• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23784
    Evangelist
    Anahtar yönetici

    1. Tanrı kimdir?
    Hristiyanlar kesinlikle tek Tanrıcıdır ve İsrail'den üstlendikleri bu tek Tanrıcılığı korumak çabasındadırlar. Tanrı tektir. Bu çerçeve içinde, Tanrı'nın kendisini Rab ve Kurtarıcı olarak İsa Mesih'te ve İsa Mesih aracılığıyla vahyettiğine inanırlar. Bu düşünce, Tanrı'nın kendisini, basitçe İsa'da doğarak değil ancak İsa Mesih'te nevcut kıldığını kabul eder. İsa'da insanlık Tanrılığı içine almaz, Tanrılık da insanlığı ortadan kaldırmaz. Hristiyanlığın başından beri bunlar Üçlübirlik öğretisine yönelten teolojik düşünce ve ruhsal deneyimlerin ana hatlarını oluşturmuşlardır. Bize göre İsa'dan aldığımız Müjde (İncil), yalnızca Tanrı'nın var olduğunu ve tek olduğunu değil, Tanrı'nın kim olduğunu da söyler. İsa öğrencilerini Tanrı'yı sevgi dolu tanımaya ve O'nunla birliğe yöneltir:
    “Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla bir çok kez ve çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. Bu son çağda da … kendi Oğluyla bize seslenmiştir (İncil, İbranilere Mektup 1,1-2). Tanrı ebedi Sözü, insanların ışığı olan Oğlunu, insanlar arasında yaşasın ve onlara Tanrı'nın özünden bilgi versin diye gönderdi (bkz. İncil, Yuhanna 1,1-18). İnsan olan ve 'insan olarak insanlara' gönderilen İsa Mesih 'Tanrı'nın sözlerini söyler' (İncil, Yuhanna 3,34) ve yerine getirmesi için Baba tarafından görevlendirildiği Kurtarış eylemini tamama erdirir (bkz. İncil, Yuhanna 5,36; 17,4). O'nu gören, Baba'yı görmüş olur (bkz. İncil, Yuhanna 14,9). O, tüm mevcudiyeti ve görünüşü ile, sözleri ve eylemleriyle, işaretleri ve mucizeleriyle, hepsinden önce ölümü ve ölüler arasından görkemli dirilişiyle, ve sonuçta Gerçeğin Ruhu'nu göndermesi ile Vahyi tamama erdirir ve bütünler; ve Tanrı'nın bizi günah ve ölümün karanlığından kurtarmak ve ebedi yaşama diriltmek için bizimle olduğunu Tanrısal tanıklıkla güçlendirir” (2. Vatikan Konsili, Tanrısal vahiy hakkında dogmatik bildiri: Dei Verbum, 4).

    2. Baba – Oğul
    İsa'nın eylemleri, davranışları ve sözlerine dayanarak ilk esinlemeyi yaşayan tanıkları (havariler, İncilciler) Nasıralı İsa'nın 'Babası' olarak adlandırdığı ve kendisine “Abba-Baba” şeklinde dua ettiği ile olan eşsiz ilişkisini tanımlamak için “Oğul” kelimesini kullandılar. İsa'nın yaptıklarında, örneğin günahları affetmesinde, O'nun gerçekten Tanrısal bir kudreti kullanmakta olduğunu gördüler. Buradan Tanrı'da bir farklılık olduğu sonucuna vardılar, öyle ki, herşeyin bir kaynağı, varoluşun ve yaşamın bir kaynağı (Baba) ve bu kaynağın kendisine yaşam verdiği bütün yaradılışın ilk doğanı (Oğul). Bu Oğul, “Oğul'un” tam bir adanma ve sevgi bağı içinde tamamen Baba'dandır. İsa kendiliğinden mevcut olmuyor, O tamamen, olduğu herşeyi kendisine veren Baba'dandır. Böylece, herşeyi Baba'dan alarak, Baba'nın bir yansıması, “Baba'yla aynı” olur. Klasik yunan düşüncesinde gelişen bu “Söz (logos)” terimi, Tanrı'daki Baba-Oğul ilişkisini aydınlatmaya yardımcı olur. Söz, doğasını ifade etmek üzere bilinçten yaratılmıştır, ondan farklıdır ama onu aynen açıklar. Ve bu, Nasıralı İsa'da beden alan (insan olan) Söz'dür.

    3. Ruh'taki Söz aracılığıyla
    Baba, Söz-Oğul'u vareder ve O'nun aracılığıyla dünyayı yaratır, çünkü Söz Tanrı'da etkindir. Böylece bütün yaradılış Baba'nın bu Söz'ünün işaretini taşır: Bütün yaratılmış varlıklar, Tanrı'yı tanımanın bir yolu olabilir (eski Kilise Babaları bunu “sözün tohumu” olarak adlandırmışlardır). Yaradılış, Tanrı tarafından “kendi örneği ve kendi benzeyişinde” yaratılmış olan insanda bütünlüğe erişir (Tevrat, Yaradılış 1,27). İnsan, bu benzerliği yeniden bularak mükemmelliğe erişir. İnsan olan Söz ona bunun yolunu açar. İsa aracılığıyla insanlık, İsa'nın yaşamının kaynağı olan Baba'yla doğru bir ilişki içine girebilir. İnsanın, Tanrı tarafından Tanrı'ya yönelik olarak bu “doğruluğu”, “doğru kılınması”, (İsa'da olduğu gibi) bizde de Kutsal Ruh'un işidir. Tanrı'nın sevgisinin ruhu, Tanrı sözü'nde ve Tanrı sözü aracılığıyla seçildiğimiz bu Oğul ve kardeş ilişkisinin ilkesidir. Havari Pavlus, Kutsal Ruh aracılığıyla Tanrı'ya Abba (Baba) diye seslenebileceğimizi söylüyor (İncil, Galatyalılara Mektup 4,6). Böylece “evlat edinilmiş Tanrı çocukları” oluruz. “İsa'yla, İsa aracılığıyla ve İsa'da” yaşarız (Efkaristiya duasının girişi).

    4. Baba-Oğul-Ruh
    Böylece Tanrı'da ikinci bir ayrım ortaya çıkar. Ruh, Eski Ahit'te devamlı olarak Tanrı'nın yaratıcı kudretini, “ruhunu” (İbranicede ruah, arapçada ruh) tanımlamak için kullanılmıştır. Bu aynı ruh peygamberlere vahyetti ve bilincini gerçek Tanrı'yı tanımaya yönlendirerek İsrail halkını yol gösterdi ve halkı isteğine yönlendirerek tarihini biçimlendirdi. Ruh aracılığıyla Yaratıcı, yarattıkları ile canlı bir ilişki içindedir; ve yaradılış da Yaratıcı'nın etkisine, yönlendirmesine açık halde kalır. İsa bu vahyi onaylamıştır. Öncelikle kendi şahsında, çünkü O, Tanrılığı ve insanlığı birleştiren “Kutsal Ruh'tan doğmuştur”. Ruh'ta O Tanrı'nın “Oğlu” dur ve O'nun yaptıklarının (özellikle Luka İncili'ne bakınız) kaynağı Ruh'tur. Ancak İsa aynı zamanda, topluluğu Tanrı'yla bağ içine sokan ve bir kılan kaynağın da Ruh olduğunu söylüyor. Bu ilişki ancak Tanrısal olabilir: Yalnızca Tanrı, Tanrı ile bağ içine sokabilir. Bu da Ruh'un Baba ve Oğul ile aynı özden olması demektir: Ruh, Tanrısaldır. Ruh, Tanrı'daki birliğin bağı, Tekliğinin ilkesidir. Baba ve Oğul'un karşılıklı sevgisi yalnızca Tanrısal bir özellik değil, gerçekten Tanrı'nın kendisidir. Böylece ilk hristiyanların çok eski duası gerçeğe dönüşür: “Ruh'ta Oğul aracılığıyla Baba'ya”. İzlediğimiz İsa aracılığıyla, bize vaftizde armağan ettiği ve bizi “edindiği” evlatları olarak yeniden Baba'ya bağlayan Ruh'ta, yaşamımızın kaynağına yöneliriz.

    5. Sevgi birliği
    Bu andan itibaren Ruh, Hristiyanlara Tanrı'nın yolunda rehberlik eden “içsel yasa” olur. O, İsa'yı canlandırmıştır. Bizleri de canlandırır. Böylece bütün yaradılış, Tanrı'nın kendisi olan sevgi birliğine katılmaya çağrılıdır. Ruh insanlara, Tanrı'yla yaradılışın ve insanların kendi arasında bu evrensel barışının özgür ve yaratıcı enstrümanları olmaları için verilmiştir. Birlik, Tanrı'nın bütün eyleminin kaynağı ve amacı durumundadır, çünkü o Tanrı'dadır. Ancak müslümanlardan farklı olarak, bu Tek'liğin bir sevgi birliği içinde beraberlik olduğuna inanırız.
    “Kilise görevine uygun şekilde insanlar ve halklar arasında birlik ve sevgiyi teşvik etmek için insanlar için ortak olan ve aralarında birliğe yönelten şeyi hedefler. Nitekim, bütün halklar tek bir topluluk oluşturur; bir tek insan soyu vardır, çünkü Tanrı insan ırkının yeryüzünde oturmasını istedi; insanların tek bir sonları vardır, o da Tanrı'dır. Tanrı'nın iyiliği, lütufkarlığı ve esenlik tasarılarının kanıtları olan Tanrı'nın korumacılığı, seçilmişler kutsal kentte bir araya gelene dek, herkese yayılmıştır.” (2.Vatikan Konsili, Kilise'nin hristiyan olmayan dinlerle ilişkileri hakkında bildirge: 'Nostra Aetate', Nr. 1)

    6. Üçlübirlik
    Tanrı'nın Üçlübirliği hristiyan imanı için çok önemlidir. Bu bizi, putlara hayranlıktan kurtarır, çünkü Tanrı tektir ve bizleri diri ve gerçek Tanrı'ya tapınmaya yöneltir. Daha ötesi bu, Kutsal Ruh aracılığıyla Tanrısal birliğe katılmaya çağrılmış olan insan soyunun birliğinin kaynağıdır.
    “Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz. Ben de Baba'dan dileyeceğim ve O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı, Gerçeğin Ruhunu verecek. Dünya O'nu kabul edemez. Çünkü O'nu ne görür, ne de tanır. Siz O'nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır. Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim … O gün anlayacaksınız ki, ben Babamdayım, siz bendesiniz… Beni seven sözüme uyar, Babam da onu sever. Biz de ona gelir, onunla birlikte yaşarız” (İncil, Yuhanna 14,15-24).
    Vaftiz aracılığıyla hristiyanlar, Ruh'ta Mesih'in bedeninin üyeleri haline gelmişlerdir. Bu bedende İsa'nın görevini sürdürürler: Kötü'nün elinde mahkum insanı ölümün güçlerinden kurtarmak. O'nun „bedenine” kabul edilmiş olarak, yaşamın Tanrı'yla birlikteliğinden oluşan sonsuz yaşama katılırlar. Bu armağanı alırlar ve İsa olan bu armağandan yaşamaya gayret ederler. Tanrısal gizemlere tapınışta sebat etmeli ve Kutsal Ruh'un rehberliğine uymalıdırlar.
    “Tanrı, bizde etkin olan kudretine göre, her dilediğimiz ya da düşündüğümüzden çok daha fazlasını yapabilecek güçtedir. O'na, imanlılar topluluğunda ve Mesih İsa'da bütün kuşaklar boyunca, sonsuzlara dek yücelik olsun” (İncil, Efeslilere Mektup 3,20-22).

    7. Tanrı'nın Üçlübirliği öğretisinin kaynağı hakkında
    Üçlübirlik dogmasının ortaya çıkışını açıklamak burada çok önemlidir. Bu sayede dogmanın içeriğiyle aldığı kültürel görünüm arasında ayrım yapılabilmesi olanaklı olur.

    1. İsa, seçilmiş İsrail halkındandır. Kesin bir tek Tanrıcılığın ruhu ile doludur (İncil, Markos 12,28-34). Kitabı Mukaddes defalarca, tek Tanrı'nın yanlış Tanrılara karşı kıskançlığından sözeder. İsa, Tanrı olduğunu söylemez. Kendini “Tanrıoğlu” (İncil, Yuhanna 10,36) ya da kısaca “Oğul” (bkz. İncil, Matta 11,27) olarak adlandırır. İsa “göksel, Tanrısal” kaynağına, Daniel'in görümündeki (bkz. Eski Ahit, Daniel 7.bölüm) “İnsanoğlu” ünvanını üstlenerek işaret etmektedir. Kesin olan, İsa'nın tek Tanrı ile ona “Abba” (Baba) diye seslenmeye cesaret edebildiği bir ilişkide yaşamasıdır. İsa'nın döneminde “Tanrıoğlu” ve “Mesih” ünvanları, İsa'nın kendisinin kim olduğunu ifade etmeye yetmeyecek kadar belirsiz kavramlardı. İsa, Kutsal Ruh'tan nadiren bahseder, yalnızca Markos 3. bölüm 28 ila 30. ayetlerde. Buna karşın çok yoğun bir şekilde Ruh'un gücünde yaşar.

    2. İsa'nın eziyete uğrayıp çarmıha gerilmesinden ve dirilişinden sonra havariler Ruh'un “kudretli” bir esinlemesi sayesinde İsa'yla yaşadıklarının anlamını kavrarlar. Böylece bu diri, ölüler arasından dirilmiş olan Mesih'in, beraber yaşadıkları ve haçta ölüşünü gördükleri Nasıralı İsa ile aynı olduğunu anlarlar. İsa'nın Kurtarıcı ve Rab olduğunu ve Baba'sına olan ilişkisinde eşsiz bir şekilde Tanrıoğlu olduğunu ifade etmeye cesaret ederler. O zaman Üçlübirlik ifadeleri sıklaşır, “Tanrıoğlu” ünvanı kullanılmaya başlanır, mevcudiyetini daha adını bile koymadan çok kudretli bir şekilde yaşadıkları “Tanrı'nın Ruhu'ndan” (Yunanca pneuma: Tanrısal nefes) bahsetmeye başlarlar. Böylece, Tanrı'nın Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olduğu merkezi hristiyan iman ifadesi doğar. Bu ifade kendini, Dirilmiş Olan'ın gerçekliğine borçludur ve havarilerin imanında köklenmiştir.

    3. Üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda sayıca çok olan sapkın heretik öğretiler nedeniyle tek Tanrı'ya ve Baba, Oğul, Kutsal Ruh gerçeğine olan imanı güçlendirmek, vurgulamak gerekti. Gitgide ilerleyen bir olgunlaşma süreci 1215 yılındaki Dördüncü Lateran Konsili'nin formel ifadesine kadar sürdü. Bu, Tanrısal doğanın üç şahıstan oluştuğunu, ancak tek olduğunu açıklar. Bu doğa kaynağı olmayan kaynak Baba'yı, kaynağını ezelden önce Baba'ya borçlu olan Oğul'u ve her ikisinden kaynaklanan Ruh'u kapsar – ancak her üçü de aynı özdür.15
    IV. Hristiyanlar yanıtlıyor
    1. Hristiyanlar açıkça tek Tanrı'ya inanırlar. Klasik hristiyan teolojisi bunu şu kesinlikle ifade eder: Tanrı yaradılışa olan ilişkisinde tek, yalnız bir tek olarak etkindir.

    2. “Üçlübirlik” Tanrı'nın tarih boyu kurtarıcı eylemiyle ve O'nun içsel yaşamıyla ilgilidir ve O'nun tekliğini asla engellemez. Matematik sınıflandırmalar Tanrı'nın gerçeğini ifade edemezler.16 Aynı Tanrı Baba'dır, aynı Tanrı Oğul'dur ve aynı Tanrı Ruh'tur. İsa Mesih'te Tanrı gerçekten insan olmuştur. Böylece acıya ve ölüme Tanrı kayıtsız kalmamıştır. Bu Tanrısal adlar hristiyan imanının özüne dahildir ve en baştan aktarılan iman mirasının bir bölümünü oluşturur. Ancak bu terimler – insani anlamda üreme kavramı gibi – Tanrı'da bir üreme, çoğalma anlamında değildir. Böyle bir düşünceyi en katı şekilde reddetmekte müslümanlarla aynı fikirdeyiz.17 Müslümanların Tanrı hakkında Baba teriminin kullanılmasına karşı tavırları, hristiyanların Tanrı hakkındaki tüm konuşmaların betimsel karakteri konusunda bilinçli kalmalarına yardım edebilir. Hristiyan imanı için de Tanrı tarif edilemez olandır. Başka şekilde ifade edersek, hristiyanlar “Baba” ve “Oğul” terimlerini müslümanlardan çok daha öte bir anlamda kullanırlar. Tek Tanrı Baba olarak adlandırılır, çünkü O bütün varoluşun kaynağıdır; Oğul olarak adlandırılır, çünkü O İsa'da tamamen bu kaynaktan yaşar; Ruh olarak adlandırılır, çünkü kendini yaradılışa açınlar, vahyeder.

    3. Anlamları sorulacak olursa “doğa” ve “şahıs” terimleri tarihsel yapılarında açıklanmalıdır. Bu bağlamda en önce modern şahıs kavramı ile klasik felsefi-teolojik geleneğin şahıs kavramları belirtilmelidir.

    4. Tanrı üç farklı oluş halinde vardır (ahval). Bu hem O'nun bizlerle ilişkisini hem de Tanrı'daki ilişkiyi kasteder.18

    5. Klasik islamda Tanrı'nın egemenliğini ifade eden düşünce sınıflandırmalarını kaydetmek yararlı olur. Buna karşılık bu sınıflandırmalar islami anlayışta Tanrı'nın tekliğini (tevhid) asla kısıtlamazlar. Burada her şeyden önce iki bakış açısına dikkat etmek gerekir. Birincisi, Kutsal Üçlübirliğin “şahısları”, “Tanrı'nın adları, sıfatları” (örn. Her şeye gücü yeten, Merhametli, Her şeyi bilen …) sınıflandırmasına girmezler. Tanrısal adlar ve sıfatlar, Tanrısal “doğayı” tarif ederler; Üçlübirliğin şahısları bu Tanrısal sıfatlara aynı şekilde ve ayrımsız sahiptirler. Bu nedenle, Tanrısal “şahısları” birbirinden ayırdetmek için kullanılamazlar. Öte yandan müslümanlar, Tanrı için bu kadar çok “güzel isimler” varken, hristiyanların Tanrı'yı tanımlamak için neden yalnızca “üç” isim kullandıklarını sorarlar. Tüm bu çok sayıdaki isimler Tanrısal öze aittir ve hristiyan anlayışına göre de Tanrı için kullanılabilir.

    6. Betimlemelerin (Metafer) kullanılması da yardımcı olabilir. Betimleme aynı deyimin bir çok gerçekliği ifade edebileceğini ortaya koyar. Bu şekilde örneğin ateş aynı zamanda alevi, sıcağı ve ışığı tarif edebilir. Buz, su ve buhar aynı öğenin üç farklı görünüm şeklidir.


    Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar!
    Bana gelin, ben size huzur veririm.
    ( Mat.11:28 )

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.