ANASAYFA Forum DİNLER, MEZHEPLER, İNANÇLAR… İslam (FORUM KAPALI) İSLAM DÜNYASINI SARSACAK İDDİA

  • Bu konu 5 izleyen ve 5 yanıt içeriyor.
6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23721
    Evangelist
    Anahtar yönetici

    İslam Dünyasını Sarsacak İddia (The Gardian)

    Almanya’nın Saarland Üniversitesi’nin İslam araştırmacısı Puin, Kuran’ın 14 yüzyıldan beri değişmediği inancını sorgulamaya cesaret etti. 6. yüzyıldan kalma elyazması bir Kuran’ı inceleyen Puin, kutsal kitabın zaman içinde değiştirildiğini savunuyor.

    BERLİN – Kuran’ın 14 yüzyıldır değişmeyen Allah kelamı olduğu inancını sorgulayarak İslam dünyasında fırtınalar koparan, hakkında ölüm fetvası verilen Şeytan Ayetleri’nin yazarı Salman Rüşdi’nin benzeri Almanya’da ortaya çıktı. Saarland Üniversitesi’nde İslam üzerine çalışan Dr. Gerd Puin, Kuran’ın 14 yüzyıldır değişmediği inancını bilimsel bulgularla sorgulamaya cesaret etti. Rüşdi gibi büyük bir tehditle karşılaşmaktan korkan Puin, Yemen’de 6. yüzyıldan kalma el yazması Kuran üzerindeki çalışmalarının sonucunda, son semavi dinin kutsal kitabının yüzyıllar içinde değişimden geçtiğini iddia etti. Puin, Kuran’ın Hz. Muhammed daha ortaya çıkmadan yazılmaya başlandığı ve zaman içinde yenilendiği tezini ortaya koyuyor. Bu Allah kelamının 14 yüzyıldır değişmediğini ve bu özelliğiyle diğer iki semavi dinden daha üstün olduğunu savunan İslam dünyasını çileden çıkaracak bir tez.

    Bilinenlerin en eskisi
    Puin’in çalışmalarının odağındaki el yazması Kuran 1972’de Sana’daki Ulu Cami’nin onarımı sırasında bulunmuş. O dönemde Yemen Antik Eserler Müdürlüğü’nün başkanı olan Kadı İsmail El Akva, yoğun yağışların ardından onarıma alınan caminin tavan arasında bir yığın kâğıt ve parşömenin arasında bulmuş el yazmalarını. Sonra da bunların tarihi bir hazine olduğuna karar verip, incelenmesi için harekete geçmiş. 1979’da bazı araştırmalar için Yemen’e giden Puin’in ilgisini çekmiş bu parşömenler. Puin’in restorasyon çalışmalarından sonra da bazılarının İslam’ın en kritik dönemleri olan 7. ve 8. yüzyıllara ait olduğu anlaşılmış. Puin’in çalışmaları ilerledikçe parşömenlerin tarihte bulunmuş en eski el yazması Kuran olduğu ortaya çıkmış. Bilinen üç tane el yazması antik Kuran var. Bunlardan 8. yüzyıldan kalma iki tanesi Özbekistan’da Taşkent Kütüphanesi ve Topkapı Sarayı’nda saklanıyor.
    7. yüzyıla ait olan bir kopya ise Londra’da British Library’de. Sana’daki bunlardan da eski. Üstelik Hz. Muhammed’in memleketi Hicaz’ın kaligrafisiyle kaleme alınmış, yani ilk örneklerden. Puin önce surelerin dizilişinde bazı ufak farklar görmüş. Sonra da parşömenlerin üzerinde önceden yazılar olduğunu, sonra bunların silindiğini ve tekrar yazıldığını, yani elindekilerin ‘palimpsestus’ olduğunu. Özellikle 7. ve 12. yüzyıllarda kullanılan ‘palimpsestus’ yöntemiyle, papirüs veya parşömenin üzerindeki yazılar silinir, sonra tekrar yazılırdı. Rönesans döneminde ilk yazının okunması için kimyasal yöntemlerin kullanıldığı ‘palimpsestus’ incelemeleri başladı, böylece birçok antik çağ metni ortaya çıkarıldı. Bu bulgulara dayanan Puin de Kuran’ın evrim geçirdiği sonucuna varmış.

    Sana metni İslam’ın, Arapçanın ötre, esre, hemze gibi ses veren işaretlerden yoksun olarak yazıldığı ilk dönemlerine ait. Yani Halife Osman döneminde yazıya dökülen Kuran’ın ilk örneklerinden. O dönemden kalan diğer Arapça metinler gibi özel bir uzmanlık gerektiriyor. Puin, “Ancak güçlü bir sözlü geleneğin içinden geliyorsanız okuyabilirsiniz” diyor. Sana metninin, zamanında Kuran’ı zaten ezberinde tutanlara bir rehber olduğunu söyleyen Puin’e göre, yıllar geçtikçe Kuran’ın doğru yazımı ve okunması bozulmuş. İnsanların metni etkili hale getirmekiçin değişiklikler yaptığını söyleyen Puin’e göre en güzel örnek, 694-714 yıllarında Irak Valiliği yapan Haccac bin Yusuf’un “Kuranı Kerim’e binden fazla elif koydurdum” diye övünmesi.

    Tarihi dönüm noktası
    Oxford Üniversitesi’nde Kuran üzerine çalışmalar yürüten Profesör Allen Jones da Haccac’ın ses veren işaretleri ekleterek Kuran’da yaptırdığı değişikliklerin tarihi bir dönüm noktası olduğu görüşünde. Puin ise, Hz. Muhammed’in ölümünden 29 yıl sonra Halife Osman zamanında ilk kez kitaplaştırılan Kuran’ın birçok yorum katmanının eklendiği bir iskelet olduğunu, birçok kelime ve telaffuzun 9. yüzyılda oturduğunu savunuyor. Cambridge Üniversitesi öğretim üyelerinden Tarif Halidi ise, Kuran’ın gelişimi üzerine İslam dünyasında yaygın kabul gören teze bağlı. Halidi, Sana Kuran’ının Hz. Osman’ın kaleme aldırttığı Kuran’ın henüz ulaşmadığı kesimlerce kullanılan kötü bir kopya olduğunu söylüyor.

    İslam öncesi kaynaklar
    Puin’in diğer ses getirecek teorisi ise, Kuran’ın İslam öncesi kaynaklardan beslendiği. Kuran’da geçen Es-sahab er-Rass (İyinin yoldaşları) ile Es-sahab el-Ayka (Dikenli çalıların yoldaşları) kabilelerinin Arap geleneğine ait olmadığını söyleyen Puin, Ptolemy’nin haritası üzerinde çalışarak er-Rass’ın İslam öncesi Lübnan’da, el-Ayka’nın da MS 150’de Mısır’da Asvan bölgesinde yaşadığını ortaya çıkarmış. Halidi’ye göre ise bu, Kuran’ın bütünlüğünü
    bozmuyor. Puin, Kuran’ın saf Arapçayla yazıldığı inancını da sorguluyor. İncelediği metinde birçok yabancı kökenli kelime bulmuş. Bunlara ‘Kuran’ın kendisi de dahil. Puin Kuran’ın Aramca, ibadet sırasında okunacak kutsal kitap parçaları anlamındaki ‘kariyun’ kökünden geldiğini, Kitabı Mukaddes’teki hikâyelerin büyük kısmının Kuran’da daha kısa formda yer aldığını, kısacası aslında ‘Kitab-ı Mukaddes’in ibadet sırasında okunacak bir özeti olduğunu söylüyor.

    ‘Bilimsel bir metin’ elde etmeye çalıştığını, Müslümanların bin yıl önce Kuran üzerinde çalıştığını ve konuyu kapattığını söyleyen Puin’in, ilk makalesini, Dünya Müslümanlar Birliği’ne bağlı Alman İslam Arşivi’nin yöneticisi Salim Abdullah yayımlayacak. Puin, büyük gürültü kopacağı uyarılarına da aldırmıyor.

    #27974
    Anonim
    Pasif

    İslâmi kaynaklara göre Muhammed aleyhisselâmın hanım Aişe (ra) in de bir el yazması Kur'anı varmış yeni ayet geldiğinde ona yazdırırmış aslında namazda okunması için ayrı bir Kur'an da hazırlamışlar.

    #27976
    Anonim
    Pasif

    Sevgili hillsong,

    Özbekistanda ki ceylan derisi üzerine yazılmış olan kuran sapasağlam durmaktadır,kezaa istanbul topkapısarayındada kuranın binlerce yıl önce yazılmış bir kopayası hali hazırda dururken kurana değiştirlmiş damgasını vermak doğrumu acaba

    #28080
    Evangelist
    Anahtar yönetici
    Quote:
    Sevgili hillsong,

    Özbekistanda ki ceylan derisi üzerine yazılmış olan kuran sapasağlam durmaktadır,kezaa istanbul topkapısarayındada kuranın binlerce yıl önce yazılmış bir kopayası hali hazırda dururken kurana değiştirlmiş damgasını vermak doğrumu acaba[/b]

    Sayin ileney

    Yazini kaynagi dikkat ederseniz ben olmadigimi göreceksiniz lütfen yazilardaki BY xxx yazisina dikkat ediniz !! Yazi Sahibi yuhannadir !

    Esenlikler !

    #28101
    Anonim
    Pasif

    Fikrimce henüz bir görüş belirtmekten öteye gidemeyecek ve henüz iddia aşamasında bulunan bir haberi burada yayınlamak hiç doğru değildir. Öteki dinlerle diyalog vurgulanmalıdır diye düşünüyorum.
    Esenlikler

    #29967
    Anonim
    Pasif

    Dr. Puin’in el-Ekva’ya yazdığı mektup
    Sayın Kadı İsmail el-Ekva hazretleri, Zât-ı âlinize en muhlisâne hürmet ve selâmlarımı sunarım. Yemenli dostlarımdan bana ulaşan haberlere göre, Alman araştırmacıların Yemen’deki eski eserler arasında bir elyazması Kur’an nüshası bulduklarından ve bu elyazması nüshayla müslümanların bugün ellerinde bulunan Kur’an nüshaları arasında ciddi farklılıklar tesbit ettiklerinden söz eden Amerikan dergisinin yaptığı neşriyât, Yemen Eski Eserler Müdürlüğü’nde görev yapan yetkililere karşı halkın büyük bir tepki göstermesine sebebiyet vermiş… 312 sayılı el-Belağ dergisinin iddia ettiği üzere, güyâ Yemen’li yetkililer İslâm dünyasında büyük bir fitnenin ortaya çıkmasını önlemek amacıyla uzun bir süredir bu gerçeği (!) saklamaya çalışıyorlarmış…Sizi temin ederim ki el-Belâğ’ın hem Amerikan dergisinin neşriyâtından, hem Yemen yazmalarına dâir söylenenlerden hareketle yaptığı suçlama ve karalamalar tamamen asılsızdır ve hiçbir esasa dayanmamaktadır; benim ve meslektaşım Dr. Graf von Bothmer’in Saarbrücken Üniversitesinde sürdürdüğümüz Kur’an araştırmalarına ilişkin mâhud iddialar da aynı şekilde gerçek dışıdır.Yemen ile Almanya’nın bilimsel işbirliği çabalarını baltalamayı hedef alan bu müessif saldırılardan dolayı fevkâlede üzgün olduğumu belirtmeliyim. Bu saldırıyı tertib eden odakların hedeflerine ulaşmak için zamanlama itibariyle Almanya Dışişleri Bakanı’nın Yemen’i ziyaret ettiği haftayı seçmeleri size de ilginç gelmiyor mu? (…)Amerikalı yazarı [Toby Lester] şahsen tanımam, kendisiyle sadece birkaç kez telefonla görüştüm, o kadar… Benim samimi kanaatime göre, söz konusu Yemen nüshalarıyla eldeki Kur’an nüshaları arasında ciddiye alınabilecek hiçbir farklılık mevcut değildir; bu yeni nüshalarda tesadüf edilen yegâne ihtilaf, -Allah’a şükür- sadece sözcüklerin imlâsıyla ilgili Kur’an’ın kendisine aslâ zarar vermeyecek olan küçük birtakım yazım farklılıklarından ibarettir. Zaten “İbrahîm-İbrahim”; “Kur’ân-Kur’an”; “simâhum-simahum”, vb. farklılıklara da Kahire’de basılan mushaflarda işaret edildiği herkesçe bilinmektedir.(…) Geçen senenin Ekim ayında ben ve meslektaşım Dr. Von Bothmer, Hollanda’nın Leiden şehrinde yapılan, Kur’an araştırmalarıyla ilgili bir konferansa davet edilmiş ve orada Yemen mushaflarından alınan mikrofilm örneklerine istinaden iki tebliğ sunmuştuk. Her iki tebliğ de -tahmin olunacağı üzere- hem Batılı akademisyenler, hem de Müslüman ilim adamları nezdinde çok büyük bir rağbet ve iltifata mazhar oldu. Maamafih bu tedkikler henüz neşredilmiş değildir.Bu vesileyle belirtmek isterim ki araştırmalarımla ilgili her hangi bir husûsu bilim adamlarının nazarlarından gizlemem için hiçbir neden bulunmamaktadır. Gözlerini kin bürümüş birtakım cahillere gelince, onları ciddiye almayıp kendi hallerine bırakmak en doğrusu olacaktır; tâ ki ülkesinin tarihi üzerine titreyen, dinî mirasından güç alan, bu mirasın korunmasında ve bugünlere ulaşmasında hizmeti geçen öncülerini şükran hisleriyle yâd eden, -Çin’de bile olsa- onların tecrübelerinden ve yardımlarından yararlanan ilim ve kültür sahibi yeni nesiller gelinceye kadar…Son olarak, hem sizin adınıza, hem kendi adıma, Yemen yazmaları etrafında kabaran bu kin ve nefret dalgalarının dinmesini temenni ediyorum. Vesselâm! Not: Arapça ifadelerimin bozukluğundan dolayı özür dilerim. Dostunuz Dr. Gerd R. Joseph Puin , Saarbrücken, 14/2/1999
    OLAYIN ULUSLARARASI SİYASİ BOYUTUNA BAKACAK OLURSAK, ABD ILE AB ( AB’NIN BABA’SI ALMANYA) ARASINDAKİ SİYASİ ÇEKİŞMEDE, ALMANYA ILE YEMEN’İN BİRBİRİNE “BİLİMSEL ” BAZDA YAKLAŞMASINI İSTEMEYEN ABD’NIN DOLAYLI YOLLARDAN BÖYLE BİR FALSO YAPMIŞ OLMASI VE BU BİRLİKTELİĞİ BALTALAMAYA ÇALIŞMIŞ OLMASINI ANLARIZ DA,EMPERYALİST DÜŞMANI (!) SOSYALİST-ATEİSTLERİN VEYA YERLİ “RADİKAL” UZANTILARININ OLAYA BÖYLE , KİME HİZMET ETTİKLERİNE BAKMAKSIZIN BALIKLAMA DALMALARINI DA AYRICA BIR INCELEMEK GEREKIR KANISINDAYIZ !…

6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.