Tanrı, İsa Mesih’te İnsan Oldu

  • Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23818
    Evangelist
    Anahtar yönetici

    Kutsal Yazılar İsa'nın hem tam olarak insan, hem de tam olarak Tanrı olduğunu öğretirler. Pavlus; “Çünkü Tanrılığın tüm doluluğu bedence Mesih'te bulunuyor” (Koloseliler 2:9) demiştir. İsa, tamamen Tanrı ve insan olduğundan dolayı, Baba'yla ve Kutsal Ruh'la eşsiz bir ilişki içerisindedir.

    İsa, doğumunda gönüllü olarak Kendisini Baba'nın yetkisi altına koymayı seçmiştir. İsa bu şekilde davranmıştır, çünkü Tanrı'nın planına göre böyle olması gerekiyordu. Pavlus bunu Filipililer 2:5-8'de şöyle açıklamaktadır:

    Mesih İsa'da olan düşünce sizde de olsun. Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama yüceliğinden soyunarak, kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.

    İsa'nın Tanrı'ya eşitliğini bıraktığını belirten söz, O'nun başlangıçta Tanrı'ya eş olduğunu gösterir. (Burada kullanılan Grekçe kelime “eşitlik” anlamına gelen “isos” kelimesidir. “İsos” geometride eşit açılı üçgenleri tanımlamak için de kullanılır).

    Filipililer'de okumuş olduğumuz ayetler, İsa'nın iki şekilde varolduğunu öğretir: Tanrı olarak (a. 6) ve kul özünde olarak (a. 7), “insan benzeyişinde” varolmuştur. Pavlus'un, İsa'nın insan benzeyişinde kul özü almasından bahsetmesi, bunun beklenmeyen birşey olduğunu vurgular, çünkü Tanrı insan oldu. İsa Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak olarak görmedi. Yer yüzündeki yaşamını, Babası'nın gücüyle yaşamıştır. Tanrı'nın Oğlu Baba'ya itaat edip insan oldu ve gönüllü olarak Tanrı'ya itaatin en üst derecesini yerine getirdi: Kendisini dünyanın günahları uğruna kurban etti.

    İsa'nın Tanrı'ya itaat etmesi O'nun Baba ve Kutsal Ruh'la olan eşitliğini bozmaz. Tanrı'nın Oğlu Babasıyla aynı doğada olmalıdır. Bu gerçek Yuhanna 5:17, 18'de açıklanmıştır ve Kutsal Kitap yorumcularından Leon Morris bu konuda şu yorumu yapar:

    İsa, Sept günü Kudüs'te sakat bir adamı iyileştirmiştir ve bunun sonucu olarak Yahudi önderler çılgına dönmüştür. Bunun üzerine İsa'nın savunması şöyle olmuştur: “Babam halâ çalışmaktadır, ben de çalışıyorum” (Yuhanna 5:17). Bu söz üzerine çılgına dönen Yahudiler O'nu öldürmek istediler: “Çünkü yalnız Sept gününün düzenini bozmakla kalmamış, Tanrı'nın kendi Babası olduğunu söyleyerek Kendisini Tanrı'ya eşit kılmıştır” (a. 18). Burada kullanılan geçmiş zaman, İsa'nın bunu bir kere değil, sürekli olarak yapmakta olduğunu belirtir. Bununla beraber, bu uygulama hedefsiz veya dini kurallara karşı dikkatsiz değildi. Bu uygulama, İsa'nın göksel Babasıyla olan ilişkisinden kaynaklanıyordu. Tanrı'nın Oğlu olduğu için, Sept gününde istediği gibi hareket etmiştir. Bu nedenle, Yahudiler İsa'nın davranışında sadece “Sept gününü tutacaksın” buyruğuna karşı gelinmesini değil, ayrıca en ciddi hakaretlerden birisini gözlemlemişlerdir: Kendisini Tanrı'ya eş koşmak. O'na Galile'de eziyet edilmiş olmasına şaşmamak gerekir.

    İsa, Babası'nın çalışmakta olduğu gibi Kendisinin de çalıştığını söylemiştir. Babasının kulu olarak değil, O'na eş olarak çalışmaktadır. Profesör E.W. Hengstenberg'in de belirtmiş olduğu gibi:

    Tanrı'nın Sept günü gözetmeden, durmaksızın çalıştığı Yahudilerce bilinmekteydi. Yahudiler, Tekvin 2:3'teki yedinci günü yaratıcı bir iş olarak görmektedirler ve her zaman da öyle görmüştürler. Bu durum sadece birinci Sept'e aitti. Tanrı'nın daha sonraki işlevleri, günleri ayırdetmez. Bu nedenle, Mesih'in Tanrı'ya Baba demesi bağlamından Yahudiler'in anlayışına göre hakaret sonucu çıkarılmıştır.

    İsa burada, Baba nasıl çalışıyorsa Oğul'un da aynı şekilde çalıştığını vurgulamaktadır. Seçmiş olduğu kelimeleri kazayla seçmemiştir. Sept günü çalışmak için değil, dinlenmek içindi ve İsa Sept gününde hasta birisini iyileştirmişti. Fakat İsa bununla da yetinmeyip, Kendisinin eşsiz olan Babayla çalıştığını söylemiştir. Baba sürekli olarak yaradılışın devamını sağladığı gibi, İsa da yaradılışın devamını sağlamaktadır (bkz. Koloseliler 1:16). Yahudiler için bu bir hakaretti.

    Yahudiler, İsa'nın Tanrı'ya Baba demekle ne demek istediğini anlamışlardı. İsa, Yahudiler'in antlaşma altında söyledikleri “Tanrı babamızdır” anlamından bahsetmiyordu. Tanrı'dan Babası olarak bahseden İsa, O'nunla eşsiz ve doğal bir ilişkiden bahsediyordu.

    C.K. Barrett bu konuyu şöyle yorumluyor:

    İsa, Tanrı'nın Babası olduğunu ileri sürmüştür. Tanrı'nın çocuğu olması kavramı İsrail'in konuşma geleneğine girmemişti bile…ve İsa'nın Tanrı'yla birlikte çalışmakta olduğu varsayımı, İsa'nın Tanrı'ya eşit olduğu anlamına gelir.

    İsa, insandan doğarak insan şeklini aldığından dolayı, Tanrı'yı yeryüzünde tüm doluluğuyla görebiliriz. İsa Mesih'te, insan olan Tanrı'nın “biricik yüceliğini” görürüz (Yuhanna 11:14). Fakat diğer ayetlerde şunları okuyoruz: “Hiç kimse beni görüp yaşayamaz,” “Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı'yı görmüş değildir,” “Hiç kimsenin görmediği ve göremeyeceği” (Çıkış 33:20; Yuhanna 1:18; 1. Timoteus 6:16; 1. Yuhanna 4:12, v.b.).

    Hiç kimsenin, Tanrı'nın gücünü tümüyle ve tüm görkemiyle görüp yaşayamayacağı doğrudur. Meleklerin huzurunda olmak bile inançlı kişilerde ölüm derecesinde korkuya ve heyecana neden olmuştur (Daniel 10:5-11).

    Yine de, Tanrı “görülmüştür.” Musa Tanrı'yı görmek istediğinde Tanrı “Hiç kimse Beni görüp yaşayamaz” demiştir. Fakat Tanrı devam etmiştir…Musa'yı bir kayanın tepesine çıkarıp elini onun eli üzerine koymuştur. Bundan sonra O'nun “görkemi” geçmiştir. Tanrı'nın görkemi geçtikten sonra Tanrı şöyle demiştir: “Ve elimi kaldıracağım ve arkamı göreceksin; fakat yüzüm görülmeyecek” (Çıkış 33:23). Musa Tanrı'yı görmüştür fakat sadece gücünün yettiği kadar görebilmiştir. Tanrı'nın “görülmüş” olduğu diğer durumlar da vardır. Yakup Tanrı'nın fiziksel görünümü olan bir adamla güreştikten sonra Kutsal Yazı'ya göre “Tanrı'yla uğraşıp” O'nu yenmiştir” (Tekvin 32:28, bkz. Hoşea 12:3-4). Yakup şöyle demiştir: “Allah'ı yüz yüze gördüm ve canım sağ kaldı” (Tekvin 32:30). Musa, Harun, Nadab ve Abihu İsrail'in Tanrısını gördüler (Çıkış 24:9-11). Şimşon'un babası Manoah “Mutlaka öleceğiz, çünkü Tanrı'yı gördük” (Hakimler 13:22) demiştir. Tanrı'yı göksel bir görümde gören İşaya; “Rabbi gördüm…gözlerim ruhların Rabbi olan Kralı gördü” (İşaya 6:1-3, 5) demiştir.

    Kutsal Yazıların açıkladığına göre, insanlar Tanrı'nın görkemini ve gücünü tam olarak görüp yaşayamazlar.

    Yine de Tanrı, insanın kapasitesinin O'nu kavrayabileceği derecede insana “görünmüştür.”

    Yeni Antlaşma'ya göre, Tanrı zaman ve tarih içerisinde İsa Mesih'in kişiliğinde görünmüştür. İsa Mesih, Kendisini görmenin Tanrı'yı görmek olduğunu söylemiştir (Yuhanna 12:45; 14:5-9). Koloseliler 1:15'te Mesih'in “görünmez Tanrı'nın görüntüsü” olduğu yazılmıştır. İbraniler kitabının yazarı şöyle der; “Oğul Tanrı'nın yüceliğinin parıltısı ve O'nun varlığının öz görünümüdür” (İbraniler 1:3). Grekçede “öz ürünüdür” olarak geçmektedir. Buradaki tanım Koloseliler 1:15'tekinden çok daha güçlüdür. Joseph H. Thayer'e göre bu kelime bir bal mumuna veya metale basılmış bir damga olarak kullanılıyordu. Aynı bağlamda, bu kelime Tanrı'nın Mesih üzerindeki damgasını göstermek için kullanılmıştır.

    Tanrı'nın Mesih'teki esini, Kutsal Üçleme'nin esininin doluluğunun bir göstergesidir. İsa Mesih'in gelişinin ilk amacı, gerçeği göstermekti . Yargılamak ve vermiş olduğunu talep etmek için tekrar yeryüzüne gelecektir. C.S.Lewis'in de ifade etmiş olduğu gibi;

    Tanrı, neden düşmanın eline geçmiş olan bu dünyaya kılık değiştirmiş bir şekilde iniyor ve İblis'in kökünü kazımak için, bir çeşit gizli bir topluluk başlatıyor? Neden kuvvetle inip dünyayı fethetmiyor? Yeterince gücü olmadığından dolayı mı? Mesih İnanlıları O'nun kuvvetle ineceğini düşünüyor. Ne zaman olacağını bilmiyoruz. Fakat neden ertelediğini tahmin edebiliriz. Özgürce O'nun tarafına katılmamız için bize şans veriyor. Müttefik kuvvetleri Almanya'ya ilerleyene kadar bekledikten sonra, bizden yana olduğunu söyleyen bir Fransız'ı düşünmemişizdir. Tanrı fethedecek. Tanrı'nın açıkça ve doğrudan dünyaya karışmasını isteyenlerin, Tanrı araya girdiğinde Tanrı'nın neler yapabileceğinin farkında olup olmadıklarını merak ediyorum. Bu gerçekleştiğinde dünyanın sonu gelmiş olur. Yaratıcı sahneye çıktığında oyun biter. Tanrı kesinlikle fethedecektir; fakat O'nun tarafında olduğunuzu söylemenin ne faydası var öyleyse, tüm doğal evrenin bir rüya veya aklınızdan bile geçmemiş başka birşey gibi, bazılarımız için çok güzel, bazılarımız için ise berbat olan, hiçbirimizin başka bir şansının olmayacağı bu dünyanın eriyip gittiğini görmek neye yarar? İşte o zaman, Tanrı kılık değiştirmeden ortaya çıkacak. O kadar görkemli olacak ki, bazıları için dayanılmaz sevgi ve bazıları için ise dayanılmaz korku saçacak. İşte o zaman, kendi tarafınızı tutmakta çok geç kalmış olacaksınız.


    Rab İsa, sana iman ediyorum. Beni korkutan herhangi bir şeyin beni ezmeyip,
    sana itaat etmeme engel olmaması için, imanımda beni destekle! Kilisene eşlik et,
    kilisenle beraber kal, çobanların ve müminlerin imanını güçlendir.
    Senin yardımınla kutsal Adını, duymak istemeyenlere bile duyuracağız!

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.