• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26376
    Anonim
    Pasif

    Tanrı Olmadan Ruhsallaşmak
    (Neil T. Anderson)

    Son elli yıl içinde Batı’daki insanlar, yaşamda bilimin ortaya çıkarttığından ve duyularıyla tanık olduklarından daha fazlası olduğunu hissetmeye başlamışlardır. Bu doğrudur. Hristiyan bir dünya görüşüne sahip olanlarımız için bu ilgi cesaret verici gözükebilir, ama materyalist dünyanın hayal kırıklığına uğrattığı insanlar, dinin günümüzdeki uygulanışından da memnun değildirler. Mesih’e ve Mesih’in kilisesine dönmek yerine, hayatlarındaki ruhsal boşlukları parapsikoloji, sağlığa evrenin bütünselliği anlayışıyla – holistik – bir bakış, doğu mistizmi ve Yeni Çağ hareketinin bayrağı altında yürüyen bir sürü tarikatin modern giysilerini giymiş eski sapık tarikatlerle dolduruyorlar.


    Ruhsal gereksinimlerini Tanrı’dan başka şeylerle doldurmaya çalışmak yeni bir şey değildir. Mesih, dünyadaki hizmeti sırasında İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrısı yerine kendi geleneklerine bağlı, dünyasallaşmış bir Yahudi inancıyla karşılaştı. Zamanın din bilginleri, Mesih’i ruhsal kurtarıcıları olarak kabul etmediler. Kendilerine zulmedenin Roma olduğunu düşünerek bunun Şeytan olduğunu anlamadılar. Ama ‚Söz insan olunca’ (Yuhanna 1:4), İsa iki kutbu birbirine bağladı. İsa, Sezar’ın değil, İblis’in yaptıklarına son vermek için geldi (1.Yuhanna 3:8).


    O zaman olduduğu gibi, şimdi de dünyasal görüşün merkezi benliktir: Benim bu işten kazancım ne olacak? Benim ihtiyaçlarımı kim karşılayacak? Ben kendi isteklerimi gerçekleştiriyorum! Bir hristiyanı bile bencil hırsları ve gururu motive edebilir.

    Elçi Petrus, benlikle odak noktası Mesih olan bir yaşam arasındaki mücadelenin en iyi örneğidir. Petrus, İsa’nın yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğunu itiraf ettikten (Matta 16:13-16) birkaç dakika sonra, kendisini karanlığın güçleriyle işbirliği halinde buldu. İsa, bu asil itirafından ötürü Petrus’u kutsadıktan sonra, ona ve diğer elçilere Kensdisini Yeruşalim’de bekleyen acıları ve ölümünü bildirdi.


    ‘Bunun üzerine Petrus O’nu bir kenara çekip azarlamaya başladı. ‘ Tanrı korusun ya Rab! Senin başına asla böyle birşey gelmeyecek!’ dedi (22.ayet). Ama İsa Petrus’a dönüp, ‘Çekil önümden Şeytan!’ dedi. ‘Bana engel oluyorsun. Düşüncelerin Tanrı’ya değil, insana özgüdür’ (23.ayet).


    İsa Mesih’in bu çarpıcı azarı, acımasızca ve çok sert gibi görünmektedir. Ama Petrus’un sözlerinin Şeytan’dan geldiğini söylemesi, Petrus’un vermeye çalıştığı öğüdün niteliğini tam ve doğru olarak tanımlar: ‘Ne olursa olsun kendini kurtar. Görevini kendi çıkarların, Mesih’in davasını kendi rahatın için feda et!’ Petrus’un bu öğüdü aslında Şeytan’a aitti. Çünkü Şeytan’ın başlıca hedefi, insanın en büyük amacının kendi çıkarı olmasını sağlamaktır. Şeytan, bu dünyanın egemenidir, çünkü bu dünyada bencilce çıkarlar egemendir. Şeytan kardeşlerimizi suçlar durmadan, çünkü bir Tanrı çocuğunun bile kendi çıkarından başka bir amacı olduğuna inanmaz. Şöyle fısıldadığını duyabilirsiniz:


    ‘Bütün insanların özü bencilliktir ve hepsinin birer fiyatı vardır. Bazıları diğerlerinden daha fazla pes edebilirler, ama sonunda her insan kendi işlerini Tanrı’nın işlerine tercih eder.’


    Bu, Şeytan’ın inancıdır ve ne yazık ki, çok sayıda Hristiyan’ın yaşamı onun bu iddialarına geçerlilik kazandırmaktadır. Onlar gerçekten dünyaya, bedene ve Şeytan’a hizmet ederler. Şeytan, kendilerine hizmet ettiklerini sanmalarını sağlayarak onları kandırmıştır.


    Ama Hristiyan dünya görüşünün farklı bir odak noktası vardır. İsa bizlerin insana özgü bencil bedenlerimize karşı çıkar ve bize çarmıhın bakış açısını sunar. Sadece çarmıhı temel alarak, tek niyeti ‘çalıp öldürmek ve yok etmek’ olanın (Yuhanna 10:10) esaretinden kurtulabilirsiniz.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.