• Dieses Thema hat 1 Teilnehmer und 11 Antworten.
Ansicht von 12 Beiträgen - 1 bis 12 (von insgesamt 12)
  • Autor
    Beiträge
  • #26935
    Armagan
    Verwalter

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]

    1- İsa Mesih Tanrıdır.

    [URL=“http://yahve_agape.sitemynet.com/Tanikliklar/imanumitsevgi.htm“%5D

    [/FONT]

    Josh Mc Dowel


    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]ÖNSÖZ[/FONT]


    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih İnancı’nı ilk inceleyişim, bu inançla alay etmek için bir kitap yazma girişimimle başladı. Bu inancın teolojik bir ideoloji veya teolojik terimlerle ifade edilen felsefi bir önerim olduğunu düşünüyordum. Bana göre Mesih İnancı, kurucusunun öğretişlerine dayanan bir dinden öteye gitmiyordu. Her dinde olduğu gibi, bu dinde de bazı temel dini ilkeler ve insanların ayak uydurmaları gereken standartlar vardı.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Geniş bir araştırmadan sonra, Mesih İnancı’nın insan çabalarıyla Tanrı’ya ulaşılan bir din olmadığının farkına vardım. Belirli bir dini tapınış biçimiyle de Tanrı’ya ulaşılmıyordu. Mesih İnancı, Tanrı’nın Oğlu İsa Mesih aracılığıyla yaşayan Tanrı’yla ilişki içinde olmaktı. Araştırmamın sonucunda bir dinle değil, bir „kişiyle“ karşılaşmıştım! Bu kişi kendisi hakkında olağanüstü iddialarda bulunmasının yanı sıra, „benim yaşamım“ hakkında da oldukça derin iddialarda bulunuyordu. İsa, umduğumdan tamamen farklı çıkmıştı. Diğer dini önderler kendi öğretişlerini öne çıkarırlarken, İsa Kendisini öne çıkarmakta ve aynı zamanda diğer önderler; „Benim öğretişlerime nasıl karşılık veriyorsun?“ diye sorarlarken, İsa; „Benimle olan ilişkin nasıl?“ sorusunu sormaktadır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu araştırmam sırasındaki kişisel bocalamam beni İsa Mesih’in Kendisiyle yüzyüze getirmişti. Fakat İsa gerçekten de olduğunu iddia ettiği kişi miydi?[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Diğer kitaplarda da [Hüküm Gerektiren Kanıt (Evidence That Demands a Verdict), Marangozdan da Öte (More Than a Carpenter), Diriliş Faktörü (The Resurrection Factor)] özetlemiş olduğum, Kutsal Kitaba ve tarihsel kaynaklara dayanan kanıtlar, İsa’nın Tanrı Oğlu olduğuna dair ikna olmamı sağladı.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yukarıda bahsetmiş olduğum kitapları yazmışken, Tanrı’nın beden alıp aramızda yaşamış olduğunu konu alan bir kitap yazma gereksinimi hissettim. Bart Larson ile beraber yapmış olduğumuz bu çalışmayı ve vardığımız sonuçları sizinle paylaşmaktan büyük sevinç duyacağız.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]JOSH McDOWELL[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM BİR[/FONT]


    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Mesih Tanrı’dır [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]is [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Tanrı kimdir?“ ve „Tanrı kendisini nasıl göstermiştir?“ konulu bir panelde farklı inançlara mensup dini uzmanlara bu soru sorulduğunda her uzmandan farklı cevaplar gelecektir. Bazılarının cevabı diğerleriyle çelişecektir. Gerçeğin göreceli (relatif) olmadığı varsayımından yola çıkarsak cevapların hepsinin doğru olamayacağını görürüz. Örneğin, eğer bir kişi „Tanrı kişiseldir“ derken diğeri „Tanrı kişisel değildir“ diyorsa, o zaman mutlaka bir kişi yanılıyordur. Tanrı’nın kim olduğunu kim söyleyebilir? Tanrı’nın kim olduğunu açıklayacak bir kişi varsa o da Tanrı’nın Kendisi’dir. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Öyleyse panel konuşmacılarından birisi kalkıp; „Tanrı’yla ilgili karmaşayı ortadan kaldırmak için, size BENİM Tanrı olduğumu iddia ediyorum! YOL, GERÇEK ve YAŞAM BENİM!“ deseydi ne olurdu?[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu durumun tanımlanması zor değildir. Bu kişi, ya yücelik hayaline kapılmış bir deli, ya hayatının yalanını atan bir yalancı, ya da Tanrı’nın Kendisi’dir. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’nın Kendisi için ileri sürdüğü iddia da bu iddianın aynısıdır. İsa’nın iyi ahlâklı veya iyi bir öğretmen olduğunu söylemek söz konusu bile değildir. İyi ahlâklı bir kişi isteyerek veya istemeyerek yalan söylemez, özellikle de Tanrı olduğunu ileri sürmez.İyi ahlâklı bir kişi kendisini iman ve tapınma aracı yapmaz ve binlerce kişinin kendi adı uğruna, inançları için ölmelerine izin vermez. Aklımızdaki bu düşünceleri göz önünde bulundurarak Tanrı’yla ilgili gerçeği tespit edebileceğimiz bazı yollara bakalım.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı Kendisini Göstermiştir i [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu kitabın yazarları Tanrı’nın kendisini çeşitli yollarla göstermiş olduğuna inanmaktadırlar. Bu yollar Tanrı’nın iki büyük esini olan Kutsal Kitap ve İsa gerçekleri göz önüne alınarak sınanabilir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İlk olarak Kutsal Kitab’ı ele alalım: Diğer kutsal kitaplara nazaran „Kutsal Kitap“ Tanrı’nın Sözü olduğunu açıkça iddia etmektedir. Mesih’in tanrısallığıyla ilgilenenlerin birçoğu Kutsal Kitab’ın Tanrı tarafından esinlenmiş olduğunu kabul ederler. O halde biz de bu tartışmamızda Kutsal Kitab’ın tarihsel olarak güvenilir olduğunu, Tanrı’nın Sözü olduğunu ve Mesih’in Tanrı olup olmadığını anlamamızı sağlayacak bir kitap olduğunu varsayacağız. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu varsayımımızın neden bu kadar önemli olduğunu açıklarken, tarafsız olacağız. Mesih’in tanrısallığını reddeden dini grupların çoğu, Kutsal Kitap’tan bahsederlerken genellikle kendi „kutsal“ yazılarını övüp Kutsal Kitab’ı aşağılamaktadırlar. Bu şekilde davranmakla, tutundukları dal olan İsa’nın öğretişlerinin, ana tarihsel kaynağı Yeni Antlaşma’ya ters düşmüş veya onu reddetmiş olurlar. (Bir kişi İsa’nın öğretişlerine önem vermiyorsa, Mesih İnanlısı olduğunu veya Mesih İnancı’na sempati duyduğunu iddia etmesi boşunadır).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bazıları, Kutsal Kitab’ın esininin günümüzde geçerliliğini yitirmiş olduğunu ileri sürmektedirler, fakat bu iddia da kabul edilebilir bir iddia değildir. Kutsal Kitab’ın değiştirildiği ve aslından taviz verildiği ileri sürülmektedir. Yeni Antlaşma’nın bütün veya parçalar halinde 24600 adet tarihsel kopyası vardır. (Tarihte en iyi korunmuş olan ikinci belge ise 643 kopyası olan, Homeros’un yazdığı İlyada ve Odessa’dır.) Elimizde bulunan Yeni Antlaşma’nın tüm kaynakları yok edilse de İ.S. 325 yılından önce, ilk inanlıların yazılarını bir araya getirerek on bir ayet dışında Yeni Antlaşma’yı yeniden bir araya getirmemiz mümkündür. Mesih İnanlısı olmayan tarihçiler de itiraf etmelidirler ki tüm tarihsel belgelere uygulanan bilimsel ve tarihsel standartlara göre, Yeni Antlaşma’nın doğruluğunun yüzde doksan dokuzu kanıtlanmıştır. Yeni Antlaşma’nın verdiği mesajın doğruluğunu tartışabilirsiniz fakat tarihselliğini asla![/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Kitap, öğretiş konularında tek yetkinin kendisinde olduğunu iddia eder (2. Timoteus 3:16,17). Kutsal Kitab’ın içeriğine ters düşen tüm kitaplar, yazılar veya öğretişler Mesih İnanlılarınca reddedilmelidir. Kutsal Yazılar bu konuyu çok açık bir biçimde ifade etmektedirler. Yahuda şöyle yazmıştır: „Bu arada sizi, kutsallara ilk ve son kez emanet edilmiş olan iman uğrunda mücadeleye özendirmek üzere yazma gereğini duydum.“ (Yahuda 3).2 Kutsal Yazılar, Kutsal Kitab’a ekleme ve çıkarma yapılmasına izin vermemektedir. Pavlus şöyle der; „…Biz ya da gökten bir melek bile, size bildirdiğimiz müjdeye ters düşen bir müjde bildirirse, lânet olsun ona!“ (Galatyalılar 1:8, bkz Esinleme 22:19; Tesniye 4:2).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Diğer kaynaklar Kutsal Kitap’ta olduğu gibi tanrısal esinle ilgili iddialarda bulunuyorsa, bu iddialar Kutsal Kitab’ın ışığı altında tartılmalıdır. Tanrı Kendisiyle çelişemez. O halde tanrısal esinden bahseden yazarlar veya öğretmenler, Kutsal Kitab’a ters düşmemelidir. Eğer ters düşüyorlarsa Tanrı’nın esiniyle konuşmuyorlar demektir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Burada söz konusu olan, Mesih’in tanrısallığına inanılması gerektiği veya anlaşılması gerektiği değil, Mesih’in tanrısallığının Tanrı Sözü’nde öğretilip öğretilmediğidir. İlk karşılaşıldığında bu fikir insanın aklına uygun düşmese de, gerçek olmadığı anlamına gelmez. Evren, insan aklına ters düşen fakat gerçek olduğu bilinen birçok şeyle doludur (Yer çekimi, ışığın doğası…vb.). Kutsal Kitap, Tanrı’nın insan aklıyla kavranılamayacağını belirtir (Eyüp 11:7; 42:2-6; Mezmur 145:3; İşaya 40:13; 55:8,9; Romalılar 11:33). Bu nedenle, Tam olarak anlasak da anlamasak da Tanrı’nın Sözüne kulak vermeliyiz. Tanrı’nın kendisini açıklamasına izin vermeliyiz.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın kendisini İsa Mesih’te göstermesi esiniyle ilgili Kutsal Yazı şöyle diyor:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı, eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez ve çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. Bu son çağda da her şeyin mirasçısı olarak belirlediği ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğlu’yla bize seslenmiştir. Oğul, Tanrı’nın yüceliğinin parıltısı ve O’nun varlığının öz görünümüdür. Kudretli sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı’nın sağında oturdu. (Ibraniler 1:1-3)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Mesih Tanrı’nın „yaşayan“ Sözüdür. Mesih bize Baba’yı gösterir. İzleyicilerinden biri; „Bize Baba’yı göster“ (Yuhanna 14:8) dediğinde İsa şöyle karşılık verdi; „Bunca zamandır sizinle birlikteyim, beni daha tanımadınız mı? Beni görmüş olan, Baba’yı görmüştür.“ (ayet 9). Elçi Pavlus İsa’yı; „Görünmez Tanrı’nın görüntüsü“ (Koloseliler 1:15) olarak nitelendirmiştir. O halde, bu kitapta da ele alınacağı gibi, İsa’ya bakmak ve O’nu dinlemek, Tanrı’ya bakmak ve Tanrı’yı dinlemekle aynıdır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Neticeler Nelerdir i [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eğer Mesih, Tanrı’nın insan şeklindeki görünümü ise, o zaman O’nun sözleri dinlenmeli, O’na saygı gösterilmeli ve hatta O’na tapınılmalıdır. Bu durum şu anlama gelmektedir; galaksileri, samanyolunu ve tüm yıldızlar kümesini yaratan Tanrı, insan olup aramızda yaşadı, yeryüzünde yürüdü ve Kendi yaratmış olduğu insanlar tarafından öldürülmeye boyun eğdi. O’nun ölümü iyi bir adamın ölümünden çok daha öte bir ölümdü. O tüm zamanların en yüce kurbanı ve sınırsız sevginin göstergesiydi. Bu şartlar altında İsa’yı herhangi bir insanmış gibi algılamak, O’na hakaret sayılır. Bireyin, yaşamını Mesih’in öğretişlerine göre yönlendirmemesi büyük bir kayıptır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Öte yandan, eğer İsa Tanrı değil de Tanrı’nın yaratmış olduğu varlıklardan biri olsaydı, yaşamı, ölümü ve öğretişlerine saygı duyulabilirdi. Fakat O’na Tanrı’nın Kendisi olarak tapınmak büyük bir hata olurdu. Tanrı’nın yerini işgal eden bir puttan başka birşey olmazdı. Kutsal Kitap, putperestlik konusunda taviz vermemektedir. Tanrı kendi görkemini başkasına vermeyeceğini söyler (İşaya 42:8; 48:11). Kendisinden başka bir ilahın veya ilahların olmayacağını söyler (İşaya 45:5, 21,22; Yeremya 10:6; 1 Korintliler 8:4-6). Ve sadece Tanrı’ya tapınmamız gerektiğini vurgular (Tesniye 6:13,14; Matta 4:10). İşte, İsa ya Tanrı’dır ya da Tanrı değildir. O’na yanlış bir şekilde inanmak da bir putperestlik şeklidir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Birey, geçmişte almış olduğu öğretilerden(dogma) dolayı bu tartışmanın karmaşık olduğunu düşünebilir. Mesih’in tanrısallığı taraftarı veya karşıtı olan tartışmalar yapılabilir. Eğer bir kişiye Tanrı’nın bir olduğu ve İsa’nın da yaratılan insanlardan biri olduğu öğretilmişse, ilk okuyuşta Kutsal Kitap’tan bu görüşü destekleyen ayetler bulması zor olmaz. Öte yandan, eğer bir kişiye Tanrı’nın Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un birleşimi olduğu ve Oğul’un bu eşitliğini bırakıp İsa’nın kişiliğinde insan bedeni almış olduğu öğretilmişse, Kutsal Kitap’ta bu görüşü destekleyen ayetler bulunabilir. Burada önemli olan, hangi durumun en açık olduğunu bulmak değil, en iyi kanıtın hangi duruma ait olduğunu tespit etmek ve Kutsal Yazılar’ın gerçekte hangi durumdan bahsettiğini ortaya koymaktır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İki tarafı da göz önünde tutarak, İsa’nın Tanrı olmadığı iddiasını kanıtlamak için kullanılan ayetlere bakarak uygun bir cevap verebiliriz.İlerleyen bölümlerde, Kutsal Yazılar’da Tanrı için kullanılan adların ve niteliklerin tümünün İsa için de kullanılmış olduğunu göstereceğiz. İsa’ya tapınıldığını, ve O’na dua edildiğini Kutsal Yazılar’dan göstereceğiz ve karşıt tartışmaları cevaplandıracağız. Kilise tarihinde, İsa’nın tanrısallığına inancın her zaman muhafazakâr doğru görüş olduğunu belgeleyeceğiz.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Açıkçası her iki görüş doğru olamaz. Eğer bu durum, ciddiyet konusunu tartışmak olsaydı çok daha kolay olurdu. Fakat buradaki konu, bu görüşlerden hangisinin doğru olduğu konusudur (Romalılar 10:22). [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Terimlerin Tanımı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in tanrısallığıyla ilgili ayetleri daha iyi anlamak için Tanrı’nın, Üçlübirlik’in ve İsa’nın kişiliğinin ve doğasının uygun tanımları önceden bilinmelidir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1.Tanrı : Kutsal Yazılar Tanrı’nın kişisel, akıllı, sevgi dolu, adil, sadık, sonsuz, yaratıcı, ve insanla dinamik bir ilişkide bulunduğunu öğretir. Tanrı’nın nitelikleri iki grupta özetlenebilir: „genel“ nitelikler ve „ahlâki“ nitelikler. Robert Passantino şöyle diyor; „Tanrı (genel nitelikleriyle) eşsiz, sonsuz, değişmez, herşeye gücü yeten, herşeyi bilen, her yerde olan, üçlübirliğe sahip bir ruh ve kişidir.“ 3 Passantino tanımlamasına şöyle devam ediyor: „Tanrı’nın kutsallığı, doğruluğu, sevgisi, ve gerçeği O’nun ahlaki nitelikleridir.“ 4 Mesih İnancı, Tanrı’nın evreni yönettiğini, tek egemen güç olduğunu ve Tanrı’nın Nasıralı İsa olarak beden alıp bu dünyada yaşadığını öğretir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2 . Üçlübirlik : Tüm gerçeğin ve varlığın dışında sadece Tanrı Üçlübirliğe sahiptir. Tanrı’nın Üçlübirliğe sahip olduğunu söylemekle, O’nun Kutsal Yazılar’daki kişisel doğasını tanımlamış oluruz. Tanrı’nın Üçlübirlik kavramıyla Kendisini sonsuz olarak üç kişilikte (Baba, Oğul ve Kutsal Ruh) göstermiş olduğunu belirtmek istiyoruz.Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, tek olan Tanrı’nın ta Kendisidir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Şunu demek istemiyoruz: [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif](1) Bir Tanrı vardır ve üç ilah vardır. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif](2) Bir Tanrı vardır ve üç adlı, üç özellikli bir kişi vardır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif](3) Bir Tanrı vardır ve üç kişiliğe ayrılmış olan bir kişi vardır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif](4) Bir „aileye“ mensup olan üç Tanrı vardır. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif](5) Tek Tanrı şizofreniktir. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Üçlübirliğin Kutsal Kitab’a dayalı öğretisi şöyle özetlenebilir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tek gerçek olan Tanrı (İşaya 43:10; Tesniye 6:4) Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’tan oluşur. Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın her üç özelliği de „Tanrı’nın Kendisi“ olarak açıklanır. Baba,Tanrı olarak anılır (Galatyalılar 1:1; Titus 1:4; v.b.). Oğul veya Söz (logos) şu ayetlerde Tanrı olarak adlandırılır; Yuhanna 1:1, 14; Elçilerin İşleri 20:28; Yuhanna 20:28; Titus 2:13; İbraniler 1:8, v.b… Çeşitli ayetlerde Kutsal Ruh, Tanrı’nın Kendisi olarak adlandırılır (Elçilerin İşleri 5:3-4; 1 Yuhanna 4:2,3; İbraniler 10:15, 16). Üçlü birlikteki birlik kavramı Matta 28:19’da bir ad altındadır (Grekçe’de tekil şahıs olarak kullanılmıştır). [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu kitabın amacı Üçlübirlik öğretişini savunmak değildir.Mesih’in tanrısallığına inanan bir kişinin Tanrı’nın Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olarak var olduğuna inanması sorun değildir. Kişi, Kutsal Kitab’ın Üçlübirlik konusunda söyledikleri hakkında bir araştırma yapmak isterse birçok ayet incelenebilir (Matta 3:16, 17; Markos 1:9-11; Luka 1:35; 3:21, 22; Yuhanna 3:34-36; 14:26; 16:13-15; Elçilerin İşleri 2:32, 33; 38, 39; Romalılar 15:16, 30; 1 Korintliler 12:4-6; 2 Korintliler 3:4-6; 13:14; Efesliler 1:3-14; 2:18-22; 3:14-17; 4:4-6; 2 Selanikliler 2:13, 14; 1 Timoteus 3:15, 16; İbraniler 9:14; 10:7; 10-15; 1 Petrus 1:2;…v.b.).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. İsa Mesih : „İsa Mesih“ hem bir ad, hem de bir ünvandır. „İsa“ adı „Yeşua“ ve „Yoşua“ kökeninden gelir. Anlamı „Yehova-Kurtarıcı“ veya „Rab kurtarır“ demektir. „Mesih“ ünvanı da Grekçe Messiah kelimesinden gelir (veya İbranice Maşiak kelimesinden gelir).Mesih „meshedilmiş-olan“ demektir. Mesih ünvanının kullanımında „kral“ ve „kâhin“ anlamı yer almaktadır. Bu ünvan, Eski Antlaşma ön bildirilerinde vaade dilen kral ve baş kahinin İsa olduğunu gösterir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bunun da ötesinde İsa’nın insan doğasına ve tanrısal doğaya sahip olduğuna inanırız. Aynı şekilde İsa’nın tamamen Tanrı ve tamamen insan olduğuna inanırız.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Kitap’ta İsa’nın hem Tanrı hem de insan oluşu şöyle açıklanır:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih İsa’da olan düşünce sizde de olsun. Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama yüceliğinden soyunarak kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendisini alçalttı. Bunun için de Tanrı O’nu pek çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa’nın adı anıldığında göktekiler, yerdekiler ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söylesin. ( Filipinliler 2:5-11)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın, Üçlü birliğin ve İsa’nın bu tanımından sonra, Mesih’in tanrısallığıyla ilgili kutsal yazılardaki kanıtlara bakmaya başlamadan önce bir soruyu daha cevaplamaya çalışacağız.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı Neden İnsan Oldu ?[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bizler gibi ölümlü olan insanlar sonsuz olan Tanrı’yı nasıl anlayabilir? Doğru, iyilik, veya güzellik gibi soyut kavramları anlamamız oldukça zordur. Güzelliği güzel bir somut nesnede veya iyiliği iyi bir insanda görürüz. Peki, Tanrı’yı nasıl görüyoruz? Tanrı’nın kişilik özelliklerini nasıl anlayabiliriz?[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı, insanların anlayacağı bir şekilde, insan bedeni alarak, kendisini insanlara göstermesiyle anlaşılabilir. Beden almış olan bu kişi, Tanrı’nın sonsuzluğunu ve her yerde olma halini temsil etmese de, (bunun için zaman ve mekan uygun değildir), Tanrı’nın doğasını açıkça ifade edebilirdi.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeni Antlaşma’nın mesajı da budur. Pavlus, „Tanrı’nın tüm doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor“ (Koloseliler 2:9) der. İnsanlar sonsuz olan Tanrı’yı biraz olsun anlasınlar diye, İsa insan olup aramızda yaşamıştır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın insan olmayı seçmesinin ikinci bir nedeni de, Tanrı ve insan arasındaki uçuruma köprü olma amacıdır. Eğer İsa sadece yaratılmış bir insan olsaydı, ölümlülükle ölümsüzlük, yaratıcıyla yaratık, kutsalla, murdar olarak tanımlayabileceğimiz Tanrı ile insan arasındaki büyük boşluk giderilemezdi. Tanrı’yı tanıyabilmemiz için Tanrı’nın bize gelmesi şarttı. Yaratılanlar arasından hiçbir varlık Tanrı’yla insan arasındaki dev uçuruma köprü olamaz…. Bu bir çamur parçasının heykeltıraşı anlamasına ve ona ulaşma isteğine benzer. Tanrı, içindeki sevgiden dolayı ilk adımı atıp aramıza gelmiş ve herkesin gelebileceği bir yol açmak istemiştir.[/FONT]

    #35117
    Armagan
    Verwalter
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM İKİ[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Mesih Tanrı’nın Adlarına ve Ünvanlarına Sahiptir[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in tanrısallığıyla ilgili en büyük tartışmalardan biri, İsa’nın yaşadığı zamanlarda gerçekleşmiştir. İsa, Eski Antlaşma’da Tanrı için kullanılan adları ve ünvanları üzerine alıp, insanların Kendisini bu adlarla çağırmasına izin vermiştir. Yahudi din önderleri bu duruma o kadar sinirlenmişlerdi ki, İsa’yı dine hakaretten öldürmek istediler. Yahudi yetkililerinin, bu Galileli öğretmenin Yüce Tanrı olduğunu iddia ettiğinden hiçbir şüpheleri yoktu. Allahın isimleri ve isa Mesihin Tanrılığı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Birisi karşı çıkıp, ‚İsa’nın bu tanrısal adları ve ünvanları üzerine alması, O’nu Tanrı’yla bir yapmaz‘ diyebilir. Birçok kişi aynı isme ve ünvana sahip olabilir. Veya John Smith adlı bir şahıs, aynı zamanda hem bir adam, hem bir koca, hem de bir satış müdürü olabilir. Bazı isimler ve ünvanlar sadece bir kişiye mahsus olabilir. Örneğin; sadece bir Birleşik Devletler Başkanı vardır. Kutsal Kitab’ın İsa için kullandığı birçok ad ve ünvan sadece Tanrı’ya ait olan ad ve ünvanlardı.Allahın isimleri ve isa Mesihin Tanrılığı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yahve (Yehova)[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa, Yahudilerce en çok saygı duyulan Tanrı’nın Yahve adını Kendisi için kullanmıştır:Allahın isimleri ve isa Mesihin Tanrılığı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı bu adı ilk kez Çıkış 3’te halkına söylemiştir. Musa Tanrı’ya; „Seni hangi adla çağırayım?“ diye sorunca Tanrı şöyle karşılık vermiştir:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Ben, Ben Olanım… İsrail oğullarına; Beni size BEN’im gönderdi diyeceksin“ (Çıkış 3:13-14).Allahın isimleri ve isa Mesihin Tanrılığı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BEN’im sözü Yahve kelimesi değildir. Bu kelime Çıkış 3:15’teki Yahve kelimesinin de türediği „olmak“ kelimesinden kaynaklanır. Tanrı’nın Musa’ya söylemiş olduğu „Ben, Ben Olanım“ ünvanı 15 ayette kısaltılmış biçimde açıklanan Yahve kelimesinin, sonsuz bir şekilde ifade edilişidir. Eski Antlaşma’nın Yunanca çevirisi olan Septuagint, Çıkış 3:14’teki BEN’im kelimesini „ego eimi“ olarak yansıtmıştır. (İsa zamanında yeryüzünde çoğunlukla konuşulan dil Grekçeydi ve Grekçe Yeni Antlaşma’nın diliydi).Allahın isimleri ve isa Mesihin Tanrılığı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’nın zamanında BEN’im kelimesinin Grekçe (ego eimi) kullanımı, İbranice’deki Yahve kelimesinin karşılığıydı. Metne bağlı olarak, „BEN’im“ kelimesinin vurgulu bir biçimde söylenişiydi (Yuhanna 9:9).Allahın isimleri ve isa Mesihin Tanrılığı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa, birçok kez sadece Tanrı için kullanılan ego eimi kelimesini kendisi için kullanmıştır. Bunun en açık örneğini Yuhanna 8:57-59’da görüyoruz: „Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahim’i de mi gördün? dediler. İsa, size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce BEN (ego eimi) var’ım. O zaman İsa’yı taşlamak için yerden taş aldılar.“ İsa’nın bu iddiasından dolayı Yahudiler O’nu öldürmek istediler. Eski Antlaşma bu konuda oldukça açıktı. Tanrı’ya hakaret etmenin bedeli taşlanarak öldürülmekti (Levililer 24:16). [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa bu ünvanı başka durumlarda da üzerine almıştır. Aynı bölümün başlarında İsa şöyle demiştir: „Benim (ego eimi) O olduğuma iman etmezseniz günahlarınızın içinde öleceksiniz“ (Yuhanna 8:24). Yahudilere şöyle demiştir: „İnsanoğlu’nu yukarı kaldırdığınız zaman benim (ego eimi) O olduğumu anlayacaksınız“ (Yuhanna 8:28). Grekçe metinde „O“ üçüncü tekil şahıs olarak yer almamaktadır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa sürekli bir şekilde tanrısallığını doğrulamıştır. Yahudi tapınak bekçileri ve Romalı askerler, İsa çarmıha gerilmeden bir gece önce O’nu tutuklamaya geldiklerinde İsa onlara şu soruyu sormuştur: „İsa, kimi arıyorsunuz? diye sordu. Nasıralı İsa’yı diye karşılık verdiler. İsa onlara ‚Ben’im‘ (ego eimi) dedi“ (Yuhanna 18:4). O’nun iddiasının ve kişiliğinin gücü karşısında duramadılar. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’nın Tanrılığına inanmış olan Yeni Antlaşma yazarları, İsa’yı Eski Antlaşma’daki Yahve olarak tanıtmakta bir sakınca görmemişlerdir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Markos İncilinin başında İşaya’nın şu sözleri yer alır: „Çağıranın sesi: Çölde Rabbin (Yahve) yolunu hazırlayın, bozkırda Allahımız için büyük bir yol düz edin“ (İşaya 40:3). Markos bu ayetin, Vaftizci Yahya’nın, İsa’nın yolunu hazırlamasıyla gerçekleştiğini belirtmiştir (Markos 1:2-4; Yuhanna 1:23 ile karşılaştırınız). [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Pavlus, Yoel 2:32’yi aktarmıştır: „Ve vaki olacak ki her kim Rabbin ismini çağırırsa, kurtulacak.“ Pavlus bu ayeti İsa’yla bağdaştırarak; „Rabbe yakaran herkes kurtulacaktır“ demiştir (Romalılar 10:13).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Petrus da Yoel’deki aynı ayeti aktarmıştır: „O zaman Rabbe yakaran herkes kurtulacaktır“ (Elçilerin İşleri 2:21). İnsanlar kurtulmak için ne yapmaları gerektiğini sorduklarında Petrus onlara; „Tövbe edin, her biriniz İsa Mesih’in adıyla vaftiz olsun…“ (Elçilerin İşleri 2:38). Rabbin (Yahve) adıyla kurtuluşa erişeceklerini söyledikten sonra, Petrus İsa Mesih’in adıyla vaftiz olmaları gerektiğini söylüyor. Petrus, Mesih’in Tanrı olduğuna inanmamış olsaydı, o zaman insanları Yahve adıyla vaftiz olmaya çağırırdı. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Herhalde İsa’nın öğrencilerinin, O’nun Tanrı olduğunu kabul etmelerinden çok, O’nun düşmanlarının, İsa’nın Tanrı olduğu iddiasını anlamaları daha da önemlidir. Bir hukuk mahkemesinde düşman tanık, her zaman güçlü bir kanıttır. Örneğin, ileride de gösterileceği gibi İsa şöyle demiştir:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„“Ben ve Baba biriz.“ [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yahudiler O’nu taşlamak için yerden yine taş aldılar. İsa onlara, „Size Baba’dan kaynaklanan birçok iyi işler gösterdim“ dedi. „Bu işlerden hangisi için beni taşlıyorsunuz?“ [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yahudiler şöyle cevap verdiler: „Seni iyi işlerden ötürü değil, küfür ettiğin için taşlıyoruz. İnsan olduğun halde Tanrı olduğunu ileri sürüyorsun“ (Yuhanna 10:30-33).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yahudi önderlerin, İsa’nın kim olduğunu iddia ettiğini anladıklarına hiç şüphe yoktur. İsa’nın düşmanlarının suçlamalarının temeli, yaptığı şeylerden dolayı değil, Tanrı olduğunu ileri sürdüğünden dolayıdır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeni Antlaşma’da Tanrı için kullanılan kelime Grekçe’den gelen „Teos“ kelimesidir (Eski Antlaşma’daki „Elohim“ kelimesinin eş anlamlısı). Bir kaç özel durumda İsa’yı sahte tanrılardan ayırmak için bu ad kullanılmıştır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Kitab’a dayalı Yahudi-Hıristiyan tek gerçek Tanrı görüşü, Hindu ve Budistlerin, bireyin gerçek kişiliğinin Tanrı’yla veya tek realiteyle bir olduğu görüşüne zıttır. Örneğin, Hinduların çoğu „ben Tanrıyım“ demekte hiçbir sakınca görmez ve binlerce izleyiciye de aynı şeyi öğretirler. İçinde zaten kendisinin Tanrı olduğuna inanan bir kişinin, Tanrı’yı Mesih İnancı anlayışında aramasına veya kişisel bir Kurtarıcıya gereksinimi yoktur. Aynı durum Yeni Antlaşma için geçerli değildir. Tek Tanrılı Yahudi inancında Tanrı’yla insan arasındaki ilişki oldukça açık bir biçimde çizilmiştir. Kültürel olarak, İsa Tanrı’nın kendisi değilse O’na Tanrı denilemezdi (Tesniye 6:4). Çünkü Yahudi düşüncesinde „başka ilahlar“ olamazdı.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]C.S. Lewis şöyle yazmıştır:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir görüş, İsa’nın böyle iddialarda bulunmadığını, izleyicilerinin O’nun hikâyesini abarttıklarını ve efsane o kadar büyüdükten sonra, İsa’nın böyle şeyler söylediğini ileri sürer. Bunun doğru olması oldukça zordur, çünkü İsa’nın izleyicilerinin tümü Yahudiydi. Yani, sadece bir tek Tanrı’nın varlığına inanan, başka bir Tanrı’nın olmasının olanaksız olduğunu düşünen bir millertin üyeleri, İsa’nın Tanrı olduğunu ileri sürüyorlardı. Dini bir önder hakkında böyle saçma bir uydurmaya inanması olanaksız olan bir millette, bu yanlışın yayılması mantıksızdır. Öte yandan, İsa’nın izleyicilerinden veya Yeni Antlaşma yazarlarından hiçbirisinin, bu öğretişe hemen sarılmadıkları izlenimini ediniyoruz. 2[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı, yaratmış olduğu insandan ayrı durmuştur. İnsanlar Tanrı’nın bir uzantısı değildiler: Aşağıdakiler, Yeni Antlaşma’da Mesih’in Tanrı olarak adlandırıldığı onbir örneği içermektedir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Mesih’in meleklerden ve peygamberlerden üstün olduğu belirtilen İbraniler’in birinci bölümünde, kitabın yazarı şöyle diyor: „Ey Tanrı (Teos), tahtın sonsuzluk boyunca kalıcıdır“ (İbraniler 1:8). Bu aktarma Mezmur 45:6-7’den alınmıştır. Bu ayette Tanrı, Tanrı’ya hitap etmektedir.2[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. Petrus, Mesih’i „Tanrı“ (Teos) olarak adlandırarak şöyle der; „İsa Mesih’in kulu ve elçisi ben Simun Petrus’tan, Tanrımız ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in doğruluğu sayesinde, bizimkiyle eşdeğer bir imana kavuşmuş olanlara selam“ (2 Petrus 1:1). Burada İsa Mesih kelimesi, Tanrı ve Kurtarıcı kelimelerine açıklayıcı olarak kullanılmıştır. Burada kullanılan „Tanrımız ve Kurtarıcımız İsa Mesih“ tanımı, Grekçe’de bir kişi anlamında kullanılır. Yani, İsa Tanrı ve Kurtarıcı’dır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. Aynı durum, Pavlus’un Titus’a yazdığı şu cümlede de görülür: „Bu arada, mübarek ümidimizin gerçekleşmesini, ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in, yücelik içinde gelmesini bekliyoruz“ (Titus 2:13).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. Dirilişten şüphe eden Tomas şöyle demiştir: „O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam“ (Yuhanna 20:25). İsa Tomas’a göründüğünde şöyle dedi: „Parmağını uzat, ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol! “ (a. 27). Tomas, İsa’ya şöyle karşılık verdi: „Rabbim ve Tanrım (Teos)“ (a. 28). Tomas bu sözleriyle İsa’ya hitap etmektedir. Tomas, Mesih’in tanrısallığı ve rabliğiyle ilgili olan her iki ünvanı da kullanmıştır. İsa, Tomas’ı hakaret etmekle azarlamamış, tersine bu tanrısallık ünvanlarını kabul etmiştir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]5. Elçilerin İşleri 2:36 şöyle diyor: „Tanrı, sizin çarmıha gerdiğiniz bu İsa’yı, hem Rab, hem Mesih yapmıştır.“ 39 ayette şöyle yazılmışır: „…Tanrımız olan Rab…“ Ve işte Rab (a. 36) olan Mesih aynı zamanda Tanrıdır (a. 39). Elçilerin İşleri 10:36 bu bildiriyi „herşeyin Rabbi“ vurgusuyla güçlendiriyor.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]6. Elçilerin İşleri 16:31 ve 34 Rab İsa’ya inanmanın Tanrı’ya inanmak olduğunu belirtir. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]7. Esinleme 7:10-12, 17 şöyle der: „Yüksek sesle ‚Kurtarış, taht üzerinde oturan Tanrımıza ve Kuzuya özgüdür,‘ diye bağırıyorlardı. Bütün melekler, tahtın, ihtiyarların ve dört yaratığın çevresinde duruyordu. Tahtın önünde yüzüstü yere kapanıp, Tanrı’ya tapınarak şöyle diyorlardı: „Amin, Övgü, yücelik ve bilgelik, şükran ve saygı, güç ve kudret, sonsuzlara dek Tanrımızın olsun. Amin’…. Çünkü tahtın ortasında olan Kuzu, onların gözlerinden bütün yaşları silecek.“ Onuncu ayette, Tanrı tahtta otururken, onyedince ayette Kuzu (İsa) tahttadır. 17. ayette tahtın ortasında oturan kimdir? Tahtın ortasında İsa’nın olduğunu söylemek, fakat yine de O’nun tanrısallığını reddetmek Tanrı’ya hakarettir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]8. Elçilerin İşleri 18:25’te şöyle yazılmıştır: „Rabbin yolu… İsa’yla ilgili gerçekler….“ 26. ayetteki „Tanrı yolu“ ile aynıdır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]9. Mesih’in diğer bir adı da „Tanrı bizimle“ anlamına gelen „İmanuel“ (İşaya 7:14) kelimesidir. Matta 1:23’te bu ünvan açıkça İsa’nın Kendisine verilmiştir: “ İşte kız gebe kalıp bir oğul doğuracak. O’nun adını İmanuel koyacaklar. İmanuel, ‚Tanrı bizimle‘ demektir.“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]10. İşaya 9:6’da şöyle yazılmıştır: „Çünkü bize bir çocuk doğdu, bize bir çocuk verildi; ve reislik onun omzu üzerinde olacak, ve onun adı: Muhteşem Öğütçü, kadir Allah, Ebediyet Babası, Selamet Reisi çağırılacak.“ İsa Mesih’le ilgili bu önbildiri, O’nun adlarından birinin İbranice karşılığı „El Gibbor“ olan „Yüce Tanrı“ olacağını bildirmektedir. Aynı tanım, İşaya 10:21’de Yahve adı için de kullanılmıştır. Kutsal Ruh, bebek İsa’yı bu ünvanlarla tanıtmıştır. Bu adlar, bebek İsa’nın doğasını ifade etmek için kullanılmadıysa, bu önbildiri yalan durumuna düşmüş olur. Önbildirilerde; „O’nun adı şudur…,“ veya „adının anlamı şudur…,“ gibi önbildiriler boşuna söylenmiş olur.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Herbert C. Leupold’un da söylemiş olduğu gibi: „İşte O’nun karakteri böyle olacak… Bu adlarla çağrılmaktadır, çünkü bu adların ve ünvanların belirttiği kişi O’dur.“ 3 Eğer İsa, „Yüce Tanrı“ değilse, o halde ne „Muhteşem Öğütçü“, ne de „Barış Prensi’dir.“ Eğer İsa bu adlardan hiç birisi değilse, neden böyle terimleri kullanma gereksinimimiz olsun? Hiçbir ilgisi yoksa, bir adın anlamını açıklamaya ne gerek var? Fakat tüm İşaya kitabının ve Eski Antlaşma’nın da belirttiği gibi, Mesih „muhteşem öğütçü“ ve „barış prensi“ dir (İşaya 42 ve 49; Zekarya 9:9, 10; Mika 5:4). Ve Yeni Antlaşma’nın da kanıtlamış olduğu gibi O, Yüce Tanrı’dır (Yuhanna 1:1; Titus 2:13). [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]11. Yuhanna 1:1, 14’te şöyle yazılmıştır: „Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı (Teos)…. Söz, insan olup aramızda yaşadı. Biz de O’nun yüceliğini, Baba’dan gelen lütuf ve gerçekle dolu olan biricik Oğul’un yüceliğini gördük.“ Mesih’in tanrısallığını Yuhanna 1:1 kadar açıkça belirten bir ayet bulamazsınız. „Söz“ kelimesinin İsa’dan bahsetmekte olduğu konusunda hiç bir şüpheye yer yoktur.Çünkü 14. ayette „Söz, insan olup aramızda yaşadı“ cümlesi Mesih’in tanrısallığının kanıtıdır. Yuhanna 1:1 ve 14. ayetler Söz’ün „Tanrıyla“ olduğunu, „Tanrı“ olduğunu“ ve „beden aldığını“ belirtir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu ayetleri okuduktan sonra Mesih’in tanrısallığını reddetmek için, Yuhanna 1:1’in yanlış çevirilmiş veya yanlış yorumlanmış olması gerekir. Yuhanna 1:1’i yanlış çevirmenin yollarından biri de „Söz Tanrıydı“ cümlesini „Söz bir tanrıydı“ olarak çevirmektir. Bu şekilde çevirmek yanlıştır, çünkü Grekçe metinde Tanrı’dan önce „bir“ tanım edatı kullanılmamaktadır. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Grek dili öğrencilerinden Bruce Metzger, Chicago Üniversitesi profesörlerinden Dr. Ernest Cadman Colwell’in, Grekçe tanım edatlarıyla ilgili bir çalışmasından şu alıntıyı aktarıyor:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Belirli bir yalın haber kipi, fiilden sonra geldiğinde, tanım edatına sahiptir. Fiilden önce gelirse, tanım edatı kullanılmaz…. Yuhanna İncili’nin açılış ayeti, bu kuralın uygulanabileceği pasajlardan birisidir. Bu kurala göre, yalın haber kipi belirli isim olarak çevrilebilir. Tanım edatının yokluğu (Teos’tan önce) haber kipi fiilden önce geldiğinde, haber kipini belirsiz veya nitel yapmaz. Sadece metin gerektirirse haber kipi belirsiz olur. Yuhanna İncili’ndeki bu metin, böyle bir anlam gerektirmemektedir. Bu sonuç tuhaf karşılanmamalıdır, çünkü Yuhanna’nın girişinde böyle başlayan kitap, Tomas’ın itirafıyla sonuca ulaşmaktadır.“ 4[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Kitap dillerinde uzman olan F.F. Bruce, bu kelimenin „bir tanrı“ olarak çevrilmesinin korkunç bir çeviri hatası olacağını belirterek, isimlerde belirsiz tanım edatını kullanmanın, yalın haber kipi yapılarında sık kullanıldığını yazmıştır.5[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu nedenle, Yuhanna 1:1 Yeni Antlaşma’da Mesih’in tanrısallığını en açık bir şekilde açıklayan ayettir. Bu ayetin dilbilgisel yapısı, dünyanın en ünlü Grekçe ve Kutsal Kitap uzmanları tarafından tartışılmıştır. Bu ayeti şu şekilde düzenleyebiliriz: „Hiç bir şey var olmadan önce, Söz vardı. Söz, Tanrı’yla yakın bir ilişki içerisindeydi, ve Tanrı neyse, Söz de O’ydu.“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]F.F. Bruce’un da birinci ayetle ilgili olarak belirttiği gibi „…güç Tanrı’dır ve Söz’ün Kendisi Tanrı’ydı….“ 6[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bazen insanlar, İsa’nın nasıl olur da hem „Tanrı“ hem de „Tanrı’yla birlikte“ olabileceğini soruyorlar. Bunun cevabı, Üçlübirlik kavramındadır: Üç sonsuz kişilikte olan tek Tanrı. Yuhanna 1:1’deki Söz, Üçlübirlik’teki Kişilerden birisiyle birlikteydi ve Söz’ün Kendisi Tanrı’nın Kendisiydi.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Uluslararası Yol“ (The Way International) olarak tanınan bir grup, İsa’yı, „bizim sözlerimiz nasıl kendimizi ifade etmek için kullanılmıştır“ diye tanıtmaktadır. Bu grup, İsa’nın Tanrı anlamında Söz olduğuna inanmamaktadır. Bu yorumu desteklemek için, Yuhanna 1:1-18’in İsa’dan bahsetmediğini, Tanrı’dan bahsettiğini ileri sürerler. Eğer bu ayetler İsa’dan bahsediyorsa, sadece Tanrı’ya ait olan özelliklerin İsa’da da olmuş olacağını söyleyip, bunun doğru olmadığını iddia ederler. Yani, ellerinden geldiğince Yuhanna 1’deki ayetlerden İsa’yı çıkarıp, bu ayetlerin sadece Tanrı’dan bahsettiğini ileri sürerler.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Aslına bakarsanız, yaptıkları yorumda birçok yanlış vardır. Birincisi, Yuhanna 1’deki O, O’nu ve O’nda gibi kişilik zamirleri İsa’dan değil de, sadece Tanrı’dan bahsediyorsa, pek anlam ifade etmezler. Çünkü, Yuhanna 1’in temel amacı, insanların İsa’ya inanmalarını sağlamaktır. Bu İncil’in ana ayetlerinden birinde Yuhanna şöyle der: „Ne varki yazılanlar, İsa’nın, Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman edesiniz ve iman ederek O’nun adıyla yaşama kavuşasınız diye yazılmıştır“ (Yuhanna 20:31). Bu nedenle, Yuhanna’nın giriş bölümünün, kitabın ana temasıyla bağdaşması oldukça mantıklıdır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İkincisi, Yuhanna 1:1-18’de söylenenlerin hepsi, aynı kitapta veya Yeni Antlaşma’nın diğer ayetlerinde tekrar edilmiştir:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bölüm Bir[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Paralel Ayetler[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    3. ve 10. ayetler: O dünyayı yarattı
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa dünyanın yaratılmasında aktifti (İbraniler 1:1, 2, 8-13; Koloseliler 1:16-18).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. ayet: „Yaşam O’ndaydı“[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    İsa „yaşam ekmeği,“ „diriliş ve yaşam,“ „yol, gerçek ve yaşam“ olduğunu söylemiştir (Yuhanna 6:35, 48, 51; 11:25; 14:6). Yuhanna 20:31 İsa’ya inanmakla insanların yaşama kavuşacağını söyler.
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4 ve 9. ayetler: „insanların ışığıydı“ ve „gerçek ışık“ idi[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa „dünyanın ışığı“ olduğunu söylemiştir (Yuhanna 8:12; 9:5)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]10. ayet: „O dünyadaydı“[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kim? Mantıksal olarak bu ayet, İsa’yı işaret etmektedir. Yuhanna İncili boyunca üzerinde durulan nokta, İsa’nın yeryüzüne gelişidir (Yuhanna 3:17; 6:33, v.b.).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]11. ayet: „Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi.“[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yahudiler Tanrı’yı tanıyorlardı. Tanrı’yı değil İsa’yı reddettiler (bkz. Yuhanna 3:32). İsa’yı reddederek, Tanrı’nın isteğini yaptıklarını sanıyorlardı.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]12. ayet: „Ancak, kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine, Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi.“[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna kitabında Yuhanna, insanların İsa’ya inanmaları gerektiğini söylüyor (Yuhanna 3:16-18; 5:24; 12:44; 20:31 v.b.) İsa sonsuz yaşam veriyor (Yuhanna 10:28).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Alfa ve Omega — İlk ve Son
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Alfa ve Omega terimleri, Tanrı’yı muhteşem bir şekilde tanımlamaktadır. Gökler yıldızlarla dolmadan ve evren varolmadan önce, Tanrı vardı. Tanrı, sonsuzluktan sonsuzluğa uzanır. Tekvin 1:1’de şöyle yazılmıştır: „Başlangıçta Tanrı…“… Alfa (İlk) ve Omega (Son) ünvanları sadece Tanrı’ya yaraşır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu suretle, bu adlar Tanrı’nın sonsuzluk doğasını ifade etmek için kullanılır. O, tüm yaradılışın kaynağı ve amacıdır. Yaratılmış olan hiçbir yaratık, ilk ve son olduğu iddiasında bulunamaz.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Yazılar’da İsa ve Tanrı, Alfa ve Omega, İlk ve Son olarak adlandırılır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]şaya 41:4– „Ben Rab, birinci ve sonuncularla beraber, ben O’yum.“[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 1:17, 18– „İlk (protos) ve son (eskatos) Ben’im. Diri olan Ben’im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diri kalacağım.“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 48:12– „Ben O’yum; ilk Ben’im, son da Ben’im.“[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 2:8– „Ölmüş ve yaşama dönmüş, ilk ve son olan şöyle diyor….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 1:8– „Var olan, var olmuş ve var olacak olan, gücü her şeye yeten Rab diyor ki, ‚Alfa ve Omega Ben’im‘.“[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 22:12-16– „İşte tez geliyorum…. Alfa ve Omega, birinci ve sonuncu, başlangıç ve son Ben’im… Ben İsa, … bu tanıklığı size iletsin diye meleğimi gönderdim….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 21:6,7– „Alfa ve Omega, başlangıç ve son Ben’im.. Susamış olana, yaşam suyunun pınarından karşılıksız olarak vereceğim. Galip gelen bunları miras alacak. Ben ona Tanrı olacağım, o da bana oğul olacak.“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yukarıda, Esinleme kitabından aktarılan ayetlerin önemi görmemezlikten gelinemez. Bu ayetler, Mesih’in tanrısallığını açıklayan en güçlü ve en açık örneklerdendir. İki ilk ve iki son, iki Alfa ve iki Omega olamaz.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]RAB[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Rab“ kelimesi, Eski ve Yeni Antlaşma’da, Tanrı’dan ve İsa’dan bahsetmek üzere kullanılır. Eski Antlaşma’da Rab kelimesinin karşılığı „Adonay“ ‚dır. Aynı şekilde Rab kelimesinin Yeni Antlaşma’daki karşılığı „Kurios“ ‚tur. Adonay ve Kurios kelimeleri, Tanrı’yı tanımlamak için Yahudilerce kullanılmaktaydı.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeni Antlaşma’da „Kurios“ kelimesinin iki anlamı vardı, birisi genel kullanım ve diğeri de kutsal kullanımdı. Genel kullanımı, saygı ifade etmek amacıyla kullanılan „bey“ veya „efendi“ anlamına geliyordu. Kutsal kullanım „tanrısallık“ anlamına geliyordu. Bazı Yeni Antlaşma ayetlerinde „Rab“ terimi, İsa’ya saygı amacıyla kullanılır (Yuhanna 4:11). İlk Mesih İnanlıları, Yahudiler gibi monoteisttiler (tek tanrılı). „Rab“ kelimesini İsa için kutsal anlamda kullanmış olsaydılar, Mesih’in Tanrı olduğunu düşündükleri konusunda güçlü bir kanıt olacaktı. Hogg ve Vine’nin de belirttikleri gibi,[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’yı, Tanrı için kullanılan „Rab“ kelimesiyle adlandırmaları, İsa’yla Tanrı’yı bir tuttukları anlamına gelir. İsa’ya Rab diyenlerin dünyadaki tek monoteist (tek tanrılı) inanca sahip oldukları hatırlanırsa, kullandıkları Rab kelimesi büyük önem taşır. Yaratıcıyı yaratmış olduğu bir insana benzetmek ve insanla bir tutmak, belki pagan (putperest) bir filozofun yapabileceği, fakat bir Yahudinin asla cesaret edemeyeceği bir şeydi. 7[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İmparatorlarına tanrı olarak tapınan Romalılar, birbirlerini „sezar Rabdir“ diye selamlarlardı. İlk Mesih İnanlıları’na ve Yahudiler’e Romalılarca eziyet edilmelerinin sebeplerinden birisi de, İmparator’a „Rab“ dememelerinden kaynaklanıyordu. Bu uygulama, Mesih İnanlıları’nın Tanrı anlamında kullandığı „İsa Rabdir“ sözünün önemini gösterir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Yazılar’da, kutsal anlamda İsa’ya Rab denildiğini gösteren birçok açık örnek vardır. Pavlus şöyle der: „Bunun için şunu bilmenizi istiyorum: Tanrı’nın Ruhu aracılığıyla konuşan hiç kimse, ‚İsa’ya lânet olsun!‘ demez. Kutsal Ruh’un aracılığı olmadan da hiç kimse, ‚İsa Rab’dir‘ diyemez“ (1. Korintliler 12:3). Bazı şahıslar „İsa’nın Rabbim olduğuna inanıyorum, ama O’nun Tanrı olduğunu sanmıyorum“ diyerek, İsa’nın tanrısallığına karşı çıkabilirler. Burada sorulması gereken önemli soru, „Rab“ kelimesiyle söylenmek istenendir. Herkes „İsa Rab’dir“ diyebilir ve hatta bazıları bunu „efendi“ anlamında da kullanabilir, fakat Pavlus’un bahsetmekte olduğu bu değildir. Burada birkaç şey, Pavlus’un, İsa’nın tanrısallığından bahsettiğini gösterir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Pavlus 1. Korintlilerin 12. bölümüne, ruhsal armağanlardan bahsederek başlar ve Korintlilerin put tanrılara tapınmaya yönlendirildikleri gerçeğini ele alır. Bu sahte tanrılara karşıt olarak (a. 1, 2), Pavlus içinde Kutsal Ruh olan hiç kimsenin, İsa’ya lanet edemeyeceğini ve Kutsal Ruh olmadan hiç kimsenin „İsa Rab’dir“ diyemeyeceğini söyler. Yani, Rab İsa tapınılmaya layık olan gerçek Tanrı’dır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. 3. ayette Pavlus Kutsal Ruh’u, İsa’yı ve Tanrı’yı bir tutar. 4.-6. ayetler de şunu gösteriyor:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. ayet: çeşitli armağanlar fakat aynı Ruh.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]5. ayet: çeşitli hizmetler, fakat aynı Rab (ör. İsa, ayet 1).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]6. ayet: çeşitli etkiler, fakat aynı Tanrı.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eğer İsa Tanrı değilse, 5. ayette neden eşit olarak ele alınır? 11. ve 18. ayetlerde ise Kutsal Ruh ve Tanrı, eş anlamlı adlarmış gibi ele alınır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in tanrısallığını reddeden bir kişiye, Rabbe dua edip etmediği sorulacak olursa, bu kişinin ; „Hangisinden bahsediyorsun?“ diye sorması gerekirdi. İşte sorun da buradadır. Yeni Antlaşma’nın her yerinde, Tanrı’ya ve İsa’ya Rab denilmektedir. Bu soruyu sorduğunuzda alacağınız genel cevap şöyle olur: „Tanrı’ya dua ediyorum, fakat İsa’ya dua etmeye inanmıyorum.“ Buna karşılık olarak, Yeni Antlaşma’da İsa’ya Rab olarak beş kez dua edildiğini görüyoruz.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Elçilerin İşleri 7:59, 60′ ta, İstefan İsa’ya Rab olarak dua eder. Onun inancına göre, İsa’nın kendi ruhunu teslim edebilecek kadar güçlü biri olduğunu görüyoruz. Sonra İstefan diz üstü çökerek ;“Ya Rab, bu günahı onlara yükleme!“ demiştir. Hellenistik dönemdeki dindar bir Yahudi, Tanrı’dan başka hiç kimseye dua etmezdi.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. 1. Korintliler 1:2’de Pavlus kutsallara şöyle yazar: „Mesih İsa’da kutsal kılınmış ve kutsal olmaya çağrılmış olan sizlere ve hepimizin Rabbi İsa Mesih’in adını her yerde anan herkese….“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. Pavlus 2. Korintliler 12:8-9’da „bedendeki diken“ den bahsederken şöyle der: „Bundan kurtulmak için Rabbe üç kez yalvardım. Ama O bana dedi ki ‚Lütfum sana yeter. Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır.‘ İşte, Mesih’in gücü üzerimde bulunsun diye, güçsüzlüklerimle sevinerek, daha çok övüneceğim.“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. 1. Yuhanna 5:13-15’te şöyle yazılmıştır: „Ben bunları Tanrı Oğlu’nun adına iman eden sizlere, sonsuz yaşama sahip olduğunuzu bilesiniz diye yazdım. Tanrı’nın önünde güvenimiz şu ki, O’nun isteğine uygun ne dilersek bizi işitir. Her ne dilersek, bizi işittiğini bildiğimize göre, O’ndan dilemiş olduklarımızı aldığımızı da biliriz.“ „O,“ “ O’nun“ ve „O’ndan“ gibi kişilik zamirleri Tanrı’nın Oğlu’ndan bahsetmektedir (a. 13).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]5. Elçilerin İşleri 8:24’te Şimon şöyle der; „Benim için Rabbe yalvarın da söylediklerinizden hiç biri başıma gelmesin“ (16. ayette İsa „Rabdir.“).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Petrus ve Pavlus, İsa’nın „herşeyin Rabbi“ olduğunu ileri sürerler. (Elçilerin İşleri 10:36; Romalılar 10:12). Pavlus, ayrıca 1. Korintliler 2:8’de şöyle söyler: „Anlasalardı, yüce Rabbi çarmıha germezlerdi.“ Görkem Rabbi kimdir? Mezmur 24:10’da şöyle yazılmıştır: „Kimdir O görkem kralı? Orduların Rabbi; Görkem kralı O’dur“ (ayrıca bkz. Mezmur 36:7-8).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. Korintliler 4:4-5’te Pavlus İsa’ya şu şekilde Rab der: „Tanrı’nın görüntüsü olan Mesih’in yüceliğini bildiren müjdenin ışığı, imansızların üzerine doğmasın diye, bu çağın ilahı onların zihinlerini kör etmiştir. Biz kendimizi ilan etmiyoruz; ama Mesih İsa’yı Rab, kendimizi de İsa’nın uğruna kullarınız ilan ediyoruz.“ O halde Mesih Tanrı’nın benzeyişinde olan Rabdir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Pavlus, İşaya’nın Eski Antlaşma’da Yahve (Yehova) için kullanmış olduğu aynı benzetmeyi, İsa’nın Rabliğini açıklamak üzere kullanır:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Tanrı benim ve başkası yoktur….her diz önümde çökecek, her dil bana and edecek, diye söz ağzımdan doğrulukla çıktı, ve geri dönmez. Doğruluk ve güç ancak Rab’dedir“ (İşaya 45:22-24).[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„İsa’nın adı anıldığında, göktekiler, yerdekiler ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söylesin“ (Filipililer 2:10-11).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eski Antlaşma uzmanı ve bir Ferisi olan Pavlus, bu benzetmeyi kazayla kullanmış olamaz.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa, Kendisini „Sept Rabbi“ olarak tanıtmıştır. Bu iddia, Sept’in yaratıcısı olduğu anlamına gelir. Çıkış 31:13, 17’de Tanrı şöyle der: „Benim Sept günlerimi gerçekten tutacaksınız, çünkü o, sizinle benim aramda nesillerinizce bir alamettir; ta ki sizi kutsayan Rab’bin ben olduğunu bilesiniz…. O, İsrail oğulları ile benim aramda ebediyen bir alamettir…“ Yahudiler için Yahve, hem Sept’in yaratıcısı, hem de Sept’in Rabbi’ydi. Bazı Ferisiler, Sept gününde İsa’nın, öğrencilerinin ürün toplamalarına izin verdiği için O’nu eleştirirken, İsa Matta 28:8’de bunun sorun olmadığını, çünkü Kendisinin „Sept’in Rabbi“ olduğunu söylemiştir. C. S. Lewis’in de söylediği gibi:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşte başka bir ilginç durum: Hemen hemen her dinde,oruç gibi, yerine getirilmesi gereken bazı kurallar vardır. Ve bir gün bu Adam çıkagelip „Ben buradayken kimsenin oruç tutmasına gerek yok“ demesi ilginç bir durum yaratır. Kimdir bu adam? Varlığıyla dini kuralları değiştirmeye nasıl gücü yeter? Okula birdenbire tatile çıkabileceklerini söyleyen bu adam kimdir?“ 8[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’yı duyan Yahudiler bu sözlerin Tanrı’ya hakaret olduğunu düşündüler. Aynı Sept günü İsa’nın bir Havra’ya gidip hasta bir adama şifa vermesi Yahudileri çılgına çevirdi. Onların anlayışına göre bu davranış da Sept günü kurallarına karşı gelmekti. Yahudiler sadece Tanrı’nın böyle bir şey yapabileceğini bildiklerinden, İsa’yı öldürmeye çalıştılar (Matta 12:14).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tesniye 6:4 ve Markos 12:29’da da yazılmış olduğu gibi sadece bir Rab vardır.[/FONT]

    #35118
    Armagan
    Verwalter

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kurtarıcı[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eski Antlaşma’nın Tanrısı,tek Kurtarıcı’nın Kendisi olduğunu söyler. „Ben, Ben Rabbim ve Benden başka Kurtarıcı yoktur“ (İşaya 43:11). Yine de, Kutsal Yazılar açıkça İsa’nın Kurtarıcı olduğunu ileri sürer.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 43:3– „Çünkü senin Tanrın, İsrail’in Kutsalı, senin Kurtarıcın Rab Ben’im.“[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 1:21– „…adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlardan kurtaracak olan O’dur.“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 1:29– „İşte dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı kuzusu!“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    1. Timoteus 4:10– „Çünkü ümidimizi, bütün insanların, özellikle iman edenlerin Kurtarıcısı olan, yaşayan Tanrı’ya bağlamışız.“
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 4:42– „Kendimiz işittik, O’nun gerçekten dünyanın Kurtarıcısı olduğunu biliyoruz.“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İbraniler 5:9– „Mesih, sözünü dinleyenlerin hepsi için, sonsuz kurtuluş kaynağı olmuştur.“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Luka 1:47– „Ruhum, Kurtarıcım Tanrı sayesinde sevinçle coşar.“
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Luka 2:11– „Bugün size Davut’un kentinde bir kurtarıcı doğdu.“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Pavlus, Titus’a bereket ümidim ve „ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in, yücelik içinde gelmesini bekliyoruz“ (Titus 2:13) demiştir. Bu ayetin içeriği önemlidir. Aynı bölümde on iki ayet boyunca Pavlus, „Kurtarıcımız Tanrı“ ve „Kurtarıcımız İsa“ tanımlarını dört kez kullanıyor (Titus 2:10, 13; 3:4, 6).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kral[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Kral“ ünvanı, Tanrı’nın yüceliğini ifade etmek için kullanılır. Mezmur yazarı şöyle yazmıştır: „Çünkü Rab yüce bir Tanrıdır, ve tüm tanrılar üzerinde yüce bir kraldır.“ Tanrı İşaya 43:15’te şöyle diyor: „İsrail’in Yaratıcısı, Kralınız Rab Ben’im.“ Mezmurlar’da, İşaya’da, Yeremya’da, Daniel’de, Zekarya’da ve Malaki’de Tanrı’dan; „Kral,“ „İsrail’in Kralı,“ ve „Yüce Kral “ olarak bahsedilir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Kral“ kelimesi, genelde insanlara verilen bir ünvan olmasına rağmen, Yeni Antlaşma, Mesih’ten, Eski Antlaşma’da bahsedilen kral gibi değil, „Kralların Kralı“ olarak bahseder. „Çünkü kuzu Rablerin Rabbi, Kralların Kralıdır“ (Esinleme 17:14). Mesih’in ikinci gelişinde elbisesinin üzerinde „KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ“ yazılı olacak (Esinleme 19:10). Eski Antlaşma’da da, Yahve (Yehova) „Tanrıların Tanrısı“ ve „Rablerin Rabbi“ olarak anılır (Tesniye 10:17).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Timoteus 6:14-16’nın özel bir önemi vardır: „Rabbimiz İsa Mesih’in gelişine dek Tanrı buyruğunu lekesiz ve kusursuz olarak koru. Mübarek ve tek Hükümdar, kralların Kralı, rablerin Rabbi, ölümsüzlüğün tek sahibi, yaklaşılmaz ışıkta yaşayan, hiçbir insanın görmediği ve göremeyeceği Tanrı, Mesih’i belirlenen zamanda ortaya çıkaracaktır. Onur ve kudret, sonsuza dek O’nun olsun. Amin.“ Burada „kralların Kralı“ ve „rablerin Rabbi“ olarak açıklanan kişi, hem Tanrı, hem de Mesih olabilir. Eğer bu ayet, Mesih’in yüceliğinden bahsediyorsa (Esinleme 1:12-18), o zaman „tek Hükümdar“, „kralların Kralı,“ „rablerin Rabbi,“ „ölümsüzlüğün tek sahibi“ ve „yaklaşılmaz ışıkta yaşayan“ Tanrı, İsa Mesih’in Kendisidir. Öte yandan, eğer bu pasaj Tanrı’dan bahsediyorsa, o zaman Mesih ve Tanrı aynı ünvanları paylaşmaktadırlar diyebiliriz (bkz. Esinleme 17:14). Her iki durumda da, bu pasaj Mesih’in tanrısallığını kanıtlar.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yargıç
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eski Antlaşma, Tanrı’nın her bireyi yargılayacağı konusunda hiçbir şüphe bırakmamıştır. „Kavmını yargılasın diye, göklere ve yere yukarıdan çağırıyor…. Ve gökler, O’nun adaletini bildirecektir. Çünkü hükmeden, Tanrı’nın kendisidir.“ Yahve (Yehova) ’nin yargıçlığı konusunda birçok referans vardır. (örn. Tekvin 18:25; Mezmur 96:13; İbraniler 12:23, 24; 1. Petrus 1:17). Fakat Yeni Antlaşma’da, Baba „tüm yargıyı Oğul’a“ bırakır (Yuhanna 5:22). Tüm yargının Oğul’a verilmesinin sebebi, 23.ayette açıklanır: „Öyle ki, herkes Baba’yı onurlandırdığı gibi, Oğul’u onurlandırsın, Oğul’u onurlandırmayan, O’nu gönderen Baba’yı da onurlandırmaz.“ Baba, Tanrı olarak mı onurlandırılmıştır? Tabii ki. Öyleyse, Oğul da aynı şekilde onurlandırılmalıdır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 5:17-30 ayetleri Mesih’in tanrısallığıyla ilgili Kutsal Kitap’taki en güçlü bölümlerden birinsini oluşturur. „Yaşayanları ve ölüleri yargılayacak“ (2. Timoteus 4:1) olan İsa’dır. Tüm inanlılar „Mesih’in yargı tahtı“ önüne gelecekler (2. Korintliler 5:10). Romalılar 14:10 benzer bir şekilde inanlıların „Tanrı’nın yargı tahtına“ geleceğinden bahseder. Mesih ve Yahve (Yehova) inanlıların yüreklerini araştırır (Esinleme 2:23; Yeremya 17:10). İşte, bu ayetlere göre, İsa ve Yahve’nin tek yargıç olduğunu görüyoruz.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Işık[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Işık terimi Tanrı’yı, O’nun varlığını veya esinini simgelemek üzere kullanılır. Tanrı „ışıktır“, „Sonsuz Işıktır“, „karanlığı aydınlatandır“ (Mezmur 27:1; İşaya 42:6; 60:19, 20; 2. Samuel 22:29). İsa, oldukça güçlü bir iddiada bulunmuştur. Işık olduğunu söylemekle; insanlara ışığı gösteren değil, ışığın Kendisi olduğunu ileri sürmüştür. İsa şöyle demiştir: “Ben (ego eimi) dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen asla karanlıkta yürümez, yaşam ışığına sahip olur“ (Yuhanna 8:12). İsa Kendisinden bahsederek şöyle der: „Dünyaya ışık geldi ama insanlar ışık yerine karanlığı sevdiler“ (Yuhanna 3:19). Başka bir ayette İsa şöyle der: „Dünyada olduğum sürece, dünyanın ışığı benim“ (Yuhanna 9:5). Elçi Yuhanna, İsa hakkında şu tanıklıkta bulunur: „İnsanların ışığı,“ „gerçek ışık“ ve „her insanı aydınlatan ışık“ (Yuhanna 1:4, 9). Tanrı sonsuz ışık olduğu gibi, İsa da sonsuz ışıktır (İşaya 60:19, 20; Esinleme 21:23; 22:5).
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kaya[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    „Kaya“ bir çok anlama gelebilir, fakat bu tanım, Tanrı’yı simgeleyen bir terim olunca, Tanrı’daki güveni, Tanrı’daki sağlamlığı ve Tanrı’daki gücü simgeler. Musa, ölümünden önce İsraillilere bir şarkı bırakmıştır. Bu şarkıda Tanrı’nın kim olduğunu ve Tanrı’nın onlar için neler yaptığını anlatmıştır. Musa’nın bu şarkıda, Tanrı için kullandığı iki ad „Yahve“ ve „Kaya“ idi. „Rabbin (Yahve) adını beyan ederim. Kayamız Tanrı’ya yücelik olsun!“ (Tesniye 32:3-4; ayrıca bkz. Tesniye 32:15, 18, 30-31. Ayrıca bkz. 246 no’lu ilahi) Mezmur yazarı Tanrı’yı „kurtuluşumun Kayası“ olarak adlandırır (Mezmur 89:26; 95:1). Davut Tanrı’ya „Kaya“ ve „İsrail’in Kayası“ olarak tapınmıştır (2. Samuel 22:2, 3, 47; 23:3). 2. Samuel 22:32’de şu soru sorulur: „Çünkü Rab’den başka Tanrı kimdir? Ve Tanrımızdan başka Kaya kimdir?“
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeni Antlaşma’da da İsa’ya „Kaya“ ünvanı verilir. Pavlus, Musa’yla birlikte çölde olan İsrailoğulları’ndan bahsederken şöyle yazar: „Hepsi aynı ruhsal yiyeceği yedi. Hepsi aynı ruhsal içeceği içti. Artlarından gelen ruhsal kayadan içtiler, ve o kaya Mesih’ti“ (1. Korintliler 10:3, 4; bkz Çıkış 17:6; Nehemya 9:15). Pavlus, burada simgesel olarak İsrailoğulları’nın Yahve’nin man ekmeğinden beslendiklerini (a. 3), Mesih’ten içtiklerini (a. 4) hatırlatıyor. Pavlus’un inancına göre, İsa Yahve’nin ta Kendisiydi. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Pavlus İsa için „tökezleme kayası,“ „seçme taş“, „değerli köşe taşı“ ve „evi yapanların reddettiği taş“ adlarını uygun görmüştür (1. Petrus 2:4-8).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bedeli Ödeyen
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Bedeli ödeyen“ (Kurtarıcı) kelimesi, geri satın alan anlamındadır. İnsanlık ruhsal olarak iflas etmiş haldeyken ve kendisini kurtaramaz durumdayken, Baba Tanrı, isteyerek ve önceden vermiş olduğu bir kararla, (Elçilerin İşleri 2:23) Oğlu’nu tüm insanların kurtuluşu için kurban etmiş, ve insanların Tanrı’yla barış yapması için, bir kapı açmıştır. Kutsal Yazılar, Tanrı’nın „bol kurtarış“ Tanrısı olduğunu (Mezmur 130:7, 8) „Bedeli Ödeyen Kurtarıcı“ olduğunu (İşaya 48:17; 54:5; 63:9), ve yaşamlarımızı „çukurdan kurtaran“ Tanrı olduğunu vurgulamaktadır (Mezmur 103:4). Günahtan tamamen kurtuluş sadece Tanrı’dan gelebilir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Mesih, bizi günah bataklığından kurtarmıştır. „Mesih’in kanının aracılığıyla, Mesih’te kurtuluşa, suçlarımızın bağışına sahibiz“ (Efesliler 1:7). „Sonsuz kurtuluşumuzu“ satın alan İsa’nın Kendisidir (İbraniler 9:12). Pavlus Efes’teki önderlere şöyle seslenir: „Rabbin, kanı pahasına sahip olduğu inanlılar topluluğunu gütmek üzere atandınız“ (Elçilerin İşleri 20:28). Pavlus burada, Mesih’in çarmıhtaki ölümünden bahsetmektedir. Kurtarıcımız olan İsa Mesih, Oğul Tanrı’dır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Doğruluğumuz Olan Rab[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İnsanlığın doğruluğa olan gereksiniminden ve Tanrı’nın doğruluk standartlarına ulaşamamasından dolayı (Romalılar 3:23), Eski Antlaşma Yahve’nin Davud’un kökeninden gelecek doğru bir kişiyi göndereceği önbildirisinde bulunur. „Doğruluğumuz olan Rab (Yahve)“ (Yeremya 23:6; 33:15, 16), Eski Antlaşma’nın öğretisine göre, Davut’tan gelecek olan bu kökün, Mesih olacağı belirtilmiştir (karşılaştırınız Luka 1:32). Bu nedenle İsa’nın adlarından birisi de „doğruluğumuz olan Yahve“ dir. İşaya 45:24’te şöyle yazılmıştır: „Doğruluk ve güç, sadece Rab’dedir (Yahve).“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Koca[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Tanrı’ya koca ünvanının verilmesinin güzel özelliklerinden birisi de; sevgi dolu bir kocanın, eşinin gereksinimlerini karşılaması gibi, Tanrı da insanların yüreklerindeki boşluğu ve yalnızlığı doldurmak istemektedir. İşaya İsrail’e bu gerçeği şöyle hatırlatır: „Çünkü sizi Yaratan Kocanızdır“ (İşaya 54:5). Hoşea kitabında, Tanrı’nın İsrail için olan sevgisi, sadık bir kocanın, sadık olmayan karısına olan sevgisiyle karşılaştırılır. Tanrı, yargı günü geldiğinde, İsrail’in Kendisini tekrar Koca olarak çağıracağı önbildirisinde bulunur (Hoşea 2:16).
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eski Antlaşma’da, Tanrı nasıl İsrail’in Kocasıysa, Yeni Antlaşma’da da İsa İnanlılar Topluluğu’nun Kocasıdır. Mesih, önbildirilen „damadın“ Kendisi olduğunu söyleyerek, öğrencilerinin oruç tutmak zorunda olmadıklarını belirtir (Markos 2:18, 19). Matta 25:1’de bakirelerin (İnanlılar Topluluğu) „damat“ olan İsa’yı beklemeleri söylenir. Esinleme 21:2, 9’da İsa, „gelinin kocası“ ve göklerdeki „Yeni Kudüs“ olarak gösterilir. Tanrı gibi, İsa Mesih de tanrısal kocadır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Çoban[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    „Çoban“ kelimesi, Tanrı için ve Tanrı’nın insanlara olan ilgisi için kullanılan güzel bir terimdir. „Rab benim çobanımdır, eksiğim olmaz…“ mezmurunu Davut söyler (Mezmur 23:1). Mezmur 80:1’de şöyle yazılmıştır; „Ey İsrail’in çobanı, kulak ver. Sen ki Yusuf’u sürü gibi güdüyorsun.“ Tekvin 49:24 Tanrı’dan „İsrail’in Kayası, Çoban“ diye bahseder. Hezekiel kitabının bir bölümü, tamamen kaybolmuş ve O’nun ağılının koyunları olan İsrail’in Çobanından bahseder (Hezekiel 34).
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Çoban terimi, Mesih’in tanrılığını kanıtlamasa da, Petrus ve İbraniler’in yazarı İsa’yı „Çobanların Başı,“ „koyunların yüce Çobanı, ve canlarımızın „Çobanı ve Koruyucusu“ olarak adlandırır (1. Petrus 5:4; İbraniler 13:20; 1. Petrus 2:25). İsa da Kensinin „iyi çoban“ olduğunu söyler (Yuhanna 10:11, 16).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yaratıcı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Kutsal Kitap’taki ilk ayet şöyle der: „Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yaratmıştır“ (Tekvin 1:1). Tanrı, Kendisini yaratıcı olarak göstermektedir. Buna aykırı birşey söylemek Yahudilerce hakaret sayılırdı. Zaman ilerledikçe çeşitli kişiler, dünyayı Tanrı’nın yarattığını beyan etmiştir (Eyub 33:4; Mezmur 95:5, 6; 102:25, 26; Vaiz 12:1; İşaya 40:28). Yeni Antlaşma, Mesih’in tanrısallığını, O’ndan „yaratıcı“ olarak bahsederek onaylar: „Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı….O, dünyadaydı, dünya O’nun aracılığıyla var oldu, ama dünya O’nu tanımadı“ (Yuhanna 1:2, 3, 10).
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Burada kullanılan kişilik zamirlerinin birbirlerine bağlanışından, İsa’dan bahsettiklerini anlıyoruz.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Pavlus da aynı düşünceyi şöyle ifade eder: [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Nitekim Gökte ve yeryüzünde, görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar, her şey O’nda yaratıldı. Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratılmıştır. Her şeyden önce var olan O’dur ve herşey varlığını O’nda sürdürmektedir. Bedenin, yani İnanlılar Topluluğu’nun başı O’dur. Her şeyde ilk yeri alsın diye, başlangıç olan ve ölüler arasından ilk doğan O’dur.“ Koloseliler 1:16-18[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu metin, Pavlus’un İsa’dan bahsetmekte olduğunu gösterir. Birbirlerine bağlı olan zamirler, sadece bir kişiyi işaret eder. Kendisi aracılığıyla „her şeyin yaratılmış“ olduğu, „inanlılar topluluğunun başı ve „ölümden ilk doğmuş olan“ tek kişiden bahsedilmektedir. Efesliler 5:23’e, Yuhanna 1:1’e ve 1. Korintliler 15:20’ye göre, İsa bu tanımların hepsine uymaktadır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İbraniler’in yazarı da aynı noktanın altını çizer. „Tanrı eski zamanlarda, peygamberler aracılığıyla birçok kez ve çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. Bu son çağda da herşeyin mirasçısı olarak belirlediği ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğluyla bize seslenmiştir“ (İbraniler 1:10).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Lewis Sperry Chafer şöyle diyor:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yaratma işlevi, hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak bir olaydır. Tanrı, maddeyi tamamen yokluktan var etmiştir. Yani, hiçlikten bir şey üretmiştir. Hiçlikten, sadece hiçliğin çıkacağı açıktır. Kutsal Kitab’ın bildirisine göre, her şey Tanrı’nın sonsuz kaynaklarından varolmuştur. Var olan her şeyin kaynağı Tanrı’dır. Dünyanın var oluşu, Romalılar 11:36’da da belirtildiği gibi, Tanrı’nın iradesinin sonucudur: „Her şeyin kaynağı O’dur; her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için var oldu“ (Romalılar 11:3;6). Bu ayette her şeyin yaratıcısının Tanrı olduğunu görüyoruz. Fakat Koloseliler 1:16-17’de her şeyin Mesih tarafından ve Mesih için yaratılmış olduğu yazılır. Bu ayette, Mesih’in her şeyden önce olduğu ve her şeyin O’nun aracılığıyla yaratılmış olduğu belirtilmektedir. 9[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yaşam Kaynağı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Yaradılışın en önemli anı, Tanrı’nın insanı şekillendirmesi ve nefes borusuna yaşam nefesini üflemesidir (Tekvin 2:7). Tanrı Tesniye 32:39’da „…Ben’den başka Tanrı yoktur,“ dedikten sonra, Kendisinin „yaşam verici“ olduğunu söyler. (karşılaştırınız; Mezmur 36:9).
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa şöyle der: „Baba nasıl ölüleri diriltip onlara yaşam veriyorsa, Oğul da dilediği kişilere öylece yaşam verir“ (Yuhanna 5:21). İsa, Lazar’ı ölümden diriltmeden hemen önce „diriliş ve yaşam Ben’im“ (Yuhanna 11:25) der. Hatta daha öteye gidip, sonsuz yaşamın vericisinin Kendisi olduğunu söyler: „Onlara sonsuz yaşam veririm…. BEN ve Babam biriz“ (Yuhanna 10:28, 30). İsa Kutsal Yazılar’ın (Eski Antlaşma’dan bahsediyor) Kendisine tanıklık ettğini söyledikten sonra, „yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz“ der (Yuhanna 5:40).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Günahların Bağışlayıcısı[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Fesatların, suçların ve günahların“ tek bağışlayıcısı Tanrı’dır (Çıkış 34:7; bkz Nehemya 9:17; Mezmur 86:5; 130:4; İşaya 55:7; Yeremya 31:34; Daniel 9:9; Yunus 4:2). Tanrı’nın Oğlu İsa da günahları bağışlayabilir. Koloseliler 2:13 ve 3:13 suçların bağışlayıcısının İsa olduğunu söyler. İsa, Elçilerin İşleri 26:18’de Pavlus’a şöyle der: „Bana iman ederek günahlarının affina kavuşsunlar ve kutsal kılınanların arasında yer alsınlar“ (Elçinlerin İşleri 26:18).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Markos 2:1-12’de, felçli bir arkadaşlarının iyileştirilmesi için bazıları İsa’ya gelirler. İsa, bir evde vaaz etmekteyken, adamı bir baca deliğinden İsa’nın ayak ucuna gelecek şekilde uzatırlar. Onların bu imanına şaşıran İsa felçliye dönüp, „Oğlum, günahların bağışlandı“ der. Kalabalıktan bazıları İsa’nın bu davranışından dolayı; „Ne kibir! Ne küstahlık!“ diye düşünmüşlerdir. İsa Tanrı olmasaydı, felçli adamın günahlarını nasıl bilebilirdi? Elinde böyle bir güç varmış gibi nasıl davranabilirdi? İsa’nın vermiş olduğu karşılık açıktı. Küstah birisi gibi davranmıyordu. Doğruyu söylüyordu. Bunun kanıtı da şuydu: „İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu bilesiniz diye…. Sonra felçliye, ‚Kalk, döşeğini topla ve evine git!‘ dedi.“ Adam döşeğini toplayıp kalktığında herkes şaşakalmıştı.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu pasajla ilgili (özellikle Markos 2:7) Grekçe dilbilgisi uzmanı A.T. Robertson şöyle der:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Onlara ( Yahudilere ) göre, İsa’nın Kendisini Tanrı olarak görmesi büyük bir hakaretti. Mantıksal olarak doğru düşünüyorlardı. Bu sözlerin tek mantıksal açıklaması, İsa’nın iddialarını doğrulayan, Tanrı’yla özel bir ilişki içerisinde olma olasılığı bulunmaktadır. İşte, İsa’nın tanrısallığı üzerine iki güç bu noktada çakışmaktadır. İsa, sadece Tanrı’ya ait bir imtiyaz olan günahları bağışlama hakkını, felçli adamı iyileştirerek kanıtlamıştır. 10[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Robert Alan Cole, Markos İncilini yorumlarken bu pasaja çeşitli şekillerle bakılması gerektiğini belirtir. Fakat bu çeşitlerin hepsinin bir anlamda birleştiğini söyler. Cole bu pasajı şöyle (ayet 10, 11) açıklar:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu pasajı anlamanın iki yolu vardır. Her iki yoldan da verimlidir, ve eğer sonuna kadar giderseniz, tek anlamda birleşirsiniz. Birinci yorum şu şekilde açıklanabilir; ‚Sadece Tanrı’nın günahları bağışlayabileceğini söylüyorsunuz? Fakat, size aynı güce sahip bir kişiyi göstereceğim…‘ Böylece bu konuşma, İsa Mesih’in Tanrı’yla eşdeğer olmasına kadar uzanır.“ 11[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bağışlama üzerine verdiği bir derste günümüz yazarlarından Josh McDowell şöyle demiştir;[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bağışlama kavramı beni bir süre rahatsız etmişti, çünkü tam olarak bağışlamanın ne demek olduğunu anlamamıştım. Bir gün, bir felsefe dersinde Mesih’in tanrısallığıyla ilgili bir soruyu cevaplarken, Markos 2’deki ayetlerden alıntı yaptım. Asistanlardan biri, Mesih’in bağışının O’nun tanrısallığını yansıttığıyla ilgili sonucumu doğru bulmadı. Kendisinin bir kişiyi bağışlayabileceğini, fakat bunun, kendisini Tanrı yapmayacağını belirtti. Bu asistanın sözleri beni biraz düşündürdü. Dini önderlerin Mesih’e neden tepki göstermiş oldukları beni şaşırmıştı. Birisine „seni bağışladım“ diyebilirsiniz, fakat bunu sadece size karşı suç işlemiş bir kişiye söyleyebilirsiniz. Başka bir deyişle, bana karşı suç işlerseniz, sizi bağışladığımı söyleyebilirim. Fakat Mesih’in yaptığı bu değildi. Felçli kişi Baba Tanrı’ya karşı suç işlemişti ve bunun üzerine İsa yetkisini kullanıp „günahların bağışlandı“ demiştir. Tabii ki bize karşı yapılan haksızlıkları bağışlayabiliriz, fakat Tanrı’dan başka hiçkimse, hiçbir şekilde, Tanrı’ya karşı işlenmiş olan bir suçu bağışlayamaz. İsa, Tanrı’ya karşı işlenmiş olan bir suçu bağışlamıştı.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’nın günahları bağışlama gücü, Tanrı’ya ait olan bir imtiyazı kullanmasının güzel bir örneğidir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Şifa Veren Rab
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Çıkış 15:26’da Yahve şöyle der: „Ben, size şifa veren Rabbim.“ Tanrı’nın yüzyıllar boyunca şifa armağanını insanlara vermiş olduğu doğru olsa da, hiç kimse bu yetkiyi İsa’nın kullanmış olduğu gibi kullanmamıştır. İlk inanlılar bu yetkiye inanmışlardı ve İsa Mesih adıyla şifa verip, insanlardan cinleri kovmuşlardı (Matta 10:1; Markos 9:38; Luka 10:17). İsa’nın düşmanları korkuya düşmüştür (Yuhanna 9:24). Aklı başında olan hangi insan, kendi adıyla insanlara şifa verdiğini ve cinleri kovduğunu söyleyebilir? Böyle bir iddia sadece Tanrı’ya ait olan görkemi kendi üzerine almak olurdu.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa, şifa gücünün bir parçası olarak, cinlere karşı yetki sahibi olduğunu iddia etmiştir (Matta 12:22-29). Cinler bile O’nun „Tanrı’nın Kutsalı“ ve „Tanrı’nın Oğlu“ olduğunu itiraf ederler (Markos 1:24; 5:7; Luka 4:34). İlk İnanlılar Topluluğu, tüm meleklerin, hükümranlıkların ve güçlerin O’na itaat ettiğini anlamıştı (1. Petrus 3:22). Elçilerin İşleri 9:34’te Petrus felçli bir adamla karşılaştığında, „Eneyas, İsa Mesih seni iyileştiriyor“ dedikten sonra, İsa Eneyas’ı iyileştirmiştir. İsa Mesih göklerde Tanrı olarak şifa veriyordu.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Yazılar, Mesih’in tanrısallığıyla ilgili güçlü bir kanıttır. İsa Mesih’e, sadece Tanrı için kullanılan adlar ve ünvanlar verilir: Yahve, Tanrı, Alfa ve Omega, Rab, Kurtarıcı, Kral, Yargıç, Bedeli Ödeyen Kurtarıcı, Doğruluğumuz olan Rab. Tanrı’yla paylaştığı diğer ünvanlar ise Işık, Kaya, Koca, Çoban, Yaratıcı, Yaşam kaynağı, Günahların Bağışlayıcısı ve Şifa Veren Rabdir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eğer İsa sadece Tanrı’ya ait olan adlara ve ünvanlara sahipse, yani Tanrı’ysa, O halde Tanrı’nın sahip olduğu özelliklere de sahip olması gerekirdi…. Bu özelliklere sahipmiydi? Kutsal Yazılar İsa’nın Tanrısal özelliklere sahip olduğunu öğretiyor mu? [/FONT]

    #35119
    Armagan
    Verwalter
    BÖLÜM ÜÇ


    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Mesih Tanrı’nın Özelliklerine Sahiptir[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Tanrı eşsizdir. Sadece Tanrı yaratılıştan değildir. O, tüm evrenin yaratıcısıdır. O yaratılışın bir parçası değil, kaynağıdır. Tüm yaradılışta Tanrı’nın el işini veya bir işaretini görebiliriz. Fakat O’nun el işi, Tanrı’ya eş değer veya Tanrı’nın Kendisi olamaz. Örneğin, insanlar kişiseldir… Bizler düşünebilir, karar verebilir, hayal kurabilir, sevebiliriz. Kişisel olan Tanrı’nın benzeyişindeyiz, fakat Tanrı değiliz.
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eğer İsa Mesih gerçekten de Tanrı’ysa, o zaman Tanrı’nın özelliklerine tamamen sahip olmalıdır. Bu bölümde Tanrı’nın en ayırdedici beş özelliğini inceleyeceğiz ve İsa Mesih’in bu özelliklere sahip olduğunu göreceğiz.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı Her Yerdedir [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Tanrı her şeydedir…Tanrı evrenin her noktasındadır. Tanrı’nın aynı anda her yerde olduğunu söylemekle, Hindu inancının belirttiği gibi, tüm yaratılışın Tanrı’yı oluşturduğunu söylemiyoruz. Örneğin, Tanrı ağaçları yarattığı halde ağaçlar Tanrı’nın bir parçası değildir.
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın kişisel olarak her yerde bulunması durumuyla (Mezmur 139:7; Süleyman’ın Meselleri 15:3) Tanrı halkına yardım edebilir, onları koruyabilir, sevebilir, savunabilir ve isteklerini ve gereksenimlerini karşılayabilir. Aynı şekilde, Yeni Antlaşma’da bu özellikler Mesih için de geçerlidir. Pavlus şöyle der: „İnmiş olan ve her şeyi doldurmak üzere tüm göklerden çok yukarı çıkmış olan Kişi aynıdır“ (Efesliler 4:10). Mesih öğrencilerine şöyle söyler: „Nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanırsa, ben de orada onların arasındayım“ (Matta 18:20). Onlara „İşte ben, dünyanın sonunda, dek her an sizinle birlikteyim“ (Matta 28:20) vaadinde bulunur. Mesih’e iman edenlerin hepsinin içinde İsa’nın yaşayacağı yazılmıştır (Romalılar 8:9; Galatyalılar 2:20; Efesliler 3:17, Koloseliler 1:27; Esinleme 3:20). „…İsa Mesih’in içinizde olduğunu bilmiyor musunuz? Aksi halde sınavdan başarısız çıkardınız“ (2. Korintliler 13:5). Ölümlü bir kişi nasıl olur da, tüm yeryüzündeki inanlıların yüreklerinde yaşadığını iddia edebilir?[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı Her Şeyi Bilir [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Tanrı „her şeyi bilendir“ dediğimizde, Tanrı’nın sonsuzluk boyunca bilinilebilir olan herşeyi bildiğini söylemek istiyoruz.
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı, herşeyle ilgili mükemmel ve sonsuz bilgiye sahiptir. Bilinebilir olan herşey Tanrı’nın bilgisi dahilindedir. Tanrı’da olan bilgi, bizim bilgi edinişimizden farklıdır. Bizler öğrenerek bilgiye ulaşırız. Tanrı’nın bilmek için öğrenme sürecinden geçmesine gerek yoktur. Tanrı’nın herşeyi bilmesi akıl yürütme, sonuç çıkarma, duygular, hayal kurma, tümevarım veya tümdengelim yöntemleri sayesinde değildir. O’nun bilgisi doğrudan, keskin, ayırdedici ve en doğru bilgidir. Bilinebilecek olan her şey Tanrı tarafından bilinir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeni Antlaşma Mesih’in tüm bilgiye sahip olduğunu belirtmektedir. Mesih geçmişten, bugünden ve gelecekten haberdardır. Yuhanna 2:24-25’te şöyle yazılmıştır: „İsa bütün insanların yüreğini bildiği için onlara güvenmiyordu. İnsan hakkında kimsenin O’na bir şey söylemesine gerek yoktu. Çünkü Kendisi, insanın içinden geçenleri biliyordu.“ İsa’nın öğrencileri O’na tanıktı; „Şimdi senin her şeyi bildiğini anlıyoruz“ (Yuhanna 16:30). Petrus; „Rab, sen her şeyi bilirsin“ beyanında bulunur (Yuhanna 21:17). İsa’nın her şeyi bilmesinden bahsederken, Kendisini kimin ele vereceğini de bildiğini söylemeden geçemeyiz (Yuhanna 6:64).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in her şeyi bilmesi konusu üzerinde yazmış olduğu bir paragrafta Dr. John Walvoort şöyle der: i[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in gelecek olaylarla ilgili bilgisi Kutsal Yazılarca onaylanmaktadır (Yuhanna 13:1, 11; 18:4; 19:28). Mesih, her şeyi bilme gücüyle Tanrı’nın bilgeliğine sahip olduğunu beyan etmiştir (1. Korintliler 1:30). İsa’nın yetenekleri en bilge peygamberlere bile verilemezdi ve bu yetenekler, Mesih’in tüm tanrısal niteliklere sahip olduğunun kanıtıdır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Thomas Schultz şöyle demektedir: [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in bilgisi, tüm ölümlülerin bilgisinin ötesindedir. O sadece tüm insanların en zekisi ve en bilgesi değildir. O’nun bilgeliği, insanın tüm sınırlarını aşar ve yalnızca yetkin bilgi olarak sınırlandırılabilir. İlk olarak Tanrı’ya özgü bir yetenek olan insanların düşüncelerini ve anılarını bilir (1. Krallar 8:39; Yeremya 17:9-16). Din bilginlerinin yüreklerindeki kötülüğü görmüştür (Matta 94); Kendisini reddedecekleri (Yuhanna 10:64) ve Kendisini izleyecekleri önceden bilmiştir (Yuhanna 10:14). Bütün insanların yüreklerinden geçenleri biliyordu (Markos 2:8; Yuhanna 1:48; 2:24, 25; 4:16-19; Elçilerin İşleri 1:24; 1. Korintliler 4:5; Esinleme 2:18-23). Sade bir insan, insanların yüreklerinde ve akıllarında ne olduğunu bilmek için zekice bir tahminden başka bir şey yapamaz. İkinci olarak, Mesih, hiçbir insanın kavrayamayacağı gerçekler hakkında bilgi sahibidir. Balıkların suyun neresinde olduğunu (Luka 5:4-6; Yuhanna 21:6-11) ve bir balığın ağzında madeni para olduğunu biliyordu (Matta 17:27). Gelecekle ilgili olayları (Yuhanna 11:11; 18:4), ileride karşılaşılacak ayrıntıları (Matta 21:2-4) ve Lazar’ın öldüğünü (Yuhanna 11:14) biliyordu. Üçüncü olarak, Tanrı’nın iç bilgisine sahipti. Yetkin bilgiye sahip olmasının yanı sıra, Tanrı’yla iç içeydi. Baba O’nu bildiği gibi, O da Baba’yı bilir (Matta 11:27; Yuhanna 7:29; 8:55; 10:15; 17:25). Dördüncü olarak, Kutsal Yazılar’ın bu çizgideki öğretişi, Mesih’in her şeyi bildiğini göstermeye yöneliktir (Yuhanna 16:30; 21:17), ve bütün bilgelik ve bilgi hazineleri O’nda gizlidir (Koloseliler 2:3). 4[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı Herşeye Gücü Yetendir [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    İbranice „El Şaday“ kelimesi „Yüce Tanrı“ olarak çevrilebilir. Tanrı’nın gücü her şeye yeter. Mesih’in mucizeleri O’nun fiziksel dünya üzerindeki gücünü kanıtlamıştır. Fakat O’nun Sözleri ve dirilişi, tüm yaratılışa O’nun yetkisini ve gücünü beyan eder.
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Dr. John Walvoord şöyle yazmıştır: [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in her şeye gücünün yettiğinin kanıtı diğer nitelikleri kadar önemlidir. Bazen fiziksel güç şeklini alır, fakat bu çoğu zaman Mesih’in yaratılış üzerindeki yetkisini gösterir. Mesih’in günahları bağışlama yetkisi vardır (Matta 9:6), gökte ve yerde tüm güce sahiptir (Matta 28:18). Doğaya (Luka 8:25) ve Kendi yaşamına karşı güce sahiptir (Yuhanna 17:2). Fiziksel olarak hastalara şifa verme ve cinleri kovma gücüne sahiptir (Filipililer 3:21). Dirilişinden dolayı; „Onun aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşanları, tamamen kurtaracak güçtedir“ İbraniler 7:25). „O’nun bana emanet ettiğini, o güne dek koruyacak güçte olduğuna eminim“ (2. Timoteus 1:12). „Kurtarıcımız tek Tanrı, sizi düşmekten alıkoyacak, Kendi yüce huzuruna büyük sevinç içinde lekesiz olarak çıkaracak güçtedir“ (Yahuda 24; Efesliler 5:27). Grekçe metinde 25. ayette geçen „Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla“ sözü Mesih’in Tanrılığı’nı betimlemektedir. Mesih’ten ve Tanrı’dan ayrı ayrı bahsedilmiş olsa bile, her iki durumda da Mesih’in gücüne gereksinim vardır. Mesih’in doğumu, ölümü ve dirilişi, Mesih’in günaha karşı işleve geçip, kurtuluşu getirmesine yol açmıştır. Mesih’in her şeye gücünün yetmesi kutsallık, bilgelik ve iyilikle doludur. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih Varoluştan Önce Vardı [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    İsa’nın Tanrı’yla paylaştığı diğer bir nitelik ise, varoluştan önce varolmasıdır. Kutsal Yazılar’da bir çok ayet, İsa’nın doğmadan önce varolduğunu gösterir.
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa şöyle der: „Ben Baba’dan çıkıp dünyaya geldim. Şimdi dünyayı bırakıp Baba’ya dönüyorum“ (Yuhanna 16:28). İsa birçok kez, kökeninin bu dünyadan olmadığını belirtmek için Kendisinin „gönderilmiş“ olduğunu söylemiştir (Yuhanna 3:32-34; 4:34; 5:23, 24, 36-38; 6:29, 33, 38; 7:16, 18, 28, 29, 33; 8:18, 29, 38, 42, 13:20; 16:30; 17:8…v.b.). İsa, Nikodemus’a şöyle demiştir; „Gökten inmiş olan İnsanoğlu’ndan başka hiç kimse göğe çıkmamıştır“ (Yuhanna 3:13). „Gökten inmiş olan diri ekmek Ben’im (ego eimi)“ (Yuhanna 6:51; bkz. ayet 58). „Ya İnsanoğlu’nun önceden bulunduğu yere yükseldiğini görürseniz?“ (Yuhanna 6:62). Vaftizci Yahya Mesih’le ilgili şöyle der: „Yukarıdan gelen İsa herkesten üstündür…. Ne görmüş, ne işitmiş ise, ona tanıklık eder“ (Yuhanna 3:31, 32).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Başka bir durumda İsa şöyle dua eder: „Baba, dünya var olmadan önce, ben senin yanındayken sahip olduğum yücelikle, şimdi beni yanında yücelt“ (Yuhanna 17:5). İbraniler kitabının yazarı, Musa’nın „Mesih uğruna aşağılanmayı, Mısır’ın hazinelerinden daha büyük bir zenginlik saydığını“ söyler (İbraniler 11:26). Mesih’in „dünya kurulalıdan beri“ „yaşam kitabına“ sahip olduğu yazılmıştır (Esinleme 13:8). İsa’dan altı ay büyük olan Vaftizci Yahya şöyle der: „Benden sonra gelen benden üstündür. Çünkü O benden önce vardı.“ Otuzuncu ayet açıkça gösteriyor ki, Vaftizci Yahya „Tanrı’dan“ değil „İsa’dan“ bahsetmektedir. Vaftizci Yahya burada, Tanrı’nın Mesih’in doğacağı bilgisine önceden sahip olduğu durumundan bahsetmektedir. Tanrı Yahya’nın da doğacağını önceden biliyordu. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşte, Kutsal Yazılar, İsa’nın varoluştan önce bir varlık olduğu konusunda hemfikirdirler. Buna, Tanrı’nın Eski Antlaşma’da fiziksel olarak görünmüş olduğu kanıtı da eklenebilir. Örneğin, Tekvin 18:1-19:1; 16:7-13; 22:15, 16; 31:11-13; 32:30; 48:15, 16; Çıkış 4:2-4 (bkz 3:2); 1. Tarihler 21:15-19; Mezmur 34:6, 7; Zekarya 12:10 (bkz. Yuhanna 19:37); ve 14:3,4 (bkz. Elçilerin İşleri 1:9-12) Tanrı’nın Eski Antlaşma’da fiziksel olarak göründüğünü gösteren pasajlardan bazılarıdır. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in Önceden Varoluşu[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Kutsal Kitab’ın Tanrısı sonsuzdur. Zaman ve zamanın kaynağının ötesindesir. Zaman kavramının ötesinde olmadığı bir zaman olmamıştır. Zamana karışmadığı bir zaman da olmayacaktır (Çıkış 3:14; Habakuk 3:6; Tesniye 33:26, 27). Yalnızca Tanrı sonsuzdur.
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Mesih de sonsuzdur. Yehova Şahitleri’nin ve Uluslararası Yol üyelerinin iddia etmiş oldukları gibi, İsa’nın bir „başlangıcı“ olmamıştır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Mesih’in doğumunu önceden bildiren Mika Peygamber şöyle der: „Ve O’nun çıkışı eski vakitten, sonsuz günlerdendir“ (Mika 5:2). İşaya, Mesih’in doğumundan bahsederken diğer adların yanısıra bu çocuğa „Sonsuz Baba“ (İşaya 9:6) denileceğinden bahseder. İsa, „İbrahim doğmadan önce Ben varım“ ( Yuhanna 8:58 ) der. Buradaki Grekçe metin kesin bir şekilde „Ben vardım“ sözünü değil, şimdiki zaman olan „Ben varım“ sözünü kullanır. F.F. Bruce bu ayeti şöyle yorumlamıştır: „İsa, sadece daha önceden varolmuş olan bir varlık olmuş olsaydı; ‚İbrahim olmadan önce Ban vardım‘ “ 7 sözünü kullanırdı. İsa daha da öteye giderek, Kendisinin her zaman var olduğunu belirten ‚Ben varım‘ kelimesini kullanmıştır.“ [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]G. Campbell bu konuda şöyle der: “ ‚Ben Varım‘ kelimesi varoluşun sonsuzluğunu, tüm İbrani tarihinde İsa’nın varlığını iddia eder.“ 8[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]William Barclay’in yorumu da önemlidir: [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa için zaman kavramı yoktur. Beden aldığı bir zaman yoktu; ve beden almadığı bir zaman da olmayacaktır. İsa’dan bahsederken ‚O vardı‘ diyemeyiz. Her zaman ‚O var‘ demeliyiz…. İsa’da zaman kavramının dışında olan bir Tanrı görüyoruz. Bu Tanrı İbrahim’in, İshak’ın ve Yakub’un Tanrısı’dır. Bu Tanrı zamandan önce de vardı, ve zamandan sonra da var olacaktır.“ [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın Değişmezliği [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Tanrı, kişilik olarak değişmezdir. Zaman içerisinde hareket etmesine ve zaman içerisinde insanlarla ilişki içerisinde olmasına rağmen, niteliklerini içeren özünde asla değişmez (Malaki 3:6; Yakup 1:17; Mezmur 33:11; İşaya 46:9, 10). Bizi sonsuza dek seveceği ve vaadlerini tutacağı konusunda O’na güvenebiliriz. Tabii ki İsa, insanın geçirmiş olduğu bedensel gelişme evrelerinde değişim geçirmiştir. Yine de, Kutsal Yazılar’da O’nun kutsal doğasıyla ilgili şöyle yazılmıştır: „İsa Mesih dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır“ (İbraniler 13:8). İsa ve Baba, özlerinde değişmez olarak kalmaktadırlar.
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Görmüş olduğumuz gibi, Kutsal Yazılar’da birçok kez İsa’nın Tanrı’nın sonsuz niteliklerine sahip olduğu yazılıdır.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] [/FONT]

    #35120
    Armagan
    Verwalter
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM DÖRT[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    İsa Mesih Tanrı’nın Yetkisine Sahiptir
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın İsa’da olan yetkisi, Mesih’in tapınılma hakkını üzerine almasında görülür. İsa ayrıca, Kendisini diriltme gücüne sahip olduğunu ve bunun yanısıra Tanrı’nın yetkisiyle konuşma gücüne sahip olduğunu iddia etmiştir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kendisine Tapınılmayı Kabul Eder[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Yazılar’da tapınma konusu kadar açıkça bahsedilen konu az bulunur. Hem Eski Antlaşma, hem de Yeni Antlaşma sadece Tanrı’ya tapınılması gerektiğini vurgulamaktadır. İsa Şeytan’a şöyle demiştir: „Rabbin olan Tanrı’ya tapınacaksın ve yalnızca O’na kulluk edeceksin“ (Matta 4:10; Luka 4:8). Hiçbir insana veya meleğe tapınılmaması gerekiyordu (Matta 4:10; Esinleme 19:20; 22:8, 9). Tanrı’nın „görkemini“ başkasına vermeyeceği yazılmıştır (İşaya 42:8). [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeni Antlaşma, tapınma için Grekçe „proskuneo“ kelimesini kullanır. İsa’nın, Şeytana sadece Tanrı’ya tapınılmasını söylediğinde kullanmış olduğu kelime budur. Tanrı’ya tapınma konusunda en çok kullanılan kelime budur (Yuhanna 4:24; Esinleme 5:14; 7:11; 11:16; v.b.).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa bir adamı iyileştirdikten sonra, iyileşen adam şöyle demiştir; “ ‚Rab iman ediyorum‘ diyerek İsaya tapındı“ (Yuhanna 9:38). Aynı Grekçe kelime Matta 14:33’te İsa’nın öğrencileri O’nu suyun üzerinde yürürken görünce, İsa’ya tapındıklarında da kullanılmıştır. Başka bir yerde de İsa’nın dirilmiş olduğunu gören öğrenciler „…yaklaşıp İsa’nın ayaklarına sarıldılar, O’na tapınmaya başladılar“ (Matta 28:9). Görmüş olduğumuz gibi, dirilişten önce ve sonra İsa Kendisine tapınılmayı kabul etmiştir. Sadece Tanrı’ya tapınılmasını söyleyip Şeytan’ı azarlayan İsa, Kendisine tapınılmasına karşı çıkmamıştır, çünkü „sadece Tanrı’ya tapınılması gerekir.“ İsa Kendisine tapınılmasına izin vermiştir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İbraniler 1:6’da Tanrı’nın meleklerinin İsa’ya tapınmaları (proskuneo) yazılmıştır. Esinleme 5:8-14’te hamd ve tapınmayla ilgili bir bölüm tamamen Kuzu’ya (İsa) ve Tanrı’ya adanmıştır. Bir ayette Pavlus, yerde ve gökteki bütün dizlerin İsa Mesih’in adı anıldığında diz çökeceğini ve İsa Mesih’in Rab olduğunu itaraf edeceğini yazmıştır (Filipililer 2:10, 11). Yeni Antlaşma’da birçok kez iman ve ümit kaynağı olan Tanrı Oğlu’na tapınılır. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeni Antlaşma topluluğunun ve yüzyıllar boyunca süregelen tüm inanlı topluluklarının birleşik tanıklığı, tapınmanın Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olan Tanrı’ya yapılmasına yöneliktir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kendisini Diriltme Yetkisi Vardı[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa, bir insan olarak ölüme mahkum edildiğinde bile, sadece Tanrı’nın sahip olabileceği bir güçle Kendisini diriltme gücüne ve yetkisine sahip olduğunu iddia etmiştir. Bazıları şöyle düşünebilir; „Eğer İsa Mesih Tanrı’ysa Kendisini nasıl diriltebilir?“ Yuhanna 2:19’da İsa şöyle der: „Bu tapınağı yıkın (Kendi bedeninden bahsediyor, a. 21), üç günde onu yeniden kuracağım.“ Kendi yaşamıyla ilgili şöyle söylemiştir: „Canımı vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var“ (Yuhanna 10:18).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Tanrı Gibi Konuşmuştur[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa sadece Tanrı’nın adlarını, ünvanlarını, niteliklerini, gücünü ve Kendisini diriltme yetkisini almakla kalmamış, bunun yanısıra sadece Tanrı’nın konuştuğu tarzda konuşmuştur. Ferisiler bir ara O’nu tutuklamak üzere asker göndermiş, fakat askerler elleri boş dönmüşlerdi. O’nu neden tutuklamadıkları sorulunca, verebildikleri tek cevap; „Hiç kimse hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır“ olmuştur (Yuhanna 7:46). Gerçekten de öyleydi.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İncil’i İsa’nın konuşmalarındaki yetkiden etkilenmeden okumak olanaksızdır. İnsanları Kendisine çağırmış, Kendisini izlemelerini ve hatta yaşamlarını kendisine adamalarını söylemiştir. Dinleyicilerinin karşısında eşsiz bir yetkiyle konuşmuştur. Din bilginleri ve Ferisiler gibi, diğer öğretmenler sözlerini haklı çıkarmak için, sözlerini Yeşaya ve peygamberlerin kitaplarına bağlıyorlardı. İsa, „size diyorum ki…“ diyordu. Olaylar O’nun yetkisini onaylıyordu. Cinler O’nun sözünden kaçıyor, rüzgâr ve deniz O’nun buyruğuyla sakinleşiyor, ölüler diriliyor, sakatlar yürüyor ve körler görüyordu. C.S. Lewis şöyle yazmıştır:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Kitab’a Dayalı,İsa’nın ve Yahve’nin Bir Olduğunu Gösteren Adlar,Ünvanlar ve Nitelikler İndeksi–1.Korintliler 8:6[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanım
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı için[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa için[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yahve
    [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif](Ben Ben Olanım)[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Çıkış 3:14[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tesniye 32:39[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 43:10[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 8:24[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 8:58[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 18:4-6[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Tekvin 1:1
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 7:14, 9:6[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 1:1, 14[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 20:28[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Titus 2:13[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İbraniler 1:8[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. Petrus 1:1[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Alfa ve Omega[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif](İlk ve Son)[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 41:4[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 48:12[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 1:8[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 1:17, 18[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 2:8[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 22:12-16[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Rab[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    İşaya 45:25
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 12:8[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Elçilerin İşleri 7:59, 60[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Elçilerin İşleri 10:36[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Romalılar 10:12[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Korintliler 2:8[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Korintliler 12:3[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Filipliler 2;10, 11[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kurtarıcı[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 43:3[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 43:11[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 63:8[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Luka 1:47[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Timoteus 4:10[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 1:21[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Luka 2:11[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 1:29[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 4:42[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Titus 2:13[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İbraniler 5:9[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Kral
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 95:3[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 43:15[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Timoteus 6:14-16[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 17:14[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 19:16[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yargıç[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tekvin 18:25[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 50:4, 6[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 96:13[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Romalılar 14:10[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. Timoteus 4:1[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Işık[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. Samuel 22:29[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 27:1[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 42:6[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 1:9[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 3:19[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 8:12[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 9:5[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kaya[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tesniye 32:3, 4 [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. Samuel 22:32[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 89:26[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Romalılar 9:33[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Korintliler 10:3, 4[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Petrus 2:4-8[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bedeli Ödeyen [/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 130:7, 8[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 48:17[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 54:5[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 63:9[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Elçilerin İşleri 20:28[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Efesliler 1:7[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İbraniler 9:12[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Doğruluğumuz Olan Rab[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 45:24[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeremya 23:6[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Romalılar 3:21-22[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Koca[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 54:5[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hoşea 2:16[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 25:1[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Markos 2:18,19 (damat)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. Korintliler 11:2[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Efesliler 5:25-32[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 21:2, 9[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Çoban[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tekvin 49:24[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 23:1[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 80:1[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 10:11, 16[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İbraniler 13:20[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Petrus 2:25[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Petrus 5:4[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yaratıcı[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tekvin 1:1[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eyüb 33:4[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 95:5, 6[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 102:25, 26[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 40:28[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 1:2, 3, 10[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Koloseliler 1:15-18[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İbraniler 1:1-3, 10[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Yaşam Kaynağı
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tekvin 2:7[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tesniye 32:39[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Samuel 2:6[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 36:9[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 5:21[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 10:28[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 11:25[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Günahların Bağışlayıcısı[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Çıkış 34:6-r7[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Nehemya 9:17[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Daniel 9:9[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yunus 4:2[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Markos 2:1-12[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Elçilerin İşleri 26:18[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Koloseliler 2:13[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Koloseliler 3:13[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Şifa Veren Rab[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Çıkış 15:26[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Elçilerin İşleri 9:34[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı Her Yerdedir[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Mezmur 139:7-12
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Süleymanın Meselleri 15:3[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 18:20[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 28:20[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Efesliler 3:17; 4:10[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı Her Şeyi Bilir[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    1. Krallar 8:39
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeremya 17:9, 10, 16[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 11:27[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Luka 5:4-6[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 2:25[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 16:30[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 21:17[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Elçilerin İşleri 1:24[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Tanrı Her Şeye Gücü Yetendir
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 40:10-31[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 45:5-13, 18[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 28:18[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Markos 1:29-34[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 10:18[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yahuda 24[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih Varoluştan Önce Vardı[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Tekvin 1:1
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 1:15, 30[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 3:13, 31, 32[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 6:62[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 16:28[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 17:5[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in Sonsuzluğu[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mezmur 102:26, 27[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]habakuk 3:6[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 9:6[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mika 5:2[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 8:58[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın Değişmezliği[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşaya 46:9, 16[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Malaki 3:6[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yakup 1:17[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İbraniler 13:8[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kendisine Tapınılmayı Kabul Eder[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 4:10[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 4:24[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 5:14[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 7:11[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Esinleme 11:16[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 14:33[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 28:9[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 9:38[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Filipililer 2:10, 11[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İbraniler 1:6[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrısal Yetkiyle Konuşur[/FONT] [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    Yüzlerce kez „Rab şöyle diyor…“ diye söz başlar.
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Matta 23:34-37[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yuhanna 7:46[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    [/FONT]

    #35121
    Armagan
    Verwalter
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM BEŞ
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı, İsa Mesih’te İnsan Oldu[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Yazılar İsa’nın hem tam olarak insan, hem de tam olarak Tanrı olduğunu öğretirler. Pavlus; „Çünkü Tanrılığın tüm doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor“ (Koloseliler 2:9) demiştir. İsa, tamamen Tanrı ve insan olduğundan dolayı, Baba’yla ve Kutsal Ruh’la eşsiz bir ilişki içerisindedir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa, doğumunda gönüllü olarak Kendisini Baba’nın yetkisi altına koymayı seçmiştir. İsa bu şekilde davranmıştır, çünkü Tanrı’nın planına göre böyle olması gerekiyordu. Pavlus bunu Filipililer 2:5-8’de şöyle açıklamaktadır:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih İsa’da olan düşünce sizde de olsun. Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama yüceliğinden soyunarak, kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’nın Tanrı’ya eşitliğini bıraktığını belirten söz, O’nun başlangıçta Tanrı’ya eş olduğunu gösterir. (Burada kullanılan Grekçe kelime „eşitlik“ anlamına gelen „isos“ kelimesidir. „İsos” geometride eşit açılı üçgenleri tanımlamak için de kullanılır).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Filipililer’de okumuş olduğumuz ayetler, İsa’nın iki şekilde varolduğunu öğretir: Tanrı olarak (a. 6) ve kul özünde olarak (a. 7), „insan benzeyişinde“ varolmuştur. Pavlus’un, İsa’nın insan benzeyişinde kul özü almasından bahsetmesi, bunun beklenmeyen birşey olduğunu vurgular, çünkü Tanrı insan oldu. İsa Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak olarak görmedi. Yer yüzündeki yaşamını, Babası’nın gücüyle yaşamıştır. Tanrı’nın Oğlu Baba’ya itaat edip insan oldu ve gönüllü olarak Tanrı’ya itaatin en üst derecesini yerine getirdi: Kendisini dünyanın günahları uğruna kurban etti.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’nın Tanrı’ya itaat etmesi O’nun Baba ve Kutsal Ruh’la olan eşitliğini bozmaz. Tanrı’nın Oğlu Babasıyla aynı doğada olmalıdır. Bu gerçek Yuhanna 5:17, 18’de açıklanmıştır ve Kutsal Kitap yorumcularından Leon Morris bu konuda şu yorumu yapar:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa, Sept günü Kudüs’te sakat bir adamı iyileştirmiştir ve bunun sonucu olarak Yahudi önderler çılgına dönmüştür. Bunun üzerine İsa’nın savunması şöyle olmuştur: „Babam halâ çalışmaktadır, ben de çalışıyorum“ (Yuhanna 5:17). Bu söz üzerine çılgına dönen Yahudiler O’nu öldürmek istediler: „Çünkü yalnız Sept gününün düzenini bozmakla kalmamış, Tanrı’nın kendi Babası olduğunu söyleyerek Kendisini Tanrı’ya eşit kılmıştır“ (a. 18). Burada kullanılan geçmiş zaman, İsa’nın bunu bir kere değil, sürekli olarak yapmakta olduğunu belirtir. Bununla beraber, bu uygulama hedefsiz veya dini kurallara karşı dikkatsiz değildi. Bu uygulama, İsa’nın göksel Babasıyla olan ilişkisinden kaynaklanıyordu. Tanrı’nın Oğlu olduğu için, Sept gününde istediği gibi hareket etmiştir. Bu nedenle, Yahudiler İsa’nın davranışında sadece „Sept gününü tutacaksın“ buyruğuna karşı gelinmesini değil, ayrıca en ciddi hakaretlerden birisini gözlemlemişlerdir: Kendisini Tanrı’ya eş koşmak. O’na Galile’de eziyet edilmiş olmasına şaşmamak gerekir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa, Babası’nın çalışmakta olduğu gibi Kendisinin de çalıştığını söylemiştir. Babasının kulu olarak değil, O’na eş olarak çalışmaktadır. Profesör E.W. Hengstenberg’in de belirtmiş olduğu gibi:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın Sept günü gözetmeden, durmaksızın çalıştığı Yahudilerce bilinmekteydi. Yahudiler, Tekvin 2:3’teki yedinci günü yaratıcı bir iş olarak görmektedirler ve her zaman da öyle görmüştürler. Bu durum sadece birinci Sept’e aitti. Tanrı’nın daha sonraki işlevleri, günleri ayırdetmez. Bu nedenle, Mesih’in Tanrı’ya Baba demesi bağlamından Yahudiler’in anlayışına göre hakaret sonucu çıkarılmıştır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa burada, Baba nasıl çalışıyorsa Oğul’un da aynı şekilde çalıştığını vurgulamaktadır. Seçmiş olduğu kelimeleri kazayla seçmemiştir. Sept günü çalışmak için değil, dinlenmek içindi ve İsa Sept gününde hasta birisini iyileştirmişti. Fakat İsa bununla da yetinmeyip, Kendisinin eşsiz olan Babayla çalıştığını söylemiştir. Baba sürekli olarak yaradılışın devamını sağladığı gibi, İsa da yaradılışın devamını sağlamaktadır (bkz. Koloseliler 1:16). Yahudiler için bu bir hakaretti.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yahudiler, İsa’nın Tanrı’ya Baba demekle ne demek istediğini anlamışlardı. İsa, Yahudiler’in antlaşma altında söyledikleri „Tanrı babamızdır“ anlamından bahsetmiyordu. Tanrı’dan Babası olarak bahseden İsa, O’nunla eşsiz ve doğal bir ilişkiden bahsediyordu.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]C.K. Barrett bu konuyu şöyle yorumluyor:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa, Tanrı’nın Babası olduğunu ileri sürmüştür. Tanrı’nın çocuğu olması kavramı İsrail’in konuşma geleneğine girmemişti bile…ve İsa’nın Tanrı’yla birlikte çalışmakta olduğu varsayımı, İsa’nın Tanrı’ya eşit olduğu anlamına gelir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa, insandan doğarak insan şeklini aldığından dolayı, Tanrı’yı yeryüzünde tüm doluluğuyla görebiliriz. İsa Mesih’te, insan olan Tanrı’nın „biricik yüceliğini“ görürüz (Yuhanna 11:14). Fakat diğer ayetlerde şunları okuyoruz: „Hiç kimse beni görüp yaşayamaz,“ „Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı’yı görmüş değildir,“ „Hiç kimsenin görmediği ve göremeyeceği“ (Çıkış 33:20; Yuhanna 1:18; 1. Timoteus 6:16; 1. Yuhanna 4:12, v.b.).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hiç kimsenin, Tanrı’nın gücünü tümüyle ve tüm görkemiyle görüp yaşayamayacağı doğrudur. Meleklerin huzurunda olmak bile inançlı kişilerde ölüm derecesinde korkuya ve heyecana neden olmuştur (Daniel 10:5-11).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yine de, Tanrı „görülmüştür.“ Musa Tanrı’yı görmek istediğinde Tanrı „Hiç kimse Beni görüp yaşayamaz“ demiştir. Fakat Tanrı devam etmiştir…Musa’yı bir kayanın tepesine çıkarıp elini onun eli üzerine koymuştur. Bundan sonra O’nun „görkemi“ geçmiştir. Tanrı’nın görkemi geçtikten sonra Tanrı şöyle demiştir: „Ve elimi kaldıracağım ve arkamı göreceksin; fakat yüzüm görülmeyecek“ (Çıkış 33:23). Musa Tanrı’yı görmüştür fakat sadece gücünün yettiği kadar görebilmiştir. Tanrı’nın „görülmüş“ olduğu diğer durumlar da vardır. Yakup Tanrı’nın fiziksel görünümü olan bir adamla güreştikten sonra Kutsal Yazı’ya göre „Tanrı’yla uğraşıp“ O’nu yenmiştir“ (Tekvin 32:28, bkz. Hoşea 12:3-4). Yakup şöyle demiştir: „Allah’ı yüz yüze gördüm ve canım sağ kaldı“ (Tekvin 32:30). Musa, Harun, Nadab ve Abihu İsrail’in Tanrısını gördüler (Çıkış 24:9-11). Şimşon’un babası Manoah „Mutlaka öleceğiz, çünkü Tanrı’yı gördük“ (Hakimler 13:22) demiştir. Tanrı’yı göksel bir görümde gören İşaya; „Rabbi gördüm…gözlerim ruhların Rabbi olan Kralı gördü“ (İşaya 6:1-3, 5) demiştir. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Yazıların açıkladığına göre, insanlar Tanrı’nın görkemini ve gücünü tam olarak görüp yaşayamazlar.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yine de Tanrı, insanın kapasitesinin O’nu kavrayabileceği derecede insana „görünmüştür.“ [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeni Antlaşma’ya göre, Tanrı zaman ve tarih içerisinde İsa Mesih’in kişiliğinde görünmüştür. İsa Mesih, Kendisini görmenin Tanrı’yı görmek olduğunu söylemiştir (Yuhanna 12:45; 14:5-9). Koloseliler 1:15’te Mesih’in „görünmez Tanrı’nın görüntüsü“ olduğu yazılmıştır. İbraniler kitabının yazarı şöyle der; „Oğul Tanrı’nın yüceliğinin parıltısı ve O’nun varlığının öz görünümüdür“ (İbraniler 1:3). Grekçede „öz ürünüdür“ olarak geçmektedir. Buradaki tanım Koloseliler 1:15’tekinden çok daha güçlüdür. Joseph H. Thayer’e göre bu kelime bir bal mumuna veya metale basılmış bir damga olarak kullanılıyordu. Aynı bağlamda, bu kelime Tanrı’nın Mesih üzerindeki damgasını göstermek için kullanılmıştır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın Mesih’teki esini, Kutsal Üçleme’nin esininin doluluğunun bir göstergesidir. İsa Mesih’in gelişinin ilk amacı, gerçeği göstermekti . Yargılamak ve vermiş olduğunu talep etmek için tekrar yeryüzüne gelecektir. C.S.Lewis’in de ifade etmiş olduğu gibi;[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı, neden düşmanın eline geçmiş olan bu dünyaya kılık değiştirmiş bir şekilde iniyor ve İblis’in kökünü kazımak için, bir çeşit gizli bir topluluk başlatıyor? Neden kuvvetle inip dünyayı fethetmiyor? Yeterince gücü olmadığından dolayı mı? Mesih İnanlıları O’nun kuvvetle ineceğini düşünüyor. Ne zaman olacağını bilmiyoruz. Fakat neden ertelediğini tahmin edebiliriz. Özgürce O’nun tarafına katılmamız için bize şans veriyor. Müttefik kuvvetleri Almanya’ya ilerleyene kadar bekledikten sonra, bizden yana olduğunu söyleyen bir Fransız’ı düşünmemişizdir. Tanrı fethedecek. Tanrı’nın açıkça ve doğrudan dünyaya karışmasını isteyenlerin, Tanrı araya girdiğinde Tanrı’nın neler yapabileceğinin farkında olup olmadıklarını merak ediyorum. Bu gerçekleştiğinde dünyanın sonu gelmiş olur. Yaratıcı sahneye çıktığında oyun biter. Tanrı kesinlikle fethedecektir; fakat O’nun tarafında olduğunuzu söylemenin ne faydası var öyleyse, tüm doğal evrenin bir rüya veya aklınızdan bile geçmemiş başka birşey gibi, bazılarımız için çok güzel, bazılarımız için ise berbat olan, hiçbirimizin başka bir şansının olmayacağı bu dünyanın eriyip gittiğini görmek neye yarar? İşte o zaman, Tanrı kılık değiştirmeden ortaya çıkacak. O kadar görkemli olacak ki, bazıları için dayanılmaz sevgi ve bazıları için ise dayanılmaz korku saçacak. İşte o zaman, kendi tarafınızı tutmakta çok geç kalmış olacaksınız. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Oğul Olan İsa Mesih
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Kitap’ta oğul kelimesi, genel ve mecazi anlamlarda çeşitli şekillerde kullanılmıştır. Grekçe’de „oğul“ anlamına gelen iki kelime vardır: teknon ve huios. „Teknon“ kelimesi çocuk sahibi olma kökeninden gelir ve oğul, kız veya çocuk anlamlarına gelir. Diğer Grekçe kelime olan „Huios“ kelimesi yazınsal olarak da kullanılsa da „Strong’s Exhaustive Concordance“ huios kelimesini şöyle tanımlamaktadır; “ Huios kelimesi geniş anlamda mecazi akrabalıklar için kullanılır.“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa için „Oğul“ kelimesi en azından dört şekilde kullanılır: Meryem Oğlu, Davut Oğlu, İnsanoğlu, Tanrı Oğlu. Bu dört terim, İsa’nın Baba’yla ve insanlıkla olan doğal ilişkisini tanımlar.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]“Meryem Oğlu” İsa’nın insan doğasına göre bir ailesi vardı ( Meryem..).. Bu bağlamda Nasıralı İsa fiziksel anlamda bir „oğuldu“.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]“Davut Oğlu” Bu bağlamda, „Davut Oğlu (huios)“ mecazi anlamda kullanılır. Çünkü Davud’un ilk neslinden değildir (bkz. Matta 22:42-45). Bununla birlikte, bu kullanım İsa’nın Davut’tan geldiği ve Davud’un mirasçısı olduğu anlamına da gelebilir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]“İnsanoğlu”“ İnsanoğlu“ terimi Yahudiliğe özgüdür ve ilk olarak Eski Antlaşma’da kullanılmıştır. İnsan için iki kelime (adam ve nos) kullanılmıştır ve her ikisi de çoğul anlamlarda kullanılır. Bireyden bahsedilirken „bir insanoğlu“ diye kullanılır. Örneğin, peygamber Hezekiel’den doksan kez „insanoğlu“ olarak bahsedilir. Bu kullanım, Daniel 7:13, 14’te Mesih’ten bahsedilirken de kullanılır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeni Antlaşma’da „İnsanoğlu“ terimi İbraniler 2:6-8 dışında tamamen İsa için kullanılmıştır. İbraniler 2:6-8’de kullanılan „İnsanoğlu“ kelimesi tüm insanlığı ele alır. Eski Antlaşma bu terimi genel anlamda kullanırken, İsa bu kelimeyi mecazi ünvan olarak kullanmıştır. Bu terim Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın dışında sadece üç kez kullanılmıştır (Elçilerin İşleri 7:56; Esinleme 1:13; 14:14). Bu terim Matta’da 32 kez, Markos’ta 15 kez, Luka’da 25 kez ve Yuhanna’da 12 kez geçmektedir. Ve her durumda da bu terim, İsa’nın Kendisi tarafından kullanılmıştır (Yuhanna 12:34’te bu ünvanın ne anlama geldiği başka bir kişi tarafından sorulmuştur).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in yaşamında her yönüyle bu terimin sık sık kullanıldığını görüyoruz: Hizmet ederken, eziyet edilirken ve yüceltilirken kullanılmaktadır. 7 İncil’in ilk dört kitabında İsa, bu ünvana tam bir anlam kazandırmıştır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in bu ünvanı kullanması iki düşünce çizgisinde yer alır. Birincisi, „İnsanoğlu“ teriminin kullanımı tanrısal bir anlamdadır. Mesih, günahları bağışlama yetkisi olduğunu (Matta 9:6); Markos 2:10; Luka 5:24) ve Sept gününün Rabbi olduğunu göstermek için bu ünvanı kullanır (Matta 12:8; Markos 2:28; Luka 6:5). Buradaki vurgu Mesih’in yetkisi üzerindedir. (Mesih’in sadece Tanrı’ya ait olan yetkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Mesih’in tanrısallığı üzerindeki bu vurgu, gelecekteki yüceltilişiyle ilgili kullanımında da görülür).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İkincisi, „insanoğlu“ teriminin kullanımı, Mesih’e insan anlamı verir. Mesih’in „insanoğlu“ terimini kullanmasının amacı, tanrısallığına işaret etmek olduğu gibi, insanlığına da işaret etmektir. Bunu İncil’in ilk dört kitabında iki şekilde görürüz. Birincisi, Mesih’in günlük işlerinde kullanılan ünvandır (Matta 11:19). İkincisi ise, İsa’nın eziyet görmesinden ve ölümünden bahsedilirken kullanılan ünvandır (Markos 8:31). İsa’nın insan olduğu fikri, sonunda öleceğini gösterdiğinden, Yahudiler’in Mesih’le ilgili böyle bir kavrama inanmaları çok zordu. Üçüncüsü de; İsa Kendisini sadece eziyet çekip ölecek olan İnsanoğlu olarak değil, aynı zamanda görkemle dönecek olan Kişi olarak tanıtmıştır (Matta 24:30; Markos 14:62; Luka 17:22; 18:8; 22:69, v.b.).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Sanhedrin’in ve başkâhin Kayafas’ın önünde yargılanırken, Kendisini açık bir biçimde Daniel 7:13, 14’te de belirtilmiş olduğu gibi „İnsanoğlu“ olarak tanıtmıştır:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Gece rüyetlerinde gördüm, ve işte, insanoğluna benzer biri göklerin bulutları ile geldi, ve Günleri eski olana kadar geldi, ve onun önüne kendisini yaklaştırdılar. Ve bütün kavmlar, milletler, ve diller ona kulluk etsinler diye, kendisine saltanat,izzet, ve krallık verildi. Onun saltanatı geçmeyecek ebedi bir saltanattır, ve krallığı yıkılmayacak bir krallıktır.“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kayafas İsa’ya şöyle sormuştur: “ ‚Yüce Olan’ın Oğlu Mesih sen misin?‘ İsa ‚Ben’im‘ dedi. ‚Ve sizler, İnsanoğlu’nun kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz.‘ “ (Markos 14:61-62). İsa, bu sözleriyle büyük bir yücelikle yargılamaya ve yeryüzünde hüküm sürmeye geleceğini belirtmiştir. Kayafasla olan bu konuşmasında İsa, „İnsanoğlu“ ve „Yüce Olan’ın Oğlu“ ünvanlarını kabul eder (bkz. Yuhanna 3:15-17).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Gleason Archer, Mesih’in neden insan ve Tanrı doğasına sahip olduğunu şöyle açıklar:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Bu, „İnsanoğlu“ kelimesinin ne anlama geldiği sorusunu ortaya atar. Mesih neden tanrısal Yüce Kral olarak değil de, yüce bir insan olarak temsil edilmiştir? Bunun cevabı, insanın kurtuluşunun vazgeçilmez parçası olan Mesih’in doğuşunda aranmalıdır. Adem’den gelen günahlı insanlar, insanların günahlarını üzerine yüklenen günahsız bir insan olmadan kurtuluşa erişemezlerdi. Eski Antlaşma’da Kurtarıcı kelimesi, günahlı kişiyi satın alan bir akraba anlamına gelen „go el“ kelimesinden gelir. Bu nedenle, bu kişinin satın aldığı kişiyle kandaş olması gerekirdi: Gereksinim ne olursa olsun, kimin gereksinimini karşılarsa karşılasın, ister onu kölelikten geri satın alsın (Levililer 25:48), isterse satacağı mala fidye yatırmış olsun (Levililer 25:25), ister çocuksuz dulla ilgileniyor olsun (Rut 3:13) veya isterse kan öcü alan olsun (Sayılar 35:19) mutlaka kandaş bir akraba olması gerekiyordu.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı İsrail’e Kendisini fidyeyi ödeyen Kurtarıcı (go el) olarak tanıtmıştır (Çıkış 6:6; 15:13; İşaya 43:1; Mezmur 19:14…). Fakat, Tanrı bakireden doğarak beden almadan önce, Tanrı’nın Kendisini nasıl İsraillilerin go el’i olarak tanıtacağı bir gizem konusuydu. Tabii ki yaradılış yoluyla Tanrı onların Babası sayılıyordu, fakat go el fiziksel anlamda kandaş bir ilişki (akraba) gerektiriyordu. İşte bu yüzden, Tanrı bizden bir kişi olup bizim suçlarımızın ve günahlarımızın cezasını çekmekle, bizleri fidyeyle kurtarmıştır. „Söz, insan olup aramızda yaşadı. Biz de O’nun yüceliğini Baba’dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu olan biricik Oğul’un yüceliğini gördük“ (Yuhanna 1:14). [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Günahlarımız için fidye ödenmeden Tanrı bizi bağışlayamazdı. Yoksa Kendi Kutsal yasasına karşı gelinmesine göz yummuş olurdu. Tanrı, ancak Mesih’te beden alıp insanlığın günahlarını tatmin edici bir şekilde ortadan kaldırabilirdi. Çünkü, insan ırkını sadece gerçek bir insan temsil edebilirdi. Fakat tanrısal adaletin yerine gelmesi için, günahın gerektirdiği sonsuz cehennem cezasını yalnız Tanrı kesin olarak ortadan kaldırabileceğinden, Kurtarıcı’nın Tanrı olması gerekiyordu. Sadece Tanrı onları sonsuz cehenneme göndermek yerine, böyle haklı bir kurtuluş plânını tasarlayabilir ve günahları aklayabilirdi (Romalılar 4:5). İşte, tüm çağlar boyunca inanlılar için etkili bir kurban olan yetkin İnsan, aynı zamanda Tanrı’nın Kendisiydi.“ [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Daniel 7:13 göz önüne alındığında, Mesih’in „İnsanoğlu“ terimini kullanımı açıklığa kavuşmaktadır. Bu ünvan, açık bir şekilde Mesih’e ait bir ünvandır ve Mesih açıkça Daniel 7:13’teki kişi olduğunu ileri sürmüştür. Daniel’in bahsettiği ünvanın Yahudilerce anlaşıldığı görülüyor. Fakat İsa’nın ileri sürdüğü iki sav, Yahudi din önderlerince dikkate alınmamıştır. Birincisi, Yahudiler acı çeken değil, zaferler kazanan bir Mesih’in geleceğini umuyorlardı. Bekledikleri Mesih’in ruhsal bir önder değil, siyasal bir önder olacağını sanıyorlardı. Fakat İsa, İnsanoğlu’nu acı çeken ve ölmesi gereken Mesih olarak tanıtmıştır. İkincisi de, Yahudiler Mesih’in beden almış Tanrı olacağını düşünmüyorlardı. Geleneksel olarak Mesihçi olmak önemliydi, fakat Mesih’in tanrısallığı bambaşka bir kavramdı.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Özet olarak, İnsanoğlu ünvanı; Mesih’in fidyeyle satın alan Kurtarıcı, acı çeken insan, gelecek olan yargıç ve yeryüzüne yüceliğiyle hükmedecek olan yönetici olduğunu gösterir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın Oğlu [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Şimdi de „Tanrı’nın Oğlu“ deyimini ele alacağız. Bunu nasıl anlamamız gerekiyor? Kutsal Üçleme’deki ikinci Kişi olan Tanrı Oğlu İsa Mesih, Tanrı’nın beden alıp yeryüzünde yaşamış olduğu öğretişinin baş kahramanıdır. İsa, Kutsal Yazılar’da Tanrı’nın Oğlu olarak anılır. Baba insan olmamıştır. Kutsal Ruh insan olmamıştır. Oğul insan olmuştur. Bazıları, „Oğul“ kelimesini sadece bir anneden ve babadan doğan bir kişiye oğul denilebileceği yorumunu yapmaktadırlar. Bu kişilerin akıl yürütmelerine göre, İsa’nın Tanrı olma olasılığının olmadığı, çünkü İsa’nın Tanrı Oğlu olduğu söylenir. İsa’nın sadece bir oğul olduğunu söyleyenler şöyle sorabilir; „Başlangıcı olmayan bir oğul olduğunu hiç işittiniz mi?“ Bu şekilde akıl yürütmekle „yaratılmış“ olan oğulla, yaratıcı Baba’yı karşılaştırmak amacındadırlar. Tabii ki bu soru şu şekilde de sorulabilirdi; „Başlangıcı olmayan bir Baba olduğunu hiç işittiniz mi?“ „Tanrı’nın Oğlu (Huios)“ terimi daha önce üzerinde durmuş olduğumuz „İnsanoğlu“, „Tanrı’nın Oğlu“ terimi de, Mesih’in tanrısallığını kanıtlayabilir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İnsanoğlu = Tam İnsanlık (ve Tanrılık)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]


    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı Oğlu = Tam Tanrılık
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]W.G.T.Shedd şöyle diyor: „Üçlübirlikteki ikinci kişiye verilen ‚Oğul‘ ünvanı, özde var olan ve sonsuz olan bir ilişkiyi gösterir.“ 9 Shedd’in açıkça söylemek istediği nokta, Oğul’un da Baba gibi sonsuz olduğudur. Schultz’un da belirttiği gibi; „Mesih’in oğulluğu ve Birinci Kişi’nin babalığı, özde ve konumda birisinin diğerinden aşağı olduğu anlamını taşımaz.“ 10[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Boettner ise şu yorumu yapıyor:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Üçlübirlik öğretişi teolojik bağlamda ‚Baba‘ ve ‚Oğul‘ terimlerinin ‚varlık kaynağı‘ ve üstünlük taşıdıklarını gösterir. Aynı zamanda, Semitik ve doğu düşüncesinde, doğanın benzerliği ve aynı olması ve varlığın eşitliği fikri, Baba ve Oğul’un birbirlerine itaatkâr ve bağımlı olduğunu belirtir. Tabii ki, Kutsal Yazılardaki sözlerin belli başlılarını belirleyen Semitik (Yahudiliğe ait) bilinçtir, ve Kutsal Yazılar’ın Mesih’i ‚Tanrı Oğlu‘ olarak tanımlamaları, O’nun gerçek Tanrısallığını gösterir. Hiçbir yaratıkla paylaşılamayacak eşsiz bir ilişkiyi gösterir. Bir oğul, öz doğasında nasıl Babasına benziyorsa, yani ne kadar çok insansa, Tanrı’nın Oğlu Mesih de öz doğasında Babası gibidir, yani tanrısallık özüne sahiptir.“ 11[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Schultz şöyle diyor: [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Yazılar’da, örneğin meleklere, Adem’e, Hezekiel’e ve Mesih İnanlıları’na ‚Tanrı’nın oğuları‘ denilse de, Mesih eşsiz ve özel bir Oğuldur. Griffith Thomas, ‚Tanrı Oğlu‘ ünvanının Grekçe kullanımında, tanım edatı bazen her iki kelimeden önce, bazen de hiç kullanılmadığını belirtir. Bu şekillerden Tanrı anlamına gelen birincisi, Yeni Antlaşma’da Mesih’i tanımlamak için 25 kere kullanılır. Bu ünvandan dolayı, Yahudiler İsa’nın ne demek istediğini anlamış ve O’nu hakaretle suçlamışlardır (Matta 26:63; Luka 22:70; Yuhanna 19:7). Mesihlik iddiası değil, tanrısallık iddiasında bulunuyordu. Rab Kendi oğulluğunu, başkalarının oğulluklarıyla sınıflandırmamıştır. Tersine, her iki kavram arasına bir mesafe koymuştur (Yuhanna 20:17). Mesih’in öğrencileri, Tanrı Oğlu olan Mesih’in sonsuzluklar Tanrısı olduğunu anlamışlardı. 12[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu ünvanın kullanımı, Tanrı’nın beden alıp aramızda yaşamış olduğu gerçeğini kanıtlar. İnsanoğlu terimi, Mesih’in insan olduğu anlamına geliyorsa, Tanrı Oğlu terimi de, Mesih’in Tanrı olduğu anlamına gelir.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] [/FONT]

    #35122
    Armagan
    Verwalter
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM ALTI
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İlk Çağ İnanlılar Topluluğunun Tanıklığı[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İlk çağ İnanlılar Topluluğu’nun, Mesih’in tanrısallılığına olan tanıklığı oldukça açıktır. İlk kilise babalarının ve düşünürlerinin yazdıklarına bakarak, bu üstün öğretiye inandıklarını kanıtlayabiliriz.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kilise babalarının yazmış oldukları belgelerde Mesih’ten „sonsuz,“ „beden almış olan Tanrı,“ „yaratıcı“ v.b. gibi çeşitli tanrısal üvanlarla bahsedilir.1 Bazılarından alınan örnek alıntılar şöyledir:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]* Polikarp (İ.S. 69-155): İzmir rahibi, elçi Yuhanna’nın öğrencilerindendi. Polikarp şöyle yazmıştır; „Rabbimiz İsa Mesih’in Tanrısı ve Babası ve sonsuz Başkahin’in Kendisi Tanrı olan İsa Mesih, sizleri imanda güçlendirsin….“[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]* Ignatius (İ.S. 110): Antakya İnanlılar Topluluğu’nun önderidir. Polikarp, Klement, ve Barnaba’yla aynı dönemde yaşamıştır ve Kolose’de şehit edilmiştir. Efesliler’e yazdığı bir mektupta, Mesih’ten „Tanrımız İsa Mesih“ olarak bahseder.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Başka bir mektupta İgnatius Polikarp’e şöyle der: „Her iklimin ötesinde, sonsuz ve gözle görünmeyen, fakat bizler için beden alıp bize görünen… bizim uğrumuza acı çeken Mesih’i bekle.“ [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Daha sonra İzmirliler’den bahsederek Polikarp’e şöyle demiştir: „Mesih’in kanına (Tanrı’ya) inanmazlarsa, onları yargı beklemektedir.“ [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Aşağıdaki alıntılar Kirsopp Lake’ten aktarılmıştır: [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Efeslilere I, selamlar– „…Tanrımız İsa Mesih….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Efeslilere I. 1 — „…Tanrı’nın kanıyla….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Efeslilere VII. 2– „…insan olan Tanrı….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Efeslilere XVII. 2– „…İsa Mesih olan Tanrı bilgisine erişmek….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Efeslilere XVIII. 2– „…Tanrımız İsa Mesih için….“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Efeslilere XIX. 3– „…Tanrı insan olarak görünmüştür….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Magnezyanlara XI. 1– „…Babayla sonsuzlukta olan Mesih….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Magnezyanlara XIII. 2– „…İsa Mesih Baba’ya bağlıydı….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Tralyanlara VII. 1– „…Tanrı’dan İsa Mesih’ten…“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Romalılara, selamlar– „…Tanrımız İsa Mesih….“ (iki kere)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Romalılara III. 3– „Tanrımız İsa Mesih….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan Romalılara VI. 3– „…Tanrı şefkatinin örneğiyle acı çekeyim….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İgnatius’tan İzmirlilere VIII. 3– „…Tanrımız İsa Mesih….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Barnaba Mektubu VII. 2– „Rab olan Tanrı Oğlu….“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Araştırmacı yazar John Weldon şöyle der: „…İgnatius’un, mektup yazmış kişilerce veya topluluklarca hakaret ettiği savıyla azarlanmamış olması gerçeği, M.S. 115’ten önce, Mesih’in tanrısallığının herkesçe kabul edilmiş olduğunu gösterir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]* İrenaeus (İ.S. 125-200): Polikarp’ın öğrencisidir. „Yanlış fikirlere karşı“ adlı yazısında, Musa’nın Mesih’i nasıl gördüğünü ve Musa’nın yanan çalıda görmüş olduğunun Mesih olduğundan bahseder. İrenaeus Mesih’in Baba Tanrı’yla olan ilişkisini şöyle anlatır: „Söz ve Bilgelik, Oğul ve Ruh devamlı O’nunlaydı…. ‚Kendi benzeyişimizde insan yapalım‘ diyen de O’ydu.“[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]*Şehit Justin (İ.S. 110-166): İmanını ilimsel bir anlamda savunmuştur. Şu sözler ona aittir; “ Çoğu zaman ‚Tanrı İbrahim’e gitti‘ veya ‚Rab Musa’ya konuştu‘ ve ‚Rab insan oğullarının inşa ettiği kuleye geldi‘ veya ‚Tanrı Nuh’u gemiye bindirdi‘ sözlerini işittiğinizde, bildiğimiz Tanrı’nın buralara gittiğini, geldiğini sanmayın sakın…. Çünkü tarif edilemez olan Baba ve Rab, hiç bir yere gelmez, gitmez, yürümez, uyumaz veya uyanmaz. İbrahim, İshak ve Yakup, tarif olunamayan Rabbi değil, fakat Oğul olan Tanrı’yı görmüşlerdir. Musa’yla yanan çalılardan konuşan da Oğul Tanrıydı “ (Diyaloglar CXXXVII). Daha sonra şöyle devam eder: „Mesihimiz, yanan çalıda bir Melek ve aynı zamanda elçi olan İbrahim’in, İshak’ın ve Yakub’un ‚Ben, Ben Olanım‘ diyen Tanrısı olan İsa Mesih’tir“ (Birinci Tartışma 1. XII; 1. XIII). [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]* Klement (ö. İ.S. 101): Roma rahibi. „Öğretiş“ adlı eserinde (Bölüm 16) Zekarya’dan bir alıntıyla Rabbi anlatır: „Ve bütün mukaddeslerle beraber Allahım Rab gelecek“ (Zekarya 14:5). Ve ondördüncü bölümde Malaki 1:11, 14’ten aktarmış olduğu iki alıntıyla, Rabbin Yehova olduğunu gösteriyor. Ben Klement diyorum ki “ Tanrı’nın yüceliğinin saltanat asası

    [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Rabbimiz İsa Mesih“ (XVI). Malaki’nin Eski Antlaşma’da, Rabbin tapınağına gelmesini beklediği kişi (XXIII) Rab İsa Mesih’ti.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu yazılar, kilise babalarının yazdıkları belgelerden sadece bir kaçıdır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu belgelerin uydurma olduklarını söyleyenler varsa, kilise babalarının söylemiş oldukları sözlerin aksini kanıtlayan tarihi belgeleri gösterme sorumluluğu onların üzerindedir. Dördüncü yüzyılda, Arius’a kadar kilise babalarının Mesih’in Tanrı olmadığını söyledikleri bir belge bulunamamıştır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İkinci olarak, Kutsal Kitab’ın değiştirilmiş olduğu iddiasına gelince, buna karşı elimizde M.S. 325’ten önceki Kutsal Kitap belgeleri bulunmaktadır. Bu belgelerin (parça veya bütün olarak) Grekçe ve Latince orijinalleri, on bir ayet dışında günümüzdeki Kutsal Kitapla aynıdır. Bugün elimizde bulunan Kutsal Kitap, eski dünya edebiyatları arasında en iyi korunmuş olan kitaptır. Mesih’in tanrısallığını öğreten ayetleri çıkarmak, tüm tarihsel kanıtlara karşı bir yalan olurdu.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir Hıristiyanın Mesih’in tanrısallığını ilk reddedişi, İ.S. 190’da olmuştur. Teodotus adlı Bizanslı bir deri tüccarı, Mesih’i reddetmesiyle ilgili şu sözleri söylemiştir: „Ben Tanrı’yı değil, bir insanı reddediyorum….“ Daha sonra İskenderiyeli bir papaz olan Arius adında bir şahıs, Mesih’in tanrısallığını reddedince bu konu kilise içerisinde büyük bir teolojik tartışmaya dönüşmüştür. Bu tartışmanın yarattığı yankılar, kilisenin Mesih’in tanrısalığını daha önce bu şekilde tartışmamış olduğunu gösterir. Yoksa Arius’un öğretişi hemen reddedilirdi. Bunu izleyen iki buçuk yüzyıl boyunca, Mesih İnanlıları bir çok eziyete ve işkenceye maruz kalmıştır. İznik Konseyi, inanlılar arasındaki bu anlaşmazlığı ortadan kaldırmak maksadıyla, topluluk önderlerinin bir araya gelme kararıdır. Dikkatlice ve itinayla sürdürülen zorlu tartışmalardan sonra, Mesih’in tanrısallığı tüm önderlerce onaylanmıştır. Arius ve halâ onu destekleyen iki kişi, topluluk önderleri arasından atılmıştır. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bazıları, Kral Konstantin’in İznik Konseyi’nden muhafazakar bir karar çıkması için önderlere baskı yaptığı için böyle bir sonuç çıktığını ileri sürerler. Bu doğru değildir. Eğer bir baskı olayı varsa, bu da Mesih İnanlıları’nın Konstantin’e olan baskısıdır. Tarihsel kayıtlara göre, işkence edilmiş Mesih İnanlıları’nın yaralarını gören Konstantin, onların aralarına gidip yaralarını öpmüştür. İmanları uğruna gözlerini veya herhangi bir uzvunu kaybetmiş olan Mesih İnanlıları, Konstantin’den gelecek baskılara göz yummazlardı.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İznik Konseyi’nin konusu, İsa’nın sadece bir insan olup olmadığı değildi. Bunun yanısıra İsa’nın Tanrı mı, yoksa herhangi bir ilah mı olduğunu da tartışıyorlardı.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Arius, topluluk önderliğinden atılmış olmasına rağmen, yıllarca inanlılar topluluğunu yoldan çıkarmayı sürdürmüştür. Bu dönemde muhafazakâr görüşün önderi ve aynı zamanda İskenderiye rahibi olan Atanasius, Arius’un izleyicileri tarafından beş kez sürgün edilmiştir. Karşı görüş İ.S. 381’deki İstanbul (Konstantinapol) Konseyi’ne kadar sürmüştür. İstanbul Konseyi’nden sonra ortalık sakinleşmiştir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Uzun tartışmalar sonucu tüm karşıtlıklara rağmen alınan „İznik İman Bildirisi“ kararı, halâ İnanlılar Topluluğu’nun teolojik bir köşe taşıdır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mark Noll, İznik İman Bildirisi’yle ilgili şöyle der:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İ.S. 325’te Roma İmparatoru Konstantin, İnanlılar Topluluğu’nun önderlerini Marmara Denizi’nin güney doğusundaki küçük bir kasabada toplantıya çağırmıştır. Konstantin, dini çekişmenin imparatorluğun bütünlüğünü tehlikeye soktuğunu düşünüyordu . Bu çekişme noktası, Mısır ülkesinin İskenderiye şehrinde bulunan küçük bir kilisenin öğretişlerinden kaynaklanıyordu. Rahip Arius’un öğretişlerini yargılayan İnanlılar Topluluğu önderleri, Mesih İnancını beyan eden unutulmayacak bir bildiri hazırlamışlardır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İznik İman Bildirisi olarak bilinen bu bildiri, sadece Arius’un öğretişine karşı çıkmak amacıla beyan edilen Üçlübirlik tanımı değil, fakat aynı zamanda tarihteki ilk Hıristiyan iman bildirisidir. (Bu bildiri halâ Ortodoks, Roma Katolik, Luteran ve Episkopal Kiliseleri’nin ayinlerinde kullanılır). Bu bildirinin önemi, dünyanın kurtarıcısı İsa Mesih’in eşsiz doğasına güçlü bir tanıklıkta bulunmasıdır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Arius’un öğretişleri, tüm Hıristiyanlık tarihi boyunca Mesih İnanlıları’nın yeni mantık kavramlarıyla uğraştıklarını gösterir. Arius’un savunduğu nokta şuydu: Eğer Baba Tanrı kesinlikle yetkin, üstün ve değişmeyense ve herşeyin kesin yaratıcısıysa, o halde yeryüzündeki herşey ve herkes, Tanrı’dan ayrı tutulmalıdır. Ve Arius varsayımına şunu eklemiştir; eğer herşey Tanrı’dan ayrılıyorsa, o halde İsa da Tanrı’dan ayrılmalıdır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Arius ve izleyicileri, Mesih’in dünyaya gelmeden önce varolduğuna ve Mesih’in dünyanın yaratıcısı olduğuna inanıyorlardı.Arius’a göre, İsa dünyanın yaradılışında ve kurtuluşunda büyük bir rol oynamıştı, fakat Kendisi Tanrı değildi. Sadece tek bir Tanrı olabilirdi. Bu yüzden Mesih mutlaka yaratılmışlardan olmalıydı. Bu nedenle, Mesih de değişebilir ve günah işleyebilirdi (tüm yaratılanlar gibi)… ve Mesih’te Tanrı’nın aklına sahip değildi [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Arius’un öğretişlerinin Mesih İnancına zarar verdiğini farkeden İnanlılar Topluluğu önderleri, İznik Konseyi’nde Arius’un öğretişlerine karşı şu sonuçlara varmışlardır:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. Mesih Tanrı’nın Kendisiydi. İsa’nın Kendisi Baba Tanrı’yla aynıydı. Baba ve Oğul’da görülen farklılıklar, görev ve ilişki farklılıkları olarak ele alınmalıdır, fakat Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, tek gerçek Tanrı’dır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. Mesih Baba’yla aynı öze sahipti. Bunu açıklamak için kullanılmış olan Grekçe homoousios (homo= ‚aynı‘, ousios= ‚öz‘) kelimesi büyük karmaşaya yol açmıştır…. Fakat bu kelimenin seçilmiş olmasının nedeni, Mesih’in Tanrı’nın Kendisi olduğunu vurgulamak içindir. Bu durum, İsa’nın „Ben ve Baba biriz“ sözüyle özetlenebilir (Yuhanna 10:30).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. Mesih Tanrı’nın ‚biricik‘ Oğludur, yaratılmamıştır. Yani, Mesih zaman içerisinde yaratılmamış, fakat Tanrı Oğlu olarak sonsuzluktan gelmiştir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. Mesih, insanların kurtuluşu için insan bedeni almıştır. Mesih’in görevi, insanları kurtarmaktı. Mesih, yaratılanlardan birisi olsaydı, insanların kurtuluşu gerçekleşemezdi. Günah, insanı Tanrı’dan uzaklaştırmış olduğundan, günahlı bir insan, insanları Tanrı’ya getiremezdi. Bu nedenle kurtuluş Tanrı’dandır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İznik İman Bildirisi’ne karşı çıkanlar çok olmuştur. Arius’un izleyicileri, İznik İman bildirisinin sağlam Kutsal Kitap kanıtlarına rağmen, inançlarını bırakmak istememişlerdir. Kutsal Kitap’ta bulunmayan kelimeler (homoousios gibi) birçok Mesih İnanlısı’nı rahatsız etmiştir. Fakat Atanasius ve diğer Arius karşıtları, ‚tek öz‘ kelimesinin ayrı kişilikleri değil, ‚Baba, Oğul, Kutsal Ruh‘ üçlemesiyle tek Tanrı’yı oluşturduğunu anlatmaları, İznik İman Bildirisi’nin kabul edilmesini sağlamıştır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İznik İman Bildirisi, bugün bile insan bilgeliğini Tanrı’nın esini olan İsa Mesih’in üzerine çıkarmak için, teolojik spekülasyon malzemesi yapılmaktadır. İznik İman Bildirisi, Mesih’in tanrısal doğasını, beden alıp yeryüzüne gelişini ve insanları kurtarışını eşsiz bir şekilde beyan eder. Sonuç olarak, bu iman bildirisi Hıristiyan tapınışında ve beyanında kullanıldığında, Kutsal Ruh’un Hıristiyan imanını Hıristiyan yaşamına uyguladığı bir araç da olabilir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İznik İman Bildirisi
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Görünen ve görünmeyen şeyleri yaratan, göklerin ve yerin yaratıcısı olan, tek yüce Baba Tanrı’ya inanırım.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Ve Tanrı’nın biricik Oğlu, tüm evrenden önce var olan, yaratılmamış, fakat Tanrı’yla aynı öze sahip olan, Kutsal Ruh’un aracılığıyla Bakire Meryem’den doğarak beden alıp, hepimizin kurtuluşunu sağlayan, insan olan ve Pontus Pilatus’un emriyle çarmıha gerilmiş ve acı çekmiş olan ve gömüldükten üç gün sonra dirilmiş olan ve Kutsal Yazılar’a göre göğe alınmış olan ve Baba’nın sağında oturmakta olan ve yaşayanları ve ölüleri yargılamak üzere tekrar görkemle gelecek olan ve egemenliği sonsuza dek sürecek olan Rab İsa Mesih’e inanırım.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Ve Rab ve yaşam kaynağı olan, Baba’dan çıkmış olan, Kendisi’ne Babayla ve Oğulla beraber tapınılmakta olan ve Baba ve Oğulla yüceltilen, peygamberler ve elçilerin İnanlılar Topluluğu aracılığıyla açıklamış oldukları Kutsal Ruh’a inanırım. Günahların affı için tek vaftiz olduğunu, ölülerin dirileceğini ve dünyanın sonunun geleceğini beyan ederim. Amin. (Son paragraf İ.S. 381’de eklenmiştir). “ 10[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Zondervan Resimli Kutsal Kitap Ansiklopedisi’nde „Mesih’in Tanrısallığıyla“ ilgili bir makalede şöyle yazılmıştır:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in tanrısallığını en açık ve en dolu olarak ifade eden kaynak İ.S. 325’teki İznik Konseyi’nde sunulan ‚İznik İman Bildirisidir.‘ Bu bildirinin bir parçası şöyledir: „Tanrı’nın biricik Oğlu, tüm evrenden önce varolan, yaratılmamış fakat Tanrı’yla aynı öze sahip olan İsa Mesih….“ Bu sözde, Mesih’in ‚Tanrı’nın Kendisi‘ olduğunu görüyoruz. ‚Tanrısal‘ kelimesi, ‚ilahi‘ kelimesinden çok daha güçlüdür. Her insanda ilahi bir taraf bulunabilir. Fakat ‚tanrısallık‘ sadece Tanrı’ya mahsustur.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Sadece İsa Mesih, Kendisi için böyle iddialarda bulunmuştur. İsa Mesih’in iddiaları, O’nun öğrettiklerinin Tanrı’nın öğrettikleriyle aynı, yaptıklarının Tanrı’nın yaptıklarıyla aynı olduğunu gösterir. O’nun kişiliğinde Tanrı’ya tam bir açıklık vardır. Kendi yetkisini göstermesi, Tanrı’nın yetkisini göstermesidir. İsa Mesih’in iddialarına benzer iddialarda bulunan bir kişi ya delidir, ya yalancıdır, ya da doğruyu söylüyordur. Elimizde bulunan kanıtların ışığında, İsa Mesih’in iddia etmiş olduğu kişi, ‚Tanrı’nın Kendisi‘, olduğunu görüyoruz.“ 11[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Daha sonraları İ.S. 451’de Kadıköy Konseyi toplanmıştır. Bu konseyde, İsa Mesih’in üç doğaya sahip tanrısal kişiliğiyle ilgili Kutsal Kitap öğretişi tasvir edilmiştir. Bu toplantıların, ortaya çıkan teolojik durumları onaylamak için olmadığını anlamak önemlidir. Bu toplantıların amacı, Kutsal Kitab’ın öğrettiği gerçekleri vurgulamaktır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]O zamanlar, kilise büyürken, yanlış öğretişleri yalanlayacak ve sağlam öğretişleri duyuracak elektronik haberleşme olanaklarının olmadığını unutmayın. İnanlılar, haberleri birbirlerinden alıyorlardı. Sağlam Kutsal Kitap öğretişi vermek, kilise konseylerinin temsilcileriyle oluyordu. İşte bu şekilde, Roma dünyasındaki Mesih İnanlıları sağlam öğretiş alıyorlardı.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Böylece, Mesih’in tanrısallığına sadece Kutsal Yazılar’ın değil, Kilise tarihinin de tanıklık etmekte olduğunu görüyoruz.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] [/FONT]

    #35123
    Armagan
    Verwalter
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM YEDİ
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih İsa’nın Tanrısalığı’na Karşı Duran Bazı Nedenler Nelerdir?[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bugün, Mesih’in tanrısallığına karşı çıkan veya anlama zorluğu çeken birçok insan vardır. Bunlardan bazılarını bu bölümde Kutsal Yazılar ışığında kısaca ele alacağız.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]“Baba Benden Üstündür”[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa; „Baba benden üstündür“ demiştir (Yuhanna 14:28). Mesih’in tanrısallığına karşı duran birisi; „Bu ayet Mesih’in Tanrı’nın altında olduğunu gösterir“ diyebilir.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’nın, yeryüzünde kul özünde bulunarak yapmakta olduğu hizmette, derece olarak Baba’dan aşağı olduğu doğrudur. Böyle bir derece, O’nun tanrısal doğasını reddetmez. Aynı pasajda İsa, Filip’e şöyle der: „Beni görmüş olan, Baba’yı görmüştür. Sen nasıl ‚Bize Baba’yı göster‘ diyorsun“ (Yuhanna 14:8-9). Bu söz, İsa’nın ve Baba’nın doğalarının bir olduğunu gösterir. Mesih’i görmek, Tanrı’yı görmek anlamına geliyordu (bkz. Yuhanna 12:44, 45). Bu sebeple, İsa’nın Baba’nın üstünlüğüyle ilgili sözleri, yeryüzünde bulunduğu geçici durumdan dolayıdır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Burada Arthur W. Pink’in „Exposition of the Gospel of John“ (Yuhanna İncili’nin Yorumu) adlı eserinden bir alıntı yapacağız:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]‚Babam benden üstündür.‘ Mesih’in tanrısallığını ve Tanrı’yla olan eşitliğini reddeden ‚Üniteryanlar’ın‘ en çok kullandıkları ayet budur. Kurtarıcı, öğrencilerine Baba’ya gittiği için sevinmeleri gerektiğini söylemiş ve daha sonra ‚Babam benden üstündür‘ demiştir. Bunu inceleyecek olursak tüm zorluğu aşmış oluruz. Baba’nın Mesih’ten üstün olması, Mesih Baba’ya gitmekte olduğundan, öğrenciler için sevinç kaynağıdır. Bu durum, uyuşmazlık yaratan ‚üstün‘ kelimesine anlam kazandırır ve bu ayette hangi anlamda kullanılmış olduğunu gösterir. Kurtarıcı’nın, Baba’yla Kendisi arasında yapmış olduğu bu karşılaştırma, Kendi doğasına yönelik değil, o andaki karakterine ve durumuna yönelikti.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih, Kendi esas varlığından bahsetmiyordu. Tanrı’ya eşit olduğunu hırsızlık olarak düşünmeyen İsa, sadece kul özünü almayıp, aynı zamanda insan benzeyişinde doğmuştur. Her iki anlamda da resmi statü (Aracı olarak) ve insan doğası olarak, Baba’nın altındadır. Bu konuşma boyunca ve 17. bölümdeki duada (Yuhanna) İsa Mesih, Baba’nın görevlendirmiş olduğu hizmetçiydi. Baba’nın, Oğul’a üstün olmasında daha uygun bir anlam vardır. Beden alıp insanların arasında yaşayarak, utancın ve en keskin acının ortasına inmekle, Kendisi’nin aşağılanmasına göz yummuştu. Artık başını koyacak bir yeri olmayan ‚İnsanoğlu‘ durumundaydı. Zengin olan, bizim uğrumuza yoksul olmaya razı olmuştu. Mesih üzüntüler ve acılar adamıydı. Bunun ışığında, bu ayette Mesih Kendi durumunu, Baba’nın göksel Tapınağı’ndaki durumuyla karşılaştırıyordu. Baba, en yüce görkem tahtında oturuyordu. Görkeminin parlaklığını engelleyecek hiç bir şey yoktu. O’na devamlı tapınmakta olan kutsal varlıklarla çevrilmişti. Beden almış olan Oğul’un durumu bambaşkaydı: insanlarca aşağılanmış, reddedilmiş ve yakında çarmıha çivilenmek üzere en gaddar düşmanlarla çevrilmişti. Bu bağlamda da Baba Oğul’dan üstündür. Oğul’un Baba’ya gitmesi, durumun tamamen değişmesi anlamına gelmektedir. Hiç şüphesiz Oğul için tartışmasız bir kazanç olacaktı. Öyleyse, burada karşılaştırılması gereken, Mesih’in insan bedenindeyken aşağılanan durumuyla, Baba’ya yükseltileceği durumudur! Bu nedenle, O’nu gerçekten sevenler O’nun Baba’ya gideceğini duyduklarında sevinmiş olmalıdırlar, çünkü Baba hem resmi statüsünde hem de çevre şartları açısından, Oğul’dan daha üstündü. Kul özünde yeryüzünde bulunup Kendisini göndereni yücelten Mesih’ti.“ 1[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Baba Tanrı Mesih’in “Başıdır”[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Aynı türden bir ilişki 1. Korintliler 11:3’te de anlatılmaktadır: „Ama şunu da bilmenizi isterim: her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek ve Mesih’in başı Tanrı’dır.“ Bu ayette üç karşılaştırma yapılmaktadır: Bunlar, Erkek ve Mesih, erkek ve kadın, ve Mesih ve Tanrı karşılaştırmalarıdır. Burada üzerinde tartışılan konu, Mesih ve Tanrı’nın karşılaştırılmasıdır. „Tanrı Mesih’in başıdır. Burada bir üstünlük yok mudur?“ Bu karşılaştırmanın yetki konusu üzerinde olduğunu unutmayınız. Üstünlükten veya alçaklıktan bahsedilmemektedir. Tersine; Mesih dünyadayken insan olarak yaşamak için, Kendisini gönüllü bir şekilde Tanrı’nın altına koymuştur.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Baba’ya Boyun Eğer [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in Baba’yla olan ilişkisini gösteren başka bir ayette şu soru sahneye çıkıyor: „Her şey Oğul’a bağlı kılınınca, o zaman Oğul da her şeyi, Kendisine bağımlı kılan Tanrı’ya bağımlı olacaktır. Öyle ki, Tanrı her şeyde herşey olsun“ (1. Korintliler 15:28). Burada kullanılan „bağımlı olma“ (veya boyun eğme) fiili, Mesih’in Baba’ya eşit olmadığı anlamına değil, rollerin farklı olduğu anlamına gelir. Bağımlı olmak, aşağı olmak anlamına gelmez.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu konuyu düşünün. Tanrı’nın, insanların günahlarını kefaretle kurtarması için, bir kişi’nin Kendisini ölüme bağlı kılması gerekirdi. Bu görevi, günaha sınırsız kefaret sağlama yeteneği olan yetkin bir insan ancak başarabilirdi, çünkü insanlık için kanını dökmesi gerekecekti. Tanrı sadece kusursuz kurbanları kabul ettiğinden, Mesih’in yetkin olması gerekiyordu. Bunu kim yapabilirdi? Yalnızca Tanrı. Ve Tanrı’nın Kendisi olan Oğul, bizler için kanını dökmüştür (Elçilerin İşleri 20:28). Bu görevin başarıya ulaşmasını sağlayan anahtar kelime „itaat“ kelimesidir .[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşte, tek bir suç, bütün insanların makûmiyetine yol açtığı gibi, bir doğruluk eylemi de bütün insanlara yaşam veren aklanmayı sağladı. Bir adamın sözdinlemezliği yüzünden birçoğu günahkâr kılındığı gibi, yine bir adamın söz dinlemesiyle bir çoğu doğru kılınacaktır (Romalılar 5:18, 19).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mükemmel insan olarak Mesih’in, Tanrı’ya itaat etmesi ve Tanrı’nın insanlığı kurtarma plânını yerine getirmesi gerekiyordu. İnsanlığı, Tanrı’yla olan sonsuz ayrılığından kurtarmak için İsa, Baba Tanrı’nın plânına gönülden boyun eğmiştir.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Tanrı’nın Biricik Oğluydu[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bazıları Yuhanna 3:16’daki „biricik Oğul“ terimiyle (bkz 1:14, 18; 3:18) İsa’nın yaratılanlardan birisi olduğunu iddia edip, O’nun tanrısallığını reddederler „Biricik Oğul“ terimi, İsa’nın yaratılmış olduğu anlamına gelmez. Yuhanna’nın kullanmış olduğu „biricik“ Oğul kelimesi „eşsiz, benzersiz, bereketlenmiş olan “ 2 anlamında kullanılmıştır. C.S. Lewis „biricik Oğul“ kelimesini şöyle tanımlıyor:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İman bildirilerinden birisi, Mesih’in Tanrı’nın yaratılmamış olan biricik Oğlu olduğunu ve bütün evrenin yaratılışından önce Tanrı’da varolduğunu belirtir. Mesih’in yeryüzüne beden alıp gelmesi, bir bakirenin oğlu olduğu anlamına gelmez. Şu anda üzerinde durduğumuz konu, zaman ve mekânın yaradılışından önceki durumdur. „Tüm evrenin yaradılışından önce Mesih’in varolduğu“ ne demektir?[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Oğul’un beden alıp yeryüzünde yaşaması ve Tanrı’ya Baba demesi, Tanrı’yla İsa arasında Baba-Oğul ilişkisi olduğunu gösterir. Eğer bir kişinin babasıysanız, o kişi sizin benzerinizdir. Bir insandan doğan bebek insandır, bir arıdan doğan arı, arıdır ve bir kuştan doğan kuş, kuştur. Fakat bir şey yarattığınızda kendinizden farklı birşey yaratırsınız. Kuş, kendisi için yuva yapar, arı kovan yapar, insan kendisi için ev yapar, hatta kendi benzeyişinde heykel bile yapabilir. Eğer iyi bir ustaysa, heykeli tamamen kendisine benzetebilir. Fakat tabii ki bu heykel gerçek bir insan olamaz. Sadece insana benzeyen bir taş veya bronzdur. Nefes alıp düşünemez. İçinde yaşam yoktur.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu konuyu açıklığa kavuşturduğumuza göre, şimdi başka bir konuya geçebiliriz. İnsandan doğan nasıl insansa, Tanrı’dan doğan da Tanrı’dır. Tanrı’nın yarattıkları, Tanrı değildir. Aynı şekilde insanın yarattığı da insan değildir. Bu nedenle, insanlar Mesih’in Tanrı Oğlu olması türünden oğullar değildirler. Bazı yönlerden Tanrı gibi olmalarına rağmen, Tanrı değildirler. İnsanlar daha çok, Tanrı’nın heykelleri veya resimleri gibidirler.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir insan heykeli insan şeklindedir fakat içinde yaşam yoktur. Aynı şekilde, insan bir anlamda Tanrı ‚şeklinde‘ veya benzeyişinde olmasına rağmen, Tanrı’daki yaşam türüne sahip değildir. Öncelikle ilk noktaya (İnsanın Tanrı’ya benzeyişine) bakalım. Tanrı’nın yaratmış olduğu herşey, bir anlamda Tanrı’nın benzeyişindedir. Evrenin büyüklüğü O’nun gibidir. Evrenin büyüklüğünün Tanrı’ya benzemesi, evrenin yüceliğinin Tanrı’nın yüceliğine eş olduğu anlamına gelmez, fakat ruhsal olmayan terimlerle, Tanrı’nın yüceliğinin sembolü veya tercümesidir. Madde, enerji sahibi olmakla Tanrı gibidir. Tabii ki fiziksel enerji Tanrı’nın gücünden farklı bir enerjidir. Yeşil dünya da O’nun gibidir çünkü içlerinde yaşam vardır ve Tanrı ‚yaşayan Tanrı’dır.‘ Fakat biyolojik anlamdaki bu yaşam, Tanrı’da olan yaşamın sadece bir simgesi veya gölgesidir. Hayvanlara geldiğimizde, farklı bir çeşidini görürüz. Örneğin böceklerin yoğun aktiviteleri ve verimlilikleri, Tanrı’nın sürekli aktivitesinin ve yaratıcılığının sembolüdür. Memelilerde içgüdüsel şefkakin başlangıçlarını görüyoruz. Bu içgüdü, Tanrı’da varolan sevgiyle aynı değildir, fakat Tanrı sevgisi gibidir. Bir manzara resmi nasıl manzaranın kendisi değilse, bu durum da aynıdır. Hayvanların en üstünü olan insana geldiğimizde, Tanrı’nın bildiğimiz en iyi temsilcisini görürüz. (Diğer dünyalarda insandan daha çok Tanrı benzeyişinde olan yaratıklar olabilir, fakat onlar hakkında bilgi sahibi değiliz). İnsan sadece yaşamakla kalmaz, fakat aynı zamanda sever ve akıl yürütür. Biyolojik yaşam, insanda, bilinen en yüksek seviyesine ulaşır. incil-hiristiyanlik-isa mesih allahmıydı? müslümanların çelişkisi [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İbrahim’in iki oğlu olmasına rağmen, (İshak ve İsmail) İbraniler 11:17’de İshak, İbrahim’in „biricik oğlu“ olarak geçer. İbraniler kitabının yazarı „biricik oğul“ kelimesini „eşsiz, benzersiz ve bereketli olan“ anlamında kullanır. Aynı anlam, Yuhanna 3:16’da bahsedilen İsa için de geçerlidir (Buradaki tek fark Tanrı’nın bir, İbrahim’in ise iki oğlunun olmasıdır).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Biricik Oğul kelimesi „Monogenes“ teriminden gelir. Bu terim iki kelimeden oluşmaktadır. „Monos“ kelimesi „tek, yalın, sade, yalnız, bir “ anlamlarına gelir. „Genes“ kelimesi ise „tohum, ırk, tür, v.b.“ anlamlarına gelir. Birleşik bir kelimedir ve „eşsiz tür“ anlamında kullanılır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Bir İnsandı [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bazı şahısların Mesih’in tanrısallığını kabul etmekte zorlanmalarının nedeni, Kutsal Kitap’ta İsa’nın bir insan olduğunun yazılmış olmasıdır. Örneğin 1. Timoteus 2:5’te şöyle yazılmıştır: „Çünkü tek bir Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında tek bir aracı vardır. Bu da insan olan….Mesih İsa’dır.“ Romalılar 5:12-21’de günahlar için kefaret olanın „bir tek insan, yani İsa Mesih“ olduğu yazılıdır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Yazılar, İsa’nın insan olduğunu öğrettikleri gibi, aynı zamanda Tanrı olduğunu da öğretirler. İsa, Bakire Meryem’den doğan bir insan olmasının yanı sıra, Tanrı’nın Kendisiydi (Yuhanna 1:1, 14; 20:28; Koloseliler 2:9; Titus 2:13; 2 Petrus 1:1; İbraniler 1:8). Pavlus, İsa’nın tanrısallığını şöyle vurgulamıştır: „İnsanlarca ya da insan aracılığıyla değil, İsa Mesih aracılığıyla“ (Galatyalılar 1:1) bu mesajı aldığını söyler. İsa bir „insandı“ fakat aynı zamanda „Yahve“ ,“Tanrı Oğlu“, „rablerin Rabbi“ ,“kralların Kralı“, „Alfa ve Omega’ydı.“[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Yaradılışın İlk Doğanı Olarak Adlandırılmıştır[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bazı insanlar „ilk doğan“ kelimesinin „ilk yaratılan“ anlamına geldiğini sanıyorlar. „İlk yaratılan“ deyimi , İsa’nın yaratılmış bir varlık olduğu, varoluştan önce varolmadığı, veya sonsuzluklar Tanrısı olmadığı anlamına gelir.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„İlk doğan,“ „ilk yaratılmış olan“ anlamına gelmez. Pavlus, Mesih’in „tüm yaradılışın ilk doğanı“ (Koloseliler 1:15) olduğunu beyan ettiğinde „mirasçı, en üst rütbe“ anlamına gelen Grekçe „prototokos“ kelimesini kullanır. Eğer „ilk yaratılan“ demek isteseydi, o zaman Grekçe „protoktistos“ kelimesini kullanırdı. Kutsal Yazılar’ın hiçbir yerinde Tanrı’nın İsa’yı „yaratmış“ olduğu yazmaz.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Theology on the Person of Christ“ (Mesih’in Kişiliği üzerine Teoloji) adlı eserinde Lewis Sperry Chafer şöyle yazmıştır: „İlk Doğan olarak çevrilen bu ünvan Mesih’in, tüm yaradılışın önderi olduğu, her şeyden önce geldiği ve herşeyin varolmasını sağladığı anlamına gelir (Koloseliler 1:16).“ 4 İsa hem ilk yaratılan, hem de Kutsal Kitab’ın belirttiği gibi her şeyin yaratılmasını sağlayan kişi olamaz. Eğer İsa, tüm varlıkların yaratılmasını sağlamışsa, o halde Kendisi yaratılanlardan birisi olamaz.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa ve Tanrı Birdir [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa şöyle demiştir: „…Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse elimden kapamaz. Onları bana veren Babam her şeyden üstündür. Onları Baba’nın elinden kapmaya kimsenin gücü yetmez. Ben ve Baba biriz“ (Yuhanna 10:28-30). İsa Tanrı’yla bir ve aynı olduğunu mu (buz ve suyun doğalarının aynı olduğu gibi) yoksa sadece Tanrı’yla olan bir amaç birliğini mi iddia ediyordu? Metne bakacak olursak, Tanrı ve Mesih aynı kişilerdir. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İlk olarak, Mesih’in sözlerini kültürel olarak 2000 yıl sonraki bizlerden daha iyi yorumlayabilen Yahudiler, İsa’nın kendilerine yöneltmiş olduğu sözlerin „Tanrı“ anlamına geldiğini anlamışlardı. Bunun üzerine yerden taş alan Yahudiler, şöyle cevap verdiler: „Seni iyi işlerden ötürü değil, küfür ettiğin için taşlıyoruz. İnsan olduğun halde Tanrı olduğunu ileri sürüyorsun“ (Yuhanna 10:33). Grekçe’de „tek, bir“ kelimesi eril (heis), cinssizdir (hen). Bu da İsa ve Tanrı’nın aynı özden geldiklerini belirtir. Üçüncü eril tekil şahıs olarak (heis) kullanılmış olsaydı, Baba ve Oğul arasında kişisel bir ayrım olmadan, tek kişi anlamına gelecekti. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Aşağıda Yuhanna’dan alınan kısım, İsa’nın hakaret suçlamasına verdiği yanıttır. Yasa altında yetişmiş bir Yahudi için, İsa’nın sözleri bir anlam ifade ediyordu. Bu pasaj, Yahudiler’in Eski Antlaşma’yı nasıl anladığını bilmeyenler için (özellikle Mesih’in tanrısallığı konusuyla bağlantılıysa) anlaşılması zor ve kolayca yanlış anlaşılabilecek bir pasajdır. Bu pasajda şöyle yazılmıştır:[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa şu karşılığı verdi: „Yasanızda, ‚Siz ilahlarsınız, dedim‘ diye yazılı değil mi? Tanrı, kendilerine sözünü gönderdiği kimseleri ilahlar diye adlandırır. Kutsal Yazı da geçerliliğini yitirmez. Baba beni kendine ayırıp dünyaya gönderdi. Öylese ‚Tanrı’nın Oğluyum‘ dediğim için bana nasıl ‚Küfür ediyorsun‘ dersiniz? Eğer Babamın işlerini yapmıyorsam, bana iman etmeyin. Ama yapıyorsam, bana iman etmeseniz bile, yaptığım işlere iman edin. Öyle ki, Baba’nın bende, benim de Baba’da olduğumu bilesiniz ve anlayasınız.“ O’nu yine yakalamaya çalıştılarsa da, ellerinden sıyrılıp kurtuldu. (Yuhanna 10:34-39)[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Buradaki karmaşanın çoğunluğu, İsa’nın kullanmakta olduğu „ilâhlar“ kelimesinden gelmektedir (a. 34). İsa şöyle bir iddiada mı bulunuyordu: „Başka insanlara ‚ilâhlar‘ oldukları söyleniyor. Öyleyse ben Kendime neden ‚Tanrı’nın Oğlu‘ demiyeyim?“ (bu şekilde dolaylı yönden Kendisinin tanrısal birisi değil, bir insan olduğunu belirtmiş olur).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Sizlerin ilâhlar olduğunuzu söyledim“ sözü Mezmur 82:6’da geçer. Mezmurlar’da kullanılan „ilâhlar“ kelimesi İbranice „elohim“ kelimesinden gelir (eloah= „ilâh“, im = çoğul eki „ilâhlar“). Eski Antlaşma’da Tanrı için „Elohim“ kelimesinin kullanılması gerçeği, Kutsal Kitab’ın bir çeşit politeizm (çok tanrıcılık) öğretişi verdiği anlamına gelmez. Eski antlaşma boyunca Tanrı’dan bahsedildiğinde „Elohim“ ile birlikte tekil fiil şekli kullanılır [„Başlangıçta Tanrı (çoğul: Elohim) gökleri ve yeri yarattı (tekil fiil)“ –Tekvin 1:1]. Kutsal Kitab’ın dili Matta 28:19’da da görüldüğü gibi, Üçlübirlik öğretişiyle uyum içerisindedir. Matta 28:19’da „Baba, Oğul ve Kutsal Ruh“ adı tekil isim olarak kullanılmıştır. Yani „Baba, Oğul ve Kutsal Ruh“ bir ad altında toplanmıştır. Mezmur 82’de geçen „ilâhlar“ (Elohim) kelimesi, Tanrı’nın adaletini açıklayan „hakimler“ için kullanılmıştır. Tabii ki bu hakimler Tanrı değillerdi. Çıkış 21:1-6 ve 22:9, 28’de „yargıç, hakim“ anlamında kullanılan kelime „elohim“ kelimesidir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’nın konuşması, Eski Antlaşma bağlamında bir alıntıydı. Neden? Görünüşe göre İsa, Yahudilere „Tanrı’nın Oğlu“ teriminin kullanılışından neden bu kadar rahatsız olduklarını soruyordu. Yahudiler, daha önce de bu kelimeyle karşılaşmışlardı ( Mezmur 82’de insanlara „ilâhlar“ denmesi bunun bir örneğidir ). Önlerindeki konu şuydu: „Bu terimin kullanılışında takılıp kalmayın . Bana (İsa’ya) bakın. Benim işlerime bakın. Bunlar Tanrı’dan mı? Eğer Tanrı’dan ise, o halde Kendime verdiğim adlarla birlikte söylemiş olduklarıma inanın.“[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa daha önceki tanrısallık iddiasını reddetmiyordu aynı zamanda yaptığı işlerin iddiaları hakkında Yahudilere güven verip vermediği sorusunu soruyordu („Baba ve Ben biriz“ iddiası).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Buradaki tartışma aşağıdan yukarı doğru çıkmaktadır. Eğer mecaz anlamda kendilerini ‚ilahlar‘ olarak adlandıranlar varsa, „Tanrı’nın kutsayıp bu dünyaya gönderdiği“ (Eski Antlaşma hakimleri Tanrı’nın kutsamasıyla dünyaya gönderilmemişlerdi) kişinin Kendisine „Tanrı’nın Oğlu“ demesi de doğru olurdu. İsa, gerçekten de, ölüleri diriltmekle, sonsuz yaşam vermekle, yaradılışın günahlarını yüklenmekle; yaradılışı değiştirmekle (suyu şaraba çevirmekle, fırtınayı sakinleştirmekle) Baba’nın işini yaptığını kanıtlamıştır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’nın Bilgisi Sınırlıydı[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir insan olarak İsa sınırlı bilgiye sahipti. ikinci gelişinden bahsederken şöyle der: „O günü ve o saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba’dan başkası bilmez“ (Markos 13:32). Daha önce de belirtmiş olduğumuz gibi „kul özünü alan“ Mesih insan olarak Kendisine değil, Baba’ya güvenerek yaşamayı seçmiştir. Örneğin, bazı ayetlerde şöyle demiştir: „…Oğul Kendiliğinden birşey yapamaz“ (Yuhanna 5:19). „Ben Kendiliğimden hiçbir şey yapamam“ (Yuhanna 5:30). „Ben her zaman O’nu hoşnut edeni yaparım“ (Yuhanna 8:29). „Bende yaşayan Baba, Kendi işlerini yapıyor“ (Yuhanna 14:10).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa insan şeklindeyken, döneceği saati bilmediğini söylediğinde, kul özünde bulunmasının getirmiş olduğu sınırlamalardan dolayı böyle söylemiş olabilir. İsa’nın bu şekilde konuşması, Tanrı’ya eşit olmadığından değil, tüm tanrısal ayrıcalıklarını kullanmayı seçmemiş olduğundan dolayıdır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’dan Başka İyi Olan Yoktur[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir gün bir adam İsa’ya „İyi Öğretmen…“ diye yaklaştığında İsa adamın sözünü kesip „Bana neden iyi diyorsun, iyi olan tek biri var, O da Tanrı’dır“ (Markos 10:17-18) demiştir. Burada ilk akla gelen, İsa’nın tanrısallığını reddetmekte olduğu olabilir. Hayır, reddetmiyordu. Tersine tek iyi olanın Tanrı olduğu gerçeğini vurguluyordu. Kutsal Yazılar açıktır. Kutsal Yazılar oldukça açıktır; İsa „günahsız,“ „kutsal,“ „masum,“ „doğru,“ „günahkarlardan ayrılmış,“ ve „bozulmamıştı“ (Elçilerin İşleri 3:14; 2. Korintliler 5:21; İbraniler 4:15; 7:26; 1. Petrus 2:22; 1. Yuhanna 3:5). Tüm iyilik standartlarına göre, İsa gerçekten de „iyiydi.“ O halde İsa, Tanrı’yla Tanrı’nın „iyilik“ niteliğini paylaşmıştır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’nın bu adamın yaklaşımına böyle bir karşılık vermiş olmasının nedeni, bu adamın Mesih’in kim olduğunun derinliğini anlamasına yardımcı olmak olabilir. İsa bu adama Tanrı’dan başka hiç kimsenin iyi olmadığını söyledikten sonra, tüm malını satıp, Kendisini izlemesini söylemiştir. İsa’nın „Tanrı’yı izle“ değil „Beni izle“ dediğine dikkat ediniz. İlk izlenimlerin tersine, bu pasaj Mesih’in tanrısallığına güçlü bir destektir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Sonuç olarak, hemen hemen bütün karşıt tartışmalar, Filipililer 2:6-11’de anlatılan İsa’nın iki doğaya sahip olduğu (insansal ve tanrısal) öğretişinin yanlış anlaşılmasından dolayı, İsa’nın Tanrı olduğunu reddetmekteydi. İsa Tanrı ve insan olarak iki „şekilde varolmuştur“ (ayet 6 ve 7). Birinci doğası Tanrı’yla „eşitliğini,“ ikinci doğası ise „mütevazi“ doğasını gösterir. Hemen hemen bütün ayetler, İsa’nın Baba Tanrı’ya eşit olmadığını savunmak için kullanılıyordu ve bu nedenle, Tanrı’yla bir olmadığı söylenerek, Tanrı’nın göklerdeki yüce konumuyla İsa’nın „mütevazi“ doğası karşılaştırılıyordu. İsa’nın, Baba Tanrı’yla olan yüce eşit konumunu, insan bedeni alıp insanların günahı için ölmek, ve dirildikten sonra yüce konumuna dönmek için bırakmış olduğu gerçeği göz ardı edilmektedir.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]

    #35124
    Armagan
    Verwalter
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM SEKİZ
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa Mesih Sizin Rabbinizmidir?[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir noktada, tüm kanıtları inceleyen bir kişinin, Mesih’in tanrısallığına inanıp inanmayacağına karar vermesi gerekir. Kendilerine Mesih İnanlısı diyenlerin de kabul edeceği gibi, bu İsa yaşamış, ölmüş, gömülmüş ve dirilmiştir. İsa şöyle der: „Benim O olduğuma iman etmezseniz, günahlarınızın içinde öleceksiniz“ (Yuhanna 8:24). Pavlus şöyle yazmıştır: „İsa’nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın“ (Romalılar 10:9). Eğer Mesih Tanrı’ysa ve kurtuluş için O’nun tanrısallığına inanmak gerekiyorsa, vereceğimiz karar çok önemlidir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]C.S. Lewis, inancından şüpheli bir arkadaşına (Arthur Greeves) yazdığı bir mektubunda, Mesih’in tanrısallığının öneminin üzerinde durmuştur:[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bence büyük zorluk şudur: Eğer O Tanrı değilse kimdi veya neydi? Matta 28:19’da şu önemli formülü görüyoruz: „Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adıyla…“ Kimdir bu „Oğul“? Kutsal Ruh bir insan mıdır? Eğer değilse, O’nu „gönderen“ bir insan mıdır (bkz. Yuhanna 15:26)? Koloseliler 1:17’de Mesih her şeyden öncedir ve herşey O’ndadır. Bu nasıl bir insandır. Yuhanna’nın birinci bölümünde anlatılan o muhteşem açıklamadan bahsetmeyeceğim. Daha az açık olan bir ayete bakalım. Kudüs için ağlarken neden birdenbire şöyle demiştir?: „İşte bunun için size peygamberler, bilge kişiler ve dinbilginleri gönderiyorum“ (Matta 23:34). Bu kişi için kim, Tanrıdır veya delidir diyebilir? Günahları bağışlayan bu kişi kimdir? Peki ya Markos 2:18-19’a ne demeli? Nasıl bir insan, oruç gibi bazı gereklilikleri geçersiz kılabilir? Okul yöneticilerinin dışında okulun tatil olduğunu kim söyleyebilir?[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in tanrısallık konusu, çözülmesi gereken bir problem değil, üzerini kaplayan ağların açılması gereken bir konudur. Tabii ki bu pasajların geçerliliğini reddedebilirsin, fakat o zaman ben de bu oyunu oynayıp, senin savunduğun noktalar için aynı iddiada bulunabilirim! Tanrı denenemez denildiğinde, ben bunu açık bir gerçek olarak görürüm. Tanrı ölemeyeceği gibi denenemez de. Mesih yeryüzüne, Tanrı’nın isteğini yapıp acı çekmek üzere gelmiştir. Tanrı, Tanrı olarak gelip, Mesih’in beden alarak yapmış olduğu bu görevi yapmazdı. Eğer Mesih’in tanrısallığını kaldırırsan, Mesih İnancı’ndan geriye ne kalır? Yeni Antlaşma’da beyan edilen bir insanın ölümü, nasıl olur da tüm insanları etkileyebilir? [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşte esas nokta da budur. Hiçbir insan, tüm insanlık üzerinde özel bir etkide bulunamaz. Tanrı’nın hiçbir benzeri, insanları tatmin edemez.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih İnancı’nın dayandığı temel nokta olan kurtuluşumuz, İsa Mesih’in sadece bir insan olmasına değil, Tanrı olmasına dayanır. Kurban kuzusu olarak işkence edilen, çarmıha gerilip öldürülen ve gömülen kuzunun, sürüden birisi olması gerekiyordu. Tanrı, bizim kardeşimiz olma durumunda değildir , fakat Tanrı’nın Oğlu bizim kardeşimizdir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in tanrısallığını reddedenlerin çoğunluğu, Üçlübirliği veya Mesih’in iki doğasını „olanaksız“ veya „mantıksız“ olduğu için reddetmektedirler. Onlara göre; „Tanrı bir çarmıha çivilenemez… Tanrı Ruhtur“ veya „Tanrı Kendisini Kendisine sunmaz“ veya „Tanrı beden alıp doğamaz.“ Bu sözleri söyleyenler, Oğul’un kul özünü almakla Kendisini Baba’ya sunmuş olduğunu, ve Baba Tanrı için olanaksız olan hiç birşey olmadığını göz ardı etmektedirler.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Mantıklı“ veya „olabilir“ gibi kavramların, Tanrı’nın göstermiş olduğu şeyleri yargılamasına izin vermemeliyiz. Buradaki konu bizim ne kavrayabileceğimiz değil, Tanrı’nın ne söylediğidir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İncil’i okuduğumuzda, İsa’nın insanlardan üç temel tepki almış olduğunu görüyoruz: nefret, şaşkınlık ve saygı…O’nun iddialarını anlayanlar, oldukları gibi kalamamışlardır. İsa Mesih, tüm insanların Kendisini ya kabul etmelerini, ya da reddetmelerini ister.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’yı üç kere reddetmiş olan Petrus, İsa’nın kul özü almış Mesih olduğuna inandığından dolayı şehit edilmiştir. Mesih Petrus’a, kim olduğunu sorduğunda Petrus şöyle beyan etmiştir: „Sen yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesihsin“ (Matta 16:16). Petrus’un cevabına karşılık veren İsa, Petrus’un sözlerini kabul edip şöyle demiştir: „Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun! Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babam’dır“ (Matta 16:17). [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İsa’nın dirilişinden şüphe etmiş olduğu için, genellikle Tomas’tan ‚şüpheci Tomas‘ diye bahsedilir. Sonunda, dirilişten sonra Mesih’i gören Tomas O’na tapınarak; „Rabbim ve Tanrım!“ (Yuhanna 20:28) demiştir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]O zamandan beri, yüzyıllar boyunca İsa’nın şu sorusuyla karşılaşan birçok kişi aynı şekilde bocalamıştır ve bocalamaktadır: „Benim kim olduğumu söylüyorsun?“ Aşağıda gösterilen şemada üçlü bir açıklamayla yüz yüze geliyoruz.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İSA TANRI OLDUĞUNU SÖYLÜYOR[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif](İKİ SEÇENEK)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]/ [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]. . . . . . . . . . . [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İd[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]dialar YANLIŞTI İddialar GERÇEKTİ[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]|[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] ………………………….. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif](İki Seçenek) .………………. O Rab’dir [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]/ ……….. .……………………………. | [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]…..İddialarının YANLIŞ ….İddialarının ……………. (İki Seçenek)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]…..[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Olduğunu Biliyordu[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] yanlış Olduğunu[/FONT]
    …………………………………[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bilmiyordu…………….. /…………
    ………….. | …………………… .. | ………………..KABUL …….RED
    KASITLI OLARAK …….CİDDİ BİR ……….Edebilirsiniz Edebilirsiniz
    .
    YALAN SÖYLEMİŞTİ .YANILGIDAYDI
    [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]……………[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]| [/FONT]………[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]…..[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]|[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]….[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]O bir YALANCIYDI[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] . ..O bir DELİYDİ
    [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]……………[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]|
    [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif].[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]..[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]O bir İKİYÜZLÜYDÜ
    [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif].[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]…………..[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]|
    [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif].[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]……[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]O bir CİNDİ
    [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif].[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]…………..[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]|
    Yalanı Uğruna Öldüğü İçin
    [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif].[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]……[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir APTALDI[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yukarıdaki şemanın daha geniş bir açıklaması için „Evidence That Demands a Verdict“ (Bir Hüküm Gerektiren Kanıt–Bölüm 7) 1 ve „Marangozdan da Öte“ (Bölüm 2) 2 adlı kitaplara bakınız. Mesih’in tanrısallığını destekleyen daha geniş bir tarihi açıklama için „The Resurrection Factor“ (Diriliş Faktörü) 3 adlı kitabı okuyunuz.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Peki ya siz ne durumdasınız? Mesih’in kim olduğunu düşünüyorsunuz? Sadece bir din mensubu musunuz, yoksa Oğlu İsa Mesih aracılığıyla yaşayan Tanrı’yla kişisel bir ilişki içerisinde misiniz? Karar vermeye istekli olanlar için, Mesih’in tanrısallığına inancı destekleyen yeterince kanıt vardır. Tomas İsa’ya „Rabbim ve Tanrım“ dedikten sonra İsa söyle karşılık vermiştir: „Beni gördüğün için mi iman etin? Görmeden iman edenlere ne mutlu!“ (Yuhanna 20:29).[/FONT]

    #35125
    Armagan
    Verwalter
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM DOKUZ
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu Kitabın Yazarı İsa Mesih’teki Yeni Yaşamı Nasıl Keşfetmiştir?[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bart Larson[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih İnancı’nın anlamını çocukken (pazar günleri aldığm kilise öğretişinden de öte) ünlü bir müjdeci olan Billy Graham’ı televizyonda izlerken anlamaya başladım. O zamana kadar, birçok Mesih İnanlısı’nın iki yüzlü veya garip insanlar olduklarını düşünüyordum. Dr. Graham’ın vaazını işitince, yüreğimde birşeyler olduğunu hissettim. Ne kadar öznel de olsa, Tanrı’nın varlığının odada benimle birlikte olduğunu hissedebiliyordum.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Dr. Graham’ın açıkladığı düşüncelerden birisi, Tanrı’nın tamamen pak ve günahsız olduğu ve bizlerin günahlı olduğumuz düşüncesiydi (örn.bilinçli veya bilinçsiz olarak, her birimiz Tanrı’ya karşı geldik ve O’nun yetkinliğinden yoksun kaldık). Kendimi, „Fakat hakim bey, öldürmemiş olduğum insanları göz önünde bulundurunuz!“ diyen adamın durumundaymış gibi hissettim. Kutsal ve doğru olan Tanrı’nın karşısında, tamamen suçluydum ve günahlı doğamda bir değişiklik yapmadan, cenneti kirletmiş ve bozmuş olurdum.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Günahkâr olduğumu ne kadar çok reddettiysem, kendimi o kadar çok suçlu hissettim. Kendi standartlarıma göre bile yaşamadığımdan, Tanrı’nın standartlarına göre yaşamak benim için çok uzaktı. Dr. Graham konuşmasında, kiliseye gitmenin yeterli olmadığını söylemişti. Kiliseye gitmek, insanı Mesih İnanlısı yapmıyordu (seraya girmenin insanı çiçek yapmadığı gibi) ve gerçek bir Mesih İnanlısı olmak, pasif bir inanç değil, aktif bir inanç gerektiriyordu. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Niagara Şelalesi’nin üzerine çekilmiş gergin bir ipten sırtına yüklemiş olduğu yüz kiloluk bir kum torbasıyla geçen bir canbaz, izleyicilerden birine, „tekrar aynı şeyi yapabileceğime inanıyor musun?“ diye sormuş ve izleyici de „Tabii ki!“ diye karşılık vermiş. Bunun üzerine sırtındaki kum torbasını atan canbaz „öyleyse sırtıma çık, tekrar deneyelim“ demiş.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Gerçek inanç, Mesih İnancı’nın iddialarını sadece mantıksal olarak kabul etmek değildir. Mesih İnancı, ip üzerindeki canbaza güvenip, onun üzerine çıkmaya benzer. Kutsal Kitab’ın sözlerine güvenle iman etmiyorsanız, inancınız Kutsal Kitab’ın temeline dayanmıyor demektir. [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir yargıcın kızı, hızlı araba kullandığı için mahkemeye çıkarılmış. Duruşmanın sonunda, yargıç kızına en ağır para cezasını verdiğinde, herkes şaşırmış. Daha sonra oturduğu yerden kalkan yargıç, vezneye gidip, kızının para cezasını ödemiş. Bu şekilde hem yasanın yerine gelmesi sağlanmış, hem de baba sevgisi tatmin olmuştur. Dr. Graham konuşmasında, Tanrı’nın aynı şeyi İsa Mesih’in kişiliğinde nasıl yapmış olduğunu şöyle açıkladı. Tanrı, insan bedeni alıp, insanlık için ölmekle, bize olan sevgisini göstermişti.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Dr. Graham, günahımızı itiraf edip Mesih’in bizim için olan ölümüne ve dirilişine iman aracılığıyla, Tanrı’nın bağışlamasına kavuşacağımızı açıklamıştı. Tanrı’nın affını ne kazanabilir, ne de bedelini ödeyebilirdik. Kurtuluşumuz, Tanrı’dan gelen, ya kabul edeceğimiz ya da reddedeceğimiz bir armağandı.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir kaç yıl Mesih İnancı’nı benimsemedim. Bunun nedeni, kendilerine saygı duyacağım bazı Mesih İnanlıları’yla karşılaşmamın oldukça zaman almış olmasıydı ve aynı zamanda halâ nasıl Mesih İnanlısı olunacağı konusunda bilgi sahibi değildim. Fakat sonunda o gün geldi. Bir konuşmacı, oldukça uygun bir ortamda, nasıl Mesih İnanlısı olunacağını açıkladı (Buna benzer diğer fırsatları utanma riskinden dolayı geri çevirmiştim. Bunun hiçbir işe yaramayacağından ve kendimi aptal yerine koymaktan çekiniyordum).[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Böylece, lise öğrencilerine yönelik bir konferansta (Topeka, Kansas) sessizce dua edip Mesih’i yaşamımı yönlendirmeye çağırdım. Gerçekten de Mesih yaşamıma girmişti! Daha önce hiç hissetmediğim bir huzura sahiptim. Eskiden kalma tüm suçluluk hislerim yok olmuştu ve yaşamak için yeni bir sevincim ve yeni bir sebebim olmuştu. Tanrı’nın gerçekten de duamı cevaplaması bana şaşılacak bir mutluluk vermişti. Tanrı benimle ilgilenmişti![/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bazı zamanlar, Mesih İnanlısı’yken bile, kendimi bir sepetin içinde Tanrı’nın kapısının önüne terk edilmiş olduğumu ve Tanrı sevgi dolu olduğu için, beni içeri almak zorunda kaldığını hissediyordum. Şimdi böyle olmadığını biliyorum, çünkü Tanrı yüce sevgisiyle beni seçmiştir (Efesliler 1:4, 5). Tanrı, gelecek olan herkese „gelin“ diyor![/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Sizinle ilgilenen ve Tanrı’nın sevgisini yaşamış bir kişi olarak yapabileceğim tek şey, sizleri kararsız kalmamaya teşvik etmektir. Tanrı sizi seviyor ve size olan sevgisini beden alıp, sizin için ölerek kanıtlamıştır. İşte Mesih’in doğumunun ve tanrısallığının sebebi budur ve Josh ile birlikte bu kitabı yazmamızın sebebi de budur.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Josh McDowell[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih İnanlısı olmadan önce Kutsal Kitab’ın tarihsel güvenilir bir belge olmadığını, dirilişin tarihsel bir gerçek olmadığını ve Mesih İnancı’nın uygun bir alternatif olmadığını kanıtlama girişiminde bulundum. Bazılarını, yazdığım kitaplarda açıklamış olduğum kanıtları bir araya getirdikten sonra, dayandığım noktaların ayakta duramadığını gördüm. Çünkü İsa Mesih gerçekten de iddia etmiş olduğu gibi, Tanrı’nın Oğlu’ydu.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kutsal Kitab’ın ve Mesih’in tarihsel olarak güvenilir olduğu sonucuna varmam, içimde yoğun bir bocalamaya neden oldu. Aklım bütün bunların doğru olduğunu söylerken, isteğim beni farklı bir yöne çekiyordu. Mesih İnanlısı olmanın, yer sarsıntısı gibi bir tecrübe olduğunun farkına vardım. S[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yaşamımda suçlu olduğum açıktı. İsa Mesih, Kurtarıcı olarak ve benim günahlarım uğruna çarmıha gerilmiş olarak, beni Kendisine çağırıyordu. Beni davet edişi şu şekildeydi: „İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Eğer biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim“ (Esinleme 3:20).[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Ancak, kendisini kabul edip, adına iman edenlerin hepsine, Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi“ (Yuhanna 1:12). Su üzerinde yürümüş olması veya suyu şaraba çevirmiş olması, beni ilgilendirmiyordu. Gösteriş meraklısı birisinin yaşamımı fethetmesini istemiyordum. Aynı zamanda, akademik kariyerimi sürdürmek ve meslektaşlarım arasında bırakmış olduğum bilimsel intibama zarar gelmesini istemiyordum.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşte karar noktasına gelmiştim. Aklım, Mesih İnancı’nın doğruluğunu söylerken, isteğim buna karşı çıkıyordu. Ne zaman şu coşkun Mesih İnanlıları’nın arasında bulunsam, içimdeki karmaşa daha da yoğunlaşıyordu. Kendinizi berbat hissettiğinizde, içinde bulunduğunuz mutlu insan topluluğunun sizi ne kadar çok rahatsız ettiğini anlarsınız. Onların mutluluğu karşısında kendimi sefil birisi gibi hissederek, orayı terkederdim.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Öyle bir noktaya gelmiştim ki, akşam saat 10:00 ‚da yattığım halde, ancak sabahın dördüne doğru uyuyabiliyordum. İsa’yı aklımdan çıkarmam gerektiğini biliyordum, yoksa aklımı oynatacaktım. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeni Yaşamın Başlangıcı [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Aklımı açıp, üniversitenin ikinci yılındayken 18 Aralık 1959’da, akşam saat 8:30’da bilimsel olarak ikna olduktan sonra, Mesih İnancını benimsedim.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Birisinin „Nasıl biliyorsun?“ sorusuna „Ben oradaydım“ karşılığını verdim.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]O akşam dua ettim. Tanrı’nın diri Oğlu İsa Mesih’le kişisel bir ilişki kurmak için, dört şey için dua ettim. Belirli bir zaman süreci içinde, bu ilişki yaşamımı değiştirdi.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İlk olarak şöyle dua ettim; „Rab İsa, çarmıhta benim uğruma öldüğün için sana şükrediyorum. “ İkinci olarak ise şöyle devam ettim; „Yaşamımda Seni hoşnut etmeyen şeyleri itiraf ediyorum ve beni bağışlayıp günahtan arındırmanı diliyorum.“ (Kutsal Kitap’ta, „Günahlarınız kızıl da olsa, kar gibi bembeyaz olacaklar “ diye yazılmıştır.). Üçüncü olarak, „Hemen şu anda bildiğim en iyi şekilde, kalbimin ve yaşamımın kapısını sana açıyor ve Kurtarıcım ve Rabbim olarak Sana güveniyorum. Yaşamımın kontrolünü eline al. İçimi değiştir. Ve beni olmamı istediğin gibi bir kişi yap.“ diye dua ettim.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Dua ederken söylediğim son söz ise şuydu: „İmanla yaşamıma geldiğin için teşekkür ederim.“ Bu iman, Kutsal Ruh’un göstermiş olduğu kanıtlara, tarihsel gerçeklere ve Tanrı’nın Sözü’ne dayanıyordu. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eminim ki, dindar insanların ilk kez Mesih İnancı’nı kabul ettiklerinde bahsettikleri „şimsek akımını“ duymuşsunuzdur. Ben dua ettikten sonra, hiç bir şey olmadı. Gerçekten de hiç bir şey olmadı. Hatta karar verdikten sonra kendimi daha kötü hissettim. Kusacağımı sandım. İçimden hastalandığımı düşünüyordum.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kendi kendime,“Olamaz, McDowell, neyin içine girdin şimdi?“ diye soruyordum. Gerçekten de en uç noktaya kadar gelmiş olduğumu hissediyordum ve bazı arkadaşlarım da benimle aynı fikirdeydiler. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yaşamımdaki Değişmeler [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Fakat Rabbe gelişimin ilk altı ayından sonra, yanlış bir karar vermediğimin bilincindeydim. Yaşamım değişmişti.[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif][/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir üniversitenin tarih bölümü başkanıyla tartışırken, ona yaşamımın değiştiğini söyledim. Benimle alay edercesine bana şöyle dedi: „McDowell, Tanrı’nın gerçekten de 20. yüzyılda yaşamını değiştirmiş olduğunu mu söylüyorsun? Hangi yönlerden?“ Kırkbeş dakika boyunca değişiklikleri anlattıktan sonra; „tamam bu kadarı yeterli“ diyerek beni susturdu.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Akılsal Huzur. Yaşamımdaki değişiklikleri anlatırken açıkladığım değişimlerden birisi de yorgunluğumdu. Her zaman dolu olan bir kişiydim. Ya kız arkadaşımla zaman geçiriyor ya da beş para etmez etkinliklere katılıyordum. Aklım öyle meşgul ve karmaşa içindeydi ki, ders çalışmaya ve düşünmeye fırsat bulamıyordum.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Fakat yaşamımı Mesih’e adadıktan bir kaç ay kadar sonra, aklımda bir çeşit huzur vardı. Yanlış anlamayınız. Aklımdaki karmaşanın yok olmasından bahsetmiyorum. İsa Mesih’le olan ilişkimde karmaşanın yok olmasını değil, karmaşaya nasıl yaklaşılacağını gördüm. Bu huzuru dünyadaki hiç bir şeyle değişmem.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Öfkenin Kontrolü. Yaşamımda değişme gösteren diğer bir yön ise öfkemdi. Bir kişinin bana yan gözle bakması, beni çileden çıkarmaya yetiyordu. Bu yüzden üniversitenin birinci yılındayken birisini az daha öldürüyordum. Hala bu kavgadan kalan yara izlerini taşıyorum. Öfkem benimle öyle özdeşleşmişti ki, bilinçli olarak öfkemden kurtulma arayışında değildim. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’e iman etme kararımdan bir gün sonra, içimdeki öfkenin tamamen yok olduğunu farkettim. Ve Rab’le olan yirmi dört yıllık yürüyüşüm boyunca, sadece bir kez öfkelendim.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Nefret Ettiğim Kişi [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yaşamımda hoşuma gitmeyen başka bir yön daha vardı. Bu konudan bahsediyorum, çünkü birçok kişinin, yaşayan diri Mesih aracılığıyla yaşamlarında aynı türden bir değişime gereksinimleri olduğunu biliyorum. Yaşamımda hoşuma gitmeyen bu yön; içimdeki nefretti.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yaşamım bir sürü nefretle doluydu. Dışa görünür şekilde değil, içimde oluşan bu nefret beni insanlardan, olaylardan…v.b. nefret etmeye yönlendiriyordu. Birçok kişi gibi ben de kendimi güvensizlik içinde hissediyordum. Ne zaman kendimden farklı birisiyle karşılaşsam, o kişiyi kendime tehdit olarak görüyordum.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yeryüzünde herkesten çok nefret ettiğim kişi babamdı. Ondan iğreniyordum. Babam kasabamızın sarhoşu ünvanına sahipti. Eğer küçük bir kasabadansanız ve babanız alkolikse, herkes sizden bahseder. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Herkes biliyordu. Lisedeki arkadaşlarım bana gelip, babamla alay ediyorlardı. Ve bunun beni rahatsız etmediğini sanıyorlardı. Dıştan gülüyordum fakat içimden ağlıyordum. Bazen annemi gübrelikte yatarken buluyordum. Babam tarafından dövülmüş ve düştüğü yerden kalkamamış durumda oluyordu. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eve arkadaşlarımız geldiğinde babamı alıp ahırda bağlar ve arabayı da başka bir yere park ederdim. Böylece, utanmamak için, arkadaşlarımıza babamın bir yere gitmek zorunda olduğunu söylerdim. Benim babamdan nefret ettiğim kadar, hiç kimsenin başka birisinden nefret edebileceğini sanmıyorum. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Nefret Sevgiye Dönüşüyor [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’e iman ettikten beş ay kadar sonra, İsa Mesih aracılığıyla Tanrı’dan gelen bir sevgiyle babam için sevgi duymaya başladım. Bu sevgi, içimdeki nefreti tamamen ortadan kaldırmıştı. Bu sevgi o kadar güçlüydü ki, babamın gözlerine bakıp, „Baba, seni seviyorum“ dememi sağlayacak güçteydi. Gerçekten de artık babama karşı sevgi duyuyordum. Yaptığım bazı şeyler onu oldukça şaşırtmıştı. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Özel bir üniversiteye geçiş yaptıktan sonra, ciddi bir otomobil kazası geçirdim. Boynumdaki alçıyla eve götürüldüm. Babamın odama gelip, „Benim gibi bir babayı nasıl sevebilirsin?“ sorusunu hiç unutmayacağım. Ona, „Baba, altı ay önce senden iğreniyordum,“ dedim. Daha sonra ona İsa Mesih’le ilgili varmış olduğum sonuçları anlattım.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Baba, Mesih’in yaşamıma girmesine izin verdim. Tam olarak açıklayamasam da, bu ilişkinin sonucu olarak tüm insanları oldukları gibi sevme ve kabul etme kapasitesine kavuştum.“ [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kırk beş dakika sonra, yaşamımın en muhteşem anlarından birine tanık oldum. Kendi ailemden, beni çok iyi tanıyan bir kişi olan babam bana şöyle dedi: „Oğlum, eğer Tanrı, senin yaşamında yapmış olduğunu görmüş olduğum şeyi, benim yaşamımda da yapabilirse, o zaman O’na bu fırsatı vermek isterim.“ Babam orada benimle birlikte dua edip Mesih’i yaşamına kabul etti. [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Genellikle değişikler günler, haftalar, aylar, ve hatta seneler alır. Babamın yaşamı gözlerimin önünde değişmişti. Sanki birisi uzanıp babamın içindeki ışığı yakmış gibiydi. Daha önce ve bu olaydan sonra, hiçbir zaman böyle hızlı bir değişim görmemiştim. O zamandan sonra babam sadece bir kez alkole el sürmüştür. Alkol dolu bardağı dudaklarına kadar götürmüş ve orada alkol yaşamını noktalamıştır. Bir daha da alkole el sürme gereksinimi bile duymamıştır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İşe Yarıyor [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir sonuca vardım. İsa Mesih’le olan bir ilişki insanın yaşamını değiştirir. Bilinçsizce Mesih İnancıyla alay edebilirsiniz. Fakat Mesih İnancı işe yaramaktadır. Mesih’e iman ederseniz, davranışlarınızı ve hareketlerinizi gözlemlemeye başlayınız, çünkü İsa Mesih yaşamınızı değiştirmekle meşguldür…. Günahlarınızı bağışlamış ve suçlarınızı ortadan kaldırmıştır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Seçim Size Kalmış [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih İnancı insanlara zorla kabul ettirilmeye çalışılan veya ite kaka kendisine bir yol edinmeye çalışan bir din değildir. Herkesin yaşamı kendisine aittir. Benim tek yapabileceğim şey, size öğrenmiş olduklarımı anlatmak olur. Bunun ötesi sizin kararınıza kalıyor. Eşim bu konuda şöyle diyor: „Mesih ölümden dirildiği için yaşıyor. Mesih yaşadığı için insanların yaşamına sonsuz olarak girme, onları affetme ve değiştirme yetkisine sahiptir.“ [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Buradaki temel kavram diriliş faktörüdür. Mesih dirilmiştir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih İnancı Kişiseldir [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in iddialarına kişisel olarak nasıl karşılık verdiğimi sizinle paylaştım. Sizin de kendinize şu soruyu sormanız yerinde olur: „Tüm bu kanıtlar benim için neyi değiştirir? Mesih’in çarmıhta benim günahlarım için ölmesi ve dirilmesi neyi değiştirir?“ Bunun cevabını İsa en iyi şekilde şüpheci Tomas’a vermiştir; „Yol, gerçek ve yaşam benim. Benim aracılığım olmadan, Baba’ya kimse gelemez“ (Yuhanna 14:6).
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’in dirilişiyle ilgili tüm kanıtları temel alarak ve İsa’nın günahları bağışlama ve Tanrı’yla sonsuz bir ilişki sağlama armağanını göz önünde bulundurarak, kim akılsızca O’nu reddedebilir? Mesih diridir. İsa bugün yaşamaktadır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hemen şimdi dua ederek Mesih’e iman edebilirsiniz. Dua Tanrı’yla konuşmaktır. Tanrı yüreğinizi bilmektedir ve yüreğinizden gelenle olduğu kadar, sözlerinizle ilgilenmemektedir. Daha önce Mesih’e iman etmediyseniz, hemen şimdi yaşamınızı O’na teslim edebilirsiniz.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mesih’i yaşamıma davet etmek için ettiğim dua şöyleydi: „Rab İsa, sana ihtiyacım var. Günahlarım uğruna çarmıhta öldüğün için sana teşekkür ederim. Yaşamımın kapısını sana açıyorum ve sana kurtarıcım olarak güveniyorum. Günahlarımı bağışlayıp, bana sonsuz yaşam verdiğin için sana teşekkür ederim. Beni, olmamı istediğin gibi bir kişi yap. Sana güvenebileceğim için teşekkür ederim.“[/FONT]

    #35126
    Armagan
    Verwalter
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]EK
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]EK – Mesih’in Tanrısallığı Üzerine Çeşitli Görüşler [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bazı dini sistemlerin, Mesih’in tanrısallığına nasıl yaklaştıklarını özetlemenin faydalı olacağına inanıyoruz. Bu konu üzerine daha ayrıntılı bir araştırma yapmak isteyenler, Josh McDowell ve Don Stewart’ın yazmış olduğu „Handbook of Today’s Religions“ ( Günümüz Dünya Dinleri El Kitabı) serisine başvurabilirler.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Agnostik [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Agnostik“ kelimesi, iki bileşik Grekçe kelimeden gelir. „A“ olumsuzluk anlamı taşıyan „yok, hayır“ anlamındadır. „Gnosis“ kelimesi ise „bilgi“ anlamına gelir. Agnostiğin tanımını şöyle yapabiliriz: Tanrı’nın var olup olmadığının bilinemeyeceğini iddia edenlere agnostik denir. Aynı şekilde, Mesih’in de Tanrı olup olmadığının bilinemeyeceğini iddia ederler.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Ateist[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Ateist“ kelimesi de iki Grekçe kelimenin birleşminden türemiştir. Bunlar „yok, hayır“ anlamına gelen „A“ ve „Tanrı“ anlamına gelen „theos“ kelimeleridir. Ateistler Tanrı’nın olmadığına inanırlar.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bahai[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bahai inancı, dünya tarihinde birçok dinin, insanları Tanrı’ya yönlendirmiş olduğunu öğretir. Tanrı başta İsa olmak üzere Buda’yı, Musa’yı, Krişna’yı, Zerdüşt’ü, Muhammed’i…v.b. kulanmıştır. Bahailer Baha’u’llah’ın Tanrı’nın günümüzdeki peygamberi olduğunu ileri sürerler.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Birlik (Üniter)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bay ve Bayan Charles Fillmore tarafından kurulan Üniter Hıristiyanlık Okulu, Hıristiyan Bilim inancına yakındır. Kişisel olmadığına inanılan Tanrı, „Yaşam“ veya „Tanrısal İlkedir.“ Günah; olumsuz düşünce, İsa; insan ve Mesih ise tanrısal fikir olarak tanımlanır. Kutsal Kitab’a alegorik (benzetme) bir kitap olarak bakılır. Üniterlerin Metafizik Sözlüğü’ne göre, Kutsal Kitap gerçeği ve uygun düşünmeyi öğrenmek için yorumlanabilir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bilim Kilisesi[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bilim kilisesi, „birşeyin nasıl bilineceğini bilme bilimi“ veya „uygulamalı din felsefesi“ sloganlarıyla, Yahudi-Mesih İnancı geleneğinin dışında bir bilim kurgu dünyasına dayanmaktadır. Üçlübirlik veya Mesih’in tanrısallığı öğretişlerinin üzerinde durmaz. Bilim Kilisesi’nin kurucusu fantazi yazarı L. Ron Hubbard „Dianetik: Modern Bilim“ (1950) adlı bir kitabında teorilerini ve terapi tekniklerini tanıtır. Hizmetlerini satmakta olan bilim kilisesinin kullandıkları kavramlar ve prosedürler için, az rastlanır ve kendilerine has kelimeleri vardır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Budizm[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Sidharta Gautama (Buda) tarafından bir felsefe olarak ortaya atılan Budizm, Buda’nın ölümünden iki yüz yıl kadar sonra, bazı izleyicilerinin onu tanrısallaştırmasıyla bir din haline gelmiştir. Buda, sadece bir öğretmen olmasına rağmen (Buda „aydınlanmış olan“ demektir) kurtarıcı tanrı olarak tanıtılmıştır. Budistler, İsa’yı Buda’nın altında, bir ahlâk öğretmeni olarak görürler. Budistler Buda’ya dua ederler. Budizm’in temel Tanrısı kişisel değildir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Birleştirilme Kilisesi (Mooniler)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Birleştirme Kilisesi (Mooniler olarak adlandırılırlar) Koreli Sun Myung Moon tarafından kurulmuştur. İsa’nın Tanrı değil, Tanrı oğlu olduğu söylenir. Birleştirme Kilisesi, İsa’nın yeryüzüne ruhsal kurtuluş getirdiğini, fakat görevini tamamlayamadan öldüğünü öğretir. Sun Myung Moon, yeryüzüne fiziksel kurtuluş getirecek olan ve İsa’nın yapmakta başarısız olduğu görevi yapacak olan yeni Mesih olarak görülür. Kutsal Ruh, Baba Tanrı’nın dişi benzeri olarak görülür.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Eckankar[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Paul Twitchell tarafından temeli atılan „Eckankar“ inancı, ruh yolculuğu bilimidir. Paul Twitchell bir „peygamber, şifacı, ruh seyahatçisi“ olarak görülür. Eckankar inancı, Batı Hıristiyanlığı’nın ve doğu dinlerinin karışımından oluşur. Bahai inancı gibi, Tanrı’nın tanınmasını sağlayan temel dinlerin doğruluğunu öne sürer. Eckankar, Kutsal Ruh’un „Tanrısal Gerçeği“ tanımamıza ve „Tanrı’yı kavramamıza“ yardımcı olduğunu iddia eder. İsa’dan „Mesih bilincinde“ olan bir insan olarak bahsedilir. Hinduizm’de olduğu gibi „Yüce Varlık“ olan Sugmad’ın, kendisini usta (İsa gibi) şeklinde veya „guru“ olarak gösterdiğine inanılır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]EST (Erhard Seminars Training–Erhard İlahiyat Eğitimi)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]EST, günümüzde kendisine Werner Erhard denen John Paul Rosenberg tarafından başlatılmıştır. Yüksek ücretli öğretim merkezleri, insanların realite üzerine olan düşüncelerini değiştirmek üzere programlanmıştır. Hüküm bildiren herşey („-dır, -dır“ –est) doğrudur (İster iyi, ister kötü, ister yanlış olsun). Yanlış diye birşey yoktur (en azından kendi aklınızda). Herkes kendisinin tanrısıdır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hıristiyan Bilimciler[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mary Baker Eddy tarafından kurulan bu grup, Mesih’in sadece Tanrı’nın Oğlu olduğunu öne sürüp, Mesih’in tanrısallığını reddetmektedir. Hıristiyan Bilimciler „İsa’nın“ insan olduğunu ve „Mesih’in “ ise şifa veren tanrısal bir düşünce olduğunu ileri sürerler.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hare Krişna[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hare Krişna hareketinin temeli Hinduizm’e dayanır. Hare Krişna’nın Kutsal Kitabı, Hindistan’ın Vedik Edebiyatı’nın (Kutsal Yazılar) toplamıdır. Krişna „Yüce Tanrı’nın Kişiliğidir.“ Krişna herşeyi bilir ve her sebebin sebebidir. Hinduizm’de de olduğu gibi, Krişna inancı da çok tanrılıdır. Dünyanın kişisel olmayan ruhu olan Brahma („Tanrı’ya“ derece olarak en yakın olan) en yüce Krişna varlığı olarak, kendisini milyonlarca tanrı şeklinde göstermiştir. Krişna’ya „Rab“ olarak hitap edilir ve Krişna’ya inananlar ona, Rab olarak dua ederler. Çeşitli zamanlarda insan olarak görünmüş olduğuna inanılır (Buda’nın, Krişna’nın beden almış şekli olduğu söylenir). Mesih İnancı’nın Tanrı ve Mesih kavramlarına inanılmaz.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hinduizm[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hinduizm, Hindistan’ın göçebe söz geleneği ve kutsal yazılarıdır („Veda“ adıyla anılır). Belirli bir kurucusu yoktur. Evrenin ardında dünyayı çevreleyen ruh olarak görülen Brahma, kendisini doğada olan fakat kişisel olmayan milyonlarca tanrıda gösterir. Her şeyi Brahma’nın bir parçası olarak gören (ağaçlar, v.b.) Hinduizm, panteist (çok tanrılı) bir dindir. İsa’nın, diğer kişilerden biraz daha fazla Brahma’nın özel bir görünümü olduğuna inanılar. Herkesin Brahma’dan ayrılmış ruhlar (atman) olduğuna inanılır. Hinduizm’e göre, yaşamın temel amacı Brahma’yla birleşmektir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İ-Çing[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İ-Çing, Değişimler Kitabı anlamına gelir. İ-Çing kitabının kullanımıyla, ruhsal yön arama yöntemi oldukça karmaşıktır. Köken olarak Çin kökenli olan İ-Çing, Mesih’in zamanından biraz öncesine kadar gelebilmiştir. Konfüçyanizm ve Taoizm üzerinde büyük bir etki yaratmıştır ve Doğu dinleri ve tarikatlarının yanısıra, belirli dini bağları bulunmayan gençler arasında da popüler olmaya başlamıştır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İslâm[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İslâm, tek Tanrı inancına sahip bir dindir. Taraftarları „Müslüman“ olarak adlandırılır. Adem, Nuh, İbrahim, Musa v.b.’nın yanı sıra, İsa da peygamber olarak görülür. İsa’nın Yeni Antlaşma’daki açıklamaları, Müslümanlarca sahte veya tarihsel olarak geçersiz kabul edilir (örn. Çarmıhta İsa’nın değil, Yahuda İskaryot’un öldüğüne inanırlar). İslamiyet’in kurucusu olan Muhammed’in, Allah’ın en yüce peygamberi olduğuna inanılır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Jainizm[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Kurucusu Mahavira olan Jainizm, Hinduizm’den türemiş olan bir doğu dinidir. Yüce bir varlığa inanmaz. Kendisini dünya nimetlerinin zevklerinden çekmiş olan, şiddet taraftarı olmayan, içindeki olumsuz „karma“dan (ruha yapışmış olan kötülükler) kurtulmaya çalışan Mahavira, Jainislerce kurtarıcı olarak görülür. Jainistler kendilerini dünyaya bağlayan herşeyden ve tüm zevklerden dışlarlar.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Konfüçyanizm[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Konfüçyüs’ün ardınca adlandırılan Konfüçyanizm, dinden çok bir Çin felsefesi ve politik bir sistemdir (fakat yine de dağlara, nehirlere, atalara…v.b. tapınmayı teşvik eder). Konfüçyanizm sisteminde „cennet“ en yüksek ruhsal gerçektir ve „Tanrı“ yerine kullanılır. Konfüçyanizm, toplumun tüm katmanlarında sevgi, barış, yumuşak huyluluk gibi ahlâki değerleri teşvik eden, hümanistik bir inançtır. Olağanüstü olaylara pek önem vermiyor gibi görünen Konfüçyanizm, Yahudi-Hıristiyan kavramı olan kişisel Tanrı anlayışını reddeder.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mormonizm[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mormon kilisesi, Joseph Smith tarafından kurulmuştur. Ölümünden kısa bir süre sonra, yerine kimin geçeceği üzerine ayrılıklar çıkmıştır. Mormonlar olarak bilinen ana bedendeki inanlılar, Brigham Young’ı yeni önderleri olarak tanımışlardır. Mormonlar, birçok „Tanrılara“ inanırlar. Tanrıların toplanmış olduğu bir konseyde, Tanrılardan biri olan Adem (Tekvin’in ikinci bölümündeki gibi) insan oldu. Adem, bu gezegenin Tanrısıdır. İsa’nın „Baba Tanrı“ dediği kişi Adem’di (bkz. Journal of Discourses, Cilt. 1, sayfa 50, 51). Mormonlar, tüm insanların ölümcül halden önce varolduklarına inanırlar ve Tanrı olmak için ilk olarak yapılması gerekenin, et ve kemik şeklinde beden almak olduğuna inanırlar. Mormonlar, ölümlü bedeninden önce, İsa’nın Şeytan’ın kardeşi olduğunu ve birkaç karısının olduğunu öğretirler. Tanrı’nın Eski Antlaşma’da kullanılan iki adı, Elohim ve Yehova, ayrı Tanrılar olarak görülür.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]New Age (Yeni Çağ) Hareketi[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]New Age (Yeni Çağ) Hareketi, birçok din, politika, sosyal organizasyon veya hiçbir „New Age“ grubuyla bağlantısı olmayanların kullanmakta olduğu bir terimdir. Bu felsefenin ardınca giden bir çok kişi, bu felsefenin temellerinin farkında değildir. Bununla birlikte, New Age Hareketi’nin bir kolu, Nisan 1982’de dünya çapında birçok gazeteye, Mesih’in yeryüzünde olduğunu ve yakında kendisini göstereceğini belirten bir ilan vermiştir. New Age Hareketi’nin bu kolu, Dünya Ruhu’nun (Budizm kökenli bir kavram) dünya tarihinde kendisini dört kez göstermiş olduğuna ve beşinci kez beden alışının, (Lord Maitreya) yeryüzünde olduğuna ve kendisini göstermek için uygun zamanı beklediğine inanıyorlardı.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Son Günlerin Azizlerinin Yeniden Düzenlenmiş Kilisesi[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu kilise ve Mormonlar, Joseph Smith tarafından kurulmuştur. Her iki kilise de Mormon kitabına bağlıdır (Mormonlar birkaç kitabı daha kutsal sayarlar). Joseph Smith’in ölümünden sonra, Mormon kolu Brigham Young’I, SGAYDK kolu ise Joseph Smith’in oğlunu izlemiştir. Joseph Smith’in oğlunu izleyenler daha tutucudurlar ve Joseph Smith’in Üçlübirliğe ve Mesih’in tanrısallığına inanmadığı açık olduğu halde, SGAYDK Mesih’in tanrısallığına ve Üçlübirliğe inanır. (Öldürülüşünden iki ay önceki bir konuşmasında Joseph Smith, bugün Mormanlar arasında kabul edilen, Baba’nın da İsa gibi bir insan olduğunu söylemiştir).[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Sihizm[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Nanak tarafından 1400’lerin sonlarına doğru kurulan Sihizm, Hinduizm’in bir koludur. Sihizm’e göre Tanrı şekilsizdir, bilinemez, yücedir ve tek güçtür. Hinduizm’in tersine Sihizm tek bir dindir ve Hinduizm’deki gibi birçok dini tapınış biçimi yoktur. Bununla birlikte, Hinduizm’de olduğu gibi, bireyin yaşam amacı Tanrı’yla bir olmaktır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Spiritizm (Ruhçuluk)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Spiritizm, birçok ruhsal uygulamanın ve inancın geniş olarak sınıflandırılmış şeklidir (seanslar, falcılar, medyumlar, sihir, büyücülük, el falı okuyucuları, astrologlar, yıldız falcıları…v.b.). Bu gibi uygulamalar ve inançlar binlerce yıldır süregelmektedir. Ruhçulukla uğraşan kişiye göre, çoğunluğu (hepsi olmasa da) Mesih’in tanrısallığını reddeder. Kutsal Kitab’ın öğretişine göre, Tanrı’dan başka bişilerden veya şeylerden ruhsal yönlendirme arayanlar, kendilerini cinlere açmaktadırlar. Bu yüzden Kutsal Yazılar bu tür uygulamaları lânetlemektedir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Şintoizm[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Şintoizm, birçok tanrıya inanan bir Japon dinidir. Politik olarak Japonlar’ın yaşam biçimine bağlı olan Şintoizm, Budizm inançlarıyla uzlaşma içerisindedir (Şintoistler’in dini törenleri genellikle Budist rahiplerce yapılır). Şintoizm’in belirlenmiş dini inanç çizgisi yoktur, fakat Şintoizm birçok tarikata bölünmüştür.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın Çocukları (Sevgi Ailesi)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu grup, takma adı Mo (Musa) olan ve peygamber olarak görülen David Brandt Berg tarafından kurulmuştur. Mo’nun, Mesih’in tanrısallığına inanıp inanmadığı yazılarında açıkça belirtilmemektedir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrısal Işık Misyonu[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Guru Maharaj Ji tarafından kurulan bu hareket, Hindu kökenlidir. Bu öğretişe göre, Tanrı kendisini çeşitli büyük Ustalar aracılığıyla göstermiştir (İsa, Krişna, v.b.). Maharaj Ji, bugün insanları gerçeğin bilgisine ulaştıracak yeni Usta olarak görülür.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Tanrı’nın Radyo Kilisesi[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Herbert W. Armstrong tarafından kurulan bu kilise, oğlu Garner Ted Armstron tarafından devam ettirilmiştir. Armstronglar, Mesih’in tanrısallığına inanırlar, fakat Kutsal Yazılar’ın belirttiği biçimin dışındadırlar. Onlara göre, bütün inanlılar ailesi Tanrı’yı oluşturur („Öyleyse biz Tanrı olmalıyız!“). Üçlübirliğe inanmamaktadırlar.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Teosofi[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Helena Balvatsky’nin başlattığı bu hareket, tüm dinlerin temelinin aynı olduğunu öğretir. Teosofi’ye göre ya kişisel olmayan bir Tanrı, ya da Tanrısal İlke temeldir. Tüm dinlerin amacı sonunda Tanrı’yla birleşmektir. Blavatsky’ye göre, Mesih Tanrısal İlke’ydi ve İsa ise insandı.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Transandantal Meditasyon (TM)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]T.M. Maharişi Maheş Yogi tarafından kurulmuştur ve Hindu kökenlidir. TM, yüzeysel olarak bir dinden çok iç huzura, rahatlamaya, meditasyona ve psikolojik bütüntüğe önem veren bir felsefedir. Bununla birlikte TM’nin dini öğretişleri ve törenleri, tamamen Hinduizm’in Batı uygulamasıdır. Mesih’in iyi bir ahlâk öğretmeni olduğu görüşü hakimdir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Üniteryanizm (Tanrı’nın Birliği Taraftarları)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bir din olarak görülen Üniteryanizm, Tanrı’yı değil insanlığı, hümanizmi temel alır. Bu kilisenin Tanrı, İsa, kurtuluş, Kutsal Kitap veya diğer teolojik öğretişler üzerine belirgin bir iman bildirgeleri yoktur.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Uluslararası Yol (The Way International)[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Dr. Victor Paul Wierwille tarafından kurulan Uluslararası Yol inancı, İsa’nın günahsız bir insan, Mesih, Kurtarıcı, Tanrı Oğlu olduğunu fakat Tanrı olmadığını öğretir. Bu inancın izleyicileri Mesih’in varoluştan önce varolduğunu ve sonsuzluğunu reddederler. İsa’nın varoluşunun, Meryem’in rahmine yerleştirilmesiyle gerçekleştiğini ileri sürerler. Mesih’in tanrısallığını ve Üçlübirliği reddeden diğer grupların tersine „Yol“ üyeleri, Kutsal Kitab’ın yazınsal bir yorumuna sahip olduklarını iddia ederler. (Böyle olduğuna göre, Kutsal Kitab’ın içeriğine de açık olmalıdırlar). „Yol“ Tanrı’nın kutsal olduğunu ve Tanrı’nın Ruh olduğunu öğretir, fakat onlara göre Kutsal Yazılar, Kutsal Ruh’tan (onlar „kutsal ruh“ olarak yazarlar) bahsederken, Tanrı’nın verdiği ruhsal bir armağandan bahseder.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yehova Şahitleri[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Charles Taze Russell tarafından kurulan Yehova Şahitleri hareketi, Mesih’in varoluştan önce Tanrı tarafından yaratılmış bir „tanrı“ olduğu ve Tanrı’nın Mesih aracılığıyla dünyayı yarattığı öğretilir. Yani, İsa’nın beden almış olan günahsız bir ruh (bir „tanrı“) olduğu öğretişi verilir. Yehova Şahitleri’nin, Mesih’in tanrısallığıyla ilgili görüşleri, İznik Konseyinde Mesih’in tanrısallığını reddeden Arius’un görüşlerine yakındır. Kutsal Ruh’un da Tanrı olduğu kabul edilmez. Yehova Şahitleri’ne göre sadece Yehova Tanrı’dır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yahudilik[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Yahudilik yüzyıllar boyunca bir çok değişim geçirmiştir. Bir kişi, milletinden veya dininden dolayı Yahudi olabilir. Örneğin; bir kişi ateist veya agnostik olduğu halde, doğuştan Yahudi olabilir. Veya bir kişi doğuştan Yahudi olmadığı halde, Yahudi dinine geçip bir şekilde Yahudi olmuş olabilir. İlk Mesih İnanlıları Topluluğu, tamamen Yahudilerden oluşuyordu. Yahudilik ve Mesih İnancı bir birinden ayrı olamaz. İsa’ya, Mesih ve Rab olarak inanan birçok Yahudi (İbrani Mesih İnanlıları) Mesih İnanlısı mevcuttur. Yahudiler’in çoğunluğu, yüzyıllar boyunca İsa’nın Mesih olduğunu reddetmişlerdir. Küçük bir azınlık, Eski Antlaşma’yı tam olarak doğru kabul etmelerine rağmen, birçok Yahudi halâ İbrahim’in Tanrısına iman etmektedir. Bazı Yahudiler İsa’nın iyi niyetli bir kişi veya iyi bir öğretmen olduğunu söyler. Bunun yanısıra birçok Yahudi ise, İsa’nın insanları aldatan bir dolandırıcı olduğunu söyler.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Zen Budizm[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Zen Budizm, bireyin meditasyon yoluyla Buda-doğasını ve realitesini keşfetmesidir. Zen Budizm, Budizm ve Taoizm’in karışımından oluşur. Budizm’de de olduğu gibi, tanrısallık doğayla nitelendirilir. Tanrı, herşeyde bulunan, bilinçsiz ve kişisel olmayan bir özdür. Zen Budizm’in üyeleri, sanata ve estetiğe değer verirler. İsa’nın iyi bir ahlâk öğretmeni olduğu söylenir.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Zenci Müslümanlar[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Zenci Müslümanlar, politik ve ırksal ağırlıktaki Amerikan İslam hareketinin üyeleridirler. Birçok harekette olduğu gibi zaman içerisinde gelişme göstermiştirler. Mesih İnancına mensup bazı kişiler de bu hareketle özdeşleşerek, Mesih’in zenci olduğunu ileri sürmüşlerdir. Onlara göre İsa, Muhammed’den aşağı görülen Allah’ın bir peygamberi olmasının yanısıra, kesinlikle Tanrı değildi.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Zerdüştlük[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Zerdüştlük, Hinduizm’de olduğu gibi Vedik geleneklerinden ve kutsal yazılarından ortaya çıkmıştır. Bu inancın kurucusu olan Zerdüşt, tek tanrı olan Ahura Mazda’ya („Bilge Rab“) tapınmayı vurgular. Bu nedenle, bu inancın dış görünümü tek tanrılıdır. Zerdüştlük, insanların ruhları için rekabet eden kutsal bir ruhun ve kötü bir ruhun varlığına inanır.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]NOTLAR [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM BİR[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]
    1. Bu gerçekleri daha ayrıntılı belgeleri incelemeden kabul etmekte zorlananların Josh
    [/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]McDowell’ın yazmış olduğu „Evidence That Demands A Verdict“ (Hüküm [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Gerektiren Kanıt) adlı kitabı okumalarını tavsiye ederiz.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. Bu kitap boyunca bazı anahtar kelimelerin veya açıklamaların önemini belirtmek için [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]italik harfler veya tırnak işaretleri kullandık. Yeni Antlaşma’dan aktarılan tüm[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]alıntılar „Yeni Yaşam Yayınları’nın İncil çevirisinden alınmıştır“ (Basım: Ekim[/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1994). Eski Antlaşmadan aktarılan alıntılar ise elimizde bulunan tek çeviri olan [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]„Kitabı Mukaddes“ çevirisinden alınmıştır (1989).[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. Robert Passantino, The Nature and Attributes of God, Costa Mesa, CA: CARIS, 1980,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. Passantino, The Nature and Attributes of God, sayfa 3.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM İKİ
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1. C.S. Lewis. „What Are We To Make of Jesus Christ?“ The Grand Miracle: Essays from God in the Dock. New York: Ballantine, 1983, sayfa 113.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. Moulton Howard Turner’ın üç ciltlik Grammar of the New Testament Greek adlı eserine, Grammatical Insights Into the Greek New Testament adlı eseriyle katkıda bulunan Nigel Turner’a göre, Edinburg, İskoçya: T.&T. Clark, 1965, sayfa 15.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. Herbert C. Leupold, Exposition of Isaiah, Cilt. 1, Grand Rapids, MI: Baker Book House, 1968, sayfa 158.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. Bruce M. Metzger, The Jehovah’s Witnesses and Jesus Christ, Princeton, New Jersey:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Theological Book Agency, 1953, sayfa 75.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]5. F.F. Bruce, Answers to Questions, Grand Rapids: Zondervan, 1973, sayfa 66.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]6. F.F. Bruce, The Deity of Christ, Manchester, England: Wright’s (Sandbach) Ltd., 1964,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sayfa 25, 26.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]7. O.P. Hogg ve W.E. Vine, The Epistles to the Thessalonians, Fincastle, VA: Scripture[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Truth Book Co., 1959, sayfa 24.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]8. Lewis, Grand Miracle, sayfa 112[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]9. Lewis Sperry Chafer, Systematic Theology, Cilt. 5, Dallas: Dallas Seminary Press, 1948,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sayfa 23.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]10. A.T. Robertson, Word Pictures in the New Testament, Cilt. 1, Nashville, TN: Broadman[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Press, 1930, sayfa 268.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]11. Robert Alan Cole, The Gospel According to St. Mark, Grand Rapids, MI: Erdmans,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1961, sayfa 67.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM ÜÇ
    1. Mesih İnancı’nın görüşü tüm fiziksel varoluşu kutsal yapmaz. Panteizm’de („Tanrı
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]herşeydir“ ), Tanrı’nın yaratmış olduklarını yok edersek, Tanrı’yı yok etmiş oluruz[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif](Hindular’ın söylediği gibi eğer herşey illüzyon değilse). Bununla birlikte Hıristiyan[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]bakış açısına göre, Tanrı yaradılışın içindedir. (Benzer değildir). Brahma[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]inancında da („dünya ruhu) Brahma yaradılışın içindedir. (Hinduların kutsal[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]yazıları olan Vedalara göre). Aralarında benzerlik olmasına rağmen birçok[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]farklılık bulunmaktadır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. Robert Passantino, The Nature and Attributes of Godı, Costa Mesa, CA: CARIS, 1980,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sayfa 6.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. John F. Walvoord, Jesus Christ Our Lord, Chicago: Moody Press, 1969, sayfa. 29.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. Thomas Schultz, „The Doctrine of the Person of Christ With an Emphasis Upon the[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hypostatic Union,“ (theological diss., Dallas Theological Seminary, 1962) sayfa 194,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]195.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]5. Walvoord, Jesus Christ, sayfa 31.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]6. Tanrı’nın Eski Antlaşma’daki görünüşünü daha iyi incelemek için Lewis Sperry Chafer’in[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]yazmış olduğu Systematic Theology (Sistematik Teoloji) adlı eserinin 5. cildini[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]okuyunuz (Dallas, Tex: Dallas Seminary Press, 1948), sayfa 31-33.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]7. F.F. Bruce, The Deity of Christ, Manchester, England: Wright’s [Sandbach] LTD., 1964,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sayfa 25.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]8. G. Campbell Morgan, The Gospel According To John, Old Tappan, NJ: Fleming H.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Revell Co., n.d., sayfa 161.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]9. William Barclay, The Gospel of John, Cilt II, Philadelphia: Westminster Press, 1956,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sayfa 42, 43.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM DÖRT
    1. C.S. Lewis, Mere Christianity (Temel Mesih İnancı), New York: MacMillan Publishing
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Co., 1943, 1960 printing, sayfa. 56.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM BEŞ
    1. Leon Morris, Studies in the Fourth Gospel, Grand Rapids, MI: Eerdmans Publishing Co.,
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1969, sayfa 50.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. E.E. Hengstenberg, Commentary on The Gospel of St. John, Minneapolis, MN: Klock and [/FONT][FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Klock Christian Publishers, 1865, sayfa 270.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. C.K. Barrett, The Gospel According to St. John, Philadelphia, PA: Westminster Press,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1978, sayfa 256.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. Joseph H. Thayer, New Thayer Greek-English Lexicon, Grand Rapids, MI: Zondervan[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Publishing House, 1977, sayfa 665.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]5. C.S. Lewis, Mere Chritianity (Temel Mesih İnancı), new York: MacMillan Publishing[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Co., 1943, sayfa 65-66.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]6. Strong’s Exhaustive Concordance, Nashville, TN: Abingdon Press, 1890, sayfa 73.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]7. Donald Guthrie, New Testament Theology, Downers Grove: Inter-Varsity Press, 1981,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sayfa 275-278.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]8. Gleason Archer, Encyclopedia of Bible Difficulties, Grand Rapids, MI: Zondervan[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Publishing House, 1982, sayfa 323.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]9. W.G.T. Shedd, Dogmatic Theology, Cilt I., İkinci Baskı, New York: Scribner, 1888,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sayfa 312-313.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]10. Thomas Schultz, „The Doctrine of the Person of Christ With an Emphasis Upon the[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hypostatic Union“ Dallas Theological Seminary, 1962), sayfa 182.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]11. Loraine Boettner, Studies in Theology, Grand Rapids, MI: William V. Eerdmans, 1947,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sayfa 152, 153.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]12. Schultz, „Christ,“ sayfa 181.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM ALTI
    1. Birçok Üniversite kütüphanesi Kilise Babalarının yazmış oldukları bu belgelerin
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]İngilizce çevirilerine sahiptir. Konu üzerinde daha ayrıntılı araştırma yapmak[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]isteyenler bu kaynaklara baş vurabilirler.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. J.B. Lightfoot, „Epistle of Polycarp to the church at Philippi,“ The Apostolic Fathers, Part[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]II, New York: Macmillan and Co., 1889, Cilt 2., No. 3, sayfa 476.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. Edgar J. Goodspeed, The Apostolic Fathers: An American Translation, New York: [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Harper & Row, 1950, sayra 85.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. Lightfoot, Fathers, Cilt. 2, No. 2, sayfa 572.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]5. ibid., sayfa 569.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]6. Kirsopp Lake, çeviri., The Apostolic Father, Cilt 1, Cambridge, MA: Loeb Classical[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Library, Harvard University Press, 1965 sayfa 173+.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]7. John Weldon, „The Deity of Christ,“ basılı olmayan araştırma yazısı.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]8. Irenaeus, Cilt 1, 4. Kitap, Ante-Nicene Chrisian Library: Translations of the Writings of[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]the Fathers, Alexander Robers and James Donaldson, çeviri, Edinburgh, Scotland: [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]T.& T. Clark, 1869.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]9. Daha ayrıntılı bir araştırma için bkz.Philip Schaff’ın History of the Christian Church[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]adlı eserinin II. ve III. Ciltleri, Grand Rapids, MI: Eerdman’s Pub., 1960[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]10. Mark Noll, „How Much of a God is Jesus?–The Nicene Creed,“ HIS, Nov. ’74, [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sayfa 6, 7.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]11. A. H. Leitch, „Deity of Christ,“ Zondervan Pictorial Encyclopedia of the Bible, Cilt 2,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Merrill C. Tinney, general editor, Grand Rapids, MI: Zondervan Publishing House,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1975, ikinci basım, 1977, sayfa 88.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM YEDİ
    1. Arthur W. Pink, Exposition of the Gospel of John, Cilt 3, Swengel, PA: Bible Truth
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Depot (I.C. Herendeen) 1945, sayfa 281, 282.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]2. F.F. Bruce, The Deity of Christ, Manchester, England: Wright’s [Sandbach] LTD, 1964,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sayfa 24.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]3. C.S. Lewis, Mere Christianity (Temel Mesih İnancı), New York: MacMillan Publishing[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Co., 1943, 1960 printing, sayfa 138.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]4. Lewis Sperry Chafer, Systematic Theology, Cilt 5, Dallas: Dallas Seminary Press, 1948,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sayfa 11, 12.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖLÜM SEKİZ
    1. C.S. Lewis, They Stand Together: The Letters of C.S. Lewis to Arthur Greeves
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif](1914-1963), Walter Hooper, ed., New York: MacMillan, 1979, sayfa 503.[/FONT]

    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]BÖKÜM DOKUZ
    1. Josh McDowell’ın tanıklığı bu kitapta olduğu gibi aşağıdaki kitaplarda da
    [/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]yayınlanmıştır. Bu kitapta yayınlanan tanıklığının bir kısmı aşağıdaki[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]kitaplardan aktarılmıştır.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Evidence That Demands A Verdict (Hüküm Gerektiren Kanıt) San Bernardino, CA:[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Here’s Life Publishers, Inc., 1972, 1979, sayfa 104.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]More Than a Carpenter (Marangozdan da Öte), Wheaton, IL: Tyndale House[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Publishers, Inc., 1977, sayfa 25-34.[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Resurrection Factor (Diriliş Faktörü), San Bernardino, CA: Here’s Life Publishers,[/FONT]
    [FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Inc., 1981, sayfa 115-119.[/FONT]

    #35927
    Armagan
    Verwalter

    Bu değerli konuyu tekrar gundeme almayı uygun gördüm. Özellikle İsa Mesihin Tanrılıgı konusunda kapsamlı bir calışma yapmak isteyenler için ideal bir kaynak.. Konuyla ilgili sorularınız veya yorumlarınız olursa yazmaktan çekinmeyin..

Ansicht von 12 Beiträgen - 1 bis 12 (von insgesamt 12)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.