• Bu konu 1 izleyen ve 5 yanıt içeriyor.
6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25036
    Anonim
    Pasif

    İncil’in yazıldığı ilk yy.larda olduğu gibi günümüzde de batılı olmayan birçok kilise, doğaüstü iyileşme olasılığına açıktır. Sahip oldukları dünya görüşü mucizelere yer vermektedir. Oysa Avrupa’da, Avusturalya’da, Kanada’da ve Amerika’da yaşayanlarımızın çoğunun paylaştığı maddeci dünya görüşü mucize olasılığını inkar etmektedir. Bu yüzden doğaüstü iyileşme, kültürümüz tarafından algılanmamakta ve kabul görmemektedir. Ama işin ilginç yanı, özellikle Almanya, Fransa ve Avustırya’daki birçok kişinin , iyileşmek amacıyla ruhçulara ve büyücülere başvurduklarıdır. İnanlılar arasında ise iyileştirme etkinliği nadiren görülmektedir. Bir teolog bunu şöyle açıklıyor:

    Günümüzde çağdaş insan, kendisine evrendeki yerine ilişkin yeni bir anlayışa kavuşmuştur. Bu anlayış, önceki tüm dünya görüşlerini çağdışı kılmıştır. Bu yüzden dünyaya ve içindeki yerimize ilişkin tümüyle maddeci bir görüşe sahip olduk.

    Maddecilik, dinsel inanca ait olan herhangi bir unsurun varlığını ve anlamını inkar eder. Tanrı çağdaş gerçekliğin dışına itilmiştir, dünya ise kapalı bir sistem olarak algılanmaktadır. Herşey doğadaki neden-sonuç yasalarıyla yönetilmektedir. Bu yasalar doğal dünyayı bilimsel olarak inceleme yoluyla keşfedilebilir. David Hume şöyle diyor:

    Mucize doğa yasalarının çiğnenmesidir. Bu yasalar son derece sağlam ve değişmez bir Dolayısıyla mucizelerin düşünülmesi bile mümkün değildir.

    Çağdaş maddeciler Hume gibi şöyle sormaktadır: ” Bilim evrenin kapalı ve mekanik olduğunu kanıtlayarak Tanrı’yı dışlamadı mı ? Bütün insan deneyimleri doğal süreçler çerçevesinde açıklanmıyor mu ? Bu yüzden doğaüstü olgulara yer yoktur. ” ( Ken BLUE )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    ” En yücelerde Tanrı’ya yücelik olsun, yeryüzünde O’nun hoşnut kaldığı insanlara esenlik olsun ! ” (Luka 2:14 ) rabbe hamdolsun

    #29697
    Anonim
    Pasif

    Biz çağdaş insanlar genellikle Tanrı’dan söz etmeden yaşamaya eğilimliyiz. Çünkü çoğunlukla maddeci dünya görüşünün etkisi altındayız. Tezim – En Yüce Olan’ın hizmetkarları dua ettiğinde ” gökten güç ” gelir – maddeci dünya görüşü tarafından daha en başta reddedilmektedir. Bizi kuşatan ve koşullandıran bu dünya görüşüne karşı durmak için bilinçli bir gayret göstermedikçe hastalar için güvenle dua etmemiz ve onların iyileştiğini görmemiz küçük bir olasılık olarak kalacaktır.

    Her kültürün ayrı bir dünya görüşü vardır. Her birimiz kendi dünya görüşümüzün gerçek olduğuna inanırız. Bizim görüşümüzün yanında başka görüşler de olduğunu nadiren hatırlarız.Çoğumuz ana dilimizi belirlemediğimiz gib dünya görüşümüzün de ne olacağını belirleyemeyiz. herhangi bir dünya görüşünün baskın çıktığı bir ortamda dünyaya geliriz ve o görüş tarafından koşullandırılırız. Dünya görüşü, gerçeklik hakkında içselleştirilmiş inançlardan oluşur ve ömür boyunca sorgulanmadan devam eder.

    Bu yüzden maddeci dünya görüşü yalnızca iyi tohumu boğmakla kalmayıp, tohumun ekildiği toprağıda kirletir. gerçeklik görüşümüzü baltalayan, tek bir kusurlu düşünce değildir. Bizi etkisi altında tutan tam bir düşünce sistemidir. Çağdaş dünya görüşüne ilişkin bilgi edinmek, bu görüşe karşı koymanın ilk adımıdır. ( BLUE )

    Rabbimizin sevgisi sizinle olsun.

    ” Ne mutlu size, şimdi açlık çekenler ! Çünkü doyurulacaksınız. Ne mutlusize, şimdi ağlayanlar ! Çünkü güleceksiniz. ” ( Luka 6:21 )isasiyahbeyaz :elsalla:

    #29905
    Anonim
    Pasif

    Maddeci dünya görüşü dünya tarihinde oldukça yeni bir gelişmedir. 1600’lü yıllardan önce bütün dünya görüşleri tanrıcıydı. Bilinen her kültürdeki düşünce sınıfları, Tanrı’nın ya da tanrıların gerçek olduklarına ve yeryüzünde işlev gördüklerine inanırlardı. Daha sonra, 17. yy.da Rene Dekart’ın çalışmaları Avrupa’daki durumu değiştirmeye başladı.

    Dekart matematiğe dayanan bir dünya görüşü geliştirdi. Bütün gerçekliğin mekanik bir neden-sonuç ilişkisinden kaynaklandığını ve matematiksel olarak anlaşılabileceğine inanıyordu. Dekart,Tanrı’ya inansa da – hatta Tanrı’nın varolmamasının mümkün olamayacağını söylemişti – felsefede Tanrı’yı gerçek dünyadan dışlayan bir akım başlattı. Dekart için Tanrı, bir başlangıç noktasıydı, kendisinin bütün düşünce sistemini destekleyen bir temel gibiydi. Ama Tanrı’nın bu sistemde herhangi bir rolü yoktu. Sonraki felsefeciler de, Tanrı’ya ilk başta yer vermek için hiçbir gerek görmediler. ( BLUE )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    ” Başkasını yargılamayın, siz de yargılanmazsınız. Suçlu çıkarmayın, siz de suçlu çıkarılmazsınız. Başkasını bağışlayın, siz de bağışlanırsınız. ” ( Luka 6:37 ) isasiyahbeyaz

    #29909
    Anonim
    Pasif

    Teolojik gerçeklik görüşü, bilimsel ve mekanik bir görüşle yer değiştirdi. İnsanlar dünayayı ve dünya tarihini Tanrı’yla ilişkisi çerçevesinde düşünmek yerine otomatik bir makina gibi görmeye başladılar. Bilim evreni yöneten yasaları keşfetmeye koyuldu. Bu yasalar keşfedildikçe makinanın hareketlerinin önceden bilinebileceğine ve sonuçta kontrol edilebileceğine inanılıyordu. Çağdaş teknoloji bu programın ne denli başarılı olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak birçok çağdaş insan Tanrı’yı gereksiz görmektedir. Dünya görüşümüzdeki değişim, aslında birinci sınıf bir devrimdir. Roma Katolik geleneğine bağlı bir teolog bunu şöyle ifade ediyor:

    Yüzyıl kadar önce Avrupa ve Amerika’daki batı kültürü, 4. yy. dan beri ilk ve tek köklü dinsel evrimini geçirdi. 1800’lü yıllarda Avrupalılarda ve Amerikalılarda açıkca görülen bu değişim yepyeni bir olguydu. Tanrı’ya inanmamak artık makbul bir seçenek haline gelmişti.

    Bu artık hiçbirimizin Tanrı’ya inanmadığı anlamına gelmiyor, ama tanrı yaşam biçimimiz için artık gereksiz kabul edilmiştir. Batılı imanlılar kafalarında Tanrı’ya inansalar bile günlük etkinliklerinde maddeciler gibi hareket etmektedir. Günümüzdeki dünya görüşünde asıl yetki , toplumsal gerçekler için asıl ölçü taşı, bilim haline gelmiştir. Bizi kurtaran, ihtiyaçlarımızı gideren ve yaşantımızı biçimlendiren bilim olmuştur

    Toplumsal yaşamın, yönetimin ve eğitimin her yönü, insanların kişisel yaşam felsefeleri de dahil olmak üzere bilimsel olup olmadıklarına bakarak değerlendirilmektedir. Bir şeyin gerçek olduğuna inanmadan önce bilimselliğin kanıtlanması gerekmektedir. gerçek sadece bilimsel olarak onandığında kabul edilebilir bir duruma gelmiştir. Sevgi, adalet ve inanç gibi bilimsel olarak kanıtlanamayan manevi değerler ya ilgisiz olarak görülmüş ya da tercih meselesi olarak bir kenara itilmiştir. ( BLUE )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    Onların ne düşündüğünü bilen İsa şöyle dedi: ” Kendi içinde bölünen ülke yıkılır, kendi içinde bölünen ev çöker. ” ( Luka 11:17 ) hac5 isamesihyasiyor

    #30098
    Anonim
    Pasif

    Bilimin kontrol ettiği dünya görüşü, çağdaş sağlığı da ileri derecede etkilemiştir. Günümüzde iyileşmek için Tanrı’ya değil, tıp bilimine başvurulmaktadır. Bir ingiliz kalp uzmanı, hastalık ve iyileşmeye ilişkin batılı görüş hakkında şöyle diyor:

    17. yy.da oluşan biyoloji ve tıp yaklaşımı fiziksel bir model üzerine kurulan bir tür mühendislikti. Doğa, mekanik bir yaklaşımla kavranılıyordu. Biyoloji organizmayı, parçalara ayrılabilen ve yeniden birleştirilebilen bir makina olarak görüyordu. Organizmanın gerçek yapısı ve işlevi yalnızca bu şekilde anlaşılabilirdi.

    İnsan organizmasının hareket halindeki bir madde olduğu düşüncesi, ruhsal dünyanın gerçekliğine ilişikin kuşkuculukla birleşerek Batı dünyasında hastalar için duayı geçersiz kılmıştır.Dua ettiğimiz zaman bile bunu çok kısıtlı bir güvenceyle yaparız. Duamızın sonucunda bir kişinin iyileştiğini görsek de bunu duaya bağlamakta zorlanırız. ( BLUE )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    Çünkü görünen her şey ışıktır. Bunun için şöyle deniliyor: ” Uyan, ey uyuyan ! Ölümden diril ! Mesih sana ışık saçacak. ” ( Ef. 5:14 ) jesus… isamesihyasiyor

    #30544
    Anonim
    Pasif

    C.S. Lewis, ” birçok çağdaş insan için görmek inanmamaktır ” demişti:

    Mucizeler hakkında açıklığa kavuşması gereken ilk nokta budur. Ne ladar deneyim yaşarsak yaşayalım, doğaüstü olguları dışlayan bir felsefemiz varsa, bunlara ” mucize ” demeyeceğiz.

    Tanrı’nın gücünün insanların bedenlerini ve zihinlerini etkilediği gerçeğini bilimsel olarak algılamanın olanaksızlığı ” tıbbi doğrulamayı ” sorunlu kılmaktadır. Tanrı’nıniyileştirdiği doğrudur, ama maddeci dünya görüşü tarafından kontrol edilen bir düşünce sistemi bunu böyle algılamamaktadır.

    Ne mutlu ki, Kutsal Yazılara saygı duyan doktorların ve psikiyatristlerin sayısı arttıkça bu durum değişmektedir.. Hastalar için dua eden birçok imanlı topluluklarda, artık hastalara ve cinlilere hizmet eden doktorlar ve diğer eğitimli meslek sahipleri vardır.

    Asıl gerginlik, kilise ile bilim arasında değil; maddeci dünya görüşü ile yaşayan Tanrı’nın etkinliğine yer veren görüş arasındadır. Ne yazık ki kilise, Tanrı’nın yeryüzündeki etkinliği söz konusu olduğunda sık sık maddeci görüşün kuşkuculuğuna kapılmaktadır. Kutsal Kitap uzmanları, genellikle Kutsal Kitap’a ait mucizelerden utanmaktadır. Müjde kitapçıklarının üçte biri mucizelerle dolu olmasına rağmen uzmanlar hemen hemen hiç tartışmazlar. Örneğin, derin ve geniş bir İncil teolojisi araştırması yapmış olan Donald Guthrie, eserinde mucizelerden hiç söz etmez.

    Batıdaki kilise, genel olarak maddeci anlayışa dayanan kurumlar gibi işlev görür. Yani insan girişimiyle hareket eder. Hedef koydukları zaman, tümüyle “gerçekci ” bir yaklaşıma dayanarak Tanrı’yı dışlarlar. Gökten gelen gücün programlarına müdahale etmesi ya da etkinliklerini değiştirmesi gibi bir beklentiye sahip değildirler. Kilise yaşamını çoğunlukla maddeci zayıflıkla ve beklentilerle biçimlendiririz. Düşünsel düzeyde maddeci anlayışa karşı koymaya çalışsak da, uygulamada bu anlayışa yenik düşeriz. Dünyayı, her şeyi yaratan ve her şeye gücü yeten Tanrı tarafından gönderildiğimizi söyleriz, ama O’nun gücünün gerektiği durumlarda sık sık çaresiz kalırız. Bu durumun sorumlusu yalnızca söz dinlemezliğimiz değil, dünya görüşümüzdür. ( K. BLUE )

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.
    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
    Dünyayı kazansan neye yarar ? hac5 isamesihyasiyor

6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.