• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24191
    Anonim
    Pasif

    ÖLÜM NEDİR? :aklikarisik::aklikarisik::aklikarisik:

    ‘Biliyoruz ki, barındığımız bu dünyasal çadır yıkılırsa, göklerde Tanrı`nın bize sağladığı bir konut -elle yapılmamış, sonsuza dek kalacak bir evimiz- vardır.

    Şimdiyse göksel evimizi giyinmeyi özleyerek inliyoruz.

    Onu giyinirsek çıplak kalmayız.

    Dünyasal çadırda yaşayan bizler ağır bir yük altında inliyoruz. Asıl istediğimiz soyunmak değil, giyinmektir. Öyle ki, ölümlü olan, yaşam tarafından yutulsun.

    Bizleri tam bu amaç için hazırlamış ve güvence olarak bize Ruh`u vermiş olan Tanrı`dır.

    Bu nedenle her zaman cesaretimiz vardır. Şunu biliyoruz ki, bu bedende yaşadıkça Rab`den uzaktayız.

    Gözle görülene değil, imana dayanarak yaşarız.

    Cesaretimiz vardır diyorum ve bedenden uzakta, Rab`bin yanında olmayı yeğleriz’ (2.Korintliler 5:1-8).

    ‘Günah bir insan aracılığıyla, ölüm de günah aracılığıyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi.

    Kutsal Yasa`dan önce de dünyada günah vardı; ama yasa olmayınca günahın hesabı tutulmaz.

    Oysa ölüm Adem`den Musa`ya dek, gelecek Kişi`nin örneği olan Adem`in suçuna benzer bir günah işlememiş olanlar üzerinde de egemendi.

    Ne var ki, Tanrı`nın armağanı Adem`in suçu gibi değildir. Çünkü bir kişinin suçu yüzünden birçokları öldüyse, Tanrı`nın lütfu ve bir tek adamın, yani İsa Mesih`in lütfuyla verilen bağış birçokları yararına daha da çoğaldı.

    Tanrı`nın bağışı o tek adamın günahının sonucu gibi değildir. Tek suçtan sonra verilen yargı mahkûmiyet getirdi; oysa birçok suçtan sonra verilen armağan aklanmayı sağladı.

    Çünkü ölüm bir tek adamın suçu yüzünden o tek adam aracılığıyla egemenlik sürdüyse, Tanrı`nın bol lütfunu ve aklanma bağışını alanların bir tek adam, yani İsa Mesih sayesinde yaşamda egemenlik sürecekleri çok daha kesindir’ (Romalılar 5:12-17).

    Kesin olan bir şey var: Hepimiz birgün öleceğiz. Ne olursa olsun ölümden kaçamayız. Elli ya da altmış yıl içinde, şu anda yaşayanların çoğu ölecek ve yeryüzü yepyeni bir kuşakla dolacak. Buna rağmen ölüm, bizim için soyut bir şeydir, anlamını tam olarak kavrayamamışızdır. Yavaş yavaş, gün ve gün ölüm bize yaklaşır. Bazen hiç beklemediğimiz bir anda kapımızı çalar. Ölümden kaçınılmaz. Bu nedenle ölüm hakkında birlikte düşünmemiz ve konuşmamız iyi olacaktır.

    Kutsal Yazı hem bedensel hem de ruhsal ölümden söz ediyor. Ruhsal ölüm Tanrı’dan kopmak demektir. Yeryüzünde de Tanrı’dan ayrı yaşayabiliriz, öbür dünyada da. İsa bir noktada şöyle diyor: ‘Sen beni izle, bırak ölüler kendi ölülerini gömsünler’. İsa’nın söz ettiği bu insanlar bedensel yönden diri, ama ruhsal yönden ölüydüler. Pavlus da Mesih’siz insanları günahtan ötürü ‘ölü’ olarak tanımlıyor.

    Korintliler bölümünden aldığımız metin, bedensel ölümle ne denilmek istendiğini açıkça tanımlamaktadır. Öldüğümüz zaman bu bedeni bırakıp Rab’le beraber oluyoruz. Dolayısıyla, kişiliğimizle (canımız ve ruhumuz) bedenimiz arasında bir ayırım vardır. Can, içsel bedeni terk etmektedir. Pavlus, bedeni yıkılan bir çadıra benzetiyor. Yakup da, ruhsuz bedenin ölü olduğunu yazıyor.

    O halde, bu dünyasal çadırı terk ettiğimizde yeryüzündeki yaşamdan göklerdeki yaşama yükselmiş oluyoruz. Gözle görülen dünyayı bırakıp gözle görülmeyen dünyaya kavuşuyoruz. Ölüm kişiliğimizi bırakmak anlamında değildir; yok oluştan çok, ayrılmaktır. Amerikalı teolog Berkhof şöyle diyor: ‘Ölüm varlığın son bulması değil, yaşamın doğal bağlarından kopmasıdır. Yaşam ve ölüm, var oluş ve yok oluş gibi birbirine karşı iki kutup değildir. Bunlar, varoluşun farklı biçimleridir.

    Başka bir deyişle ölüm varoluşun yıkılması ya da son bulması değil, yaşamın diğer yanda devam etmesidir. Ölüm sonsuz yaşama, Mesih’in huzurundaki yaşama açılan kapı gibidir.

    Romalılar bölümünde aldığımız metinde Pavlus, bize ölümün nedenini açıklıyor. Adem’in söz dinlemezliği yüzünden dünyaya ölüm girmiştir. Ölüm günahın dolaysız sonucudur. Kutsal Kitap’ta bu iki kavram birbirine bağlıdır. Kök günah, meyve ölümdür.

    Pavlus Adem’i yalnızca ilk insan ya da birey olarak görmüyor. Adem adının İbranicesi onun Tanrı’nın önündeki kimliğini ortaya koyuyor: ‘İnsanlık’. Pavlus’a göre insanlığın tümü Adem’de saklıydı. Bu anlamda, insanlık Adem’de (günah nedeniyle) Tanrı’dan koptu. Adem’in günaha düşmesiyle, onun bütün soyu ölümün egemenliği altına girdi.

    Yahudi düşüncesinde birey kendisini tek başına görmez; toplumun (ailenin ya da ulusun) bir parçasıdır. Bunu tanımlamak için ‘biz-kültürü’ terimini kullanabiliriz. Barclay şöyle yazıyor: ‘Ulus, ayrı ayrı bireylerin topluluğu olarak değil, tek bir kitle olarak değerlendirilirdi. Birey ne yapıyorsa, ulus da onu yapıyordu. Akan’ın günahı ortaya çıktığı zaman yalnız kendisi değil, bütün ailesi de öldürüldü. Akan, kendisinden sorumlu tek bir birey olarak değil, kendisinin de parçası olduğu bir halk kitlesi olarak görülüyordu.

    Aynı şekilde, Adem’in günahına da insanlığın tümü katılmıştır. Sonuç olarak ölüm bütün insanlık üzerinde egemenlik sürmüştür. Musa’nın yasası günahın açıkça tanımlanmasını sağlamıştır. Ancak insanlığın konumu değişmemiştir. Asıl değişim, Mesih’in gelişiyle gerçekleşmiştir. Pavlus Mesih’i, ilk Adem’in karşısına, ‘son Adem’ olarak koyuyor. Bizi günahtan ve ölümden sadece İsa’nın kurtarabileceğini açıklıyor. Ölüm halen varolmaktadır, ama üzerimizde egemen değildir. Romalılar bölümünden aldığımız metin bunu vaat ediyor.

    Artık ölüm yerine lütfun egemenliğinde yaşıyoruz. Kendimizi günah ve ölümden kurtaramıyorduk. Günahı ve ölümü alt etme gücüne sahip olan tek varlık Tanrı’dır. İsa Mesih mahvolmuş insanlığı kurtarmaya gelmiştir. Umudumuzu göklerde tutmaya davet ediliyoruz. Şu anda Mesih’te yaşıyoruz ve O’nunla Kutsal Ruh aracılığıyla iletişim kuruyoruz. Gelecekte ise Mesih’le beraber olacağız. Pavlus’un sözleri umut ve arzuyu (biliyoruz ki…) ifade etmektedir. Bedensel ölüm artık ciddi bir tehdit değil, Tanrı’nın göksel evinde daha iyi bir yaşama açılan kapıdır. En azından Pavlus ölümü böyle algılıyor.

    Bu algılama belli bir denge kurmamızı sağlıyor. Yeryüzünde yaşamalı ve bundan zevk almalıyız. Ancak ölüm, bize bunun daha ilerisi olduğunu gösteriyor. Gözlerimizi, geleceğimiz olan İsa’ya çevirmemize yardımcı oluyor. Kutsal Yazılar biz imanlılar için sebebsiz yere ‘yabancılar ve garipler’ demiyor. Sağlıklı bir denge kurmak için bir şekilde bu gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor.

    Aynı zamanda günahın sonuçlarıyla savaşmaya devam ediyoruz. Günah ve söz dinlemezlik yüzünden zamanından önce ölebiliriz. Pavlus, Rab’bin sofrasıyla ilgili bu uyarıyı yapıyor. Hananya ve Safira’nın aldanışı da başka bir örnektir. Doğru bir imana sahip olsalardı ölmeyeceklerdi. Günaha sırtımızı dönersek Tanrı bizi koruyacaktır.

    (Sjoerd & Gerdien Poorta’nın ‘Büyük Serüven’ adlı kitabından alınmıştır.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.