• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26683
    Anonim
    Pasif

    Mesih Kaderimizdir.

    Ey sen Tanrı’dan uzak yaşayan insan.
    Tüm çaresizliklere, olumsuzluklara, benliğe, dünyaya ve ölüme boyun eğen insan. Tüm bunlara kader kısmet yada talih diyen insan; Bil ki, sende atalarının izinden gitmektesin.
    Ataların nasıl Tanrı’ya sırt çevirdilerse, O’nu nasıl işitmez oldularsa, O’nun tapınağını nasıl terkedip te unuttularsa… sende aynı yaşamı sürmektesin.
    Evet sende yalvarış ve yakarışlarını başka ilahlara sunmakta ve çareyi onlarda aramaktasın.
    “Ama sizler, RAB’bi terk edenler, Kutsal dağımı unutanlar, Talih (Gad) ilahına sofra kuranlar, Kısmet (Meni) ilahına karışık şarap sunanlar, Yşa.65: 11
    Soruyorum sana hangi isteğin karşılık buldu?
    Hangi ihtiyacın giderildi?
    Gözlemle geçmiş yaşamını ve farket artık. Düne kadar ellerin boştu, yarında ellerin boş kalacak.
    Yanıt alamayacaksın malesef. Bu koşullara katlanmak zorunda kalacak, yaşamındaki bu sürece kader diyecek, başka ilahlara ve putlara tapınmaya devam edeceksin.
    Ne üzücü… Bil ki yargılanacaksın.
    Ben de sizi kılıca kısmet edeceğim, Boğazlanmak üzere eğileceksiniz hepiniz. Çünkü çağırdığımda yanıt vermediniz, Konuştuğumda dinlemediniz; Gözümde kötü olanı yaptınız, Hoşlanmadığımı seçtiniz.” Yşa.65: 12

    Bil ki dünya Şeytan’ın eğemenliğindedir.
    Büyük ejderha -İblis ya da Şeytan denen, bütün dünyayı saptıran o eski yılan- melekleriyle birlikte yeryüzüne atıldı. Va.12: 9
    Şeytan, yeryüzünde egemen olabilmesi için yetkiyi alması gerekiyordu.
    Dünya ise Adem’in yetkisi ve egemenliği altındaydı.
    Onları kutsayarak, «Verimli olun, çoğalın» dedi, «Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun.
    İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak.
    Yar.1: 28-29
    Adem’se; yılan (Şeytan) tarafından kandırılan Havva’nın vermiş olduğu yasak meyveden yemekle, kendisine Tanrı tarafından sunulan dünyanın egemenliğini Şeytan’a devretti.
    Küçücük bir söz dinlemezliğin sonucuydu bu.
    Gözleri açılmış ve iyiyle kötüyü ayırdeder olmuşlardı.
    Artık Adem ve Havva Şeytanın egemen olduğu dünyanın denetimi altındaydılar.
    Ey sen Ademoğlu, sende bu dünyada yaşamakta ve dünyaya (Şeytan’a) hizmet etmektesin.
    Siz babanız İblis’tensiniz ve babanızın arzularını yerine getirmek istiyorsunuz. O başlangıçtan beri katildi. Gerçeğe bağlı kalmadı. Çünkü onda gerçek yoktur. Yalan söylemesi doğaldır. Çünkü o yalancıdır ve yalanın babasıdır. Yu.8: 44
    Adem’in söz dinlemezliği ile Tanrı’nın lutfundan ve huzurundan ayrı kaldığını neden kavrayamıyorsun.
    Bir seçim yapmakla yükümlüsün artık.
    Yaşamına kader deyip te geçemezsin.

    Adem’den doğan sen; bilki Tanrı halaa biz insanlara seslenmeye devam etmektedir.
    Tanrı yüreklerimizi çok iyi bilmektedir. Doğru bir yürekte olduğumuz taktirde O’nunla barışmamızda ve tanışmamızdaki engeller ortadan kalkacaktır.
    Önemli olan kim olduğumuzu bilmemiz ve günahın içerisinde yaşayan günahkarlar olduğumuzu farkedebilmemizdir.

    Nedir Tanrı’nın çağrısı?
    “Zaman doldu” diyordu, “Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!” Mar.1: 15
    Tanrı, zamanın dolduğunu söylemektedir. O halde Tanrı’nın egemenliğinin günü bugündür. Bugün yapılması gerekense tövbe etmektir. Tövbe ile kendimizi Tanrı’nın önünde alçaltır, günahlı doğamızı farkeder, O’na ve egemenliğine boyun eğeriz. Her şey bizim atacağımız o cesaret adımıyla, tövbe ile başlamaktadır.
    Doğru yürekle yaptığımız her dileği işitecek olduğundan emin olduğumuz bir Tanrı’mız bulunmakta. Hamdlarolsun.
    Zamansa, Tanrı’nın çağrısını işitme zamanıdır.

    Gad ve Meni ilahlarınınmı ardından gideceksin, yoksa gerçek olanımı yüreğine çağıracaksın. Seçim senin.
    Ben sevdiklerimi azarlayıp terbiye ederim. Onun için gayrete gel, tövbe et.
    İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim; ben onunla, o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz
    . Va.3: 19-20
    Tanrı bizlere gerçeğin ne olduğunu anlatmak, göstermek ve bizleri bunun için harekete geçmemizi istemektedir.
    Gerçeği bilmek için Tanrı’ya yüreklerimizin kapısını açabilmemiz ve O’nu yaşamlarımıza egemen olması için içeri davet etmemiz gerekmektedir.
    Çünkü Tanrı şöyle dedi: “Seni asla terk etmeyeceğim, Seni asla yüzüstü bırakmayacağım.” İbr.13: 5b
    Cesaretle ve doğru yürekle yapmış olduğumuz bu davet sonucu, Gerçek ve Yaşayan Tanrı ile birlikteliğe başlayacağız. O asla bizleri ne terkedecek nede yalnız bırakacaktır. Mesih bizlerin kaderidir. O bizimledir, yaşamlarımızdadır.

    Peki senin kaderin nedir bilmektemisin acaba?
    Bir kez ölmek, sonra da yargılanmak nasıl insanların kaderiyse, İbr.9: 27a
    Ey insan… öleceksin ve yargılanacaksın. Budur senin kaderin.

    Dünyadaki yaşantının hiçbir evresi senin kaderin değildir.
    Tanrı’sız bir yaşamın sonucu, Tanrı’dan uzak yaşamaktasın. Tüm kararlarını sen kendin vermektesin. Kendin etmekte ve kendin bulmaktasın. Kendi yolunu kendin çizmektesin.
    İşine gelene inanmakta, işine gelmeyene inanmamaktasın.
    Sonrada çıkıp bunlar benim kaderim demektesin.
    Ey sen Ademoğlu; senin kaderin ölmek ve yargılanmaktır.

    Tanrı; insanların ne kadar ikiyüzlü ve sözdinlemez olduğunu bilmektedir.
    Günahın içerisinde olupta, günah işlemeden bir yaşam sürmenin insan için mümkün olmadığını bilmektedir.
    Gönderdiği yasa ile insan doğasının ne kadar günaha meyilli olduğunu ve her insanın günah işlediğini bir tokat gibi yüzümüze vurmuştur.
    Yasanın bizden istediklerini başaramadık çünkü.
    Yaradan; yarattığının kimliğini, kişiliğini ve yüreğini bilmez mi?

    Bizlerde bir zamanlar dünyada Tanrı’ya ihtiyaç duymayan insanlardık, sizler gibi.
    Sizler bir zamanlar içinde yaşadığınız suçlardan ve günahlardan ötürü ölüydünüz. Bu dünyanın gidişine ve havadaki hükümranlığın egemenine, yani söz dinlemeyen insanlarda şimdi etkin olan ruha uymaktaydınız.
    Bir zamanlar hepimiz böyle insanların arasında, benliğin ve aklın isteklerini yerine getirerek benliğimizin tutkularına göre yaşıyorduk. Doğal olarak ötekiler gibi biz de gazap çocuklarıydık.
    Ef.2: 1-3

    Tanrı kendi gücünü ve egemenliğini dünyaya göstermek, adını yüceltmek için insanlar arasında en zayıflarını, en güçsüzlerini, en hastalarını, en korkaklarını, en merhametsizlerini ve en günahkarları seçti.

    Davut, Saul’den kaçarken bakın yanına kimleri aldı.
    Sıkıntısı, borcu, hoşnutsuzluğu olan herkes Davut’un çevresinde toplandı. Davut sayısı dört yüze varan bu adamlara önderlik yaptı. 1.Sa.22: 2
    Davut krallığını asker dahi olamayacak nitelikler taşıyan bu insanlardan kurmuştu.
    Tanrı’ylaydı ve O’nun gücüne sonsuz güveniyordu.

    Kendini zayıfmı hissediyorsun? Sıkıntı içerisindemisin? Yalnızmısın? Dışlanmışmısın? Hastamısın? Sevgisizmisin? Dünya sana sırtmı çevirdi?
    Bil ki tüm bunlar senin kaderin değildir.
    “Çünkü ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim.” Mat.9: 13b
    Mesih’te aynı ve benzer nitelikte insanlar aramaktadır. Seni çağırmakta ve sana seslenmektedir.

    İstediğim iyi şeyi yapmıyorum, istemediğim kötü şeyi yapıyorum.
    İstemediğimi yapıyorsam, bunu yapan artık ben değil, içimde yaşayan günahtır.
    Bundan şu kuralı çıkarıyorum: Ben iyi olanı yapmak isterken, karşımda hep kötülük vardır.
    İç varlığımda Tanrı’nın Yasası’ndan zevk alıyorum.
    Ama bedenimin üyelerinde bambaşka bir yasa görüyorum. Bu da aklımın onayladığı yasaya karşı savaşıyor ve beni bedenimin üyelerindeki günah yasasına tutsak ediyor.
    Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?
    Rom.7: 19-24
    Sende kendi iç dünyanda bir savaşım içerisindemisin?
    Yaşamını sorguluyor ve gözlemleyebiliyormusun?
    Yoksa kendine mi güvenmektesin? Kendini güçlü mü görmektesin? Yoksa kendini asil ve soylumu buluyorsun? Önemli bir mevki sahibi olupta kendinlemi övünmekte ve yüceltmektemisin? Ne üzücüüü..
    “Bunlar sonsuz azaba, doğrular ise sonsuz yaşama gidecekler.” Mat.25: 46
    Bilki kaderin ölüm ve yargıdır. O an ise yarın kadar yakındır.

    Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğunuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz.
    Ne var ki, Tanrı bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti.
    Dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için dünyanın önemsiz, soysuz, değersiz gördüklerini seçti.
    Öyle ki, Tanrı’nın önünde hiç kimse övünemesin.
    1.Ko.1: 26-29
    Evet; sen ne düşünmektesin? Çağrılmış olanlardanmısın?
    Mesih seninde kaderin mi?
    Mesih’te ve Mesih’e olan imanımızla Tanrı’ya cesaret ve güvenle yaklaşabiliriz. Ef.3: 12
    Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanlarıyla aklar. Bunu, iman eden herkes için yapar. Hiç ayrım yoktur. Rom.3: 22
    Evet, Mesih herkes için öldü. Öyle ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, kendileri uğruna ölüp dirilen Mesih için yaşasınlar. 2.Ko.5: 15
    “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Yu.3: 16
    Oğul’a iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Ama Oğul’un sözünü dinlemeyen yaşamı görmeyecektir. Tanrı’nın gazabı böylesinin üzerinde kalır. Yu.3: 36

    Sevgiyleeee

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.