• Bu konu 5 izleyen ve 5 yanıt içeriyor.
6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25026
    Anonim
    Pasif

    Deniyor ki yoktan hic bir sey var olamaz.
    Düsününki bir evi yapmak icin o nu yapacak bir Müteahhit (insanoglu) gerekir.
    Kendiliginden ev olmaz. Yani insanoglu yada derinlestirecek olursak madde
    kendiliginden olusamaz, maddeyi var edecek bir enerji, baska bir varlik gerekir.
    Bu varlik büyük bir enerjiye, mugtesem bir güce sahip olmasi gerekir ki maddenin kendi kendine yapamadigini(maddenin var olmasi) yapsin yani maddeyi var eylesin.

    Peki o zaman Rab(Tanri ) insanoglunu veyahutta maddeyi niye var eyledi?

    #29287
    Anonim
    Pasif

    @güvercin 5563 wrote:

    Deniyor ki yoktan hic bir sey var olamaz.
    Düsününki bir evi yapmak icin o nu yapacak bir Müteahhit (insanoglu) gerekir.
    Kendiliginden ev olmaz. Yani insanoglu yada derinlestirecek olursak madde
    kendiliginden olusamaz, maddeyi var edecek bir enerji, baska bir varlik gerekir.
    Bu varlik büyük bir enerjiye, mugtesem bir güce sahip olmasi gerekir ki maddenin kendi kendine yapamadigini(maddenin var olmasi) yapsin yani maddeyi var eylesin.

    Peki o zaman Rab(Tanri ) insanoglunu veyahutta maddeyi niye var eyledi?

    Shalom,

    Goklerdeki Babamiz Yahweh’nin insani yaratmasinin nedeni kendisine kendisi gibi Kutsal bir Aile yaratmak istemesidir ki bunuda yaratmis oldugu bizleri kendi karakterini yani Ruhsalligini bir fiziksel gorunum haline donusturmek istemesidir. Eger bizler O’nun dediklerini arzulayarak aynen yerine getirirsek O’nun sahip oldugu Kutsal Ruhsal karakterini fizike sahip olarak gosterebiliriz. Bu demek degildir ki bizler Tanri olacagiz, bizler yani O’na ogul olmak kizlari olmak isteyenler olarak O’nun sahip oldugu Kutsalligi uzerimize giyecegiz yani Ruhsal Elbiseyi ki bu da Yahşua Mesih ( Isa’nin gercek adi ) vasitasi ile yapabiliriz vede ayni zamanda Yahweh’in Yasa’sini yada Ogretislerini ( Tevrat ) yerine getirerek. Efes 4:20 Ama siz Mesih’i böyle öğrenmediniz.
    Efes 4:21 Kuşkusuz Yahşua’nın sesini duydunuz, O’ndaki gerçeğe uygun olarak O’nun yolunda eğitildiniz.
    Efes 4:22-23 Önceki yaşayışınıza ait olup aldatıcı tutkularla yozlaşan eski yaradılışı üzerinizden sıyırıp atmayı, düşüncede ve ruhta yenilenmeyi,
    Efes 4:24 gerçek doğruluk ve kutsallıkta Tanrı’ya benzer yaratılan yeni yaradılışı giyinmeyi öğrendiniz.
    Soyle bir soru gelebilir madem Yahweh insanlari kendine aile olmak icin yaratti peki neden mukemmel olarak degil? yani kendine itaat eden varliklar olarak yaratmadi ama Elohim ( Tanri ) Yahweh? Tabii ki O bizi mukemmel yaratti ama mukemmel olmak fiziksel anlamda demek degildir ki gunah islemeyeck olmamiz, ama O bize secme ozgurlugunu verdi ki biz bunu yanlis yonde kullandik vede O’na karsi geldik. Yahweh hala bizden mukemmel olmamizi beklemiyor sadece bizim kendimizin hicbir etki altinda kalmadan mukemmeligi yani gunahtan uzak durmayi arzulamamizi istiyor. ( Ibraniler 4:12 Tanrı’nın sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini, amaçlarını yargılar.) Iste bu Kutsal olan dusunce yani gunahtan uzaklasma dusuncesi Gunahi sadece bir Gunah olarak birakmaz bizler icin pozitif bir ogrenme tecrubesi haline gelir ki bu bize Yahweh’nin bize en kotu zamanlarimizda bile dersler cikarmamizi saglar vede bizler gunahtan uzaklasiriz (Rom 8:28 Tanrı’nın, kendisini sevenlerle, amacı uyarınca çağrılmış olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz.)
    Ayrica bizler su an Abba ( Baba ) Yahweh ile Ruhsal Yaratilista ( Gelecek olan Yahweh’nin Goksel – Ruhsal Kralligi) yardimci gorevini ustleniyoruz ki buda tum insanligin fiziksel olarak yaratilisinin nedenidir. Yani Elohim Yahweh’nin gorunusunu (fiziksel degil karakter olarak) bizler gunahtan sakinarak yani Yasa’yi ( Tevrat ) kirmayarak yani Kutsal olarak vede eskide kalmis gunahlarimizin fidyesi olarakta Yahşua’nin kanini Fisih kurbani kabul ederek Yahweh’yi kusanmis oluruz. Vucudlarimizda Yahweh’nin yasadigi birer tapinak haline gelmis olur.

    Fiziksel yasam gereklimi? Bazilari sorabilir, butun guce sahip olan yerleri vede gokleri vede icindeki herseyi yaratan vede kendi kendine var olan bu Yaratan ( YAHWEH ) neden bir aile ihtiyac duyuyor ozellikle bizlerle kendini mesgul ediyor? Bu sorunun cevabini bulmak icin evvela YAHWEH nedir? O’nu analiz etmeliyiz. “1Yuh 4:8 ……. Yahweh SEVGIDIRPeki Sevgi nedir?
    Cevap ise : 1Co 13:4 Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez.
    1Co 13:5 Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz.
    1Co 13:6 Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.
    1Co 13:7 Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır.
    1Co 13:8 Sevgi asla son bulmaz.
    Buradaki sevgi’nin aciklamasina gore sevginin icermis oldugu aksiyonlar tek basina yapilamaz. Sevgi tek basina sevgi olamaz, Sevgi paylasilmali ki sevgi olsun. “Gercek Sevgi” sadece bir his yada dusunce degildir, ama sevgiyi yaptigimiz eylemlerle gosteririsek bu “Dogrunun Sevinci” haline donusur. Bazende Sevgi’yi sert bir yolla yada displinli bir yolla terbiye ederek Yahweh bize gosterir. (Ayni fiziksel ebebeynlerimizin bizi yanlis yaptigimiz zaman cazalndirmalari gibi ) Levililer 26:18-28; Ibraniler 12:5-13)

    Bu yukaridaki tum yazdiklarima vede Kutsal Kitaplardan alinan bu ayetlere dayanarak soruyorum.
    ** Nasil olurda Eger Tanri ( Yahweh ) yalniz olsa idi sevgisini nasil gosterebilirdi? yada Nasil YAHWEH SEVGI olurdu?
    ** Nasil olurda Yahweh kalbi sadece Sevgiden olusan ki bu butun evrendende buyuk olan bu sevgi kalbi bu SEVGIYI paylasmak icin bir “SEVGI AILESINE” ihtiyaci olmasin?
    ** Nasil olurda Yahweh kendi sozleri ile celiserek SEVGI’yi kendisine saklayabilsin?

    CEVAP: Sevgi gosterilmeli ( sozde kalmamali), Sevgi paylasilmali, kisitlanmamali, Sevgiyi kisitlamak vede paylasmamak gunahtir, Yahweh’e karsi gelmektir. Mar 12:28 Onların tartışmalarını dinleyen ve Yahşua’nın onlara güzel yanıt verdiğini gören bir din bilgini* yaklaşıp O’na, “Buyrukların en önemlisi hangisidir?” diye sordu.
    Mar 12:29 Yahşua şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: ‘Dinle, ey İsrail! Tanrımız YAHWEH’dir. YAHWEH Tek’tir.
    Mar 12:30 Tanrın YAHWEH’i bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle SEVECEKSIN.’
    Mar 12:31 İkincisi de şudur: ‘Komşunu kendin gibi SEVECEKSIN.’ Bunlardan daha büyük buyruk yoktur.”

    Oyleyse YAHWEH’nin cocuklarina ihtiyaci var, Yaratilis nedenimizi unutmadan bizde O’na uygun birer ogullar kizlar olarak kendimizi gelecek olan Kralligina ( Sevgi dolu Yuva ) kendilerimiz hazirlayalim, girmeye hak kazanalim.

    Yahweh’nin Sevgisinde kalin

    Shalom Aleichem ( Şalom Aleykum )

    AbiYAH

    #29592
    Anonim
    Pasif

    Pek tatmin edici degil bu cevap bence. Bizleri yaratmasina ne ihtiyaci olabilirki?
    Bunun baska bir sebebi olmali?

    #29671
    Anonim
    Pasif

    “Ne mutlu Rab’be güvenen insana, güveni yalnız Rab olana ! Böylesi su kıyılarına dikilmiş ağaca benzer, köklerini akarsulara salar. Sıcak gelince korkmaz, yaprakları hep yeşildir. Kuraklık yılında kaygılanmaz, meyve vermekten geri durmaz. ” ( Yeremya 17:7-8 )

    “Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey…..O’nda yaratıldı.” ( Koloseliler 1:16 )

    Tanrı’nın var olduğunu varsaymazsak, yaşamın ammacının anlamı yoktur.

    -Yaşamımın anacı, kişisel olarak doyum bulmam, esenlik ve mutluluğumdan daha büyüktür.
    -Neden bu gezegende olduğumu bilmek istiyorsam Tanrı’yla başlamam gerek.Ben O’nun amacıyla ve O’nun amacı için doğdum.
    -Kendimize odaklanmak yaşamımızın amacını ortaya çıkarmayacaktır. Kutsal Kitap şöyle diyor: “Her yaratığın canı, bütün insanlığın soluğu O’nun elindedir.” (Eyüp 12:10 )

    -Kendimizi yaratmadığımızdan, ne amaçla yaratıldığımızı kendimize söyleyemeyiz.
    -Yaşamımın amacını bulmak için kendime odaklanarak başlayamam. Tanrı’yla başlamam gerekir,çünkü Tanrı varolmamı istediği için varım.
    -Tanrı tarafından Tanrı için yaratıldım – bunu anlayana kadar yaşam anlamlı gelmeyecektir.
    -Tanrı’nın kendi amaçları için beni kullanmasına izin vermem gerekir. ” Benliğe dayanan düşünce ölüm, Ruıh’a dayanan düşünceyse yaşam ve esenliktir.” ( Rom. 8:6)
    -Başarılı olmak ve yaşam amacımı gerçekleştirmek, aynı şey değildir ! Kişisel amaçlarıma ulaşabilirim, dünyanın ölçülerine göre büyük bir başarı yakayabilirim; ama Tanrı’nın gerçekleştirmek için beni yarattığı amacı kaçırabilirim.

    “Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek, canını benim uğruna yitiren ise onu kurtaracaktır.” ( Matta 16:25 )

    -Tanrı, sadece, yaşantımızın baçlangıç noktası değildir, aynı zamanda yaşamımızın kaynağıdır.
    -Yaşamımızın amacını keşfetmek için dünyanın bilgeliğine değil; Tanrı’nın sözüne yönelmem gerekiyor.

    “Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı’nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih’te seçildik.” ( Efe. 1: 11 )

    -Kimliğimi ve amacımı İsa ile ilişki aracılığıyla keşfederim.
    -Tanrı hakkında düşünmeden önce Tanrı benim hakkımda düşünüyordu.
    – Yaşamımın amacı, Tanrı’nın sonsuzluk için tasarladığı çok daha büyük, evrensel amaca uymaktır.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    #36939
    Anonim
    Pasif

    Yaratıcı nın hiç bir şeye ihtiyacı yoktur bizlerede bizim ona yaptığımız ibadetlerede o sadece ve sadece Ademoğlunu kendisine kulluk yapması için yaratmıştır ve mükafatınıda yaptığımız güzel işler neticesinde güzel olarak kötü işler neticesindede kötü olarak alıcaz öbür tarafta…
    Şu gördüğümz bütün nimetler insanğluna sunulmuştur hiç bir şey boş yere yaratılmamıştır bunu ise akıl sahibi bizler düşünerek bulabiliriz…

    #36967
    Anonim
    Pasif

    @güvercin 7311 wrote:

    Pek tatmin edici degil bu cevap bence. Bizleri yaratmasina ne ihtiyaci olabilirki?
    Bunun baska bir sebebi olmali?

    İtaatli insanların, ihtiyarlamadan, tükenmeden, ebediyen sürecek gençlik gücüyle, sürekli ve anlamlı şeylerle meşgul olacağı ve can sıkıntısı çekmeden, hayattan zevk duyacağı, evet insanların bencil olmayan tarzda sevgi gösterebilecekleri ve görebilecekleri bir hayat—bir cennette kâmil hayattan zevk alması, Yaratıcının başlangıçtaki maksadıydı; bugün de hâlâ maksadı budur.—Tekvin 2:8; Luka 23:42, 43 ile karşılaştır.

    Bu konuda kendimizi ikna etmek için, yeni yaratılan Adem’in, bilinçli olduğu, vücudunu incelediği, etrafındaki şeyleri gördüğü, duyduğu ve hissettiği—yani aniden hayatta olduğunu idrak ettiği zamana bir göz atalım. İlk insan tamamen yetişkindi, yaşamaya başlarken yapısı kâmildi, sağlık ve ahlak açısından da kâmildi. Kutsal Kitap kaydında çok defa geçen ismi, hangi şeyden teşkil edildiğini açıklar, zira ismi, Adam idi. Alındığı yer veya toprak, olduğundan ‘adamah’ olarak adlandırıldı. Böylece ilk insan Adem’in özel isminin, “Türabi İnsan” anlamına geldiği yerinde olarak söylenebilir

    İlk insan Adem, yeryüzündeki bir meskende kamil şekilde yaşamaktan duyduğu büyük heyecanla, nereden geldiği ve nasıl yaşadığı hakkında düşünmemiş olabilir. Herhalde sevinç içindeydi. Ağzından bazı sözlerin çıktığını fark etti. İnsan dili ile konuşuyor, konuştuğunu işitiyor, gördüğü ve duyduğu sevimli şeyler hakkında bir şeyler söyleyebiliyordu. Bu cennette yaşamak, ne kadar güzel bir şeydi! Sevinçle coşarak gördüğü, duyduğu, kokladığı ve hisettiği şeylerin ayrıntılarını kendine mal ederken, bu şeyler onu düşündürdü. Eğer biz onun yerinde olsaydık, bütün bunlar, bizim için kendi başımıza çözemediğimiz birer sır olurdu.

    İlk insan Adem için, içinde bulunduğu durum—cennet bahçesinde kendisi gibi başka kimse yokken, yalnız olma durumu—uzun bir zaman sır olarak kalmadı. Bir ses duydu. Biri kendisiyle konuşuyordu. Söylenenleri anlayabildi. Fakat konuşan neredeydi? Adem kendisiyle konuşanı göremedi. Ses görünmez bir ülkeden geliyordu ve bu sözler kendisiyle ilgiliydi. Bu, insanın Yapıcısının, yani Yaratıcısının sesiydi! Ve insan, aynı dilde O’na cevap verebilirdi. Evet o, Tanrı, yani Yaratıcı ile konuşuyordu. Tanrı’nın sesini duyabilmesi için, insanın çağdaş, karmaşık bir radyo alıcısına ihtiyacı yoktu. Tanrı direkt olarak yarattığı kişiyle konuşuyordu.

    İnsan şimdi yalnız olmadığının farkındaydı; bu yüzden kendini herhalde daha iyi hissetmiş olmalı. Zihni, sorularla doluydu. Bunları, kendisiyle konuşan Görünmez Olana sorabilirdi. Kendisini ve bu zevk cennetini acaba kim yapmıştı? Neden oraya konulmuştu? Şimdi neler yapmalıydı? Hayatının belirli bir amacı var mıydı? İlk insana Adem’e, bir babanın özeni ve ilgisi gösterildi, çünkü sorularına, merak dolu zihnini tatmin edecek şekilde cevap verildi. Kendisini Yaratan, yani ona Hayat Veren, semavi Babası için, yarattığı insanın konuşmaya başlaması ve ilk sözlerini söylemesi ne kadar büyük sevinç vermiş olmalı! Oğlunun Kendisiyle konuştuğunu duymak, semavi Babasını çok mutlu etmiş olmalıydı! Herhalde, ilk sorusu doğal olarak şöyle olabilirdi: “Nasıl var oldum?” Semavi Babası seve seve buna cevap verdi ve böylece ilk insanı Oğlu olarak kabul etti. İnsan, “Allah oğlu” idi. (Luka 3:38) Zaten gerisini biliyorsunuz. İnsanoğlunun günah işlemesi sonucu düşüşü…

    Tanrı’bın amacı neydi??

    Parkta yürümekten veya güzel kokulu çiçeklerle dolu kırlarda gezinmekten neden hoşlanırsınız? Güzel bir göl veya zirveleri bulutlara gömülmüş yüksek dağlar gördüğünüzde neden kendinizi mutlu hissedersiniz? Ağaçların tepelerinde neşeyle ötüşen kuşları neden durup dinlersiniz? Sıçrayan zarif bir geyiği veya çayırda otlayan bir koyun sürüsünü izlemek neden çok güzeldir?

    Tüm bu soruların tek bir cevabı var. Biz Cennette yaşamak için yaratıldık! İlk ana babamız Âdem ile Havva’nın yaşamı bir cennette başladı. Cennette yaşama arzumuzu biz onlardan, onlar da Yaratıcıları Tanrı’dan aldılar.Tanrı biz insanları böylesine harika bir yeryüzünden zevk almak için gereken özelliklerle yarattığından, Cennette mutlu olacağımızı biliyordu.

    Tanrı dünyamızı neden yarattı?

    İnsanlar ‘üzerinde otursun diye ona şekil verdi’ (İşaya 45:18). ‘Yeri yaratan’, Âdem ile Havva’ya güzel bir ev olarak Aden bahçesini verdi (Yeremya 10:12; Tekvin 2:7-9, 15, 21,*22). O bahçenin ırmakları, çiçekleri, ağaçları ilk ana babamıza ne kadar zevk vermiş olmalı! Gökyüzünde zarif kuşlar süzülüyordu ve etrafta çeşit çeşit hayvanlar dolaşıyordu; onların hiçbiri insanlar için tehlikeli değildi. Dünyanın temiz, berrak suları balıklar ve başka hayvanlarla doluydu. Her şeyden önemlisi de, Âdem ve Havva beraberdi. Çocuk sahibi olabilirler ve büyüyen aileleriyle beraber Cennet evlerini sevinç içinde genişletebilirlerdi.

    Dünyamız bugün cennet olmasa da mutlu bir ailenin harika evine benzetilebilir. Tanrı’nın verdiği küresel evimizde ihtiyacımız olan her şey, yani ışık, ısı, su ve yiyecek var. Güneşin ışık ve ısısına, geceleri ayın loş aydınlığına ne kadar minnettar olsak azdır! (Yar.1:14-18). Dünyanın mahzeninde, ısınmak için kullanabileceğimiz kömür ve petrol gibi yakıtlar var. Dünyamızın ırmak, göl ve deniz sistemi ve su çevrimi sayesinde suyumuz var. Ayrıca yeryüzü yemyeşil çimenlerden bir halıyla kaplı.

    Nasıl evlerde yiyecek depolanırsa, dünyamızın kilerinde de bol bol yiyecek var. Tanrı tarlalardaki ürünler ve bahçelerdeki meyvelerle ‘bereketli mevsimler verir ve bizi bol bol doyurarak yüreklerimizi sevinçle doldurur’

    (Elçiler 14:16,*17).

6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.