• Bu konu 1 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26758
    Armagan
    Anahtar yönetici
    7. Bölüm

    Kâhin Melkisedek

    1- Bu Melkisedek, Salem kralı ve yüce Tanrı’nın kâhiniydi. Kralları bozguna uğratmaktan dönen İbrahim’i karşılamış ve onu kutsamıştı.

    2- İbrahim de ona her şeyin ondalığını verdi. Melkisedek, adının anlamına göre, önce `doğruluk kralı’dır. Sonra da `Salem kralı’, yani `esenlik kralı’dır.

    3- Babasız ve annesizdir, soyunu gösteren bir kayıt yoktur. Ne günlerinin başlangıcı, ne yaşamının sonu vardır. Tanrı’nın Oğlu gibi sonsuza dek kâhin kalacaktır. (İsa’yı kastediyor!)

    4- Bakın, büyük ata İbrahim’in ganimetten ondalık verdiği bu adam ne kadar büyüktür!

    5- Kutsal Yasa’ya göre, Levi oğullarından olup kâhinlik görevini alanlara, halktan, yani İbrahim’in soyundan oldukları halde, kardeşlerinden ondalık almaları buyrulmuştur.

    6- Melkisedek ise Levili kâhinlerin soyundan olmadığı halde, vaatleri alan İbrahim’den ondalık kabul etmiş ve onu kutsamıştır.

    7- Hiç kuşkusuz, kutsayan kişi kutsanandan üstündür.

    8- Burada ölümlü kişiler ondalık alıyorlar; ama orada, yaşamakta olduğuna tanıklık edilen biri alıyor. 9Denilebilir ki, ondalık alan Levi bile İbrahim aracılığıyla ondalık vermiştir.

    10- Çünkü Melkisedek İbrahim’i karşıladığı zaman, Levi hâlâ atasının bedenindeydi.

    Yeni kâhinlik düzeni

    11- Eğer Levililerin kâhinliği aracılığıyla yetkinliğe erişilebilseydi – nitekim halk bu kâhinlik altında Kutsal Yasa’ya kavuştu – Harun düzenine göre değil de, Melkisedek düzenine göre başka bir kâhinin gelmesine ne gerek kalırdı?

    12- Çünkü kâhinlik değişince, Yasa da zorunlu olarak değişir.

    13- Kendisinden böyle söz edilen kişi başka bir oymaktan geliyor. Bu oymaktan hiç kimse sunakta hizmet etmemiştir.

    14- Rabbimizin Yahuda oymağından geldiği açıktır. Musa bu oymaktan söz ederken kâhinlerle ilgili bir şey söylemedi.

    15- Melkisedek benzeri başka bir kâhin ortaya çıktığından, bu söylediğimiz artık daha da açıktır.

    16- O, Yasa’nın soyla ilgili ön koşuluna göre değil, yok edilemez bir yaşamın gücüne göre kâhin olmuştur.

    17- Çünkü, «Sen Melkisedek düzenine göre
    sonsuza dek kâhinsin» diye tanıklık ediliyor.

    18- Önceki buyruk, zayıflığı ve yararsızlığı nedeniyle geçersiz kılındı.

    19- Çünkü Yasa hiçbir şeyi yetkinleştiremedi. Bunun yerine, aracılığıyla Tanrı’ya yaklaştığımız daha sağlam bir ümit verildi.

    20- Ve bu, yeminsiz olmadı. Diğerleri yeminsiz kâhin olmuşlardı.

    21- Ama O kendisine, «Rab ant içti ve andından caymaz,
    Sen sonsuza dek kâhinsin» diyen Tanrı’nın yeminiyle kâhin oldu.

    22- Böylece İsa daha iyi bir antlaşmanın kefili olmuştur.

    23- Önceki düzende çok sayıda kâhin görev aldı. Çünkü ölüm, görevlerini sürdürmelerini engelliyordu.

    24- Ama İsa sonsuza dek yaşadığı için kâhinliği süreklidir.

    25- Bu nedenle O’nun aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşanları tamamen[ kurtaracak güçtedir. Çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır.

    Yeni bir antlaşmanın başkâhini

    26- Böyle bir başkâhinimiz, kutsal, suçsuz, lekesiz, günahkârlardan ayrılmış ve göklerden daha yücelere çıkarılmış bir başkâhinimiz olması uygundur.

    27- O, diğer başkâhinler gibi her gün önce kendi günahları için, sonra da halkın günahları için kurbanlar sunmak zorunda değildir. Çünkü kendi kendini sunmakla bunu ilk ve son kez yaptı.

    28- Kutsal Yasa, zayıflığı olan insanları başkâhin atamaktadır. Ama Yasa’dan sonra gelen yemin sözü, sonsuza dek yetkin kılınmış olan Oğul’u başkâhin atamıştır.


    [FONT=Verdana, Arial]İBRANİLER 9. Bölüm
    Dünyasal tapınak

    İlk antlaşmanın tapınma kuralları ve dünyasal tapınağı vardı. 2Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, sofra ve adak ekmekleri bulunurdu. 3İkinci perdenin arkasında En Kutsal Yer denen bir iç bölme vardı. 4Altın buhur sunağı ve tümüyle altın kaplamalı antlaşma sandığı buradaydı. Sandığın içinde altından yapılmış man testisi, Harun’un filizlenmiş asası ve antlaşmanın taş levhaları vardı. 5Sandığın üstünde, günahların bağışlandığı yeri[g] gölgeleyen yücelik keruvları[ğ] dururdu. Ama şimdi bunların ayrıntılarına giremeyiz.

    6Her şey böyle düzenlendikten sonra kâhinler her zaman çadırın ilk bölmesine girer, tapınma görevlerini yerine getirirler. 7Ama iç bölmeye yılda bir kez yalnız başkâhin girebilir. Üstelik kendisi için ve halkın bilgisizlikten işlediği suçlar için sunacağı kurban kanı olmaksızın giremez. 8Bununla Kutsal Ruh şunu belirtiyor ki, çadırın ilk bölmesi durdukça, kutsal yere giden yol henüz açıkça gösterilmemiştir. 9Bu, şimdiki çağ için bir örnektir; sunulan adaklar ve kurbanların, tapınan kişinin vicdanını yetkinleştiremediğini gösteriyor. 10Bunlar yalnız yiyecek, içecek ve çeşitli dinsel yıkanmalarla ilgilidir, yeni düzenin başlangıcına kadar geçerli olan bedensel kurallardır.

    Mesih’in kanı (Mutlaka OKUYUN)

    11Ama Mesih, gelecek olan iyi şeylerin başkâhini olarak ortaya çıktı. Elle yapılmamış, yani bu yaratılıştan olmayan daha büyük ve daha mükemmel çadırdan geçti. 12Erkeçlerin ve danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi. 13Murdar olanların bedensel temizliği için üzerlerine serpilen düvenin külleri ve erkeçlerle boğaların kanı onları kutsal kılıyor. 14Öyleyse sonsuz Ruh aracılığıyla kendini lekesiz olarak Tanrı’ya sunmuş olan Mesih’in kanının, diri Tanrı’ya kulluk edebilmeniz için vicdanınızı ölü işlerden temizleyeceği ne kadar daha kesindir!
    15Bu nedenle, çağrılmış olanların vaat edilen sonsuz mirası almaları için Mesih, yeni bir antlaşmanın aracısı olmuştur. Kendisi, onları birinci antlaşma[h] zamanında işledikleri suçlardan kurtarmak için fidye olarak öldü. 16Çünkü ortada bir vasiyet varsa, vasiyet edenin ölümünün kanıtlanması gerekir. 17Ölüm üzerine vasiyet geçerli olur. Vasiyet eden yaşadıkça, vasiyetin hiçbir etkinliği yoktur. 18Bu nedenle birinci antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi. 19Musa, Kutsal Yasa’nın her bir buyruğunu bütün halka bildirdikten sonra su, al yapağı ve zufa otu ile danaların ve erkeçlerin kanını alıp hem kitabın hem de bütün halkın üzerine serpti. 20«Tanrı’nın uymanızı buyurduğu antlaşmanın kanı budur» dedi. 21Aynı şekilde çadırın üzerine ve tapınmada kullanılan bütün araç ve gereçlerin üzerine kan serpti. 22Nitekim Kutsal Yasa’ya göre, hemen her şey kanla temiz kılınır ve kan dökülmeksizin bağışlama olmaz.

    23Böylelikle aslı göklerde olan örneklerin bu kurbanlarla, amagökteki asıllarının bunlardan daha iyi kurbanlarla temiz kılınması gerekti. 24Çünkü Mesih, asıl kutsal yerin örneği olup elle yapılmış kutsal yere değil, ama şimdi bizim için Tanrı’nın önünde görünmek üzere asıl göğe girdi. 25 Başkâhinin yıldan yıla kendisinin olmayan kanla En Kutsal Yer’e girişinin tersine, Mesih kendisini tekrar tekrar sunmak için göğe girmedi. 26Öyle olsaydı, dünyanın kuruluşundan beri Mesih’in tekrar tekrar acı çekmesi gerekirdi. Oysa Mesih, kendisini bir kere kurban edip günahı ortadan kaldırmak için çağların sonunda ortaya çıkmıştır. 27-28 Bir kez ölmek ve ondan sonra yargılanmak nasıl insanların kaderiyse, böylece Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi. İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir.
    [/FONT][FONT=Verdana, Arial]
    [/FONT]

    #34429
    Armagan
    Anahtar yönetici

    [FONT=Verdana, Arial]Melkisedek: Eski Ahit’te adından hem kral hem de rahip olarak söz edilen mitolojik kişi.

    Hz. İbrahim’in, Kedorlaomer komutasındaki birleşik Mezopotamya ordularını yenerek, kaçırılan yeğeni Lut’u kurtarmasının anlatıldığı öyküde (Tekvin 14:18-20) Melkisedek gerçek bir kişi olarak geçer. Öyküye göre savaştan dönüşünde İbrahim’e rastlayan Melkisedek, ona ekmek ve şarap verir ve onu “en büyük Tanrı” (El Elyon) adına kutsar. İbrahim ise bunun karşılığında ona savaş ganimetinin onda birini verir. Bu davranış bazı Hristiyan bilginleri tarafından Komünyon’un ilk örneği olarak kabul edilmiş ve Melkisedek’in adı Katolik ayin sistemine geçmiştir.

    Melkisedek Kenan dilinde “Kralım (Tanrı) Sedek’tir” anlamına gelir. Krallığın merkezi olduğu söylenen salem ise büyük olasılıkla Kudüs’tür. Mezmurlar’da (76:2) Salem’e yapılan atıflardan Kudüs ile aynı yer olduğu anlamı çıkar. Ayrıca Tekvin’de (14:17) “Kralın Vadisi”ne yapılan atıf da bunu doğrular. Melkisedek’in hizmetinde olduğu tanrı El Elyon’dur. Bu da Kenan dilinden gelen ve büyük Tanrı’yı ifade eden bir sözcüktür.

    İbrahim’in bir Kenan rahip-kralının otoritesini tanıması çok şaşırtıcıdır ve Kitabı Mukaddes metinlerinin hiç birinde benzeri yoktur. Bu öykünün Kral Davud’un Kudüs’ü ele geçirerek dinsel merkez haline getirmesi sırasında bir tür özür metni olarak son biçimini aldığı söylenebilir. İbrahim’in Kudüs’lü bir rahip-krala vergi ödemesi, onun soyundan gelenlerin başkentteki rahiplere vergi ödemelerinin ilk örneği olabilir. Öykü İbrahim’in soyundan gelen Levi rahipleri ile daha sonra İbrani tanrısı Yahve’ye inanan Kudüs’lü Zadok rahipleri arasındaki çatışmayla da ilgili olabilir. Zadok rahipleri zorla Babil’e götürülene değin Kudüs’te rahiplik kurumunu ellerinde tutuyorlardı. Bundan sonra da Levi rahipleri egemen oldular. Melkisedek öyküsünün Zadok rahiplerinin yeniden güç kazanmalarını yansıtması da olasıdır.

    Metnin yorumuna ilişkin bazı sorunlar vardır. İbrahim’in onda birlik vergiyi Melkisedek’e vermesi ve kendisinin herhangi bir şey almayı reddetmesi pek olağan bir durum olarak görünmemektedir. Bazı araştırmacılar da Kral Davud döneminden bir yazarın Kenan’lı bir kahraman adına bir öykü oluşturmasının olağan karşılanamayacağını öne sürmüştür.

    110. Mezmur’da Davud’un soyundan gelecek bir Mesihten söz edilirken, Melkisedek bu Mesihin ilk örneği olarak gösterilir. Buna dayanarak Yeni Ahit’teki İbranilere Mektubu’nda Melkisedek “doğruluk kralı”, Salem ise “barış” olarak çevrilmiş ve Melkisedek Hz. İsa’nın öncüsü olarak gösterilmiştir (İbranilere Mektup; 7:2). Böylece Levioğullarının atası İbrahim’in Melkisedek’e vergi ödeyerek hiyerarşide ondan sonra yer alması ile Hz.İsa’nın Melkisedek benzeri rahipliğinin Levioğullarına üstünlüğü arasında bir benzerlik kurulmuş olmaktadır. Ayrıca, Eski Ahit’te Melkisedek’in doğum ya da ölüm gününden söz edilmemiş, rahiplik süresi de sonsuz olarak belirtilmiştir.

    Kaynak: Ana Britannica
    [/FONT]

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.