• Bu konu 2 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27066
    Anonim
    Pasif

    UZAKLARDAKİ ALLAH : –

    Müslümanların en fazla kabul etmekte zorlandıkları konu, İsa’nın ‘Tanrı’ veya ‘Tanrı Oğlu’ oluşudur. Kabul etmeliyiz ki, bizler de bir zamanlar Müslüman ailelere doğmuş insanlar olarak, bu konuda epey zorlanmıştık. 1400 yıldır içimize işleyen İslâm öğretisini ve bizlere doğru gibi gözüken İslâmî düşünceyi bir anda silip atmak, neredeyse imkânsızdı. Ta ki Rab, mucizevi bir şekilde gözlerimizi açana kadar. Şimdi ise bunun aksini düşünmek imkânsız görünüyor.

    “Allahım! Tanrım! Rabbim! Seni bilmek istiyorum. Seni bulmak istiyorum. Ne olur gel.” diye bütün gece ağladığım, dua ettiğim, namaz kıldığım, Fatiha ve ezan okuduğum o uzun gecede, ruhsal açlık içerisinde kıvranırken, bana niye İsa gelmişti? Dalga dalga gelen o ‘Işığın ve Sevginin’ kaynağı niye İsa’ydı.

    Allah hep bana uzak olmuştu o ana kadar. Onu hiç bilmiyordum. O’nun hakkında sadece bilgiler dolaşıyordu etrafta. Kimse ile irtibat haline geçmemişti bu Allah. Kimse O’nu şahsen tanımıyordu. O uzak biriydi. Ben de O’nu hiç bilmiyordum. Bildiğim belki de sadece bir ‘tanım’dan ibaretti. “Allah’ın tanımını yap” deselerdi, hemen ezbere cevabımı yapıştırırdım: “O, en yüce olandır. Herşeyi gören, herşeyi bilen, herşeye gücü yeten ve birgün hepimizi yargılayacak olan, korkulacak ve saygı duyulacak biri” idi. Ama O’nu kimse tanımıyordu. Sevgisinden neredeyse hiç bahsedilmiyordu. Sadece, O’na hizmette kusur edenleri ‘dehşet’ beklediğini biliyorduk.

    İsa ise geldi ve bilmediğim o uzak Tanrı’yı bana tanıttı. Allah’ı demiyeceğim çünkü Kuran’ın Allahı, İbrahim’in, İshak ve Yakup’un Tanrısı değildir. Yeri ve gökü yaratan Yahveh veya Yahova veya YHVH, “Ebedî adım budur” dedi. O’nun adı Allah değildir ve Allah’ın da 99 tane ismi olduğu halde bunların hiçbiri de Yahova değildir. İncil’de baştan sona, “Tanrı Sevgidir” diye yazılıdır. Yine Allah’ın 99 isimlerinden bir tanesi bile ‘Sevgi’ değildir. Kaldı ki, İncil’i de, Kuran’ı da okuyanlar, her iki kitabın ilahlarının çok çok çok değişik olduklarını görürler. Bunlar ayni kişiler değillerdir.

    Biri, sevgi dolu, adil, fedakâr, kurtarmak için her bedeli ödeyen, insanlarla iç-içe yaşayan, kurtulmaları için adeta yalvaran, “Ruhsal olarak yeniden doğmadan cenneti göremiyeceksiniz” ve “Kendi dindarlık çabalarınızla kurtulamazsınız, sadece kendi kendinizin gözlerinizi boyarsınız” diye habire ikâz eden, kendisini bilmemizi isteyen sevgi dolu ve şefkatli bir ‘Göksel Baba’; diğer taraftan ise, istediğini aldatan, kandıran, yanlış yola iten, yargılayıcı, cehennemde iğrin ve balgam içirtecek olan, dediğim dedik, kestiğim kestik, kimsenin hesap soramıyacağı, yargılayamayacağı, uzakta ve yükseklerde, erişilmez, bilinmez, istediğini affeden, istediğini saptıran, sağı-solu belli olmayan, kimlerin cennete, kimlerin cehenneme gideceğini keyfine bırakmış ve böyle olduğu halde kendini çok merhametli ve sevecan sanan, her dilediğini yapan, yüceliği sadece gücüne dayalı bir ‘ilâh’, Kuran’ın her satırına binbin satır kırmızı yazılı yorum eklenerek, şirinleştirilmeye çalışılıyor.

    Tanrı, Adem ve Havva’ya hiç konuşmadı mı? Nuh’a, İbrahim, Yakup, Musa ve diğer peygamberlere hiç konuşmadı mı? Onlara nasıl konuştu sizce? Bir şekilde göründü mü? Beden aldı mı? Aden bahçesinde, düşmeden önce hayat nasıldı? Tanrı ile ilişkiler nasıldı? Bugün bir Müslümanın anladığından daha fazla iç-içe değil miydi? Tanrı ve insan daha fazla iç-içe değil miydi? Beraber yaşamadılar mı? Beraber konuşmadılar mı? Ahiretten sonra cennette nasıl olacak? Tanrı’yla birlikte cennetinde iç-içe yaşamıyacak mıyız? O yine çok uzak bir Tanrı mı olacak? İnsanlar O’nu asla tanıyamıyacaklar, bilemiyecekler mi? Öyle ise, böyle bir Tanrı ne işe yarar? Yüreği Tanrı sevdasıynan yanıp tutuşan, her nefesi O’nu bilmek, tanımak için alıp veren bir kişinin asla ve asla Kuran’ın cenneti ile, huri kızları, şarap ırmakları ve çeşit türlü yemişlerle tatmin olamıyacağını hâlâ bilmiyor musunuz? Ve şayet, “Aden bahçesinde Tanrı ile birlikte yaşandı, cennette de öyle olacak” derseniz, şimdi şu anda Hristiyanların bu şekilde yaşadığına niye inanmıyorsunuz?

    Bilmediği, uzak bir Tanrı’yı kim sevebilir? “Uzakta, bilmediğin, tanımadığın, anlamadığın bir Tanrı var. Onu bütün kalbinle sevmen buyruldu.” Bunu yapabilir misin? Bilmediğin bir insanı nasıl sevemezken, bilmediğin Tanrı’yı da sevemezsin. Ama ilk ve en önemli buyruk, “Tanrı’yı bütün yüreğinle, bütün aklınla, bütün benliğinle ve bütün gücünle sevmektir”. “Çin’deki Hang Ching Chong’u seversen kurtulursun” desem, ne yapardınız? Ne yapabilirdiniz? Bilmediğiniz bir insanı nasıl ‘bütün yüreğinizle’ severdiniz? Onunla birlikte yaşar, onun huyunu, karakterini öğrenirseniz bu mümkün olurdu belki. Ya Hang Ching Chong size gelecek, ya da siz ona gideceksiniz. Başka çaresi yoktur. Sevmek için, önce bilmek gerekiyor. Sen Tanrı’ya gidemediğin için, Tanrı sana gelmiştir. Beden almış ve aramızda yaşamıştır. Bu, binlerce yıl evvelinden haber verilmiş bir Plan’dır. Yahudilerin beklediği Mesih işte budur. Onlar İsa’yı Mesih olarak kabul etmemiş olsalar da, Mesih’in “Ezelî ve Ebedî” olduğunu, “Hükümranlığının asla son bulmayacağını” ve “Tanrı Oğlu” olduğunu söyleyecekler. Çünkü Tevrat ve Zebur bunu öğretiyor. Ateşte beden alıp Musa’ya konuşan Tanrı’ya inanıyorsun da, kendisini insanlığa bildirmek için, insan bedeni almış fedakâr Tanrı’ya niye inanmıyorsun?

    Babasız doğdu. Bakireden doğdu. Kutsal Ruhtan doğdu. O’na ‘Kelamullah’ deniliyor. Yani ‘ol’ deyip de oldurtan, yoktan var eden Tanrı Kelâmı. O Tanrı’dan bir Ruh’tur. Hiç günah işlememiş olan birtek O’dur. Mezarı boş olan bir tek O’dur. Gelecek olan O’dur. Tüm hastalara şifa veren, ölüleri dirilten, fırtınaları bir sözle dindiren, “Diriliş Benim”, “Yol, Gerçek ve Yaşam Benim”, “Ben ve Baba biriz”, “Beni gören Baba’yı görmüştür”, “Başlangıç ve Son Benim” diyen O’dur.

    “Siz yeryüzündensiniz, Ben ise Göklerdenim” demiştir. “Tanrı’yı bir bilebilsem! O’nu tanıyabilsem! O’nunla dost olup konuşabilsem!” dediniz mi hiç? Ama işte O geldi. “Beni tanımanızı istiyorum” dedi. O göklerden geldi. Bizlere örnek olabilmek için, insan bedeni aldı. Çünkü hiçbir insanoğlu, peygamber dahi olsa mükemmel bir örnek olamadı. Tanrı geldi ve konuştu ve anlattı. Bilmek istediğiniz herşeyi cevapladı. Ama inanmayan, Yaşayan Tanrı yerine; insanoğlu icadı olan dinleri takip etmekle yetinir. Yeniden doğmadıkça Rabbi kimse göremez. Dinler, ‘Yeniden Doğuşu’ yani “Kutsal Ruh’tan doğuşu” sağlayamazlar. Dinler, yürekleri değiştiremezler. Günahkârları ‘Kutsal’ yapamazlar. Sadece “Dindar Günahkâr” olabilirler. Dıştan itaat etmeye çalışırlar ama yürekleri ayni kalır. Bu yüreği ancak Kutsal Ruh değiştirebilir. Kutsal Ruh, İsa Mesih’in Ruhu’dur.

    O geldi. Kalbinizin kapısını çalıyor. “Seni kurtarmaya geldim” diyor. “Kendi kendilerini bile kurtaramayanların ardından, bilmedikleri, görmedikleri şeylerden bahsedenlerin peşinden gitmeyin” diyor. “Hayatıma bakın, tertemiz” diyor. “Ne paranın, ne pulun, ne karının, ne şehvetin, ne kibirin, ne gururun kölesi oldum” diyor. Ne karısı vardı, ne sevgilisi, ne cariyesi ve ne de başını koyacak bir yeri. Üzerindeki son birkaç çul parçası üzerine bile kura çekilip, onu öldürenler tarafından paylaşıldı. Hep fedakârlık, hep sevgi, hep harcanma. Ve bütün bunları, O’nu aşağılayan, hor gören, O’nunla alay eden insanlar için, onları kurtarmak için yaptı, 4000 yıl evvelinden planlandığı gibi ve herbir peygamber tarafından bildirildiği gibi yaptı. Tek kurtarıcı odur. O, benim günahlarım için ölen Kurbanlık Kuzudur. Bir zamanlar aramızda olan O, şimdi içimizdedir. O’nu uzak yerlerde aramayın. Çağırın, size de gelecektir.

    #35527
    Anonim
    Pasif

    ‘Ne karısı vardı, ne sevgilisi, ne cariyesi ve ne de başını koyacak bir yeri. Üzerindeki son birkaç çul parçası üzerine bile kura çekilip, onu öldürenler tarafından paylaşıldı. Hep fedakârlık, hep sevgi, hep harcanma. Ve bütün bunları, O’nu aşağılayan, hor gören, O’nunla alay eden insanlar için, onları kurtarmak için yaptı…’

    Daha ne densin ki… Yeni Ahit’i okuyup da bu gerçeği göremeyenin ruhu feci bir şekilde hastadır…

    Eline, gönlüne bereket Kemal abi…

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.