ANASAYFA Forum KUTSAL KİTAP (KİTABI MUKADDES) Yeni Antlaşma (İncil) Yeni Antlaşma’da Hizmet

  • Bu konu 1 izleyen ve 11 yanıt içeriyor.
12 yazı görüntüleniyor - 1 ile 12 arası (toplam 12)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24725
    Anonim
    Pasif

    Yuhanna, çağrısını yapmadan hemen önce şunları söyler: ” Dünya malına sahip olup da kardeşini ihtiyaç içinde gördüğü halde ondan şefkatini esirgeyen kişide Tanrı’nın sevgisi olabilir mi ? ” ( 1. Yu. 3:17 ).

    Yeni Antlaşma’da en yaygın ve belki de en temel olan hizmet şekli maddi servetler konusunda gösterilen cömertliktir. Temeldir, çünkü herkesin verecek bir şeyi vardır. Önemli olan armağanın kendisidir, büyüklüğü değil. Hiçbir özel yetenek gerekmez.Bunun tek ciddi tehlikesi, başkalarının ya da Tanrı’nın beğenisini kazanmak amacıyla yapılabilmesidir. Ancak, başkasının ihtiyacına ya da başkalarına duyulan şefkate odaklanıldığında, tehlike de en aza indirilir.

    Yeni Antlaşma cömertlik örnekleriyle doludur ( Elç. 9:36-39 ; Rom. 15: 25-31; 2. Ko. 8:9 ). İsa’nın ayaklarını yıkayıp hoş kokular süren fahişenin öyküsü bunların içinde belki de en ünlüsüdür ( Luk. 7:36-50 ; Mar. 14:3-9 ). Bu , İsa’nın hizmet dönemi için alışılmadık sayılamayacak bir konuda verilmiş dikkate değer bir örnekti. Geri planda, İsa yolculuk yaparken kafileye para ve gerekli öteberi temin eden bir grup kadın vardı ( Mar. 15:40 ; Luk. 8:1-3 ). Bu kadınların birkaçı, yine bir başka hizmet yapmaya – baharat alıp İsa’nın mezarına – giderlerken, O’nun ölümden dirilişinin ilk tanıkları oldular. Tanrı’nın bir mizah anlayışı var. Varlık nedenleri yalnızca hizmet olan meleklerin ( İbr. 1:14 ) ” cennetin balkonundan ” tarihin bu en önemli olayına tanıklık etmeye giden kadınları izlerken nasıl bir sevinç duymuş olabileceklerini hayal edebiliriz. Her zaman olduğu gibi bu defa da, Tanrı kendini alçaltmış olanlarla hizmet edenleri yücelterek son noktayı koyuyordu. Cennet hala sevinçle çınlıyor ve bu gülüşün sonu hiçbir zaman gelmeyecek. ( T. E. SCHMIDT )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28616
    Anonim
    Pasif

    Hizmet sözcüğü maddi şeylerden daha geniş bir kavrama işaret eder. Diyakoz sözcüğünün Grekçe’deki tam karşılığı ” hizmetkar”dır. Başlangıçta hizmetkarın işi elçilere vakit kazandırmak amacıyla yiyecek dağıtımını üstlenmekti ( Elç. 6:1-6 ). Zamanla nitelikleri daha da belirgenleşti ( 1. Ti. 3:8-13 ), böylece farklı ve belli özelliği olmayan görevler üstlenen kimselere diyakoz denilmeye başladı ( Ör. Fibi [ Romç 16:2 ] ve Tihikos [ Kol. 4:7-9 ]. Yeni Antlaşma’nın ” ruhsal armağanlar ” sıralamasındaki üç maddeden ikisinde ” Hizmet etmek” ten , yani görevli olmaktan söz edilir. Tanrı tarafından, kilisede gerekli olan işlevleri yürütmek üzere yetenekli kişiler görevlendirilmiştir ( Rom. 12:7 ; 1. Pe. 4:11 ). Üçüncü paragrafta Pavlus, Tanrı’nın her çeşit armağanının kullanılmasının bir hizmet olduğunu söyleyerek, sözcüğü genel anlamıyla kullanır ( 1. Ko. 12:5 ). Bu anlamda Pavlus kendinden sık sık bir hizmetkar ( 1. Ko. 3:5 ; 2. Ko. 6:4 ; Ef. 3:7 ), yaptığı işten de hizmet diye söz eder ( 2. Ko. 4:1 ; 1. Ti. 1:12; 2. Ti. 4:11 ). Bu metinlerin hepsinde ortak olan nokta , hiizmetin karşılık beklemeden sunulan, diğer inanlıların yararına yönelik sıradan bir faaliyet olmasıdır. ( T. E. SCHMIDT )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28662
    Anonim
    Pasif

    :guvercin:Açıklamalarımda ilk sırayı hizmet konusuna vermeyi tercih etmemin nedeni, hizmetin yalnızca çok tipik ve temel bir örnek olması değil, aynı zamanda boyun eğme gibi daha zor bir konuya giden yolu hazırlamasıdır. Yeni Antlaşma öğretisinin üzerinde önemle durulması gereken bir özelliği, hizmet konusu ne zaman açılsa emirler veren ya da emirlere uyanlara değil, bir başkasının iyiyliği için gönüllü davranan kişiye odaklanılmasıdır. Davranışların önceden dikte edildiği pek çok alanda olduğu gibi, burada da örneği tanrı oluşturuyor. Kilise düzeni üzerine bir konuşma yaparken, Pavlus öğretici bir yorum yaparak, ” Her erkeğin başı Mesih… Mesih’in başı da Tanrı’dır” der ( 1. Ko. 11:3 ). Bu formülün önce ikinci kısmına bakalım. Müjdeler’i okuyan biri, babanın isteğini yerine getirdiğinde ( Yu. 6:38 ) İsa’nın emir aldığı izlemine edinmez. Hayır, İsa Baba’sına nasıl hizmet etmesi gerektiğini biliyordu, çünkü Baba’sı tarafından buna hazırlanmıştı ( Yu. 8:28 ). Bunun nedeni, ikisinin de bir olmasıydı.( Yu. 14:10-11 ). Getsamani Bahçesi’ndeki son anda bile göklerden gelen buyurgan sese, ” Pekala, tamam ” diye yanıt vermedi. Aksine, ” Ama benim değil, senin istediğin olsun “ dedi ( Mar. 14:36 ). O’nun boyun eğişi bir yanıt değil, bir sunuydu.

    Bunu insan ilişkileri alanına uygulamanın anlamı, başkalarına iyilik yapmak için ilk adımı bizim atmamız gerektiğidir. Yeni Antlaşma’da sevecenlik ya da yumuşak huyluluk gibi sözcüklerin kullanıldığı ayetlerde kastedilen budur ( Gal. 5:22 ; Ef. 4:32; Kol. 3:12 ). Buna benzer bir durum da iyi, iyilik ( Mat. 20:15 ; Gal. 5:22 ; 6:6-10 ) ve saygı sözcüklerinde görülür ( Rom. 12:10; 1. Ti. 5:17; 1. Pe. 3:7 ) ve çoğunlukla yardımsever girişimlere işaret eder. Şu soruyu sık sık soranlar vardır: ” Yapabileceğim bir şey var mı ? “ Bir de ellerinden ne geliyorsa o kadarını yapanlar vardır. Yemek servisi yapmak, ayak işlerine koşmak, bir mesajı iletmek, bir şeyi ödünç vermek boyun eğmenin temelini oluşturan hizmete niyetli olmanın örnekleridir. Buna boyun eğmeye adım atmak diyebiliriz. ( T. E. SCHMIDT )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #28800
    Anonim
    Pasif

    Her iki tarafın tartışmasız roller üstlendiği bir durumda, örneğin ebeveynlerin, bir polisin ya da bir işverenin kendi yetki alanlarına giren konularda mantıklı direktifler vermesi halinde, birinin diğerine itaati bir sorun olmaz. Başkalarına itaat ya da boyun eğmeye ilişkin Yeni Antlaşma buyruklarının çoğu bu gibi örneklerle doludur. Sorunlar ya ” Benim üzerinde yetkin yok. ” gibi rollerin ya da ” Bu konuda bana karışamazsın ” gibi yetki alanının sınırlarının tartışıldığı zaman ortaya çıkar. Ne zaman itaat konusu ortaya atılsa, bu iki ilkeden birinin ihlal edildiğini düşünürüz: Hitler’in canavarca politikasının yürütülüşünde gördüğümüz astın üste, diğer görevlilere, hatta hükümete emir vermesi durumunda olduğu gibi. Yeni Antlaşma, ” yetki alanı ” konusunda çok açıktır. İtaat edeceğimiz yer Tanrı’dır. İnsanların, haksız yere tehdit edildiklerinde korkmalarına gerek yoktur ( Mat. 10:26-28 ; Elç. 4:19 ; 1. Pe. 3:13-15 ), ancak emir vermeye yetkili oldukları konuda emir verdiklerinde itaat gerekir ( Mar. 12:17 ; Rom. 13:1-7; 1. Pe. 2:13-20 ). Kuşkusuz, bu esas, savaş ahlakı ya da yasanın amacı gibi konular gündeme geldiğinde o kadar kesin değildir. Yeni Antlaşma, rollerin tartışılmasına ilişkin hiçbir şey önermiyor. O dönemde roller belki de daha belirgindi ya da büyük olasılıkla güçlükler, Yeni Antlaşma kitaplarının ve bu kitabın herhangibir tasviyede bulunmasını engelleyecek derecede özel bir durumla ilgili olabilir.Bunun yerine, her özel durum bilgelik, duyarlılık ve yönlendiriş için Tanrı’ya güvenmeyi gerektirir. ( T. E. SCHMIDT )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:elsalla:

    #28819
    Anonim
    Pasif

    ” Tuvaletini temizleyebilir miyim ? ” Bu hafta içinde bu teklifi hristiyan dostlarınızdan kaç kere duydunuz ? Korkarım pek sık değil.

    Çok eski çağlarda, bildiğimiz şekliyle tuvalet diye bir şey yoktu.Bu nedenle elvette kimse asla böyle bir teklifte bulunmamıştı. Ama buna eşdeğer sayılabilecek bir başka şey vardı. Yolların ne halde olduğunu, sandaletlerin kalitesini ve insanların nasıl kirli olduklarını düşündüğümüzde , Kurtarıcı Mesih İsa’nın, öğrencilerinin ayaklarını yıkamak istediğinde nasıl bir tepkiyle karşılaştığını gayet iyi tahmin edebiliriz:

    Petrus, ” Benim ayaklarımı asla yıkamayacaksın ! ” dedi. İsa, ” Yıkamazsam yanımda yerin olmaz.” diye yanıtladı.
    Simun Petrus, ” Ya Rab, o halde yalnız ayaklarımı değil, ellerimi ve başım da yıka ! ” dedi…
    Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ” Size ne yaptığımı anlıyor musunuz ? ” dedi. ” Siz beni Öğretmen ve Rab diye çağırıyorsunuz. Doğru söylüyorsunuz, öyleyim. Ben rab ve Öğretmen olduğum halde ayaklarınızı yıkadım; öyleyse, sizler de birbirinizin ayaklarını yıkamalısınız. Size yaptığımın aynısını yapmanız için bir örnek gösterdim ” ( Yu. 13:8-9, 12-15; Mat. 20:28).

    Eğer bu yalnızca dinsel törenden ibaret değilse, günlük uygulamadaki anlamı nedir ? Gerçek anlamıyla ya da mecazi olarak, her zaman tırnaklarımın arasında başkalarının kirleriyle mi yaşamam gerekiyor ? ( T. E. S. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:elsalla:

    #28872
    Anonim
    Pasif

    Günümüzün eğitim piyasasında liderlik szcüğü her şeyden daha fazla revaçtadır. Yöneticiliğin basamaklarını birer birer çıkan herkes üstlerine ayak uydurmak kadar, astlarını da yönetmeyi de öğrenmek zorunda olduğu halde, hiçbir üniversite öğrencisini, “Sizi etkin biçimde itaat etmeyi öğreteceğiz ” gibi bir sloganla etkileyemezsiniz. ” Hizmetkar – önderler “eğitimi verdiklerini duyuran inanlı kurumlar, güçlü olmaya dönük yaygın eğilime hiçbir çare bulamıyorlar. Eğittikleri insanlar günümüzün lider tanımına nadiren uyuyor ve bunların hemen hiçbiri Kutsal Kitap’ın hizmetkar tanımına uyan hizmetkarlar olamıyorlar. Öyleyse ne diye bu sözcükler kullanılır ? Şu gerçeği iyice görmemiz gerek. Hizmet düşüncesi bile, geçici önemsiz bir faaliyet değilse, oldukça tatsızdır. Daha alt düzey bir işi kabullenmek bile yeterince kötüdür. Ancak bunu seçmek deli saçması olur.

    İtaat, boyun eğme, hizmet gibi sözcükler ya da daha da kötüsü, ” haddini bil ” ifadesi, ” haklarını ” saplantı haline getirmiş insanlar tarafından tepkiyle karşılanır. Elbette bu haklarda yalnış bir şey yok ve hakları koruyacak yasaların olması yerindedir. Ne yazık ki, yasalar bizi sadece kötülüklerden koruyabilir, ama içimizde iyiliğin oluşmasını sağlayamaz. Bir şey ya da başka biri için haklarımızdan vazgeçmenin de bir değeri olabileceğini elbette söylemez. Çarmıh, sevginin adaletten, doğruluğun haklardan önemli olduğunu en güzel kanıtıdır. İnsan hakları adına toplumsal bir mücadeleyi kazanan biri, iyi bir iş yapmıştır. Ama kişisel bir mücadeleyi kazanan, haklarından insani yükümlülükler adına vazgeçen biri, muazzam bir şey yapmış olur. Böyle bir eylem genellikle bayağı ya da gülünç olarak nitelenir. Çarmıh için de aynı şey söylendi. Fakat, kendi davranışlarımız söz konusu olduğunda benzerlikler daima işe yaramayabilir. İnsan kendini güvencede hissedeceği bir mesafeden çarmıhı takdirler karşılayabilir Takdir ifadeleri bir başkasının sevgisinin yakıcılığına karşı bir çeşit kalkan da olabilir. O kişi bize ne kadar yaklaşırsa, kalkanın da o ölçüde kalın olması ihtiyacını hissederiz. Aynı şey insanın ruhuna çoşku veren konuşmacılar için de geçerlidir. Eğer alkış tutmakla suçluluktan kurtulamıyorsak, çağrıya karşılık vermekle kurtulabiliriz. Yuhanna şu çağrııyı yapıyordu: ” Yavrularım, sözle ve dille değil, eylemle ve içtenlikle sevelim. ” ( 1. Yu. 3: 18 ) ( T. E. S. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.isamesih-

    #28909
    Anonim
    Pasif

    Açıklamalarımda ilk sıraya hizmet konusuna vermeyi tercih etmemin nedeni, hizmetin yalnızca çok tipik ve temel bir örnek olması değil, aynı zamanda boyun eğme gibi daha zor bir konuya giden yolu hazırlamasıdır. Yeni Antlaşma öğretisinin üzerinde önemle durulması gereken bir özelliği, hizmet konusu ne zaman açılsa emirler veren ya da emirlere uyanlara değil, bir başkasının iyiliği için gönüllü davranan kişiye odaklanılmasıdır. Davranışların önceden dikte edildiği pek çok alanda olduğu gibi, burada da örneği Tanrı oluşturuyor.Kilise düzeni üzerine bir konuşma yaparken, Pavlus öğretici bir yorum yaparak, ” Her erkeğin başı Mesih… Mesih’in başı da Tanrı’dır ” der ( 1. Ko. 11:3 ). Bu formülün önce ikinci kısmına bakalım. Müjdeler’i okuyan biri, Baba’nın isteğini yerine getirdiğinde ( Yu. 6:38 ) İsa’nın emir aldığı izlenimini edinmez. hayır, İsa Babasına nasıl hizmet etmesi gerektiğini biliyordu, çünkü Baba’sı tarafından buna hazırlanmıştı ( Yu. 8:28 ). Bunun nedeni, ikisinin de bir olmasıydı. ( Yu. 14:10-11 ). Getsamani Bahçesi’ndeki son anda bile göklerden gelen buyurgan sese, ” Pekala tamam ” diye yanıt vermedi. Aksine , ” Ama benim değil, senin istediğin olsun ” dedi ( Mar. 14:36 ). O’nun boyun eğişi bir yanıt değil, bir sunuydu.

    Bunu insan ilişkileri alanına uygulamanın anlamı, başkalarına iyilik yapmak için ilk adımı bizim atmamız gerektiğidir. Yeni Antlaşma’daki sevecenlik ya da yumuşak huyluluk gibi sözcüklerin kullanıldığı ayetlerde kastedilen budur ( Gal. 5:22; Ef. 4:32; Kol. 3:12 ). Buna benzer bir durum da iyi, iyilik ( Mat. 20:15; Gal. 5:22; 6:6-10 ) ve saygı sözcüklerinde görülür ( Rom. 12:10; 1. Ti. 5:17; 1. Pe. 3:7 ) ve çoğunlukla yardımsever girişimlere işaret eder. Şu soruyu sık sık soranlar vardır: ” Yapabileceğim bir şey var mı ? ” Bir de ellerinden ne geliyorsa o kadarını yapanlar vardır. Yemek servisi yapmak, ayak işlerine koşmak, bir mesajı iletmek, bir şeyi ödünç vermek boyun eğmenin temelini oluşturan hizmete niyetli olmanın örnekleridir. Buna boyun eğmeye adım atmak diyebiliriz. ( T. E. S. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.hac5

    #28980
    Anonim
    Pasif

    Hem rol, hem de yetki alanındaki tartışmalar evlilikte sorun yaratır. Hangi gelenek söz konusu olursa olsun , ilişkide daima erkeğe üstünlük tanınması keyfi görünür. Ancak üstünlük tanınmış olsa da , bunun sınırları nereye kadardır ?

    Kutsal Kitap yazarlarının erkek egemen dünyada rahatlıkla yaşamış oldukları su götürmez ve evliliğin olmayacağı Vaat Edilen Çağ ( Mat. 22:30 ) gelinceye kadar her şeyin değişebileceğini umduklarına ilişkin bir işaret yok. Gerçekten de , kadınlara yönelik bilgilere ( kadınlar kocalarına bağımlı olmalıdırlar: Ef. 5:22-24 ; Kol. 3:18 ; Ti. 2:5 ; 1. Pe. 3:1-6; kadınlar inanlı topluluğuna itaat etmelidirler: 1. Ko. 11:1-2-16; 14: 33-35 ; 1. Timoteos 2: 11-15 ) şöyle bir göz atıldığında , kadınlardan kocalarına karşı sorgusuz sualsiz bir bağlılık beklenildiği izlenimi uyanıyor. Konuya ilişkin kitap kaynaklarını özetlemeyi ya da bunlara cevap yetiştirmeyi bir tarafa bırakıp sıradan okuyucunun ilk bakışta anlayamayacağı bu acımasız görünen tabloyu biraz yumuşatmayı deneyeceğim. ( T. E. S. )

    Rabbin sevgisi ve esenliği sizinle olsun .hac5

    #29024
    Anonim
    Pasif

    Aşağıda değineceğim bir tek istisna haricinde evli kadınlara hitaben kullanılan sözcük itaat değil, ” Boyun eğmek. Bağımlı olmak ” tır. Bu sözcük ” itaat” ten daha geniş ve olumlu bir anlam taşıyor. Şurası özellikle ilginçtir: Efesliler ve Koloseliler’deki ayetlerde ” itaat” sözcüğünün çocuklara ( Ef. 6:1; Kol. 3:20 ) ve kölelere ( Ef. 6:5; Kol.3:22 ) hitap edilirken kullanıldığını görürüz. Oysa, eşlere hitap edildiğinde boyun eğmek fiili kullanılmıştır. Şurası açık ki, terimlere yansıyandan daha eşitlikçi bir evlilik anlayışı söz konusudur.

    Efesliler 5-6. bölüm, inanlılara yönelik öğretişlere 5:21’de ,“Mesih’e duyduğunuz saygıdan ötürü birbirinize bağımlı olun” buyruğuyla başlıyor. Hemen ardından eşlere talimat verilmesi burada evlilikte karşılıklı bağımlılığın emredildiği anlamına gelmiyor. Pavlus’un burada yaptığı daha çok tüm ” aile düzeni” için bir giriş yapmak ya da aile bireylerinin her biri için bilgiler sıralamaktan ibarettir. O nedenle , 21. ayet şöyle açıklanabilir: ” Her birinizin bağımlılık duyması gereken biri mutlaka vardır. ” ( ” İyi Olan Kim ” )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.:papatya:

    #29071
    Anonim
    Pasif

    1. Korintliler 11:3’le birlikte değerlendirdiğimizde, ” Mesih’in kilisenin başı ” olduğunu kaydeden 23. ayetin, ailenin reisi olarak kocanın da Tanrı’ya hesap vermekle yükümlü olduğunu ima ettiği ortaya çıkar. Bu düşünce, kocanın kendini eşine vermesi (25. ayet ), onu besleyip kayırması ( 29. ayet ) ve nihayet onu kendi gibi sevmesi ( 33. ayet ) gibi köklü buyruklarla birleştiğinde , kocanın ne büyük bir sorumluluğu olduğu anlaşılır. Kocaya, eşine Mesih’in izleyicilerine davranması gibi davranması gerektiği söylenmiştir.. Üstelik bu ayetlerdeki buyruklarda yer alan her şey, bu kitapta daha öncede değindiğimiz gibi , İsa’nın yaptıklarıyla tam bir tutarlılık içindedir. Hiçbir yerde kocaya karısını idare etmesi söylenmemiştir. Aksine, İsa’yı örnek alarak ona hizmet etmelidir. Paragrafın son buyruğu, kadının kocasına saygı göstermesini öğütler. Bu saygı, yetki sınırları içerisinde kalan otoriteye duyulması gereken bir saygıdır. ( Rom. 13:3-4 ) { T. E. S.}

    Rabbin sevgiis ve ışığı sizinle olsun.tanri sevgidir

    #29215
    Anonim
    Pasif

    Yeni Antlaşma, ev kadınının yetki alanından söz etmez, ancak Yeni Antlaşma devrinde yaşamış olan inanlıların Süleyman’ın Özdeyişleri kitabına dayandırdıkları ideal ev kadını , güvensiz kocaların uydurması olan, yüzünde saf bir gülümsemeyle dolaşmaktan ibaret kadın imajını darmadağan eder.. Süleyman’ın Özdeyişleri 31’e göre iyi bir eş ailesine katkıda bulunmak amacıyla saatlerce didinir durur ( 15. ayet ), hizmetçilere görev verir ( 15. ayet ), tarla satın alır ya da satar ( 16-18. ayetler ), düşkünlere yardım eder ( 20. ayet ), ağzını hikmetle açar ve ev halkının gidişine gözcülük eder ( 25-26. ayetler ). Çekicilik aldatıcı, güzellik boştur, ama RAB’be saygı gösteren kadın övülmeye layıktır ( 30. ayet ), çünkü o üretkendir ve yaratıcıdır. Aşalayıcı bir şey varsa o da kocanın vaktinin çoğunu klüpte geçirip boş sözlerle övünmesidir ( 23, 28, 31. ayetler ) { “İyi Olan Kim ” }

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.hac5

    #29281
    Anonim
    Pasif

    Evli kadınlara hitaben ” söz dinlerdi ” sözünün kullanıldığı tek paragraf 1. Pe. 3:1-6’da bulunur. Burada kadınlara, kocalarına “itaat etmeleri ” buyrulur ( 1,5. ayetler ) ve örnek olarak da Sara gösterilir.” Örneğin Sara, İbrahim’i ‘ Efendim ‘ diye çağırır, sözünü dinlerdi. “( 6. ayet ). Bu ayetlerde, kadınların sade giyinmeleri ve ” sakin ve yumuşak bir ruha ” sahip olmalarına ilişkin verilen tavsiyeler ( 4. ayet ) birçok kadına anlamsız gelebilir. Aynı kurallar neden erkekler için de geçerli değil ? Biraz tarih bilgisi burada yararlı olabilir. Zamanın Romalı yazarları, gerçekle şüphe karışımı bir varsayımla putperest kadınların cinsel bakımdan çok serbest olduklarını belirtiyorlardı. Bazı ayinlerde renkli ve pırıltılı kıyafetler giyilir ve kocanın dininden ayrılmak adeta bir üstünlük işareti sayılırdı.Bu iki unsur kuşku alevlerini körüklüyordu. Petrus’un iman etmemiş erkeklerle evli olan hristiyan kadınlara yazarken üzerinde durduğu konu buydu. Erkekler bu yeni dinin, cinsel sadakatsizliği hoş görmediğine nasıl ikna edebilirlerdi ? Onun teklifi şu idi: Kocanızın gözünde putperest mezheplerle ilişkiniz varmış izlenimini uyandırabilecek giyim kuşam ve davranışlardan kaçının. Cinsel zulüm ihtimalleri üzerindeki diğer öğretilerinde de Petrus’un üzerinde ısrarla durduğu tema budur ( 1. Pe. 2:12, 16 ; 3:16; 4:14-16 ). Özgün öğretilerinde de bunu hesaba katar.

    Bütün bunlar 1. yy. da yaşamış inanlıların eşitliğe dayalı evliliklerden haberdar oldukları anlamına gelmiyor. Ancak evlilikte rollerin dağılımı konusunda Kutsal Kitap’ın yaklaşımının kimi feministlerin suçladığı ya da bazı kocaların dilediği ölçüde adaletsizce tek yanlı olmadığını ortaya koyuyor. Evli kadınlarla ilgili olarak Süleyman’ın Özdeyişleri 31’de sıralanan işlevler, çağımızda kadınların aile içinde önemli bir mevki ve güç elde etmelerinin yanı sıra, kendilerine yakıştırılan eski rollerden uzaklaşarak öğrenim görmenin onların da hakkı olduğunu desteklemiştir. Bilgi güçtür. Dün de öyleydi, bugün de öyle ve o dünyada neredeyse bütün kadılar okuma yazma bilmezdi. Ne olursa olsun, sağduyu günümüzde çiftlerin evlenmeden önce roller ve iş bölümü gibi konulardaki beklentilerde ayrıntılara varıncaya kadar anlaşmalarını şart koşar. Bu anlaşma çerçevesinde bağlılık ve itaat gibi Kutsal Kitap ilkelerinin uygulanması da kolaylaşacaktır. ( T. S. )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.rabbe hamdolsun

12 yazı görüntüleniyor - 1 ile 12 arası (toplam 12)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.