• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26007
    Anonim
    Pasif

    İbrahim: Sodom’un Yıkılışı ve Lut

    Size esenlik olsun.

    Tevrat’taki, çalışmalarımızda, Tanrı’nın, İbrahim’e peygamberlerinin ve dünyanın Kurtarıcısı’nın geleceği yeni bir ulusun babası olacağını nasıl vaat ettiğini gördük.
    Ama yine de, öykünün bu bölümüne kadar İbrahim’in karısı Sara, henüz bir oğul doğurmamıştı ve hem Sara hem de İbrahim çok yaşlıydılar.

    Bugün sizlere anlatacağımız bir başka şaşırtıcı öykü bulunmakta.
    Öykünün başında İbrahim’i ziyaret etmek için gelen üç erkek göreceğiz.
    Ancak bu üç kişi, yalnızca insan olmanın ötesindeydiler.
    Bu kişilerden iki tanesi meleklerdi ve diğeri Rab Tanrı’nın Kendisiydi!
    Bazı kişiler, Tanrı’nın, İbrahim’e bir insan şeklinde görünmüş olamayacağını söylerler.
    Ancak bu kişiler Tanrı’nın büyüklüğünü ve O’nun için zor olan hiç bir şeyin bulunmadığını unutmuşlardır.
    Tanrı, kötü olanın dışında her şeyi yapabilir.

    Yaratılış kitabının on sekizinci bölümünde Kutsal Yazılar şöyle der:
    İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.
    İbrahim karşısında üç adamın durduğunu gördü. Onları görür görmez karşılamaya koştu. Yere kapanarak birine,
    «Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma» dedi,
    «Biraz su getirteyim, ayaklarınızı yıkayın. Şu ağacın altında dinlenin.
    Madem kulunuza konuk geldiniz, bırakın size yiyecek bir şeyler getireyim. Biraz dinlendikten sonra yolunuza devam edersiniz.»
    Adamlar, «Peki, dediğin gibi olsun» dediler.
    (Yaratılış 18: 1-5)

    Burada yaşanılan olay ne harika değilmi.
    Önce Rab İbrahime görünmekte, farkettinizmi?
    Ardından üç adam karşısında beliriveriyor.
    İbrahim bu adamların kim olduğunu zaten Rab’den öğrenmişti.
    Ne amaçla geldiklerinide biliyordu.
    O Rab’bin dostuydu. Tanrı tüm herşeyi İbrahime açıklıyordu.

    İbrahim hemen çadıra, Sara’nın yanına gitti. Ona, «Hemen üç sea ince un al, yoğurup pide yap» dedi.
    Ardından sığırlara koştu. Körpe ve besili bir buzağı seçip uşağına verdi. Uşak buzağıyı hemen hazırladı.
    İbrahim hazırlanan buzağıyı yoğurt ve sütle birlikte götürüp konuklarının önüne koydu. Onlar yerken o da yanlarında, ağacın altında durdu.
    Konuklar, «Karın Sara nerede?» diye sordular.
    İbrahim, «Çadırda» diye yanıtladı.
    RAB, «Gelecek yıl bu zamanda kesinlikle yanına döneceğim» dedi, «O zaman karın Sara’nın bir oğlu olacak.» Sara RAB’bin arkasında, çadırın girişinde durmuş, dinliyordu.
    İbrahim’le Sara kocamışlardı, yaşları hayli ileriydi. Sara âdetten kesilmişti.
    İçin için gülerek, «Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilirmiyim?» diye düşündü, «Üstelik efendim de yaşlı.»
    RAB İbrahim’e sordu: «Sara niçin, ‘Bu yaştan sonra gerçekten çocuk sahibi mi olacağım?’ diyerek güldü?
    RAB için olanaksız bir şey var mı? Belirlenen vakitte, gelecek yıl bu zaman yanına döndüğümde Sara’nın bir oğlu olacak.»
    Sara korktu, «Gülmedim» diyerek yalan söyledi. RAB, «Hayır, güldün» dedi.
    Adamlar oradan ayrılırken Sodom’a doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.
    RAB, «Yapacağım şeyi İbrahim’den mi gizleyeceğim?» dedi,
    «Kuşkusuz İbrahim’den büyük ve güçlü bir ulus türeyecek, yeryüzündeki bütün uluslar onun aracılığıyla kutsanacak.
    Doğru ve adil olanı yaparak yolumda yürümeyi oğullarına ve soyuna buyursun diye İbrahim’i seçtim. Öyle ki, ona verdiğim sözü yerine getireyim.»
    (Yaratılış 18:6-19)

    Tanrı bilmekteydi Sara’nın yüreğini. Şüpheci ve imansız bir yürek taşımaktaydı.
    Tanrı’nın nelere kadir olduğunun ve neler yapabileceğinin farkında değildi.
    Sara’nın imanını yenilemek için gelmişlerdi bu üç kişi.
    Yüreğindeki şüphe tohumlarını yok etmesi gerekiyorsu Sara’nın.
    İbrahim’deki imana sahip olabilmeliydi.

    Sonra İbrahim’e, «Sodom ve Gomora büyük suçlama altında» dedi, «Günahları çok ağır.
    Onun için inip bakacağım. Duyduğum suçlamalar doğru mu, değil mi göreceğim. Bunları yapıp yapmadıklarını anlayacağım.»
    Adamlar oradan ayrılıp Sodom’a doğru gittiler. Ama İbrahim RAB’bin huzurunda kaldı.
    (Yaratılış 18:20-22)

    Melekler insan görünümündeydiler. İnsan gibi, insanlar arasında dolaşacak ve tüm gerçeklere şahitlik edeceklerdi.
    Gerçekleşecek olan yargı adil olmalıydı.

    RAB’be yaklaşarak, «Haksızla birlikte haklıyı da mı yok edeceksin?» diye sordu,
    «Kentte elli doğru kişi var diyelim. Orayı gerçekten yok edecek misin? İçindeki elli doğru kişinin hatırı için kenti bağışlamayacak mısın?
    Senden uzak olsun bu. Haklıyı, haksızı aynı kefeye koyarak haksızın yanında haklıyı da öldürmek senden uzak olsun. Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı.»
    (Yaratılış 18:23-25)

    İbrahim, Lut’un sadomda yaşadığını biliyor ve Lut’u düşünüyordu.
    Lut doğru olmayan bir şehirde, doğru bir kişi olarak yaşamaktaydı.
    İbrahim, şehrin yok olacağını ve şehirdeki doğru kişilerin de bu yargının kurbanları olacağına üzülüyordu

    RAB, «Eğer Sodom’da elli doğru kişi bulursam, onların hatırına bütün kenti bağışlayacağım» diye karşılık verdi.
    İbrahim, «Ben toz ve külüm, bir hiçim» dedi, «Ama seninle konuşma yürekliliğini göstereceğim.
    Kırk beş doğru kişi var diyelim, beş kişi için bütün kenti yok mu edeceksin?» RAB, «Eğer kentte kırk beş doğru kişi bulursam, orayı yok etmeyeceğim» dedi.
    (Yaratılış 18:26-28)

    İbrahim’in, Tanrı ile olan söyleşisi pazarlığa bürünmüştü.
    Tanrı, İbrahimin yüreğini bildiğinden, her seferde sorulan soruya olumlu yanıt veriyordu. Adil olduğunu söylüyordu.

    İbrahim yine sordu: «Ya kırk kişi bulursan?» RAB, «O kırk kişinin hatırı için hiçbir şey yapmayacağım» diye yanıtladı.
    İbrahim, «Ya Rab, öfkelenme ama, otuz kişi var diyelim?» dedi. RAB, «Otuz kişi bulursam, kente dokunmayacağım» diye yanıtladı.
    İbrahim, «Ya Rab, lütfen konuşma yürekliliğimi bağışla» dedi, «Eğer yirmi kişi bulursan?» RAB, «Yirmi kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim» diye yanıtladı.
    İbrahim, «Ya Rab, öfkelenme ama, bir kez daha konuşacağım» dedi, «Eğer on kişi bulursan?» RAB, «On kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim» diye yanıtladı.
    İbrahim’le konuşmasını bitirince oradan ayrıldı, İbrahim de çadırına döndü.
    (Yaratılış 18:29-33)

    İbrahim artık yüreğindeki korku ile Tanrı’ya sesleniyordu. Öfkelenmesini istemiyordu.
    Tanrı sabırla İbrahim’i dinliyor ve O’nun yüreğindekini bildiğinden, hoşgörüyle karşılıklar veriyordu.
    İbrahim’in endişesini kırmak ister gibiydi.
    Herşey planlanmıştı. Günah cezasız kalamazdı.

    İki melek akşamleyin Sodom’a vardılar. Lut kentin kapısında oturuyordu. Onları görür görmez karşılamak için ayağa kalktı. Yere kapanarak,
    «Efendilerim» dedi, «Kulunuzun evine buyurun. Ayaklarınızı yıkayın, geceyi bizde geçirin. Sonra erkenden kalkıp yolunuza devam edersiniz.» Melekler, «Olmaz» dediler, «Geceyi kent meydanında geçireceğiz.»
    (Yaratılış 19:1-2)

    Meleklerin hayır demelerindeki sebebi kavradınızmı?
    Neden geceyi kent kapısında geçirmek istediler?
    İnsanlar karanlığı görünmez sanırlarda o nedenle. Gizledikleri her şeyi karanlıkta uygularlar. Daha özgür hissederler kendilerini.
    Günahada daha çabuk kapı açarlar.
    Sadom insanlarının günahlarını gözleriyle görmek istemişlerdi melekler.

    Ama Lut çok diretti. Sonunda onunla birlikte evine gittiler.
    Lut onlara yemek hazırladı, mayasız ekmek pişirdi. Yediler.
    Onlar yatmadan, kentin erkekleri -Sodom’un her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler- evi sardı.
    Lut’a seslenerek, «Bu gece sana gelen adamlar nerede?» diye sordular, «Getir onları da yatalım.»
    (Yaratılış 19:3-5)

    Karanlığın insanları işte kapıdaydılar.
    Gündüz görmüşlerdi aslında Lut’un misafirlerini.
    Ama karanlıktan cesaret alarak kapıya dayanmış ve isteklerini sıralamışlardı.
    Şeytan karanlığın efendisidir.

    Sodom’daki erkeklerin çoğu homoseksüeldi ve Tanrı’nın sapıklık olarak adlandırdığı bir günah onlar için eğlenceydi. (Bakınız Romalılar 1:26,27)

    Lut dışarı çıktı, arkasından kapıyı kapadı.
    «Kardeşler, lütfen bu kötülüğü yapmayın» dedi,
    «Erkek yüzü görmemiş iki kızım var. Size onları getireyim, ne isterseniz yapın. Yeter ki, bu adamlara dokunmayın. Çünkü onlar konuğumdur, çatımın altına geldiler.»
    Adamlar, «Çekil önümüzden!» diye karşılık verdiler, «Adam buraya dışardan geldi, şimdi yargıçlık taslıyor! Sana daha beterini yaparız.» Lut’u ite kaka kapıyı kırmaya davrandılar.
    Ama içerdeki adamlar uzanıp Lut’u evin içine, yanlarına aldılar ve kapıyı kapadılar.
    Kapıya dayanan adamları, büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldu.
    (Yaratılış 19:6-11)

    Lut büyük bir özveriyle konuklarını korumaya çalışmaktaydı.
    Ama melekler ışıktan (Tanrı’dan) geliyorlardı.
    Karanlık onlara birşey yapamazdı.
    Aksine ışık karanlığı yok edecek güçtedir.

    İçerdeki iki adam Lut’a, «Senin burada başka kimin var?» diye sordular, «Oğullarını, kızlarını, damatlarını, kentte sana ait kim varsa hepsini dışarı çıkar.
    Çünkü burayı yok edeceğiz. RAB bu halk hakkında birçok kötü suçlama duydu, kenti yok etmek için bizi gönderdi.»
    Lut dışarı çıktı ve kızlarıyla evlenecek olan adamlara, «Hemen buradan uzaklaşın!» dedi, «Çünkü RAB bu kenti yok etmek üzere.» Ne var ki damat adayları onun şaka yaptığını sandılar.
    Tan ağarırken melekler Lut’a, «Karınla iki kızını al, hemen buradan uzaklaş» diye üstelediler, «Yoksa kent cezasını bulurken sen de canından olursun.»
    Lut ağır davrandı, ama RAB ona acıdı. Adamlar Lut’la karısının ve iki kızının elinden tutup onları kentin dışına çıkardılar.
    Kent dışına çıkınca, adamlardan biri Lut’a, «Kaç, canını kurtar, arkana bakma» dedi, «Bu ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç, yoksa ölür gidersin.»
    (Yaratılış 19:12-17)

    Sadom’un yargı zamanı açıklanmıştı melekler tarafından.
    İbrahim’in, Tanrı ile olan doğruluğu işleme konmuş ve Lut’un kurtuluşu sağlanmıştı.
    Lut’un bir tercih yapması istenilmekteydi.
    ‘’Aileni al ve kenti terket’’ deniliyordu.
    Lut, Tanrı’nın lütfuyla karşılaşmıştı. Kurtulması için günahlı şehirden ve oradaki insanlardan uzaklaşması gerekiyordu.
    Tanrı’nın günahla asla bir birlikteliği bulunamazdı.

    RAB Sodom ve Gomora’nın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı.
    Bu kentleri, bütün ovayı, oradaki insanların hepsini ve bütün bitkileri yok etti.
    Ancak Lut’un peşisıra gelen karısı dönüp geriye bakınca tuz kesildi.
    (Yaratılış 19:24-26)

    Manzara çok çirkin sesler dehşet verici olmalı. Bu görüntü ve sesler bir gerçekti; bazı özel ekip veya grupların tatbikat görüntüleri değildi.
    Lut’un karısının durup da dönüp geriye son bir kez bakmasının sebebi o dehşet verici sesler ve gazap mıydı yoksa başka bir şey mi ?
    Biz Lut’un ailesinin Sodom’da ne tüt bir hayat yaşadığını bilmiyoruz. Acaba Lut’un karısı aslında bırakmak istemediği bir hayata son bir kez bakmak mı istemişti?
    Sodom dumanlar içinde kaybolduğu zaman bu görüntü inanılmaz derecede korkunç olmalı.

    Biz kendi geçmişimize bakma konusunda nasıl davranıyoruz ? Biz de tıpkı Lut’un karısının yaptığı gibi yapabilir; geriye dönüp bakabiliriz.
    Geçmişimize tutunmak için çabalayabilir, ve eninde sonunda geçmişimizdeki acıları da yeniden yaşayabiliriz.
    Zamanımızı ve enerjimizi geçmişteki vicdan azapları ve hatalarımız uğruna harcayarak bugünü yaşayacak çok az bir enerji ve zaman bırakabiliriz kendimize.
    Geçmişin bütün acıları ve zorlukları ile yüzleşip bağışlanmaya ihtiyacı olanları (kendimiz de dahil) bağışlayabilir, geçmişi geçmişte bırakarak ilerleyebiliriz.
    Tıpkı Tanrı’nın bize nasıl yaşamamız gerektiğini öğrettiği gibi; Bugünü yaşarken tekrar geçmişin gözleriniz önüne geldiği zamanlar olacaktır.
    İşte böyle olduğunda geçmişten gelen o görüntüye Tanrı’nın gözü ile bakın, bağışlama, şefkat, sevgi ve umutla.

    İbrahim sabah erkenden kalkıp önceki gün RAB’bin huzurunda durduğu yere gitti.
    Sodom ve Gomora’ya ve bütün ovaya baktı. Yerden, tüten bir ocak gibi duman yükseliyordu.
    Tanrı ovadaki kentleri yok ederken İbrahim’i anımsamış ve Lut’un yaşadığı kentleri yok ederken Lut’u bu felaketin dışına çıkarmıştı.
    (Yaratılış 19:27-29)

    Bu, Tanrı’nın Sodom ve Gomora kentlerini gökten ateşli kükürt yağdırarak nasıl yargıladığını anlatan ciddi bir öyküdür.
    Bugün Sodom’un yıkıntıları, Filistin’deki (İsrail) Ölü (Tuz) Deniz’in altında yatmaktadırlar.
    Günahın ardından gitmek, hiç bir zaman bilge bir seçim değildir.
    Tanrı, günahı yargılama konusunda ciddidir!

    Kutsal Yazılarda bulunan bu ayetin anlamı üzerinde düşünürken Tanrı sizi bereketlesin:
    ‘’ Tanrı, Oğlu’nu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O’nun
    aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.’’
    (Yuhanna 3:17)

    Sevgiyleeee

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.