• Bu konu 2 izleyen ve 9 yanıt içeriyor.
10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25333
    Anonim
    Pasif

    Seçilmişlik öğretisi insanın kafasında önemli sorulara yol açtığından, Kutsal Kitap’ın bu konuda ne dediğine ( ve demediğine ) daha yakından bakmamız gerekir.

    Öncelikle Tanrı’nın, insanları kurtulmaları için seçtiğini öğrettiğini görürüz( 2. Se. 2:13 ). İmanlılara ” Tanrı’nın ön bilgisine göre seçilmiş olanlar ” diye hitap eder ( 1. Pe. 1:2 ). Kutsal Kitap insanların Müjde’ye verdikleri yanıta bakılarak seçilmiş olup olmadıklarının bilinebileceğini öğretir. İşittikten sonra inananlar seçilmiş kişilerdir. ( 1. Se. 1:4-7 )

    Öte yandan Kutsal Kitap, Tanrı’nın insanların kaybolmalarını istemediğini de öğretir. O’nun bazılarını kurtarmak için seçtiği gerçeği, diğerlerini gelişigüzel bir şekilde suçlamak istediği anlamına gelmez.O, kurtuluşu hak eden ( bir kişi bile yoktur. ) kişileri asla suçlamaz, ancak suçlamayı hak edenlerin bazılarını kurtarır. Pavlus seçilmişleri, ” Yüceltmek üzere önceden hazırlanıp merhamet ettikleri… ” ( Rom. 9:23 ) kişiler olarak tanımlar. Ancak kaybolanlar söz konusu olunca şöyle der: ” Gazabına hedef olup mahvolmaya hazırlananlar ” ( Rom. 9:22 ). Tanrı, insanlar için mahvoluş değil, onları yüceliğe götürecek merhamet yolları hazırlar. Ancak insanlar, kendi mahvoluşlarını kendi inançsızlıklarıyla hazırlar.

    Seçilmişlik öğretisi, Tanrı’yı Tanrı yapar. Mutlak güce sahip olan O’dur. Adil olmayan bir şeyi yapmaktan hoşlanmaz, ama yapılması gereken her şeyi yapabilir. İnsanlık kendi haline bırakılsaydı, herkes mahvolurdu. Tanrı’nın bazılarına merhamet göstermeye hakkı vardır.

    Ancak olayın başka bir yönü daha vardır. Yüce olan tarafından seçilmeyi öğreten Kutsal Kitap, insanın sorumluluğunu da öğretir. Hiç kimse seçilmişlik öğretisini kurtulmamaış olmaya bir bahane olarak kullanamaz. Tanrı, tüm insanlara iyi niyetle kurtuluş sunmaktadır ( Yu. 3:16, 36; 5:24; Rom. 10:9, 13 ).Günahlarından tövbe edip Rab İsa Mesih’e iman eden herkes kurtulabilir. Dolayısıyla bir kimse kaybolmuşsa, Tanrı öyle istediğinden değil, kendisi öyle karar verdiğindendir.

    Kutsal Kitap, kabul etmeye hazır olan herkese seçilmişliği ve karşılıksız kurtuluşu sunmaktadır. Şu ayet iki öğretiyi de kapsar: Baba’nınbana verdiklerinin hepsi bana gelecek ve bana geleni asla kovmam ( Yu. 6:37 ). Ayetin ilk yarısı Tanrı’nın yüce seçimini ifade ederken, ikinci yarısı herkese merhamet etmeyi ifade etmektedir.

    Bu durum, insan aklını zorlar. Tanrı, tüm insanlara karşılıksız bir kurtuluş sunuyorsa, nasıl olup da içlerinden bazılarını seçebilir ? Açıkcası bu bir gizemdir. Ancak Tanrı için değil, bizim için gizemli bir durumdur. Kutsal Kitap, ikisini de öğrettiğinden iki öğretiye de inanmak bizim için en iyisi olacaktır. Gerçek, insanın seçilmişliğiyle iradesi arasında bir yerde değil, her iki uçtadır. W. G. Blaikie, bunu şöyle özetler:

    Tanrısal yücelik, insan sorumluluğu ve merhametin herkese karşılıksız sunulması Kutsal Kitap’ta bir arada bulunmaktadır. Bunları kendi mantığımızla uyuşturamasak da her birini aklımızda tutmalıyız. ( W. G. Blaikie, ” Ephesians ” Pulpit Commentary, XLVI: 3 )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.
    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
    Dünyayı kazansan neye yarar ? hisusa isamesihyasiyor

    #30547
    Anonim
    Pasif

    Seçilmişlik kelimesinin açılımı, Tanrı’nın egemen seçimidir. İnsan ve Tanrı arasındaki güç dengesini kolayca anlayabilmemizi sağlar. Bu felsefi ve soyut bir kavram değil, Tanrı’nın hâkimiyetinin algılanmasıdır. Yani Tanrı’nın kimlik bilgisidir. Başlangıçta üzerinde durulması gereken nokta şudur, yaratma eyleminde tek etkin güç olan Tanrı seçme eyleminde de mutlak tek etkin güçtür. Tanrı’nın hâkimiyetinin can alıcı önemini dikkate almak durumundayız.
    Yaratılış bölümünde ilk insanın yaratılışında Tanrı’nın hâkim iradesini görüyoruz. Bu Tanrı’nın bağımsız isteği ve kararıdır. Ertesinde ise günahlı insanı ve o süregelişi görüyoruz. Başlangıçta yaratılan insan Tanrı’nın benzeyişinde yani kutsal olarak yaratıldı. İyiydi. Karanlıkla ortak hiçbir yanı yoktu. Fakat ayartı sonucu temiz olan insan karanlıkla yoğruldu ve doldu. Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kalan insan günah çemberi içerisinde kendi hürriyetini yaşadı. Özgür irade verilen insan, günah içerisinde özgürdü fakat günahtan özgür değildi. O çember içerisinde tayin edebileceği her nokta karanlıktı. Çemberin dışına çıkabilmesi için bir güce ihtiyacı vardı ve bunu sağlayabilecek tek ve mutlak güç YHVH’dir. YHVH’nin Kutsal Ruh aracılığı ile insana yapmış olduğu etkin çağrı neticesinde, karanlık bir yüreğe sahip olan insan ışığı gördü ve ışığı sevdi. Tanrı tarafından yeni bir yüreğe sahip olan insan Tanrı’nın lütfu ile ışığı seçti. Günahlı insanın ışığı seçebilecek yetisi yoktur fakat Tanrı’nın bunu sağlayabilecek gücü vardır. Seçen ve seçtiren ikileminde etkin olan seçtirendir.
    Seçilmemizin temeli, Tanrı tarafından bizde daha önce görülen bir şey değil. O’nun iradesinin öyle hoşnut olmasıdır. Burada Tanrı’nın egemenliği sadece Tanrı’nın gücü ve yetkisinden değil, aynı zamanda da lütfundan söz eder. Bu Pavlus’un Romalılar mektubunda büyük şevkle vurguladığı sözlerin yankısıdır. “Bunadan başka, Rebeke’da bir erkekten, atamız İshak’tan ikizlere gebe kalmıştı. Çocuklar henüz doğmamış, iyi yada kötü bir şey yapmamışken, Tanrı Rebeka’ya “ büyüğü küçüne kulluk edecek” dedi. Öyle ki Tanrı’nın bir seçim yapmakta ki amacı, yapılan işlere değil, kendi çağrısına dayanarak sürsün. Yazılmış olduğu gibi “Yakup’u sevdim, Esav’dan ise nefret ettim.”
    “öyle ise ne diyelim? Tanrı’da adaletsizlik mi var? Kesinlikle hayır! Çünkü Musa’ya şöyle diyor: “ merhamet ettiğime marhamet edeceğim, acıdığıma acıyacağım.” Demek ki seçilmek, insanın isteğine yada çabasına değil, Tanrı’nın merhametine bağlıdır.” Rom 9:10-16
    Pavlus Romalılar’a Tanrı’nın bildirdiği şeyi hatırlatıyor…..: “merhemet ettiğime merhamet edeceğim, acıdığıma acıyacağım.” İlke Tanrı’nın merhameti ve lütfunun egemenliğidir. Tanım olarak lütuf, Tanrı’nın sahip olması gereken bir şey değildir. Onu insanlara vermek yada vermemek Tanrı’nın egemen seçimidir. O’nun kimseye karşı lütuf borcu yoktur. Zaten borç olarak nitelendirilen lütuf lütuf değildir. Adalet mevcut olması gerekenin zorunlu kabulüdür. Ama lütuf, özde, gönüllü ve karşılıksızdır. Ve Tanrı’nın merhametinin hedeflerini seçme temeli sadece kendisini hoşnut eden isteğidir. Sevgili Pavlus bunu açıkça dillendirir: “ bizi Mesih’te her ruhsal kutsama ile göksel yerlerde kutsamış olan RAB’bimiz İsa Mesih’in Babası Tanrı’ya övgüler olsun. O kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih’te seçti. Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığı ile kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi. (Efesliler 1:3-5)
    Tanrı’nın isteğinin iyi amacına göre seçmiş olması, seçimlerinin kaprisli yada keyfi olduğu anlamına gelmez. O araştırılamaz gizemli isteğinde sadece Kendisinin bildiği nedenlerden ötürü seçer. Kendi iyi amacına göre seçer ki, bu O’nun Tanrısal hakkıdır. Geçenlerde foruma yazdığım yazıda da değindiğim gibi, bu yaklaşım kendisine paye aktarmak isteyen insanların canlarını acıtır. Fakat bilmeliyiz ki ….bir şey Tanrı’yı hoşnut ediyorsa iyi olmalıdır çünkü Tanrı’da kötü bir amaç yoktur ve olamaz.
    Hümanizma etkilenimli insanlara ve narsizmin sempatik yaklaşımcılarına göre, Tanrı bir kişiye lütuf verirse adalet için eşit miktarda diğerine de vermelidir. Bu dünyanın demokratik adalet yaklaşımıdır. Fakat bu gereklilik Kutsal Yazılardaki lütuf kavramına tamamen yabancıdır. Hepside Tanrı’nın önünde günahtan suçlu olan ve onun yargısına açılmış olan düşmüş insan kitleleri arasında kimse Tanrı’nın merhametini talep yada hak edecek konumda değildir. Tanrı bu grubun içerisinden bazılarına merhamet etmeyi seçerse, bu O’nun herkese etmesi gerektiğini göstermez. Kimseye adaletsiz davranılmaz çünkü Kutsal Kitap seçilmişliğin şartsız olduğunu gösterir. Seçilmişlerin önceden görülmüş hiçbir davranışı onların seçilmiş olmasını yada seçilmişlikleri için bir temel oluşturmaz. Ve başlangıçta seçilmeyen hiç kimse O’na gidemez. Günahlılığı bildiren ruh insanı ziyaret etmedikçe insan nasıl gerçek tövbeye gitsin.
    Romalılar 3:11 ne diyor…..”anlayan kimse yok, Tanrı’yı arayan yok”. Aslında burada Tanrı şaka mı yapmış? Bazıları tövbeye gitmiş, tüm yüreği ile O’nu aramış ve bulmuş ama Tanrı bir zamanlar kapris yapmış kimse beni aramıyor diye. (bu cümleleri kurduğum için RAB’den özür diliyorum, yalnızca anlatım açıklığı içindi). Seçim Kutsal Yazılardaki bütünsel ifadedir. Çünkü, Tanrı etkin olan çağrısı ve Ruhu aracılığıyla bizleri kendisine çeker. Bunu da bizlere olan sonsuz sevgisinden dolayı yapar. Tanrı ışıktır ve günahlı yürek ışığı sevemez; ışığı sevebilmek için Ruhun yönlendirmesine ihtiyaç vardır. Yönlenim lütuftur ve Rab’bin lütfu esenliğin kaynağıdır. Kusursuz olan yalnızca Tanrı’nın düşüncesidir. Bu günahtan yozlaşmış beyinlerimizle şu soruya cevap verelim mi….” Rab’bin düşüncesini kim bilebildi? Ya da kim O’nun öğütçüsü olabildi…” (Rom. 11:34).
    Şimdi seçimin nasıl herkese olduğuna da bakalım….Matta 22:14’te “Çağrılanlar çok ama seçilenler azdır” diye yazılmaktadır. Bu ayette “Çağrılanlar çok…” kısmı evrensel çağrıyı, “…seçilenler az” kısmı ise etkin çağrıyı göstermektedir. Doğal vahiy evrensel olarak Tanrı’nın yüceliğini gösterir fakat özel vahiy sadece Tanrı’nın seçtikleri üzerinde etkindir. Tanrı’nın İsa Mesih aracılığıyla olan kurtuluş planı herkesin kurtuluşunu kapsamamaktadır. Kutsal Kitap’ta geçen “kurtuluş”a dair “bütün” kelimesi, geçmişte sadece İsrail halkına yapılan çağrının Mesih’le birlikte bütün insanlığa değil, bütün uluslar içersindeki Tanrı’nın seçilmişlerine işaret etmektedir. Bundan dolayı bütün insanlığın kurtulacağını söylemek ya da inanmak veya Mesih’in herkesi kurtarmak için geldiğini iddia etmek Kutsal Kitap mantığına aykırıdır. “Çağrılanlar çok ama seçilenler azdır.” Matta 22:14.
    “ Öteki uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab`bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti.” Elç.işl.13:48
    Tanrı’dan gelen “Kurtuluş” bir kereye mahsustur ve süreklidir. Kurtuluşta hep diye bir kavram yoktur; her diye bir kavram vardır. Vahiy kitabının 20.bölümünün 15.ayetinde yazılı olduğu gibi “Adı yaşam kitabında yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı.” Tanrı’nın kitabı kurşun kalemle yazılmamıştır ki silinip değiştirilsin. Kutsal Yazılar’da da değinildiği gibi Tanrı, değişken ve döneklik ruhuna sahip bir tanrı değildir. Günahlıyız ve günah işlemeye her zaman meyilli bir yapımız var. Günahkâr olmasaydık lütfa ihtiyacımız olmazdı. Hamdolsun ki biz günah içinde yaşarken, Tanrı bizi Oğlu Mesih İsa’ya benzer şekilde değiştiriyor. Zamanın başlangıcında seçtiyse sonsuzlukta da beraberiz. Amin.
    Hiçbir imanlı Tanrı’ya ait övgüyü çalmak için teolojik cümleler kurup, kelimelere sempati yüklememelidir.
    SEZAR’IN HAKKINI SEZAR’A, TANRI’NIN HAKKINI TANRI’YA VERMELİ!
    İNSAN ACZİNİN ÇIRPINIŞI TANRI’NIN SEÇİMİNE ORTAKLIK İDAA EDEREK DEĞİL O’NUN SÖZÜNE KOŞULSUZ İTAAT EDEREK ÇÖZÜM BULUR.

    #30586
    Anonim
    Pasif

    Ama biz, ey Rab’bin sevdiği kardeşler, sizler için her zaman Tanrı’ya şükran borçluyuz. Çünkü Tanrı, Ruh aracılığıyla kutsal kılınıp gerçeğe inanarak kurtulmanız için sizi ta başlangıçtan seçti. ( 2. Se. 2:13 )

    William MacDonald, bu ayeti şöyle yorumlamaktadır:

    Pavlus,……. Selanikli inanlılara geçip onların seçilişini ve sonunu birbiriyle karşılaştırıyor. Rab’bin sevdiği bu kardeşler için Tanrı’ya şükranlarını sunuyor ve geçmişten geleceğe kurtuluşlarının bir özetini veriyor.

    Tanrı sizi… seçti. Kutsal Kitap Tanrı’nın bazı kişileri kurtuluş için seçtiğini açıkca öğretmekle birlikte, hiçbir zaman bazılarını da mahvolmak için seçtiğini öğretmez. İnsanlar bile bile kendilerine kötülük etmiştir. Tanrı araya girmeseydi hepimiz mahvolacaktık. Tanrı’nın bazı kişileri kurtulmak üzere seçmeye hakkı var mıdır ? O’nun asıl arzusu herkesin kurtuluşa kavuşmasıdır ( 1. Ti. 2:4; 2. Pe. 3:9 ). Bunula birlikte Kutsal Kitap ” evrensellik ” , yani sonuçta herkesin kurtulacağı öğretisini taşımaz.

    Başlangıçtan. Bu işki şekilde de anlaşılabilir. Birincisi, tanrı’nın dünyanın kuruluşundan önce seçimini yaptığını belirtiyor olabilir. ( Ef. 1:4 ). İkincisi ise, erken dönemde kurtuluş bulan Selanikliler’in , kurtulacak milyonlarca insan arasında, tanrı tarafından seçilmiş ” ilk ürünler ” olacağı düşüncesidir.

    Kurtulmanız için. Bu, önceki ayetlere karşıtlık oluşturur. İnanlılar kurtuluş için seçilmişken, inanmayanlar inançsızlıkları yüzünden sonsuz yıkıma uğrayacaklar.

    Ruh’un aracılığıyla kutsal kılınıp. Burada Kutsal Ruh’uniman etmeden önceki işiyle karşılaşıyoruz. O bireyleri Tanrı için dünyadan ayırır, günahlarını kendilerine gösterir ve Mesih’e yöneltir. Birisi şöyle demiştir: ” Mesih için olmasaydı, şölen de olmazdı; Kutsal Ruh için olmasaydı, konuklar da olmazdı! “

    Gerçeğe inanarak. Kurtuluşta ilk öce Tanrı’nın rolü sonra da sizin rolünüz söz konusudur. Her ikisi de gereklidir. Bazıları bunun yalnızca tanrı’nın seçimine bağlı olduğunu düşünüp insanın bu konuda hiçbir şey yapamayacağını öne sürer. Bazıları ise insanın rolünü fazlaca önemseyip Tanrı’nın seçimini gözardı eder. gerçek her iki uçta gizlidir. Hem tanrı’nın seçimi, hem de insanın sorumluluğu Kutsal Kitap’ın öğretişlerinden ve anlamak güç olsa bile, her ikisine de inanıp birlikte öğrenmek en iyisidir.

    Söz, Mesih’ti, O, Hak’tı.
    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
    Dünyayı kazansan neye yarar ? hac5 isamesihyasiyor

    #30748
    Anonim
    Pasif

    Size esenlik olsun. Bir süredir foruma giremiyordum, işimden dolayı biraz yoğundum fakat şimdi tekrar burada olmaktan mutluluk duyuyorum.


    Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.
    Şimdi bana, “Öyleyse Tanrı insanı neden hâlâ suçlu buluyor? O`nun isteğine kim karşı durabilir?” diyeceksin.

    Ama, ey insan, sen kimsin ki Tanrı`ya karşılık veriyorsun? “Kendisine biçim verilen, biçim verene, `Beni niçin böyle yaptın` der mi?”
    Ya da çömlekçinin aynı kil yığınından bir kabı onurlu iş için, ötekini bayağı iş için yapmaya hakkı yok mu?
    Eğer Tanrı gazabını göstermek ve gücünü tanıtmak isterken, gazabına hedef olup mahvolmaya hazırlananlara büyük sabırla katlandıysa, ne diyelim?
    Yüceltmek üzere önceden hazırlayıp merhamet ettiklerine yüceliğinin zenginliğini göstermek için bunu yaptıysa, ne diyelim?
    Yalnız Yahudiler arasından değil, öteki uluslar arasından da çağırdığı bu insanlar biziz.
    Tanrı Hoşea Kitabı`nda şöyle diyor: “Halkım olmayana halkım, Sevgili olmayana sevgili diyeceğim.”
    Kendilerine, `Siz halkım değilsiniz` denilen yerde, Yaşayan Tanrı`nın çocukları diye adlandırılacaklar.
    Yeşaya, İsrail için şöyle sesleniyor: “İsrailoğulları`nın sayısı Denizin kumu kadar çok olsa da
    , Ancak pek azı kurtulacak.
    Çünkü Rab yeryüzündeki yargılama işini Tez yapıp bitirecek.” Romalılar9:18-28

    polemikler insan yaşayışının zaman israfıdır fakat ayrıntılara tutulan ışık biz Tanrı halkı için katedilen kilometrelerin hızlı aşımıdır. Şimdi ben bu ayetlere bakıyorum bakıyorum fakat Tanrı’nın şartsız seçiminden ve O’nun özgün iradesinin etkinliğinden başka birşey göremiyorum. Aslında işin özü sanırım daha önce yazmış bulunduğum metinde de belirttiğim gibi Kutsal Yazıların bütünsel algılanışında saklı. Çünkü hiç bir şey bütünden bağımsız değerlendirilemez. Yaratılış ile Vahiy kitabı arasında Her Şeye Gücü Yeten YHVH bütünseli açıkça göstermiştir ama elbette ki bilmediklerimiz zaman geldiğinde bize gösterilecektir. Fakat Tanrı’nın aciz bir kulu olan benim hala algılayamadığım O’nun etken iradesi içerisinde neden hala biz kutsallık yolundaki edilgenler kendimize bir onur arayışı içerisindeyiz? Tek Tek ayetlerle değerlendirsek dahi, O bizi seçmeden nasıl O’nun yüceliği altında yürüyebilceğimizi Kutsal Yazıların neresinden çıkarıyoruz onu anlayabilmiş değilim. Şayet Kutsal Kitap’a dair yanlış bir algılama söz konusu ise lütfen banada bu ayetleri gösterinki bu yanlış gidişden tövbe ederek bu ikili seçim ilişkisinde hemfikir olalım.
    Beni gönderen Baba bir kimseyi bana çekmedikçe, o kimse bana gelemez. Bana geleni de son günde dirilteceğim. Yuhanna 6:44Kutsal Kitap’ta tezatlar mı var? Sarf ettiğimizin cümlelerin ve savunduğumuz tezlerin varacağı noktayı iyi düşünmemiz gerekir.
    Romalılar mektubunda imanda öz ağabeyimiz Pavlus’un esin yolu ile kaleme aldığı 8’nci bölüme bir bakalım.
    37 Ama bizi sevenin aracılığıyla bu durumların hepsinde galiplerden üstünüz.38-39 Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa`da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir. Şimdi biz burada 37nci ayeti ekarte edecek olursak güç bizde fakat 37nci ayette RAB İSA’nın aracılığı söz konusu. Eee bu durumda güç tamamen O’ndan gelir. Şimdi bu ayetin sağından da baksak solundan da baksak aynı şey gözüküyor diye düşünüyorum. (Tabii hata yapıyorsam RAB beni bağışlasın). Fakat küçük bi işgüzarlık yaparak 38 ve 39uncu ayetleri ele alırsak, güç bizde. Tanrı’ya ne gerek var. Biz her şeye dayanabiliriz. Sadece hamdedelim.
    Doktrin Kutsal Yazıların algılanışıdır. Dua edelime RAB hiçbirimizi algıda yanılsamaya uğratmasın.

    ÖVÜNEN RAB İLE ÖVÜNSÜN.

    #30756
    Anonim
    Pasif

    İsa Mesih’in sözünü dinlemeniz ve O’nun kanının üzerinize serpilmesi için, Baba Tanrı’nın öngörüsü uyarınca Ruh tarafından kutsal kılınarak seçildiniz. Lütuf ve esenlik artan ölçüde sizin olsun. ( 1. Pe. 1:2 )

    Her şeyden önce inanlılar, Baba Tanrı’nın öngörüsü uyarınca seçilmişlerdi. Yani Tanrı, onları çağlar öncesinden Kendisine ait olmaları için seçmişti. Tanrısal seçim, Tanrı’yı Tanrı olarak tanımladığı için erdemli bir kavramdır.Tanrı’nın öngörüsüyle insanın sorumluluğunu bağdaştırma konusunda karşılaşılan herhangi bir güçlük, Tanrı’nın değil; insanın düşüncesinden kaynaklanmaktadır. diyen MacDonald, şunları söylüyor: Burada Tanrı’nın seçiminin , Kendi öngörüsüne göre olduğu belirtiliyor. Bazıları bunu, Tanrı’nın ta başlangıçta, Kurtarıcı’ya iman edeceğini bildiği kimseleri seçmiş olduğu şeklinde anlıyor. Bazıları da tanrı’nın, günahlı insanın kendisine kalsa Kurtarıcı’ya hiçbir zaman iman etmeyeceğini bildiğinden , belirli kimseleri lutfunun bir göstergesi olarak Kendi öngörüsüne göre ayırmış olduğunu söylüyorlar.Tanrı’nın bu öngörüsü uyarınca yapmış olduğu seçim konusunda insan olarak açıklayamayacağımız bazı gizemler varsa da, bu yönde ortada herhangi bir adaletsizlik olmadığından emin olabiliriz.

    Kutsal Ruh, bu seçimi söz konusu kimselerin yaşamlarında bir gerçek haline getirmek için çalışmaktadır.İtaat, kişinin günahlarından dönerek ( Tövbe ederek ) İsa Mesih’i Kurtarıcısı olarak kabul etmesi demektir.

    O’nun kanının serpilmesi: Bu deyim mecazi bir anlam içeriyor.Yani iman eden bir kimse, Mesih’in çarmıh üzerinde akıtmış olduğu kanı aracılığıyla bütün bereketlere sahip olur. James Denny, şunları ifade ediyor: “Lütuf,Müjde’nin ilk ve son sözü; esenlik, yani mükemmel bir ruhsal sağlık ise, lütfun tamamlanmış olan işidir. “

    isasiyahbeyaz İnsan, canına karşılık ne verebilir ?
    Dünyayı kazansan neye yarar ? :papatya: :papatya: :papatya:

    #28914
    Anonim
    Pasif

    Tanrı nazarında zaten tüm insanlık yok olmayı hak etmişti. O’nun bu yok oluş sürecinde merhamet göstermesi şahsi seçimidir. Fakat yok oluş zaten Adem ve Hava ile olgunluk kazanmıştır. Bizde doğru bir şey yokken nasıl doğruya imrenebiliriz. Burada kaçırılan iki nokta mevcut. Birincisi daha doğuştan günahlı oluşumuz………………
    Çünkü insan yüreğindeki eğilimler çocukluğundan beri kötüdür. Yaratılış 8:21
    Günah içinde annem bana hamile kaldı. Mezmur 51:5
    Doğru kimse yok tek kişi bile. Romalılar 3:10
    Size doğrusunu söyleyeyim, nice peygamberler, nice doğru kişiler sizin gördüklerinizi görmek istediler, ama göremediler. Sizin işittiklerinizi işitmek istediler, ama işitemediler. Matta 13:17
    Çağdaş dünyanın çağdaş insanları iyiyi ve kötüyü kendilerine göre yorumlamakta baya bi beceri kazanmış artık.
    İyi olan sadece Tanrı ise ve Mesih imanlıları olarak bu hususta hemfikir isek biliriz ki dipsiz bir kuyudan çıkış kuyudaki için imkansızdır.
    İkinci nokta…….bunu anlamakta çok zorlanıyorum……….Kutsal Yazılarda bir konuya farklı yaklaşımlar olduğunu savunmak acaba diyorum Yakup 1. Bölüm 17’nci ayette ki O iman ettiğimiz RAB’bin sözünü yok saymak olmuyor mu? Hani şöyle der: “Her nimet, her mükemmel armağan yukarıdan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası`ndan gelir.” Kendimizce bir konfeti mi yaratmaya çalışıyoruz acaba? Benim canım imanlı kardeşlerim, modern dünyanın modern insanları, acaba diyorum Tanrı’nın krallığına kazan kaldırıp demokrasi arayışına mı girmişler.
    1 Mesih İsa`nın elçisi ben Petrus`tan Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya İli* ve Bitinya`ya dağılmış ve buralarda yabancı olarak yaşayan seçilmişlere selam!
    2 İsa Mesih`in sözünü dinlemeniz ve O`nun kanının üzerinize serpilmesi için, Baba Tanrı`nın öngörüsü uyarınca Ruh tarafından kutsal kılınarak seçildiniz. Lütuf ve esenlik artan ölçüde sizin olsun.
    3-4 Rabbimiz İsa Mesih`in Tanrısı ve Babası`na övgüler olsun. Çünkü O büyük merhametiyle yeniden doğmamızı sağladı. İsa Mesih`i ölümden diriltmekle bizi yaşayan bir umuda, çürümez, lekesiz, solmaz bir mirasa kavuşturdu. Bu miras sizin için göklerde saklıdır.
    5 Zaman sona ererken açığa çıkarılmaya hazır olan kurtuluşa kavuşasınız diye iman sayesinde Tanrı`nın gücüyle korunuyorsunuz.
    6 Bu nedenle şimdi kısa bir süre çeşitli denemeler sonucu acı çekmeniz gerekiyorsa da, sevinçle coşmaktasınız.
    7 Böylelikle içtenliği kanıtlanan imanınız, İsa Mesih göründüğünde size övgü, yücelik, onur kazandıracak. İmanınız, ateşle arıtıldığı halde yok olup giden altından daha değerlidir.
    8 Mesih`i görmemiş olsanız da O`nu seviyorsunuz. Şu anda O`nu görmediğiniz halde O`na iman ediyor, sözle anlatılmaz yüce bir sevinçle coşuyorsunuz.
    9 Çünkü imanınızın sonucu olarak canlarınızın kurtuluşuna erişiyorsunuz.
    10 Size bağışlanacak lütuftan söz etmiş olan peygamberler, bu kurtuluşla ilgili dikkatli incelemeler, araştırmalar yaptılar.
    11 İçlerinde olan Mesih Ruhu, Mesih`in çekeceği acılara ve bu acıların ardından gelecek yüceliklere tanıklık ettiğinde, Ruh`un hangi zamanı ya da nasıl bir dönemi belirttiğini araştırdılar.
    12 Şimdi size de bildirilen gerçeklerle kendilerine değil, size hizmet ettikleri onlara açıkça gösterildi. Bu gerçekleri gökten gönderilen Kutsal Ruh`un gücüyle size Müjde`yi iletenler bildirdi. Melekler bu gerçekleri yakından görmeye büyük özlem duyarlar.

    Kutsal Yazılar bütündür ve içindeki kelimeleri özenle özümsemeliyiz.
    Tanrı oğlu İSA Mesih’i RAB ve Kurtarıcı olarak kabul edip, O’nun buyruklarına itaat edebilmek için dua eden her bir can imanda öz kardeştir. Paylaşımlarımız kırmak veya kınamak için değil sadece birbirimizi daima ileriye taşımak içindir. Bu paydaşlığı var eden RAB’be yücelik olsun.

    Sevgiye kalın.
    RAB çocuklarını lütfuyla ve esenliği ile sarsın.

    #30830
    Anonim
    Pasif

    Tanrı’nın sevdiği kardeşlerim, sizleri O’nun seçtiğini biliyoruz. Çünkü yaydığınız Öüjde sizi yalnız sözle değil, kudretle,Kutsal Ruh’la ve büyük güvenle ulaştı. Nitekim aranızdayken sizin yararınıza nasıl yaşadığımızı bilirsiniz. Siz de büyük sıkıntılara karşın, Kutsal Ruh’un verdiği sevinçle Tanrı sözünü kabul ederek bizi ve Rab’bi örnek aldınız. ( 1. Se. 1:4-6 )

    Elçinin inanlıların dünyanın kuruluşundan önce, Tanrı tarafından seçilmiş olduklarını bildiğini ifade eden MacDonald, şunu soruyor: Acaba bunu nereden biliyordu ? Doğaüstü bir gücü mü vardı ? Hayır ! Ancak, onların Müjde’yi kabul ediş biçimlerinden seçilmiş olduklarını anlamıştı.

    Seçilmiş olma* öğretisi, Tanrı’nın kuruluşundan önce bazı kişileri Mesih’te seçmiş olduğunu öğretir ( Ef. 1:4 ). Ancak bu, bazı kişierin de O’nun tarafından mahvedilmek üzere seçildikleri anlamına gelmemektedir. Eğer insanlar, sonuçta kurtuluşa kavuşamazlarsa; bu onların kendi günahları ve inançsızlıkları yüzündendir.

    Seçilmiş olmayı öğreten Kutsal Kitap, insanın sorumluluğundan ve özgürce karar verebilmesinden de söz etmektedir. Tanrı, bütün insanlara kurtuluşu sunuyor.Önemli olan, Mesih’e gelmektir. Bu, seçilmiş olma ve özgürce seçebilme öğretileri, insanın aklını da karıştırabilir. Lakin Kutsal Kitap, her ikisini de öğrettiğine göre; insan mantığının nezdinde uyumlu gelmese de, ikisini de kabul etmeliyiz. Seçilmiş olanların kimler olduklarını bilemeyiz. Günahlılar, seçilmiş olma öğretisini inanmamak için bir bahane olarak kullanmamalıdırlar. Rab İsa’ya inanıp, tövbe ederlerse; Tanrı, onları da kurtaracaktır.

    W. MacDonald’ın 1. Se. 1:5 ile ilgili şu yorumu da çok önemlidir: 1) Kudretle Müjde onların yaşamlarında doğaüstü bir şekilde çalışarak onları günahlı olduklarına inandırmış, tövbe etmeye sevk etmiş ve iman etmelerine yol açmıştı. 2) Kutsal Ruh’la. Bu gücü üreten Kutsal Ruh’tu. 3 ) Büyük güvenle, Pavlus Müjde’yi tam bir güvenle duyuruyordu. Selanikliler onu, Tanrı’nın sözü olarak, tam bir güvenle kabul ettiler. Bunun yaşamlarındaki sonucu da imanlarındaki tam güvendi. Pavlus onlara, aralarındayken nasıl yaşamış olduğunu hatırlatıyor. Müjde’yi duyurmakla kalmamış, ona uygun bir yaşam da sürmüştü. En iyi vaaz kutsal bir yaşamdır.

    İnsanların bizde, Mesih’i görmek durumunda olduklarını düşünmek gerçekten ciddi bir iştir. Şöyle bir ifade kullanabiliriz: ” Ben Mesih’i örnek aldığım gibi, siz de beni örnek alın. ” ( 1. Ko. 11: 1 )

    * ” Tanrı’nın Seçimi ” birinci iletiye bakabilirsiniz.

    ” Ruh sayesinde yaşıyorsak, Ruh’un izinde yürüyelim. Boş yere övünen, birbirine meydan okuyan, birbirini kıskanan kişiler olmayalım. ” ( Gal. 5:25, 26 )

    isasiyahbeyaz Dünyayı kazansan neye yarar ?



    #30864
    Anonim
    Pasif

    İnsan aklıyla çok şey tasarlayabilir, Ama dilin vereceği yanıt RAB`dendir. sül.özd. 16:1

    Kişi yüreğinde gideceği yolu tasarlar, Ama adımlarını RAB yönlendirir.sül.özd. 16:9

    İnsan kura atar, Ama her kararı RAB verir. sül.özd. 16:33

    Çünkü Rab bize şöyle buyurmuştur: `Yeryüzünün dört bucağına kurtuluş götürmen için Seni uluslara ışık yaptım.
    Öteki uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab`bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti. elç.işl. 13:47-48

    Çünkü Tanrı önceden bildiği kişileri Oğlu`nun benzerliğine dönüştürmek üzere önceden belirledi. Öyle ki, Oğul birçok kardeş arasında ilk doğan olsun.
    Tanrı önceden belirlediği kişileri çağırdı, çağırdıklarını akladı ve akladıklarını yüceltti. rom 8:29-30

    Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi.efes.1:5

    Tanrı`nın seçtiği kişilerin iman etmeleri, Tanrı yoluna uygun gerçeği anlamaları için Tanrı`nın kulu ve İsa Mesih`in elçisi atanan ben Pavlus`tan selam!titus 1:1

    Sizden rica ediyorum, lütfen cımbızlama yapmadan bana savınızı ayetlerle gösterir misiniz? yorumsuz bırakın dilerseniz fakat öncelikle ayetin geçtiği bölümü iyi inceleyin lütfen. belki böylelikle bir sonuca ulaşabiliriz.herhangi bir teoloğun tezi değil veya yorum değil sadece ayet…… esenlik sizinle olsun!

    #30865
    Anonim
    Pasif
    advertiser;9729 wrote:
    İnsan aklıyla çok şey tasarlayabilir, Ama dilin vereceği yanıt RAB`dendir. sül.özd. 16:1

    Kişi yüreğinde gideceği yolu tasarlar, Ama adımlarını RAB yönlendirir.sül.özd. 16:9

    İnsan kura atar, Ama her kararı RAB verir. sül.özd. 16:33

    Çünkü Rab bize şöyle buyurmuştur: `Yeryüzünün dört bucağına kurtuluş götürmen için Seni uluslara ışık yaptım.
    Öteki uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab`bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti. elç.işl. 13:47-48

    Çünkü Tanrı önceden bildiği kişileri Oğlu`nun benzerliğine dönüştürmek üzere önceden belirledi. Öyle ki, Oğul birçok kardeş arasında ilk doğan olsun.
    Tanrı önceden belirlediği kişileri çağırdı, çağırdıklarını akladı ve akladıklarını yüceltti. rom 8:29-30

    Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi.efes.1:5

    Tanrı`nın seçtiği kişilerin iman etmeleri, Tanrı yoluna uygun gerçeği anlamaları için Tanrı`nın kulu ve İsa Mesih`in elçisi atanan ben Pavlus`tan selam!titus 1:1

    Sizden rica ediyorum, lütfen cımbızlama yapmadan bana savınızı ayetlerle gösterir misiniz? yorumsuz bırakın dilerseniz fakat öncelikle ayetin geçtiği bölümü iyi inceleyin lütfen. belki böylelikle bir sonuca ulaşabiliriz.herhangi bir teoloğun tezi değil veya yorum değil sadece ayet…… esenlik sizinle olsun!

    Sevgili advertiser, burada ikimizin yazıları olduğuna göre sorunuz bana sanırım. Dediğiniz gibi;tekrar inceleyecek ve de anlamaya çalışacağım. Yorumsuz bırakmam gibi bir şey, söz konusu olamaz.Yazdıklarım size antitez gibi geldi sanırım. Ben, öyle düşünmedim. Teologların yorumlarıyla birlikte;ayetleri daha iyi anlayabileceğimiz kanaatindeyim. Tekrar edeyim ki, burada size karşı bir şey oluşturma çabası içinde değilim. Seçilmişlik üzerine olan ayetlerin daha anlaşılır olmasını istiyorum.Sizin yazılımınız haricinde; isterdim ki başka kardeşler de bu önemli konu üzerinde yazsın. Zira ben, sizin yazılımlarınızdan Rab’de çok yararlanıyorum ve de seviniyorum. 2.000 yıldır Kutsal Kitap’taki ayetler üzerinde yorumlar yapılmış ve de yapılmak da… Tanrı bilgisi sonsuz ve ben bir yarım yüzyıl daha yaşasam da, Rab’bin yardımı olmadan bunları tam olarak bilemiyeceğimi biliyorum. Rab’bin gariban bir işçisi ve öğrencisi olmaya devam edeceğimi de biliyorum. Sevgili kardeşim ankaralı’nın bir başka bölümde bir soruyu ifade etmemizi istediği gibi ki;- onun ereği açılımların olması ve konularının anlaşılması olduğunu anlıyorum – imanlı kişinin tanımı !… Sanırım ki; ifadelerinize biraz da olsa yanıt verebilmişimdir. Bu yazılımımda son bir tümce: Sadece ayetler (Sizin dediğiniz gibi ), ama farklı yorumlar üzerinde de duracağım ki; sizin de Rab’deki düşüncelerinizi okumak ve de onlardan yararlanmak istiyorum ( Düşünce panelimi açabilmem için kendimin Rab’de yetersiz olduğunu biliyorum, sizin gibi inanlıların bu konuda yardımı olduğunu da görüyorum ve teşekkür ederim. İyi ki; sizler varsınız Rab’de !. ).

    ” Ruh sayesinde yaşıyorsak,Ruh’un izinde yürüyelim. Boş yere övünen,birbirine meydan okuyan, birbirini kıskanan kişiler olmayalım. ” ( Gal. 5:25, 26 )

    isasiyahbeyaz İnsan, canına karşılık ne verebilir ?

    Dünyayı kazansan neye yarar ?

    Biz inanlılar, Tanrı’nın merhametiyiz. :kucak:

    #31155
    Anonim
    Pasif

    Aşağıdaki ayetleri yorumsuz sunuyorum:

    Eğer Tanrı gazabını göstermek ve gücünü tanıtmak isterken, gazabına hedef olup mahvolmaya hazırlananlara büyük sabırla katlandıysa, ne diyelim ? Yüceltmek üzere önceden hazırlanıp merhamet ettiklerine yüceliğinin zenginliğini göstermek için bunu yaptıysa, ne diyelim ? ( Rom. 9:22, 23 )

    Baba’nın bana verdiklerinin hepsi bana gelecek ve bana geleni asla kovmam. ( Yu. 6:37 )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle ! hisusa :elsalla: :elsalla: :elsalla:

10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.