• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23657
    Evangelist
    Anahtar yönetici

    Paydaşlık’ (ortaklık) ve ‘duygu birliği’ olarak tercüme edilen Yunanca sözcükler, temel olarak ortak bir şeye, müşterek birliğe, sahip olma durumunu ifade eder. ‘Duygu birliği’, ‘paylaşmak’ sözcüğü ile ilişkilidir. Tanrı’nın yollarını bilme ve uygulama nedeniyle, Tanrı’yla ve ‘Mesih’te’ olma aracılığı ile aynısını yapan tüm diğerleriyle paydaşlığa sahibiz. Diğerleriyle paydaşlığa sahip olmanın getirdiği sorumlulukları savsaklamak kolaydır. “İyilik yapmayı ve paylaşmayı ( yani, paydaşlığı) unutmayın” (Heb. 13:16). Phil. 1:5, bizim “Müjdede paydaşlığımızdan (işbirliğimizden)” söz eder; bu nedenle, paydaşlığımızın temeli gerçek İncil’den oluşan öğretilerdir. Bu nedenle gerçek inançlılar tarafından sahip olunan paydaşlık, herhangi bir örgüt ya da topluluk içinde olandan çok daha büyüktür. Bu paydaşlıktan dolayı onlar birbirleriyle olmak ve ücra köşelerdeki inançlıları ziyaret etmek için uzun mesafelere seyahat ederler; ve mümkün olan yerde posta ve telefon kullanmalıdırlar. Pavlus, “Ruhun paydaşlığından” (Phil. 2:1) söz eder; ki bu, Tanrı’nın Ruhunda/Sözünde açıklandığı gibi, Tanrı’nın Ruhunun/ belleğinin bizim ortak yandaş grubumuz çevresine dayanan paydaşlıktır.

    Paydaşlığımızın en harika anlatımlarından biri, beraberce ekmek bölme ayininin yerine getirilmesi aracılığı ile olur. İlk inançlılar, “elçilerin öğretisinde ve ekmek bölmede ve de duada paydaşlığı sebatla sürdürdüler…yürekten sevinç ve sadelikle… ekmek bölüyorlardı” (Acts 2: 42,46). Umudumuzun merkez eksenini temsil eden, beraberce paylaştığımız simgeler, “yürekten sadelikle” bizi birbirimize bağlamalıdır. “Tanrı’ya şükrettiğimiz şükran kâsesiyle, Mesih’in kanına paydaş olmuyor muyuz? Bölüp yediğimiz ekmekle, Mesih’in bedenine paydaş olmuyor muyuz? Biz de çok olduğumuz halde tek bir ekmeğiz ve tek bir bedeniz. Çünkü hepimiz o tek ekmeğin (yani, Mesih’i) paydaşlarıyız (1 Cor. 10: 16,17).

    Bu nedenle bizler, Mesih’in kurban edilişinin simgelerini, “o tek ekmeğin paydaşları” olan, onun işleyişinden fayda sağlayan herkes ile paylaşmak için bir yükümlülüğe sahibiz. Sadece, gerçeği öğrendikten sonra Mesihte gereği gibi vaftiz olmuş olanlar bu konumdadır; ve bundan ayrı olan herhangi biriyle onları paylaşmak, simgelerle ilgili anlamsız bir iştir.

    Yuhanna, sonsuz yaşamın Müjdesini diğerleriyle nasıl paylaştığını anımsar: “Ki sizin de bizimle paydaşlığınız olsun: ve aslında bizim paydaşlığımız Baba’yla ve O’nun oğlu İsa Mesih’ledir (1 Jn. 2,3). Bu, paydaşlığın gerçek Müjdenin ortak bir anlayışı üzerine dayandığını göstermektedir; ki bu bize, hem diğer gerçek inançlılarla ve hem de Tanrı ve İsa ile kişisel bir düzeyde paydaşlık getirir. Müjdeyi yaşantılarımıza ne kadar fazla uygularsak, günahkâr eğilimlerimizin üstesinden gelerek Tanrı’nın sözüyle ilgili anlayışımızda ne kadar daha derine ilerlersek, Tanrı ve Mesih’le olan paydaşlığımız o kadar derin olur.

    Tanrı, Mesih ve diğer inançlılarla olan paydaşlığımız, sadece; ‘tek iman’ı oluşturan öğretisel gerçekler hakkında bizim ortak uzlaşmamıza bağlı değildir. Yaşam tarzımız, onlarda ifade edilen ilkelere uygun olmalıdır. “Tanrı ışıktır ve onda hiç karanlık yoktur. Eğer onunla paydaşlığımız var der ve karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş ve gerçeğe uymamış oluruz. Ama O ışıkta olduğu gibi, eğer biz de ışıkta yürürsek, birbirimizle paydaşlığımız olur; ve O’nun Oğlu İsa Mesih’in kanı, bizi her günahtan arındırır” (1 Jn. 1: 5-7).

    ‘Karanlıkta yürümek’, Tanrı’nın Sözünün ışığı ile açıkça ve sürekli olarak karşıt olan bir yaşam tarzını ifade etmelidir (Ps. 119:105 ; Prov. 4:18). Bu, bizlerin arada sırada olan zayıflıklarımızı ifade etmez; çünkü takip eden ayet şu şekilde devam eder: “Günahımız yok dersek, kendimizi aldatırız ve bizde gerçek (yani, Tanrı’nın sözü- Jn. 17:17 ; 3:21 ; Eph. 5:13) olmaz” (1 Jn. 1:8).

    Buradan, açıktır olmalıdır ki, paydaşlık; bir inançlı, İncil’in şu net öğretisine açıkça karşı olan diğer öğretilere inanmaya ya da öyle bir yaşam tarzı sürdürmeye başlarsa, kesintiye uğrar: “Karanlığın semeresiz işlerine paydaş olmayın; tersine onlara karşı çıkın” (Eph. 5:11). Onları tekrar geri kazanmak için, iyi çobanın kaybolan koyunu araması (Lk. 15: 1-7) örneğinde olduğu gibi, her çaba gösterilmelidir. Eğer kız kardeş ya da erkek kardeş yanlış öğretide ya da fena halde uygunsuz davranışta ısrar ederse, mevcut olan paydaşlığa ara vermeyi resmileştirmeye gerek vardır (Mt. 18: 15-17). Uygulamada bu, bir topluluğun sorumlu üyeleriyle karşılıklı görüşme ve bir Mesih’te Kardeşler dergisinde olayın duyurusu yoluyla yapılır. Yine de, sadece yanlış öğretiye inanma ya da ruhsal (manevi) olmayan bir yaşam tarzında ısrarcı olma belirgin olaylarında eyleme geçirilen bu süreç, aşırı şiddette vurgulanamaz. Kişi emin olmalıdır ki, aramızda, İncil’in temel öğretilerinden öylesine küçük yaygın sapmalar olsa bile, onlar paydaşlığın kopmasını gerekli kılar.

    Paydaşlığa ilişkin en açık bölümlerden biri 2 Cor. 6: 14-18’de bulunur: “İnançsızlarla eşit olmayan biçimde (aynı) boyunduruğa girmeyin: çünkü doğrulukla doğru olmamanın ne paydaşlığı ve ışıkla karanlığın ne birliği olabilir?…Tanrı şöyle diyor: ‘ Bunun için, onların (inançsızların) arasından çıkın ve ayrılın’…’ve ben sizi (evime) kabul edeceğim ve size bir Baba olacağım; ve siz de oğullarım ve kızlarım olacaksınız’ diyor Her Şeye Kadir Efendimiz Tanrı”.

    Biz, Tanrı’nın Sözü’nün nasıl ışık olduğunu gösterdik. Bu ayetler, bizim neden yanlış doktrinler öğreten kiliselerle paydaş olmamamız gerektiğini; neden Gerçeği bilmeyen kişilerle evlenmememiz gerektiğini ve dünyanın yollarından kaçınmamız gerektiğini açıklamaktadır. Dünyadan ayrılmamız sayesinde, dünya ölçeğinde bu aynı ilişkiye sahip diğerleriyle -bizim erkek kardeşlerimiz ve kız kardeşlerimiz – bir ailenin parçası olarak, Tanrı’nın tam kendi oğulları ve kızları olmanın nefes kesen onuruna sahibiz. Tek umuda, tek Tanrı’ya, tek vaftizime ve ‘tek iman’a , yani tek imanı oluşturan tek gerçek öğretiler seti’ne (Eph. 4:4-6) dayanan sadece ‘tek beden’, yani tek gerçek kilise vardır (Eph. 1:23). Hem bu ‘tek beden’in parçası olmak ve hem de diğer gerçek imana inanmayan dini örgütlerle paydaş olmak mümkün değildir. Işığın karanlıkla hiç bir paydaşlığa sahip olmadığı dikkate alındığında, eğer biz karanlıkla paydaş olmayı seçersek, kendimizi karanlıkta olarak ilan ederiz. Kutsal Yazıda açıklanmış olan tüm öğretisel gerçek sisteminin değerini içtenlikle bilirsek, Hıristiyanlık adı ile yanlış öğretiye inanan kişilerin, Tanrı ile ateistlerden daha fazla paydaşlığa sahip olmadıklarını göreceğiz.

    Eğer bu çalışmaları dikkatle takip etmişseniz, Tanrı’yla ilişkilerimizde yarım-yamalak bir durum olamadığı şimdiye kadar besbelli olacaktır. Bizler ya vaftizim aracılığı ile onda, Mesihte’yiz ya da onun dışındayız. Bizler ya gerçek öğretiyi kavrayışımız ve ona uygulamadaki itaatimiz nedeniyle ışıktayız ya da karanlıktayız. Kişi her iki karşıt gruba birden ilgi duyamaz.

    Bu şeylere ilişkin bilgimiz, bize Tanrı’ya karşı belli bir düzeyde sorumluluk verir. Şu anda sokakta yürüyen adam değiliz ya da dünyanın alelade kişileri gibi sadece günlük yaşantılarımızla ilgilenemeyiz. Tanrı bizim yanıtımızı şiddetle gözlüyor. Hem o efendimiz İsa ve hem de tüm gerçek inançlılar, sizden doğru kararı vermenizi istiyorlar. Ama Tanrı ve İsa gibi bizler de size – O’nun kendi oğlunu bizim için ölmek üzere verdiği boyuttaki Tanrı’nın olayında bile – yardım etmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. En sonunda sizin kurtuluşunuz, size şu anda sunulmakta olan büyük umudu kavrayıp elde tutmak üzere sizin kendi serbest iradenizle aldığınız karara bağlıdır


    Rab İsa, sana iman ediyorum. Beni korkutan herhangi bir şeyin beni ezmeyip,
    sana itaat etmeme engel olmaması için, imanımda beni destekle! Kilisene eşlik et,
    kilisenle beraber kal, çobanların ve müminlerin imanını güçlendir.
    Senin yardımınla kutsal Adını, duymak istemeyenlere bile duyuracağız!

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.