• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27291
    Anonim
    Pasif

    Kutsal Ruh ile Tekrar ve Tekrar Dolmak

    (Carlos Madrigal)

    Kutsal Ruh ile dolmak nasıl bir şeydir? Sürekli bir coşku mudur? Hayatımızda ulaşmamız gereken daha üstün bir seviye midir? Nedir?

    Biz bir kere, Kutsal Ruh’tan doğduk, ruhumuz O’nunla birleşerek yeniden doğdu! Kutsal Ruh zaten hayatımızda. Kutsal Ruh’la dolmak yüce bir ayrıcalık olduğu kadar imanlıya sağlanan kolay bir olanaktır. Bu olayı gözümüzde ne büyütelim, ne de yüreğimizde küçümseyelim.

    İsa Mesih göğe alınmadan önce Kutsal Ruh inanlılarda sürekli kalmıyordu. Bu nedenle Davut günahlarını itiraf ederken ‘Kutsal Ruhunu benden alma!’ diye yalvarıyordu (Mezmur 51:11).

    ‘ İsa ayağa kalktı, yüksek sesle şöyle dedi: “Bir kimse susamışsa bana gelsin, içsin.Kutsal Yazı`da dendiği gibi, bana iman edenin `içinden diri su ırmakları akacaktır!’
    Bunu, kendisine iman edenlerin alacağı Ruh`la ilgili olarak söylüyordu. Ruh henüz verilmemişti. Çünkü İsa henüz yüceltilmemişti’ (Yuhanna 7:37-39).
     
    Ama Pentikost gününden sonra (Elçilerin İşleri 2. bölümü), günahların bağışının sağlandığı için, inanlının yüreğine yerleşen Kutsal Ruh, bir daha onu terketmez. İnanlı günah işlerse, Eski Antlaşma döneminde olduğu gibi ‘kurtuluşun sevincini’ yitirir, yapması gereken şey tövbe ederek Rab’be dönmesidir. İşte o zaman Kutsal Ruh’un sevincine tekrar kavuşur. Kendi ruhu da, (vicdanı ve iradesi) temizlenir, doğrulukla tazelenir ve isteklendirilir:

    ‘Ey Tanrı, temiz bir yürek yarat, Yeniden kararlı bir ruh var et içimde. Beni huzurundan atma, Kutsal Ruhun`u benden alma.
    Geri ver bana sağladığın kurtuluş sevincini, Bana destek ol, istekli bir ruh ver. Başkaldıranlara senin yollarını öğreteyim, Günahkârlar geri dönsün sana’ (Mezmurlar 51:10-13).

    Mesih inanlısı günah işlerse, Rab’le beraberliği kopar (O’nun önünden atılır), sevincini ve istekliliğini yitirir, ama Kutsal Ruh O’ndan alınmaz. Çünkü, ‘O’ndan aldığınız Ruh sizde kalır’ (1.Yuhanna 2:27).

    ‘Gerçeğin bildirisini, kurtuluşunuzun Müjdesi`ni duyup O`na iman ettiğinizde, siz de vaat edilen Kutsal Ruh`la O`nda mühürlendiniz.
    Ruh, Tanrı`nın yüceliğinin övülmesi için Tanrı`ya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir’ (Efesliler 1:13-14).

    Buna göre büyük saygı ve korkuyla daha çok hizmet etmeliyiz. Rab’be geldiğimiz zaman, daha önceleri hiç tatmadığımız bir doluluğu tadıyoruz. Büyük bir sevinç, huzur ve paklık duygusu… Günahlarımızdan arındık ve kavuştuğumuz bu yeni güçle Tanrı’yı hoşnut etmek için büyük bir istek duyuyoruz. Yüreğimiz minnetle, hamtla ve övgüyle doludur. İşte bunlar doluluğun belirtileridir. Ama bir bakarsın, belli bir sebeb olmadan bir gün bu doluluk hissi kaybolur. Belli bir günah yoktur, dua etmeyi ve Kutsal Kitap okumayı ihmal da etmedik… Ama ‘coşkun’ balonumuz hava kaçırmış veya patlamış gibi görünüyor. Huzurumuz kaçar, daha önceleri tattığımız o doluluk bir hayal olur. Bu doluluğu yeniden yakalamak isteriz. Bu tür durumları zaman zaman hepimiz yaşamışızdır. Bunun nedenlerine kısaca bir bakalım:

    Kutsal Kitap’ta Kutsal Ruh’un doluluğunun sürekli olmadığını, sürekli yenilenmesi gereken bir deneyim olduğunu açıkça görüyoruz. Petrus Pentikost gününde Kutsal Ruh’la vaftiz oldu ve aynı anda da O’nunla dolup taştı (Elçilerin İşleri 2:1). Ama bundan sonra Kutsal Ruh hayatından ayrılmadığı halde, O’nunla defalarca yeniden dolduğunu görüyoruz:

    O zaman Kutsal Ruh`la dolan Petrus onlara şöyle dedi: “Halkın yöneticileri ve ileri gelenler!

    Eğer bugün bir hastaya yapılan iyilik nedeniyle bizden hesap soruluyor ve bu adamın nasıl iyileştiği soruşturuluyorsa, hepiniz ve bütün İsrail halkı şunu bilin: Bu adam, sizin çarmıha gerdiğiniz, ama Tanrı`nın ölümden dirilttiği Nasıralı İsa Mesih`in adı sayesinde önünüzde sapasağlam duruyor.

    İsa,`Siz yapıcılar tarafından hiçe sayılan, Ama köşenin baş taşı durumuna gelen taş`tır. Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur.”

    Kurul üyeleri, Petrus`la Yuhanna`nın yürekliliğini görüp de bunların eğitim görmemiş, sıradan kişiler olduklarını anlayınca şaştılar ve onların İsa`yla birlikte bulunduklarını farkettiler. İyileştirilen adam, Petrus ve Yuhanna`yla birlikte gözleri önünde duruyordu; bunun için hiçbir karşılık veremediler. Kurul üyeleri onlara dışarı çıkmalarını buyurduktan sonra durumu kendi aralarında tartışmaya başladılar.

    Bu adamları ne yapacağız? dediler. “Yeruşalim`de yaşayan herkes, bunların eliyle olağanüstü bir belirti gerçekleştirildiğini biliyor. Biz bunu inkâr edemeyiz. Ama bu haberin halk arasında daha çok yayılmasını önlemek için onları tehdit edelim ki, bundan böyle İsa`nın adından kimseye söz etmesinler.”

    Böylece onları çağırdılar, İsa`nın adını hiç anmamalarını, o adı kullanarak hiçbir şey öğretmemelerini buyurdular. Ama Petrus`la Yuhanna şöyle karşılık verdiler: “Tanrı`nın önünde, Tanrı`nın sözünü değil de sizin sözünüzü dinlemek doğru mudur, kendiniz karar verin. Biz gördüklerimizi ve işittiklerimizi anlatmadan edemeyiz.”

    Kurul üyeleri onları bir daha tehdit ettikten sonra serbest bıraktılar; onları cezalandırmak için hiçbir gerekçe bulamamışlardı. Çünkü bütün halk, olup bitenler için Tanrı`yı yüceltiyordu. Nitekim mucize sonucu iyileşen adamın yaşı kırkı geçmişti.

    Serbest bırakılan Petrus`la Yuhanna, arkadaşlarının yanına dönerek başkâhinlerle ileri gelenlerin kendilerine söylediği her şeyi bildirdiler. Arkadaşları bunu duyunca hep birlikte Tanrı`ya şöyle seslendiler:

    “Ey Efendimiz! Yeri göğü, denizi ve onların içindekilerin tümünü yaratan sensin. Kutsal Ruh aracılığıyla kulun atamız Davut`un ağzından şöyle dedin: `Uluslar neden hiddetlendi, Halklar neden boş düzenler kurdu? Dünyanın kralları saf bağladı, Hükümdarlar birleşti Rab`be ve Mesihi`ne karşı.`

    Gerçekten de Hirodes* ile Pontius Pilatus, bu kentte İsrail halkı ve öteki uluslarla birlikte senin meshettiğin* kutsal Kulun İsa`ya karşı bir araya geldiler. Senin kendi gücün ve isteğinle önceden kararlaştırdığın her şeyi gerçekleştirdiler. Ve şimdi ya Rab, onların savurduğu tehditlere bak! Senin sözünü tam bir yüreklilikle duyurmak için biz kullarına güç ver. Kutsal Kulun İsa`nın adıyla hastaları iyileştirmek için, belirtiler ve harikalar yapmak için elini uzat.”

    Duaları bitince toplandıkları yer sarsıldı. Hepsi Kutsal Ruh`la doldular ve Tanrı`nın sözünü cesaretle duyurmaya devam ettiler’ (Elçilerin İşleri 4:8-31).

    Bu ayetler bizlere, Kutsal Ruh’un imanlı bir kimsede sürekli olarak bulunduğunu göstermektedir. O’nunla tekrar tekrar dolmalıyız. Rab bizlere, ‘Şarapla sarhoş olmayın, sizi sefahete götürür. Bunun yerine Ruh’la dolu olun’ der (Efesliler 5:18).

    Demek ki doluluğumuz kaybolabilir, ama Kelam tekrar tekrar Ruh’la dolmamızı buyurmaktadır. Kutsal Kitap hiçbir yerde ‘Kutsal Ruh’la mühürlenin’ demiyor, çünkü zaten mühürlendik ve bunun tekarlanmasına gerek yok! Ama, ‘Ruh’la dolu olun’ diyor, çünkü bu doluluk hali geçicidir ve tekrar tekrar verilmesi gerekmektedir.
    Sizler imanllar olarak kendinizi ruhsal olarak boş hissettiğiniz zaman umudunuz, cesaretiniz kırılmasın. Bu olağan bir durumdur. Rab, bu doluluğu daha derin bir şekilde size tekrar vermek istiyor. Bu konuda da Rab’be güvenin. Rab’bin bunu yaşamınızda nasıl gerçekleştirdiğini hayranlıkla göreceksiniz.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.