• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24669
    Anonim
    Pasif

    01diz.jpg

    Ahmet ARSLAN

    Orta Anadolu’da yaşayan Rumlar’a ‘‘Karamanlılar’’ denirdi. Bunlar Ortokods Hıristiyandı; ama Rumca bilmiyorlardı. Ana dilleri de Türkçe’ydi. Bu yüzden aslen Türk oldukları, sonradan Hıristiyan oldukları söyleniyordu. Ancak 1924’te mübadele sırasında Anadolu’daki tüm Rumlar Yunanistan’a göç ederken, Karamanlılar da Hıristiyan oldukları için Rum kabul edildiler. Kapadokya’dan Yunanistan’a gittiler; ama orada da ana dilleri olan Türkçe’yi korudular. Öyle ki, Yunanistan’da doğmuş, bugün 50 yaşlarında olan çocukları bile Orta Anadolu şivesiyle Türkçe konuşuyor. Anadolu’ya olan bağlılıkları ise hala sürüyor. Hacettepe Üniversitesi’nde sosyal antropoloji yüksek lisansı yapmakta olan Ahmet Arslan, 1993’ten beri Kapadokya bölgesi üzerine çalışıyor. Güzelyurt (Gelveri) kasabasından 1924’te nüfus mübadelesiyle Yunanistan’a göç eden Karamanlılar’la ilgili olarak TRT için yapılan bir dizinin danışmanı. Geçen ağustosta Yunanistan’dan gelerek ana yurtlarını ziyaret eden Karamanlılar’la Gelveri’de buluştu. Burada yaptığı röportaj ve araştırmaların bir bölümünü Hürriyet için yazdı.

    1924’te Lozan Anlaşması gereğince Yunanistan’la Türkiye arasında kararlaştırılan mübadele iki ülke arasında büyük bir nüfus değişimine yol açmıştı. Anadolu’da yaşayan bütün Rumlar Yunanistan’a, Batı Trakya hariç Yunanistan’da yaşayan bütün Türkler de Türkiye’ye göç etmişti.

    Aksaray’ı merkez alarak yaptığım araştırmalar sırasında buradaki eski yaşamla ve bölgenin eski sakinleri ‘‘Rumlar’’la ilgili bazı hikayeler duyuyordum. Geçen yıl bu konuda ilginç bir haber aldım. Tarihe karıştığını zannettiğimiz, bölgenin eski sakinlerinden bir kısmı, her yıl Aksaray’ın Güzelyurt (Gelveri) ilçesinde kısa bir süre için gözüküyordu. 1924’te Yunanistan’a gönderilen halktan bir kısmı hemen her yıl vatan özlemiyle gelip buraları ziyaret ediyor, eski evlerini buluyor, kiliselerinde dua edip Yunanistan’a geri dönüyordu.

    Bunun üzerine Gelveri’ye yönelik ön araştırmalara giriştim. Bu aşamada daha şaşırtıcı bir bilgi çıktı karşıma. Gelveri’de eski evlerin kapı üstlerinde Yunan alfabesiyle yazılmış Türkçe yazılar vardı. Eğer buradan gönderilenler ‘‘Rum’’ idiyse neden Türkçe konuşmayı ve yazmayı tercih ediyorlardı? Tarih, anadilleri Türkçe olan, soyca da Türk oldukları iddia edilen Ortodoks Hıristiyan Karamanlılar’ın 1924’teki mübadelede Yunan sayılıp Yunanistan’a gönderildiğini kaydediyordu. Karamanlılar’ın yaşadıkları yerleri ayrıntılı olarak incelediğimde üzerinde çalıştığım bölgeyle çakıştığını gördüm. Buradan ‘‘Rum’’ diye gönderilenler ve her yıl vatan özlemiyle ziyarete gelenler Karamanlılar olabilir miydi?

    Türk, Urum bir idi

    Kiryaki Philippidis, Yunanistan’dan ziyarete gelmiş bir Karamanlı. Niğde Gölcük’lü olduğundan o da diğerleri gibi Orta Anadolu şivesiyle Türkçe konuşuyor. Ailesi 1924’te Yunanistan’a göç etmiş. Ama aile Yunanistan’a gittikten sonra da ne Anadolu’yu, ne Türkçe’yi unutmuş. Philippidis, Gelveri’yi de iyi biliyor. Burada şimdi otel olan eski mektepte Yunan harfleriyle Türkçe öğrenim verilirmiş. Gelveri dışına gidip gelen, çevredeki Rumlar’la ilişkileri olanlar dışında hiçbir Karamanlı Rumca bilmezmiş. Hele kadınların hemen hemen tümü yalnızca Türkçe bilirmiş.

    Kiryaki Philippidis’le birlikte Gelveri’nin eski fotoğraflarına bakıyoruz. Anlatıyor:

    ‘‘Bunlar hep o eskilerdendir. Burası şimdi bizim kaldığımız otel. Eskiden mektepti. Bu mektepte Türkçe okur, Türkçe konuşurlardı. Onun için Rumca bilmiyorlardı.’’

    Soruyoruz:

    Dersleri veren hocalar Hıristiyan mıydı?

    – Hıristiyandı. Benim kaynata da Gölcük’de ders verirdi. Okuturdu hem Rumları hem Türkleri.

    Burada yaşayanlar zaman içinde konuşmaya konuşmaya Rumcayı unutmuş olabilirler mi?

    – Belkim. Anamın anasının anası da Türkçe konuşurdu. Gölcük’te Türk, Urum bir idi.

    Siz eski evinizi bulabildiniz mi?

    – Evet, bulduk. Babamın evinde oturan adam diyor ki: ‘‘Biz bu kadar senedir bekliyorduk. Çünkü anam ölmeden evvel vasiyet etmişti, ‘eğer evime gelirlerse torunları neyim, hısımsınız. Bunları evimde oturtun, gelirlerse rahat ettirin, evde tutun, misafir edin’ demişti.’’ Şimdi bana diyor ki ‘‘gaçmayacan.’’ Ben dedim: ‘‘Yarın gelecem, gaçiiim de yarın yine gelirim.’’ Babam bana evi nasıl anlattıysa öyle. Yokarı oda, aşağı oda, burda tandırdı, orda ambar varıdı, teneyi (buğdayı) koyarlarmış… Babam bana hepsini anlatmıştı. Şimdi adam ‘‘Anam bana vasiyet etti ama çok geç geldiniz’’ diyor. O kadar seneler geçti gelemedik, hencik (şimdi) saati geldi, geldik. Anaları demiş ki bunlara ‘‘Bu evin esas sahibi Doroteus’tur. Oğlum, gelen soran olursa de ki ev budur.’’

    Sizinkiler birdenbire mi gitmişler Yunanistan’a, yoksa bir hazırlık devresi olmuş mu? Babanız gidişlerini size nasıl anlattı?

    – Bizimkiler Yunanistan’a gitmeden bir sene evvel Yunanistan’dan buraya muhacirler gelmiş. Eski evimizde oturan bu adam diyor ki: ‘‘Bir sene babanlan beraber yaşadık.’’ Onlar geldi, bir sene sonra da bizimkiler gaçtı (gitti).

    Aynı evde mi yaşamışlar?

    – He beraber oturdular. Benim babamlar aşşağı kata inmiş, yokarı odada da bunlar otururmuş. Aynı evde kalmışlar ama bizimkileri yokarıdan aşşağıya indirmişler. Siz geçeceksiniz inin aşşağıya, buraya yeniler gelecek demişler.

    http://webarsiv.hurriyet.com.tr/1999/03/22/103958.asp

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.