• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25965
    Anonim
    Pasif

    Şeytan ve Melekler

    Sizlere esenlik olsun.

    Evvelki paylaşımda, “Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı” (Yaratılış 1:1) diyen Kutsal Yazılardaki ilk ayeti okuduk.
    Tanrı’nın dışında her şeyin bir başlangıca sahip olduğunu gördük.
    Başlangıçta, ortada henüz hiçbir şey yokken, yalnızca O yaşıyordu. O Tanrı’ydı. Başlangıçta var Olan yalnızca O’ydu.
    Tanrı, Sonsuzluğun Rabbidir. Tanrı büyüktür ve eşi benzeri yoktur! O’nun başlangıcı ve sonu yoktur. O, hiç bir şeye ihtiyaç duymaz. O, sınırlı değildir. Tanrı ruhtur ve her an her yerde bulunabilir. O, her şeyin ve herkesin üstündedir. O her şeyi doldurur. O, her şeyi görür. Her şeyi bilir. O, eşsizdir. Tanrı büyüktür! Bu nedenle, Kutsal Yazılar şöyle der: “O, ölümsüzlüğün tek sahibidir, yaklaşılmaz ışıkta yaşar. O’nu hiçbir insan görmedi ve göremez. Onur ve kudret sonsuza dek O’nun olsun! Amin.” (1.Timoteos 6:16)

    Tanrı Sözü’nde melekler ve Şeytan hakkında neler anlatılmaktadır.
    Meleklerin nereden geldiklerini biliyor musunuz?
    Ya da Şeytan’ın ve cinlerin nereden geldikleri hakkında bir fikriniz var mı?
    Eğer Tanrı bu konuları bize anlatmamış olsaydı, bu tür konular ile ilgili bilgiye sahip olamazdık. Ama Tanrı bu konuları Sözü’nde bize anlatır. Bu nedenle, melekler ve Şeytan ile ilgili gerçeği bilebilmemiz için Kutsal Yazıları şimdi özenle inceleyelim.

    Tanrı, insanları ve içinde yaşadığımız dünyayı yaratmadan önce, ilk olarak yarattığı bir başka şey vardı: MELEKLER.

    Tanrı Sözü bize melekler hakkında çok şey anlatır. Tanrı’nın Sözü, bize ruh olan Tanrı’nın, çok, ama çok uzun zaman önce melekler olarak adlandırılan başka pek çok ruhlar yaratmış olduğunu bildirir.
    Kutsal Yazılar şöyle der: “Bütün melekler ruhlardır.” (İbraniler 1:14) “(Tanrı), meleklerini rüzgar, hizmetkarlarını ateş alevi yapar.” (İbraniler 1:7) Böylece Kutsal Yazılar bize, meleklerin, Tanrı gibi ruh olduklarını öğretir. Meleklerin biçimleri rüzgar ve ateş ile karşılaştırılır. Rüzgarı göremeyiz. Ateşe hiç kimse dokunamaz. Tanrı’nın melekleri için de durum aynıdır. Tanrı, melekleri bizim sahip olduğumuz bedenler ile yaratmadı. Biz insanlar beden ve ruh ile yaratıldık. Ama melekler yalnızca ruhtan ibarettirler. Onları göremeyişimizin nedeni budur.

    Tanrı, kaç tane melek yarattı?
    Kutsal Yazılar bu konu hakkında ne söyler?
    Kutsal Yazılar, Tanrı’nın hiç kimsenin sayamayacağı kadar çok sayıda ruhlar yarattığını bildirirler. Yücelerde, Tanrı’nın huzurunda, “ sayıları binlerce binler, on binlerce on binler olan” çok sayıda melek vardır. (Vahiy 5:11) Rabbimiz Tanrı büyüktür! Hiç bir sınırı olmayan Tanrı, Kendisi için sayıları binlerce binlerden oluşan güzel, iyi, ve bilge melekler yarattı.
    Kutsal Yazılar bize, Tanrı’nın meleklerinin büyük güce sahip olduklarını söyler. Melekler bizden çok daha güçlüdürler. Ama yine de tüm yaratıklar gibi, onlar da sınırlı varlıklardır. Her şeye güçleri yetmez. Melekler aynı anda her yerde olamazlar ve her şeyi bilmezler. Onlar yalnızca yaratıktır. Yalnızca Tek Biri sınır tanımaz. O Biri, Tanrı’dır.

    Melekler hakkında anlamamız gereken bir başka konu da şudur: Tanrı melekleri yarattığı zaman, onlar kutsal yaratıklardı, meleklerin hepsi kutsaldı. Başlangıçta kötü melek yoktu Başlangıçta, Şeytan (“İblis”) henüz var olmamıştı. Kötü hiç bir ruh yoktu.
    Tanrı, hiç bir kötü melek yaratmadı. Bu gerçeği aklımızda tutmalıyız: Tanrı, bir şeyin dışında her şeyi yapabilir.
    Tanrı, kötü olanı yapamaz. Bu gerçeği unutmayalım.
    Tanrı kötü olan bir şey yaratamaz, çünkü Tanrı mutlak iyidir.
    Tanrı hata yapamaz, çünkü O mükemmeldir.
    Günah, O’ndan gelemez, çünkü O saf ve kutsaldır.
    Tanrı’nın düşündüğü, söylediği ve yaptığı her şey, iyi ve mükemmeldir.
    İşte Kutsal Yazılar bu nedenle şöyle der: “Tanrı kötülük ile ayartılmadığı gibi kendisi de kimseyi ayartmaz.” (Yakup 1:13)
    Peki ama o zaman kötü nereden gelir?
    Bu soruya Tanrı’nın verdiği yanıtı biraz sonra göreceğiz. Ama önce, melekler hakkında bilmemiz gereken bir başka şey var.

    Tanrı melekleri neden yarattı?
    Kutsal Yazılar bize Tanrı’nın, melekleri cennetin sevinci içinde sonsuza kadar O’nu sevmek, O’nu övmek ve O’na hizmet etmek üzere Tanrı ile birlikte olabilmeleri için yaratığını öğretir.
    Tanrı, onlara, onların hepsine sahipti, çünkü onları O yarattı. Meleklerin hepsi, ay, güneş ve yıldızların çok ötesinde bulunan, Tanrı’nın yücelerdeki “evi” olan cennette konut kurdular.
    Tanrı’nın konut kurduğu özel bir yerin bulunduğunu biliyor muydunuz?
    Evet, Tanrı’nın her yerde bulunduğu öğrendiğimiz doğrudur. Ama yine de Kutsal Yazılar bize aynı zamanda evrende Tanrı’nın yaşadığı ve yüceliğinin tamamını sergilediği kutsal, ışık ve güzellik ile dolu, harika bir yerin bulunduğunu da öğretirler. Bu yer, Tanrı’nın peygamberlerinin Tanrı’nın Huzuru ya da Gökler ya da Cennet olarak adlandırdıkları yerdir. Tanrı burada kutsal melekleri ile birlikte konut kurmuştur.

    Melekler hakkında bilmemiz gereken bir başka şey de şudur: meleklerin hepsi aynı değildirler. Bazı melekler diğerlerinden daha güzel ve daha bilgedir. Bazı melekler Tanrı’nın göklerdeki tahtının çevresinde dururlar. Diğer melekler ise insanlara yardım eder ve onları korurlar. Cebrail ve Mikail gibi diğer melekler Tanrı’nın huzurunda dururlar ve yeryüzünde özel görevler yerine getirmek için gönderilirler.

    Bazı melekler diğerlerini idare ederler.
    Daha önce hiç, Lüsifer adını duydunuz mu?
    Tanrı Sözü bize Lüsifer’in bir zamanlar tüm meleklerin yöneticisi olduğunu bildirir. Eğer Lüsifer’in öyküsünü biliyorsanız, o zaman Şeytan’ın nereden geldiğini de biliyorsunuz demektir.

    Kutsal yazılar bize, Tanrı ilk kez melekleri yarattığı zaman Lüsifer’in tüm meleklerin en güzeli, en güçlüsü, ve en bilgesi olduğunu anlatır.
    Lüsifer’in anlamı, ‘parlayan’dır.
    Lüsifer, bilgi, bilgelik, güç ve yetkide diğer tüm meleklerden üstündü. Tanrı, ona ölçüsüz bir güzellik ve zeka vermişti. Lüsifer, Tanrı’ya tapınmalı, O’nu sevmeli ve O’na sonsuza kadar itaat etmeliydi, çünkü onu Tanrı yaratmış ve çok bereketlemişti. Ama bütün bunlara rağmen, Peygamberlerin Yazılarında Lüsifer’in bir gün Tanrı’ya saygısızlık gösterdiğini ve yüreğinin gurur ile dolduğunu okuruz. Lüsifer, yüreğinde şöyle dedi: “Göklere çıkacağım, tahtı Tanrı’nın yıldızlarından daha yükseğe koyacağım, İlahların toplandığı dağda, Safon’un doruğunda oturacağım, bulutların üstüne çıkacağım, kendimi Yüceler Yücesi (Tanrı) ile eşit kılacağım.” (Yeşaya 14:13, 14)

    İnanılmaz bir şey! Tanrı’nın, kendisine vermiş olduğundan başka hiçbir şeye sahip olmayan Lüsifer, En Yüce Olan’ın, Tanrı’nın yüceliğini çalmak istedi! Ve Tanrı’ya baş kaldıran yalnızca Lüsifer olmadı, aynı zamanda göklerde bulunan meleklerin üçte biri de Rab Tanrı’ya sırt çevirmeyi seçtiler ve günah işleyen Lüsifer’in günahını izlemeye karar verdiler. ”Kuyruğuyla gökteki yıldızların üçte birini sürükleyip yeryüzüne attı.” ( Vahiy 12:4a)

    Tanrı, ne olursa olsun Tanrı’dır, ve Lüsifer ve meleklerinin yapmaya niyetlendikleri her şeyi biliyordu. Tanrı’nın önünde hiç kimse gizli bir şey yapamaz, çünkü Tanrı her olayı, o olay gerçekleşmeden önce bilir! Tanrı, Lüsifer’in ve onu izleyen meleklerin yüreklerindeki günahı gördü.

    Ve o zaman ne oldu? Tanrı ne yaptı?
    Tanrı, Kendisine karşı baş kaldıran Lüsifer’e, Kendi Yerini alması için izin verecek miydi?
    Tanrı günaha göz yumabilir miydi?
    Tanrı, gurur ve isyan günahı ile birlikte yaşayabilir miydi?
    Asla! Peygamberlerin Yazıları bize tanrı’nın, Tanrımız’ın kutsal olduğunu ve kötüye bakamayacağını öğretir. Tanrı, günahı hoş göremez. O, Yüceliğini bir başkasına vermeyecektir. Tanrı eşsizdir; O’nun yerini hiç kimse alamaz!
    Bu nedenle, Kutsal Yazılar, Tanrı’nın Lüsifer’i ve onu kötü meleklerini huzurundan attığını bildirirler.
    Lüsifer ve onu izleyenler, artık göklerde, Tanrı’nın evinde yaşayamazlardı, çünkü Tanrı’nın yerini almak isteyerek günah işlemişlerdi. Tanrı’nın Lüsifer’i ve onun kötü meleklerini huzurundan kovmasının nedeni buydu. Kutsal olan Tanrı, Kendisine karşı isyan eden herkesi yargılamak ve cezalandırmak zorundadır.

    Lüsifer günah işledikten sonra, adı değiştirildi. Artık adı, “parlayan” anlamına gelen Lüsifer değil, Şeytan’dı.
    Şeytan, Düşman/Muhalif anlamına gelir.
    Lüsifer, Tanrı’nın düşmanı olmuştu. Ve bildiğiniz gibi Şeytan ve onun melekleri, Tanrı’yı ve iyi olan her şeyi hala reddederler. Tanrı’nın sözü’nü kabul etmez ve onu inkar ederler. Şeytan, Tanrı’ya karşı savaşır ve O’nun planlarını yok etmeye ve engellemeye çalışır. Her şeye rağmen Tanrı, büyük Yargıç’tır ve hiç kimse O’nu yenilgiye uğratamaz!”

    Kutsal Yazılar, bize, Şeytan’ın henüz ateşte (cehennemde) olmadığını öğretirler. Tanrı’nın Sözü, bize Tanrı’nın Şeytan’ı ve meleklerini kovduktan sonra onlar için, hiçbir zaman tükenmeyecek olan cehennem ateşlerini yarattığını söyler. Tanrı’nın, Şeytan’ı, meleklerini ve onları izleyen herkesi bu ateşe atacağı bir gün gelecektir. Bu nedenle, şöyle yazılmıştır: “Gece gündüz, sonsuzlara dek işkence çekeceklerdir.” (Vahiy 20:10)

    Her şeye rağmen Kutsal Yazılar bize Şeytan’ın henüz ateşte (cehennemde) olmadığını öğretirler. Tanrı Sözü, Şeytan’ın dünyada olduğunu ve Tanrı’ya karşı savaştığını söyler. O, Yok Edicidir. Tanrı’nın işini mahvetmek ister. Şeytan, Tanrı’nın yarattığı insanların mahvolmalarını ve kendisi ile birlikte cehenneme gitmelerini ister.
    Tanrı’nın sözü, insanların çoğunun Şeytan’ın kontrolü altında olduklarını, ama bunu bilmediklerini söyler, çünkü Şeytan, Aldatan’dır.
    Bu nedenle, Kutsal Yazılar şöyle der: “Şeytan kendisine ışık meleği süsü verir.” (2.Korintliler 11:14) İnsanların, Tanrı’nın Sözü’ne dikkatlerini vermemeleri için onları aldatmaya çalışır. Tanrı’nın bizlerin çok dikkatli olmasını buyurur. “Ayık ve uyanık olun! Düşmanınız İblis, kükreyen aslan gibi yutacak birini arayarak dolaşıyor.” (1.Petrus 5:8) Dikkatli olun! Şeytan sizi sonsuza kadar mahvetmek istiyor!

    Ama Tanrı bizleri asla yalnız bırakmamıştır. Tanrı’ya övgüler olsun!
    Tanrı, Şeytan’ın gücünden kaçabilmemiz için bize Sözü’nü vermiştir.
    Kutsal Yazılar şöyle der: ”Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacaktır!” (Yuhanna 8:32)
    Şeytan’ın korkunç hilelerinden sizi özgür kılabilecek olan gerçeği biliyor musunuz?
    Şunu unutmayalım: Şeytan, bizlerden daha bilgedir. Ama Tanrı Şeytan’dan daha bilgedir. Şeytan, bizden daha güçlüdür. Ama Tanrı Şeytan’dan daha güçlüdür.
    Sizi Şeytan’ın gücünden kurtarabilecek olan Gerçeğin Sözü’nü biliyor musunuz?
    Pek çok kişi, Tanrı’nın Gerçeğini işitmekten hoşlanmaz. İnsanlar gerçeği dinlemeyi neden reddederler?
    Çünkü Şeytan onları aldatmaktadır. Şeytan, insanları gerçek olmayana inanmaları için teşvik eder. Doğruyu söylemek gerekirse, gerçeği işitmek her zaman hoş olmayabilir. “Gerçek acı bir biberdir.” “Doğru söz acıdır.” Her şeye rağmen, Tanrı’nın Sözü’nün gerçeğini biliyor ve buna inanıyorsanız, Şeytan’ın gücünden özgür kılınacaksınız. Tanrı’nın gerçeği, insanları Şeytan’ın yalanlarından özgür kılabilir. Ama gerçeği bilmeniz ve ona inanmanız gerekmektedir.

    Tanrı Sözü : “Sevgili kardeşlerim, her ruha inanmayın, Tanrı’dan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınayın. Çünkü bir çok sahte peygamber dünyanın her yanına yayılmış bulunuyor.” (1.Yuhanna 4:1) “Peygamberlik sözlerini küçümsemeyin. Her şeyi sınayın. İyi olana sımsıkı tutunun. Her çeşit kötülükten kaçının.” (1.Selanikliler 5:20-22)
    Tanrı’nın peygamberlerinin ne yazdıklarını gerçekten biliyor musunuz?
    Gerçeğin Sözü’nü anlıyor musunuz?
    Gerçeğin Sözü’ne yüreğinizde inanıyor musunuz?

    Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak.” (Yuhanna 8:32)

    Sevgiyleeee

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.