• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24507
    Anonim
    Pasif

    Reform İlahiyatı

    Rev.Turgay Üçal

    (Dr.James Boice’in Reform ilahiyatı tarifinden özetlenmiştir)

    Reform İlahiyatı ismini 16.yy’daki protestan reform hareketlerinden alır. Kendine has ayırıcı özelliği olmakla birlikte aslında temelinde tamamen Kutsal Kitap olan bir ilahiyattır. Bu ilahiyat her ne kadar Martin Luther, John Knox ve özellikle John Calvin’in katkılarıyla yerli yerine oturmuşsa da tabiki ilahiyatın esas öğretiş temelinde Mesih İsa’nın esaslı öğretişleri ve elçi Pavlus’un mektupları ve tabiki de Anselm ve Avgustin gibi büyüklerin bu öğretişleri yorumlamaları yatmaktadır.

    Reform Hristiyanları, diğer bütün Hristiyanların ortak olarak kabul edip iman ettikleri ortak doktrinler olan Kutsal Üçlük, Mesih İsa’nın Tanrı ve İnsan olması, Mesih İsa’nın günahlarımıza tek kefaret olması, Hristiyanların ahlaki bir yaşam sürmesi gerekliliği ve bedenin dirilişi gibi öğretilere yürekten iman etmektedirler. Reform Hristiyanlar aynı zamanda, Müjdeci (Evangelical) Hristiyanların da özenle üzerinde durduğu aklanmanın yalnız imanla söz konusu olması, yeni doğuşa olan ihtiyaç, Mesih İsa’nın göğe çıktığı gibi aynı şekilde herkesin göreceği bir biçimde geri dönmesi ve tabiki Müjde’nin dünyanın her tarafına duyurulması için İsa’nın buyruğu olan yüce görevin yerine getirilmesi gibi doktrinlere de yürekten inanmaktadırlar.

    Klasik Hristiyan inanç akidelerinin ve müjdeci hristiyan inanç öğretilerinin bütün temel doktrinlerini benimsemiş olan Reform Hristiyanlarını diğer Hristiyanlardan ayıran belirgin doktrin özellikleri nelerdir? Şimdi kısaca bunlara bakalım;

    1.Kutsal yazılar doktrini.

    Reform ilahiyatının Kutsal Yazılara adanmışlığı Kutsal Kitabın vahiy olduğuna, yetkin ve yeterli olduğuna inanmasıdır.
    Kutsal Kitap Tanrı sözü ise o zaman Tanrı’nın yetkisi bu kitaptadır. Ve eğer bu kitap Tanrı Sözü ise o zaman bütün dünyasal idari biçimlerinin, kilise yönetimlerinin üzerinde yer alır şeklinde bir iman Reform Hristiyanlarının temel imanıdır. Reform ilahiyatına göre kilise hiyerarşisi hiç bir zaman Kutsal Kitabın üstünde değildir. Böyle bir inanca sahip oldukları için Reform Hristiyanlarına göre Kutsal Kitap’ın üzerinde bir yetki merciinin Hristiyanlık adına yetkin bir biçimde işlemesini kabul edemezler. Yani hiç bir zaman Kutsal Kitap ve Kilisenin gelenekleri şeklinde bir inanca sahip değilerdir. Çünkü Tanrısal vahiy tamamiyle Kutsal Kitapla tamamlanmıştır. Kutsal Kitab tamamlanmış bir vahiy olarak bütün Hristiyanlar üzerinde tek yetkin olandır.

    Kutsal Yazıların yeterliliği ise bir takım özel ve sürekli devam eden vahiylere ihtiyaç olmadığının en güzel delilidir. Çünkü Mesih İsa’da Tanrısal kurtuluşa kavuşmamız, Tanrı’nın çağrısına cevap vererek O’nun istemi doğrultusunda iman etmemiz ve yaşamamız gereken Tanrısal yaşamın ne olacağı konusunda ihtiyacımız olan her şey bize Kutsal Kitap’ça sunulmuştur.

    Reformcu Hristiyanların öncüleri olan kişiler, özellikle John Calvin, yazılı olan Tanrı sözü ile Kutsal Ruh’un iç içe işlediğini vurgulamaktadır. Kutsal Ruh Tanrı’nın sözünü Tanrı’nın halkına açıklamaktadır. Onları aydınlatmaktadır. Kutsal Ruhça aydınlatılmamış Tanrı Sözü aslında kapalı bir kitap olarak kalmaktadır.

    Tanrı sözü olmaksızın Tanrı Ruh’unun rehberliğinde her zaman hata yapma şansı vardır. Ayrıca Reform Hristiyanlara göre her bir imanlı kişi kendi başına Tanrı Kelamını çalışmakla sorumludur. Bu eğitim görmüş ruhsal önderleri ya da öğretmenleri onların yetkinliklerini reddetme anlamında değildir. Çünkü kurtuluş her bir fert için söz konusu olduğuna göre her bir imanlının Kutsal Kitabını okuyup anlaması ve imanı, ibadeti ile Hristiyan yaşamını yaşaması gerekmektedir. Bu okuma sorumluluğu bizi aynı zamanda doğru yorumlamayı öğrenme sorumluluğunu da vermektedir.

    2.Tanrı hükümranlığı

    Birçok reform Hristiyan için İnanç açıklamasındaki en önemli ayırıcı özellik Tanrı’nın hükümranlığıdır, egemenliğidir. Hükümranlık hükmetmek, yönetmek anlamındadır. Yani Tanrı yarattığı bütün evreni ve yaratıkları tam bir güç ve yetki ile yönetmektedir. Onlara ne olacağı, ne olduğunu hep kararlaştıran kendisidir. Kendi yaratıklarının isyanı ve günahkarlığı ile karışmayan, yenilgi tanımayan bir Tanrı vardır.

    3.Lütuf doktrinleri

    Reform ilahiyatı lütuf doktrinini vurgular ve ingilizce olarak baş harfleri bir araya getirildiğinde TULIP (yani LALE) kelimesi ortaya çıktığı için bir anlamda Reform ilahiyatının lütuf doktrinleri Türkçemizde lale anlamına gelen TULIP sözcüğü ile kısa bir biçimde kolaylıkla bilinmektedir. Aslında bu beş harfin ifade ettiği beş doktrin yani öğreti Reform Hristiyanlarının lütuf öğretisini içermektedir. Ki bu beş lütuf öğretisi Reform Hristiyanlarını bazı ilahiyat konularında diğer imanlı kardeş Hristiyan öğretilerinden bir hayli farklı bir anlayışta tanımlamış olmaktadır. Şimdi bu beş lütuf öğretisine birlikte bakalım;

    T (Total Depravity)-yani Tulip sözcüğünün o ilk harfi ile kast edilen aslında “tamamen bozulmuşluk” öğretisidir. Bu her bir insanın olabildiğince kötü olduğu anlamında değildir. Denilmek istenilen her bir insanın, her bir alanda, örneğin; düşüncesinde, yaşamında, ilişkilerinde bir yolla günahtan etkilenmiş olmasıdır. Kısacası her bir insan şu ya da bu şekilde günahlıdır denilmek istenmektedir. İnsanın bütün bu günahlılığı, günah etkileşim alanı içinde Tanrı’yı hoşnut edecek Tanrı suretinde bir insan olması mümkün değildir. Tanrı’nın yenileyen lütfuna mazhar olmadıkça, yani bu lütfu kabul etmedikçe, gönenmedikçe hiç kimsenin Tanrı’yı hoşnut etmesi mümkün değildir. Öylesine günahlı dünya ile kucak kucağa olmuşuzdur ki, artık bu ortam içinde Tanrı’yı ve O’nun yollarını Tanrı lütfu olmaksızın görmemiz mümkün değildir. Tanrı o muhteşem lütfu ile bizleri yönlendirmedikçe de hiç birimizin gerçekten ve samimi bir yürekle Tanrı’yı arayıp bulmamız mümkün olamaz. İşte bu nedenle Reform Hristiyan ilahiyatında insanlığın içinde bulunduğu durum bu şekilde yani “tamamen bozulmuşluk”la ifade edilmektedir.

    U (Unconditional election)- Tulip sözcüğünün ikinci harfi olan u ile ifade edilen ikinci lütuf doktrini “karşılıksız seçim” dir. Aslında “seçilme” birçoklarını rahatsız eder. Ama problem daha çok seçilmişlikle değil de tamamen bozulmuşluk tarafından olayı değerlendirmeye kalkmalarındadır. Eğer günahlılar kendi bozulmuşlukları içinde yardımsızlarsa o zaman gerçekten kendi başlarına Tanrı’yı bulamazlar, Tanrı’ya yaklaşamazlar ve insiyatifi Tanrı’nın eline alıp bu kurtarma olayını gerçekleştirmesi gerekmektedir. İşte “seçilmişlik” budur. Tamamen mahvoluşa terk edilmiş olan bütün insanlığın içinden kendi hükümran düşüncesi doğrultusunda kendine has bir nedenle Tanrı’nın belli bir kısmı seçip kurtarmaya karar vermiş olmasıdır.

    L (Limited atonement)- Tulip sözcüğünün üçüncü harfi olan L ile başlayan bu temel lütuf öğretisi ise “sınırlı kefaret” tir. Bu ifadeye ilk baktığımızda sanki Reform Hristiyanların Mesih’in ölümünün değerini başkalarından esirgedikleri gibi bir anlam çıkıyormuş gibi düşünülebilir. Bu doğru değildir. Mesih İsa’nın ölümünün değeri elbette sonsuzdur. Burada sorulması gereken Mesih İsa’nın ölümünün amacının ne olduğu sorusudur. Ve böylesi bir ölümle Mesih İsa’nın neyi tamamlamış olduğu sorusudur. Mesih İsa mümkün olanın ötesinde kurtuluş vermemeyi mi amaçladı? Yoksa uğruna öldüklerini kurtardı mı? Reform ilahiyatı Mesih İsa’nın Baba’nın seçtikleri için kefaret olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle Tanrı halkının günahlarının üzerlerine getirdiği yargıyı ortadan kaldırmak ve bu anlamda Tanrı öfkesini dindirmek için Mesih İsa’nın ölümünün kefaret olduğu üzerinde durmaktadır. Mesih İsa böyle bir bedel ödemek kaydıyla Tanrı halkının kurtuluşuna ve Tanrı ile yeniden barışmalarına aracı olmaktadır. Aslında buradaki “sınırlı kefaret” ifadesinde “sınırlı” sözcüğü “-çok özel-kurtuluş” “-kişiye has-kurtuluş” şeklinde algılanmalıdır.

    I (Irresistible grace)- Tulip sözcüğü ile ifade edilen Tanrı’nın lütufları üzerine olan bu beş ana öğretinin dördüncüsü ise “karşı konulamaz lütuf” tur. Burada denilmek istenilen ana konu insanların normal halleri ile yani Tanrı’nın müdahalesi olmaksızın Tanrı’nın lütuflarına karşı koyacaklarının kesin olduğu gerçeğidir. Ancak Tanrı’nın yüreklerde işlemesi ile Tanrı bizi yeniler ve birden büyük bir istem bizi Rab’le buluşturur. Bir başka deyişle Adem’de düşmüş günahlı insanlık kendi istemi ile ve kendi gayreti ile Tanrı’nın çağrısı, yüreklerde işlemesi olmaksızın Tanrı’ya gelememektedir. Ancak Tanrı’nın karşı konulamaz lütfu, yenileyen lütfu etkin olandır. Günaha galip gelen ve Tanrı’nın amacını yerli yerine oturtan ancak Tanrı’nın karşı konulamaz lütfudur. O’nun lütfu insana dokunduğu anda Tanrı çağrısı karşısında artık insanın Tanrı’ya karşı durabileceği hiç bir bahanesi kalmamış olmaktadır. İşte “karşı konulamaz lütuf” la kast edilen budur.

    P (Perseverance of the Saints)- Tulip’in son harfi P ile ifade edilen ise Tanrı lütuflarının beşincisi ise “Kutsalların dayanması” dır. Aslında daha net bir anlamla Tanrı’nın kutsallara, kendine ait olanlara sona kadar tahammül etmesidir. Her iki anlamda geçerlidir. Tanrı gerçekten bize bütün lütuflarını sunmuş ve lütfuyla bizi kendisine ayırmış ve kendisinden ötürü yani bizi kanı ile kurtarışı ile, doğruluğu ile örtmesinden ötürü kutsallar adı altında diğer bütün insanlarından ayrı tutmuştur. Ama bu bizim iyiliğimizden değil, O’nun kendi istemi doğrultusunda böyle olmuştur ve bundan ötürü de kendisine çağırdığını sona kadar da kendisi tutma vaadinde bulunmuştur. Bu seçilmişliğin en üst düzey kanıtıdır. Sona kadar dayanırız çünkü Tanrı bizi kendisi için sona kadar imanında saklar. Tamamen ondan kopmamıza, imandan tamamen düşmemize mani olur.

    4.Kültürel yaşam

    Reform ilahiyatı aynı zamanda kültürel yaşamı yani kişinin bir Hristiyan olarak sosyal toplumu içinde etkin bir biçimde günlük yaşamını sürdürmesini teşvik eden ve bunun üzerinde duran bir ilahiyattır.

    Reform Hristiyan kendi kültürü, sosyal yapısı içinde herkes gibi ama herkesden daha da ülkesine, halkına, kültürüne, milletine karşı, çevresine ve insanlığa karşı kendisini sorumlu hissederek sıradan günlük yaşamını işinde, gücünde, vatandaşlık hizmetlerinde, her iyi şeyde en iyisini elinden geldiğince yapmak kaydıyla yaşamakla sorumludur. Ve Reform İlahiyatının öğretileri arasında bu inancın günlük yaşama ve sivil yaşama tamamen indirgenmesi özel olarak vurgulanmaktadır. Çünkü Reform Hristiyanı için ruhbanlık, bir takım dini rutbeler, ruhani makamlar yoktur. Çünkü her samimi bir imanlı samimi bir biçimde Tanrısal bir yaşama kendisini dünya şartları içinde adamakla mükelleftir. Bir samimi Reform Hristiyan işçi, memur, eczacı, doktor, öğrenci, ev hanımı, pastör, teolog, profesör, sanatçı, oyuncu, müzisyen olabilir. Her biri Tanrı’nın çağrılmış, seçilmiş ve Mesih İsa’da kutsallar olarak mesleklerini ellerinden geldiğince Tanrıya hizmet edermiş gibi yapmakla mükelleftirler, vatandaşlık, insanlık görevlerini harfiyen yerine getirmekle mükelleftirler. Hepsi Tanrı önünde aynı eşit çağrıda imanlılardır.

    Kısacası Reform Hristiyan asla kendisini toplumun içinden soyutlayarak manastırlara kapanamaz ve iman kardeşleriyle tam bir iman eşitliğinde ve insan kardeşleriyle tam bir insan eşitliğinde Tanrısal bir yaşam sürer.

    Diğer taraftan ihtiyaç sahibi olan kişilere elinden geldiğince yardımcı olmaya, çevre, toplum, insanlık sorunlarına elinden geldiğince ilgi göstermeye; hem hristiyan olarak hem de insan olarak bütün iman kardeşlerine ve insan kardeşlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeye elinden geldiğince gayret etmek zorundadır.

    Ayrıca elinden geldiğince kendisinden farklı yapılara sahip Hristiyan mezheplerine, önderlerine, anlayışlarına her ne kadar bazı uygulamalara, görüşlere katılmasa da Mesih İsa’da eğer samimi iman görüyorsa elden geldiğince saygı göstermekle mükelleftir.

    Diğer taraftan farklı dinler ve inançlardaki insan kardeşlerine de samimi bir hürmet gösterme sorumluluğuna sahiptir.

    Bu tarz bir yaşam süren Reform Hristiyan aynı zamanda insanın esas sorununun günahlı yüreği olduğunun bilincinde olmak zorundadır ve ruhsal anlamda insanın ne denli kurtuluşa ihtiyacı olduğunun da farkında olmak zorundadır.

    Tanrısal yaşamı ile, doğruluğu ve samimi iman ve ibadeti ile Tanrısal Müjdeye tanıklık bir Reform Hristiyan için yaşam felsefesi ve Tanrısal bir ibadet olarak algılanmaktadır. O sadece bir hümanist değildir. İnsanın yüreğinin Tanrı müjdesine kavuşmadıkça gerçek huzuru ve sonsuzluğu bulamayacağına inanmaktadır.

    Reform ilahiyatını yanlış olarak algılayan bazı kişiler “madem Tanrı seçiyor, o kurtarıyor, o zaman Mesih’in müjdesini paylaşmaya ne gerek var?” gibi boş sözler sarfetmektedirler. Oysa Tanrı kelamını paylaşmak bize buyruk olarak verilmiştir. Ama bu paylaşım insanları, kültürleri, farklı inançları al aşağı ederek ve dağıtarak ya da bazı planlar yaparak bir sistematik dünya düzeni halinde bir paylaşım değil, kişinin tamamen hayatını Tanrı’ya ve Mesih’ine adanmışlığı ile sunduğu bir yaşam, inanç, ibadet ve tanıklık bütünüdür. Bu Mesih İsa’nın yüce görevine itaattir. Bir farz olan yaşamla ortaya konan ibadet biçimidir. Çünkü Tanrı biz olsak da olmasakda işler. Evren O’nundur. Alfa ve Omega odur. Bizle ya da bizsiz işlemektedir. Ama bize verdiği buyrukla kendi işleyişine kendine çağırdığı bizleri de sürekli olarak katmak istemektedir. Bize düşen ve Kutsal Kitapta da bize söylenilen Tanrı’ya yürekten itaat etmektir. O’nu sevmek O’na tam olarak itaat etmektir.

    http://www.allsaintsmoda.com/

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.