• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23996
    klaus
    Anahtar yönetici

    Konuşmalarımızda doğru ve yalanın durumunu değerlendirdikten sonra şimdi de kendi davranışlarımıza dönelim. Bizim toplumsal ve kişisel davranışlarımız tanıklığımız için çok büyük önem taşımaktadır. Bizler Allah’la paydaşlığımızın olduğunu iddia ediyoruz. O zaman her hareketimiz toplum ya da farklı toplumlar tarafından izlenip durmaktadır. Yaşantımız, sözümüz ve davranışlarımızın toplamıdır. O zaman Hıristiyan inancımızın gücü, derinliği, Mesih İsa’da gönendiğimiz kurtuluşumuz bizlerden yansımalı davranışlarımızla yaşam olarak halkın önüne çıkmalıdır. Şimdi davranış ahlaksızlıklarını birlikte inceleyelim.

    RÜŞVET

    Rüşvet, para ya da bir hediyenin rüşveti veren kişinin yarar sağlayabilmesi için bu yararı sağlayabilecek olan kişiye vermesidir. Bu rüşvet küçüğünden büyüğüne kadar birçok toplumu etkileyen bir kanser olarak toplumların bir çok kademesinde görülmektedir.[1] Rüşvet genelde beklenilen haksız bir yarardır ve olması mümkün olmayan bir şeyin yaptırılması ya da çok uzun sürecek bir konunun çabucak halledilmesi gibi nedenlerle bağlantılıdır.

    Kutsal Yazılar rüşvetin her türüne karşı durmaktadır. O’nun standartları bizim anlayışımızın üstündedir ve Allah’a göre rüşvet lanetlenilmesi gereken bir konudur:

    “Çünkü Allah’ınız RAB, o ilahların Allah’ı, ve Rab’lerin Rab’bi, şahısları saymayan ve rüşvet almayan büyük, kudretli, ve heybetli Allah’tır. Öksüz ve dul kadın için adalet eder, ve garibe ekmek ve esvap vermekle onu sever.” Tes. 10:1718

    Birçok ayette rüşvet için kesin bir yargı vardır. Rüşvet için tolerans tanınmamaktadır:

    “Ve rüşvet almayacaksın; çünkü rüşvet görenlerin gözlerini kör eder, ve Salihlerin sözlerini döndürür.” Çık. 23:8

    “Allah’ın RAB’BİN sana vermekte olduğu bütün kapılarında, kendin için sıptlarına göre hakimler ve memurlar koyacaksın; ve kavma adalet hükmü ile hükmedecekler. Hakkı saptırmayacaksın; şahıslara itibar etmeyeceksin; ve rüşvet almayacaksın; çünkü rüşvet hikmetlilerin gözlerini kör eder, ve Salihlerin sözlerini döndürür. Sen yaşayasın ve Allah’ın RABBİN sana vermekte olduğu diyarı miras olarak alasın diye adaletin, adaletin ardınca yürüyeceksin.” Tes. 16:18-20

    “Senin içinde kan dökmek için rüşvet aldılar; faiz ve murabaha karı aldın, ve zorbalıkla komşularından haksız kazanç aldın, ve beni unuttun, Rab Yehova’nın sözü.” Hez. 22:12

    İnsanı yoldan çıkarabilecek olan birçok unsurlar vardır. Bunlar içki, kumar, zina gibi şeylerdir. Rüşvet de bunların içinde yer alan ve elmayı içinden çürüten kurt gibi insanı içinden çürüten bir davranıştır. Aklı başında olan insanı yolundan çıkarır:

    “Gerçek gasıplık hikmetli adamı delirtir; ve rüşvet anlayışı yok eder.” Vaiz 7:7

    Bu durumda artık tartışmaya bile gerek yoktur. İmanlı bir kişi için rüşvetin iyisi ya da kötüsü, azı ya da çoğu diye bir kavram yoktur. Yalnız bu konuyu da netleştirmemiz için aşağıdaki soruları birlikte değerlendirmemizde fayda vardır.

    a) Rüşvet ve hediye arasındaki fark nedir?

    Zamanımızın hızlı akışı ve günahlı ortamında zaman zaman rüşvetin adının hediye ile karıştığını duyuyoruz ve görüyoruz. Aslında iki apayrı kavramın bu şekilde birbirine karıştırılması hiç iyi bir durum değildir.

    Hediye de gönülden gelen bir sevgi sunuşu vardır. Hediye verilirken karşı taraftan bir beklenti yoktur. Aksine bir sevgi sunuşu vardır. Bazen evlerimizde hizmet eden kişilerin işlerine olan memnuniyetimizi dile getirmek için hediyeler verebiliriz. Ya da işyerimizde gayretle çalışan ve her işi başarıyla bitiren bir kişiye bir teşekkür olarak hediye verebiliriz. Çocuklarımızı yetiştiren, ter döken, gayret eden öğretmenlerimize bir öğretmenler günü çiçeği ya da değerde çok pahalı olmayan ama teşekkürlerimizi ya da sevgilerimizi sunan bir şeyler hediye edebiliriz. Görüldüğü gibi hediyede hep bir şükran, bir teşekkür, bir sevgi kısacası vermek vardır.

    Oysa rüşvet bunun tam tersidir. Her ne kadar bir şeyler vermek gibi görünüyorsa da karşıdan beklenilen çok büyük şeyler olmazın olur yapılması ya da kanunsuzun kanun içinde gerçekleştirilmesi, başkalarının korunan hakkının korunmaz olması ve her şeyin bizim yararımıza döndürülmesi gerçeği vardır. Görüldüğü gibi rüşvette çıkar tek tarafa ya da bir kesime dönmektedir. Sonunda büyük paralar, büyük gelirler vardır. Bir anlamda kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez sözünün gerçekleşmesidir rüşvet. Büyük şirketlerde, politik yaşamda, alt ofislerde hep bu tarz rüşvet ilişkileri çarkları döndürmeye çalışır. Bu dünyanın bir çok yöresinde karşılaşılabilir bir günahtır. Günahlı insanın günahlarından bir tanesi olarak devam edip durmaktadır.

    Allah’a göre ise rüşvet yasaktır. Samuel Allah önünde dürüst ve seçkin bir liderdi. Yaşamının sonunda liderliği kral Saul’a devir ederken alnı açıktı:

    “Ve şimdi, işte kral önünüzde yürüyor; ve ben kocadım, ve saçım ağardı; ve işte, oğullarım sizinle beraberdir; ben de çocukluğumdan bu güne kadar önünüzde yürüdüm. İşte, ben kimin öküzünü aldım? Ve kimin eşeğini aldım? Ve kimin hakkını yedim? Ve kimi sıkıştırdım? Ve kendisine göz yummak için kimin elinden rüşvet aldım? RABBİN önünde, ve onun Mesih’i önünde bana karşı şahadet edin; ve ben size ödeyeyim.” 1. Sa. 12:24

    Ne yazık ki, Samuel’in çocukları Samuel gibi değillerdi:

    “Ve oğulları onun yolunda yürümediler, ve kötü kazancın ardınca saptılar, ve rüşvet alıp iğri hüküm verdiler” 1. Sa. 8:3

    Aynı zamanda Allah İşaya’nın ağzından doğru, dürüst olmayan önderlere şöyle hitap etti:

    “Reislerin asi, hırsız da ortakları; her biri rüşvet seviyor, ve hediyeler peşinden gidiyor; öksüzün hakkını vermiyorlar, ve dul kadının davası onların önüne gelmiyor” Yşa. 1:23

    Aynı zamanda Mika peygamberin zamanında da rüşvet alan ve bozulmuşluk içinde yaşayan liderler kınanıyor:

    “Onun reisleri rüşvetle hükmediyorlar, ve kahinleri ücretle öğretiyorlar, ve peygamberleri gümüş için falcılık ediyorlar; bununla beraber onlar: RAB aramızda değil mi? Üzerimize kötülük gelmez, diye RABBE dayanıyorlar” Mika 3:11

    Bu ayetler rüşvetle yaşayan insanların ne denli Allah önünde kınandığını göstermektedir. Aynı zamanda bu tarz insanların önderliği ve liderliğinde yaşayanların ne denli ızdırap çektiği, dulların ilgisiz kaldığı, halkın gerçek Allah öğretilerini öğrenemediği de gözler önüne serilmektedir. Kısacası sosyal bozulmanın temelinde rüşvetin ve buna benzer yolsuzlukların yattığı görülmektedir. Gerçek anlamı ile hediye ile rüşvetin karıştırılması mümkün değildir. Çünkü ikisi arasında büyük bir verme/alma farkı gözlemlenmektedir.

    b-) Rüşvet ve bahşiş arasındaki fark nedir?

    Bahşişle yapılan bir işten duyulan memnuniyetin ifadesi vardır. Bazı insanlar gerçekten maaşları az olmasına karşın bir şeyler beklemeden sürekli iyi hizmet sunmaya çalışmaktadırlar. Bir otelde çok güler yüzle bizi karşılayan, sürekli güler yüzle hizmetimize koşan bir görevliyi düşünün; belli bir süre hizmetlerinden istifade ettiğimiz bu kişiye bir teşekkür mahiyetinde bahşiş vermemiz rüşvetten çok ayrı bir durumdur. Bize yapılan hizmette hiç kimsenin hakkı yenmemiştir, görevli sadece hizmetini aksatmadan ve güler yüzle yerine getirmiştir. Bunun sonucunda işimizin tamamlanması bize büyük bir memnuniyet verecektir. Doğal olarak bu memnuniyetin ifadelendirilmesi bahşişi oluşturmaktadır?

    Bazı kurumlarda bazı hizmetliler daha işe başlamadan “Ağbi bir şeyler ver de senin işi yapalım” derler. İşte bu noktada çarklar tersine işlemeye başlamıştır. Artık bu bahşiş değil, gerçekten rüşvettir. Çünkü bu “bu para verilmezse senin işin görülmez” anlamına gelmektedir. Ya fakir fukara ne yapacaktır. Saatlerce belki günlerce bekleyecektir.

    Mesih’e yürekten iman eden bir imanlı bu konuda çok hassas olmak zorundadır. Aslında konumuz davranışlar olduğuna göre kişi bütün davranışlarından önce düşünmek zorundadır. Bu davranışı ile Allah’ın istediği yaşam biçimini sergiliyor mu yoksa sergilemiyor mu?

    c) Eğer İyi bir sonuç söz konusu İse rüşvet ödememiz ahlaken doğru mudur, değil midir?

    Durum ne olursa olsun rüşvet ödememek gerekmektedir. Elçi Pavlus Feliks’in elinden belki belli bir miktar rüşvet ödeseydi kurtulabilirdi. Çünkü kendisine karşı hiçbir suçlama bulunmadığı halde tutuklu kalıyordu. Buna karşın böyle bir ödemede bulunmadı:

    “Ve bir kaç gün sonra Feliks, Yahudi olan karısı Drusilla ile geldi, Pavlus’u çağırtıp İsa Mesih’e iman hakkında onu dinledi. Ve o, salahtan, zaptı nefsten ve gelecek hükümden bahsettiği zaman, Feliks çok korktu, ve cevap verdi: Şimdilik git, münasip bir vakit bulunca, seni çağırtacağım. Bununla beraber Pavlus tarafından kendisine para verileceğini umuyordu; bundan dolayı kendisini sık sık çağırtıp onunla söyleşiyordu.” Hab. iş. 24:2426

    Burada görüldüğü gibi ne elçi Pavlus’un ne de diğer inanlıların böyle bir yaklaşımda bulunmadığını görüyoruz. Aksi takdirde elçi Pavlus’un iki yıl gibi bir süre hapiste kalmasına gerek kalmayacaktı.

    Görüldüğü gibi rüşvet hiçbir noktada kabul edilmemektedir. İnanlıya düşen rüşvetten kaçınması ve toplum içinde neyin rüşvet neyin rüşvet olmadığını çok iyi ayırt edebilmesidir. Hediye ve bahşiş asla anlamlarından ayrılmadan yalnız ve yalnız sevgi ve bir beğeni sonucu olarak bir sunu, bir armağan olarak verilmelidir.

    Derleme

    Rev. Turgay Üçal

    Derek Malcolm

    [1] Bu konuyu içeren “The Cancer of Corruption” başlıklı öyküyü Time dergisinin 22 Haziran, 1998.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.