ANASAYFA Forum DİNLER, MEZHEPLER, İNANÇLAR… Bilim Neden Eksik Halkalar Hala Kayıp?

  • Bu konu 4 izleyen ve 4 yanıt içeriyor.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23987
    klaus
    Anahtar yönetici

    Charles Darwin, evrim teorisinde hatalı mıdır? Siyasi içerikli eşyalar satan bir dükkanda, “Ronald Reagan eksik halkadır” yazılı bir tişört görmüştüm. Aslında bu yalnızca bilim adamlarının anlayabileceği bir şakadır, Darwin'den bu yana bir buçuk asır geçmiştir, Darwin'in evrim teorisindeki fosillere dayandırılarak ortaya atılan evrim zincirinin bir çok halkasını doğrulayacak fosillere hala ulaşılamamıştır, iddia edilen halkalar eksiktir.

    Neden Eksik Halkalar Hala Kayıp?

    Charles Darwin, evrim teorisinde hatalı mıdır?

    Siyasi içerikli eşyalar satan bir dükkanda, “Ronald Reagan eksik halkadır” yazılı bir tişört görmüştüm. Aslında bu yalnızca bilim adamlarının anlayabileceği bir şakadır, Darwin'den bu yana bir buçuk asır geçmiştir, Darwin'in evrim teorisindeki fosillere dayandırılarak ortaya atılan evrim zincirinin bir çok halkasını doğrulayacak fosillere hala ulaşılamamıştır, iddia edilen halkalar eksiktir.

    Günümüzde ise biyolog Jeffrey Schwartz yaşamın nasıl geliştiğine dair yeni açıklamalar aramaktadır.

    Darwinci teorinin standart yorumuna göre yeni türler, küçük mutasyonların aşamalı bir şekilde gelişmesiyle ortaya çıkar. Teori, doğadaki fosillerin, yüz binlerce yıl sürmüş olan bu geçişin aşama aşama halkalarını ortaya çıkaracağını ön görür.

    Ancak şu ana kadar ele geçen fosiller bu teoriyi destekleyememiştir. Fosillerin bu teoriyi ispatlamak yerine neredeyse bir gecede ortaya çıkan yeni türleri ortaya koyduğu görülmüştür. Schwartz'ın ifade ettiği gibi, yüzgeçler aniden bacaklara dönüşmüş, arada olması gereken mutasyona dair her hangi bir delile ya da fosile rastlanmamıştır. Benzer şekilde, “tüylerin aşamalı gelişimine rastlanmamıştır. Elimizdeki fosillerde ya tüyler vardır ya da tüyler yoktur” demiştir.

    Gözler bile birden bire ortaya çıkmıştır. Schwartz, Darwinci teori'nin şu iddiasını çürütmüştür: “Gözün evrimi sayısız nesil ile, yavaş yavaş, küçücük ve özenli mutasyonlar ile gerçekleşmiştir.”

    Schwartz'ın yeni kitabını Aniden Ortaya Çıkan Orijinler olarak adlandırmasına ve bilim çevreleri tarafından taşa tutulmasına şaşırmamak gerekir. Darwin'den günümüze kadar yaşamış olan birçok biyolog, evrimi ispatlayacak olan eksik fosil halkalarının ortaya çıkmasını ümit etmişlerdir. Ama Schwartz, bu eksik halkaların asla doldurulmayacağını çünkü bu halkaların asla var olmadıklarını ifade etmektedir. Schwartz, biyologları bu aniden ortaya çıkan orijinleri açıklayan yeni teoriler üretmeye mecbur bırakmıştır.

    Schwartz bu teoriyi kendisinin bulduğunu düşünmektedir; teorisine göre “homeobox” isimli genler, embriyoların gelişmesi esnasında etki gösterip veya göstermeyerek, değişimlere sebep olmaktadır. Teoriye göre, homeobox genlerinin geçireceği küçük bir mutasyonun, organizmanın büyümesi ile büyük etkiler yaratacağıdır.

    Ama çoğu biyologlar Schwartz'ın teorisini akla yatkın bulmazlar. Biyolog William McGinniş “Bir hayli uçarı bir hipotez” olarak nitelendirmiştir. McGinnis sözlerine şöyle devam eder: “Homeobox genlerinde gerçekleşen bir mutasyon, yaratıklarda şiddetli şekilde farklı formlar oluşturduğu için bu yaratıklar ya ölür ya çok hastalanır ya da sakat kalır.”

    Gördüğünüz gibi, mutasyonlar ile yeni bir türün ortaya çıkması için sayısız ancak koordine edilmiş değişimlerin aynı anda gerçekleşmesi gerekir. Aniden akciğerler geliştiren bir balık aynı anda bacaklarda geliştirmelidir yoksa basitçe boğulur. Uzun bir boyun geliştiren bir zürafa aynen yukarıya kanı pompalaması için özel bir kalpte geliştirmelidir.

    Ancak Schwartz'ın natüralistik teorisinde, bütünüyle o değiştirmeleri koordine edecek hiçbir yönlendirici kuvvet yoktur, bundan dolayı yeni yaşamın formları, hayatta kalamamaktadır.

    Schwartz, Darwinism'in başarısızlığına dikkat çekerek bizlere bir iyilik yapmıştır ancak onun evrim teorisininde durumu daha iyi değildir. Yaşayan varlıklar, bilim adamlarının yeni yeni kavramaya başladığı mühendislik ve dizayn unsurları sergilemektedir —- bu unsurlar Tanrısal bir tasarımcıya, İlahi bir mühendise işaret etmektedir.

    Gerçekler ile en iyi uyuşan teori, yaşayan varlıkların muhteşem karmaşıklığının arkasında yer alan akılcı bir neden ile başlayan teoridir.

    Kaynak/Yazar : Charles Colson

    From Breakpoint, 8-5-99, Copyright © 1999, reprinted with permission of Prison Fellowship Ministries, P.O. Box 17500, Washington, D.C., 20041-0500.

    #35958
    Anonim
    Pasif

    Sayın arkadaşlar

    Evrim teorisi mikro mutasyonların birikmesi sonucunda büyük değişimlerin gerçekleştiğini varsayarak canlılarda değişim başkalaşım olduğunu çeşitli metotlarla dile getiriyor.

    Canlılarda değişimler olduğu gözlenen birşey.

    Fakat bir türün başka bir türe evrilmesi, dönüşmesi ??

    Bu soru üzerinde düşünelim. Darwin,‘Türlerin Kökeni’nde eğer küçük değişimlerin birikmesiyle oluşmasının mümkün olmadığı herhangi bir organ gösterilebilirse, teorisinin çökeceğini söylemişti.Halbuki Darwin’e ilk tepki verenlerden biri Huxleydi.Bu tür açıklamalar yapması Darwinin zor durumda kalmasına dolayısıyla evrim teorisine karşı tezleri güçlendirecekti.

    Önemli soru şu ;

    Aşamalı küçük değişimlerin birikimi ile yeni türlerin oluşumunu mümkün müdür?

    A) Evet mümkündür .
    B) Hayır mümkün değildir.

    A şıkını dile getiren zümrenin tezlerini bilimsel zemine oturtabilmesi için araform göstermesi gerekir.Aksi taktirde ifade ettiği bilimsel değil sadece varsayım olacaktır.

    B şıkkını dile getirenlerin yapması gereken bir şey yok aslında.Bu konuda fosilbilimcilerin pekçok araştırması ,yapılan kazıların neticesinde ortaya çıkmıştır.

    İlginç olan nokta da burada yatıyor.Unutmayalım : bilinen fosil türlerinin sayısı yüz binlerle ifade edilmektedir. Karada yaşayan 300 küsür tane omurgalı ailenin 200 küsür adedi bulunmuştur .

    Yapılan araştırmalar gösteriyor ki canlılarda cevresel motifikasyonların etkisiyle bir değişim var , Fakat başka bir türe dönüşüm temelinde dikkate değer bir KANIT YOK.

    Türlerin yavaş değişimlerle oluştuğunu savunan yaygın evrim kuramının anlayışına, aslında en çok sorun çıkaran alanlardan biri fosilbilimdir. Fosilbilimcilerin ortaya koyduğu deliller yok mudur ?

    Elbette vardır.

    Fakat bu cevresel modifikasyonla ilgilidir.Doğal seleksiyonun bir türün oluşumunda doğrudan etkisi olması beklenemez.Cevre canlıya doğrudan yada dolaylı olarak etki edebilir fakat değişim tür içindeki sınırlı değişiklikleri kapsayacaktır.

    Zaten bugün milyonlarca fosil incelendiğinde pek çok canlının stabil, sabit kaldığı görülür. Bir canlı, milyonlarca yıl içerisinde neredeyse hiç değişmiyorsa bu evrim kuramı açısından bir sorundur.

    Fakat bunun aksini gösteren canlı türleri de vardır.yani kesin bir şey söylemek de uygun yanasım değildir.Alt katmanlardan üst katmanlara doğru gidildikçe aşamalı olarak değişiklik gösteren canlı türleri büyük bir soru işareti oluşturmaktadır.

    Siz ne dersiniz ?

    Saygılarımla

    #35963
    Anonim
    Pasif

    Bu evrim teorisinde zaten… sorun olarak ilk dikkati çeken, değişimin ara halkalarının sürüyle olması gerekirken hiç birine rastlanmıyor olmasıdır.

    Evrim teorisi taraftarları bu soruna çözüm olarak evrimin zaman sürecinin bazı noktalarında hızlandığı şeklinde tezler ortaya atmışlardır ama… bu tür tezler de hiç inandırıcı değil… nice başka sorular doğuruyor.

    Tüm bunlar bazı antropomorfiye (Tanrı’ya insan şekli ve nitelikleri atfeden yaklaşım) kaçan dini izahları da doğruluyor anlamına gelmez elbet ama… ‘bilimsellik’ tabusu ile ”kutsanıp” dokunulmazlık platformlarına yerleştirilmiş tezlerin de ne kadar kırılgan olduğuna ciddi mi ciddi bir işaret.

    #35964
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Dilbera-Dersimi,

    Bu konudaki son cümleniz şöyle idi:

    “Alt katmanlardan üst katmanlara doğru gidildikçe aşamalı olarak değişiklik gösteren canlı türleri büyük bir soru işareti oluşturmaktadır.”

    Belki bir katkı olur diye, BBC TV’de gördüğüm bir tartışma programını aktarmak istiyorum. İki saat kadar süren bir programda, iki tane ateist ‘Evrimci’ profesör, başka iki tane Hristiyan ‘Yaratılışçı’ profesör ile, çok hararetli bir şekilde tartışıyorlardı. Her iki tarafın bilim adamları da, konularında uzman, saygın kişilerdi.

    Bu tartışmadan 6 ay kadar önceki benzer bir programda, karşıt görüşlü iki kişi, biri bilim adamı, diğeri ise bilimden yoksun bir din adamı vardı. Ve bu program beni çok üzmüştü. Çünkü din adamı, en basit bilimsel sorulara bile cevap veremiyor, sadece “Tanrı vardır” demekle yetiniyordu. Hristiyanlık ve Kutsal Kitap öğretisi sıfırla çarpılmış ve resmen alay edilmişti.

    Gelelim bu yeni programa. Hristiyanların itirazları dolayısıyle ve BBC’nin bilerek isteyerek, Hristiyanlığı küçük düşürmek için yaptırdığı birinci programın rövanşı idi. Her iki taraf da inançlarını gayet hararetli bir şekilde tartışıyorlardı. İnanç diyorum, çünkü bence ‘Evrim Teorisi’ de, hiçbir bilimsel kanıtı olmayan, Tanrı düşmanlığı içeren bir inançtır.

    Tartışmanın sonlarında, ‘Yaratılışçı’ bilim adamı kükreyerek, “Yeter artık! Yeter insanları kandırdığınız. Dünyada hiçbir örneği yokken, her kitapta, her ansiklopedide, çocukların tüm eğitim kitaplarında, yer katmanlarındaki, gittik sonra gelişmekte olan yaşam türleri ve basit hücresel hayattan (amib), daha karmaşık (Kompleks) hayata geçişi gösteren resimler, çizelgeler ve grafikler yayınladınız. Olay çok basittir. Tanrı yaratmışsa, bütün fosiller, her zaman, her katmanda, karışık olmalıdır. Evrim olmuş ise de, sizin herkese yutturduğunuz gibi, gittik sonra kompleksleşen yaşam türleri üst tabakalarda, basit yaşam türleri ise, daha alt tabakalarda (yani ‘strata’ denilen katmanlarda) olmalıydı. Ama şimdiye kadar, dünyanın hiçbir yerinde, sizin söylediğiniz şekilde ve hatta ona yakın, hiçbir kazıda böyle bir şeye rastlanmadı. Yıllardır arıyorsunuz. Bulmak için, gecenizi gündüzünüzü ve milyonlarca dolarınızı harcıyorsunuz. Ama nafile. Bulamıyacaksınız. Çünkü yoktur. Yalanlarınıza kanıt aradınız. Tanrı düşmanlığınızı haklı çıkartmaya çalıştınız. Ama bütün kanıtlar aleyhinize. Hodri meydan! Çıkın şimdi de deyin bu milyonlarca seyircinin önünde, nerede ve ne zaman, katmanlarda böyle bir değişim görüldü? Haydi açıklayın. Hiçbir deliliniz yok” demişti.

    Ve sonra da, kitaplarda delil olarak gösterilenlerin ne kadar uyduruk olduğunu, asıllarının hiç böyle olmadığını, böyle katmanlara rastlanmadığı gibi, Nebraska Adamı, Pekin Adamı, Piltdown Adamı gibi (maymun atalarımız?), tüm bunların da sahtekarlık olduğu bilindiği halde, okul kitaplarında hala ve bile bile öğretildiğini söyledi. Kendisine, “Şu ana kadar bulunmamışsa, yok farzedemeyiz” gibi çok cılız bir cevap verilmişti.

    Kısacası; hakikat hakikattır. İnanç başka, bilim başka değildir. Ama bazıları, kendi inançlarını, ‘Bilim’ adı altında satmayı deneyebilir (evrim teorisi gibi). Yutmayı arzulayan, veya işine geldiği için kabul eden kişiler olabilir. Ama bu ne hakikattir, ne de bilimdir. Tarafsız bilim, her zaman Kutsal Kitab’ı inanılmaz bir şekilde doğrulamıştır. Kutsal Kitap’ta bir tek bilimsel, tarihsel, coğrafî veya herhangi bir hata yoktur.

    Ama Tanrı, kendisinin varlığını asla ispatlamaya çaşlışmamıştır. Çünkü, her insanın yüreğine, yani vijdanına, bu bilgiyi kendisi koymuştur. Onun için, “Hiçbir mazaretleri yoktur” diyor. Sana, bana, iki göz, iki kulak verdiği gibi, Tanrı’nın varlığı bilgisini de ruhumuza koymuştur. Aklımızla bunu ne kadar inkâr etsek de, vijdanımız bu yalana şahit olmayı reddeder. Yargı günü, “Ben ateisttim” mazareti geçerli olmayacaktır.

    Sevgiler.

    #36011
    Anonim
    Pasif

    Paylaştığınız için teşekkür ederim .İlginç bir dialoga benziyor.Aslında Türk medyasında da kimi zaman benzer durumlarla karşılaşıyoruz.

    Evrim Kuramını destekleyen Bilim insanlarıyla hem bilim adamı hem inançlı kesimin de görüşlerini dile getirdiği programlar içeriği ve yönelttiği sorular sebebiyle hayli dikkat çekicidir.

    Fakat burada evrim var mı yok mu yargısında bulunmadan önce evrimin ne olduğu ,bilimsel ölçütle yada yöntemle ifade edilip edilemeyeceği ortaya koyulmalıdır.

    Canlılarda çeşitli değişimler olduğu gözlenebilmekteyse de bir türün başka bir türe evrildiği kesin değildir.Daha doğrusu bu varsamları içeren bir söylemdir.

    Türlerde değişim var mıdır yok mudur ?

    Bu sorunun cevabı gözlem temelinde tabiki “evet”tir.Zaten aynı türün içerisinde çok çeşitli grupların olması bunun kanıtıdır.Fakat bu sınırlı bir evrilme midir ?

    Bunun sınırları nelerdir sorusu irdelenirse ben ve başkaları da faydalanacaktır.

    Saygılarımla

5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.