• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23505
    Anonim
    Pasif

    Kuzu’nun Düğün Şöleni (J.Oswald Sanders) :isa:

    Mesih’in geri döneceğinden ve Baba tarafından seçilmiş olan gelinle sonsuza dek birleşeceğinden kesinlikle emin olabiliriz.

    Bütün gökyüzünün beklediği olay budur-Mesih ve seçilmiş olan gelin birleşecektir. Bu, her çağın kurtulmuş olanlarının özlemle beklediği olaydır. Peygamberlerin ön bildirileri ve Kilise’nin ezgileri yaradılışın inlediği ve Tanrı oğullarının beklediği bir birleşmeden söz eder.

    Evliliği başlatan sahne göksel bir koronun ‘Halelluya!’ ezgileriyle açılır. Tanrı’nın yüceliğine, kurtarışına ve gücüne yönelik olan ezgiler söylenir. Tanrı kötü olanları doğru bir şekilde yargılamış ve sahte Kilise’ye hak ettiği karşılığı vermiştir (Esinleme 19:2-4). Gerçeğin yanılgı üzerindeki zaferi kutlanır.

    Ardından büyük bir kalabalığın, gürül gürül akan suların, güçlü gök gürlemelerinin sesine benzer sesler işittim. “Haleluya!” diyorlardı. “Çünkü Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrımız Egemenlik sürüyor’ (Esinleme 19:6).

    Her şeye gücü yeten Rab Tanrı, kendi gücünü tüm yüceliği içerisinde göstermiştir; göksel koronun üyeleri daha büyük bir coşku için birbirlerini teşvik ederler.

    ‘Sevinelim, coşalım! O`nu yüceltelim! Çünkü Kuzu`nun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.
    Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.” İnce keten kutsalların adil işlerini simgeler.
    Sonra melek bana, “Yaz!” dedi. “Ne mutlu Kuzu`nun düğün şölenine çağrılmış olanlara!” Ardından ekledi: “Bunlar gerçek sözlerdir, Tanrı`nın sözleridir’ (Esinleme 19:7-9).

    Bu yüce metnin simgelerini anlamak için ‘doğunun’ düğün törenlerine ilişkin bilgimiz olmalıdır. Yahudi nışanı, ‘batılı’ ülkelerde olduğundan çok daha bağlayıcı niteliktedir. Nışanlı çifte evlilermiş gibi bakılır (bkz. 2.Korintliler 11:2).

    Nışan ve düğün töreni arasındaki zaman süresince damat geline başlık parası verir (bkz. Yaratılış 34:12). Bunun ardından hazırlıklar yapılır ve gelin süslenir; kendisini büyük olaya hazırlar. Damat, arkadaşlarının eşliğinde gelinin evine gider, onu alır ve kendi evine götürür. Arkasından coşkulu bir düğün şöleni gelir.
    Düğün imgeleri Eski ve Yeni Antlaşma’da sıkça kullanılmıştır. İsrail’den Yahve’nin Gelini diye söz edilir (Yeşeya 54:6; Hoşea 2:14-20). Rabbin bazı benzetmeleri de düğünle ilgilidir (Matta 22:2; 25:1; Markos 2:9-10) Vaftizci Yahya aynı benzetmeyi kullanır (Yuhanna 3:29), Pavlus da öyle (2.Korintliler 11:2; Efesliler 5.25).

    Elbette göksel Damat, İsa’nın kendisidir. Vaftizci Yahya’nın sözünü ettiği gelin gerçek Kilise’dir. Mesih’in kurtulmuş olan halkı arasındaki kopmayan birleşmeyi dile getirir. Peki ama Eski Antlaşma’ya bağlı olan imanlı Yahudiler’in durumu nedir? Onlar da geline dahil midir? Elbette. Çünkü onlar Mesih’in kurban oluşunu bekleyerek O’nun gerçekleştirdiği kurtuluşa ortak oldular (Yuhanna 8.56; Romalılar 3:25-26; 4:1-8). Rab, İbrahim’in, İshak’ın, Yakup’un ve tüm peygamberlerin Tanrı’nın Egemenliği’ndeki sofraya katılacaklarını söyledi (Luka 13:28-29).

    Esinleme 21:12-14e göre Eski Antlaşma’nın kutsalları düğün şölenindeki kutlamaların dışında kalmayacaktır.

    ’Son yedi belayla dolu yedi tası taşıyan yedi melekten biri gelip benimle konuştu. “Gel!” dedi, “Kuzu`ya eş olacak gelini sana göstereyim.”

    Sonra melek beni Ruh`un yönetiminde büyük, yüksek bir dağa götürdü. Oradan bana gökten, Tanrı`nın yanından inen ve O`nun görkemiyle ışıldayan kutsal kenti, Yeruşalim`i gösterdi. Kentin ışıltısı çok değerli bir taşın, billur gibi parıldayan yeşim taşının ışıltısına benziyordu.

    Büyük ve yüksek surları ve on iki kapısı vardı. Kapıları on iki melek bekliyordu. Kapıların üzerine İsrailoğulları`nın on iki oymağının adları yazılmıştı.

    Doğuda üç kapı, kuzeyde üç kapı, güneyde üç kapı, batıda üç kapı vardı.

    Kenti çevreleyen surların on iki temel taşı bulunuyordu. Bunların üzerinde Kuzu`nun on iki elçisinin adları yazılıydı (Esinleme 21.9-14).

    Tanrı’nın huzurundaki tahtlarda oturan yirmi dört ihtiyarın görünümü bu yorumu doğruluyor.

    Nışan yapılırken her zaman düğün günü göz önünde bulundurulur, çiftin beraberliğinin ulaşacağı mutlu doruk hiçbir zaman unutulmazdı. Gelin, Mesih’te tüm sonsuzluk boyunca seçilmiştir. Mesih’in beden alması nışanı mümkün kıldı. Başlık parasını çarmıhta kendi kanını dökerek ödedi. Ondan sonra da düğün bekleyişi başladı. Bu arada gelin de kendisini hazırlamalıdır.

    Sevinelim, coşalım! O`nu yüceltelim! Çünkü Kuzu`nun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.

    Giymesi için ona temiz ve parlak İnce keten giysiler verildi.” İnce keten kutsalların adil işlerini simgeler’ (Esinleme 19;7-8).

    Dikkat edilirse ince keten giysileri gelinin kendisi giyerek gelmiyor. Bunlar ona şöleni veren kişi tarafından sunuluyor. 8. ayetteki, ‚kutsalların adil işlerinin’ çevirisine ilişkin düşünce farklılıkları vardır. Dr. Leon şöyle diyor: ‚Bu ayet genellikle ‚kutsalların doğru işleri’ şeklinde anlaşılmıştır. Ancak dikaioma sözcüğü başka hiçbir yerde bu anlamı taşımaz. Daha çok ‚hüküm’ ya da buna benzer bir anlam taşımaktadır. ‚Aklanma hükmü’ daha doğru bir çeviri olabilir. Bu sözcüğün çoğul kullanımı çok sayıda kişinin hazır bulunacağını vurgular. ‚Verildi’ sözcüğü de bu anlamı pekiştiriyor. Giysiler kutsallara veriliyor. Onların kendileri bu giysileri sağlamıyor. Esinleme 7:9-14’te sözü geçen kalabalığın bunları giyenlerin doğruluğuna değil, ‘Kuzu’nun kanıyla yıkanmalarına bağlıdır’.

    Giysileri Damat sağlıyor, gelin ise bu giysileri uygun bir şekilde düzenleyerek giymekle yükümlüdür. Dolayısıyla ‘kutsalların adil işleri’ çevirisini kabul ederek şöyle bir yorum getirebiliriz: Tanrı’nın önünde 1.Korintliler 3:12-15’te sözü geçen ateşle sınanmadan geriye kalan doğru işlere göre giyineceğiz. Kuzu’nun düğün şöleni için son anda hazırlık yapmamız mümkün değildir. Göksel Damadımız’a göre yaraşan işlere bu dünyada hemen şimdi girişmeliyiz.

    Rabbimiz’in düğün şölenine ilişkin iki benzetmesi Damat’ın gelişiyle bağlantılı olan iki önemli gerçeği ortaya koyar. Düğün giysisi benzetmesine baktığımızda kişisel kutsallığın ne denli gerekli olduğunu görüyoruz. On bakire benzetmesinde Kutsal Ruh’la dolu olmanın önemini görüyoruz. Düğün giysilerimizi aldığımıza ve kandilliklerimizin yağla dolu olmasından emin olmalıyız.

    Doğuda düğün bir hafta ya da bazen iki hafta kadar sürerdi. Kuzu’nun düğün şöleni ise sonsuza dek sürecektir. Gerçek evlilik yaşam boyu sürmelidir.

    ‘Böylece sonsuza dek Rab’le birlikte olacağız’ (1.Selanikliler 4:17).

    Mesih’in kilisesiyle olan sonsuz birliği, bize yer hazırlamak amacıyla gittiği evinde son bulacaktır.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.