ANASAYFA Forum EN ÇOK SORULANLAR YÜZ SORU – YÜZ YANIT (SABİT BÖLÜM) Kuran’a Neden..? İnanmıyoruz.!

  • Dieses Thema hat 2 Teilnehmer und 2 Antworten.
Ansicht von 3 Beiträgen - 1 bis 3 (von insgesamt 3)
  • Autor
    Beiträge
  • #27342
    Anonym
    Inaktiv

    Hıristiyanlar Neden Kur’an-ı Kabul Edemezler?

    Bize hep bu soru sorulur.

    Kafalardaki düşünce şudur.Yada bahsedilen konular da denilir ki:

    *– Sen boşuna Hrıstıyan olmuşun. Bütün „kutsal kitaplar“ sonuçta aynı şeyi söyler, (tastik etmemi beklerler, sonrada bana..)
    Değil mi ? derler.
    *–Hepsi Allah tarafından indirilmedi mi ?
    *–Hepsi Yaratan Tanrı’ya inanmayı ve insanların haklarını yememeyi öğretmiyor mu ?
    *–Cenab-ı hakkın, bütün kıtapları aynı şeyden bahseder.(bu onlara ait yorumdur.)
    Aynı şeyden bahsediyorsa.peki sen neden Hrıstıyan oldun..? diye de devam eder konuşma.

    Hrıstıyan olduğumu, söylediğim zaman, bana hep bu şekilde sorularla geldi insanlar.yada yaptığımız sohpetlerde.

    Kutsal Kitap ile Kur’an arasında önemli bir fark yoksa..
    Kutsal Kıtap’ın , Tanrı Sözü müdür yada değil midir diye tartışmanın hiçbir anlamı yoktur.

    Mantıklı olan her insan şunu düşünür.
    İki Kitap, bizlere Tanrı tarafından esinlenmişse, o zaman onların arasından bir seçim yapmak da söz konusu olmaz.
    Sonuç olarak ta şu söylenir.

    „Biz Allah’ın indirdiği bütün kitaplara inanıyoruz“

    Durum gerçekten bu mu dur..?
    Kur’an’la Kutsal Kitap aynı şeyi mi yazıyor.. ?
    İki Kitap arasındaki farklılıklar sadece yüzeysel mi.. ?
    Yada farklı olan,şey sadece, ibadet şekilleri mi..?
    Yoksa çok farklı ve derin derin zıtlıklar var mıdır, iki kitap arasında.!
    Kuşku başlar..sorular soruları kovalar,sohbet koyulaştık ça. beliren duruştaki
    Sonuç mu.!
    Endişe..

    Himmm..yaaa..yok canım..sen yanlış bilmeyesin,gerçekten senin inandığın İSA peyganber (çünküİSA MESiH’ipeyganber kabul ediyorlar) bu mudur..kuşku dolu sorular, birbiri ardına gelir.

    Akıl işliyor, durmuyorki.Kuşku olabilirmi.?
    Ya birbirinden çok büyük ve önemli farklılıkları varsa ?
    Veya her iki kitabın esas kavramları ve temelleri tamamen çelişki içindeyse ?
    İşin sonunda bir karar vermek zorunda ,,bildikleri,aslında hiç bilmedikleri,konular.
    Zıtlıktan bahsediyorum,benzersizliğini açıklıyorum.

    Birbirlerine zıt olan iki kavramın, ikisinin de doğru olamayacağı kesindir.
    Gerçekte;
    Onları bağdaştırmak mümkün değildir.Kıtap’lardaki mesaj özde farklıdır. iki ayrı yol, hatta iki ayrı Tanrı kavramı vardır.

    Buna ne diyelim ?
    İkisi birden doğru olamaz!
    Gerçeği öğrenme bazen insanları korkutur,kimi zaman.
    İNCİL’i okuduğumuzda , onda Tevrat’tan çok alıntı göreceğiz.
    Çünkü İncil, Tevrat’ın devamı ve tamamlayacısıdır.

    Daha önce verilmiş vahiy olan Tevrat’a başvurarak, daha sonra verilmiş olan İncil’in aynı kaynaktan olup olmadığını ölçebiliriz. Bu tarz karşılaştırma yaptığımız zaman, İncil’in Tevrat ve Zebur’a tamamen uyduğunu görüyoruz.
    Tanrı’nın Sözü olarak bu kitaplar mükemmel ve ilahi bir vahiy bütünü oluşturuyor.

    Karşılaştırma dedim de:
    Bu kez, aynı şekilde Kur’an’ı Tevrat ve İncil ile karşılaştırdığınız zaman, onun aynı kaynaktan olmadığını görmemek mümkün değil dir..

    Kuran, kendisinden önceki kaynaklardan, büyük farklılık gösterir.

    Pastör’ümüz bize bir örnek vermişti.Bu örnek’te:
    demişti ki:

    “ Eski Mısır’da kocaman yontma taşlardan yapılan bir piramidi düşünün. Baş mimar çizdiği planlarda her taşın şeklini ve konacağı yeri gösteriyor. Taş ocağında ustalar her bir taşı baş mimarın planına göre büyük dikkatle kesiyorlar. Sayısız işçiler de böylece hazırlanan taşları inşaat sahasına yavaş yavaş getirip yerine koyuyorlar. Her bir taş aynı plana göre kesildiği için daha önce yerleştirilen taşlara mükemmel bir şekilde uymaktadır. Öyle ki, piramidlerde olduğu gibi kocaman taş kütlelerinin aralıklarına ince bir kağıt bile giremiyor.

    Şimdi diyelim ki yapı tamamlandıktan sonra piramidin ucuna başka bir baş taşı getiriliyor.
    Ne olacak?
    Onu diğer taşlara uydurmak için harcanan bütün çabalar boşa gidecek. Çünkü o taş mimarın planında yer almıyordu ki!
    –Yoksa mimarın planı yanlış mı diyeceğiz ?
    –Taş uymadığı halde yapının üstüne konursa bütün yapıyı bozmaz mı? –Hele o taşın, piramidi tamamlayan en önemli taş olduğu iddia ediliyorsa…“

    Tanrı’nın Sözü’nü, peş peşe gelen vahiylerden oluşan „bir piramit“ olarak düşünebiliriz.
    Tanrı’nın kendisi mimarıdır. Uzun yüzyıllar boyunca O’nun mükemmel planına göre Kutsal Yazılar sırayla peygamberler aracılığıyla gelmiştir. Piramidinin bütün taşları (yazıları) mükemmel bir şekilde tek bir plana göre birbirlerini tam bir uyum içindedir.

    Akıl bize şunu der,O zaman ..önceden gelen, kutsal yazılara uymayan bir yazının aynı „Mimar“dan gelmediği ortadadır.
    İşte Kutsal Kitap’ın bütün „taşları“ birbirlerine uymaktadır.
    İncil’in son kısmı olan „VAHİY“ bölümü, piramidinin doruğudur.

    Doruk ne demek en yüksek seviye..bitiş.. zirve ve sondur.

    Sonuç olarak önceden gönderilmiş,Tanrı’sal Vahiylerle karşılaştırıldığında..Kur’an, bütün çabalara rağmen bu yapıya uymaz.

    Sözünü ettiğimiz Kuran’la.. Kutsal Kitap arasındaki esaslı farklılıklar bu uyumsuzluğu göstermektedir.
    Öyleyse bu taş, mimarın planına uymadığına göre, yapıda yer alamaz.

    İki farklı „Vahiy“ Kavramı incelendiğinde, her iki kitap’ta göze çarpan
    önemli bir özellikte şudur.

    —Kutsal Kitap’taki vahiy kavramı, Kur’an’dakinden çok farklıdır.
    — Kutsal Kitap’a göre, Tanrı’nın Sözü olan kitaplar, İbrahim’in soyu olan Yahudilere emanet edildi.

    „İlk olarak Tanrı’nın sözleri Yahudilere emanet edilmiştir.“.
    Romalılar 3:2 .

    Ayette belirtildiği gibi, Tanrı tarafından bildirilen gerçek, ilk yazılarla Tanrı’sal temeli atar, daha sonra gelen kitaplarla bu yapı kat kat yükselir. Bir binanın yapımı gibi düşünün. önceden açıklanan gerçekler daha derinlik kazanıyor. Yani sonradan gelen bölümler önceki bölümleri geçersiz kılmadığı gibi yerini de almıyor.
    Tersine yan yana,gelip, bir bütün olarak,birbirini tamamlayıp, Tanrı’nın planını açıklıyor.

    Kuran’ı incelediğimizde şunu görebiliriz.
    — Kur’an’dan kaynaklanan vahiy kavramı çok farklıdır.
    Neden farklımı dır.?
    Çünkü:
    Bütün milletlere ayrı ayrı peygamberler gönderilmiştir
    Fâtır Suresi 35:23-24

    İslam alimleri, Kur’an’ın önceki kitapların hükmünü ortadan kaldırıp onları geçersiz kıldığını ileri sürerler.
    Bu dedikleri.. gerçekle ne derece bağdaşabilir.
    Gelen Kıtaplar Tanrı Kıtap’larıysa.. neden..? başta gönderilenle (Kutsal Kıtap) son Kıtap(Kuran) olduğu ileri sürülen kitap’ı farklıdır.
    TANRI bir hata..mı yaptı..ki bu olanaksız bunu da biliyoruz.

    Düşünüyoruz.
    — TANRI Yahudilere neden bu kadar çok sayıda peygamber ve kitap gönderilmiştir ?
    — Zebur ve İncil neden Tevrat’ın hükmün’ün ortadan kalkmadığını söylüyor ?

    –Neden..?
    Ve Neden..?Yahudilere gelen peygamberler dışında diğer kavimlere gelen semavi kitapların izi kalmadı?
    Öyle ya, bir çok din görüşü, söz konusu dünya üzerinde.
    Örneğin,Yoksa çok tanrılı Hindu dininin kutsal kitapları olan „Veda“ ile „Bhagavad Gita“ da mı Tanrı’dan mı.. geldi ?

    — Sonradan gelip Tanrı’nın Sözü olduğu iddiasında bulunan kitaplara ne diyelim? Örneğin Bahaî veya Mormon kitapları… gibi.(Ki bu da ayrı bir konu bizler bunlara sapkınlar diyoruz.)

    Kur’an’ın önceki kitapları tamamlamak için verildiği söylenmeseydi bir sorun kalmazdı. Onu yeni bir din kitabı kabul eder veya kabul etmezdik.Bu konuda, her isteyen istediği gibi düşünür ,inanır ve akıl yürütürdu.

    Ama Kur’an’da şunları okuyoruz:

    „Doğrusu Biz yol gösterici ve nurlandırıcı olarak Tevrat’ı indirdik… (Maîde Suresı 5:44

    „Tevrat’tan sonra Zebur… Dâvûd’a da Zebur’u verdik…“
    Enbiyâ Suresi 21:105; Nisâ Suresı 4:163

    „Meryem oğlu Îsâ’yı, ondan önce gelmiş bulunan Tevrat’ı doğrulayarak gönderdik. Ona, yol gösterici, aydınlatıcı olan ve önünde bulunan Tevrat’ı doğrulayan İncîl’i sakınanlara öğüt ve yol gösterici olarak verdik.“
    Maîde Süresi 5:46

    „Kur’ân’ı önce gelen Kitâb’ı tasdik ederek ve ona şâhid olarak gerçekle sana indirdik.“
    MaîdeSures’ı 5:48

    Sure’lerde biz şunu anlıyoruz.
    Kur’an, önce gelen Kitab’ın doğrulayıcısı olarak tanıtıldığı için, biz onu önceki kitaplarla karşılaştırıyoruz..
    Hatta Kur’an’da bile bu konuyla ilgili olarak şu Ayet vardır.

    „İncil sahipleri, O’nda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar fâsık olanlardır“
    Mâide Suresi 5:47

    Tüm bu Sure’lerde de, bize bildirilen,Önce indirilmiş olan Kutsal KItap’ın gerçek oluşu ve var oluşu. ve doğrulanışı.

    Tevrat’ta iki kere tekrarlanan şöyle bir ayet vardır:

    „Yol var ki, adamın önünde doğru görünür;
    Fakat onun sonu ölüm yollarıdır.“
    Süleyman’ın Özdeyişleri 14:12 ; 16:25

    Değerli Kardeşler.
    Lütfen, Tanrı’nın önündeki sonsuz durumumuzu belirleyecek kadar ciddi konular hakkındaki bilgimiz kulaktan dolma olmasın. Okuyun ve araştırın,anlamaya çalışarak, kendi kendinize sorduğunuz soruların gerçek cevaplarını bulmaya çalışın.

    Gerçeği saptırmaya kadar bu iş götürülüyor.Nasıl mı.!

    Ne yazık ki ..Kutsal Kıtap’ımızı ,biraz bilip onun Kur’an’la çeliştiğini gören bazı Müslümanlar bu kaçınılmaz zıtlığa ucuz bir çözüm getirerek;

    „Tevrat, Zebur ve İncil hak kitaplardır“ değip sonrada ..
    Fakat:

    „Hahamlarla papazlar bu kitapları tahrif ettiler. Bugünkü Kitabı Mukaddes Allah’ın Sözü değildir. Bunun için de, Kitabı Mukaddes’in Kur’an’la birbirini tutmaması doğaldır.“

    Diyor ve devam ederek şunu belirtiyorlar.

    “ Asıl Tevrat, Zebur ve İncil hakkında bilmemiz gereken her şey Kur’an’da bulunur“ diyorlar.

    Bu koskocaman bir yalandır.
    Kutsal Kitap Tanrı’nın Sözü’dür.
    Onun değiştirildiği iddiası uydurmadır.
    Çok yaygın olduğu halde sadece bir yalan ve iftiradır.
    Kutsal Kitap’ın değiştirildiğine dair hiçbir tarihsel kanıt yoktur.
    Üstelik;
    Kur’an’da bile Tevrat veya İncil’in değiştirilmiş olduğunu ileri süren hiçbir ayet de yoktur!
    Tersine

    „Allah’ın sözlerini değiştirebilecek yoktur!“
    En âm Suresi6:34

    „Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur!“ Yûnus Suresi 10:64
    Ayetler vardır.
    Bu sav kendi,inandıkları Kuran!ı inkar yoluna gitmektir.Allahın cayması mümkünmüdur…

    Kuran’da bile, „Allah, sözünden asla caymayacaktır“ der.
    Hacc Suresı22:47

    Elimizdeki Tevrat’la İncil sağlam ve güvenilirdir.

    Gücü her şeye yeten,Yüceler yücesi Tanrı’mız, kendi Kutsal Sözü’nün diğiştirilmesine izin vermez. Tersine, onu korur ve yerine getirir.

    „“Bu peyganberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum.!Her kim bu sözlere bir şey katarsa TANRI’da bu kıtap’ta yazılı belalarını ona katacaktır.Her kim bu peyganberlik kitap’ının sözlerinden bir şey çıkarırsa ,TANRI’da bu kıtap’ta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.“
    Vahiy 22 1819

    „İşte tez geliyorum.vereceğim ödüller yanımdadır.Herkese yaptığının karşılığını vereceğim.“
    Vahiy 22:12

    „Alfa ve Omega birinci ve sonuncu, başlangıç ve son ben im“
    Vahiy 22:13

    RAB İSA Mesih’in lütfu, ona inanmış kardeşlerimle, olsun.Amin.

    #36165
    Anonym
    Inaktiv
    saba;20856 wrote:
    hıristiyanlar neden kur’an-ı kabul edemezler?

    Bize hep bu soru sorulur.

    Kafalardaki düşünce şudur.yada bahsedilen konular da denilir ki:

    *– sen boşuna hrıstıyan olmuşun. Bütün „kutsal kitaplar“ sonuçta aynı şeyi söyler, (tastik etmemi beklerler, sonrada bana..)
    değil mi ? Derler.
    *–hepsi allah tarafından indirilmedi mi ?
    *–hepsi yaratan tanrı’ya inanmayı ve insanların haklarını yememeyi öğretmiyor mu ?
    *–cenab-ı hakkın, bütün kıtapları aynı şeyden bahseder.(bu onlara ait yorumdur.)
    aynı şeyden bahsediyorsa.peki sen neden hrıstıyan oldun..? Diye de devam eder konuşma.

    Hrıstıyan olduğumu, söylediğim zaman, bana hep bu şekilde sorularla geldi insanlar.yada yaptığımız sohpetlerde.

    Kutsal kitap ile kur’an arasında önemli bir fark yoksa..
    Kutsal kıtap’ın , tanrı sözü müdür yada değil midir diye tartışmanın hiçbir anlamı yoktur.

    Mantıklı olan her insan şunu düşünür.
    Iki kitap, bizlere tanrı tarafından esinlenmişse, o zaman onların arasından bir seçim yapmak da söz konusu olmaz.
    Sonuç olarak ta şu söylenir.

    „biz allah’ın indirdiği bütün kitaplara inanıyoruz“

    durum gerçekten bu mu dur..?
    Kur’an’la kutsal kitap aynı şeyi mi yazıyor.. ?
    Iki kitap arasındaki farklılıklar sadece yüzeysel mi.. ?
    Yada farklı olan,şey sadece, ibadet şekilleri mi..?
    Yoksa çok farklı ve derin derin zıtlıklar var mıdır, iki kitap arasında.!
    Kuşku başlar..sorular soruları kovalar,sohbet koyulaştık ça. Beliren duruştaki
    sonuç mu.!
    Endişe..

    Himmm..yaaa..yok canım..sen yanlış bilmeyesin,gerçekten senin inandığın isa peyganber (çünküisa mesih’ipeyganber kabul ediyorlar) bu mudur..kuşku dolu sorular, birbiri ardına gelir.

    Akıl işliyor, durmuyorki.kuşku olabilirmi.?
    Ya birbirinden çok büyük ve önemli farklılıkları varsa ?
    Veya her iki kitabın esas kavramları ve temelleri tamamen çelişki içindeyse ?
    Işin sonunda bir karar vermek zorunda ,,bildikleri,aslında hiç bilmedikleri,konular.
    Zıtlıktan bahsediyorum,benzersizliğini açıklıyorum.

    Birbirlerine zıt olan iki kavramın, ikisinin de doğru olamayacağı kesindir.
    Gerçekte;
    onları bağdaştırmak mümkün değildir.kıtap’lardaki mesaj özde farklıdır. Iki ayrı yol, hatta iki ayrı tanrı kavramı vardır.

    Buna ne diyelim ?
    Ikisi birden doğru olamaz!
    Gerçeği öğrenme bazen insanları korkutur,kimi zaman.
    Incil’i okuduğumuzda , onda tevrat’tan çok alıntı göreceğiz.
    çünkü incil, tevrat’ın devamı ve tamamlayacısıdır.

    Daha önce verilmiş vahiy olan tevrat’a başvurarak, daha sonra verilmiş olan incil’in aynı kaynaktan olup olmadığını ölçebiliriz. Bu tarz karşılaştırma yaptığımız zaman, incil’in tevrat ve zebur’a tamamen uyduğunu görüyoruz.
    Tanrı’nın sözü olarak bu kitaplar mükemmel ve ilahi bir vahiy bütünü oluşturuyor.

    Karşılaştırma dedim de:
    Bu kez, aynı şekilde kur’an’ı tevrat ve incil ile karşılaştırdığınız zaman, onun aynı kaynaktan olmadığını görmemek mümkün değil dir..

    Kuran, kendisinden önceki kaynaklardan, büyük farklılık gösterir.

    Pastör’ümüz bize bir örnek vermişti.bu örnek’te:
    Demişti ki:

    “ eski mısır’da kocaman yontma taşlardan yapılan bir piramidi düşünün. Baş mimar çizdiği planlarda her taşın şeklini ve konacağı yeri gösteriyor. Taş ocağında ustalar her bir taşı baş mimarın planına göre büyük dikkatle kesiyorlar. Sayısız işçiler de böylece hazırlanan taşları inşaat sahasına yavaş yavaş getirip yerine koyuyorlar. Her bir taş aynı plana göre kesildiği için daha önce yerleştirilen taşlara mükemmel bir şekilde uymaktadır. öyle ki, piramidlerde olduğu gibi kocaman taş kütlelerinin aralıklarına ince bir kağıt bile giremiyor.

    şimdi diyelim ki yapı tamamlandıktan sonra piramidin ucuna başka bir baş taşı getiriliyor.
    Ne olacak?
    Onu diğer taşlara uydurmak için harcanan bütün çabalar boşa gidecek. çünkü o taş mimarın planında yer almıyordu ki!
    –yoksa mimarın planı yanlış mı diyeceğiz ?
    –taş uymadığı halde yapının üstüne konursa bütün yapıyı bozmaz mı? –hele o taşın, piramidi tamamlayan en önemli taş olduğu iddia ediliyorsa…“

    tanrı’nın sözü’nü, peş peşe gelen vahiylerden oluşan „bir piramit“ olarak düşünebiliriz.
    Tanrı’nın kendisi mimarıdır. Uzun yüzyıllar boyunca o’nun mükemmel planına göre kutsal yazılar sırayla peygamberler aracılığıyla gelmiştir. Piramidinin bütün taşları (yazıları) mükemmel bir şekilde tek bir plana göre birbirlerini tam bir uyum içindedir.

    Akıl bize şunu der,o zaman ..önceden gelen, kutsal yazılara uymayan bir yazının aynı „mimar“dan gelmediği ortadadır.
    Işte kutsal kitap’ın bütün „taşları“ birbirlerine uymaktadır.
    Incil’in son kısmı olan „vahiy“ bölümü, piramidinin doruğudur.

    Doruk ne demek en yüksek seviye..bitiş.. Zirve ve sondur.

    Sonuç olarak önceden gönderilmiş,tanrı’sal vahiylerle karşılaştırıldığında..kur’an, bütün çabalara rağmen bu yapıya uymaz.

    Sözünü ettiğimiz kuran’la.. Kutsal kitap arasındaki esaslı farklılıklar bu uyumsuzluğu göstermektedir.
    öyleyse bu taş, mimarın planına uymadığına göre, yapıda yer alamaz.

    Iki farklı „vahiy“ kavramı incelendiğinde, her iki kitap’ta göze çarpan
    önemli bir özellikte şudur.

    —kutsal kitap’taki vahiy kavramı, kur’an’dakinden çok farklıdır.
    — kutsal kitap’a göre, tanrı’nın sözü olan kitaplar, ibrahim’in soyu olan yahudilere emanet edildi.

    „ilk olarak tanrı’nın sözleri yahudilere emanet edilmiştir.“.
    Romalılar 3:2 .

    Ayette belirtildiği gibi, tanrı tarafından bildirilen gerçek, ilk yazılarla tanrı’sal temeli atar, daha sonra gelen kitaplarla bu yapı kat kat yükselir. Bir binanın yapımı gibi düşünün. önceden açıklanan gerçekler daha derinlik kazanıyor. Yani sonradan gelen bölümler önceki bölümleri geçersiz kılmadığı gibi yerini de almıyor.
    Tersine yan yana,gelip, bir bütün olarak,birbirini tamamlayıp, tanrı’nın planını açıklıyor.

    Kuran’ı incelediğimizde şunu görebiliriz.
    — kur’an’dan kaynaklanan vahiy kavramı çok farklıdır.
    Neden farklımı dır.?
    çünkü:
    Bütün milletlere ayrı ayrı peygamberler gönderilmiştir
    fâtır suresi 35:23-24

    islam alimleri, kur’an’ın önceki kitapların hükmünü ortadan kaldırıp onları geçersiz kıldığını ileri sürerler.
    Bu dedikleri.. Gerçekle ne derece bağdaşabilir.
    Gelen kıtaplar tanrı kıtap’larıysa.. Neden..? Başta gönderilenle (kutsal kıtap) son kıtap(kuran) olduğu ileri sürülen kitap’ı farklıdır.
    Tanrı bir hata..mı yaptı..ki bu olanaksız bunu da biliyoruz.

    Düşünüyoruz.
    — tanrı yahudilere neden bu kadar çok sayıda peygamber ve kitap gönderilmiştir ?
    — zebur ve incil neden tevrat’ın hükmün’ün ortadan kalkmadığını söylüyor ?

    –neden..?
    Ve neden..?yahudilere gelen peygamberler dışında diğer kavimlere gelen semavi kitapların izi kalmadı?
    öyle ya, bir çok din görüşü, söz konusu dünya üzerinde.
    örneğin,yoksa çok tanrılı hindu dininin kutsal kitapları olan „veda“ ile „bhagavad gita“ da mı tanrı’dan mı.. Geldi ?

    — sonradan gelip tanrı’nın sözü olduğu iddiasında bulunan kitaplara ne diyelim? örneğin bahaî veya mormon kitapları… Gibi.(ki bu da ayrı bir konu bizler bunlara sapkınlar diyoruz.)

    kur’an’ın önceki kitapları tamamlamak için verildiği söylenmeseydi bir sorun kalmazdı. Onu yeni bir din kitabı kabul eder veya kabul etmezdik.bu konuda, her isteyen istediği gibi düşünür ,inanır ve akıl yürütürdu.

    Ama kur’an’da şunları okuyoruz:

    „doğrusu biz yol gösterici ve nurlandırıcı olarak tevrat’ı indirdik… (maîde suresı 5:44

    „tevrat’tan sonra zebur… Dâvûd’a da zebur’u verdik…“
    enbiyâ suresi 21:105; nisâ suresı 4:163

    „meryem oğlu îsâ’yı, ondan önce gelmiş bulunan tevrat’ı doğrulayarak gönderdik. Ona, yol gösterici, aydınlatıcı olan ve önünde bulunan tevrat’ı doğrulayan incîl’i sakınanlara öğüt ve yol gösterici olarak verdik.“
    maîde süresi 5:46

    „kur’ân’ı önce gelen kitâb’ı tasdik ederek ve ona şâhid olarak gerçekle sana indirdik.“
    maîdesures’ı 5:48

    sure’lerde biz şunu anlıyoruz.
    Kur’an, önce gelen kitab’ın doğrulayıcısı olarak tanıtıldığı için, biz onu önceki kitaplarla karşılaştırıyoruz..
    Hatta kur’an’da bile bu konuyla ilgili olarak şu ayet vardır.

    „incil sahipleri, o’nda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar fâsık olanlardır“
    mâide suresi 5:47

    tüm bu sure’lerde de, bize bildirilen,önce indirilmiş olan kutsal kıtap’ın gerçek oluşu ve var oluşu. Ve doğrulanışı.

    Tevrat’ta iki kere tekrarlanan şöyle bir ayet vardır:

    „yol var ki, adamın önünde doğru görünür;
    fakat onun sonu ölüm yollarıdır.“
    süleyman’ın özdeyişleri 14:12 ; 16:25

    değerli kardeşler.
    Lütfen, tanrı’nın önündeki sonsuz durumumuzu belirleyecek kadar ciddi konular hakkındaki bilgimiz kulaktan dolma olmasın. Okuyun ve araştırın,anlamaya çalışarak, kendi kendinize sorduğunuz soruların gerçek cevaplarını bulmaya çalışın.

    Gerçeği saptırmaya kadar bu iş götürülüyor.nasıl mı.!

    Ne yazık ki ..kutsal kıtap’ımızı ,biraz bilip onun kur’an’la çeliştiğini gören bazı müslümanlar bu kaçınılmaz zıtlığa ucuz bir çözüm getirerek;

    „tevrat, zebur ve incil hak kitaplardır“ değip sonrada ..
    Fakat:

    „hahamlarla papazlar bu kitapları tahrif ettiler. Bugünkü kitabı mukaddes allah’ın sözü değildir. Bunun için de, kitabı mukaddes’in kur’an’la birbirini tutmaması doğaldır.“

    diyor ve devam ederek şunu belirtiyorlar.

    “ asıl tevrat, zebur ve incil hakkında bilmemiz gereken her şey kur’an’da bulunur“ diyorlar.

    Bu koskocaman bir yalandır.
    Kutsal kitap tanrı’nın sözü’dür.
    Onun değiştirildiği iddiası uydurmadır.
    çok yaygın olduğu halde sadece bir yalan ve iftiradır.
    Kutsal kitap’ın değiştirildiğine dair hiçbir tarihsel kanıt yoktur.
    üstelik;
    kur’an’da bile tevrat veya incil’in değiştirilmiş olduğunu ileri süren hiçbir ayet de yoktur!
    Tersine

    „allah’ın sözlerini değiştirebilecek yoktur!“
    en âm suresi6:34

    „allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur!“ yûnus suresi 10:64
    ayetler vardır.
    Bu sav kendi,inandıkları kuran!ı inkar yoluna gitmektir.allahın cayması mümkünmüdur…

    Kuran’da bile, „allah, sözünden asla caymayacaktır“ der.
    Hacc suresı22:47

    elimizdeki tevrat’la incil sağlam ve güvenilirdir.

    Gücü her şeye yeten,yüceler yücesi tanrı’mız, kendi kutsal sözü’nün diğiştirilmesine izin vermez. Tersine, onu korur ve yerine getirir.

    „“bu peyganberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum.!her kim bu sözlere bir şey katarsa tanrı’da bu kıtap’ta yazılı belalarını ona katacaktır.her kim bu peyganberlik kitap’ının sözlerinden bir şey çıkarırsa ,tanrı’da bu kıtap’ta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.“
    vahiy 22 1819

    „işte tez geliyorum.vereceğim ödüller yanımdadır.herkese yaptığının karşılığını vereceğim.“
    vahiy 22:12

    „alfa ve omega birinci ve sonuncu, başlangıç ve son ben im“
    vahiy 22:13

    rab isa mesih’in lütfu, ona inanmış kardeşlerimle, olsun.amin.

    mantıklı … :)

    #36220
    Anonym
    Inaktiv

    Sevgili Neslihan,
    Daha önce yaptığım paylaşım Kuran ve Kutsal Kıtap’ın Vahiy kavramının aynı kaynaktan olup olmamasıyla ilğiliydi.

    Şimdi..Paylaştığım konu ..Çelişkili Sure’ler

    Bize soruyorlar ya. Kurana neden inanmıyorsunuz diye ,ki vereceğim sure’ler sadece bir kaç tane,Kuran’da o kadar çok ayet varki, bununla ilğili.

    Siz, mücizelerle ilğili Ayetleri, getirip önümüze koydunuz.Bilgilenme maksatlı..:)
    Eminimki ,bu yazdığım çelişkili sure’ler konusunuda, mantıklı bulacaksınız.

    Örneğin:
    “Din’de zorlama olmaz”
    seklindeki hükmünü veren Kuran,aynı zamanda,“müsrikleri” (puta tapanlari) Islam’a zorlamak için,
    “Müsrikleri öldürünüz”
    Şeklindeki emrini rahatlikla uygulayabilir.

    Bu iki davraniş şekli sizce çelişkili mi.. değilmi.?

    “Dogrulugu süphe götürmeyen kitab’tir”
    Bakara 2
    “Eger o, Allah’tan baskasi tarafindan gelmis olsaydi onda bir çok tutarsizlik (bulunurdu)” 4 Nisa 82

    Başkası tarafından gelmiş olsaydı.. onda tutarsızlıktan bahsediyor.
    Yukardaki Ayetlerde yazdığım çelişkiler ne oluyor o zaman .?

    Mantıklı her insan ,Kur’an’i okumaya basladiginda an, daha ilk satirlarindan itibaren çelismeli hükümleri karsimizda bulur.

    En’am Suresi” 107ci ayet söyle der:

    “Tanri dileseydi puta tapmazlardi”

    Bir kaç ayet ilerde su vardir:

    “Allah dilemedikçe inanmazlar” (K. 6 En’am 111)

    Bundan,sen ne anlarsın.?
    Bence şu demek. inanmak ya da puta tapmak Tanri’nin dilegine baglidir ve eger Tanri dilemis olsaydi kisiler puta tapmazlardi.

    Devam ediyorum.gene aynı En’am Sure’sinde:

    “.. puta tapanlardan yüz çevir”
    En’am 106) .

    Tevbe suresi’nde de puta tapanlarin öldürülmelerini emreden su ayet vardir.

    Müsrikleri (puta tapanlari) buldugunuz yerde öldürün,..”
    Tevbe 5

    Bir baska deyisle, Kuran’a gore, Tanri kisiyi hem “putperest” (müsrik) birakmistir, ve hem de “putperest’tir” diye cezalandirmaktadir.

    Bu sence mantıklı mı?
    Allah kişiyi hem putperst yapıyor,hemde putperst diye cezalandırıyor.
    Devam ediyorum başka bir örnek,En’am Suresi’ndeki su ayet’dir:

    “Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini islamiyete açar, kimi de saptirmak isterse… kalbini dar ve sikintili kilar. Allah inanmayanlari küfür batakliginda birakir”
    6 En’am 125

    Dikkat ettinmi son tümce çeliski halindedir.
    Cünkü ilk iki tümceye göre kisi’yi “Müslüman” ya da “Kafir” yapan Tanri’dir; fakat Tanri, kafir yaptiklarini Cehennem’e atmaktadir.

    Yineliyorum..sence bu mantık’lımıdır.?

    Devam ediyorum. Bakara Sure’sinin 6.ayet’i söyle der:

    “Süphe yok ki, inkar edenleri (kafir olanlari), baslarina gelecekle (azab ile) uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar”
    Bakara 6.

    Bu ayet’in hemen arkasindan su ayet gelir:

    “Zira Allah onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürlemistir; gözlerinde de perde vardir ve büyük azab onlar içindir”
    Bakara 7

    Bu nasıl bir Allah’ki, kisileri “kafir” yapıp, onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürlüyor,daha sonra da, kendisinin “kafir” yaptiklarini, büyük bir azab’a sokuyor.

    Gördüğün gibi tutarsiz ve çelişkili birbirini tutmayan ayetler de akla ilk gelen,tutarsız bir Yaratıcı varlığı..
    Bunu Mantık’ın alıyor mu.?

    Sen arı Örneğini vermiştin.Mücizelerde, bak bende sinekle ilğili bir konudan sana bahsetmek istiyorum.

    Yemek yerken yemek kabina sinek düsecek olursa, sinegin disarda kalan kanadini yemegin içine batirip sonra çikarip atmalarini,
    Çünkü bunun bir “Peygamber emri” oldugunu, “peygamberin söylemesine göre
    ” sinegin iki kanadinin birisinde hastalik, öbüründe sifa bulundugunu“ ve “idrak sahibi” olan sinegin önce zehirli kanadini yemege soktugunu ve bu nedenle eger diger kanat iyice yemege batirilacak olursa hastalik olmayacagini belirtirlerken,

    Bazi kimselerin:

    Bir sinegin iki kanadinda nasil olur da hem da (hastalik) hem deva oluruna karşılık, soru sormalarini “günah” saymakta ve soranlari en azindan “inatci cahil” olarak tanimlamaktadir.

    Soru soran cahil ve inatcı oluyor Pes.. doğrusu.
    Sence.. bu mantık’lımı.?

    Peyganberin güçlendiği dönemlerde ,Kur’an’in Tanri sözleri olmadigini söylemek ya da Muhammed’in yasam ve davranislarini elestirmek ya da buna benzer görüsler öne sürmek, dehset verici cezalara baglanmistir ki bunlar arasinda ellerin ve ayaklarin “çaprazlama kestirilmesi” gibi olanlari vardir .( Maide: 5 )

    İnsanlik tarihi boyunca elestiri ve tartisma olasiligina yer vermeyen hiç bir sistem, gerilikten çikamamistir.

    Esenlikle.

Ansicht von 3 Beiträgen - 1 bis 3 (von insgesamt 3)
  • Du musst angemeldet sein, um auf dieses Thema antworten zu können.