• Bu konu 1 izleyen ve 2 yanıt içeriyor.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25544
    Anonim
    Pasif



    Kıskanclık (akıl savaş alanı kıtabından alıntıdır)

    Tanrı’nın baş meleğiyken kovulan şeytan, Adem ile Havva’nın Tanrı’yla çok iyi bir paydaşlıkta olduğunu gördü. Bunu kıskandığından dolayı, bu güzel ilişkiyi kesmeye çalıştı. Sonuçta Havva’yı kandıraraj yasak meyvadan yedirdi. Böylece Tanrı ile olan o güzel bağlantıyı kesmiş oldu. Şeytan, Havva ile Adem’i Tanrı’ya karşı itaatsizlik etmeye kışkırtmış ve onları günaha düşürmüştür.

    Şeytan bizi de mutlu, sevinçli ve barış içinde görürse her zaman kıskanır ve bunu mutlak bozmak ister. Şeytan’ı simgeleyen yılan, insanların yüreklerini kötü düşüncelerle doldurur. Birçoklarını da ölüme kadar sürekler. Sadece şüpheden doğan kıskançlık birçok yuvaların yıkılmasına, cinayetlerin işlenmesine neden olur. Buna benzer olayları, gazeteler de sık sık okuruz. Asılsız olan şüpheler, şeytanın yüreklerde sinsice, yılan gibi nasıl çalıştığını gösterir. Şeytanın düzenlerine karşı ayık ve uyanık olmalı.

    Herkesin Durumu Benimkinden İyiyken, Neden Kıskanmayayım ?

    Çöl Zihniyeti

    Petrus onu görünce İsa’ya, ” Ya Rab, ya bu ne olacak ? “diye sordu. İsa, ” Ben gelinceye dek onun yaşamasını istiyorum, bundan sana ne ? ” dedi. ” Sen ardımdan gel ! ” ( Yu. 21:21, 22 )

    Yuhanna 21. bölümde İsa, Petrus’la, kendisine hizmet edebilmek ve yücelik getirebilmek için çekeceği sıkıntılar konusunda konuşuyordu.İsa Konuşmasını bitirir bitirmez Petrus arkasını döner ve Yuhanna’yı görür. İsa’ya onunla ilgili görüşünü sorar. Petrus, kendisi zor dönemler yaşayacaksa, onun da bu dönemleri yaşayacağından emin olmak istiyordu.

    Buna karşılık İsa, ona nazikçe kendi işine bakmasını söyledi.

    Başkalarının işine karışmak ( aklımızın başkalarının işinde olması ), bizleri çölde tutar. Kıskançlık, çekememezlik, kendimizi ve içinde bulunduğumuz durumları başkalarıyla, başkalarınınkini de kendimizinkiyle karşılaştırmak bir çöl zihniyetidir.

    KISKANÇLIK VE ÇEKEMEMEZLİKTEN SAKININ

    Rahat yürek bedenin hayatıdır; fakat kıskançlık kemiklerin çürüklüğüdür. ( Özd. 14:30 )

    Kıskançlık bir insanın kaba, katı ve duyarsız olmasına, hatta bazen canavarlaşmasına neden olabilir. Kıskançlık ve çekememezlik, kardeşlerinin Yusuf’u köle olarak tüccarlara satmalarına neden oldu. Babaları, onu çok sevdiği için ondan nefret ettiler.

    Eğer ailenizden biri , sizden daha fazla seviliyor ve beğeniliyorsa, o kişiden nefret etmeyin. tanrı’ya güvenin ! Sizden istediği şeyi yapın. Beğeni ve onay konusunda, O’na güvenin. Sonunda Yusuf gibi, inanılmaz derecede bereketli biri olacaksınız.

    Webster sözlüğü kıskançlığı, ” çekememezlik, duyguları, özenti ve kuruntular ” olarak tanımlar. Ben bu tanımı, sahip olduğumuz bir şeyi bir başkasına kaptırma korkusu, çekememezlikten kaynaklanan, bir başka insanın başarısından duyulan rahatsızlık olarak yorumluyorum.


    Rahat yürek bedenin hayatıdır; fakat kıskançlık kemiklerin çürüklüğüdür. ( Özd. 14:30 )

    Rahat yürek burada, sağlıklı zihin anlamına gelir. Knox, bu ayeti şöyle çevirir: ” Zihin huzuru, beden sağlığıdır. “

    Kıskançlık ve tutku, insan sağlığı için zararlıdır. Dr. Paul ADOLPH, bu düşünce ile ilgili şunu söyler:

    Psikiyartlar, bazı sinirsel hastalıkların en önemli nedenleri olarak şu özellikleri sıralarlar: Suçluluk duygusu, gücenme ( bağışlamama ), korku, kaygı, hayal kırıklığı, kararsızlık, kuşku, kıskançlık, bencillik ve can sıkıntısı. Ne yazık ki, psikiyartların çoğu, hastalığa neden olan bu duygusal rahatsızlıkların kaynaklarını etkili bir biçimde araştırırken, Tanrı’ya iman konusunu atlayarak çözüm arayan yöntemlerinde başarısız kalmaktadırlar.

    #30548
    Anonim
    Pasif

    KENDİNİZİ BAŞKALARIYLA KARŞILAŞTIRMAYIN, REKABET İÇİNE GİRMEYİN

    Ayrıca aralarında hangisinin en üstün sayılacağı konusunda bir çekişme oldu. İsa onlara, ” Ulusların kralları, kendi uluslarına egemen kesilirler [ imparator – tanrılar olarak egemenlik sürerler ], ileri gelenleri de kendilerine iyiliksever unvanını yakıştırırlar” dedi. ” Ama siz böyle olmayacaksınız. Aranızda en büyük olan, en küçük gibi olsun; yöneten, hizmet eden gibi olsun. ” ( Luka 22:24-26 )

    Daha ilk yıllardan itibaren, kıskançlık, çekememezlik ve karşılaştırma sorunlarıyla boğuşmuştum. Kendine güveni olmayan insanlar bu duyguları taşırlar. Kendimize güvenmiyorsak, daha başarılı daha iyi durumdaki insanlarla yarışmaya ( rekabet etmeye ) başlarız.

    Hiç kimseye benzemeyen, eşsiz ve özel bir birey olduğumu ( Tanrı’nın benim için özel ve bana özgü bir planı olduğunu ) öğrenmek, benim için bir armağandı. Artık kendimi ( veya hizmetimi ) başkalarıyla karşılaştırmaya ihtiyacım olmadığına eminim.

    İsa’nın öğrencilerime baktığımda, onların da benzer sorunlarla uğraşmış olduklarını görmek bana her zaman umut ve cesaret vermiştir. Luka 22’de, öğrencilerin birbirleriyle aralarında kimin daha büyük olduğu konusunda tartıştıklarını görüyoruz. İsa onlara aslında en büyük olanın en küçük sayılması ve başkalarına hizmet etmeye hazır olması gerektiğini söyledi. İsa zamanın çoğunu öğremcilerine Tanrı’nın Egemenliği’ndeki yaşamın, dünyanın ve benliğin yollarına ters düştüğünü öğretmeye çalıştı.

    İsa’nın onlara öğrettiklerinden bazıları şunlardır: “Birincilerin birçoğu sonuncu, sonuncuların da birçoğu da birinci olacak.” ( Markos 10:31 ). ” Sevinenlerle birlikte sevinin. ” ( Luka 15:6-9 ), ” Düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. ” ( Matta 5:44 ) Dünya bunun saçmalık olduğunu söyler, fakat İsa bunun gerçek güç olduğunu söylüyor. ( ” Aklın Savaş Alanı” – Temmuz 2008 )

    Söz, Mesih’ti; O, Hak’tı.
    Lütuf, İsa Mesih’i sevenlere ölümsüz sevgiyle !
    Dünyayı kazansan neye yarar ? isasiyahbeyaz

    #30684
    Anonim
    Pasif

    DÜNYADAKİ İNSANLAR GİBİ BİRBİRİNİZLE REKABET ETMEYİN

    Boş yere övünen, birbirine meydan okuyan, birbirini kıskanan kişiler olmayalım. ( Ga. 5:26 )

    Bu dünyanın sistemine göre, en iyi yer harkesin önünde olduğunuz yerdir. yaygın düşünceye göre, en yüksek makama ulaşmaya çalışmalı, bunun için gerekiyorsa karşımızdakileri ezip geçmeliyiz. Ama Kutsal Kitap, başkalarıyla yarışma ( rekabet etme ) ihtiyacından özgür kılınıncaya dek gerçek huzur diye bir şeyin olmadığını söyler.

    Eğlence oyunlarında bile, birlikte zaman geçirip dinlenmek yerine çekişmenim gitgide arttığı ve insanların birbirlerini kırabildikleri görülmektedir. Doğal olarak insanlar kaybetmek için oynamazlar; herkes elinden geleni yapacaktır. Fakat bir insan bir oyunu kazanmadıkça zevk almıyorsa, o insanın kesinlikle bir sorunu var demektir – büyük olasılıkla bu sorun, hayatının birçok alanındaki başka sorunları da ortaya çıkaran, kökleri çok derine inen bir sorundur.

    İşyerimizde kesinlikle elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız; mesleğimizde başarılı olmayı ve ilerlemeyi istemekte yanlış bir şey yoktur. Ama sizleri şu konuda uyarmak istiyorum: İnanlıların terfisi insandan değil; Tanrı’dan gelir. Öne geçmek için dünyasal oyunlar oynamamıza gerek yok ! Eğer işleri Tanrı’nın istediği gibi yaparsak, hem O’nun hem de insanların gözünde lütuf buluruz ( Özd. 3:3, 4 ).

    Kıskançlık ve çekememezlik, cehennemden gelen birer işkencedir. Yaşamımın çoğunu benden daha iyi görenleri veya benim sahip olmadığım yeteneğe sahip olanları kıskanarak geçirdim. Hizmette bulunan diğer insanlarla gizli bir yarış içindeyim. Benim için “benim ” hizmetimin diğerlerinkinden daha büyük olması, katılanların daha fazla olması ve parasal olarak daha güçlü olması, vs. çok önemliydi.Başka birinin hizmeti herhangibir alanda benimkini geçtiğinde, tanrı’nın isteği ve Tanrı’nın yolu olduğunu bildiğimden , o kişi için mutlu olmak istiyordum. Ama bir şekilde içimde buna izin vermiyordu.

    Yaptığım işlerle değil, Mesih’teki kimliğimeilişkin bilgide büyüdükçe, kendimi başkalarıyla veya yaptıklarımı başkalarının yaptıklarıyla karşılaştırmama konusunda büyük bir özgürlüğe kavuştum. Tanrı’ya güvenmeyi öğrendikçe, bu alanlarda daha çok özgürlük tatmaya başladım. Göksel Babam’ın beni sevdiğini ve benim için en iyisini yapacağını öğrendim. Tanrı’nın sizin için veya benim için yaptığı şey, bir başkası için olmayabilir, fakat İsa’nın Petrus’a söylediklerini hatırlamalıyız: ” Başkalarıyla yapmak istediğim şeyler konusunda sen kaygılanma – sen beni izle ! ” ( ” Aklın Savaş Alanı ” – Temmuz 2008 )

    Biz inanlılar, Tanrı’nın merhametiyiz.
    Ayak izimiz, Mesih’tir ve yolumuzdur.
    İnsan canına karşılık ne verebilir ?
    isasiyahbeyaz Dünyayı kazansan neye yarar ?

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.