ANASAYFA Forum HRİSTİYAN YAŞAMI VE UYGULAMALARI Diriliş Isa Mesih ve Ölümü

  • Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26827
    Anonim
    Pasif

    İSA MESİH VE ÖLÜMÜ

    Tüm Hristiyan dünyası her yıl olduğu gibi İsa Mesih’in ölümünü ve dirilişini kutlamaya hazırlanıyor. Ama ne acıdır ki, insanların cok büyük bir bölümü Diriliş Bayramını kutlamaya hazırlanırken, İsa Mesih’in ölümünün ve dirilişinin asıl anlamını bilmiyorlar, araştırıp öğrenme gereğini bile duymuyorlar. Kaç kişi ‘İsa Mesih neden dünyamıza geldi, neden çarmıha gerildi, neden öldürüldü? diye merak edip de araştırıyor? İncil vaizi Billy Graham bir vaazında İsa Mesih ve ölümü hakkında şu sözleri söylüyor.

    İsa Mesih kendisinin ‘Alfa ve Omega, yani Başlangıç ve Son’ olduğunu söylüyordu. Yalnızca O, insanı Tanrı’ya götürecek güce sahipti. Ama bunu yapacak mıydı? Yaparsa, yeryüzüne gelmesi gerekecekti. Bir hizmetçi görünümüne bürünmek zorunda kalacaktı. İnsan benzeyişini alacaktı. Kendisini alçaltması ve ölüm derecesinde itaat etmesi gerekecekti. Günahla göğüs göğüse bir çarpışmaya girip, insan canının düşmanı Şeytan’la karşılaşarak onu yenmek zorunda kalacaktı. Günahlı insanları günah zincirlerinden çözerek Şeytan’ın elinden satın alarak özgürlüklerine kavuşturması gerekecekti – bu bedel kendi yaşamı olacaktı. İnsanlar tarafından hor görülüp reddedilmesi, bir acılar adamı olması ve üzüntüyle tanışması gerekecekti. Tanrı O’nu vuracak ve O’ndan ayrılacaktı. İnsanların günahları için yaralanacak ve zayıflıkları için, O’nun kanı dökülecekti. Tanrı ile insanı barıştıracaktı. Tarihteki Büyük Aracı olacaktı.

    İnsanın yerine geçecekti. Günahlı insanın yerine O’nun kendi canını vermesi gerekecekti. Ve tüm bunları kendi isteğiyle gönüllü olarak yapacaktı.
    Ve bu tam olarak gerçekleşti. Cennet kalesinin mazgallı siperlerinden aşağı baktığında, bu gezegeni uzayda sallanırken gördü – mahvolmaya mahkum, lanetlenmiş, ezilmiş ve cehennem bağlarıyla esaret altında… Sizi ve beni günah yüklerimizin altında ezilirken, günahın bağları ve zincirleriyle tutsak halde gördü. Tanrı konseyinin avlularında kararını verdi. Uzayda tek sözüyle dünyalar yaratacak güçteki Cennet Prensi ve rablerin Rab’bi, değerli taşlarla süslü atlı arabasına binip, incili kapılardan geçerek, karanlık bir Yahuda gecesinde göklerin dik yokuşundan aşağı indiğinde, melekler ordusu önünde alçalarak saygıyla yere kapandı. Yıldızlar hep birlikte şarkı söyler ve onlara eşlik eden melekler O’nu övgülerle kutlarken, arabasından indi, giysilerini çıkarttı ve insan oldu!
    Bu sanki, yolda yürürken bir karınca yuvasının üzerine basmak gibiydi. Aşağı bakıp karaıncalara şöyle dediğimi varsayın:

    ‘Yuvanızın üzerine bastığım için çok üzgünüm. Evinizi yıktım. Her şey karanlık içinde. Keşke bunu size isteyerek yapmadığımı, sizinle ilgilendiğimi, size yardım etmek istediğimi söyleyebilseydim.’

    Ama, ‘Bu bir saçmalık, imkansız bir şey, karıncalar senin dilinden anlamazlar ki!’ diyeceksiniz. Bu doğru! Birkaç saniye içinde bir karınca olup onlarla ilgilendiğimi onlara kendi dillerinde söyleyebilseydim, ne harika olurdu!

    Mesih böyle yaptı. Tanrı’yı insanlara açıklamak için geldi. Tanrı’nın bizi sevdiğini, yaşamlarımızla ilgilendiğini bildiren O’dur. Tanrı’nın merhametini, sabır ve lütfunu bize anlatan O’dur. Bize sonsuz yaşam vaat eden O’dur. Ama bunun da ötesinde, İsa Mesih ölebilmek için et ve kana paydaş oldu.

    Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için İsa, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis`i, ölüm aracılığıyla etkisiz kılmak üzere onlarla aynı insan yapısını aldı‘ (İbraniler 2:14).

    Mesih`in, günahları kaldırmak için ortaya çıktığını ve kendisinde günah olmadığını bilirsiniz‘ (1.Yuhanna 3:5).

    Mesih’in dünyaya gelişindeki en büyük amaç, insan soyunun günahları için yaşamını bir kez kurban olarak sunabilmekti. İsa Mesih dünyamıza ölmek için geldi. Gelecekteki ölümünün gölgesi tam otuz üç yıllık yaşamı boyunca bir tabut örtüsü gibi üzerinde asılı durdu.
    İsa’nın dogduğu gece Şeytan sarsıldı. İsa daha doğmadan önce, Şeytan O’nu öldürmek istiyordu ve doğar doğmaz O’nu öldürmeyi denedi. Hirodes’in tüm yeni doğan bebekleri öldürme emri uygulandığında, bu emrin tek amacı İsa’nın ölümünü kesinleştirmek içindi.
    İsa Mesih bu dünyada yaşadığı süre içerisinde bir tek günah bile işlemedi. İnsanlara su soruyu soruyordu: ‘Hanginiz günahlı olduğumu kanıtlayabilir?’ (Yuhanna 8:46). Düşman olan Şeytan tarafından gece gündüz izlenerek kışkırtılıyordu. Ama hiç kimse O’nda bir tek günah bile bulamadı, çünkü İsa Mesih lekesiz ve kusursuzdu. Çok alçakgönüllü bir yaşamı vardı. Ün kazanmak istemedi, insanlardan övgü kabul etmedi. Bir yeemlikte doğdu. Nasıra’nın önemsiz bir köyünde büyüdü. Etrafına topladığı izleyicileri alçakgöngönüllü bir balıkçı grubundan oluşuyordu. Dünyamıza bir inan olarak doğdu, onlardan biri gibi oldu. Kendisini hiçbir insanın alçaltamayacaği kadar alçalttı. Binlerce insan O’nun etrafına üşüşmüştü. Fısıh Bayramı kutlanıyordu, her yerde büyük sevinç vardı, ama İsa, Çarmıha saygınlık ve sükunet içinde, kendisi hakkında sekiz yüz yıl önce yazılmış olan önbildiriyi yerine getiren bir güvenle ve önündeki amacı kabullenmiş olarak yaklaştı.

    İnsanlarca hor görüldü, Yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, Ona değer vermedik.

    Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, Acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, Vurulup ezildiğini sandık.

    Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi, Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk.

    Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.

    O baskı görüp eziyet çektiyse de Ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, Kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi
    ağzını açmadı’ (Yeşeya 53:3-6).

    İsa yalnızdı. Kendi halkına gelmişti ve halkı O’nu kabul etmedi.

    ‘Ama bütün bunlar, peygamberlerin yazdıkları yerine gelsin diye oldu.” O zaman öğrencilerin hepsi O`nu bırakıp kaçtı’ (Matta 26:56).

    Kısa bir süre önce ‘Hozanna’ diye bağıran kalabalık, o gün, ‘Çarmıha ger! Çarmıha ger onu!’ diye bağırmaktaydı. Sadık Onikiler’i bile O’ndan ayrılmışlardı. Ve en sonunda ‘Tanrım, beni neden terk ettin?’ diye feryat etti (Markos 15:34).

    Çünkü tüm düyanın ağır günah yükünü o insan bedeninde taşıyordu. O’nu o mutsuz ve yalnız saatte yanlızca insan dostları değil, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde taşırken Tanrı da O’nu terk etmişti.. İsa Mesih, cehennemin yargısına ve korkunc acılarına sizin ve benim için katlanıyordu. Cehennemin asıl anlamı Tanrı’dan ayrı olmaktır. Cehennem evrendeki en yalnız yerdir. İsa, cehennemde yaşanacak can çekişmesini, yerinize geçerek sizin için yaşadı. Tanrı şimdi, ‘Bana dönün, Mesih’e iman edip O’nu yaşamınız yapın. Böylece cehennemin üzüntüsünü, yalnızlığını ve can çekişmesini tanımayın’ diyor.

    ‘Rab’bin adını çağıran herkes kurtulacaktır’ (Romalılar 10:13).

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.