• Bu konu 3 izleyen ve 4 yanıt içeriyor.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #27040
    Anonim
    Pasif

    Aşağıdaki metni e-posta ile bir kardeşe yollamıştım… Hristiyanlığın kader konusuna bakışı ile ilgiliydi. Biraz genişletip buraya da iliştiriyorum, diğer kardeşlerle de paydaşlık olsun diye… Esenlikler…

    Hristiyanlık’ta kadere inanç, yani herşeyin önceden yazılı olduğu, vuku bulmasının kaçınılmaz olduğu inancı yoktur. Tabi, Tanrı herşeye hakim olduğundan herşeyi, olmuş, olan ve olacak herşeyi bilendir, ta ezelden, ebediyete kadar. Ama bu biliyor olması olayları insanların ihtiyarları, ve vicdan serbestileri dışında yönlendiriyor olduğu anlamına gelmez. Tanrı insanı kendi gibi hür yaratmıştır… ondandır ki zaten Hristiyanlık öğretisinde insan Tanrı’nın sureti olarak yaratılmıştır… Tanrı’nın kendisini yansıtır cismi evrende…

    Eğer herşey Tanrı’dan, önceden programlanmış olsaydı o zaman dine, nasihata, tefekküre ne gerek kalırdı ki?… Öyle bir durumda insanların yaptıklarından yargılanmaları da saçma olurdu, kaderleri önceden çizilmişse… Cennetlik, cehennemlik oldukları önceden ayarlanmışsa, eh o halde… Tanrı ile ilgili herhangi bir şeyin düşünülmesine bile ihtiyaç kalmazdı.

    Kader ve irade hürriyeti sadece zaman ve mekan dahilindeki ‘arazi’ ile değil zaman ve mekan düzleminin ötesi, yani aşkınlık ‘belde’si ile ilgili olduğundan, zihinle doğası itibarı ile bağdaşık olan sözlü ifadeye sığamaz. Bu sır birine Yüceler’den ifşa olunmuşsa bile o kişi bu sırrı söze dökemez… bir yere kadar ima edebilir sadece.

    Varlık macerası bir hürriyet macerasıdır… Macera olmasının nedeni de hürriyetle alakalı olmasındandır, aksi takdirde macera olmazdı. Önceden bilinende üşenti vardır, heyecan, tutku, ilgi yoktur… Ve… Tanrı üşenti uyandıracak şeylerle uğraşan bir tanrı ise… eh o halde gerçek Tanrı değildir… olamaz… Tanrı ne yapmışsa yarattıklarında ebedi vecdi tattırmak için yapmıştır… Mutlak sevendir de ondan…

    Özetle: Hayır Hristiyanlık’ta önceden planlanmışlığa inanç yoktur. İnsan hürdür, ve… tam da, Tanrı’nın sureti olduğundan hürdür… Tanrı insanı yarattığında uzaktan kumandalı bir köle-robot yaratmamıştır, Kendi ile vicdan serbestisi ile muhabbete girebilecek, hatta Kendisi ile münakaşaya girişebilecek, Kendisi’ne küfredecek kadar hür bir yaratık yaratmıştır. Tanrı’nın hikmetinin görkemi zaten bu gibi bir yaratık yaratmış olmasından da belli olur… Gerçekten herşeye kadir bir Tanrı’dan ancak öyle bir yaratığın yaradılması beklenebilirdi… aksi takdirde herşey bir sefaletten ibaret olurdu…

    Şunu da ekleyelim: ‘bu sır sadece ermişlik mertebesine varmış olanlara vahyedilen bir sırdır’ dedik… Bu türden bir ifade yanlış anlaşılabilir, ne ‘yani hepimiz ermiş olmak zorundamıyız’ hayatın anlamını idrak edebilmemiz için’ diye düşünenler olabilir. Evet, Hristiyanlığa davet, ermişliğe davettir… her halis Hristiyan ermiştir de.

    Ermişlik varılması müthiş zor bir şeymiş gibi mühürlenivermiş akıllarda. Halbuki ermişlik en kolay şey. Nefsin gücüyle başarılmadığından, Tanrı lütfu olduğundan öyledir. Ama işte işin püf noktası nefse hapsolunmuşluktan sıyrılıp Tanrı’ya teslim olabilmek. Hristiyanlık’taki ‘amellerimizden değil Tanrı’nın affediciliğinden kurtuluruz’ öğretisi bu gerçekle ilgili zaten… Her şey insanın o ‘kolay’ olanı tercih etmesindeki tevazu ile ilgili neticede. Ama nefsin kibri o en kolay olanı en zor yapan şey : – )

    İlginçtir (Tanrı büyüklüğüne uygun, ilginç, mantığı şaşkınlığa düşüren şeyler yapar dedik ya) ama Hristiyanlık’ta kurtuluş, varlıksal şifa, hidayet amellerin ürünü değildir… tam tersidir: ameller kurtuluşun, varlıksal şifanın, hidayetin kendiliklerinden beliren neticeleridir. İnsan ermişliğe, yani Tanrı’nın bedava lütfuna, ‘battığı’ ölçüde merhametli olur, fedakar olur, meziyet dolup taşar.

    #35469
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Viran Dede,
    Seni tekrar forumda görmek ve yazılarından bereket almak çok güzel.Yüreğine sağlık.Çok güzel ve açıklayıcı bir metin olmuş…Anlayana:))

    #35471
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Aria sağolasın… İşte, bazı şeyleri taa el parmaklarımın uçlarına varmışlarken, tuşlamayı kendime yasaklamam Rab’be isyan teşkil etmiş olurdu… ondan ‘hadi yaz’ deyiverdim kendime… :-)))

    Herkese esenlikler, sevgiler…

    #35479
    Anonim
    Pasif

    Sevgili Viran Dede Abi,
    Adını ekranda görünce,Cığlık atıp,Eşime bağırdım…
    Bak Viran Dede tekrar yazmaya başladı diye.bu beni çok sevindirdi. Senin ve Kemal abi’nın yazıları..bizim için vazgeçilmez olmuştu.Tadı damakta lezzet birakan ayrı bir güzelliğe..Tıpkı Ballı kaymak’a benziyordu.Sizleri seviyoruz.İyiki varsınız ve bizlerle birliktesiniz.
    Sevgi ve dualarım hep sizlerle.

    #35487
    Anonim
    Pasif

    Canım kardeşim Saba… ben de siz tüm burdaki kardeşleri seviyor ve çok da sayıyorum. Forumdan uzaklaştığım olmadı… gelip gelip okuyordum yazılanları… Yazdığım yoktu sadece bir süreliğine. Hiç bıkıp usanmadan Rab’be olan hizmetinizdeki azmin şahidi oluyordum hep, taa ki ‘hadi sen de yaz’ diye ‘itildiğimi’ hissettim yine…

    Dilerim yüce Rab tüm burdaki kardeşlerin Kendisine hizmet etme yolundaki niyetlerini daha da bereketlendirir nice büyük mucizeler işler.

    Sevgiler…

5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.