ANASAYFA Forum HRİSTİYAN TÜRKLER Tarih İçerisinde Anadolu’daki Hristiyanlık… Keske Anadolu O Zamanlar Müslüman Olmasaydi

  • Bu konu 5 izleyen ve 9 yanıt içeriyor.
10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24189
    klaus
    Anahtar yönetici

    Prof. Dr. Emin Alıcı, “Matbaayı Müslüman olmayanlar kullandı, gelişti. Keşke o zamanlar Anadolu Müslüman olmasaydı” dedi

    İzmir’de, Ertuğrul Gür tarafından 10 yıldır organize edilen, aydın ve ilerici iş ve siyaset insanlarının katılımıyla gerçekleşen “Karşıyaka Toplantıları”nın bu ayki konuğu Dokuz Eylül Üniversitesi RektörüProf. Dr. Emin Alıcı’ydı. Alıcı, “Değişen Dünya Koşullarında Türkiye’nin Konumu” üzerine bir konuşma yaptı. İşte Alıcı’nın toplantıda söylediği, ama sonradan ‘söylemedim’ dediği ‘incilerden’ satırbaşları…

    * Fatih Sultan Mehmet çok iyi yetişmiştir, felsefe, tarih, yabancı diller bilir. Ne yazık ki ülkenin akıl ve bilimle değil de din yoluyla yönetilmesi tercihini yaparak, hem Osmanlı’nın kaderini, hem de dünyanın tarihini değiştirmiştir.

    * Osmanlı’nın kovduğu akıl ve bilim Avrupa’da gelişti. 1450’li yıllarda matbaa bulundu ve hızla Avrupa’da yayıldı. Biz, bulunduktan 230 hatta 250 yıl sonra matbaayı kullanabildik.

    * Yasaklar nedeniyle Müslüman halk matbaayı kullanamıyor. Fakat bu sürede Anadolu’da matbaayı kullanan birileri var. Çünkü Padişah diyor ki matbaa Müslümanlar için haram, ama Müslüman olmayanlar için helal. Kim kullanabilir? Museviler kullanabilir, başka Müslüman olmayan kim varsa hepsi, kullanabilir.

    * Keşke o zaman Anadolu Müslüman olmasaydı. Ve arkadaşlar Anadolu’da Müslüman olmayanlar insanlarda okuma yazma süratle çoğalıyor ama Müslüman olan Anadolu halkı okuma yazmada nasibini alamıyor. Cumhuriyet kurulduğu zaman Anadolu’daki okuma yazma bilen kadın sayısı bin değil, biliyor musunuz arkadaşlar?

    * Atatürk’ün ölümünden sonra Amerika ve İngiltere gibi ülkelerin etkisiyle yapılan hatalar sonucu 12 Eylül’e gelindi. Amerika’nın öz evlatlarından birisi başbakanımız oldu ve o günden sonra borçlanma katlanarak devam etti. 1982’ye kadar Türkiye’nin dış borç miktarı 13 milyar dolardı. 1982’den günümüze olan borçlanma miktarımız 370 milyar dolar ve bunun üçte biri son 4 yılda gerçekleşti.

    * Amerika en son 3 Kasım’da kökten dinci bir grubu başa getirerek yine istediği iktidarı sağladı. 4 Kasım’da Genelkurmay başkanı Amerika’ya çağrılır, neler yapacağı söylenir ve artık Türkiye, Türkiye olmuştur.

    * Türkiye son iktidarla uzatmaları oynuyor, hak kavramı kalktı, ulufe kavramı geldi. Demokratik işbirliği içinde ortak karar verilmelidir. Bugün karar verirsek 20 senede kurtulabiliriz. Dünyada ne kadar vatan haini varsa sanki ülkemizde toplanmış.

    * Cumhurbaşkanının yerine “doğru düzgün bir adam” gelmezse kötü olacak. Adamın beyninin açık olması gerekir, hanımının başı açık-kapalı olmuş önemli değil. Genel seçimleri ölüm pahasına almak zorundasınız. Bunu başaramazsanız torunlarınızdan utanacaksınız, başınızı öne eğeceksiniz. Aklın ve bilimin yolu kazanmalıdır seçimi.

    Rektör ‘normal bir insan söylemez’ dedi ama…
    Yazı İşlerinin toplantı masasında, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Emin Alıcı’nın ”Matbaanın bulunduğu yıllarda keşke Anadolu Müslüman olmasaydı “ sözü şok etkisi yaptı. Her ne kadar Halıcı’nın ’Karşıyaka Toplantıları’ndaki konuşması çok tartışılacak başka ifadeler içeriyorsa da ”Keşke Anadolu Müslüman olmasaydı“ sözü, masadakileri ”bir hata yapmayalım“ endişesine sevkedecek kadar dikkat çekiciydi.

    Yazı İşleri Koordinatörü Atilla Güner, ANKA Ajansı’nın yönetimine ulaştı ve Prof.Dr. Emin Alıcı’nın konuşmasının ”ses kaydı“ bulunduğunu ve haber metninde maddi bir hata olmadığını öğrendi. Bu kez Yazı İşleri Müdürü Barlas Yurtsever, Alıcı’ya ulaşarak ”Keşke Anadolu Müslüman olmasaydı“ sözünün kendisine ait olup olmadığını sordu. Rektörün yanıtı şuydu: ”Bu söz kesinlikle bana ait değil. Normal bir insan, aklı başında bir insan bu sözü söylemez. Söyleseydim, önce toplantıdakiler bana tepki gösterirdi.”

    Alıcı, “Ajans, konuşmanızı kayda almış, bu cümleyi kullandığınızı söylüyor ve haberinde ısrar ediyor” hatırlatmasına ise şu karşılığı verdi: “Hani kuru iftira derler ya, iftiranın çifte kavrulmuş kurusu. Oradaki muhabir not alıyordu, ses kaydı almadı.”

    AMA SES KAYDI VAR
    Çaresiz, tekrar ANKA yönetimine döndük. Atilla Güner, bu kez ses kaydının bize dinletilmesini ve ayrıca elektronik posta yoluyla ulaştırılmasını istedi. Bu talebimize karşılık ANKA muhabiri Atilla Güner’i arayarak, Alıcı’nın konuşmasında tartışılan sözlerin ses kaydını dinletti. Halıcı’nın bu sözleri söylediği anlaşılınca Yazıişleri, “Olmadı Rektör Bey” başlığıyla bu haberi sunmaya karar verdi.

    PAPA ETKİSİ GÖSTERİR
    Rektör daha sonra Barlas Yurtsever’i birkaç kez arayarak, bu sözü kendisinin değil, bir başkasının söylediğini ileri sürdü. Ancak, toplantıyı düzenleyen Ertuğrul Gür ve toplantıya katılan Dr.Hülya Güven bu kişinin kim olduğunu hatırlayamadı. Halıcı’nın son değerlendirmesi şöyle oldu: ”Ben Hıristiyanım ve bu sözler Papa’nın Müslümanlar’a sarfettiği sözler kadar etkili olur ve sonuçları da benim için çok kötü olur.”

    VATAN

    #29151
    Anonim
    Pasif

    Benim düşünceme göre bazı şeyler değerlendirilirken o günün şartları da mutlaka göz önüne alınmalıdır.

    Örneğin şuan için en iyi yönetim şeklinin cumhuriyet olduğu kabul edilir ve Osmanlı Devleti’de cumhuriyet yerine şeriatı seçtiğinden dolayı sık sık eleştirilir.Bu günün mantığına göre doğru bir eleştiri olabilir; ama peki ya o günün şartların da?Acaba o günün dünyasında cumhuriyet varmıydıda Osmanlı Devleti cumhuriyeti getirmemişti?

    Osmanlı Devletin’de dinin bilime üstün geldiği bir gerçektir.Bu mantıktan dolayı bu gün bir çok şeyi kaybettiğimizide görüyoruz (yukarıdaki matbaa örneği gibi).Oysaki o günün şartları düşünüldüğünde dinin bilime üstün gelmesi hiç de garipsenecek bir şey değildi.

    Bazı şeyleri değerlendirirken doğruyu bulabilmek adına objektif olmamız gerektiğini düşünüyorum.O günün dünyasında buna benzer hataları Hristiyanlar da (Katolik Kilise de) yapmadı mı?(Örneğin enginizasyon mahkemeleri).

    #29153
    Anonim
    Pasif

    Sayın burç; sanıyorum ki; içinizden bana biraz kızacaksınız. ” Benim düşünceme ” göre yorum olmaz. Olursa; nasıl olur ? O zaman iyi bir araştırma yapmak gerekir.

    “Osmanlı Tarihi” ni iyice incelemenizi öneririm.Ayrıca insansal sistemler, bizim bugün ( kendi kafamızdan düşüncelerimize göre ) öznel düşüncelerimize göre oluşmamıştır.

    Burada; ” dinin” bilime üstün gelmesi değil; egemenliğin nasıl korunacağıdır. 1789 Fransız devriminde ( konumuzdan soyut değil ) burjuva ( kentsoylular ) ilk önce dini reddetmiş; ama sonra dinsel olgulara sarılmıştır. Zira; egemenliğini sürdürmek için.

    Osmanlı yönetimin sunni olması; Anadolu’da halkın karşıt olarak aleviliye yönelmesine ve çeşitli ayaklanmalara nedenine sebep olmuştur. Bunlar bir iki tümceyle anlatılacak basit şeyler değildir. Zira; tarihe baktığımızda, baskı her daim karşıt halkın tepkisini görmmüştür.

    Neyse !… Anlatılacak çok şey var ama !… Şimdilik siz; sayın Server TANİLLİ’nin imzası olan 1.017 sayfalık ” Osmanlı İmparatorluğu Tarihi ” adlı iki ciltlik kitabı bir okuyun ya da gözden geçirin ; sonra kaldığımız yerden devam ederiz.

    Rab, yüreğinizde olsun.:elsalla:

    #29154
    Anonim
    Pasif

    @fırat çölgeçen 5710 wrote:

    Sayın burç; sanıyorum ki; içinizden bana biraz kızacaksınız. ” Benim düşünceme ” göre yorum olmaz. Olursa; nasıl olur ? O zaman iyi bir araştırma yapmak gerekir.

    “Osmanlı Tarihi” ni iyice incelemenizi öneririm.Ayrıca insansal sistemler, bizim bugün ( kendi kafamızdan düşüncelerimize göre ) öznel düşüncelerimize göre oluşmamıştır.

    Burada; ” dinin” bilime üstün gelmesi değil; egemenliğin nasıl korunacağıdır. 1789 Fransız devriminde ( konumuzdan soyut değil ) burjuva ( kentsoylular ) ilk önce dini reddetmiş; ama sonra dinsel olgulara sarılmıştır. Zira; egemenliğini sürdürmek için.

    Osmanlı yönetimin sunni olması; Anadolu’da halkın karşıt olarak aleviliye yönelmesine ve çeşitli ayaklanmalara nedenine sebep olmuştur. Bunlar bir iki tümceyle anlatılacak basit şeyler değildir. Zira; tarihe baktığımızda, baskı her daim karşıt halkın tepkisini görmmüştür.

    Neyse !… Anlatılacak çok şey var ama !… Şimdilik siz; sayın Server TANİLLİ’nin imzası olan 1.017 sayfalık ” Osmanlı İmparatorluğu Tarihi ” adlı iki ciltlik kitabı bir okuyun ya da gözden geçirin ; sonra kaldığımız yerden devam ederiz.

    Rab, yüreğinizde olsun.:elsalla:

    Sevgili kardeşim fırat çölgeçen,

    Bahsetmiş olduğunuz kitabı mutlaka temin edip okuyacam.

    Yazıma “benim düşünceme göre” diyerek başlamak istedim çünkü göreceli konulardı.

    Ben o günün dünyasında bu tarz hataların sadece Osmanlı’ya ait olmadığını; diğer devlet ve dinlerinde bu tarz hatalar yaptığına inanıyorum ki tarih te bunu gösteriyor.

    Ama sanırım hem fikir değiliz :)

    Böyle bir durumda ben yazımı noktalıyorum.

    #29156
    Anonim
    Pasif

    Sayın burç;

    ” Ama sanırım hem fikir değiliz ” tümcesinden önceki yazdığınız tek tümcelik söz ; yazdığım yazıdaki ” 1789 Fr. … ” örneğiyle aynı paralelliktedir.

    Eğer ben yalnış anladıysam ve de sizi istemeden kırdıysam; Rab’de özür dilerim. Benimki; sadece bir yorum ve de yardımcı olabileceğim konusundaydı.

    Yazınızı; noktalamayın. Lütfen devam ediniz.Zira bu konular; çok uzun… Ben herşeyi bilemem. Sadece Rab’bin bana verdiği oranda ve anladığım oranda bilgimi sunarım.

    Rabbin sevgisi sizinle olsun.:elsalla:

    #29158
    Anonim
    Pasif

    @fırat çölgeçen 5714 wrote:

    Sayın burç;

    ” Ama sanırım hem fikir değiliz ” tümcesinden önceki yazdığınız tek tümcelik söz ; yazdığım yazıdaki ” 1789 Fr. … ” örneğiyle aynı paralelliktedir.

    Eğer ben yalnış anladıysam ve de sizi istemeden kırdıysam; Rab’de özür dilerim. Benimki; sadece bir yorum ve de yardımcı olabileceğim konusundaydı.

    Yazınızı; noktalamayın. Lütfen devam ediniz.Zira bu konular; çok uzun… Ben herşeyi bilemem. Sadece Rab’bin bana verdiği oranda ve anladığım oranda bilgimi sunarım.

    Rabbin sevgisi sizinle olsun.:elsalla:

    Sevgili kardeşim fırat çölgeçen,
    Yanlış anlaşıldım ve asıl ben sizden özür dilerim.
    “Yazımı noktalıyorum” derken, fikir ayrılıklarına düşeceğimizi düşünmüştüm ve bir şekilde burada hristiyan kardeşlerin tartışma ortamına girmemesi taraftarıyım.

    Ben genel anlamda bu tarz düşüncelere karşıyım; çünkü Osmanlı İmparatorluğunu İslam’ı seçtiğinden dolayı eleştirmekle elimize pekte fazla bir şey geçeceğini sanmıyorum.Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu İslam yerine Hristiyanlığı seçmiş olsaydı belki matbaayı ülkemize sokabilecekti; ama bu seferde daha farklı konularda hata yapacaktı; çünkü o günün dünyası bu tarz hatalara oldukça elverişliydi.
    Kendi düşüncemi yazmak gerekirse…Elbetteki Osmanlı İmparatorluğunun İslam yerine Hristiyanlığı seçmesini isterdim; çünkü İncil’e baktığımız zaman, bu kutsal kitabın dünyaya yayılmasında bu topraklar çok büyük rol oynamıştır.
    Ama sonuçta Osmanlı İmparatorluğu İslam’ı seçti ve Padişahların bireysel olarak yapmış olduğu hataları da (matbaanın getirilmemesi gibi) İslam’a mal etmeyelim.Bu gerçekten büyük bir yorum hatası olur; çünkü biz bunu iddia ettiğimiz zaman, İslam’ı savunan biri de dünya dönüyor dediği için öldürülen Galile örneğini gösterip Hristiyanlığı kötüler ki bu da büyük bir hata olur.Bireysel yapılan yanlışları bir dine yüklemek bizi objektif sonuçlara götürmez.
    İslam’ı eleştirmeyelim demiyorum.İslam dininin mantık hatalarını oturalım tartışalım.Örneğin ellerinde hiçbir kanıt olmamasına rağmen İncil’in değiştirildiğini iddia etmeleri çok büyük yanılgı ve yanlıştır.bu tarz konuları oturalım ve tartışalım; çünkü ortada bir dinin yapmış olduğu büyük bir mantık hatası var; ama bireysel hatalardan yola çıkarak bir dini eleştirmek bizim için olumlu sonuçlar doğurmayacaktır.

    #29174
    Anonim
    Pasif

    Sayın burç; sizin söyleminize katılıyorum. Siz açık ve net olarak tartışılacak konuları ifade etmişsiniz. Bu da doğru…

    Yalnış değerlendirmeyin ama; yazınızı yaklaşık 15 saat sonra okudum ( Bazı öznel nedenlerden dolayı ). ” .. dünya dönüyor dediği için öldürülen Galile..” için yazdığınız yazı satırları dalgınlığınıza geldi, sanırım. Galileo; öldürülmedi ki!.. Tabi ki; engisizyonda yargılandı….

    Bu dikkatimi çekti; işte benim gibi dinazorlar, bazen buna dikkat ederler. Ama; öldürüldü ifadesi; inanlı karşıtlarının kullandığı gerçek dışı bir propagandadır.Belki de onun için ifadenizde kullandınız.

    Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.isamesihyasiyor

    #29251
    Anonim
    Pasif

    @fırat çölgeçen 5746 wrote:

    Yalnış değerlendirmeyin ama; yazınızı yaklaşık 15 saat sonra okudum ( Bazı öznel nedenlerden dolayı ). ” .. dünya dönüyor dediği için öldürülen Galile..” için yazdığınız yazı satırları dalgınlığınıza geldi, sanırım. Galileo; öldürülmedi ki!.. Tabi ki; engisizyonda yargılandı….

    Galile ”Dünya’nın döndüğü” iddiasını devam ettirseydi idam edilecekti.Bu sebeble Dünya Dönüyor geri çekmek zorunda kaldı ve tevbe etti.Bunun üzerine Engizisyon mahkemesi Galileyi affetti!

    Tabi bilimsel bir gerçeği dile getiren bir Bilimadamının ”Hristiyan din adamları” tarafından idamla yargılanmasıda Avrupa ve ……….. için düşündürücüdür!

    Noktalı bölgeye ben bir şey yazmıyorum.Sizler doldurun :)

    #32376
    Anonim
    Pasif

    @Evangelist 2902 wrote:

    Prof. Dr. Emin Alıcı, “Matbaayı Müslüman olmayanlar kullandı, gelişti. Keşke o zamanlar Anadolu Müslüman olmasaydı” dedi

    İzmir’de, Ertuğrul Gür tarafından 10 yıldır organize edilen, aydın ve ilerici iş ve siyaset insanlarının katılımıyla gerçekleşen “Karşıyaka Toplantıları”nın bu ayki konuğu Dokuz Eylül Üniversitesi RektörüProf. Dr. Emin Alıcı’ydı. Alıcı, “Değişen Dünya Koşullarında Türkiye’nin Konumu” üzerine bir konuşma yaptı. İşte Alıcı’nın toplantıda söylediği, ama sonradan ‘söylemedim’ dediği ‘incilerden’ satırbaşları…

    * Fatih Sultan Mehmet çok iyi yetişmiştir, felsefe, tarih, yabancı diller bilir. Ne yazık ki ülkenin akıl ve bilimle değil de din yoluyla yönetilmesi tercihini yaparak, hem Osmanlı’nın kaderini, hem de dünyanın tarihini değiştirmiştir.

    * Osmanlı’nın kovduğu akıl ve bilim Avrupa’da gelişti. 1450’li yıllarda matbaa bulundu ve hızla Avrupa’da yayıldı. Biz, bulunduktan 230 hatta 250 yıl sonra matbaayı kullanabildik.

    * Yasaklar nedeniyle Müslüman halk matbaayı kullanamıyor. Fakat bu sürede Anadolu’da matbaayı kullanan birileri var. Çünkü Padişah diyor ki matbaa Müslümanlar için haram, ama Müslüman olmayanlar için helal. Kim kullanabilir? Museviler kullanabilir, başka Müslüman olmayan kim varsa hepsi, kullanabilir.

    * Keşke o zaman Anadolu Müslüman olmasaydı. Ve arkadaşlar Anadolu’da Müslüman olmayanlar insanlarda okuma yazma süratle çoğalıyor ama Müslüman olan Anadolu halkı okuma yazmada nasibini alamıyor. Cumhuriyet kurulduğu zaman Anadolu’daki okuma yazma bilen kadın sayısı bin değil, biliyor musunuz arkadaşlar?

    * Atatürk’ün ölümünden sonra Amerika ve İngiltere gibi ülkelerin etkisiyle yapılan hatalar sonucu 12 Eylül’e gelindi. Amerika’nın öz evlatlarından birisi başbakanımız oldu ve o günden sonra borçlanma katlanarak devam etti. 1982’ye kadar Türkiye’nin dış borç miktarı 13 milyar dolardı. 1982’den günümüze olan borçlanma miktarımız 370 milyar dolar ve bunun üçte biri son 4 yılda gerçekleşti.

    * Amerika en son 3 Kasım’da kökten dinci bir grubu başa getirerek yine istediği iktidarı sağladı. 4 Kasım’da Genelkurmay başkanı Amerika’ya çağrılır, neler yapacağı söylenir ve artık Türkiye, Türkiye olmuştur.

    * Türkiye son iktidarla uzatmaları oynuyor, hak kavramı kalktı, ulufe kavramı geldi. Demokratik işbirliği içinde ortak karar verilmelidir. Bugün karar verirsek 20 senede kurtulabiliriz. Dünyada ne kadar vatan haini varsa sanki ülkemizde toplanmış.

    * Cumhurbaşkanının yerine “doğru düzgün bir adam” gelmezse kötü olacak. Adamın beyninin açık olması gerekir, hanımının başı açık-kapalı olmuş önemli değil. Genel seçimleri ölüm pahasına almak zorundasınız. Bunu başaramazsanız torunlarınızdan utanacaksınız, başınızı öne eğeceksiniz. Aklın ve bilimin yolu kazanmalıdır seçimi.

    Rektör ‘normal bir insan söylemez’ dedi ama…
    Yazı İşlerinin toplantı masasında, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Emin Alıcı’nın ”Matbaanın bulunduğu yıllarda keşke Anadolu Müslüman olmasaydı “ sözü şok etkisi yaptı. Her ne kadar Halıcı’nın ’Karşıyaka Toplantıları’ndaki konuşması çok tartışılacak başka ifadeler içeriyorsa da ”Keşke Anadolu Müslüman olmasaydı“ sözü, masadakileri ”bir hata yapmayalım“ endişesine sevkedecek kadar dikkat çekiciydi.

    Yazı İşleri Koordinatörü Atilla Güner, ANKA Ajansı’nın yönetimine ulaştı ve Prof.Dr. Emin Alıcı’nın konuşmasının ”ses kaydı“ bulunduğunu ve haber metninde maddi bir hata olmadığını öğrendi. Bu kez Yazı İşleri Müdürü Barlas Yurtsever, Alıcı’ya ulaşarak ”Keşke Anadolu Müslüman olmasaydı“ sözünün kendisine ait olup olmadığını sordu. Rektörün yanıtı şuydu: ”Bu söz kesinlikle bana ait değil. Normal bir insan, aklı başında bir insan bu sözü söylemez. Söyleseydim, önce toplantıdakiler bana tepki gösterirdi.”

    Alıcı, “Ajans, konuşmanızı kayda almış, bu cümleyi kullandığınızı söylüyor ve haberinde ısrar ediyor” hatırlatmasına ise şu karşılığı verdi: “Hani kuru iftira derler ya, iftiranın çifte kavrulmuş kurusu. Oradaki muhabir not alıyordu, ses kaydı almadı.”

    AMA SES KAYDI VAR
    Çaresiz, tekrar ANKA yönetimine döndük. Atilla Güner, bu kez ses kaydının bize dinletilmesini ve ayrıca elektronik posta yoluyla ulaştırılmasını istedi. Bu talebimize karşılık ANKA muhabiri Atilla Güner’i arayarak, Alıcı’nın konuşmasında tartışılan sözlerin ses kaydını dinletti. Halıcı’nın bu sözleri söylediği anlaşılınca Yazıişleri, “Olmadı Rektör Bey” başlığıyla bu haberi sunmaya karar verdi.

    PAPA ETKİSİ GÖSTERİR
    Rektör daha sonra Barlas Yurtsever’i birkaç kez arayarak, bu sözü kendisinin değil, bir başkasının söylediğini ileri sürdü. Ancak, toplantıyı düzenleyen Ertuğrul Gür ve toplantıya katılan Dr.Hülya Güven bu kişinin kim olduğunu hatırlayamadı. Halıcı’nın son değerlendirmesi şöyle oldu: ”Ben Hıristiyanım ve bu sözler Papa’nın Müslümanlar’a sarfettiği sözler kadar etkili olur ve sonuçları da benim için çok kötü olur.”

    VATAN

    Keşke o zaman Anadolu Müslüman olmasaydı. Ve arkadaşlar Anadolu’da Müslüman olmayanlar insanlarda okuma yazma süratle çoğalıyor ama Müslüman olan Anadolu halkı okuma yazmada nasibini alamıyor. Cumhuriyet kurulduğu zaman Anadolu’daki okuma yazma bilen kadın sayısı bin değil, biliyor musunuz arkadaşlar?
    BU sozu kimin soyledigiyle degil tarihi yargılamaların dikkatli yapılması ustune vurgu yapmak istiyorum.sozu soyleyenin 14. veya 15. yuzyıldan realkarnasyonla geri dondu sanırım.o zamanki anadolu kadınıda erkegide devletine vergisini cephede evladını anarşist cetelerede hayatını vermekle mesguldu.tabiki gayrimuslim halk askere alınmıyor ve ticarette kaputilasyonlarla
    destekleniyordu.ozamanlar muslim genclere mason teskilatlarından burs verilmiyordu yani.lütfen tarihi o anın sartlarına gore degerlendirelim,afrika hristiyanlastı noldu??guney amerika hristiyanlastı ne oldu??bi anadoluyu spmurge yapmadıkları kaldıydı azkalsa saolun varolun oda oluyordu…lutfen anadolunun kıymetini bilelim,tabi bu toprakların insanıysanız…

    #32443
    Anonim
    Pasif

    sayın burç,bencede bu fikirde dinin teknoloji veya bagnazlıkla karıstırmamalıyız.cunku biliyorsunuzdur endülüs emevilerinin kurtuba(cordoba) ilimle,sanatla devrinin cok otesindeyken,londra koy gibiydi..yani o halde bunun sebebide hristiyanlıkmıydı??kuran da ilimle bilimle ugrasmayın diye bisey yazmıyor.yani alın dibimizdeki gurcistanda ermenistanda hristiyan cok mu iyi durumdalar..biraz mantıklı dusunelim lutfen.saygılarımla

10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.