• Bu konu 3 izleyen ve 3 yanıt içeriyor.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26164
    Anonim
    Pasif

    Hıristiyan olmanın zorlukları

    Türker Alkan k_83.gif

    Radikal

    Dünkü yazım ‘Doların dini imanı’ başlığını taşıyordu ve Türkleri Hıristiyan yapmak isteyen bazı misyonerlerin İncil’in içine para koyduklarına ilişkin bir habere dayanılarak yazılmıştı.

    Önce şunu söyleyeyim ki, kitap okumaya yatkın olmayan halkımız, içine dolarlar da konsa, okumamakta diretecektir. Nitekim geçenlerde bir başka haber vardı: Üniversitede bilimsel yayınların okunmadığını kanıtlamak için bilimsel bir derginin içine 50 dolar koyup (fareye tuzak hazırlar gibi) fakülte kütüphanesinin rafına bırakan bir meraklı, aradan aylar geçtiği halde paranın yerinde durduğunu, hiç dokunulmayan derginin de tozlandığını görmüştü.
    Dünkü yazıma, bir Hıristiyan Türk’ünden açıklama geldi. Köşem elverdiğince sayın İhsan Özbekin açıklamasına yer vermek istiyorum:

    ‘İncil’in içine para koyarak insanları Hıristiyan yaptığımız, bize karşı yapılan propagandaların en etkili temalarından biri. İnancımızı, bizi kötülemek ve hakaret etmek için kullanılan bir yöntemdir. 20 yıl Hıristiyan inancını seçmiş biri olarak böyle bir olaya tanık olmadım.

    Üstelik yalnız inancını yaşamakta olan bir Hıristiyan da değilim; 1996-2000 yılları arasında Türk Protestan Kiliseleri Temsilciler Kurulu Başkanlığı da yaptım ve halen Kurtuluş Kilisesi’nin önderiyim.

    Dolayısıyla Türkiye’de birilerinin parayla Hıristiyanlaşması söz konusu olsa bunu öğrenebilecek durumdayım. Bu, Hıristiyanlara, ‘Sizin inancınız beş para etmez. Siz ancak insanları parayla satın alabilirsiniz,’ demektir. Biz Hıristiyanlar kimseyi parayla satın almıyoruz. Üstelik sizin de yazdığınız gibi, ‘Birkaç dolara dinini değiştirecek kişinin bizim inancımızda yeri yoktur zaten.’

    Hele Türkiye gibi bir ülkede para karşılığı Hıristiyan olmak gibi bir saçmalık düşünülemez bile. Çünkü Türkiye’de Hıristiyan olmanın bir bedeli vardır. Size ödetirler. Gözaltına alınırsınız, dayak yersiniz, toplumda aşağılanırsınız, devlet görevinde çalışamazsınız, güvenlik soruşturmalarınız olumsuz çıkar, polis sırf siz Hıristiyansınız diye komşularınız ve sizi rahatsız eder. Böyle bir ortamda insanların 100 dolar ya da 1000 dolar karşılığında Hıristiyan olacağına inanıyor musunuz?

    … İçişleri Bakanlığı, Meclis’te bizim aleyhimize sorulan soru önergesine, ‘Şu kadar yerli, şu kadar yabancı misyoner yakalanmıştır’ diye sayılar veriyor. Bir sorsalar keşke, ‘Bu adamlar ne yaparken yakalanmıştır’ diye. ‘Türkiye’de parayla adam satın alan Hıristiyan var mı?’ diye. Yakalananlar hep Hıristiyan oldukları için yakalanmıştır. Görevliler Hıristiyanlara baskı yaptığı için, insan haklarına saygı göstermediği için yakalanmışlardır. Laik ülkemizde nasıl Müslümanlar, Budistler, vb. inançlarını açıkça paylaşıyor, misyonerlik yapıyorsa, Protestanların da misyonerlik yapma hakkı vardır.”

    Böyle diyor Hıristiyanlığı seçmiş olan bir vatandaşımızi

    ‘Bana soracak olursanız, insanların dini ve inancı ne olursa olsun, başkalarına zarar vermediği sürece, bunların, çekişme, kavga ve münazara konusu haline getirilmesinin, bir toplum için utanç verici olduğunu düşünüyorum. İsteyen istediğine inanır veya inanmaz. Kimse kimsenin inanç bekçisi olmamalıdır. Ve toplumsal enerjimizi boş yere harcayıp durmayalım derim.’

    Turker Alkan

    #32840
    Anonim
    Pasif

    İşte, sizi koyunlar gibi kurtların arasına gönderiyorum. Yılan gibi zeki, güvercin gibi saf olun. İnsanlardan sakının, çünkü sizi mahkemelere verecek, havralarında kamçılayacaklardır. Benden ötürü valilerin, kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz. Sizleri mahkemeye verdiklerinde, neyi nasıl söyleyeceğinizi düşünerek kaygılanmayın. Ne söyleyeceğiniz o anda size bildirilecektir. Çünkü konuşan siz değil, aracılığınızla konuşan Babanız’ın Ruhu olacaktır. Kardeş kardeşi, baba çocuğunu ölüme teslim edecek. Cocuklar anne babaya başkaldırıp onları öldürtecek. Benim adımdan ötürü herkes sizden hefret edecek, ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır. Bir kentte size zulmettikleri zaman ötekine kaçın. Size doğrusunu söyleyim, İnsanoğlu gelinceye dek israilin bütün kentlerini dolaşmış olamayacaksınız. Öğrenci öğretmeninden, köle efendisinden üstün değildir. Öğrencinin öğretmeni gibi, köleninde efendisi gibi olması yeterlidir. İnsanlar evin sahibine Baalzevul derlerse, ev halkına neler demezler! (MATTA:10:16-25). Bu peygamberlik sözleri Rabbimiz İsa Mesihin ağzından yaklaşık 2000 yıl önce döküldü ve bugün bütün bu peygamberlik sözleri yerine geliyor. Rab İsa Mesih yerin ve göğün bütün yaratılışın hakimidir. Evet Rabbimiz İsa Mesih’e zulmettiler. O evin sahibidir bizler de onun diri kanı ve bedeni aracılığıyla kurtulan evin halkıyız. Evin sahibine baalzevul dedilere, evin halkı olan bizlere de çok şey diyeceklerdir. Ama şuna iman ediyorum: Rab İsa Mesin bütün güçlerden, yönetimlerden, hükümranlıklardan, krallıklaradan görünen ve görünmeyen bütün hükümranlıklardan üstündür. öyle ki Rab isa Mesih’in adı anıldığında yerdeki ve gökteki her şey isa Mesih’in ayaklarının dibinde diz çöker. Ve her dil ve her ağız Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için “İsa Mesih Rabdir” der. Rabbimiz isa mesih diridir ve gücün ve kudretin mutlak hakimidir. Amin.

    #32844
    Anonim
    Pasif

    Bu yazıma çoğu insnın bildiği bir Nasreddin Hoca fıkrası ile başlayayım.

    Hoca merhum evinin her yağmurda akan çatısını onarmak için tavana çıkmış. Çalışması esnâsında dalgınlık eseri ayağı kaymış; damdan aşağı yuvarlanmış. Komşuları hemen yanına gelip sormuşlar.

    ‘Hocam kırık-çıkık bir tarafın var mı; doktor çağıralm mı ?’

    Nasreddin Hoca; ‘Dostlar; boş verin doktoru… Bana damdan düşen bir adam bulun. Benim hâlimdan ancak o anlar.’

    Ben henüz, Hristiyan olduğum için itilip kakılmadım. Horlanıp, aşağılanmadım. Çünki çevremde ki hiç bir insan inancımı bilmiyor. Açıklasam, ya da bir biçimde öğrenilse, baskı göreceğim muhakkak.

    Bunun sebepleri üzerinde düşündüm biraz. Neden böyle oluyor diye sorguladım. Bendeniz fakülte mezunu bir kimseyim. Böyle olduğum halde İncil’i bundan altı ay evvel okuma fırsatı buldum. Çünki müslümanın Kur’an varken İncil/Tevrat gibi kitapları okuması hoş karşılanmaz.Okuduğunuz farkedilirse, hemen baskı görürüsünüz.

    Kutsalkitap.org adlı siteden bir incil istemiştim. Posta idâresi mârifeti ile göndermişler. Apartman’ın giriş kapısında ki cam ile demir arasına sıkıştırıp bırakmışlar. Kâğıt torba içerisinde ve ucu da bakılmak için yırtılmış. Zannediyorum bilmediğim birileri tarafından fişlendim.

    Çoğu müslümanın kitap okuma alışkanlığı yoktur. İslâm peygamberinin ‘İbâdetlerinizi alışkanlık hâline getirmeyiniz’ uyarısına rağmen bir çok müslüman dindarlıkdan ziyade inancını bir sosyal kimlik ve aidiyet bağı olarak kullanır. Din hakkında kulaktan dolma, kifâyetsiz bilgilere sahip olduğu için, çabuk sinirlenme ve yargılama gibi davranışlar olağan şeylerdir. En çok zoruma giden husus da ‘Ekmek arası köfte’ muhabbetine benzer biçimde ‘İncil arasında dolar’ iddialarıdır. Hattâ bir ara forumun birisinde kiliseye gidenlere para dağıtıldığına dair bir mesaj asılmıştı. Yazının sahibine sözünü ettiği kilisenin nerede olduğunu sordum. gerçek mi, değil mi öğrenmek istemiştim. Ama bir cevap yazan olmadı.

    İnsanların bu hale gelmesinde okullarımızda okutulan Tarih ders müfredâtının çok büyük etkisi vardır. Bizler başka ülkelerin orduları ile savaşıp diğer milletlere ait toprakları elde ettiğimizde, sorumluluğu/suçu Hristiyanlara yükleriz. Çünki topraklarımıza göz dikmişlerdir. Bu nedenle de hak ettikleri cevabı almışlardır. Ya da; ‘İlâ-yı kelimetullah’ adına, yani Allahın adını ‘kefere’ye duyurma amaçlı savaş yaptığımzı için, bizim saldırılarımız ‘İyi’ başkasının ki ‘Kötü’dür.

    Buradan savaşların sebepleri üzerinde nutuk atmayacağım. Dinler, devletlerin hükmetme ve yayılma aracı olarak kullanıılmaya başlandığından itibaren ana ekseninden çıkmıştır.

    Rahmetli Osman BÖLÜKBAŞI gençliğinde Sorbon üniversitesinde okurken bir Fransız yanına yaklaşıp,

    ‘Barbar Türkler…! Ne arıyordunuz Viyana kapılarında ?’ deyinece;

    BÖLÜKBAŞI; ‘Haçlı seferlerinin iade-i ziyâretini yapıyorduk’ demiş.

    İşte siyasete, yayılmacılığa/yağmacılığa malzeme yapılan dinlerin düşeceği durum budur. Kimsenin kimseye diyecek lafı olamaz.

    Bir diğer husus da şu. Bundan bir-iki ay evvel bir hadis kitabında rastlamıştım Ancak maalesef kaynağın adını almadığım için ismini zikredemiyeceğim. Anlatıldığına göre bir gün Hz. Ömer elinde deri üzerine yazılmış Tevrattan bir kaç sayfa ile gelir. İslâm peygamberi Hz. Ömer’e elindekinin ne olduğunu sorar. Ömer den ‘Tevrat’ cevabını alınca; ‘Kardeşim Musa bile olsa artık onu okumasına müsaade etmem’ der.

    Anlaşılacağı üzere bir müslüman İncil ve Tevrat’ı açıp orjinalinden okumaz/okuyamaz. Okursa imanında şüphede olduğunu zanneder. Hattâ dinden çıkacağını düşünür. Bu kitaplara ait bilgiler de İslam kaynaklarından kendisine aktarılanlardır. Tahrif edildiğine inandırıldığı için hiç önem vermez. Kutsal kitâp’tan söz edildiğinde müstehzi tavırlar takınır.

    Bunun iâcı yoktur.

    İman ile şartlanmayı birbirinden ayırabilecek düzeye gelmeyen hiç kimse inandığını zannettiği din ne olursa olsun; içinde bulunduğu hâlin farkında olamayacaktır. Benim kalbimi açan İsa Mesih oldu. O bana merhamet elini uzatmasa idi, hiç bir şeyin farkında olmayacaktım. Çünki hiç bir Hristiyanla karşılaşmadan, kutsal kitabı hiç okumadan, İsevi’liğin ne olduğunu bilmeden iman yolculuğum başladı. Bu kendiliğinden olacak bir iş değidir. Hâni uzun müddettir kutsal kitap üzerinde çalışıyor olsa idim, bir açıklaması olabilirdi.Şimdi benim tek açıklamam İsa Mesih efendimin hak etmediğim halde bana uzanan lütûf elidir.

    Türkiye de islam dan başka din seçmiş olmak ‘Zor zenaat’tir.Kulaktan dolma bilgilerle ve ‘şartlı refleks’ türü bir ‘İman’ ile kendisini dindar zannedenlerin, başka inanç sahiplerine tahammülleri elbette olmayacaktır. Bu sıkıntılara karşı durabilmenin ilacı dua ve sabırdır. İsa Mesih’in şefkat eli kendisine inananların üzerindeN hiç eksik olmasın. İnanmayanların da kalplerine merhamet ve anlayış versin.

    Amin.

    #32850
    Anonim
    Pasif

    Quote:
    Benim kalbimi açan İsa Mesih oldu. O bana merhamet elini uzatmasa idi, hiç bir şeyin farkında olmayacaktım. Çünki hiç bir Hristiyanla karşılaşmadan, kutsal kitabı hiç okumadan, İsevi’liğin ne olduğunu bilmeden iman yolculuğum başladı. Bu kendiliğinden olacak bir iş değidir. Hâni uzun müddettir kutsal kitap üzerinde çalışıyor olsa idim, bir açıklamasıolabilirdi.Şimdi benim tek açıklamam İsa Mesih efendimin hak etmediğim halde bana uzanan lütûf elidir.

    Çok sevgili A’raf kardeşimiz,
    Tanrı’nın size dokunduğunu, Kutsal Ruh’u ile bereketlediği çok açık. Hepimize bereket oluyorsunuz. Rabbimiz iyidir, inayeti sonsuzdur. O seçtiklerini dünyanın her yerinden seçerek kendisine getiriyor, kutsuyor ve kullanıyor. Bizler O’nu tanımazken, O’na düşmanken, O bizi arıyor, buluyor ve kendisine çekiyor.

    Quote:
    Türkiye de islam dan başka din seçmiş olmak ‘Zor zenaat’tir.Kulaktan dolma bilgilerle ve ‘şartlı refleks’ türü bir ‘İman’ ile kendisini dindar zannedenlerin, başka inanç sahiplerine tahammülleri elbette olmayacaktır. Bu sıkıntılara karşı durabilmenin ilacı dua ve sabırdır. İsa Mesih’in şefkat eli kendisine inananların üzerindeN hiç eksik olmasın. İnanmayanların da kalplerine merhamet ve anlayış versin. Amin.

    Gerçekten Türkiye’de Hristiyan olmak zordur. Çünkü insanlar, hristiyanlara karşı her zaman önyargılı olmuşlar, gavur damgasını vurarak onları tanrısızlıkla suçlamışlardır. Rab’bin onlara da merhamet ederek onları kurtarması için dua ediyoruz. Bu insanları kesinlikle suçlamıyoruz, kızmıyoruz da. Çünkü böyle öğrenmişler, böyle görmüşler. Ama gerçek Hristiyanları tanıdıkları zaman, onların birer öcü olmadıklarını anlıyorlar. Onlardaki ilahi sevgiyi, Tanrı’nın işlerini, ışığını görünce, Hristiyanlığı araştırma isteği uyanıyor içlerinde ve tüm yürekleriyle araştırdıklarında ve aradıklarında gerçeği buluyorlar.

    Sevgilerle

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.