• This topic has 1 izleyen and 0 yanıt.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24358
    Anonim
    Pasif

    KUTSAL AİLE

    Protestanlar, bekarete adanmışlığı koruyarak, Meryem ve Yusuf’un sahip olduğu bir evliliğin berbat bir şey olacağını söylerler ve onlara göre bu tür evlilikler “suni” anlaşmalardır. Doğru, yaptıkları görülmedik bir olaydı ama aileden birisinin bakire iken doğum yapması veya bir ailenin Tanrı’nın Oğlu’na sahip olması kadar da görülmedik bir olay değildi! Bu iki sebepten dolayı Kutsal Aile normal bir aile değildir ki onlardan normal bir aile üyelerinden beklediğimiz şeyleri yapmalarını bekleyelim.

    Şartlar Meryem ve Yusuf’u belli noktalarda yaşamlarından kurban sunmaya zorunlu kılmıştır. Çünkü bu aile Tanrı’nın Oğlu’nu büyütme şerefine nail olduklarından gerçekten özel bir aile idi ve bu özelliği biz Katolikler değil, Oğlu Mesih İsa’yı bize gönderen Tanrı verdi onlara.

    Kutsal Yazılar’ın Meryem’in daimi bakireliği konusundaki ifadeler, erken dönem Hristiyan Kilisesi’nin Meryem’in bu konumuna dair, 380 yılı civarında yazılan Helvidius ve Jerome arasında tartışmaya yol açan ifadelerine kaynak oluşturmuştur. Helvidius “Rab’bin kardeşleri” sözünden yola çıkarak Meryem ve Yusuf’un İsa’dan sonra da çocuk sahibi olduklarına dair kanısını dile getirmiştir. Büyük bir Kutsal Kitap bilgini olan Jerome ilk başta Helvidius’un yazdıkları hakkında bir yorum yapmayı reddetmişti çünkü yazılanlar (aslında tıpkı Protestanların yazdıkları gibi) “kaile bile alınmayacak, işe yaramaz, sadece tüm dünyanın inancını aşağılamaya kalkışan” bir hikayeydi onun gözünde. Ama arkadaşları bir cevap yazması konusunda Jerome’u ikna edince giderek iş uzadı ve Kutsal Meryem’in Ebedi Bakireliği Hakkında bilimsel bir araştırmaya ve teze dönüştü. Jerome yalnızca yukarıda bahsedilen Kutsa Yazılar’daki noktalara değinmekle kalmayıp, erken dönemin Hristiyan yazarları olan İgnatyus, Polikarpus, İrenaeus ve Şehit Justin gibi isimlere başvurdu. Helvidius bir noktaya geldiğinde artık cevap yazamaz hale geldi ve kendisi ile birlikte tezi de tarihte kötü ünüyle kaldı. Tezi tam 1600 yıl önce çürütülmüş bu insanın adı unutulmuşken, kendisine bir dayanak arayan Protestanların tutunmaya çalıştığı, bizim de Aziz Jerome gibi düşündüğümüz “kaile bile alınmayacak” çürük bir dal parçası oldu sadece.

    Peki eğer “Rab’bin kardeşleri” sözüyle ifade edilen insanlar, İsa’nın Meryem’den olan biraderleri veya yarı-biraderleri değilse, kimlerdi?

    Jerome öncesinde genel kanı, onların Meryem olmayan ama Yusuf’un oğulları olduğu yönündeydi. Ona göre ise, Yusuf Meryem ile evlendiğinde duldu. İlk evliliğinden olma (İsa’dan yaşça büyük olmaları muhtemel ki öyle bir anlam çıkar) çocukları vardı. Erken dönem Hristiyan metinlerinde bahsi geçen bir konu vardır. Yakup’un Evanjelizasyonu Öncesi isimi bir eser (İ.S.125) ; bakireliği Tanrı’ya adanan Meryem’in koruyucusu/kocası olarak hizmet etmek üzere bir grup dul arasından seçilmiş olduğunu kaydetmektedir. Kendisi seçildiğinde Yusuf durumunu “Benim çocuklarım var ve ben yaşlı bir adamım ve oysa o genç bir kız” (4:8-9) şeklinde ifade eder.

    Bugün, en çok kabul gören görüş ise İncil’de adı geçen dört “kardeş” in İsa’nın kuzenleri olduğu yönündedir. Ancak biz en çok tartışma konusu olan Yakup’u ayrı ele alacağız. Genç Yakup’un annesinin adı Meryem olduğunu biliyoruz. Haçın dibinde hazır bulunan kadınlara baktığımızda “Aralarında Mecdelli Meryem, Yakup ile Yusuf’un annesi Meryem ve Zebedi oğullarının annesi (nin) var olduğu”nu görürüz (Mt.27:56).

    “Olup bitenleri uzaktan izleyen kadınlar da vardı. Aralarında Mecdelli Meryem, küçük Yakup ile Yose’nin annesi Meryem ve Salome bulunuyordu” (Mk.15:40).

    Yuhanna’nın ne dediğine bakalım : “İsa’nın çarmıhının yanında annesi, teyzesi, Klopas’ın karısı Meryem ve Mecdelli Meryem duruyordu” (Yhn.19:25). Şimdi bu çarmıha gerilme sırasındaki duruma dair kullanılan ifadeleri karşılaştıracak olursak; Yakup’un ve Yusuf’un annesinin Klopas’ın karısı olması gerektiğini görürüz. Buraya kadar çok iyi.

    Durumun bu kadar açık olmasına rağmen tartışmaya devam edilmesinin nedeni, başka bir yerde Matta 10:3 de bulunan ayette ; Yakup’un, Alfay oğlu Yakup olarak tanımlanması dolayısıyla, bu Meryem o Meryem olduğu halde, Klopas ve Alfay’ın her ikisinin de karısı olamayacağı yönündedir. Ama Alfay ve Klopas aynı kişidir çünkü Aramice bir isim olan Alfay Grekçeye ya Alpheus ya da Klopas olarak geçirilmiştir. Başka bir ihtimal de; Saul’un Pavlus olarak isim alması gibi, Alfay’ın kendi İbranice ismine benzer Grekçe bir isim aldığıdır.

    Yani Yakup kesine yakın bir ihtimal annesi Meryem ve babası Klopas’ın küçük oğullarıdır. İkinci yüzyıl tarihçilerinden olan Hegesippus, Klopas’ın İsa’nın bakıcı babası olan Yusuf’un kardeşi olduğunu aktarır. Yani Yakup, Yusuf’un akrabasıdır ve dolayısıyla Yusuf oğlu olarak bilinen İsa’nın kuzenidir.

    “Rab’bin kardeşleri” nin aslında İsa’nın kuzenleri olduğu anlaşılsa da, uzak veya yakın akrabaları olsalar da, bu kişilerin kimliklerinin tespit edilmesini isteyenler olacaktır ancak ne yazık ki bu tespitleri Kutsal Kitap’a dayanarak onlara dair kesin bir şekilde “falanca isimli teyzesinin oğlu” vs. gibi bir tanımlamaya imkanımız bulunmamaktadır ama Kutsal Kitap’tan ne olursa olsun net bir şekilde öğrenebileceğimiz bu kişilerin, kim aksini iddia etmeye kalkarsa kalksın, Kutsal Bakire Meryem’in çocukları olmadığıdır.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.