• Bu konu 4 izleyen ve 3 yanıt içeriyor.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #24831
    Anonim
    Pasif

    tapinak1.jpg

    tapinak2.jpg

    TAPINAK



    Konumuz, Tanrı’nın evi. Kutsal Kitab’a baktığımızda görüyoruz ki Tanrı’nın bir evi var, O’nun adına yapılan bir tapınak var. Bu tapınağa bakarak O’nun sözünü öğrenmeye çalışacağız.

    Bizim içinde evimiz önemlidir değil mi? Örneğin, annem her gün evimizi düzenler, temizler ve evimize bakar. Annem evine çok önem verir. Aynı şekilde Eski Antlaşma’ya baktığımızda Tanrı’nın da evine çok önem verdiğini görüyoruz. Tanrı’nın evi olur mu diyeceksiniz ama vardır. Tanrı’nın evi Tapınaktır. Ve bu Tapınağın (Göster slayt) Geniş bir avlusu, bu avluya giren tek bir kapı, sunak, yıkanma leğeni, Tapınağın kutsal yeri ve en kutsal yeri vardır ve bunların hepsine bakacağız. Eskiden en kutsal yere hiç kimse giremez ve kimse bakamazdı ama biz şimdi oraya da bakacağız ve tapınağın önemini kavramaya çalışacağız ve bu sayede birçok temel konuları daha iyi anlayabileceğiz.

    Tapınağın önemi nedir? Önemli midir? Tapınak tarihe karışmış bir şeydir diye düşünebiliriz. Fakat şöyle algılamak lazım bu Tapınak bize öğretilen Tanrı’nın görsel dersi diyebiliriz. Eskiden okuma yazma bilmeyen insanlara bazı dersler ve bilgiler resimlerle görsel yollardan açıklanırdı. Aynı şekilde çocuklara da bizim öğretmenlerimiz resimler kullanarak ders veriyorlar. Tanrı da bize aynısını yapıyor bizde çocuktan farklı değiliz. Bazı şeyleri daha iyi anlayalım diye bize görsel dersler bize veriyor.

    İsrail halkına kutsal bir tapınak yaptırarak kendi ilkeleriyle ilgili temel gerçekleri öğreti bu tapınakta. Peki bu ilkeler bizi ilgilendirir mi? Eğer biz Mesih inanlılarıysak bizi ilgilendirmeli çünkü Mesih buna çok önem verirdi. Hatırlıyor musunuz? Mesih İsa doğduğunda tapınağa götürülüp kurbanlarla Tanrı’ya adandı, 10 yaşındayken Meryem ve Yusuf Kudüs’e gittiklerinde kalabalıkta İsa’yı kaybetmişlerdi aradıklarında O’nu nerede buldular? Tapınakta ve İsa’ya neden bunu yaptın diye sorduklarında “Babamın evinde bulunmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?” diye cevap verdi. Yusuf İsa’nın babası değildi ve İsa Babamın evi derken de Yusuf’un değil Tanrı’nın evini kastediyordu ve bu tapınak Tanrı’nın eviydi. Hizmetine başladığı zaman İsa bu tapınağın avlusundan satıcıları kovdu ve şu sözleri söyledi “Bunları buradan kaldırın. Babamın evini Pazar yerine çevirmeyin” dedi. Hizmetinin sonunda da “Evime tüm ulusların dua evi denecek yazılmamış mıdır ama siz onu haydut inine çevirdiniz diyerek yine satıcıları oradan kovdu”. Ara sıra tapınağa gider ve orada konuşurdu. İsa bu tapınağa çok önem verirdi, hatta çarmıhta öldüğünde bu tapınağın perdesi ikiye ayrıldı. Tapınağın önemi sadece o döneme ait değil aynı zamanda bu güne de aittir. Süleyman’ın yaptırdığı tapınağı hepimiz biliyoruz Siyon dağında Kudüs kentinin tam merkezinde idi. Şimdi o tapınak yıkıldı ve yüzyıllar sonra bu tapınağın temel duvarının yanında Yahudiler hala ağlamaktalar. Ağlama duvarı denilen bir yerde.

    Bütün bunlar bir yerde bu tapınak aracılığıyla bizim Tanrı’ya yaklaşmamız konusu bize açıklanacak çünkü Tanrı’nın isteği şu sözlerle açıklandı. Bu tapınağı Musa’ya yaptıracağı zaman şunları söyledi Çıkış 25:8-9 => Aralarında yaşamam için kutsal bir yer yapsınlar neden Kutsal bir yer, çünkü Tanrımız kutsaldır bizimle birlikte olabilmesi ve yaşaması için hem yerin kutsal olması lazım hemde bizim kutsal olmamız lazım.

    Bu konuya bakmadan önce ilk olarak bir temel atmamız lazım. Kutsal Kitab’ın ilk ayetlerinde Tanrı şöyle diyor, “Başlangıçta Tanrı yeri ve göğü yarattı” yaratılış söz konusu ve bundan itibaren bir tarih başlıyor ve şimdi bu tarihin bir özeti yapalım Tanrı dünyayı 6 günde yarattı dünyayı doldurdu ve 6. günde insanı da yaratırken yaratılışın zirvesi olarak onu yarattı ve insanla yakın bir ilişki içinde olmak için onu yarattı yine yaratılışa baktığımız zaman görüyoruz ki insan Tanrı’ya bağlı olmadı ve günah işleyerek bu ilişkiyi bozdu. Günah oraya girince bir uçurum oluştu. Bundan sonraki duruma baktığımızda Tanrı’nın bu uçurumu ortadan kaldırmak için neler yaptığını görürüz. Yaratılış 3. bölümden itibaren bakıyoruz ki insan soyu çoğalıyor ve çoğaldıkça da bozulmuş olduğu ortaya çıkıyor.


    Bir slaytla bunu açıklayalım. Tanrı dünyayı yaratıyor ve Adem’i yaratıyor. Sonra Adem’in soyu çoğalıyor ve Nuh’a kadar geliyoruz ve şöyle diyor Yaratılış 6:5-8 => ve Tanrı bir tufan gönderiyor ve sadece hayvanlardan ve insanlardan bir bakiye bırakıyor. Tufanla Tanrı dünyayı yıkamıştı temizlemişti ama bu cezayla sopayla olacak iş değildi çünkü insanların yürekleri kirliydi. Baktığımız zaman soy çoğaldıkça günahında yine çoğalmaya başladığını görüyoruz ve Babil kulesi diye bilinen yerde insanlar yine Rab’be karşı isyan ettiler ve kendimize bir nam yapalım dediler ve birleştiler. Ama Tanrı geldi ve dillerini karıştırarak onları yeryüzüne dağıttı böylece soylar dünya üzerine yayılmaya başladı. Ve daha sonra Tanrı bu soylardan birini seçerek İbrahim’e şöyle seslendi Yaratılış 12:1-3=> Tanrı yine o bereketleme isteğinden vazgeçmiyor. Bütün ulusları bereketlemek istiyor ve bunu yapmak için bir insan seçiyor, yani İbrahim’in soyunu ve daha sonra İbrahim’in oğlu İshak ve İshak’ın oğlu Yakup (İsrail) ve onun 12 oğlundan bir ulus, bir aile yaratıyor ve onları Yusuf’un aracılığıyla Mısır’a gönderiyor ve uzun yıllar boyunca onlar Mısır’da kalarak çoğalıyorlar. Kölelik ve zor bir dönemin sonunda onlara bir kurtarıcı gönderiliyor bu kurtarıcı Musa’ydı. Musa birçok mucizelerle İsrail oğullarını o kölelikten kurtarıyor ve çöle gidiyorlar. İsrail oğulları artık kurtulmuş bir halk oluyorlar. Ve Tanrı onları çölden geçirerek kendi huzuruna getiriyor. Çıkış 19:1-6’da şöyle diyor:

    Şimdi çalışmalarımızda Tanrı’nın bu halka verdiği bu temel eğitime bakacağız. İlk olarak on emir denilen Kutsal Yasa İsrail’e verilecek. Onun en önemli bölümü de bu tapınak olacak ve bunlara bakarak kendimize önemli dersler çıkaracağız. Tanrı’ya yaklaşmanın yolunu öğrenmeye çalışacağız. Hatta Mesih’in bizi Tanrı’ya yaklaştırmak için neler yaptıklarına bakacağız. Şunu söylemeliyim ki tapınağı anlamak gerçekten önemlidir. Bu tapınağı iyi anlayan bir imanlı çok daha iyi bir şekilde Mesih’in yaptıklarını da anlayacaktır. Ben bu tapınaktan Tanrı hakkında çok şeyler öğrendim.

    Biraz önce okuduğumuz ayetlere geri dönelim 19:5. Ayet diyor ki “Şimdi sözümü dikkatle dinler, antlaşmama uyarsanız bütün uluslar içinde öz halkım olursunuz.” Tanrı burada bir antlaşmadan söz ediyor. Aslında bütün bu çalışmamızın temeli, Tanrı’nın insanla yaptığı bir antlaşmaya dayanır. Bu ders boyunca tapınağın diğer eşyalarına ve yerlerine de bakacağız ama şimdi kısaca bakmak istediğim antlaşmayla ilgili bir şey var. Hepinizin de bildiği gibi bu tapınağın en kutsal denilen bir yeri vardı ve orada çok önemli bir eşya vardı. O eşyanın adı antlaşma sandığı diğer bir adı Tanrı’nın ahit sandığı idi ve içinde önemli şeyler vardı. Bu sandık tümüyle saf altından yapılmış ve üzerinde kapak olan bir sandıktı. Kapağın üzerinde de Kutsal melekleri simgeleyen Keruvlar vardı. Sandığın içinde ise iki taş levha vardı ve bu levhaların üzerinde Tanrı’nın Sina dağında Musa’ya verdiği 10 emir yazılıydı. Hatta o taşlara antlaşma levhaları deniliyordu. Bu yüzden de bu sandığa antlaşma sandığı adı verilmişti. Az önce okuduğumuz ayetlerde Tanrı şöyle demişti ; “Sözümü dikkatle dinler anlaşmama uyarsanız benim için özel ve kutsal bir halk olacaksınız ” ve bu sözleri söyledikten sonra Tanrı halkına bir uyarıda bulundu. “Kendinizi hazırlayın çünkü ben ineceğim, Sina dağına ineceğim ve kendi yüceliğimi göstereceğim, onlara sözlerimi vereceğim” dedi ve “dağa hiç kimse yaklaşmasın” diye uyardı.

    Çıkış 19:16-18 => Bu görkemli gelişiyle Tanrı halkına bir mesaj veriyordu. Tanrı Kutsaldır, adildir, güçlüdür ve Tanrı alaya alınmaz.
    Dağın üzerine indikten sonra Tanrı halkına seslenmeye başladı. Musa aracılığıyla. Çıkış 20. Bölümde Tanrı konuşuyor ve orada söylenen sözler yasanın temelidir. Bu yasalar insanın Tanrı’yla olan ilişkisinin şartlarını belirleyen yasalardır. İki taş levha üzerine yazılmıştı ve Tanrı onları direkt Musa’ya verdi. İki levha vardı birinin üzerinde Tanrı’yla ilgili emirler diğerinin üzerinde insanla ilgili emirler vardı. Tanrı bu yasalar ve emirler aracılığıyla kendi standartlarını bir buyruk halinde Musa’ya verdi. Şimdi bunları kısaca okuyalım.

    Çıkış 20:

    1- Benden başka Tanrın olmayacak
    2- Kendine put yapmayacaksın : Elbette ki bizler şimdi oyma putlar yapıp tapınmıyoruz. Ama putperestliğin özü şudur. Tanrı’nın önüne koyduğumuz her şey bir put olabilir. Hatta kendimizi bile bir put yapabilir ve kendi yüreğimizde putlar yaratabiliriz. Tanrı’nın isteği yerine kendi isteklerimizi uyguladığımızda bir nevi putperestlik yapmış oluyoruz çünkü benden başka Tanrın olmayacak, başka bir Rab başka bir efendiniz olmayacak diyor. Putperestliğin özünde senin istediğin değil benim isteğim yani Tanrı benim düşüncesi yatıyor ve kimisi paraya kimisi farklı arzulara tapar ama Tanrı açıkça diyor ki hiç kimse iki efendiye kulluk edemez bunun için bu emir çok önemlidir.
    3- Tanrı’nın adını boş yere anmayacaksın.
    4- Sept gününü tut ve onu kutsa : Yahudilerin takviminde yedinci gün kutsal olan bir gündür. İstirahat günü Tanrı’ya ait bir gün öncelik Tanrı’ya aitti ve o gün hiç kimse çalışmayacak ve o günü Tanrı’ya ayıracaktı. Sonuç olarak bu 1. Levha şöyle özetlenebilir. Mesih İsa bunu bu şekilde özetledi. “Tanrın olan Rab’bi bütün aklınla bütün gücünle ve bütün yüreğinle sev.” Ama tabi ki burada bitmiyor ve insanlarla ilgili olan emirlerle devam ediyor.
    5- Annenle babana saygı göster.
    6- Adam öldürmeyeceksin : İsa bunu daha da derinleştirdi ve düşüncende bile bu olmayacak dedi herhangi biriniz kardeşine ahmak derse bile ki hangi birimiz bunu yapmadık bu emre karşı gelmiş olur diyor.
    7- Zina etmeyeceksin: Mesih yine bunun sadece eylemle olmadığını bir kadına şehvetle bakıp yüreğinde düşüncelerinde kötü düşünen bile zaten zina etmiştir diyor.
    8- Çalmayacaksın.
    9- Yalan Söylenmeyecek ve yalan yere tanıklık etmeyeceksin.
    10- Göz dikmeyeceksin.

    On emrin bu iki özetine bakacak olursak ilk özet Tanrın olan Rab’bi bütün yüreğinle seveceksin. İkinci özette komşunu kendin gibi seveceksin işte bu emirler Tanrı’nın halkıyla yaptığı antlaşmanın temeliydi. Yasa bir antlaşmaydı. Ve Musa bunları halkına okudu ve bu levhaları gösterdi ve şunu görüyoruz Musa bütün bunları halkına getirdiği zaman, Halk Musa’ya Rab’bin her söylediğini yapacağız diye karşılık verdiler. Ve böylece Tanrı’nın onlarla yaptığı antlaşmaya imza atmış oldular diyebiliriz. Ve bu antlaşma çeşitli kurbanlar sunarak yürürlüğe girdi.

    (M.Çıkış 24:3-8) antlaşma böylece yürürlüğe girdi. Biraz sonra bakmaya başlayacağımız tapınak konusu aslında bu temel üzerine dayanıyor. Bu halk bir kere kurtarılmış bir halktır Rab onları Mısır’dan kurtardı. Kurbanların kanıyla halkı günahlarından kurtardı, öldürücü gazaptan onları kurtardı ve büyük ve güçlü bir elle onları Kızıldeniz’den geçirdi. Ve sanki ölümden yaşama geçirerek yeni bir hayata geçtiler. Rab onları kendine yaklaştırdı yasasını onlara verdi bir lütuf olarak ama zor bir yasa ve bu antlaşmayı yerine getirirseniz halkımın olacaksınız dedi ve onlar tamam biz varız diyerek yasayı yerine getirmeye çalışacaklardı. Fakat Rab onların yüreklerini ve yasayı yerine getiremeyeceklerini de çok iyi biliyordu ve bizden farklı olmayan bir halktı yüreklerinde istek vardı ama yapma gücü yoktu .

    Ama Tanrı yinede onların aralarında oturmaya razıydı ve bunu istiyordu. Şimdi günahlı ve yasayı daima çiğneyen bir halkın ortasında Tanrı nasıl oturacak nasıl onların arasında oturabilir. Soruyu şimdi bize getirelim günahlı olan, günah işleyen, bu yasaları devamlı yerine getirmeyen halkla, insanla veya benimle Tanrı nasıl beraber olur. Günahlarımı nasıl bağışlayacak beni kendine nasıl yaklaştıracak işte bu soruları yaptırdığı Tapınağın detaylarına bakarak göreceğiz. Çok güzel, çok net ve çok açık cevaplar bulacağız bu sorularımıza.

    Gördük ki Tanrı halkını kölelikten kurtararak onları huzuruna çağırdı, iki taş levha üzerine de yasanın temellerini yazarak, onlarla bir antlaşma yaptı ve bu antlaşma kesilen kurbanların kanıyla yürürlüğe girdi.


    Tanrı halkından adına kutsal bir Tapınak yapılmasını istedi. Ve bunu nasıl yapmaları gerektiğine dairde onlara çok geniş bir açıklama verdi. Ve Musa Tanrı’dan aldığı buyruğa uygun bir şekilde bu tapınağı yaptırdı. Ve daha sonra bu tapınakta hizmet etmeleri için Levi soyundan kahinler görevlendirdi. Kutsal Kitapta bu çok geniş bir şekilde bize anlatılıyor. Umarım bu yerleri okudunuz. M.Çıkış 40:34-36 => Mısırdan Çıkış kitabı bu ayetlerle bitiyor. Ve burada görüyoruz ki Tapınma çadırı bitiyor ve Tanrı izzetli ve görkemli bir şekilde bu Tapınağı varlığıyla dolduruyor.

    Ve Tanrı bu gelişiyle halkına çok önemli bir gerçeği gösteriyor. Çünkü Tanrı dağdan halkının arasına iniyor. Halkını yönlendirmek, onlara varlığını hissettirmek, onlara yakın olmak daha doğrusu onlara aralarında olduğunu göstermek için. Onlarla uzaktan değil ama içiçe yakın canlı bir ilişki kurmak için dağdan halkının arasına inmek istiyor. Sina dağı yüce Tanrı’nın tahtını, varlığının bulunduğu yeri simgeliyor. Hatırlarsanız Musa Tanrı’yla görüşmek için dağa çıktığında Tanrı Musa’ya “Çarıklarını çıkar çünkü bastığın yerler kutsal yerlerdir” dedi. Kutsal olan dağın kendisi değildi Tanrı orada olduğu için, orada kendisini çok özel bir şekilde gösterdiği için o yer kutsal olmuştu. Eski antlaşma boyunca Sina dağı Tanrı’nın varlığının bulunduğu yeri simgeliyor. Görüyoruz ki Tanrı tahtından inip halkının arasında yaşamak istiyor. Çünkü Tanrımız alçakgönüllü bir Tanrı’dır. Bu yüzden bir tapınma çadırı yapıldı. Bu çadırın diğer bir adı buluşma çadırıydı bu buluşma çadırı Musa’dan taa Süleyman’a kadar Tanrı’nın dünyadaki eviydi.

    Tanrı geldi ve evine yerleşti Halkın kendisine yaklaşması için bir yol hazırladı, bir yaklaşma yolu. Şimdi bu yaklaşma yoluna bir bakalım. Tanrı bu görsel ders aracılığıyla bu yolu bize nasıl açıklıyor. Bunu daha iyi anlamak ve bizim için önemini daha iyi kavrayabilmek için aynı zamanda İbraniler mektubunu da okumamız gereklidir. M.Çıkış kitabı İbraniler mektubu ile yakından ilgilidir. Ve bu mektup bütün bunların anlamını açıklar bize. Şöyle bir söz vardır Yeni antlaşma eski antlaşmanın içerisinde gizlidir. Eski Antlaşma Yeni antlaşmada açıklanmıştır. Eski antlaşmayla yeni antlaşma arasındaki bağlantı budur. Bunu şöyle de özetleyebiliriz. Eski antlaşma sisteminin bir düzeni vardı. Aynı şekilde Yeni Antlaşma sisteminin de bir düzeni vardır. Tanrı’nın huzuruna girebilmek içinde bu düzeni anlamak lazım.

    Hatırlarsanız geçen hafta Tapınağın en kutsal yerinde bulunan Antlaşma sandığına biraz bakmıştık. Bu sandık herşeyin anahtarı gibidir. Hatırlıyor musunuz bu sandık neyi simgeliyordu. Tanrı’nın tahtını bunu göstermek için size Yeşaya’dan okumak istiyorum. Yeşaya 6:1-5 => bakalım. Şimdi bunu anlamaya çalışalım Yeşaya neredeydi? Tapınakta idi ve orada Rab’bin tahtı önündeki keruvları gördü. Aynı şekilde Tapınaktaki bu sandığa bakalım. Çünkü bu sandık Rab’bin kendisini Kral olarak ve Taht üzerinde egemen olarak gösteriyor. Ve onun krallığı doğrulukla ve yasa üzerine adaletle kurulmuş bir Krallıktır. Hiçbir şekilde taviz vermeyen bir adalet üzerine kurulmuştur. Sandığın Tahtı simgelediği buradan ortaya çıkıyor. Sandığın içerisinde yazılı yasa vardı. Ve üzerinde Bağışlanma kapağı ve kapak üzerinde de keruvlar.

    Adem ile Havva günah işleyip Tanrı’nın yasasını çiğnediklerinde Tanrı onları cennetten uzaklaştırdığı zaman oraya yanan ve dönen kılıçlarla Keruvları koydu ve onlar Tahta yaklaşmadılar. Ve hiç kimse yaklaşmıyordu. Benzer bir şekilde tapınaktaki en kutsal yeri kapatan perdede bunu gösteriyordu. Perde ötesine kimse geçemiyordu. Perdenin üzerine işlenmiş keruv resimleri vardı ve sandığın üzerinde Keruvlar vardı. Ve Tanrı’nın huzuruna kimse yaklaşamıyordu. Çünkü herkes Yeşaya gibi günah işlemiş suçlu ve murdar insanlardı.

    Vahiy 4:1-3 => Bu ayetleri okurken Tapınak düzenini düşünün. Burada tahttan, yedi meşaleden, cam denizden ve taht çevresindeki ruhsal varlıklardan bahsediyor. Tapınak için gökteki asıllarının bir kopyası derken bunlardan bahsediyor. Tapınak içerisindeki yedili şamdan, cam denizi simgeleyen yıkanma kazanı ve ruhsal varlıkları simgeleyen keruv resimleri hepsi gökteki asıllarının bir kopyası oluyor. Taht önündeki durumu ve O’na nasıl yaklaşılacağını gösteriyor.

    İlk başa dönelim Ona yaklaşmanın ilk yolu sunaktan geçerdi. Ve bu sunakta kurbanlar kurban kesildikten sonra onun kanıyla kutsal yere girilirdi. Aslı göklerde olan Tanrı’nın tahtına da yaklaşmak için bir kurban gerekiyordu. Bu tapınak tamamen Tanrısal planı yansıtan bir düzendi. İbraniler 9:11 ve 10:1-7 => Tapınaktaki bu sunak çarmıhı simgeleyen bir yerdi ve Kutsal Kitap bize bunu net bir şekilde gösteriyor. Bu resmi görebiliyor musunuz?

    Tanrı’nın tahtını bulunduğu en kutsal yere girebilmek için kurbanların kanı gerekiyordu. Aynı şekilde gerçek anlamda Tanrı’nın huzuruna çıkabilmek için, o kutsal Tahtın önünde durabilmek için Günahların bedellerinin ödenmesi gerekiyordu. Buda kurban olan Mesih’in değerli kanı sayesinde gerçekleşti.

    İsa Mesih çarmıhta ölmeden önce tamamlandı diye bir söz kullandı. Neydi tamamlanan şey. İsa tam bunu söyledikten sonra Tapınağın perdesi tam ortadan yukarıdan aşağıya doğru yırtıldı. Sanki Tanrı’nın eli o perdeyi yırtmıştı. Ve böylelikle en kutsal yere giden Tanrı’nın tahtına bizi ulaştıracak olan yolu açmıştı. Kurtuluşumuzu artık tamamlamıştı simgelerin hepsi gerçekleşmişti. Bu yüzden bizler artık kurban kesmiyoruz, dinsel temizlik yapmıyoruz, adak ekmekleri sunmuyoruz veya şamdan yakarak kutsal yere girmeye çalışmıyoruz çünkü bunlara gerek kalmadı Mesih bunların hepsini tamamladı.

    Sunak: Evin bir paspası gibi. İnsanlar burada Tanrı’ya yaklaşmak için günahlarını kurbanın üzerine el koyup itiraf ediyorlardı. Aynı şekilde bizlerde Tanrı’nın huzuruna yaklaşmadan önce bunu yapmalıyız günahlarımızı itiraf ederek Mesih’in kanında arındıktan sonra Tanrı’ya tapınabilir, O’nu yüceltebiliriz.

    Yıkanma kazanı : Kurban sunulduktan sonra kurbanın kanını alan kahin tapınağa girmeden önce bu kazanda bir arınmadan bedensel bir temizlikten geçerdi. Buda bize Mesih’in hizmetinin ikinci yönünü açıklıyor. Mesih dirilip göğe alındıktan sonra bize Ruh’unu gönderdi. Kutsal Kitap bunu bizlere şöyle açıklıyor. Titus 3:3-7 => Mesih’in Ruhu aracılığıyla bize de bir yıkanma sağlanıyor. Hamdolsun Tanrı’nın Ruh’u aracılığıyla bizlerde kirlerimizden, günahlarımızdan kurtulabilir yani yıkanabiliriz. Tanrı’nın Ruh’u bizi temizler. (Hezekiel 36:25-27)

    Kandillik, sofra ve Buhur sunağı : Tapınağın bu üçüncü aşaması bize Mesih’in aracılık hizmetini gösterir. İsa Mesih Kutsal Kitabında dediği gibi Başkahinimiz olarak Tanrı’nın önünde bizim için aracılık etmekte ve bizi savunmaktadır. Sağladığı kurtuluşun değerini Tanrı’ya devamlı sunmaktadır. Tanrı’nın huzurunda ışığımız olarak bizi aydınlatıyor. “Dünyanın ışığı Benim” diyerek yüreklerimizi aydınlatıyor. Bizimle Tanrı arasındaki paydaşlığı sağlıyor ekmek sofrasını bize açıyor. Sofra paydaşlık demektir. Vahiy 3.20’nin anlamı da aslında budur.

    En önemli şeylerden biriside buhur sunağı buhur sunağına gelen kahin orada o kişi için buhur yakarak dua ederdi. İsa ‘da bunu yapmıştır ve hala yapıyor. (O’nu inkar eden Petrus için imanını yitirmesin diye dua etti) zayıflıklarımızı bilerek bizi kabul ediyor ve bizim için dua ediyor. İbraniler 2:17-18 ve 4:14-16 => Mesih yaşayarak Kahinlik hizmetini yaptı, bizim gibi denendi ama günah işlemedi acılar çekerek itaat etti. Öldü ve dirilip göğe alındı ve şimdi anlayışlı bir başkahin olarak hizmet etmektedir. Suçlayıcı olan şeytan devamlı bizim günahlarımızı Tanrı’nın önüne koyarken İsa Mesih bizi savunmaktadır. 1.Yuhanna 2:1 ve Romalılar 8:33-35 =>Kurtuluşumuzda buna dayanmaktadır Mesih’ten bizi hiçbir şey ayıramaz. Başkahin nasıl Tanrı’nın evinden sorumlu olarak halk için aracılık yaptıysa. İsa’da aynısını yapmıştır Tanrı’nın evinden sorumlu bir başkahin olarak. Şimdi “insan ile Tanrı arasında tek bir arcı vardır. Oda insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş olan Mesih İsa’dır” diyor. 1.Timoteyus 2:5-6’da ve İbraniler 10:19-22 => Bunu tamamlıyor. İsa Mesih’ten aldığımız güvenceyle Babamıza yaklaşabiliyoruz.

    Şimdiki tapınak kilisedir. Ve bizler bu tapınağın taşlarıyız 1.Petrus 2:4-5 => Her imanlı bir Rahiptir. Ayrıcalık yok hepimiz eşitiz ama bu ayrıcalık bir sorumluluk getirir. Bu sorumluluk 1.Petrus 2:9 => Kendinizi kahin olarak düşünebiliyor musunuz. Kahinin giydiği gibi bir elbise giymeyebiliriz ama kahin olarak Tanrı’ya sunmamız gereken sunular ve kurbanlar getirebiliriz. Nedir bu kurbanlar şimdi bunlara bakalım

    Romalılar 12:1-2 => İlk kurbanımız bedenlerimizdir. Kendi varlığımızı her gün Rab’be vermeliyiz, oradaki sunağa kendimizi koymalıyız evet Rab beni tümüyle al ben kendimi sana veriyorum çünkü sana aitim diyerek kendimizi ona adayalım. Diri ve kutsal kurbanlar olarak

    İbraniler 13:15-16 => Dudaklarımızdan çıkan sözler Tanrı’yı öven sözler olsun. Her zaman şikayet eden, mırıldanan sözler olmasın. Kutsal Kitap şikayet edenler değil ama her durumda şükredenler olun diyor. Aynı zamanda bu ayetlerde şunu da görüyoruz ki bizde olanı başkalarıyla paylaşmak ve iyilik yapmakta bir kurbandır.

    Bu kurbanları çoğaltabiliriz müjdeyi duyurmak, ondalık vermek vs. bir çok kurbanlar sunarak Rahiplik görevimizi yapabiliriz. Yeşaya 1. Bölüm

    #32302
    Anonim
    Pasif

    @karahan 12609 wrote:

    sevgili orhan ben bu hitaba takılmış durumdayım ne demek anlaşma eski yada yeni.benim orhanla tanışıp iş yapıp anlaşma yapmama benzemiyor bu yaradanla yaradıcısı arasında yapılmış bir anlşam.kelimeyi açarsak eğer anlaşma şunun için yapılır kendini garanti altına alma.aslında bu kelimenininde devamında bir acizlıuk vardır hı bak senle anlaşmamız var sonuna kadar uymalısın.ne kadar komik bir durum ben bu durumu henüz çözemedim.benim inandığım allah anlaşma yapmaz ölümle tehdit etmez söz vermez insanlarlara görünmez .bu söylemler doğru bile olsa u ismi kutsal olması için insanların verdiğine inanıyorumki öyle ise buda sapkınlıktır yorum olarak

    Eski ve yeni antlaşma anladığım kadarıyla daha sonradan verilimiş isimler hristiyanlar tarafından, aslında mantık olarak sonradan isim verilmesi garip geliyor insana ama hristiyanlık mantıkla çözülebilecek bir din değil. İslamiyet günümüze en yakın din olduğundan ve günümüzde ilme daha çok önem verildiğinden günümüz şartlarına en uygun dindir ve mantıkla çözülebilir. Ama yahudilik ve hristiyanlık indiği dönemde ruhsallık daha ön planda idi, Hz MUSA sihirle mücadele etti mesela, hz İSA ruhsallık üzerine nasihatlarde bulundu. Bu 2 din o nedenlerle mantıktan ziyade ruhsallık üzerine kuruldu. Her yeni gelen din öncekinin hükmünü ortadan kaldırdı, aslında günümüzde tek din olmalıydı.

    #32303
    Anonim
    Pasif
    karahan;12609 wrote:
    sevgili orhan ben bu hitaba takılmış durumdayım ne demek anlaşma eski yada yeni.benim orhanla tanışıp iş yapıp anlaşma yapmama benzemiyor bu yaradanla yaradıcısı arasında yapılmış bir anlşam.kelimeyi açarsak eğer anlaşma şunun için yapılır kendini garanti altına alma.aslında bu kelimenininde devamında bir acizlıuk vardır hı bak senle anlaşmamız var sonuna kadar uymalısın.ne kadar komik bir durum ben bu durumu henüz çözemedim.benim inandığım allah anlaşma yapmaz ölümle tehdit etmez söz vermez insanlarlara görünmez .bu söylemler doğru bile olsa u ismi kutsal olması için insanların verdiğine inanıyorumki öyle ise buda sapkınlıktır yorum olarak

    Sayin karahan
    Hristiyantürkforum’a hosgeldiniz.Umarim Hristiyantürkforum’da hristiyanlik ve Kutsal Kitap hakkinda sormak istediklerinizin yanitlarini veya yanlis bildiginiz seyleri düzeltme firsatini bulursunuz.Size seve seve yardimci olmaya calisacagiz.Gelelim yukaridaki yorumunuza:Tanri’nin insanlarla antlasma yapmasi neden acayibinize gitti? Bu durumu neden komik buldugunuzu da anlamis degilim.Siz galiba hristiyanligin bir acigini yakaladiginizi düsünüp belki de icinizden seviniyorsunuzdur.Oysa ki sizin inandiginiz Islam’in Allah’i bile insanlikla antlasma yapmistir.Kelimei sehadet getirdiginizde o antlasmayi kabul ettigininizi kabul ediyorsunuz.Veya Kuran’i okudugunuzda inandiginiz Allah’in ne kadar cok kural,yasak ve korkutmayla insanlara kendi standartlarini ve yöntemlerini koydugunu görmekteyiz.Bu acayip bir durum da degildir.Hayatta da bu böyledir.Aldiginiz her alette o aleti calistirmak icin ne yapmaniz gerektigi o paketteki kullanma klavuzunda belirtilmistir.O aleti calistirmak icin o klavuzda yazili talimatlari kullanirsiniz degil mi?Tanri’nin ne düsündügünü bilmek ve O’na ulasmak icin de O’nun bizlere yolladigi Kitab’ini okuruz ve iman yasantimizi bu sekilde yönlendiririz.

    Senin inandigin Allah antlasma yapmaz,ölümle tehdit etmez,söz vermez, insanlara görünmez demissin.Olabilir.Bizim inandigimiz RAB YHVH zaten sizinkine hic benzemiyor.:))Bizim inandigimiz RAB YHVH insanlara Vaad vermistir.Önüne yasam ve ölümü koymustur.Bir secim yapmasini istemistir.Onlara sonsuz yasami verecegine SÖZ vermistir.Insanlarla ilgilenir.Onlara cok yakindir.Hatta insan bedeninde yani Isa Mesih ‘de insanlarin arasinda da yasamistir.Yani bizlerden coook uzakta degildir.Bu bakimdan Islam’in Allah’i ile bizim inandigimiz Tanri herseye EGEMEN RAB cok farklidir.

    SEvgili karahan baska mesajlarinizda da hristiyanlikla ilgili yanlis seyler düsündügünüzü ve yorum yaparken acele ettiginizi düsünüyorum.Önce hristiyanligi anlamaya ve yapilan yorumlari iyice okumanizi öneririm.Ondan sonra kendi yorumunuzu yazarsiniz.Diger yazdiklariniza da cevap gelecektir.Zaman bulundukca..

    Rab yüreginizde olsun.

    SEvgiler.

    #32315
    Anonim
    Pasif

    @karahan 12644 wrote:

    selam
    İsa’nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın’ (Romalılar 10:9).

    sizden ricam bu bahsedilen incil romalıların yazdığı incilmidir.
    2.eğer romalıalr yazdı ise hem isa rab bınızı öldürüp hemde ona sahipmi çıkmıştır be bu paradoksu çözemedim

    Sevgili karahan…

    Bir önceki paylaşımda İsa Mesih hakkında, Kutsal Ruh hakkında ikilemlerinizden söz etmiştiniz.
    Sizi yönlendirdim, gereken link sayfalarının bulunduğu bölüme.
    Bizler burada chat yapmıyoruz.
    Sohbetlerde bulunmuyoruz.
    Sadece ve sadece Tanrıyı ve yaptıklarını anlatıyoruz ve paylaşıyoruz.

    Soruyorum size o linke uğrayıp ta hangi konuyu okudunuz?
    Hangi konuları özümseyip, hangi konuları algılayamadınız?

    Sizden ricam daldan dala atlamamanızdır.
    Tutarlı davranışlar sergileyiniz ki… önemsenesiniz.

    İncilin yazıldığı dönemde günümüzün haberleşme araçları yoktu.
    Kitaplar ve mektuplar vardı.
    Romalılar bölümüde mektup tur.
    Romalılara yazılan bir mektup.
    Amaçsa, Tanrı sözlerinin uluslara duyurulmasıdır.
    Sizin yorumladığınız gibi bir yorum sözkonusu bile değildir.
    Sizden beklentim…. yukardaki soruları yanıtlamanızdır.
    Esenlikler dilerim.

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.