• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23982
    klaus
    Anahtar yönetici

    Şehvet insanların içine işlemiş bir biçimde varlığını sürdüren ve kişilerin kendi eşleri dışındakilere cinsel anlamda istek duyarak bakmaları, hayal dünyalarında onlara sahip olduklarını düşlemeleridir. Özellikle insanlar gözlerini kontrol etmekten birçok zaman aciz kalmaktadırlar. Bu konuda erkeklerin çok daha etkin olduğu kesindir. Bu öylesine insanın doğasıyla bütünleşmiş bir hissediştir ki, adeta doğal yaşamın bir parçası gibi karşımıza çıkar. Bu bakışlar, bakışların ardından düşünceler insanı eyleme doğru sürüklemektedir. İşte artık sinsi bir şekilde günah kendi işlevini tamamlamış olur. Rab’bimiz bu konuda bize oldukça keskin uyarılarda bulunmaktadır:

    “Zina etmeyeceksin dendiğini duydunuz. Ama size derim ki, bir kadına istek duyarak bakan herkes o anda yüreğinde onunla zina etmiş olur.”

    Mat. 5:2728

    Rab Mesih İsa şehvetin özüne inerek şehvetin cinsel ilişki sırasında değil, bu ilişkiden çok önceden başladığını vurgulamıştır. Bütün her şey insanın aklında başlamakta ve düşüncenin derinleşmesi ile eyleme dönüşmektedir. İşte İncil’in burada vermek istediği yalnızca eylemi engellemek ya da eylemi hale yola koymak değil, Allah istemi dışındaki bütün eylemlerin özüne giderek o eylemleri kökünden çıkarıp atmak, sorunun kökünü halledebilmektir.

    Bu konuda Kutsal Kitab’a baktığımızda bize çok güzel bir örnek sunulmaktadır. Kral Davut boş kaldığı bir anda evinin çatısında yıkanan kadına bakmaya başladı Bu küçük bakışların ardından çok büyük günahlar birbirini izlemiştir. Bu bakışta kadının ne yaptığı, nasıl davrandığı, ne kadar güzel olduğu hep kral Davut tarafından bir bir düşünceye nakşedilmiş ve sonunda zina etmesine, kadının kocasını öldürmeye kadar uzanan bir günah zincirinin oluşmasına neden olmuştur.[1]

    Eğer kral Davut bu düşüncesini sınırlayabilseydi ve dikkatini oradan çekebilseydi bütün bu olanlar olmayacak ve Rab önünde günahın karanlık çukuruna düşmeyecekti. Düşünce de doğan Allah’ın yasakladığı eyleme dönüşmesi günahı oluşturuyor. Allah’ın kitabı İncil’de açıkladığı gibi günahın sonucu da beraberinde ölümü getiriyor:

    “Denenmeye katlanan adam mutludur. Çünkü onaylandığında, Allah’ın kendisini sevenlere vaat ettiği yaşam tacını alacaktır. Denenen kişi kim olursa olsun, Ben Allah tarafından deneniyorum demesin. Çünkü Allah kötü şeylerle denenmez. Kendisi de hiç kimseyi denemez. Ne var ki, herkes kendi tutkusunun ayartılması ve kandırması sonucu denenmeye uğrar. Bunun ardından da tutku gebe kalır ve günahı oluşturur. Günahın olgunlaşması ise ölümü doğurur.”

    Yak. 1:1215

    Mesih İsa’nın öğretisi bizi gerçekten yaşamdaki en büyük insan zayıflıklarından koruyacaktır. Düşüncenin yenilenmesi. İşte, Mesih İsa’daki yaşamsal devrim bu noktada başlamaktadır:

    “Aklınızı ve ruhunuzu tamamen yenileyin.”

    Ef. 4:23

    Bu yenileyiş kişinin kendi kendine başarabileceği bir durum değildir. Öncelikle Mesih İsa’nın kurtarıcı, Rab olduğunu yürekten kabul etmesi ve güvenmesi gerekir. Böylece Kutsal Ruh kişinin içinde işlemeye başlayacak ve kişinin Kutsal Ruh’unun işlemesine müsaadesi ile kişide bu devrim başlar. İşte, aklın ve ruhun yenilenmesi cinsel alanda da kişinin Allah’ın istemi doğrultusunda cinselliği algılamaya başlaması ve cinselliği evlilik içinde zevkle yaşaması demektir. Bakın diğer ayet ise şöyle söylüyor:

    “Özetle kardeşlerim, aklınızı erdemli ve övgüye değer ne varsa ona yorun: Gerçek, saygılı, doğru, pak, güzel, onurlu olan ne varsa.”

    Flp. 4:8

    Kısacası imanlının aklını erdemli, övgüye değer, gerçek, saygılı, doğru, pak ve güzel olan şeylerle doldurması gerçekten bir alışkanlık edinmesini gerektirmektedir. Bu alışkanlık ancak Allah önünde ciddi bir biçimde kutsal yaşama evet demesine bağlıdır:

    “Gözlerimle bir ahit kestim, Ve ben kıza nasıl göz atarım?”

    Eyu. 31:1

    Burada gördüğümüz Eyub’un kutsal yaşam konusunda, bu yaşam konusunda ne denli ciddi olduğunu görüyoruz. İnanlının şehvet içinde olması birçok açıdan yanlıştır:

    a) Yalnızca anlık yasak zevkler peşinde koşmaktadır.

    b-) İnsanları bir meta gibi değerlendirmeye ve kendi çıkarı için kullanmaya başlar.

    c) Sevmek ve paylaşma arzusu daha çok hükmetmek ve sahip olmak arzusuyla yer değiştirir.

    d) Sürekli olarak şehvet duyguları ağır bastığı için adeta şehvet kişiyi yönetmeye başlamıştır. Bir put gibi ön plana konmaya başlar ve kişinin enerjisini tamamen alır götürür.

    Şehvet konusundan bahsederken kadınların uygun giyim giyme konusuna da değinmemiz oldukça önemlidir. İnanlı erkekler düşüncelerini yenilerken, kadınlar da aynı şekilde hem düşüncelerini pak tutmalı, hem de giysileri ile karşı cinse bu konuda ödün verici olmamalıdırlar. Bu inanlı kadın illa şunu giymeli bunu giymeli demek değildir. Her kültürün hanımlarının kullandığı ölçülü ağırbaşlı bir giyim biçimi bulunmaktadır. Hanımlar aslında neyin normal neyin normalin üstünde olduğunu çok iyi bilmektedirler. Sadece bu konunun hassasiyetini, sorumluluğunu değerlendirebilmeleri yeterlidir. Eğer bir kadın karşı cinsini tahrik etmek için giysiler giyiyor ve bunu sürekli tekrarlıyorsa, bir başka kişiyi şehvet günahına düşürmesini sebep olur.[2] Giysiler konusunda Kutsal Yazılar’ın bakış açısının ne olduğunu birlikte değerlendirelim:

    “Kadınlara gelince, saygın, gösterişsiz giyinsinler. Utanılmayacak biçimde, akıllıca süslensinler. En son saç modasıyla, altınla, incilerle ya da pahalı giysilerle değil, Allah sayarlığı savunan kadınlara yaraşır iyi işlerle donansınlar.”

    1. Ti. 2:910

    Burada saygın sözcüğü konuyu yeterince aydınlatmaktadır. Elbette kadın da erkek kadar özgürdür. Ama ne erkek için ne de kadın için özgürlük inancımıza göre günah işlemek demek değildir. Bu nedenle hem inanlı erkeğe hem de inanlı kadına aslında eşit oranda sınırlandırmalar konulmuştur. Erkeklerin zihinleri içindeki şehvet düşünceleri değiştirilmeye çalışılırken diğer yandan da şehveti oluşturacak unsurların da ortadan kalkmasına çalışılmıştır. Görüldüğü gibi bugün ismen Hıristiyan toplumların yansıttıkları sözde Hıristiyan yaşamı, giyimi kuşamı ile İncil aynı şeyleri öğretmemektedir. Burada en son saç modasının günah olduğundan, altın takmanın günah olduğundan bahsedilmiyor kadınların yalnız bunlarla uğraşıp esas donanmaları gereken şeyi ihmal etmeleri engellenmeye çalışılıyor. Yine esas Allah yaşamının öne çıkarılması ve başka şeylerin putlaştırılmasının önüne geçilmeye çalışılıyor.

    Gerçek anlamda Rab Mesih İsa’ya iman etmiş Hıristiyan erkeğin aklını, zihnini yalnızca Yaradanı olan ve Kurtarıcısı olan Rab’de tutmasında ve cinsel yaşamıyla da Allah’a onur getirmesinde İncil hassasiyet gösteriyor. Hatta bu hassasiyeti o kadar indirgiyor ki örneğin şu sözlerde bu inceliği görebilmemiz mümkündür:

    “Eğer sağ gözün seni suç işlemeye sürüklerse, onu çıkar ve kendinden at! Çünkü senin için bedeninin parçalarından birinin yok olması, tüm bedeninin cehenneme atılmasından daha iyidir.”

    Mat. 5:29

    Bu sözler oldukça ince, derin anlamı olan sözlerdir. Burada elbette uygulama anlamında gözün çıkarılıp atılması söz konusu değildir. Ama şehvet konusunun ne denli İncil dışı bir konu olduğunu, aynı zamanda sonucunun da ne denli üzücü olduğunu burada görmek mümkündür. Özellikle cinsel denenmenin ilk başlangıç noktalarından biri gözlerdir. Gözler bedenin adeta aydınlatıcısı, zihnin yol göstericisidir. Bu nedenle gözlerin korunması, Allah’ın mekan kurduğu beden tapınağının korunmasıdır. Mezmur’larda kendisini bu konuda temiz tutmak isteyenler için güzel bir öğüt vardır:

    “Genç adam yolunu ne ile temizler? Senin sözüne göre onu tutmakla.

    Seni bütün yüreğimle aradım; Emirlerinden beni saptırma.

    Sana karşı suç etmiyeyim diye, Sözünü yüreğimde sakladım”.

    Mez. 119:911

    Derleme

    Rev. Turgay Üçal

    Derek Malcolm

    [1] 2. Sam. 11.

    [2] Bir başka kişiyi günaha düşürmenin günah olduğu Kutsal Yazılar’da belirtilmiştir: Mat. 18:67; Rom. 14:13,15,21; 1. Ko. 8:913.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.