• Dieses Thema hat 5 Teilnehmer und 4 Antworten.
Ansicht von 5 Beiträgen - 1 bis 5 (von insgesamt 5)
  • Autor
    Beiträge
  • #26653
    Anonym
    Inaktiv

    Lütfen yardım edin bir sitede bunları gördüm.Yanlış anlamayın gerçekten kafam karıştı o yüzden sormaktayım.
    KAÇ ASKER VARDI?
    800,000 ile 500,000
    2 Sam.24:9
    Yoav sayımın sonucunu krala bildirdi: İsrail’de kılıç kuşanabilen sekiz yüz bin, Yahuda’daysa beş yüz bin kişi vardı.

    1,100,000 ile 470,000
    1 Chr.21:5
    sayımın sonucunu Davut’a bildirdi: İsrail’de kılıç kuşanabilen bir milyon yüz bin, Yahuda’daysa dört yüz yetmiş bin kişi vardı.

    BİR İNCİR NEDİRKİ?
    görülür. Mesellerde üzüm, dut, zeytin, buğday vb. bitkilerden bahsedildiği görülmektedir. Bahsedilen bitkilerden biri de İncir ağacıdır. İncillerde yer yer İncir ağacının filizlerinden bahsedildiği, onun ibret olarak sunulduğu pasajlarla karşılaşılabilir. Ancak bu pasajlarda tabiatı ve çevreyi koruma, ağaç dikme ve çevreyi yeşillendirmeyi özendirecek hiçbir ifade yoktur. Aksine incillerde ağaç dikme yerine, ağaç lanetleme ve kurutma motifine rastlıyoruz. Markos ve Matta incillerine göre, yolda yürümekte olan Hz. İsa acıkır(Tanrı nasıl acıkıyor?).

    Tam bu sırada yolda gözüne yaprakları yeşil bir incir ağacı ilişir. Gördüğü İncir ağacının meyvesinden yemek için ağacın yanına gider, fakat ağaçta hiç meyve olmadığını görünce öfkelenerek ağaca „Artık senden hiç kimse bir daha meyve yemesin“ diye beddua eder. Yanındaki öğrencileri onun söylediği bu sözü duyarlar. Ertesi gün Kudüs’ten geri dönerlerken Hz.İsa’nın lanetlemiş olduğu incir ağacının kurumuş olduğunu görürler ve Havari Petrus „Bak lanetlediğin incir ağacı kurumuş“ diye ona söyleyince, Hz.İsa ona „Tanrı’ya iman edin…Kim şu dağa „Kalk, denize atıl“ der ve yüreğinde şüphe hissetmeden dediğinin olacağına inanırsa dileği yerine gelecektir“ diye cevap verir.

    Biraz önce belirttiğimiz üzere, İncillerde güzel tabiat tasvirleri yer almadığı gibi, çevreyi yeşillendirme ve ağaçlandırma gibi motifler de yer almamaktadır. Aksine bazı yerlerde meyve vermeyen ağaçların kesilmesi zımnen tavsiye edilmektedir(166). Fakat yukarda nakledilen metne göre, Tanrı İsa uzaktan bir incir ağacı görmüş ve onda meyve olduğunu sanmış ve meyvesinden yemek için ağacın yanına gitmiştir. Ancak incir mevsimi olmadığı için ağaçta meyve bulamayınca ağacı lanetleyerek onu kurutmuştur. Bu ne biçim bir Tanrı ki, uzaktaki ağaçta meyve olup olmadığını bilememekte ve meyve var zannı ile ağacın yanına kadar boşuna yürümektedir. İncilin bu pasajına göre Tanrı İsa yanılmış oluyor. Tanrı hiç yanılır mı? Yanıldığını farzetsek bile Markos’un naklettiğine göre mevsim incir mevsimi değildi, dolayısı ile ağaçta incir meyvesinin bulunmaması gayet tabiidir. O mevsimde bu ağacın meyvesiz olması kendisi için kusur ve suç da değildir. Peki öyleyse niçin Hz. İsa suçsuz ağacı lanetleyip onu kurutmuştur? Ağacın bu şekilde lanetlenerek kurutulması çevreyi koruma ve tabiatı güzelleştirme esprisi ile bağdaşır mı? Meyvesiz ağaçlar da meyve veren ağaçlar kadar tabiatta önemli oldukları halde neden Hz. İsa kendi karnını doyurmak için meyve aradığı ağaçta meyve bulamayınca sadece kendi şahsî çıkarını ön plana alarak ağacı kurutmuş olsun? Muharref İncillerdeki bu ifadeye göre Hz.İsa bencil, kendi şahsi menfaatlerini ön planda tutan, toplum menfaatlerine aldırmayan bir kimse olarak takdim edilmektedir.

    barış dini hristiyanlık
    Yuhanna İnciline göre Hz. İsa, sahipleri tarafından satılmak üzere mabede getirilen hayvanları kamçı ile kırpaçlayarak mabedden çıkarmış ve onlara eziyet etmiştir. Yuhanna’nın metni aynen şöyledir :“Yahudilerin fıshı yakındı. İsa da Yaruşalim( Kudüs)’e çıktı. Mabedde sığır, koyun ve güvercin satanlar ile sarrafları oturmakta buldu. İplerden bir kamçı yapıp hepsini, koyunları da, sığırları da mabedden kovdu, sarrafların paralarını döktü ve masalarını devirdi.“ Görüldüğü gibi mabeddeki insanlara saldıran, onların masalarını deviren, paralarını etrafa saçan Hz. İsa’nın bu saldırganlığından, hayvanlar da nasiplerini almışlardır. Hz. İsa iplerden bir kamçı yapmak sureti ile basit bir kovalama yolu ile onları mabedden çıkarmak yerine zavallı hayvanları kamçı ile dövmüştür. Bir el hareketi ile hastaları iyi eden, ölüleri dirilten ve herşeye gücü yeten İsa, acaba sopa ve kamçı kullanmadan hayvanları oradan çıkaramaz mıydı? Niçin hayvanları kırpaçlayıp onların canını yaktı? Muharref İncillerin takdim ettiği Hz.İsa, hayvan sevgisinden dahi mahrum sıradan bir insan olarak görünmektedir. Yardımınız için şimdeden teşekkürler…

    #34028
    Anonym
    Inaktiv

    Sevgili Patrick,
    Sanırım bu alıntıyı islami bir siteden aldınız. O sitelerde böyle yorumlar çıkarmaları da normal, buna benzer yorumları ateist sitelerde de görüyoruz. Hepsi saçmadır. Rab İsa, dünyaya bir insan olarak geldi. Burda aynen sizin gibi insan yapısına sahip oldu. Yani acıkan, yorulan, acı çekebilen (bedenen) bir bedene sahipti. Yani hem Rab, hem de tamamen insandı. Öyle olmak zorundaydı. Tanrı’nın planı buydu. Eğer Mesih şu yunan mitolojisinde ki tanrılar gibi olsaydı, dünyada insan görünümünde olmasına rağmen, aslında insandan çok üstün fiziki güce sahip olabilirdi. Bu verdiğiniz yazıyı yazan da Mesih’in böyle biri olması gerektiğini düşünen biri. Ama tabii ki çok yanılıyor. Kutsal Kitap bilgisinden ve peygamberliklerden bihaber. Tevrat’ta Yeşaya peygamber Mesih’in bizim gibi insan bedeninde olacağını, işkencelere maruz kalacağını, çok acı çekeceğini, ama tüm bunların Tanrı’nın planı uyarınca olacağını, bu şekilde bizim günahlarımızı üstlendiğini Kutsal Ruh esiniyle bildirmiştir (Yeşaya 53). Ama Mesih insan olarak yeryüzüne gelmesine rağmen, ruhu Tanrı Ruhu’ydu. Tanrı Oğlu’ydu. „Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür“ denir İbraniler 1:3 de. Bu ayet düşünmenizde anahtar olsun.

    Oğul Mesih yetkindi. Herşeyin üzerinde. Bu nedenle O’nun sözleri emirdi. Beddua etme durumu Rab olan Mesih için geçerli olamaz. O Tanrı sözüdür. O’nun sözü hemen gerçekleşir. Ölüye kalk dedi, öyle oldu, ağaca kuru dedi, öyle oldu, cin çık dedi,çıktı, günahın bağışlandı dedi, bağışlandı. Yani Rab İsa Mesih’in her sözü, acaba gerçekleşecek mi değildi, emirdi, ve gerçekleşti.

    Ağaca kuru demesi, onun doğayı, ağacı sevmeyen biri olduğunu göstermez. Ayrıca Rab Mesih’in verdiği örneklerin çoğu ağaç ve doğayla ilgilidir. Hardal ağacı benzetmesi, bağcı benzetmesi, asma ve dalları benzetmesi…. Bunların hepsi sanki yokmuş gibi gözardı edilmiş. Rab’be karşı yürekler işlerine geleni görür, kendi düşüncelerini destekleyen ve aslında onların düşüncesi gibi gerçekleşmemiş şeyleri hemen kapıverirler. Kendilerini kandırırlar. Yazık.

    Mesih’in kırbaç yapıp hayvanlara, insanlara, bir canlıya vurduğu konusunda nasıl emin olmuşlar. Kamçı yapıp masalara ve yere vurmuş olabilir. Ve bir hayvan sürüsünü yönlendirmek için illa hayvanlara vurmak gerekmez. Sesin geldiği yerden uzaklaşmaya çalışırlar. Bu olayda belki hayvanlara da böyle olmuştur. Ama yine de vurmuş olsa bile bu neden bu kadar önemli… Ve bu hayvanları sevmediğinin kanıtı olabilir mi? Evet Mesih sinirlenmiştir, ve siniri hayvanlara karşı değildi tabii ki. Satıcılara ve din görevlilerine karşıydı. Bu nedenle Hayvanları oradan çıkarmak istemiş, onların yaptıklarına karşı gelmiştir.

    Unutmayın, çobanlar sürülerini çok sever, ama onları yine de sopaları sayesinde yönlendirirler gerçek hayatta. Yani hayvanı yönlendirmek için vurmak hayvan sevmeyen biri anlamına gelmez. O halde tüm jokeyler atlardan nefret eder, onlara işkence eder.

    Rab sizi aydınlatsın, esenlikler.

    #34029
    Anonym
    Inaktiv
    paTCrik;16426 wrote:
    Lütfen yardım edin bir sitede bunları gördüm.Yanlış anlamayın gerçekten kafam karıştı o yüzden sormaktayım.
    KAÇ ASKER VARDI?
    800,000 ile 500,000
    2 Sam.24:9
    Yoav sayımın sonucunu krala bildirdi: İsrail’de kılıç kuşanabilen sekiz yüz bin, Yahuda’daysa beş yüz bin kişi vardı.

    1,100,000 ile 470,000
    1 Chr.21:5
    sayımın sonucunu Davut’a bildirdi: İsrail’de kılıç kuşanabilen bir milyon yüz bin, Yahuda’daysa dört yüz yetmiş bin kişi vardı.
    .

    Sevgili PaTCrik

    Kutsal Kitap konusunda kendinizi gelistirmeden ve kilisede önderlerden ve hristiyanforumlardan yeterli bilgiler almadan „bu tür sitelere gidip“ sözde Kutsal Kitap’ta olan çeliskiler konusundaki yorumları ve iddialari okumanız hem sizin kafanızı karıştiracak hem de iman hayatınızı tehlikeye sokabilicektir.Biz bu tür sitelerin her türlü çelişki diye gösterdikleri tüm iddialari biliyoruz ve yanıtları da var.Ama onlar okumazlar,bilmek istemezler,çünkü Rab’bin koyunlarından degildirler.Sizin icin yukarıdaki sayılari John Mc Artur’un yorumundan arastırdım.Açıklaması şöyle:

    1.Tarihler 21,5 de sayı şöyle: 1.100.000 ve 470.000

    2.Samuel 24,9 da ise şöyle: 800.000 ve 500.000

    Bu konunun çözümü şöyle olabilir.1.Tarihlerde savaşabilecek durumdaki erkeklerden bahseder.Bu savaş konusunda deneyimli olmuş veya olmamış herkesi içine alir.2.Samuel’deki asker sayısı olan 800.000 askerin içerisinde bu savaş tecrübesi olmayan ama savaşabilecek 300.000 yedek askerlerin olmadığını düşünebiliriz.

    Yahuda kısmına ise bir göz atarsak; 2.Samuel de verilen sayının 1.tarihler 21,6 da verilenden 30.000 fazla olmasının sebebi ise Yoav’ın yapılan sayımı uygun görmediği için Benyamin(ya da Levi) oymağından olanları bu sayımın içine almamış olmasındandır.2.Samuel’de geçen Benyaminlilerin sayısı olan 30.000 asker 470.000 askere ilave edildigi zaman 500.000 asker sayısı tamamlanmış oluyor.

    Kutsal Kitap Tanrı esinidir ve üzerinde düşünülmesi gereklidir. Anlamadığımız yerler oldugundaTanrı’dan bizlere anlayış vermesi icin dua etmeli ve araştırmalarımıza devam etmeliyiz.Çeliski gibi görülen yerler aslında bizleri daha çok araştırmaya ve Tanri Söz’ününden çok bizlerde bir hata olduğu sonucuna götürmelidir.

    Esenlikler dilerim.

    #34032
    Anonym
    Inaktiv

    Ben de size bu tür sitelerde okuduklarınızdan etkilenmemenizi önereceğim, çünkü bu sitelerin ve araştırmaları yapanların amacı zaten kötülemek ve ezmek. Bu nedenle her lafın etrafından dolanıp bir açık kapı bulduklarını sanıp, insanların kafalarında hristiyanlığı kötü ve çelişkili olarak yer almasını sağlamak. Eh, haliyle amaç bu olunca herşeyi istedikleri yöne çekmekten geri kalmıyorlar.
    Ayrıca bazı sitelerde okuduğum çelişkili olduğu iddia edilen ayetleri bile yanlış yazmışlar. Yoksa orijinal İncil’de çelişkili bir durum yok.
    Mesela

    DİRİLDİ DEDİKLERİ BUGÜNKÜ İNCİL DE HZ. İSA ( ALEYHİSSELAM ) ÖLÜPDE DİRİLDİĞİNE TALEBELERİNE NEREDE GÖZÜKTÜ????
    A.CELİLE’DE ( MT:28/16 )
    B.KUDÜS’DE ( MK: 16/14 )

    Çelişki diye bu ayetler gösterilmiş fakat İncil’e baktığınızda ayetlerin

    16On bir öğrenci Celile‚ye, İsa’nın kendilerine bildirdiği dağagittiler. Matta 28

    14İsa daha sonra, sofrada otururlarken Onbirlere göründü. Kendisini dirilmiş olarak görenlere inanmadıkları için imansızlıklarından ve yüreklerinin duygusuzluğundan ötürü onları azarladı. MARKOS 16

    Bunun öncesinde 6Adam onlara, «Şaşırmayın!» dedi. «Siz çarmıha gerilmiş olan Nasıralı İsa’yı arıyorsunuz. O dirildi, burada yok. İşte O’nu yatırdıkları yer. 7Şimdi O’nun öğrencilerine ve Petrus’a gidip şöyle deyin: `İsa sizden önce Celile’ye gidiyor. Size bildirdiği gibi, kendisini orada göreceksiniz.’»

    yukarıdaki gibi olduğunu görüyorsunuz.
    Hristiyanlığı öğrenmek için kaynağınız bu tür siteler olmamalı, Hristiyanlığı öğrenmenin en doğru kaynağı Kutsal Kitap ve biz Hristiyanlardır.
    Unutmayın ki insanlar farklı olandan korkarlar, ve kötülemek isterler bunun yanında bilmedikler şeyler hakkında atıp tutanlar da vardır. Herhangi birşey duyduğunuzda gerekçesini sorun ve İncil’e uyup uymadığına bakın rica ederim. Böylelikle daha sağlıklı bilgiler edineceksiniz ve kafanız daha az karışacaktır. Umarım yardımcı olabilmişimdir.

    #34035
    Anonym
    Inaktiv

    Kutsal Ruh’un buyruğuyla, Barnaba’yla Saul, Selefkiye’ye gittiler, oradan da gemi ile Kıbrıs’a geçtiler. Salamis’e varınca Yahudi’lerin havralarında Tanrı’nın sözünü duyurmaya başladılar. Yuhanna’yı da yardımcı olarak yanlarına almışlardı.

    Adayı baştan başa geçerek Baf’a geldiler. Orada, büyücü ve ‚Sahte Peygamber‘ Baryeşu adında bir Yahudi’yle karşılaştılar. Baryeşu, Vali Sergius Pavlus’a yakın biriydi. Akıllı bir kişi olan vali, Barnaba’yla Saul’u çağırtıp, Tanrı’nın sözünü dinlemek istedi. Ne var ki, Baryeşu -büyücü anlamına gelen obür adıyla Elimas- onlara karşı koyarak, valiyi iman etmekten caydırmaya çalıştı.

    Ama, Kutsal Ruh’la dolan Saul, yani Pavlus, gözlerini Elimas’a dikerek, „Ey İblis’in oğlu!“ dedi. „Yüreğin her türlü hile ve sahtekârlıkla dolu; doğru olan her şeyin düşmanısın. Rab’bin düz yollarını çarpıtmaktan vazgeçmiyecek misin? İşte şimdi Rab’bin eli sana karşı kalktı. Kör olacaksın ve bir süre ışığı göremeyeceksin.“ (Elçilerin İşleri 13:4-11).

    Sevgili PaTCrik, diğer kardeş ve kızkardeşlerin de dediği gibi, çok dikkatli ol. Bu dünyada, Tanrı düşmanı Elimas’lar çok. Onların yüreği İblis’e hizmet eder. Bu yüzden Pavlus böylelerine, „Ey İblis’in oğlu!“ diye hitap eder. Bunlar, bu tür sitelerin Elimas’larıdırlar ve görevleri, Rab’bin yollarını çarpıtıp, başkalarının da iman etmesini engellemektir. Bunlar, cehennemin çocuklarıdırlar. Rab’bin eli onlara karşı kalkmış ve çok yakında da inmek üzeredir.

    Bunlar, neye inandıklarını bilmeyen, „inandım“ dedikleri şeylerin, dönüp da aksini ispat etmeye hayatlarını adamış, kör kılavuzlardır. Rab’bin doğruları yerine, yalanı tercih etmişlerdir. Bunlara şunu sormalısın: „Madem ki elimizdeki Tevrat, Zebur ve İncil bir kuruş etmiyor, sen o zaman hangi Tevrat’a, hangi Zebur’a ve da hangi İncil’e inandım diyorsun be adam? Çıkar, göster de, biz de inanalım.“

    Kimsenin sana engel olmasına izin verme kardeş. Bu kişi kendisine cehennemde arkadaşlık edecek birilerini arıyordur. Yüreğinde cinler at koşturtuyordur. Bu arkadaş sen olma. Senin yaptığın doğrudur. Bu siteden cevap aramakla doğrusunu yapıyorsun. Başka da soruların olursa, herkes sana elinden geldiği kadar ve seve seve, yardım etmeye hazırdır.

    Rab Seni Işığıyla Aydınlatsın.

Ansicht von 5 Beiträgen - 1 bis 5 (von insgesamt 5)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.