• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26235
    Anonim
    Pasif

    Herşey bir araçtır. Aslı olan Rab’dir. İsa Mesih’tir. Herşey ona gelmek için sadece birer araçtır.

    *Kutsal Kitap bile bir araçtır. Aslı değildir. Amacı bizi Mesih’e getirmektir. Kutsal Kitab’ı iyi bilmek ve hatta ezberlemek bile kimseyi kurtaramaz. Bu yüzden Rab, Kutsal Kitab’ı gayet iyi bilenlere:

    ‘Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü bunlar aracılığı ile sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır! Öyle olduğu halde siz, Yaşama kavuşmak için Bana gelmiyorsunuz’ (Yuhanna 5:39-40).

    *Mucizevi şifalar da araçtır. Aslı değildir. Hedef değildir. Aslı olan Mesih’tir. Herşey bizi O’na yönlendirmek için vardır. Çünkü Ebedî Hayat sadece O’ndadır. Şifa bulan on cüzzamlıdan sadece bir tanesi geri geldi ve yüz üstü yere kapandı. Diğer dokuzu ‘istediklerini aldılar’. Hasta bir şekilde cehenneme gideceklerine, sıhhatlı bir şekilde gidecekler. Ama cehenneme gidecekler. Şifa ne yazar. Ama onuncusu, şifanın ötesinde birşey gördü; eli ayağı titredi, yüz üstü Rab’bin ayaklarına kapandı. O’na teşekkür etti. Bundan dolayı da Rab:

    ‘İmanın seni kurtardı’ dedi (Luka 17:19). ‘Seni iyileştirdi’ demedi. Çünkü zaten iyileşmişti diğerleri gibi. O, İsa’ya imanından dolayı kurtuldu. Aslı olan şifa değildir.

    *Yaşamımızda yer alan tüm hastalıklar, belâlar da birer vasıtadır. Ebedî Yaşama kavuşmak için, veya onu yitirmememiz için Rab herşeyi yapar. Bu dünyasal hayatta, gerekirse O’nun tokatlarını yeriz. Ne kadar acı verse de, iyiliğimiz içindir. Rab’bin bu konudaki düşüncelerini ve Ebedî Hayat’a vermemiz gereken önemi ve bilhassa da günahın ne denli öldürücü ve etkili olduğunu, hiç hafife alınmaması gerektiğini, şu sözlerinden anlıyoruz:

    ‘Eğer sağ gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun cehenneme atılmasından iyidir. Eğer sağ elin günah işlemene neden olursa, onu kes at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun cehenneme gitmesinden iyidir’ (Matta 5: 29-30).

    *Aslı olan ne harikalardır, ne mucizelerdir, ne dillerdir, ne peygamberliklerdir ve ne de dağları yerinden oynatan imandır. Bunlar sadece Rab’be gelmemiz için birer araçtır. Esas olan Rab’dir. Bugünlerde maalesef kiliseler bunlara tapıyorlar, bunların peşinden koşuyorlar bütün güçleri ile. Rab’bin peşinden değil. Yürekleri, iştahı kabarmış büyücü Simun’dan hiç farksız, “güç” peşinde. Kutsal Ruh peşindeyiz diyorlar ama, Kutsal Ruh’un “Kutsallığından” bahsetmesen de olur. Yani, “Ruh bize güç versin” gibisinden. “Hangi Ruh” pek önemli değil. Petrus’un Simun’a cevabı, bugün de geçerli: “Paran da yok olsun, sen de!” (Elçi.İşl. 8:20). İnsanı kurtaran bunlar değildir. Yargı günü birçokları: Ya Rab, Ya Rab! Biz senin adına peygamberlik etmedik mi? Senin adına cinleri kovmadık mı? Senin adına birçok mucize yapmadık mı? diyecekler Rab’be. Rab’bin cevabı ise: “Bana ‘Ya Rab, Ya Rab’ diye seslenen herkes Göklerin Egemenliğine giremiyecek. Ancak göklerdeki Baba’mın isteğini yerine getiren girecektir”.

    *“Kutsal Yasa” da aslı değildir. Yasanın peşinden koşanlar, hep sınıfta kalmışlardır. Ama yasa, bizleri İsa’ya getiren ve O’na teslim olmamızı sağlıyan okul müdürü (eğitmen) oldu (Gal.3:23-25). Çünkü yasa, bizlerde Romalılar 7:15-24’de izah edilen o zavvalı, bedbaht adamın durumunu yaratır. Bu durumu yaşamayan, bu ruhsal tecrübeyi geçirmiyen, asla kutsal olamaz. Çünkü Rab’be teslim olamaz. Halâ daha, kendi gayretleri içinde yaşar. Benlikte herşeyi halledeceğini zanneder. Başarısızlık, ardından yine başarısızlık, ardından deprasyon ve ardından da işte o bedbaht, zavvalı adam. Ama ne mutlu o zavvalı adama. Çünkü şimdi, ve ancak şimdi, İsa’ya teslim olmaya hazırdır ve artık yüreğinin derinliğinde 25. Ayet vardır. Kutsal Yasa, bizi Rab’be getirmek için verilmiştir. Yahudiler bunu bir türlü anlayamadı (Rom.10:1-4).

    *Çok sevdiğimiz Rab’be hizmet bile aslı değildir. Aslı olan Rab’dir. Rab’be hizmet bile bizi Rab’den uzaklaştırabilir. Amacımız, hedefimiz, istek ve arzumuz hep Rab olmalı. Vasıtaya değil, hedefe değer vermeliyiz. Rab’be hizmetinden dolayı yorulan Marta, Rab’be şikâyet edince, Rab ona: “Marta, Marta, sen çok şey için kaygılanıp telâşlanıyorsun. Oysa gerekli olan tek bir şey vardır. Meryem iyi olanı seçti ve bu kendisinden alınmayacak” dedi.

    *Cennette de güzellik veya mutluluk, Huri kızları veya durmadan akan şarap pınarları değil, Rab’bin kendisidir. Zevkleri yaratanda, zevk yok mu? Güzellikleri yaratanda, güzellik yok mu? Yaratılan, yaratandan daha mı zevkli. Armağanını, hediyesini istiyorum da, armağanı vereni istemiyormuyum? Rab’bin Melekleri ve 24 İhtiyarlar, gece gündüz O’nun huzurlarında yere kapanarak adını yüceltmeleri boşuna mı? Aslı olan Rab’dir. Her şey bizi Mesih’e götürmeli. O’na yanaştırmalı. O’na teslim etmelidir.

    Rab Hepimizi Bereketlesin,
    Sevgi ve Dualarımla.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.