ANASAYFA Forum DİNLER, MEZHEPLER, İNANÇLAR… Bilim Mühendis Hayvanlar

  • Bu konu 1 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27377
    Anonim
    Pasif

    Mühendis Hayvanlar

    “Yeryüzünde hastalıklarımızı iyileştirmiş, gökdelenlerimizi inşa etmiş ve savaşlarımızı kazanmış yaratıklar var. Onlar, henüz biz olmadan bu şeyleri yapmaktaydılar.”

    Bu sözler yakın tarihli Science Digest adlı dergide yazılmıştır. Bu usta mühendisler acaba kimlerdir? “Bunlar, gezegenimizde hayatın bir parçası olan ağaçlar, böcekler, balıklar ve mütevazı orman otlarıdır” diyor aynı dergi.

    Sonradan insan tarafından icat edilen, hayvan “mühendisler”in marifetlerinden birkaçı şunlardır:

    İnsan mühendislerden önce, kunduzlar, su yollarında bentler yaparak su ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çevreyi değiştirdiler. Ve insanlar, kanal yapmadan önce kunduzlar bunun benzerini yaptılar. Nasıl? Büyük ağaçları devrildiği yerden, bende taşımak için karada bazen 300 metre uzunluğunda kanal kazıp, nehrin suyunu ta ağaca kadar getirdiler. Sonra bu ağaçları istedikleri yere kadar su arkında yüzdürdüler.

    Şili’deki bir deniz salyangozu, kaldıracı “icat” etmiştir. Katı kabuğunun alt kenarında iki tane kuvvetli, dışa çıkık dişi var. Kayalara yapışmış olan küçük bir yumuşakçayı yerinden sökmek ve onu yemek için bu dişlerini kullanır. Nasıl mı? Dişlerini kurbanının kabuğunun altına sokar. Sonra ayağını içeri çekerek, manivelanın çalıştığı aynı yöntemle kurbanını yerinden söker.

    Modern uzay roketleri ve uzay silahlarında, kimyasal roket-hareketlendirme sistemleri kullanılıyor.Fakat bir bombardıman böceği, korunmak için buna benzer bir sistemi çok önceden kullanmaktaydı. Bu böceğin bezleri iki hidrokinon bileşimi ile hidrojen peroksitten oluşan bir karışım yapar. Bu maddeler supap görevini gören kaslar tarafından ayrı odalarda depolanır. Böcek korktuğu zaman, bu supaplar açılır ve içindekiler, kalın duvarlı bir reaksiyon bölmesine akar. Aynı zamanda patlayıcı bir reaksiyona neden olan bir enzim de eklenir ve oksijen salıverilir. Basıncı artan gaz, yakıcı bileşimi reaktörden çıkmağa zorlar ve bileşimi saldırgana fışkırtır.

    Denizciler, düğüm atmayı ve dokumacılar ipliği dokumayı öğrenmeden önce, bir kuş, yapraklarından lifleri çıkararak, düğümleyerek ve sararak dokuyor, böylece yuvasına asılı duruma getiriyordu.

    Kentlerin planlarını yapanlar da toplu konut şekillerinin, hususi evlerden daha ekonomik ve toplumsal yararlı olduğu fikrindedirler. Dokumacı kuşların bazı cinsleri, bunu daha önce fark ettiler. Beraberce çalışarak bir ağacın kuvvetli dallarından birinin üzerinde otlardan oluşan bir dam örtüsü yaptıktan sonra, bu damın altına yuvalarını astılar. Bir damın altında, yüz kadar yuva bulunabilir.

    Son olarak dilin ne kadar yararlı olabileceğini hiç düşündünüz mü? Yumuşakçalardan birçoğunun, tahta törpülemek için kullandığımız törpüye benzeyen dilleri var. Büyük parçaları ufalayıp yemek için dillerini kullanırlar. Ağaçkakan kuşunun dili de bir zıpkın veya balık oltasına benzer. Nasırlaşmış dilinde sivri dikenler vardır ve bunlarla ağacın çatlaklarında saklanan böcekleri çıkarır.

    Doğanın mühendislerinin aletleri ne kadar serttir? Kayalara yapışan yosunları yiyen bir deniz salyangozunu düşünün. Dilinin üstünde, neredeyse kuvars kadar sert bir demir oksidi olan magnetit tabakası bulunur. Böylece Science Digest dergisinin dediği gibi: “Kullandığımız sert çelikten pek geride kalmayan maddeleri doğa da kullanıyor.”

    saygılarımla

    #36626
    Anonim
    Pasif

    Minicik Hücreler – Mantar! Ondan ne öğrenebiliriz?

    İngiltere’de Robert Hooke 1660�larda bir parça mantarı özel olarak yaptığı bir mikroskobun altına koyduğu zaman, bilim ileriye doğru büyük bir adım atmış oldu. Aldığı örneğin tek parça olmayıp, çok sayıdaki hava dolu minicik birimden oluştuğunu buldu. Onlara kendi dilinde �küçük oda� anlamına gelen Latince cella�dan �cells� (hücreler) adını verdi.

    cork-anatomy.jpg

    Mantar hücreleri gerçekten çok küçüktür. Doğal veya yapay olsun, hücreden oluşan hiçbir madde birim hacimde mantar kadar çok hücre sayısına sahip değildir. Ortalama olarak her milimetre küpte tahminen 20.000 tane bulunmaktadır! Öylesine küçüktürler ki, olağan bir mikroskopla hücrenin detaylı yapısını görmek imkânsızdır. İngiltere�nin Cambridge ve İsveç�in Lulea Üniversitelerinden araştırmacılar elektron mikroskopları kullanarak mantar hücresinin karmaşık yapısını ortaya çıkardılar. Bir akordeon körüğü gibi kıvrımlı, altıgen prizma şeklindeki yapısı, mantara kendi olağandışı ve en faydalı niteliğini kazandırmaktadır.

    Mantar hafif, batmaz, sağlam, dayanıklı ve kalıcıdır. Hem de esneme gücü vardır. Hava, yağ ve su geçirmez. Titreşimleri emer, iyi sürtünme ve ısıyı engelleme niteliği vardır. Kolayca sokulup çıkarılabilen ve iyi kapatan şişe tapaları için en gözde seçenek olduğundan yerini sentetik maddelere bırakmamıştır. Kimyasal kararlılığı ve esnekliği yüzünden şarapları hiçbir yabancı madde katmadan yıllarca muhafaza edebilen mantar, aynı zamanda izolasyon, çeşitli malzemelerin ses geçirmez yapılması, ilan tahtası, conta, ayakkabı tabanları, ayrıca olta ve şamandıra yapımı gibi alanlarda geniş çapta kullanılmaktadır.

    Mantarağacı

    Tüm ağaçların kabuğunda ince bir mantar tabakası bulunurken, dünyada ticari amaçla kullanılan mantarların çoğu Akdeniz bölgesinde�özellikle Portekiz, İspanya ve Cezayir�de yetişen mantarağacından gelmektedir. Mantarağacı yaprağını dökmeyen bir ağaç türüdür. Mantarağacının kabuğu zarar vermeden soyulabilir ve bu sayede yeni bir mantar tabakası bile oluşacaktır!

    Mantarağacının kabuğu genel olarak iki tabakadan oluşur. Ölü hücrelerden ibaret kalın dış tabakası koruyucu bir görev yaparak ağacı sıcaktan, su kaybından ve hasardan korur. İşte, soyma denilen süreçle soyulup alınan tabaka budur. Fakat yaşayan iç tabakasına zarar gelmemesine dikkat edilmeli, yoksa yeni mantar oluşmaz. Soyma işi, ağaç olgunlaşıp dış kabuğu kalınlaştıktan sonra yapılabilir; bunun için genellikle 20 ila 25 yıl kadar bir zaman geçmelidir. Mantar, ağaçtan ayrıldıktan sonra ilk olarak birkaç gün için kurumaya bırakılır. Ondan sonra tanen asidini ve özsuyunu çıkartmak için kaynatılır, Bu işlem aynı zamanda mantarın esnekliğini artırır ve yumuşatır, dolayısıyla nakliyat için düzleştirilip deste halinde toplanması mümkün olur. Bu süreçle kaba dış tabaka da gevşetilir ve kazınır. Ağaç ise, dış kabuğunu yenilemesi için bırakılır ve sekiz on yıl geçtikten sonra yeniden soyulabilir. En kaliteli mantar ikinci soymadan sonra elde edilir; bir ağaç da yüz yıldan fazla bir zaman için verimli olabilir.Mantar üretimi şimdi yılda yarım milyon tonu geçmektedir�bu da hacim olarak 28 milyon ton çeliğe eşittir. Her yıl sadece şarap şişeleri için 20 milyar kadar tapa yapılmaktadır. Mantarın birçok uygulama alanı 2.000 yıldan fazla bir zaman boyunca bilinmektedir. Cambridge Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre: �Bu kadar uzun bir tarihe sahip veya yerini alması tasarlanan insan yapısı malzemelerin rekabetiyle bu kadar iyi baş eden malzeme azdır.� Bunun sırrı nedir?

    Eşsiz yapılmış minicik mantar hücresi�bir yaratılış harikası.

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.