• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25336
    Anonim
    Pasif

    DÜŞMANIM DÜNYA

    Hristiyan kişi dünya, benlik ( beden ) ve İblis ile mücadele içerisindedir.
    İblis’in taktikleri kurnazca ve kötüdür. Pusu kurmanın ustasıdır Şeytan.
    Benlik ise içteki düşmandır. Ruhun işleyişini zayıflatan sabotajcıdır.
    ‘’ Dünya ‘’ Dünyanın ruhu, düşmüş yaradılışın deger yargıları benlik ve İblis’ten farklıdır ancak ayrılmaz bir parçasıdır.

    Benlik, düşmüş dünyanın bir parçası ve İblis ise bu dünyanın egemenidir.
    Bizler bu dünyada yaşarız. Dünyanın bir parçasıyız. Belli bir dereceye kadar bu dünyanın bir ürünüyüz.
    Dünya ise bizim savaş alanımızdır. Dünyanın her neresine gidersek gidelim, bu savaşın içerisinde olacagızdır. Tüm dünya düşmüştür. Tüm yaradılış acı içerisinde inleyerek kurtuluşunu beklemektedir.

    Bu dünya bir tacizcidir.
    Dikkatimizi ve yüregimizi kendisine çekmeyi amaçlar.
    Her an yanımızda görünür ve çekiciligiyle bizleri cezbeder.
    Cennet görünüşümüze gölge düşürür.
    Gördügümüz herşey, dikkatimizi çekmek için bizlere bagırır.
    Çogunlukla bu bize zevk verir ve ne yazık ki bizde çogunlukla onu hoşnut etmek için yaşarız. İşte çatışmada burada başlar. Dünyayı hoşnut etmek ile Tanrı’yı hoşnut etmek nadiren üst üste gelir.

    Aldıgımız göksel çagrı şudur: ‘’Bu çagın gidişine uymayın’’ (Rom 12:2)
    Ancak bu çag, bizlerin kendisiyle ortak olmamızı istiyor.
    Tüm doluluguyla bizleri ortaklık etmeye çekmektedir.
    Olabilecek en yogun baskıyla üzerimize gelmektedir.

    Bu dünyaya uymak, bu dünyanın biçim yada yapıları ile birlikte yada tarafında olmak demektir.
    Popüler olandan yana olmak demektir.
    İnsanlar için popüler olan şeyler, her zaman Tanrı için popüler degildir.
    Bazan hoşnut edecegimiz tarafı seçmek zorunda kalırız. Bu ise, Hristiyan yaşantısında gündelik bir mücadeledir.

    Tüm agırlık bu dünya, bu çağ üzerindedir.
    Bu dünyanın ötesinde olan şeylere ilgi daima azdır.
    Mezar başlarındaki anlık ziyaretler dışında, sonsuzluk pekde düşünülmez.
    Önemli olan burası ve şimdidir.
    Bu an için, şimdinin heyecanı için yaşamak bu dünyanın ruhudur.

    İsa’nın yaşadıgı günlerdede bu durum aynıydı.
    İsa defalarca ögrencilerine bu dünyanın ötesine bakmalarını söyledi.
    Bakışlarımızı sonsuzluga yönlendirdi.
    ‘’Kendinize gökte hazineler biriktirin’’ (Mat 6:20) dedi
    İsa olayları sonsuzluk ışıgı altında degerlendirmamizi istedi.
    ‘’İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?’’ (Mat 16:26)
    Dünyayı mı hoşnut etmek, yoksa Tanrı’yımı hoşnut etmek istemekteyiz.
    İşte her insan neslinin karşı karşıya kaldığı asıl sorun budur.
    Bu dünyaya uymak, kişinin sonsuz canını kaybetme riski taşımaktadır.
    Dünyanın ruhu, bizleri şimdi eğlenip sonra ödemeye çagırmaktadır.
    İşte dünyasal popüler olan budur.

    Bir Hristiyanın bu dünyanın tacizine karşı durması, akıntıya karşı durma riskine girmesini gerektirir.
    Tanrı’yı hoşnut edebilmek için, insanları hoşnut etmeyi bırakma riskini göze almalıdır.
    Bu nedenle İsa:
    ‘’Bana olan bağlılığınızdan ötürü insanlar size sövüp zulmettikleri zaman, yalan yere size karşı size her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşamış olan peygamberlere de böyle zulmettiler.’’ (Mat 5:11-12)
    Bu sözlerdeki ‘’Bana olan bağımlılığınızdan ötürü’’ cümlesi anahtar ifadedir.
    Çagrıldıgımız uymazlık, sadece uymamış olmak için bir uymazlık degildir.
    ‘’Bana olan bağımlılığınız’’, ucuz uymazlıgı gerçek adanmışlıktan ayırır.
    Sebepsiz yere kendimizi herşeyden soyutlamanın erdemli bir yanı yoktur.
    Uymazlıgımız, seçici olmalıdır. Gerçekten önemli olan şeylere yönelik olmamalıdır.
    Uymazlıgı önemsizleştirmek kolaydır.
    Ferisililerin yaptıgı gibi bizlerde bunu basit dışsal uygulamalara dönüştürebiliriz.
    Gerçek uymazlık, değişim üzerinde yapılır.
    Elçi Pavlus ‘’ Bu çagın gidişine uymayın…. düşüncenizin yenilenmesiyle degişin’’ (Rom 12:2) demiştir.

    Bu dünyanın kalıplarının ötesine geçmeye çağrıldık.
    Dünyada değişime sebep olmalıyız.
    Dünyadan ne kaçmamız nede ona teslim olmamız gerekmektedir.
    Farklı ve yeni bir ruh la, dünyaya nufuz etmeliyiz.

    Tanrı kurtuluşunun sahnesidir bu dünya
    Tanrı bu dünyaya Mesih kimliğiyle gelmiştir.
    Kudüs’te, Yahudiye’de, Samiriye’de ve dünyanın dört bir bucağında Mesih’in tanıkları olmaya çagrıldık.
    Dünyanın dört bir bucağı halen bu dünyadadır.
    Bu dünyadan kaçamayız, kaçmamalıyız.
    Tanrı dünyanın kurtulmasını istiyor. O’nu gücendirmemeliyiz.

    Tanrı Sözü, bu dünyanın öğretilerini içerisinden geçirdiğimiz filtredir.
    Ayrıca dünyadan da birşeyler ögrenebiliriz.
    Tanrı’nın tüm esini Kutsal Yazılar’da degildir.
    Tanrı kendisini dogada ve insan kültüründe de açıklar.
    Tüm gerçek Tanrı’nın gerçegidir.
    Heryerde gerçeklerle karşılaşabiliriz.

    Dünya, kutsallaşmamıza engel teşkül eder. Ona eğer dogru açıdan yaklaşırsak, bizim müttefikimiz olabilir.
    Dünya Rab’bimizin dünyasıdır. Ondan nefret etmez. Onu kurtaracak kadar sever. Onu ziyaret eder. Onu ne terk eder nede başkasına bırakır.

    Tanrı’nın halkı olarak, dünya ile beraber ve dünyada nasıl yaşanacagını öğrenmeliyiz.
    Dünyayı Tanrı için geri almayı ögrenmeliyiz.
    Ona uyarak, tacizlerine yenik düşerek değil, ama tanıklık edip değiştirerek.
    Eger dünyaya değişmiş düşüncelerle yaklaşırsak, bu iş hiçte zor olmayan bir şey olacaktır.

    Kutsallaşmamızı arzulayan Tanrı, bu düşmüş dünyada yıldızlar gibi parlamamızı arzulamaktadır.
    Dünyayı Tanrı’nın gördüğü gibi gördüğümüzde, yıpranmış bir yaradılışı, sağlıklı ve temiz bir vicdanla yenilemeye başlarız.
    Bunu yaparak Yaradan’ı ve Kurtaran’ı hoşnut ederiz.

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.