• Bu konu 2 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26370
    Anonim
    Pasif

    ŞEYTANLA FLÖRT:

    Dünyada her zaman sadece iki türlü insan olmuştur. Tanrı’nın kulları ve Şeytan’ın kulları. Tanrı’nın kulları Tanrı’ya ve Şeytan’ın kulları da Şeytana tapmıştır. Yani hiçbir zaman, yeni bir din, yeni bir anlayış yoktur. Niye mi? Çünkü Rab Tanrı, asla değişmeyendir. Başlangıçta ne ise insanoğlundan istediği, şimdi de odur. Buyrukları hiç değişmediği gibi, hiçbir peygamber de, Tanrı’nın bir önce öğrettiğini geçersiz kılmamıştır. Bunu iddia eden bir din, Tanrı’dan değildir. Peki, Tanrı böyle ise, Şeytan nasıldır? O da öyledir. Hiç değişmezdir. Her zaman, tahmin gücünüzün ötesinde kötüdür. Şeytan ve cinleri, hep aynidir. İyi cin, kötü cin yoktur. Tümü korkunç merhametsiz ve kötüdür. İyi cinler vardır diyen öğreti de, Tanrı’dan değildir.

    Ama arada bir fark vardır. Tanrı iki yüzlü olmadığı halde, Şeytan iki yüzlüdür. Bu yüzden, değişik eğilimdeki insanların tümünü de aldatabilmesi için, değişik dinler ve inançlar ortaya atmıştır. Yani, bin değişik dinle Şeytan’a hizmet edebilirsin. Ama Tanrı’nın öğretisi tektir. Değişmedi ve değişmiyecektir. Tarih boyunca, ta Adem ve Havva’nın Tanrı’dan kopuşuna kadar, insanların, ırkların ve milletlerin büyük bir çoğunluğu, Şeytan’a tapmışlardır. Tanrı’ya tapan çok az insan olmuştur. Tanrı’nın, yeryüzünde kendisini temsil etmesi ve diğer uluslara kurtuluş yolu sağlamak için seçtiği Yahudiler bile, çok az bir süre Tanrı’ya tapmışlar, kısa zamanda komşuları gibi, Şeytan’a tapan putperest olmuşlardır.

    Bunun sebebi gayet açıktır. İnsan düşmüştür, Tanrı’dan kopmuştur ve içi-dışı, yeni idolu Şeytan gibi olmuştur. Günah dediğimiz şey, içimizdeki iğrenç canavarın sadece göstergesidir. İçimizde yaşayanı, meyvelerinden tanırız. Şeytanî güçlere tapmak için temiz veya kutsal olmak gerekmez. Tersine, ne kadar kirli ve günahkâr ise insan, o kadar makule geçer. Şeytan’ın da istediği budur. Her defasında, azacık daha kötü, azacık daha günahkâr. Ta ki göklere iğrenç kokularımız yayılsın ve Tanrı “Artık Yeter” deyip, bizi o malûm yere göndersin. Ama Kutsal Tanrı’yı arayan kim? Kutsal olmak isteyen kim? Tüm Şeytanî dinlerle, Tanrı öğretisi arasında, en büyük göstergelerden bir tanesi “Kutsallıktır”. Şeytan dinleri ve inançlarında, kutsallık gerekmiyor. UFO’lara mı inanmak istiyorsun? Atalarımız onlar mı? Dünyadaki hayatı başlatan onlar mı? Kurtuluş onlardan mı gelecek? Olsun. UFO’lara inan. Kutsallık, tövbe falan gerekmiyor. Re-inkarnasyon mu? Olsun. O da kutsallık, tövbe gerektirmiyor.

    Şimdi de New-Age Movement, Kabala (Kaballah) gibi isimler altında bilhassa maceracıları ve gençleri aldatmaya yönelik, korkunç tehlikeli, ‘modern inançlar’ adı altında, Şeytan şirin gözükmeye çalışıyor. Bunlarda da hiç kutsallık gerekmiyor. Modern Bilim’miş!!! Kardeşler, adı ‘Modern’ diye sakın inanmayın. Şeytan’ın hiçbir modernliği veya Yeniçağ’lığı falan yok. Eski Şeytan, ayni Şeytan. Makyaj yapmış, şirin gözükmeye çalışıyor. Onunla uğraşanlar, ya ölmüşlerdir, ya öldürülmüşlerdir, ya intihar etmişlerdir, ya da tamamen çıldırmışlardır. Şeytan’a bulaşmanın bedeli çok ağırdır. Şeytan’a köle olursunuz. Gece gündüz kâbus görürsünüz. Rüyanın bittiği, hakikatın başladığı yeri ayırt edemez olursunuz. Beyninizle binbir oyun oynar. Dostlarınızı düşman zannedersiniz. En yakınlarınızdan, size yardım etmek isteyenlerden bile şüphe duyarsınız. Hayaller görürsünüz, korkunç korkunç yüzler, kendi başına hareket eden objeler, uykusuz geceler. Ölmezseniz, tımarhaneyi boylarsınız. Mesih’e ulaşamıyacağınız bir noktaya sürüklemeye çalışır sizi. Çünkü, ancak o zaman anlarsınız ki, tek kurtarıcı Mesih’tir. Şeytanî güçleri yenen, tamamen güçsüz ve silahsız bırakan O’dur.

    Bu güçlere yönelen tüm bireyler ve uluslar, Yahudiler da dahil, acımasızca cezalandırılmışlardır. İkibin yıl dünyada göçebe olarak yaşadı Yahudiler ve ondan evvelki 500 yıl da, hep diğer ulusların esaretinde geçmiştir. Ama diğer uluslar da, daha az suçlu değillerdi. Çünkü, zaten onlar hiçbir zaman Tanrı’ya tapmamışlar; ta baştan putperestliği, yani Şeytan’a tapmayı tercih etmişlerdir. Ama o günlerde, Şeytan’lara asla boyun eğmeyen kutsal peygamberler, ölüm pahasına ve bir avuç imanlı sayesinde, Rab’bin Kutsal Kitaplarını korunmuş ve o karmaşıklıkta, tek doğru ışık olarak parlamasını sağlamış ve Mesih’in gelişini bildirmiştir. Mesih’in Kutsal Ruhu’nun gelişi ile de artık imha edilemeyecek bir şekilde, Rab’bin Kelâm’ı, yüreklere yazılmıştır.

    Kardeşler; Şeytan’la flört etmeyin. Yalnızca Mesih’in sağladığı Kutsallık sayesinde olan kurtuluş vardır ve bunun dışında, hiçbir kurtuluş yoktur. Sizleri ayni bırakan, ruhunuzu değiştirmeyen, tövbe, kutsallık ve Rab’be boyun eğme gerektirmeyen her öğreti, din veya bilim Şeytan’dandır. İnanmayın, sorgulayın. Kutsal Kitap tertemizdir. Yollarınıza ışıktır. Karmaşa ve karanlıktan kurtaracak başkası da yoktur. Tertemizi, Kutsal Olan’ı reddedip Karanlığa bel bağlamayınız. Bütün fallar, Şeytan’a danışmadır. Masum olan, ‘Sadece bir Oyun’ olanı ise hiç yoktur. Muskalar, nazar boncukları taşırsanız; Şeytan’ı taşırsınız demektir. Sizi o mu koruyacak? Size o mu yardım edecek? Bedelini ödemeye hazırmısınız? Bunları yapan, yüce Tanrı’yı kendisine düşman yapar.

    Rab Kurtarandır. Sevgi doludur. Merhametlidir. Tövbe edeni geri çevirmez. Bütün bunları Mesih sayesinde mümkün kılmıştır. Ölümü hakkeden bizlerin yerine O öldü.
    Rab’bin Esenliği ve Huzuru sizinle olsun.
    Sevgi ve Dualarımla.

    #33586
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Kemal Başaran, her cümlesiyle altının çizilmesi gereken bu harika paylaşımınız için çok teşekkür ediyorum.

    Şeytan öylesine kurnaz ki, dinleri kullanarak, tarikatleri kullanarak nur meleği kılığına bürünüp kutsalmış gibi görünerek insanları tuzağına düşürüyor ve yok edinceye dek onların peşini bırakmıyor.

    Eski Antlaşma’daki her gerçek peygamberin söylediği söz, verdiği hizmet, insanları günahlı yollarından, Tanrı’ya ve Tanrı Sözü’ne döndürüyordu. Gerçek ve sahte peygamberleri birbirinden ayıran ölçüt, onların doğruluk çağrısıydı. Kutsal Kitap’ta Yeremya Peygamber şöyle diyor:

    ‘Her şeye Egemen Rab diyor ki, ‘Size peygamberlik eden peygamberlerin dediklerine kulak asmayın, onlar sizi aldatıyor. Rab’bin ağzından çıkanları değil, kendi hayal ettikleri görümleri anlatıyorlar… Bu peygamberleri ben göndermedim, ama çabucak ortaya çıktılar. Onlara hiç seslenmedim, yine de peygamberlik ettiler. Ama meclisimde dursalardı, sözlerimi halkıma bildirir; onları kötü yollarından ve davranışlarından
    döndürürlerdi’ (Yeremya 23:16,21,22).

    Yeremya’da, sahte peygamberlerle ilgili bir şey daha okuyoruz:

    ‘İşte bunun için sözlerimi birbirlerinden çalan peygamberlere karşıyım diyor RAB’ ( Yeremya 23:30).

    Gerçeğe tamamen aykırı olan sözlerinin ve öğretişlerinin RAB’den geldiğini öne sürmek Tanrı’ya karşı işlenmiş en büyük suçtur. Tanrı buna karşıdır ve bunu çok ağır bir şekilde cezalandıracaktır. Çünkü onlar, yalancı peygamberler insanları gerçekten uzaklaştırıp, sonsuz cehenneme doğru yönlendirmektedirler.

    Her insanın yapması gereken şey tüm yüreğiyle GERÇEĞİ, TANRI’YI aramak olmalıdır. Başta kendi içinde bulundukları inançlarını sorgulasınlar, araştırsınlar. Tanrı, kendisini tüm yürekleriyle arayanlara mutlaka gösterecektir.

    İsa Mesih diyor ki: ‘Gerçeği bileceksiniz, ve GERÇEK sizi özgür kılacaktır!’(Yuhanna 8:32).

    YOL, GERÇEK ve YAŞAM İsa Mesihtir. O, Tanrı’ya giden tek YOL’dur, gerçeğin ve yaşamın ta kendisidir. O’nun Sözleri yaşam ve kurtuluş verir.. Sahte peygamberlerin söyledikleri sözler kendilerinin kim olduklarını ele verir, onlar meyvelerinden tanınırlar. Gerçeği araştırmadan onların ardı sıra gidenler sonsuz yıkımla, cehennem yargısıyla karşı karşıya geleceklerdir.

    Sevgilerimle

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.