• Bu konu 2 izleyen ve 11 yanıt içeriyor.
12 yazı görüntüleniyor - 1 ile 12 arası (toplam 12)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25450
    Anonim
    Pasif

    L-Ü-T-U-F

    Rom.4: 1 Şu halde soyumuzun atası İbrahim’in durumu için ne diyelim?
    Rom.4: 2 Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrı’nın önünde değil.

    Bu son cümle üzerinde durmaya deger.
    Birçok şey başaran birinin insanların önünde övünecek birşeyleri vardır.
    İnsanlar, insansal başarıdan etkilenirler. Sizi alkışlayacak, övecekler, isminizi onurlandıracaklardır.
    Heykelinizi dikebilirler, sokaklara adınızı verebilirler.
    Yeryüzünde başkalarının önünde övünülecek birşeyiniz oldugu kesindir.

    Ama Rom.4:2 ayete göre, Tanrı’nın önünde övünülecek birşeyiniz yoktur.
    İbrahim bile, Tanrı’nın kayrasını ve kutsamasını hak etmemiştir.
    İbrahim’in Tanrı önünde kayra bulmasının nedeni, onun sıkı çalışması degil, Tanrı’nın büyük lütfunun sonucudur.
    Tanrı, İbrahim’in sahip oldugu yada hak ettigi, satın aldıgı yada başardıgı herşeyden ayrı olarak, onu dogru ilan etmiş, aklamıştır.

    Tanrı’nın muhasebesine göre: tanrısız İbrahim’in birden bire dogru ilan edildigi gün gelmiştir.
    Bu duruma İbrahim’in içinde olan hiçbirşey neden olmalıştır.
    Günahlının üzerine Tanrı’nın dogrulugu konulmuştu,
    Muhasebe de Tanrı’nın dogrulugunun ta kendisi, sayılmış, ona mal edilmiş, ona eklenmişti.
    Rab Tanrı, lütfu ile İbrahim’in aleyhindeki her şeyi silmiş ve onu kusursuz saymıştır.
    Bu aklanmadır.

    İbrahim, içsel bir boşlugun içerisindeydi. Ruhsal olarak ölüydü.
    Sahip oldugu onca mal mülk ün ardında putperestlik vardı.
    Bir putperest olarak yetiştirilmişti.
    Putperest bir kadınla evliydi.
    Dogumu, dogası ve seçimi dolayısıyla bir günahkardı.
    Ancak Tanrı egemen lutuf aracılıgıyla ona seslenmiş, İbrahim’in ‘’ inanıyorum ‘’ dedigini duygugunda, onu kusursuz kılmış ve aklamıştı.

    Aklanma, Tanrı’nın iman eden günahkarı, hala günah günah işleyen bir konumdayken, dogru ilan ettigi egemen bir etkinligidir.
    Lutuf İbrahim’e, hala günah işleyen konumda oldugu halde gerçekleşmişti.
    İbrahim’in, hiçbir zaman Tanrı’nın önündenerede oldugu konusunda endişe etmesi gerekmeyecekti.
    Bir kerede ve her zaman için dogru ilan edilmişti.
    Hak etmedigi ve hiçbir zaman ugraşarak elde edemeyecegi bir şeyi almıştı.
    LUTUF tu bu aldıgı.

    #30141
    Anonim
    Pasif

    Rom.4:4 Çalışana verilen ücret lütuf degil, hak sayılır.
    Rom.4:5 Ancak, çalışmayan, ama tanrısızı aklayana iman eden kişi imanı sayesinde aklanmış sayıldı.

    İnsanların çogu çalışmalarının karşılıgını alacakları günü iple çekerler.
    Bir hafta yada bir ay boyunce işinize zamanınızı ve çabanızı harcarsınız.
    Ödeme günü geldiginde, çalışarak elde ettiginiz, hak ettiginiz ücreti alırsınız.
    Patronunuzu teşekkürlere bogmaz, hatta bu ücreti haketmedim demez, minnettarlıgınızı göstermezsiniz.
    Ücretiniz size bir armagan degil, çalışmalarınızın karşılıgıydı. Onu hakettiniz.

    Sonsuzluklar boyunca aklanmayı umut eden herkes Tanrı’ya, lütuf temel alınarak gelmelidir, bu bir armagandır.
    Gerçek kurtuluş lütuf tadır.

    Rom.5: 1 Böylece imanla aklandığımıza göre, Rabbimiz İsa Mesih sayesinde Tanrı’yla barışmış oluyoruz.

    Bizler yaptıgımız işlerle degil, imanla aklanmış olarak, Tanrı’yla barışı elde ederiz.
    Bu ayet bizlere imanla aklandıgımızı bildirir.
    Rab’bimiz İsa Mesih’in Çarmıh’ta bizim yerimize öldügünde, günahın bedelini kesin ve nihai ödemesi aracılıgıyladır.
    Tanrı’ya karşı günahın bedelinin ölümle ödenmesi gerekiyordu.
    Bizim yerimize ölen Kusursuz Kurban İsa Mesih,nihai ve bir keresinde ve herzaman için geçerli olan ödemeyi yaptı.
    Bu O’nun hayatına mal oldu.
    Sonuçta Tanrı karşılıksız kurtuluş armaganını Oglu’na inanan, iman eden herkese verdi.

    Rom.5: 12 Günah bir insan aracılığıyla, ölüm de günah aracılığıyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi.

    Adem’in dünyaya getirdigi günah insanlıgın bütününü kirletmiştir.
    Kimse günah hastalıgına karşı bagışık degildir.
    Adem günah işlediginden dolayı herkes günah işledi.
    Hiçbir insansal çaba bizleri Tanrı’dan ayıran günahı ortadan kaldıramaz.
    O halde hepimizin yardıma ihtiyacı vardır.
    Bagışlanmaya ihtiyacımız vardır.
    Bir Kurtarıcı’ya ihtiyacımız vardır.
    Peki… bu günah pisliginden nasıl kurtulacagız?

    Rom.5: 18 İşte, tek bir suçun bütün insanların mahkûmiyetine yol açtığı gibi, bir doğruluk eylemi de bütün insanlara yaşam veren aklanmayı sağladı.
    Rom.5: 19 Çünkü bir adamın sözdinlemezliği yüzünden nasıl birçoğu günahkâr
    kılındıysa, bir adamın söz dinlemesiyle birçoğu da doğru kılınacaktır.

    Sadece İsa Mesih’e iman ederek, Tanrı’yla sonsuz yaşama sahip olabilecegiz.
    Günahlarımız bagışlanacak.
    Cennette güvence altında bir gelecegimiz olacak.
    Tüm bunları çaba sarfetmeden, çalışmadan elde edebilecegiz.
    Kurtuluş Tanrı’sal lütuf tarafından sunulur.

    #30142
    Anonim
    Pasif

    Elçi Pavlus şöyle diyor:

    Ef.2:1-2 Sizler bir zamanlar içinde yaşadığınız suçlardan ve günahlardan ötürü ölüydünüz. Bu dünyanın gidişine ve havadaki hükümranlığın egemenine, yani söz dinlemeyen insanlarda şimdi etkin olan ruha uymaktaydınız.
    Ef.2: 3 Bir zamanlar hepimiz böyle insanların arasında, benliğin ve aklın isteklerini yerine getirerek benliğimizin tutkularına göre yaşıyorduk. Doğal olarak ötekiler gibi biz de gazap çocuklarıydık.
    Ef.2: 4-5 Ama merhameti bol olan Tanrı bizi çok sevdiği için, suçlarımızdan ötürü ölü olduğumuz halde, bizi Mesih’le birlikte yaşama kavuşturdu. O’nun lütfuyla kurtuldunuz.
    Ef.2: 6 Tanrı bizi Mesih İsa’da, Mesih’le birlikte diriltip göksel yerlerde oturttu.
    Ef.2: 7 Bunu, Mesih İsa’da bize gösterdiği iyilikle, lütfunun sonsuz zenginliğini gelecek çağlarda sergilemek için yaptı.
    Ef.2: 8 İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır.
    Ef.2: 9 Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.

    AMİN

    #30159
    Anonim
    Pasif

    Herhangi birinin kutsal ve adil Tanrı önünde güvenlikte ve huzur içerisinde olması için, o kişinin doğru olması gerekir.
    Doğru bir kişi olabilmek içinse aklanmaya ihtiyacımız vardır.
    Aklanma, Tanrı’nın iman eden günahlıyı, hala günahkar haldeyken dogru ilan eden egemen işidir.
    Bu iman eden günahlının, günah işlemeyi bırakması anlamına gelmez.
    İman eden günahlının birden bire sürekli olarak kusursuz olacağı şeklinde doğru kılındığı anlamına da gelmez.
    Günahlı Tanrı tarafından doğru ilan edilmiştir.
    Tanrı, egemenliğinde, iman ettiği anda günahlıya sonsuz yaşam armağanını verir ve günahlı dönem dönem günahlılıkla belirlenen bir yaşamı sürdürürken onu doğru ilan eder.

    Günahkar:
    Bir kiliseye katılmamıştır,
    Ondalıklarını ödemeye başlamamıştır,
    Mesih’i izlemek için benliginden vazgeçmemiştir,
    Dünyasal yaşamın içerisindedir,
    Vaftiz olmamıştır,
    Fedakarlık dolu, lekesiz ve pak bir yaşam sürmeye söz vermemiştir,
    Sadece sonsuz yaşam armağanını almıştır.
    Düşüncelerini Mesih’e çevirmiş, tövbe etmiş,
    Tanrı’nın karşılıksız armaganını kendi işlerinden ayrı olarak kabul etmiştir.
    Lütufa sahip olmuştur.
    Tanrı lütufla, sadece imanla günahlıyı doğru ilan eder. Onu aklar.
    O andan itibaren aklanan günahlı için olgunluğa giden bir süreç başlar.
    Kutsallaşmak için bebek adımları atmaya başlar.
    Günden güne ve yavaş yavaş , Mesih’i onurlandıran bir yaşamın ne anlama geldigini öğrenir.

    Aklanmanın ‘’ hiçbir zaman günah işlememişcesine’’ anlamına geldigini ögrenmeliyiz.
    Aklanma aslında şöyle demektir: zaman zaman günah işlesem ve kalıcı bir şekilde günahı bırakmayı beceremesem de, iman ettigim zaman Tanrı beni doğru ilan etmiştir.
    Zaman zaman günah işlemeyi düşüneceğimden, lütuf için dahada çok minnettarım.
    Bir günahlı olarak gazabı hak ediyorum.
    Bir günahkar olarak adaletten korkuyorum.
    Bir günahkar olarak tek umudum LÜTUF tur.

    #30161
    Anonim
    Pasif

    Haklısınız sayın halleluya; günahkar olarak tek umudumuz lutuf. Lütuf, iyi işlerimiz karşısında kendimizin elde edebileceği bir şey değil.

    ” İnsanlar görüyorum, ağaçlara benziyorlar , ama yürüyorlar.” ( Mar. 8:24 )

    Ne sıradışı bir deneyim. Yürüyen ağaçlar, normal insanlar için normal bir şey değidir. Ancak, ” yürüyen ağaçlar ” gören o adam, geçiş aşamasında olan bir adamdı. Tam körlük ile berrak görüş ortasında bir yerdeydi. Esasında Tanrı’yı hoşnut etme yolunda ilerlemekte olan tüm Hristiyanları semboleştirmekte bu adam.

    Kutsal Kitap, İsa tarafından yapılan mucizevi iyileştirmelerden söz ettiğinde; bunların çoğunlukla ani ve tam olduğunu görmekteyiz. İsa, Lazar’ı kısmen ölümden diriltmedi. Eli sakat olan adam,basamak basamak iyileşmedi. Diğer mucizelerin çoğunda, kişi hemen değiştirilmiş, iyileştirilmişti. Bu nedenle Markos Müjde’sinde yazılı olan bu olay, alışılmışın dışındadır. Kör bir adamın iki aşamada iyileştirilmesi anlatılmaktadır:

    İsa ile öğrencileri Beytsayda’ya geldiler. Orada bazı kişiler, İsa’ya kör bir adamı getirip ona dokunması için yalvardılar İsa körün elinden tutarak onu köyün dışına çıkardı. Gözlerine tükürüp ellerini üzerine koydu ve ” Bir şey görüyor musun ? ” diye sordu. Adam başını kaldırıp, ” İnsanlar görüyorum ” dedi, ” ağaçlara benziyorlar, ama yürüyorlar. ” Sonra İsa ellerini yeniden adamın gözleri üzerine koydu. Adam gözlerini açtı, baktı; iyileşmiş ve her şeyi açık seçik görmeye başlamıştı. ( Mar. 8:22 – 25 )

    Bu, Mesih’in gücü ve lütfunun bir öyküsüdür. Şefkatli lütfun hikayesidir. Biz, hepimiz kör olarak doğmuş insanlarız. Bu dünyaya ruhsal karanlık içerisinde gireriz. Tanrı’nın Egemenliği’ne ilişkin şeyleri anlamayız. Doğal olarak, gözlerimizin önünde perdeler vardır ve bunlar öylesine kalındır ki, insanları yürüyen ağaçlar olarak bile göremeyiz. Tanrı’nın Egemenliği’ni görmemiz için, Tanrı’nın şefkatli lütfunun özel bir dokunuşu gereklidir.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    Dünyayı kazansan ne yararı olur ? hisusa rabbe hamdolsun

    #30163
    Anonim
    Pasif

    Yu.8: 30 Bu sözler üzerine birçokları O’na iman etti.
    Yu.8: 31- 32 İsa kendisine iman etmiş olan Yahudiler’e, “Eğer benim sözüme bağlı kalırsanız, gerçekten öğrencilerim olursunuz. Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak” dedi.

    Rab, gerçegin özgür kılan gücünden söz etti. Onlara bunun kendilerini özgür kılacağı konusunda güvence verdi.
    Lütfu kabul eden herkes ‘’gerçekten de özgür‘’ olur.

    Nedir bu özgürlük:
    Kendisinden özgür,
    Suçluluk ve utançtan özgür,
    Günaha kölelik içindeyken, durduramadığımız ani dürtülerden özgür,
    Başka insanların düşüncelerinin, beklentilerinin, taleplerinin zalimliğinden özgür,
    İtaat etmek için özgür,
    Sevmek için özgür,
    Kendimi ve başkalarını bağışlamak için özgür,
    Başkalarını olduğu gibi görmek ve benimseyebilmek için özgür,
    İnsan çabasının sınırlarının ötesinde yaşamaya özgür,
    Mesih’e hizmet edip, O’nu yüceltmeye özgür,

    İsa Mesih Kendisine ait olanlara Kendi gerçeğinin onları her gereksiz kısıtlamadan özgür kılacagı konusunda güvence vermişti:

    Yu.8: 36 Bunun için, Oğul sizi özgür kılarsa, gerçekten özgür olursunuz.

    İşte bu güvence LÜTUF tur.

    #30165
    Anonim
    Pasif

    Artık günaha kölelik etmeyelim diye, günahlı varlığımızın ortadan kaldırılması için eski yaradılışımızın Mesih’le birlikte çarmıha gerildiğini biliriz.
    Çünkü ölmüş kişi günahtan özgür kılınmıştır.
    Mesih’le birlikte ölmüşsek, O’nunla birlikte yaşayacağımıza da inanıyoruz.
    Çünkü Mesih’in ölümden dirilmiş olduğunu ve bir daha ölmeyeceğini, ölümün artık O’nun üzerinde egemenlik sürmeyeceğini biliyoruz.
    O’nun ölümü günaha karşılık ilk ve son ölüm olmuştur. Sürmekte olduğu yaşamı ise Tanrı için sürmektedir.
    Siz de böylece kendinizi günah karşısında ölü, Mesih İsa’da Tanrı karşısında diri sayın.
    Bu nedenle bedenin tutkularına uymamak için günahın ölümlü bedenlerinizde egemenlik sürmesine izin vermeyin.
    Bedeninizin üyelerini haksızlığa araç ederek günaha sunmayın. Ölümden dirilenler gibi kendinizi Tanrı’ya adayın; bedeninizin üyelerini doğruluk araçları olarak Tanrı’ya sunun.
    Günah size egemen olmayacaktır. Çünkü Kutsal Yasa’nın yönetimi altında değil, Tanrı’nın lütfu altındasınız. ( Romalılar 6:6-14 )

    hamdolsun
    –amin

    #30169
    Anonim
    Pasif

    Tanrı’ya ait gerçekleri anlamak için; gözlerimizi açan lütuf eylemine, yenilenme ya da ruhsal olarak yeniden doğuş adı verilir. Bu, yalnızca Tanrı’nın yapabileceği bir şeydir. Nasıl Markos 8:22 – 25 ‘te, kör adam kendi iradesinin gücüyle tekrar göremeyeceği gibi; bizler de kendi kendimizi yenileyemeyiz. Kör bir adam, görmek istediğine karar verebilir. Ancak gözleri iyileştirilmezse göremez.

    Yenilenme, aşamalar halinde gerçekleşen bir şey değildir. Anidir. Kutsal Ruh’un canlarımıza tek bir dokunuşuyla gerçekleşir. her Şeye Gücü yeten Tanrı’nın ani kuvvetinin başardığı tamamıyla etkili, kadir bir eylemdir. Yanlızca Tanrı, hiçbir şeyden ve ölümden yaşam çıkarabilir. Yanlızca Tanrı, insan canına yaşam verebilir.

    Tanrı, bir insan canına yaşam verdiğinde; bunu aniden yapar. ” Aniden ” sözcüğüyle anlatmak istediğim, zaman açısından aniden değildir. Ama Gerçekten de bu yenileniş, Tanrı’nın eyleme geçmesinin bir sonucu olarak hemen gerçekleşir. Bu sözcükle anlatmak istediğim, Tanrı’nın bu işi direkt olarak, aracı ya da ikincil etkenler kullanmaksızın yaptığıdır.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.

    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !

    Dünyayı kazansan neye yarar ? isasiyahbeyaz rabbe hamdolsun

    #30195
    Anonim
    Pasif

    Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrı’nın kilisesine* zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.
    Ama şimdi neysem, Tanrı’nın lütfuyla öyleyim. O’nun bana olan lütfu boşa gitmedi. Elçilerin hepsinden çok emek verdim. Aslında ben değil, Tanrı’nın bende olan lütfu emek verdi.
    İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur. (1.Ko.15:9-11)

    Bu sözleri Pavlus’un inanç bildirisi olarak ta görebiliriz.
    Evet Tanrı tüm yaptıklarını lütuf la yapmaktadır.
    Pavlus, Tanrı’nın bir sözcüsü yada bir önder olarak kullanılmak bir yana, yaşamasına izin verilmesinin ‘’Tanrı’nın lütfuyla’’ olduğunu dile getiriyordu.
    Pavlus en katı yargıyı haketmişti.
    Ama Tanrı Pavlus’a bunun yerine lütfunu verdi İnsansal olarak.
    Pavlus’un başka insanlara neden olduğu bütün acı ve üzüntülerden ötürü inanılmaz acılara katlanmaya mecbur edilmesi gerekiyordu.
    Ama öyle olmadı.
    Tanrı’ Pavlus’u geçmişinden özgür kıldı ve akladı.
    Tanrı lütfunu sergiledi Pavlus’un yaşamında.

    ‘’Ama şimdi neysem, Tanrı’nın lütfuyla öyleyim.’’ diyordu Pavlus.
    ‘’ şimdi içimde herhangi bir iyilik bulunuyorsa, bütün övgü lütuftadır. Ben hiçbir övgüyü haketmiyorum’’ diye itiraf ediyordu.

    İnsanlar kendi vardıkları başarılar, eriştikleri şeylerin ve kişinin kendi ego-merkezli krallığını kurmasının , fazlasıyla güçlü bir şekilde vurgulandığı günümüzde; lütfa övgü sunmak çok gereken bir mesajdır.
    Mesleklerinin zirvesine erişen kişilerden kaçı ‘’şimdi ne isem Tanrı’nın lütfuyla öyleyim’’ diyebilmekte.
    Biri çıkıpta ‘’Benden etkilenmeyin. Ünüm hakkında degerrli saydığım tek şey, Tanrı’nın hak etmediğim halde, bana gösterdiği lütfudur’’ dese, bu ne büyük bir şok olur.
    Böylesi bir itiraf çok az sergilenmektedir.
    Lütuf sadece kendimize mal edilebilecek birşey değildir.
    Paylaşılması gerekmektedir.

    İsa, lütfuyla sağladığı özgürlüğe sahip çıktığımızda, bol yaşamdan söz eder.
    Eger Baba, Oğul’un günah için yapmış olduğu tam ödemeden hoşnut kaldıysa; bizlerde iman yoluyla, lütuf aracılığıyla Oğul’daysak, o zaman Tanrı bizlerle de tatmin ve hoşnut olmaktadır.

    Rab’bin lütfu üzerinizde olsun. AMİN
    rabbe hamdolsun

    #30288
    Anonim
    Pasif

    Bütün övgülerimiz, yeryüzüne gelip ölen, dirilen ve şimdi de yaşıyor olan Kişi’ye gidecektir.
    O Kişi’nin adı İsa’dır.
    O’nun mesajı da LÜTUF tur.

    Mübarek Olan’ın Oğlu,
    Senin tenezzül ederek yeryüzüne gelişinde,
    Ne büyük bir lütuf sergilenmişti.

    Seni Cennet’ten buraya getiren lütuf oldu;
    Lütuf seni yüceliğinden soyundurdu;
    Lütuf seni fakir ve hakir kıldı;
    Lütuf senin günahın, üzüntünün ve Tanrı’nın lanetinin sözlerle anlatılamayacak yüklerini taşımana yol açtı.

    Ey Tanrı Oğlu!
    Lütuf bütün gözyaşlarındaydı;
    Lütuf kanınla birlikte böğrunden aktı;
    Lütuf tatlı ağzından çıkan her sözle birlikte çıktı,

    Dikenin sana battığı yerden,
    Ve çivilerin seni deldiği yerden,

    İşte bu gerçek lütuf tur!
    Melekleri şaşırtıp merek ettiren lütuf,

    Günahkarı mutlu kılan lütuf,
    Şeytanı hayrete düşürten lütuf.

    Kuzu’nun o büyük Düğün Şöleni’nde Tanrı’nın haklıyla birlikte toplanmış olduğumuzdan,
    Tanrı’nın lütfunun örtüsü, bütün günahlı yaşamımızın üzerini örtecektir.

    RAB’BİN LÜTFU SİZ DEĞERLİ KARDEŞLERİMİN ÜZERİNDE OLSUN, SİZİ SARMALASIN
    AMİN

    #30386
    Anonim
    Pasif

    LÜTUF VE ÖZGÜRLÜK

    Gal.5: 1 Mesih bizi özgür olalım diye özgür kıldı. Bunun için dayanın. Bir daha kölelik boyunduruğuna girmeyin.

    Özgürlük, özde hürriyettir.
    Bir şeyden özgürlük veya bir şeyi yapmak için özgürlüktür.
    Özgürlük, kölelik ve esaretten hür olmaktır.
    Günahın gücünden, suçluluk hissinden özgür olmaktır.
    Bizleri kolaylıkla bağlayacak olan utançtan ve başka insanların düşüncelerinden özgürlüktür.
    O insanlara karşı olan yükümlülüklerden ve beklentilerden özgürlüktür.

    Lütuf ayrıca, başka birşeyler yapma özgürlüğüde getirir.
    Bu, Mesih’in getirebileceği yeni bir tür gücü yaşama ve tadını çıkarma özgürlüğüdür.
    Tanrı, başka insanlara nasıl yol gösterirse göstersin; benim olmamı tasarladığı kişi olmam için özgürlüktür.
    O’nu bağımsız ve kişisel bir şekilde tanıma özgürlüğüdür.

    Tanrı tüm hristiyanların, aynı şekilde düşünmesini, aynı görüşü paylaşmasını, benzer davranışlar sergilemesini arzulamamaktadır.
    Tanrı, çeşitlilikten hoşnuttur.
    Her birimiz üzerinde farklı ve doğru planları vardır.

    Olduğumuz gibi olma özgürlüğü çok görkemlidir.
    Seçimler yapma özgürlüğüdür.
    O’nun isteğini bilme özgürlüğüdür.
    Bu özgürlükte yaşama özgürlüğüdür.
    O’nun yaşamımızdaki kılavuzlugunda, O’nu izleme özgürlüğüdür.
    Böylesi özgürlüğü bir kez tadan, başka hiçbirşeyden tatmin olamaz.

    Bu özgürlük için çaba sarfetmeliyiz.
    Benliğin verdiği düşüncelerden arınmalı, rab’bin diri sözüleriyle özgür olmalıyız.
    Gal.5: 13 Kardeşler, siz özgür olmaya çağrıldınız. Ancak özgürlük benlik için fırsat olmasın. Birbirinize sevgiyle hizmet edin.
    AMİN

    #30730
    Anonim
    Pasif

    Yazılmış olduğu gibi:
    “Doğru kimse yok, tek kişi bile yok.

    Anlayan kimse yok, Tanrı’yı arayan yok.

    Hepsi saptı, Tümü yararsız oldu.
    İyilik eden yok, tek kişi bile!”

    “Ağızları açık birer mezardır.
    Dilleriyle aldatırlar.”
    “Engerek zehiri var dudaklarının altında.”

    “Ağızları lanet ve acı sözle doludur.”

    “Ayakları kan dökmeye seğirtir.

    Yıkım ve dert var yollarında.

    Esenlik yolunu da bilmezler.”

    “Tanrı korkusu yoktur onlarda.”

    Kutsal Yasa’da söylenenlerin her ağız kapansın, bütün dünya Tanrı’ya hesap versin diye Yasa’nın yönetimi altındakilere söylendiğini biliyoruz.

    Bu nedenle Yasa’nın gereklerini yapmakla hiç kimse Tanrı katında
    aklanmayacaktır. Çünkü Yasa sayesinde günahın bilincine varılır.
    (Rom.3: 10-20)

    Lütuf kölelikten kurtulmadır. Ruhsal özgürlüktür.

12 yazı görüntüleniyor - 1 ile 12 arası (toplam 12)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.