TANRI ve Din’lerin TANRI Anlayışı.

  • Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27162
    Anonim
    Pasif

    Teoloji.
    Bu kelimeyi pek çoğunuz duymuşsunuzdur.
    Tanrı ve dinleri konu alır ve verdiği bilgileri,peyganberlere ve Kutsal Kıtaplara dayandırır.
    Tanrı’nın varlığı,vahy’in imkanı,özgürlük sorumluluğu,evrenin yaratılışı gibi konuları ele alırken bunu belli bir din çevresinde temellendirir.

    Amaçı, bu konuları ,her insanın anlayabileceği,belimseyebileceği şekilde açıklamak ve din’i yaymak,duyular dünyasının ötesine ilişkin,inancı öznel olarak güçlendirmekmiş..

    Geçmişte ve yeni iman ettiğim dönemlerde,Tanrıya ilişkin ortaya atılan farklı düşünceleri hiç bilmezdim, okudukça bu konu hakkında ne kadar bilgisiz olduğumu fark ettim.kullanılan kelimeleri ilk duyduğumda anlıyormuş gibi kafa sallardım,aslında hiç bir şey anlamıyordum.
    Sonunda bilgisizliğim, canımı sıktı.Çok sevdiğim,Sokrates’in söylediği şu bir cümle aklıma gelmişti.o dönemler.

    “Bildiğim tek şey,Hiç bir şeyi bilmediğimi bilmektir”

    SOKRATES.
    İnsanlık tarihinde görüş, düşünce. ve yaşayış olarak yaşadığı asrı aşıp günümüze kadar gelebilmiş birisi de Sokrates’tir. Sokrates bir bilge, bir filozof, bir düşünür olarak bilinirFelsefe dünyasında bunu pek çoğumuz biliriz.
    Babası heykeltıraş, annesi ise ebe olan Sokrates, bir yandan babasının mesleğinde çalışırken, diğer taraftan zamanın temel bilgileriyle birlikte, geometri, müzik, astronomi üzerine eğitim görmüş.

    Bütün kaynaklar bize Sokrates’in ilginç ve orijinal bir kişi olduğundan bahseder. Davet edildiği ziyafetlerin haricinde giyimine pek önem vermeyişi, yaz-kış çıplak ayakla dolaşması, kaba görünüşlü olması, soğuğa, sıcağa, açlığa ve susuzluğa aldırmaksızın sağlam bir bünyeye sahip bulunması bu orijinalliklerden bazıları.
    Sokrates, daima gösterişten uzak, mütevazı, tahammül sınırı hayli yüksek ve oldukça anlayışlı birisiymiş.

    Hayatı boyunca şaraptan ve her türlü nefis düşkünlüklerinden sakınması, nefsini zapt edilmesi konusundaki hassasiyetini okuyunca onu daha çok sevmiştim.
    Sözüne ve borcuna oldukça sadıkmış. En kötü durumlarda bile canlılığını koruyabilme özelliğine sahipmiş.

    Herhangi bir yazılı eser de bırakmamış. Fikirleri daha sonraları, başta Platon (Eflatun) olmak üzere öğrencileri tarafından derlenmiş ve kitaplaştırılmış.
    Dünya görüşünü, düşünce ve fikirlerini, ortalıkta çarşı pazarda dolaşarak, karşısına çıkanlarla konuşarak yaymış.
    Onun fikirleri toplum içinde, özellikle gençler arasında büyük yankı yapmış ve ilgi çekmiş. Sokrates’in amacı da, genç kitlenin ahlak ve bilgi yönünden yetiştirilmesiydi. Ona göre,
    “Doğru olan başlangıç, önce gençlerin iyi yetişmesini sağlamaktır”
    düşüncesiymiş.

    Sokrates, 70 yaşını aştığı sıralarda birçok taraftar bulmasını kıskanan ve kendi çıkarları doğrultusunda kurdukları düzenin eleştirilmesine katlanamayan elit zümre tarafından, Yunan tanrılarını inkar, dine aykırı hareket etme yeni bir din getirme ve gençleri düzene karşı ayaklandırma ithamlarıyla mahkemeye sevk edilmiş.

    Sokrates idam talebiyle yargılanırken, fikirlerinden vazgeçmesi halinde bağışlanacağı bildirilmiş, ama o aynı fikirlerini savunmaya devam etmiş. Bir ara kendisine hapisten kaçma imkanı sağlanmış, fakat o bunu reddetmiş. Bu reddedişe gerekçe olarak şu gerçeği öne sürmüş:

    “Ben 70 yıllık ömrümü Atina’da geçirdim ve bütün hayatım boyunca da Atina kanunlarından faydalandım. Eğer bu kanunları beğenmeseydim, Atina’yı bırakıp gidebilirdim. Böyle bir şey yapmadım. Şimdi bu kanunların aleyhime döndüğü bir sırada, velev ki, bana karşı haksız da olsalar, kaçmaya kalkarsam, kendi kendime olan uyum ve düzeni bozar.”

    Mahkeme uzun suren tartışmaların ardından Sokrates’in ‘baldıran zehiri’ içirilerek öldürülmesine karar vermiş.. Karar uygulanacağı zaman Sokrates başkasının zorlamasına meydan vermeden kölenin elinde tuttuğu zehiri almış ve:
    “Şimdi Tanrı’ya yalvara bilirim! Buradan oraya yolculuk güzel olsun” diyerek sonuna kadar içmiş..

    Şimdi diyeceksinizki;tabiki bunu bu konuyu bilmeyenler için yazıyorum,”TANRI inancı varmıydı” Sokrates’in.

    Sokrates, Atinalıların çok tanrılı dinlerini inkar eden dindar bir insanmış. 0, kendi hayatının üstün bir Kudret tarafından idare edildiğine ve düzenlendiğine inanan birisiymiş. Hatta Sokrates,kendinin, tamamıyla ilahi bir güç tarafından yönlendirildiğini kabul edermiş..
    Dermiş ki:

    “Çocukluğumdan beri beni izleyen, TANRI’nın vermiş olduğu kutsal bir ses vardır. Bu öyle bir ses ki, ne zaman onu içimde duysam, yapmak üzere olduğum bir işi yapmamam gerektiğini gösterir. Anlarım ki yanlışlardan korunuyorum. Ama hiçbir zaman beni herhangi bir şeye zorlamaz… Bana eşlik eden bu ilahi’ güç , etkisini benimle ilişkisi olan insanlar üzerinde de tüm gücüyle gösterir.”

    Bir başka yerde ise,

    “TANRI bana kendimi veya başkalarını inceleme (tanıma, bilme) konusunda bir görev vermiştir”

    Der. Buna ‘bilgiyi arama’ görevi de dermiş,yargılandığında, faaliyet ve fikirlerinden vazgeçmesi şartıyla hayatının bağışlanacağını söyleyen mahkeme heyetine ve jüriye şunları söylemiş.

    ‘Atinalılar! Sizi sayarım ve severim; TANRI’y’a sizden daha çok baş eğerim. Hayatım ve gücüm var oldukça, bilgiyi, erdemi, hak bildiklerimi uygulamak ve öğretmekten, rastladığım kişileri uyarmaktan vazgeçmeyeceğim. Çünkü bunun Allah’ın emri olduğunu bilirsiniz.”

    “Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir.” sözü çok meşhurdur. Oysa Sokrates, bu kanaata ulaşmadan önce içindeki İlahi ses ona; “Sokrates’ten daha bilge kişi yoktur” demiş, o bunun doğruluğunu uzun süre araştırmış ve çok çeşitli insanlarla uzun uzun görüşmelerde bulunmuştur. Sonunda bu konuya şöyle bir açıklama getirmiş:
    “Her şeyi bilen yalnızca TANRI’dır., gerçek bilge O’dur.”

    Sokrates’in içinde duyduğu ilahi ses hayatının mühim anlarında ona hep yön gösteriyor, onun şu veya bu şekilde hareket etmesini ihtar ediyormuş, İkaz eden, uyaran, alıkoyan, doğru yolu gösteren ve Sokrates’in benim Daimon’ um dediği bu ses, Sokrates’e göre ilahi bir ilham mış.Sokrates, tam manasıyla dindar bir insanmış, kendi hayatının ve bu alemin üstün ve yüce bir kudret tarafından sevk ve idare edildiğine sağlam bir iman ve şuurla inanıyormuş.

    Mücadele tarzı, şiddet yerine sulhu ve bilgi ile ikna yolunu seçmesi, doğruluğu, tek Tanrı inancı, yaşadığı çağın Atina’sındaki ortam dikkate alındığında,ondaki TANRI’sal inancın ne kadar güçlü olduğunu anlayabiliriz.

    Konuyu dağıttım galiba affedersiniz,Düşünce olarak sevdiğim bu felsefe adam’ından bahsetmeden yapamadım.
    tekrar dönüyorum konumuza, diyordumki:

    TANRI ve DİN’lerdeki TANRI anlayışında geçen, kelimelerde ne anlatılır.
    Örneğin;

    POLİTEİZM Nedir.?
    Eski Yunan ve Nordik mitolojilerinde oldukça yaygın olan ve birçok kişisel tanrının varlığını kabul eden bir inanç biçimidir. Çoktanrıcılık olarak da bilinmektedir. Etimolojik açıdan, Yunanca poly (çok) ve theoi (tanrı) sözcüklerinden türemiştir. Birden çok, birçok tanrıya inanma, tapınma manasındadır.

    HENOTEİZM Nedir.?

    Max Müller tarafından ortaya atılan ve bir tanrıya bağlanırken diğer tanrıların varlığını da kabullenmeyi tanımlayan inanç sistemidir. Bu inanç biçimi de çok tanrıcılık olarak bilinmektedir; fakat tek bir tanrı, diğer bütün tanrıların başında yer almaktadır. Müller’e göre bu inanç; prensipte monoteizm, gerçekte ise politeizmdir.

    MONO TEİZM Nedir.?

    Bu terim kısaca,
    “Teizm” olarak ifade edilmektedir. Tek bir tanrının varlığına iman etmektir. TANRI KENDİ KENDİNE VAR OLAN ve HER ŞEYİ YARATAN EN YÜCE ve KADİR OLANDIR.
    Bu görüşe göre tanrı, bütün her şeyi hiç yoktan var etmiştir.Evrendeki her şey O’nun iradesiyle olmuştur.İnsan mükemmel olmadığı halde,
    zihninde”Mükemmel”kavramının olması da,
    DOĞADAKİ MÜKEMMEL DÜZENde TANRI’nın VARLIĞINıN BİR KANITIDIR.

    PANTEİZM Nedir.?

    Bir bütün olarak kavranan evrenin tanrı ile özdeş olduğunu ve evrende açığa çıkan bileşik töz, güçler ve yasalar dışında tanrı olmadığını savunan öğretidir.
    Genelde Hinduizm ve doğu dinleri ile bağlantılıdır. Batıda pek yaygın değildir. Tanrı bir kişi değildir. O, her şeyde ve bütün evrende kendi varlığını sunmaktadır.

    PANENTEİZM Nedir.?

    Bu inanca göre;
    Tanrı evrenle tanımlanamaz ama fakat evrene dahil olarak görülebilir. Evren bir anlamda Tanrı sayılsa da Tanrı evrenden daha fazla büyüklüktedir. İlk devindirici olan tanrının evren ve tüm varlıkları özünden yarattığı ve evrene aşkın, evrenin bilincinde mutlak ve değişmez bir varlık olarak egemen olduğu inancıdır.

    Yukarda yazdıklarım dünyamızın belli başlı dinlerinin Tanrı görüşleridir. Bu ana başlıkların aslında birer de alt başlıkları vardır. Tabi bunların her birini ayrı ayrı tanımlamamız mümkün değildir. Ancak bazı alt inançları ise:

    DUALİZM Nedir?

    Herhangi bir alanda birbirlerine indirgenemeyen iki karşıt ilkenin varlığını ileri sürmektir. Bircilik ve çokçuluk terimlerinin karşılığıdır. Panteizmin bir çeşidi olarak karşımıza çıkar.
    Dualist birbirine karşı iki tanrıya inanır. Genelde bu tanrılardan biri iyi bir diğeri ise kötü tanrıdır. Görüldüğü gibi çok tanrılı bir inanç sistemini koruyup iki tanrı ile sınırlandırmış olmaktır.

    DEİZM Nedir.?

    Vahiy ya da bir kilise öğretisi aracılığıyla edinilmiş her türlü dinsel bilgiye karşı çıkan, buna karşılık belirli bir dinsel bilgi bütününü herkesin doğuştan taşıdığını ya da us yoluyla elde edebileceğini savunan görüşün adıdır.
    Deizm, tanrılık gücünün sadece yaratma işlemiyle sınırlandığını ve bir kez yaratıldıktan sonra tanrının dünyanın hiçbir işine karışmadığını, eş deyişle dünyayı yönetmediğini belirtir. Bir anlamda Teizmin bir alt çeşididir denilebilir.
    Bu inançta kişi bir Teist gibi tek bir Tanrıya inanır ama fark Deist’e göre bu Tanrı yaratma eyleminden sonra evrenin hiçbir işine müdahale etmemektedir. Temsilcileri,Locke,Newton,Aristoteles,Epiküros

    MUTLAK MONİZM Nedir.?

    Monizm, her şeyin bir tek zorunluluğun, ilkenin, madde veya enerjiden olduğunu iddia eden metafiziksel ve teolojik görüştür. Bu da yine Panteizmin ya da Panenteizmin bir çeşitlemesidir. Bu inanca göre Tanrı mutlak bir birlik içindedir. Yalnız kendisini tam anlamı ile gerçek olmayan bir dünyaya çoğul bir görünümde kendini açıklamaktadır.
    Kısaca bu görüşte, TANRI doğadan farklıdır ve tektir der.

    Bu tarz tanrısal inanç görüşleri ve çeşitleri yanı sıra bir de herhangi bir tanrıyı kabul etmeyi reddedenler vardır. Bunları da şu başlıklarla özetlememiz mümkündür:

    AGNOSTİKLER: Bu anlayışa göre tanrı hakkındaki gerçek bilinmez ve bilinemez. Tanrının varlığı veya yokluğu, ispat edilemez.Temsilcileri,Kant,Protogoros,Huxley gibi.

    ATEİZM: Teizmin karşıtı olan görüştür. Ateistler, tanrının varlığını tamamen reddederler ve hiçbir şekilde kabul etmezler.Temsilcileri örneğin.Thales,Nietzche,Marx gibi

    NATURALİZ: Basitçe ateizmin olumlu ifadesidir. Ateistler doğanın arkasında bir tanrı fikrini kabul etmezler ve her şeyin kendi başına var olduğunu ileri sürerler.
    Ateizm bir çok din karşıtı kişi tarafından izlenilen bir inanç’tır. Budizmin bir çeşidi olan Teravadanın ateizmden etkilendiği görülmektedir.Evrendeki kötülük ve sorunları göstererek TANRI varlığını reddederler.

    Akılsızlar nezamana dek bilgiden nefret edecek.?
    Uyardığımda yola gelin,o zaman size yüreğimi açar,
    Sözlerimi anlamanıza yardım ederim.
    Süleymanın Özdeyişleri 1:23

    Esenlik ve RAB’bin sevgisi her kardeşle olsun.Amin.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.