• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26019
    Anonim
    Pasif

    Yakup İsrail Oluyor

    Size esenlik olsun.

    İshak’tan doğan Esav ve Yakup adlı ikizlerin ilk oğulluk hakkı konusunu bir önceki paylaşımda inceledik.
    Esav, Tanrı’nın, büyükbabasına verdiği vaatleri küçümsedi ve ilk oğulluk mirasını bir tabak yiyecek ile değiş tokuş etti!
    Yakup ise Tanrı’nın vaatlerine değer verdi.
    Ama yine de bu, Yakup’un kusursuz olduğu anlamına gelmez.
    Yakup’un adı, aldatan anlamına gelir.
    Yakup gerçek bir hilekardı (aldatan).

    Tevrat’ta Tanrı’nın, Yakup’u (aldatanı) Tanrı adamı olarak nasıl değiştirdiğini inceleyelim.

    Peygamberlerin hatalarını saklamayan Kutsal Yazılar, bizlerin öğrenmesi için Yakup’un büyük kardeşi Esav’dan ilk oğulluk hakkını almak için onu iki kez nasıl kandırdığını yazarlar.
    Esav, bu yüzden öfkelenerek küçük kardeşini öldürmeyi amaçladı.
    Bu olayların sonucunda anneleri Rebeka, Yakup’u gizlice çağırdı ve ona Harran’da yaşayan dayısı Lavan’ın yanına kaçmasını ve kardeşinin öfkesi geçene kadar orada kalmasını öğütledi.

    Şimdi, Yakup’un babası İshak’ın evinden ayrılarak dayısı Lavan’ın evine doğru yola çıkmasından sonra neler olduğunu görmek için Yaratılış kitabındaki yirmi sekizinci bölümü okuyalım.

    Kutsal Yazılar şöyle der:
    Yakup Beer-Şeva’dan ayrılarak Harran’a doğru yola çıktı. (İbrahim, Tanrı kendisini çağırmadan önce Harran ülkesinde yaşıyordu.)
    Bir yere varıp orada geceledi, çünkü güneş batmıştı. Oradaki taşlardan birini alıp başının altına koyarak yattı. (Yaratılış 28:10-11)

    Düşte yeryüzüne bir merdiven dikildiğini, başının göklere eriştiğini gördü. Tanrı’nın melekleri merdivenden çıkıp iniyorlardı.
    RAB yanıbaşında durup, «Atan İbrahim’in, İshak’ın Tanrısı RAB benim» dedi, «Üzerinde yattığın toprakları sana ve soyuna vereceğim.
    Yeryüzünün tozu kadar sayısız bir soya sahip olacaksın.
    Doğuya, batıya, kuzeye, güneye doğru yayılacaksınız. Yeryüzündeki bütün halklar sen ve soyun aracılığıyla kutsanacak.
    Seninle birlikteyim. Gideceğin her yerde seni koruyacak ve bu topraklara geri getireceğim. Verdiğim sözü yerine getirinceye kadar senden ayrılmayacağım.»
    Yakup uyanınca, «RAB burada, ama ben farkına varamadım» diye düşündü.
    Korktu ve, «Ne korkunç bir yer!» dedi, «Bu, Tanrı’nın evinden başka bir yer olamaz. Burası göklerin kapısı.»
    Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.
    Oraya Beytel adını verdi. Kentin önceki adı Luz’du.
    (Yaratılış 28:12-19)
    «Beytel»: «Tanrı’nın Evi» anlamına gelir.

    Böylece, Tanrı bir düşte Yakup’a göründü ve ona büyükbabası İbrahim’e ve babası İshak’a vaat etmiş olduğu vaadin aynısını vaat etti, yani soyunu büyük bir ulus yapacağına söz verdi.
    Bu nedenle, Yakup’un büyük erkek kardeşinden çaldığı ilk oğulluk mirasının sonunda Tanrı tarafından ona verildiğini görürüz. Tanrı tarafından da onaylanmıştı.
    Yakup, dünyaya gönderilecek olan Kurtarıcı’nın geleceği yeni ulusun babası olmayı hak etmedi.
    Ancak yine de Tanrı, hak etmeyen kişilere iyi şeyler veren merhamet ve lütuf Tanrısı’dır.

    Yakup düşünde ne gördü?
    Kutsal Yazılar, onun “yeryüzüne bir merdiven dikildiğini, başının göklere eriştiğini ve Tanrı’nın meleklerinin merdivenden inip çıktıklarını” gördü.
    Yakup düşünde bir merdiven gördü. Yakup’un gördüğü merdiven sıradan bir merdiven değildi, çok uzundu, yeryüzünden gökyüzüne kadar uzanıyordu ve Tanrı’nın huzuruna varıyordu!

    Uzun merdiven düşü aracılığı ile Tanrı, Yakup’a, onun ile harika ve yakın bir ilişkiye sahip olmak istediğini gösteriyordu.
    Tanrı aynı zamanda ona, dünyaya gönderilecek olan Kurtarıcı’nın gökyüzü ve yeryüzü arasında uzanan bu merdiven gibi ( Tanrı ve insan arasında Aracı ) olacağını da göstermek istemişti.

    Bugüne kadar pek çok insan, yukarı tırmanabileceğini ve Cennete kendi iyi işleri aracılığı ile girebileceğini düşünmektedir.
    Ama yine de, Tanrı’nın Sözü bize, Tanrı ve insan arasında yalnızca tek bir “merdiven” olduğunu ve bu “merdivenin” insandan değil, Tanrı’dan geldiğini söyler.
    Adem’in çocukları olan bizler, kendi gücümüz ile, gökyüzüne tırmanamayız ve Tanrı’nın huzuruna giremeyiz.
    Bunun nedeni, günahımız ve Kutsal Olan Tanrı’yı hoşnut etmek için yeterli gücümüzün kesinlikle olmayışıdır.
    Ama merhamet ile dolu olan Tanrı, insanlara olan büyük sevgisinden dolayı Adem’in soyu için bir kurtuluş yolu açmıştır.

    Bu nedenle, Yakup’un düşünde gördüğü merdiven, Tanrı’nın, günahkarları kurtarmak için yeryüzüne göndermeyi vaat ettiği Aracı’yı sembolize ediyordu.
    Aracı, Yakup’un gördüğü gökyüzü ve yeryüzü arasında uzanan merdiven gibidir.

    Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der:
    O bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister.
    Çünkü tek Tanrı ve Tanrı’yla insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır.
    (1.Titus.2: 4-5)
    “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. (Yuhanna 3: 16)
    Tanrı Sözü bu konuda çok kesindir:
    Tanrı’nın gökyüzünden göndermiş olduğu kutsal Aracı olmadan hiç kimse Tanrı’ya gelemez.

    Şimdi, Yakup dayısının evine vardıktan sonra neler olduğunu görelim.
    Tanrı Sözü, “bir insan ne ekerse onu biçer” der. (Galatyalılar 6:7)
    Yakup’un ağabeyini nasıl aldattığını daha önce duymuştuk. Şimdi Yakup’un dayısının, Yakup’u nasıl aldattığını göreceğiz.
    Dayısının adı Lavan’dı ve Lavan hilekar bir adamdı.

    Kutsal Yazılar şöyle der:
    Yakup Lavan’ın yanında bir ay kaldıktan sonra,
    Lavan, «Akrabamsın diye benim için bedava mı çalışacaksın?» dedi, «Söyle, ne kadar ücret istiyorsun?»
    Lavan’ın iki kızı vardı. Büyüğünün adı Lea, küçüğünün adı Rahel’di.
    Lea’nın gözleri alımlıydı, Rahel ise boyu bosu yerinde, güzel bir kızdı.
    Yakup Rahel’e aşıktı. Lavan’a, «Küçük kızın Rahel için sana yedi yıl hizmet ederim» dedi.
    Lavan, «Onu sana vermek başkasına vermekten daha iyidir» dedi, «Yanımda kal.»
    Yakup Rahel için yedi yıl çalıştı. Rahel’i sevdiği için, yedi yıl ona birkaç gün gibi geldi.
    Lavan’a, «Zaman doldu, kızını ver, evleneyim» dedi.
    Lavan bütün yöre halkını toplayıp bir şölen verdi.
    Gece kızı Lea’yı Yakup’a götürdü. Yakup onunla yattı.
    Lavan cariyesi Zilpa’yı kızı Lea’nın hizmetine verdi.
    Sabah olunca Yakup bir de baktı ki, yanındaki Lea! Lavan’a, «Nedir bana bu yaptığın?» dedi, «Ben Rahel için yanında çalışmadım mı? Niçin beni aldattın?»
    Lavan, «Bizim buralarda adettir. Büyük kız dururken küçük kız evlendirilmez» dedi,
    «Bu bir haftayı tamamla, Rahel’i de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.»
    Yakup kabul etti. Lea’yla bir hafta geçirdi. Sonra Lavan kızı Rahel’i de ona verdi.
    Cariyesi Bilha’yı Rahel’in hizmetine verdi.
    Yakup Rahel’le de yattı. Onu Lea’dan çok sevdi. Lavan’a yedi yıl daha hizmet etti.
    (Yaratılış 29:14-30)

    Böylece, Lavan’ın yeğeni Yakup’u nasıl aldattığını gördük.
    Bu olup bitenler iyi değildi, ama Tanrı’nın elinin, Yakup’un yaşamındaki olayların üzerinde olduğundan ve bu kötü olayları Yakup’un iyiliği için işleyeceğinden emin olabilirsiniz.
    Sonunda Yakup, on iki oğul babası oldu.
    Yakup dayısının evinde yirmi yıl yaşadı.
    Tanrı bu yirmi yıl boyunca, Yakup’u sevgisi ile denetleyebilmek ve onun imanını, aynı ateşin altını arıtması gibi arıtabilmek için onun, bazı çok acı veren denemelerden geçmesine izin verdi.

    Ancak yine de, Tanrı’nın Yakup’a göründüğü ve şu sözleri söylediği gün geldi,
    RAB Yakup’a, «Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön» dedi, «Seninle olacağım.» (Yaratılış 31: 3)

    Bunun üzerine Yakup kalktı, eşyalarını hazırladı ve ailesi ile birlikte yola çıktı.
    Kenan ülkesine doğru hareket ettiler.
    Bu ülke, Tanrı’nın İbrahim, İshak, Yakup ve onların soyuna vermeyi vaat etmiş olduğu ülkeydi.
    Yakup ve ailesi Kenan yolundayken, Tanrı çok özel bir şekilde Yakup’a göründü ve Yakup’un adını değiştirdi.

    Kutsal Yazıların otuz ikinci bölümde neler söylediğini dinleyin.
    Böylece Yakup arkada yalnız kaldı. Bir adam gün ağarıncaya kadar onunla güreşti.
    Yakup’u yenemeyeceğini anlayınca, onun uyluk kemiğinin başına çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakup’un uyluk kemiği çıktı.
    Adam, «Bırak beni, gün ağarıyor» dedi.
    Yakup, «Beni kutsamadıkça seni bırakmam» diye yanıtladı.
    Adam, «Adın ne?» diye sordu. «Yakup.»
    Adam, «Artık sana Yakup değil, İsrail denecek» dedi,
    «Çünkü Tanrı’yla, insanlarla güreşip yendin.»
    Yakup, «Lütfen adını söyler misin?» diye sordu.
    Ama adam, «Neden adımı soruyorsun?» dedi. Sonra Yakup’u kutsadı.
    Yakup, «Tanrı’yla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı» diyerek oraya Peniel adını verdi.
    (Yaratılış 32:24-30)
    «İsrail»: «Tanrı’yla güreşir» anlamına gelir.
    «Peniel»: «Tanrı’nın yüzü» anlamına gelir.

    Sizlerede şaşırtıcı gelmedimi bu olay?
    Tanrı’nın, Yakup’a bir adam olarak göründüğünü ve onunla güreştiğini görüyoruz.
    Tanrı, Yakup ile neden güreşti?
    Çünkü Tanrı, Yakup’un, O’nun önündeki zayıflığını fark etmesini istedi.
    Tanrı, Yakup’un, tüm gerçek güç ve bilgeliğin yalnızca Tanrı’dan geldiğini bilmesi istedi.
    Tanrı’nın Yakup için harika planları vardı, ama Tanrı’nın en iyi bereketleri yalnızca, Tanrı’yı kendi güçleri ile hoşnut edemeyeceklerini bilen kişilere gelir.
    Yakup, Tanrı’nın önünde ne kadar zayıf olduğunu yeni yeni fark etmeye başlıyordu.
    Yakup için kırılma noktasıydı bu olay. Güçsüzlüğünü anladığı andı.

    O gece Tanrı Yakup’a yeni bir isim verdi: İsrail.
    Yakup, aldatan anlamına gelir. Ama İsrail’in anlamı, Tanrı ile egemenlik süren’dir.
    İsrail, İbrahim, İshak ve Yakup’un soyundan ortaya çıkarmayı vaat ettiği yeni ulusun adıydı.
    Bildiğiniz gibi, İsrail ulusu, Yakup’un on iki oğlundan meydana geldi. Ve Kurtarıcı, İsrail halkı aracılığı ile dünyaya geldi.

    Biri şu soruyu sorabilir: Tanrı neden Yakup gibi bir hilekarı seçti ve onu dünyaya göndereceği Kurtarıcı’nın geleceği ulusun babası yaptı?

    Kutsal Yazıların bu konudaki yanıtına kulak verelim:
    Ne var ki, Tanrı bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti.
    Dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için dünyanın önemsiz, soysuz, değersiz gördüklerini seçti.
    Öyle ki, Tanrı’nın önünde hiç kimse övünemesin.
    (1.Korintliler 1:27-29)

    Yakup bir hilekardı. Kendi gücü ile Tanrı’yı hoşnut edebilmesi için hiç bir yol yoktu.
    Onda iyi olan hiç bir şey yoktu, tek bir şeyin dışında: Yakup Tanrı’nın Sözü’ne inandı.
    Yakup, Tanrı’nın vaatlerine değer verdi.
    Yakup için Tanrı’nın bereketlerini elde etmek, dünyadaki her şeyden daha önemliydi.
    Böylece, Tanrı Yakup’a Kendisini bildirdi ve onu bereketledi.
    Tanrı, sonsuz amaçları uyarınca, hilekar Yakup’un yüreğini, Tanrı adamı İsrail’in yüreği ile değiştirdi.

    Siz de Yakup gibi, Tanrı’yı hoşnut etme konusundaki yetersizliğinizin farkına vardınız mı?

    Tanrı Sözü’nün bu konuda ne söylediğini dinleyelim.
    Mat.5: 3 “Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. (Matta 5:3)
    Ey gençler, siz de ihtiyarlara bağımlı olun. Hepiniz birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın. Çünkü, “Tanrı kibirlilere karşıdır, Ama alçakgönüllülere lütfeder.”
    Uygun zamanda sizi yüceltmesi için, Tanrı’nın kudretli eli altında kendinizi alçaltın.
    (1.Petrus 5:5, 6)

    Sizi Tanrı Sözü’ndeki şu ayeti düşünmeyle baş başa bırakıyorum. Tanrı sizi bereketlesin.
    “Yine de RAB size lütfetmeyi özlemle bekliyor,
    Size merhamet göstermek için harekete geçiyor.
    Çünkü RAB adil Tanrı’dır.
    Ne mutlu O’nu özlemle bekleyenlere!”
    (Yeşaya 30:18)

    Sevgiyleeeeee

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.