabuk çürürdü. Bu nedenle eski zamanlardan gelme papirus yazilar, ancak çok kuru yerlerde, özellikle Misir’in kumlarinda saklanilarak zamanimiza kadar gelebilmistir.

    Isviçre’nin Cenevre kentine yakin olan Bodmer Kütüphanesi’nde çok degerli bir koleksiyon vardir. Bu koleksiyon Yeni Antlasma (Incil) yazarlarinin I.S. ikinci yüzyilin sonlarina ait olan iki eski kopyasini da içermektedir. Bunlarin birincisi Yuhanna Incili’nin bir kopyasidir. Bu kopyanin üçte ikisi tamamdir, üçte biri parça halinde bulunmaktadir. Ikinci kopya, eskiden dört Incil’in hepsini, ama çürüme nedeniyle simdi sadece Luka’nin ikinci yarisini ve Yuhanna’nin birinci yarisini kapsamaktadir. Bormer Koleksiyonu, Petrus’un ve Yahuda’nin mektuplarinin bir papirus kopyasini da kapsiyordu. I.S. 200 yillarina ait olan bu kopya simdi Roma’daki Vatikan Kütüphanesi’nde bulunmaktadir. Çünkü Papa VI. Paul 1969 yilinda Cenevre’ye gittigi zaman, M.Bodmer ona yazilari sunmustur.

    Yeni Antlasma papirüslerinin baska önemli bir derlemesi Irlanda’nin baskenti Dublin’de bulunan Chester Beatty, 1931 yilinda bu papirüslerle birlikte baska birkaç el yazmasi kitaplari da ele geçirmistir. Bunlar üç tanedir. I.S. 200 ile 250 yillari arasinda yazilmis olan birincisi, tüm haliyle dört Incil’in ve Elçilerin Isleri kitabinin Grekçe metnini kapsiyordu; I.S. 250 ile 300 yillar arasinda yazilmis olan üçüncüsü de Vahiy kitabini kapsiyordu. En iyi korunmus olani, Pavlus’un mektuplarinin ve Ibranilere mektubun kopyasidir; bunlarin 104 yapragindan 86 yapragi hala mevcuttur. Chester Beatty’nin bu el yazmasi kitaplari I.S. üçüncü yüzyilda Misir’da Grekçe konusan bir Hiristiyan toplulugun kullandigi, önceleri herhalde tümü mevcut olan bir Kutsal Kitap metnine aittir.

    Grekçede ikinci yüzyilin baslari ile on altinci yüz yilin baslarinda yazilan, ya tümü ya da bir kismi mevcut olan Yeni Antlasma kisimlarinin Grekçe yazilmis 5000’den fazla nüshasi elimizde mevcuttur. Bunlarin en önemli ve geçerlisi dördüncü ve besinci yüzyila aittir. Özellikle Londra’da bulunan ve dödüncü yüzyila ait olan Kodes Sinaitikus ile hemen hemen ayni tarihe ait Roma’da bulunan Kodeks Vatikanus çok önemlidir. Ikinci üçüncü yüzyila ait olan papirus el yazmasi kitaplardan ayrintili olarak söz ettik, çünkü bunlar Yeni Antlasma metnine ilk taniklardir ve Iznik Konseyi’nden (I.S. 325) çok önceki bir döneme aittir. Yeni Antlasma’nin kopyalarinin kanitindan baska, elimizde Klement, Ignatius, Polikarp, Iraneus, Tertullian gibi Isa’ya iman eden ikinci ve üçüncü yüzyilin yazarlarinin eserlerinden Yeni Antlasma’dan bol bol aktarmalar mevcuttur. Bunlar, o tarihlerde Yeni Antlasma’nin içinde ne oldugunu bize gayet açikça gösterir. Ayrica bu kanitlari daha da güçlendiren, ayni döneme ait Grekçe Yeni Antlasma’nin baska dillerde, özellikle Süryanice ve Latince çevirileri de vardir. Bu bol kanitlar, bütün çagdas çevirilerde okudugumuz Yeni Antlasma’nin, ilk kusaklarin okudugu Yeni Antlasma’nin tam özdeyisi oldugu kanisini getirir.

    Önceden dedigimiz gibi Yeni Antlasma’nin (Incil’in) binlerce eski kopyasi vardir. Bunlarin yapildigi tarih ile Yeni Antlasma’nin ilk yazildigi tarih arasinda geçen zaman süresi çok kisadir. Bundan anlasilir ki, Yeni Antlasma’nin metni ayni dönemde gelen tüm baska kitaplarinkinden daha saglam ve güvenilirdir.

    Yeni Antlasma’nin ilginç bir el yazmasi nüshasi 1933 yilinda Firat nehrinde, Salihiye’deki kazilar esnasinda bulunmustur. I.S. 235 yillarina ait olan bu nüsha, Grekçe Incil’in küçük bir parçasidir. Ama bu parça, dört Incil’in birine ait degildir, fasilasi bir anlam olusturmak üzere dört Incil’in içindekileri yenide düzenleyen bir eserden gelmistir.

    Dört Incil’in bu karisimi Tatiyan adli Asurlu bir Hristiyan’in yapitidir. Bu adam, I.S. 165 yillarinda sehit olan Hiristiyan filozof Yustin Martir’in ögrencisiydi. Yustin’le beraber Roma’da biraz vakit geçirdikten sonra, I.S. 170 yillarinda anayurdu Asur’a döndü. Orada “dört ezginin harmonisi” anlaminda bir müzik terimi olan Diatessaron adli eseri meydana getirdi. En çok Süryani dilinde yayildi, ama Salihiye’de bulunan yazidan anlasildigi gibi Grekçesi de mevcuttur; sonradan Arapça’ya ve birkaç baska dile çevrildi.

    Diatessaron, dört Incil’den alinan bilgilerden olustugu için, o Incillerin ikinci yüzyil Hiristiyanlar’i arasinda rakipsiz bir saygi ve yetkiye sahip oldugunu ispatlar.

    3. Dört Incil ve Isa’ya olan taniklari
    Tatiyan’in dört Incil’den olusturdugu eser çok ragbet gördügüne göre sayin okuyucu belki sunu sorabilir; “Neden ilk önce dört ayri Incil yazildi? Tek bir Incil yeterli olmaz miydi?” Eger sadece bir Incil olsaydi, Yeni Antlasma arastirmasi hayli basitlestirilirdi, bilgimiz ise oldugunda çok daha kit olurdu. Herhangi bir tarihsel kisiyi düsünelim. Yasaminin sadece bir anlatimi yerine dört anlatimi olsa kendimizi daha sansli saymaz miydik ? Ayni mantik da Isa’nin yasam ve ögretileriyle ilgili kaynaklarimiza uygulanmalidir.

    Yeni Antlasma’nin basinda yer alan dört Incil’in hepsi de I.S. birinci yüzyil bitmeden önce yazilmistir. “Incil” adini tasiyan sahte yazilar ikinci yüzyilda veya daha sonra ortaya çikmistir. Böylece dört Incil (Matta, Markos, Luka, Yuhanna) kaydedilen olaylara diger kitaplardan çok daha yakindir. Dört Incil yazarlarinda biri olup gelenege göre Antakya’li oldugu söylenen Luka, kitabin baslangicindan bize amaci ve metodu ile ilgili bir seyler anlatmaktadir. Luka, eserlerini adadigi Teofilos adli ileri gelen bir kisiye hitap ederek söyle diyor:

    Birçok kisi, aramizda geçen olaylarla ilgili, tipki baslagiçtan görgü tanigi olanlarin ve Tanri’nin Sözünü yayma hizmetini yapanlarin bize ilettikleri gibi bir anlatim düzenlemeye girismistir. Buna göre, sayin Teofilos, ben de hepsini ta basindan beri yakindan izledigimden, ögrendiklerinizin dogrulugunu bilmen için sana sirali bir anlatim yazmayi uygun gördüm.
    Burada Luka, anlatiminin kendi yaratici hayal gücüne degil, tarihsel arastirmaya ve görgü taniklarinin tanikliklarina dayandigini belirtmektedir. Luka, yalniz adini tasiyan Incil’in degil, bunun devami olan Elçilerin Isleri kitabini da yazmistir. Tarihin ve arkeolojinin tarafsiz kanitlari bu iki kitabin güvenilirligini tüm ayrintilariyla dogrulamistir. Luka’nin faydalandigi belgelerden biri Markos Incili’ydi; baska bir belgenin de Isa’nin sözlerinden bir derleme oldugu anlasiliyor.

    Bu derleme ilk önce I.S. 50 yillarinda Aramice yazilmis, sonradan birkaç tercüman tarafindan Grekçeye çevrilmistir. Matta Incili’nin de bu iki belgeden faydalandigi anlasiliyor. Böylece Matta, Markos, Luka Incilleri’nin birbirleriyle yakin bir ilgisi vardir ve birbirlerine çok benzemektedir. Ne var ki, her biri Isa’nin yasam öyküsünü ayri bir görüs açisinda sunmaktadir. Ama aralarinda hiçbir çeliski yoktur. Yuhanna Incili ayri bir özellik tasiyor. Birinci yüzyillarin sonlarina dogru, özellikle o çagdaki genç okuyucularin yararina yazilmistir. Bu gençler, hem zaman hem mekan bakimindan Isa’nin yasadigi ve ögrettigi ortamdan kim oldugunu açiklamaktir. Isa, ebedi gerçegin bedenlesmis sekli, sonsuz hayatin kaynagi ve Tanri’ya giden tek yol olarak nitelendirilmektedir. Buna göre, Isa’nin yasami ve ögrettikleri, tüm zamanlarda, tüm yerlerde, bütün insanlar için sürekli bir önem tasimaktadir.

    Luka Incili gibi, Yuhanna da kendi Incil’inde görgü taniklarinin sahadetine dayandigi iddiasindadir. Bu, Yuhanna Incili’nde Isa’nin çarmihta ölürken söyledigi “Tamamlandi!” sözlerinden (Yuhanna 19:30) hemen sonraki olup bitenleri anlatan bölümlerde en açik sekilde görülür. Çarmiha gerilen suçlularin ölümünün hazirlanmasi istenince bacaklari kirilirdi. Çarmihin diregine çakilan bacaklarinin destegi olmadan soluk alamayan suçlular çabuk bogulup ölürlerdi. Isa’nin ve her bir yaninda bulunan iki suçlunun çarmiha gerildigi günde ölümlerin hizlandirilmasi isteniyordu. Çünkü sonraki gün hem haftalik Sept (Cumartesi) günü hem de Yahudilerce çok kutsal sayilan yillik Fisih Bayrami oldugundan, iki misli kutsal bir gündü ve ölüleri açiktan açiga asili birakmak o günün kutsalligini bozardi. Yuhanna olaylari söyle antiyor:

    Bunun üzerine askerler geldiler, birinci adamin ve onunla beraber çarmiha gerilmis olan öteki adamin bacaklarinin kirdilar. Ama Isa’ya gelip O’nun ölmüs oldugunu gördükleri zaman bacaklarini kirmadilar. Buna karsilik askerlerden biri, O’nun bögrünü mizrakla deldi. Bögründen hemen kan ve su akti.”

    Burada Yuhanna su ciddi ifadede bulunmak için anlatimina ara veriyor:

    Bunun üzerine askerler gidip birinci adamin, sonra da Isa’yla birlikte çarmiha gerilen öteki adamin bacaklarini kirdilar. Isa’ya gelince O’nun ölmüs oldugunu gördüler. Bu yüzden bacaklarini kirmadilar. Ama askerlerden biri O’nun bögrünü mizrakla deldi. Bögründen hemen kan ve su akti. Bunu gören adam taniklik etmistir ve tanikligi dogrudur. Dogruyu söyledigini bilir. Siz de iman edesiniz diye taniklik etmistir. Bunlar, “O’nun bir tek kemigi kirilmayacak” diyen Kutsal Yazi’nin yerine gelmesi için oldu.”(Yuhanna 19: 32-35)

    Görgü taniklarinin nesli azalip tükenmeye baslayincaya kadar, Incillerin yazilmasina baslanmadi. Isa’yi taniyan ve görüp isittiklerini anlatabilen insanlar sag oldukça, bir kitabin yazilmasina gerek yoktu. Ama görgü taniklari birer birer ölmeye baslayica, yazili kayitlara gereksinme acil oldu. Oysa bu yazili kayitlar görgü taniklarinin tanikliklarindan sapamazdi. Çünkü Isa’yi taniyan görgü taniklari hala yasiyordu ve onlarin anlattiklarini isitmis olan birçok kisi de vardi. Bu nedenle Yeni Antlasma’nin yazarlari bilinen gerçeklere aykiri herhangi bir bilgi verseydi, o zamanda yasayan Hiristiyanlar bunu hemen anlarlardi.

    Dört Incil daha yazilmadan önce, Isa’yi bizzat tanimis ya da görgü taniklarini isitmis olanlarin dikkatli koruyup agizdan agiza söyledikleri Incil vardi. Dil uzmanlarinin bildigi gibi sözlü anlatim belirli kurallara uyar. Bu kurallar, anlatilan bilgilerin sonra gelen kusaklara iletilmesini saglar. Böylece sözlü anlatim en azindan yazili kayitlar kadar, hatta bazen daha da güvenilirdir. Uzman, yazili Incil’in gerisinde sözlü anlatim özelliklerini farkedebilir. Bu özellikler ayrica Elçilerin Isleri kitabinda kaydedilen nutuklarda ve dört Incil’den bile önce yazilan, Isa ile ilgili gerçeklerden söz eden Pavlus’un mektuplarindan görülür.

    Yazilan ilk Incil Markos Incil’iydi, asagi yukari I.S. 58 yillarinda. Bu Incil, bahsetttigi sahsiyetin gerçek kimligiyle ilgili olan su ifadeyle basliyor:
    Tanri’nin Oglu Isa Mesih’in Müjdesinin (Incili’nin) baslangici.”

    Yeni Antlasma’da sik sik rastlanan “Tanri’nin Oglu” deyimi, yanlis anlasildiginda bazi kisiler için güçlüge sebep olmustur. Bu deyimde ‘Ogul’ kelimesi normal biyolojik anlaminda kullanilmamaktadir. Isa’ya uygulayinca, ‘Ogul’ terimi yalniz Isa’nin Baba Tanri’yla olan sürekli, essiz iliskisine degil, Baba Tanri’yi mükemmel bir sekilde insanlara göstermesine de isaret etmektedir. Aslinda ‘Tanri’nin Oglu’ deyimi ile Yuhanna’nin Isa’ya uyguladigi ‘Kelam’(Tanri’nin Sözü) terimi arasinda pek anlam farki yoktur.

    Hem ‘Ogul’ hem de ‘Kelam’ Tanri’nin özünden dogan ve O’nun sifatlarini açiklayan demektir. Aslinda Tanri baska zamanlarda degisik yollarla, örnegin peygamberleri araciligi ile Kendisini göstermistir. Ama en son olarak en mükemmel sekilde Kendisini Isa Mesih’te gösterdi.

    ‘Oglu’ terimi, ayrica su demek oluyor ki, Tanri sadece Isa’nin dünyaya gelmesiyle ve insanlar arasindaki hizmetiyle degil, bir de (hatta en çok) ölümü ve dirilisiyle Kendisini gösterdi. Yuhanna bu konuda söyle diyor: “Su ve kanla gelmis olan budur, Isa Mesih.” Yani, suda vaftiz edilirken Tanri’nin Oglu olarak ilan edilen Mesih, kanini döküp öldügü zaman da yine Tanri’nin Oglu oldugunu gösterdi. Ve Yuhanna söylediklerini vurgulamak için ayni sözleri tekrarliyor: “(Isa) yalniz suyla degil, suyla ve kanla (geldi)” (1 Yuhanna 5: 6). Markos da Isa’nin çarmihta öldügü anda “Tapinagin perdesi yukardan asagiya kadar yirtildi, iki parça oldu” diye anlatiyor (Markos 15:38). Demek istedigi sudur ki, Tanri’nin gözle görülemez huzuru eskiden tapinaktaki perdenin arkasinda gizleniyordu, Markos’un anlattigina göre, Isa’yi çarmiha geren ve sasilacak olaylari gören Roma’li yüzbasi, Isa’nin öldügünü görünce, “Gerçekten Bu Adam Tanri’nin Ogluydu” diye haykirdi (Markos 15:39).

    Yukaridakiler baslangiçtan beri Isa Mesih’e bagli olanlarin inancinin özüdür. Yeni Antlasma disinda baska bir örnegi aktarabiliriz: Antakya’li imanlilar toplulugunun önderi olan Ignatius; I.S. 110 yillarinda Efes’teki Hiristiyanlar’a yazdigi mektupta Isa’yi söyle nitelendiriyor: “Rabbimiz Isa Mesih yegane Hekimdir. Hem bedeni hem de ruhu vardir. Kadindan dogmus olmakla beraber baslangici yoktur. Isa insan vücuduna bürünmüs Tanri’dir. Ölümle gerçek yasamdir; Meryem’in Oglu ve Tanri’nin Ogludur; önce sikinti çekmis, sonra sikintidan kurtulmustur.” (Ignatius’un Efeslilere mektubu 7:20)

    Isa’nin yasami ve ögrettikleriyle ilgili bilgimizin çogu Hiristiyan yazarlardan gelmektedir. Buna sasmamali; Isa’ya bagli olanlarin olmayalanlardan daha fazla kendi topluluklarinin kurucusuyla ilgililenmesi dogaldir. Ama Mesih’e inanmayan ilk yazarlardan gelen bilgiler, Incillerde anlatilan gerçeklerin baslica ayrintilarini dogrulamaktadir. Örnegin, Roma’li tarihçi Takitus, Imparator Neron’un I.S. yillarinda Roma kentini yok eden yangindan sonra kendi suçunu Hiristiyanlar’a yüklemeye çalistigini anlatiyor. Takitus, Hiristiyan adindan ilk kez eserinin bu yerinde söz etmektedir; Hiristiyan(Isa Mesih’e bagli) sözcügünün “Tiberius imparatorken vali Pontus Pilatus’un hükmüyle idam edilmis olan Isa Mesih’ten alindigini belirtmektedir. (Anallar 15:44) Takitus bunlari yangindan elli yil sonra yazmistir, ama yangin oldugu zaman oniki yasinda bir çocuktu onun için o zamanda anlatilanlari hatirlayabilmistir.< Yahudi tarihçi Yosefus (I.S. 37-105) sunlari yazmistir:
    “Bu zamanlarda Isa adli bilge bir adam vardi, eger O’na adam demek dogruysa… Çünkü O, sasilacak isler yapan biri olup, gerçegi sevinçle kabul edenlerin ögreticisiydi. Yahudilerin ve Paganlarin (Yahudi olmayanlarin) birçogunu Kendi tarafina çekti. O’nun Mesih (beklenen Kurtarici) olduguna inaniliyordu. Pilatus da, aramizdaki ileri gelenlerin önerisine uyarak, daha önceden O’nu sevenler Kendisini terk etmediler. Çünkü O, çarmiha gerilmesinden sonra üçüncü günde tekrar onlara diri olarak görünmüstür; nitekim Tanri’nin diger peygamberleri de O’nunla ilgili onbinlerce sasilacak seyleri önceden haber vermislerdi. Adlari Isa Mesih’ten alinan Hiristiyanlar’in nesli de bugün bile tükenmis degildir.

    Bugün Kuzeybati Anadolu’da bulunan Bitinya vilayetinin Romali valisi Pliniyus (I.S. 69-113), Imparator Trayanus’a yazdigi mektuplarin birinde söyle yazmistir:
    “Imparatorun heykeline tapinmadiklari için cezalandirdigim Hiristiyanlar’in dediklerine göre, suçlari yahut hatalari özet olarak ancak su kadardi: Tanri’ya söyler gibi Mesih’in (Isa Mesih’in) serefine sira ile ilahi söylemek üzere kararlastirilan bir günde günes dogmadan önce düzenli bir sekilde toplanmislardi.”

    Üçüncü yüzyilin ilk yarisinda yasayan Afrikanus, I.S. 52 yil civarinda yasamis olan Tallus, eserinde Rab Isa çarmiha gerilirken ortaligi kaplayan karanligin bir günes tutulmasi oldugunu öne sürmüstü. Afrikanus bunu kabul etmeyerek söyle diyor:

    “Tallus, kendi tarihinin üçüncü kitabinda bu karanligi bir günes tutulmasi olarak açikliyor ki, bu bana oldukça mantiksiz bir açiklama olarak geliyor.”
    Talmud adli kitapta anlatilan Yahudi hahamlarinin geleneklerine göre Nasirali Isa
    “Israil’de bir günahkardi, bilgelerin sözlerini hor gördü, halki bastan çikardi ve sihirbazlik etti.” (Sihirbazlik demelerinin sebebi Isa’nin mucizelerini açiklamanin baska bir yolunu bulamamis olmalariydi).

    Talmud’a göre “Isa, ne Musa’nin yasasindan birsey kaldirmak ne de ona birsey eklemek için geldigini söyledi. Fisih bayrami arifesinde asildi.” Bu düsmanca bir anlatimdir, ama Isa’ya karsi duranlarin kisisel yorumuna dayanmakla beraber Isa Mesih’le ilgili tarihsel olaylari inkar edememistir.

    4. Yeni Antlasma’nin dili
    Isa’nin genellikle kullandigi dil büyük olasilikla Aramiceydi. Bu dil, o zamanda Filistinde yasayan Yahudiler’in ve Suriye ile Mezepotamya’nin bir çok bölgelerinde yasayanlarin ana diliydi. Aramice, sami dillerinden olup Ibranice ve Arap diliyle akrabadir. Isa’nin Aramice sözcük ve deyimlerinden bazilari Incil’de asil sekliyle korunmustur. Örnegin, Markos 5:41’de Isa, Yair’in kizini ölüm döseginden kaldirirken “Talita kum” (kizcagiz, kalk) dedi. Markos 7:34’te sagir ve dilsiz adama isitme ve konusma yetenegini geri verirken “Effata!” (açil!) diyerek ah çekti. Isa’nin özellikle Tanri’ya hitap etmek için Abba (Baba) sözcügü daha sonra Grekçe konusan imanlilarin diline geçti. (Markos 14:36, Romalilara 8:5, Galatyalilara 4:6’ya bkz). Isa çarmihta elem çekerken 22. mezmurun birinci ayetinin Aramice çevirisinden gelen su sözleri tekrarladi (Markos 15:34): “Elohi, Elohi, lama sevakatani?” (Tanrim, Tanrim, beni niçin biraktin?). Isa Mesih’in ilk ögrencilerinden çogu Aramice konusurlardi. Onlarin da Aramice deyimlerinden bazilari korunmustur. Özellikle Marana-ta (Rabbimiz, tez gel!) sözü. Bu, birbirleriyle paylastiklari yemekte Isa’ya hazir bulunmasini yalvardiklari duaydi. (1 Korintlilere 16:22)

    Oysa Inciller , Yeni Antlasma’nin diger kisimlariyla birlikte, Aramice degil, Grekçe yazilmistir. Isa’nin ve ilk ögrencilerinin Aramice sözleri bize simdiki sekliyle erismeden önce Grekçe’ye çevrilmistir. Bu neden böyle oldu?

    Birinci sebebi, Büyük Iskender’in fetihlerinden beri (I.Ö. 336-323) Filistin, Hellenistik dünyanin bir parçasi olmustu. Anadili Aramice olan Filistinliler bile, o zamandan sonraki kusaklarda Hellenistik kültürün birçogunu benimsememislerdi. Din ya da yurtseverlik nedeniyle birçok kisi Grekçe konusmamayi tercih ettiyse de, o dili iyi anlayabilirlerdi. Filistinli Yahudiler’in çogu herhalde Ibranice de anlarlardi; ancak kutsal bir dil sayildigindan, evden veya çarsidan daha çok sinagoglarda kullanilirdi. Bazen Yeni Antlasma “Ibranice’den” söz ettigi zaman, Aramice’yi kastetmektedir. Örnegin, Isa’nin çarmihta basi üzerinde asilan suç yaftasinda “Yahudiler’in Krali” sözünün Ibranice, Latince ve Grekçe olarak yazildigini anlatiyor. (Yuhanna 19:19-20). Burada sözü geçen Ibranice (yahut Aramice) ve Grekçe’den baska, neden Latince de yazilsin? Latince, Roma ordusunun resmi diliydi de ondan. Platus Yahudiye’deki Roma ordusunun komutani oldugundan, suçlulari çarmiha germe isini yerine getiren kendi askerleriydi.

    Ikinci sebebi, Incil Grekçe’den baska dil bilmeyenler arasindan hemen yayildi. Bu yayilis, ilk önce Filistin’in kendisinde (örnegin, çogunlukla Grekçe konusulan Sezariye’den), sonra Suriye’de ve Anadolu’da (özellikle Grekçe konusulan büyük Antakya kentinde) ve Dogu Akdeniz’in diger ülkelerinde oldu. Bu ülkelerde en çok konusulan ve anlasilan dil Grekçeydi. Kudüs’ten ve Filistin’in Aramice konusulan baska merkezlerinden uzaklasir uzaklasmaz, Isa’nin Elçileri’nin ve diger Incil vaizlerinin kullandiklari dil Grekçeydi. O zaman Grekçe konusulan Tarsus kentinde dogan Pavlus, kentte yaygin konusulan dili ögrenmeden önce kendi muhafazakar Yahudi ailesinin ortaminda Aramice ögrendi. Ama ister istemez Tanri’nin Paganlara (çok tanrililara) gönderdigi elçi olarak mektup yazmak için Grek dilini kullanmak zorundaydi. Incil yalnizca Yahudiler için degil, herkes için olduguna göre, Hiristiyanlig’in temel yazilari, Incil’in yayildigi bölgelerde en çok kullanilan dillerde, yani Grekçe olarak yazilip yayimlandi. I.S. ikinci yüzyildan itibaren Inciller ve diger Yeni Antlasma yazilarinin bazilari, Aramice’nin bir sekli olan Süryani dilinde yayimlandi, ama bu Süryanice Yeni Antlasma, Grekçeden çevrilmistir. Yine de dil uzmanlari, Isa’nin sözlerinin Grekçesini dikkatle inceleyerek Aramicesini kolay tahmin edebilirler.

    Osmanli imparatorlugunun döneminde Sultan, fermanlarini birçok dilde yayimladi halde, o fermanlarin Yunancasi, Islavcasi, Arapçasi v.s. orjinal Türkçesi kadar geçerli sayilirdi. Kimse, “orjinal Türkçesini görmedikçe Sultanin fermanini kabul etmem !” diye bir sey diyemezdi. Ayni sekilde kimse, “Isa Mesih’in sözleri bir baska dile çevrilince geçersiz sayilir” diyemez.

    5. Yeni Antlasmadaki kitaplari listesi nasil seçildi
    Imparator Konstantin’in emriyle I.S. 325 yilinda toplanan ve 300 kadar Hiristiyan önderden olusan Iznik Konseyi, Isa Mesih’in Baba Tanri ile bulundugu iliskiyi mümkün oldugu kadar kesinlikle tanimlamakla ilgilendi. Hangi dinsel kitaplarin geçerli sayilip sayilmamasi gerektigini tanimlamakla ilgilenmedi. Isa’ya inananlarca kabul edilen kutsal yazilarin resmi listesi çoktan kararlastirilmisti. Hala bu yazilar, Iznik Konseyine katilanlarin toplanmis olmalarinin amacini yerine getirmek için dayandiklari temel belgeleri olusturdu.

    Kutsal Yazilar’in bu listesi, Hiristiyanlar’in temel kayitlar olarak tanidiklari kitaplardan olusup bu toplulugun yasam ve imaninin temel dayanagidir. Kilise zaten herkes tarafindan taninan kutsal kitaplarin derlemesine sahip olarak ortaya çikti. Önceden belirttigimiz gibi Isa Eski Antlasma yazilarini kendisine taniklik edenlerin kitaplari olarak açikladi. Isa’nin ögrencileri Eski Antlasma’da bulunan önbildirileri Isa’nin gerçeklestirmis oldugunu anladilar. Böylece kilise Eski Antlasma’yi Tanri’nin ilham ettigi kitap olarak miras aldi. Ama Isa’nin gerek dünyada iken kendi agziyla söyledigi sözler gerekse de Kutsal Ruh araciligiyla ögrencilerine ilham ettigi ögretiler, Eski Antlasma peygamberlerinin sözlerinden daha az geçerli sayilamazdi. Bununla birlikte,

    ◦Bu ögretiler yazili hale geçmedikçe
    ◦Ögretileri kapsayan yazili bir derleme olusturmak için toplanmadikça
    ◦Bu derleme inancin ve uygulamanin ölçüsü olarak kabul edilmedikçe,
    ◦Yeni Antlasma’yi olusturan yazilarin resmi bir listesinden söz edilemez.
    Belirttigimiz gibi Yeni Antlasma’nin ayri ayri kisimlarinin hepsi I.S. birinci yüzyilin sonundan önce yazildi. Bu kisimlarin bazilarini derleme süreci, birinci yüzyilin sonuna dogru basladi ve ikinci yüzyilda devam etti. Ikinci yüzyilin baslarinda iki önemli derleme yapildi: biri, dört Incil’in derlemesi, digeri de Pavlus’un mektuplarinin derlemesiydi. Bu iki derleme arasindaki baglantiyi saglayan ve onlari tek bir derleme olusturmak üzere bir araya getiren baska bir yazi da Elçilerin Isleri kitabiydi. Bu yazi, Inciller’de sözü edilen olaylar hakkindaki anlatimin sadece devami degildir, ayni zamanda Pavlus’un ilk mektuplarini daha büyük anlayisla okuyabilmemiz için imkan sunmakta; ayrica Pavlus’un Isa’ya ettigi elçilik görevi ve diger elçilerden (havarilerden) bazilarinin da görevleriyle ilgili ayri bir kanit vermektedir.

    Bu büyük derleme, birinci yüzyilin diger birkaç Hiristiyan önderlerinin yazilariyla birlikte, yetkisi essiz olan bir Kutsal Kitap olarak hemen kabul edildi. Yeni Antlasma denilen bu Kutsal Kitap hem sapik dinlere inananlar, hem de dogru inançli sayilan Hiristiyanlar tarafindan geçerli sayiliyordu. 1945 yilinda Yukari Misir’da bulunan Nag Hammadi’de eski bir Kipti Kütüphanesi kesfedildi. Kütüphanede I.S. ikinci yüzyilin ortalarinda asli Grekçe olarak yazilmis olan Hiristiyanlikla ilgili kitaplardan birkaçinin Kiptice çevirileri vardi. O kitaplarin bazilarini Valentinusçular denilen bir tarikatin üyeleri yazmislardi. Hakiki kiliselerin liderleri bu kitaplari doktrin bakimindan saglam olarak kabul etmedilerse de Valentinusçularin ayni Yeni Antlasma’yi kullandiklarini ve Tanri’nin gönderdigi bir kitap saydiklarini biliyorlardi.

    Yeni Antlasma’nin yazilmasindan uzun bir süre sonra I.S. ikinci yüzyilda bazi sapik tarikatlar ortaya çikti. Bunlarin kimisi Yeni Antlasma’dan begenmedikleri kisimlari çikarmak, kimisi de Yeni Antlasma’ya sözde yeni vahiyler eklemek istiyorlardi. Ama Isa Mesih’in gerçek izleyicileri, Yeni Antlasma’yi olusturan 27 kismi çoktan kabul etmis, o kitabin içindekileri iyi biliyorlardi. Bu nedenle sapiklarin girisimleri basarisizligi ugradi. Hangi dinsel kitaplarin geçerli sayilip sayilmayacagini kararlastirmak için bir konseyin toplanmasina gerek yoktu. Yeni Antlasma kendi üstün nitelikleri sayesinde tüm amanlilara kendini kabul ettirdi. Muratori Kanon’undan da anlasildigi gibi Yeni Antlasma’yi olusturan kisimlarin resmi bir listesi imanlilarca en geç I.S. 170 yilina kadar hazirlanmisti. Bundan anlasilir ki Yeni Antlasma, I.S. 325 yilinda toplanan Iznik Konseyi’nden çok önce, Eski Antlasma ile beraber imanlilarca tek geçerli kitap olarak benimsenmisti.

    Tekrar önemle belirtmeliyiz ki, Yeni Antlasma’yi olusturan kisimlar bir konsey ya da bir papazlar grubu tarafindan seçilmedi ve kesinlikle zorla kabul ettirilmedi. Isa Mesih’in yolu dördüncü yüzyilda “Hiristiyanlik” denilen resmi din haline gelinceye kadar, devlet düzeni ve papaz düzeni yoktu. Aksine Mesih’in izleyicileri hor görülen ve siddetle zulmedilen bir azinlikti. Isteseydiler bile hiçbir kutsal kitabi zorla kabul ettiremezlerdi. Bazi putperest Roma imparatorlari Yeni Antlasma’yi okuyanlari ölüm cezasina çarptirirlardi. Hiristiyanlar’in Yeni Antlasma’nin güvenilirligi hakkinda herhangi bir kuskusu olsaydi, o kitabi okumaz, canini tehlikeye sokmazlardi.

    Kuskusuz Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’dan yüzyillarca sonra yazilan ve “Incil” oldugu iddiasinda bulunan bazi sahte eserler (örnegin “Barnabas Incil’i”) vardir. Bunlara “Apokrifal” yani dogrulugu kabul edilmeyen uydurma Incil’ler denir. Eger böyle eserlerin Yeni Antlasma’daki dört Incil’in yanisira yer almaya layik veya dört Incil’den üstün oldugu iddia edilirse, su sorular sorulmali: “Bu eser hangi tarihte yazildi? Dört Incil kadar eskimidir? Dört Incil gibi I.S. 60 yillarinda, yani Isa Mesih’in dünyadan ayrilmasindan 30 yil kadar sonra mi yazildi? Isa Mesih’i tanimis olan ya da tanimayanlarla ayni çagda yasayan bir kimse tarafindan mi yazildi ? Eserin güvenilir ve kaydettigi olaylardan az sonra yazildigina dair ne kanitlar vardir?” Kanitlar istenince sorun çabuk çözülür!< 6. Yeni Antlasmanin amaci
    Yeni Antlasma (Incil), sadece Isa ve Onun ilk izleyicileri ile ilgili tarihsel bilgileri vermek için yazilmadi. Ayni zamanda okuyucularinin günlük yasamlarini pratik bir sekilde etkilemek için, Rab Isa Mesih’e iman ve itaat etmelerini özendirmek için yazildi. Yeni Antlasma’nin ögrettiklerini okuyan, ciddiye alan ve yasamlarina uygulayan kisilerin ve toplumlarin son derece uygar, istikrarli, düzenli ve mutlu olduguna sasilamaz.

    Isa’nin on iki elçisinden olan Yuhanna’nin kendi Incil’i hakkinda söyledikleri, Yeni Antlasma’yi olusturan tüm kisimlar hakkinda söylenebilir:
    “Isa, ögrencilerinin önünde, bu kitapta yazili olmayan baska birçok mucizeler yapti. Ama bunlar, Isa’nin Tanri’nin oglu Mesih olduguna iman edesiniz ve iman etmekle Onun adiyla yasaminiz olsun diye yazilmistir.” (Yuhanna 20:30-31).

    Notlar:

    1.Kutsal Kitap Tevrat, Zebur ve Incil’den olusur. Eski Antlasma 39 kisimdan, Yeni Antlasma ise 27 kisimdan olusmaktadir.
    1.Yani Yesaya
    1.Pagan: Tek Tanri’ya inanmayan, çoktanrili, putperest.
    1.Kodeks Sinaitikus: Sina Dagi’ndaki bir manastirda bulunmus olan el yazmasi Incil nüshasi.
    1.Asur: Iran, Irak, Suriye ve Türkiye’nin Güneydogusunu kapsayan eski bir medeniyet.
    1.Çogu bilginlere göre dört Incil’in takribi yazilis tarihleri sirasiyla söyledir: Matta I.S. 60, Markos I.S. 58, Luka I.S. 61, Yuhanna I.S. 90.
    1.Halen mevcut olan bu eserler, Isa ile ilgili bazi degersiz efsaneleri anlatmakla beraber dört Incil’in temel ögretileriyle çeliskide bulunmuyor.
    1.Fisih(üstten geçme) bayrami: Israil halkinin M.Ö. 1280 yillarinda Musa’nin önderliginde Misirlilar’dan kurtulmasini anmak için kutlanan bayramdir. Israilliler Misir’dan çikmadan önce Tanri ölüm melegini gönderip Misirlilar’in ilk dogan ogullarinin hepsini öldürttü. Ölüm melegi Israillilerin evlerinin üzerinden geçip onlari atladi. Bunun için bu bayrama “üstten geçme” anlamina gelen Fisih bayrami denilir.
    1.Josephus: “Yahudilerin Eski Tarihleri” XVIII 3:63-63
    1.Pliniyus, Mektuplar 10:96.
    1.Matta Incili 27:45
    1.F. Jacoby, “Die Fragmente der Griechischen Historiker IIB” (Berlin, 1929) sayfa 1157.
    1.Hellenistik: Yunan dünyasinda büyük Iskender’in zamanindan sonraki döneme ait.
    1.Luka Incili’nin kisaltilmis bir sekli.
    1.I.S. 170 yilina ait olan Muratori Kanonu, o zamanda Isa’ya inananlarca kabul edilen kutsal kitaplarin bir listesidir. Bu listede bes kisim disinda Yeni Antlasma’yi olusturan 27 kismin hepsinin adlari geçmektedir. Bazi yerleri çürümüs olan Muratori Kanonu belki bir zamanlar Yeni Antlasma’nin tüm kisimlarinin adlarini içeriyordu.
    1.“Barnabas Incili”, Barnabas tarafindan degil, Ortaçag’da Hiristiyanligi birakip Müslüman olan ve Müslümanligin dogrulugunu kanitlamaya çalisan bir kimse tarafindan yazilmistir. “Barnabas Incili’nde” kullanilan sözcükler ve terimleri incelemis olan dil uzmankari, bu eserin I.S. 14. yüzyila ait oldugunu kanitlamislardir. Isa Mesih’ten 14 yüzyil sonra yazilan “Barnabas Incili’nin” tamamen sahte ve tarihsel açidan degersiz oldugu anlasilir.

    Yazar: Profesör F. F. Bruce

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.