• Bu konu 2 izleyen ve 1 yanıt içeriyor.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #26581
    Anonim
    Pasif

    DOĞRU KARAR NASIL VERİLİR ?

    Mesih inanlısı, her zaman doğru olanı yapmak ve Rab’bi memnun etmek peşindedir. Bunu tüm yüreğiyle istemektedir. Ama bazen, ne yapması gerektiğini bir türlü kararlaştıramamaktadır. Bu konudaki Rab’bin sesini, bütün dua ve yakarışlarına rağmen duymamakta veya duyamamaktadır.

    Her zaman olmasa da, bu genelde parazitlerden dolayıdır. Bitten, pireden bahsetmiyorum; ses parazitleri demek istiyorum. Kulaklarımız sadece Rab’be değil, diğerlerinin görüş ve düşüncelerine de açık olursa, Rab’bin sesini duyamayız. Kulaklarımızı diğerlerine de açmamız için, Şeytan devamlı baskı uygular ve bizi hataya düşürür. İnsan akıl ve düşüncelerine göre hareket ederiz.

    Peki, doğru olan nedir? Ne yapmak lâzım? Önce sakin bir yere, belki de kendi odamıza çekilip, Rab’bin huzurunda diz çöküp, “Rab, sen ne dersen onu yapacağım. Her ne pahasına olursa olsun, onu yapacağım Rab” deyip O’na tamamen teslim olmak gerek. Öyle ki, dünyada sanki da, bir sen ve bir de Rab var. Başka kimse yok. Tüm dünya ve dünyalıların etkisinden sıyrılıp, Rab’be kulak açmak gerekiyor. Rab ne diyor? Tek bilmemiz gereken bu. Kim ne diyecek, verilen kararın doğuracağı zorluklar, netice ne olacak vs.; bunlar sadece Rab’bi ilgilendirir. Bizi değil. Biz kimseye kulak asmamalıyız.

    Adem, karısına kulak asmıştı. Günah işledi ve hemen Tanrı’yı suçladı, “Yanıma koyduğun o kadın ….” dedi. Yani “Sen koydun, suçlu ben mi oldum?” dercesine sıyrılmaya çalıştı. Ama Tanrı yutmadı, “Karının sözünü dinlediğin için …… toprak lânetlendi” dedi. Bakalım bu olaydan önce, kaçımız ‘iyilik meleği’ kılığına girip de, “Aaah! Üzme karını. Ayıp ediyorsun. Bak zavvalıya üzüldü. Dünyada senden başkası var mı o biçarenin? Aaaah, hade ama; bir defacık da onun dediği olsun. Bir lokma alırsan ne olur? Sevgiyle davran ona. Bu kadar katı olma canım” deyip Ademi ikna etmeye çalışırdık. Bugünlerde de aynisini yapmıyor muyuz? İyilik Melekleri’nden daha çoook çekeceğimiz var. Bunlardan dünyada çok var. Aslında hayatımızı yönlendiriyorlar. Üzerimizde baskı oluşturup, yanlış karar vermemize neden oluyorlar. Genelde ‘iyilik ve sevgi’ maskesi takınıyorlar. Zaten bu yüzden tehlikeli oluyorlar. Ama aslında bizleri Tanrı’dan ve O’nun buyruklarından uzaklaştırıyorlar. Ama Rab, “Benim haricimde, hiç kimseyi, ama hiç kimseyi; hatta karını bile dinlemeyeceksin” diyor bir şekilde. “Karının sözünü dinlediğin için …. ”

    Kral Saul, Amalekliler’e karşı savaşta büyük bir başarı elde etmiş, büyük bir sevinçle geri dönmüş ve peygamber Samuel’i “Rab seni kutsasın! Ben Rab’bin buyruğunu yerine getirdim” diyerek mutlulukla karşılamıştı. Ama Samuel, Rab’bin buyruğu doğrultusunda onu öyle bir paylamıştı ki, kral Saul neye uğradığını şaşırmıştı. Tebrik edileceğini zannediyordu. Halbuki Tanrı ona, “Herşeyi yok edeceksin. Hiçbir ganimet almayacaksın” demişti. Ama Saul, zaferden sonra, ordu komutanlarının ve çılgına dönmüş askerlerin, ganimet ihtirasına boyun eğmiş ve korkudan onlara izin vermişti. “Rab’bin buyurduğunu yerine getirdim” dediğinde, Samuel ona, “Öyleyse nedir kulağıma gelen bu koyun melemesi? Nedir bu duyduğum sığır böğürmesi?” dedi. Saul ise, “Rab’be kurban sunmak için almıştım” gibisinden bir mazaret öne sürmeye çalıştı. Yani, bir nevi Rab’be rüşvet. “Buyruklarını tamı tamına yerine getirmemiş olabilirim ama bak sana neler getirdim” gibisinden. Sanki da Tanrı, “Oooh, tamam o zaman. Ne iyi ettin de beni dinlemedin” diyecek.

    Peygamber Samuel ona şöyle karşılık verdi: “Rab kendi sözünün dinlenmesinden hoşlandığı kadar, yakmalık sunulardan, kurbanlardan hoşlanır mı? İşte söz dinlemek kurbandan, sözü önemsemek de koçların yağlarından daha iyidir. Çünkü başkaldırma, falcılık kadar günahtır. Ve dikbaşlılık, putperestlik kadar kötüdür. Sen Rab’bin buyruğunu reddettiğin için, Rab da senin kral olmanı reddetti”. Saul ise, “Günah işledim. Evet Rab’bin buyruğunu da, senin sözlerini de çiğnedim. Halktan KORKDUĞUM İÇİN onların sözünü dinledim. Ama şimdi yalvarıyorum, günahımı bağışla …” demesine rağmen, bağışlanmadı ve krallığı elinden alındı (1.Samuel, bölüm 15).

    Bir taraftan Rab, bir taraftan da ganimet çılgınlığı içinde, kimseyi dinlemeye hazır olmayan bir ordu. Siz olsanız ne yapardınız? Canınızdan bile olma tehlikesi var. Ama yalnızca çadırına git ve yalnızca Rab’le konuş. Daha, “Ne yapayım Rab?” demeden, cevabı bileceksin. Çünkü Rab “Sana söyledim zaten” diyecek. Bundan sonra da, ne “ama” kalır, ne de “şayet”. Denileni yapıp, sonucu Rab’be bırakırsın. Doğru karar, yalnızca Rab’bin huzurunda ve sadece Rab’den alınır.

    Çocuk mu aldırmayı düşünüyorsun? Kulaklarını herşeye tıka, git sadece Rab’bi dinle. Sonuçlarını da O’na bırak. İmansız birine mi aşık oldun? Evlenmeyi mi düşünüyorsun? Kulaklarını kendi duygularının sesine de tıka ve git sadece Rab’bi dinle. Her zaman, her durumda, sadece Rab’bi dinle ve her ne pahasına olursa olsun onu uygula. Hatalı bile olsan, Rab’bi öne çıkarttığın, O’nu yücelttiğin için, herşey mükemmel bitecektir. Rab Tanrı, ne Adem’e ve ne de Kral Saul’a taviz verdi. “Günah işlememek; işleyip de af dilemekten (kurban kesmekten) daha iyidir” dedi. Unutmayalım; baskılar hiddet ve şiddetten gelebildiği gibi, ‘İyilik Melekleri’nden de gelebilir. İkisi de Şeytan’dandır. Ama ikincisi belki de daha da tehlikelidir.

    Rab hepimizin gözlerini açsın ve birtek O’na kulluk etmemizi sağlasın. Amin

    #33851
    Anonim
    Pasif

    Bu güzel paylaşımın için çok teşekkürler sevgili Kemal Başaran,
    Yazdıklarınızın hepsine tamamen katılıyorum. Gerçekten de önemli kararların eşiğindeyken, sadece Rab’be bakmak, O’na sormak ve sonuçları O’na bırakmak gerekir. Bunu yaparken kazanan biz olacağız şüphesiz. Rabbimiz bu konuda bizlere özgürlük vermiştir.

    Tanri Adem’i bahçeye koyduğu zaman belli bir ağaçtan yememesi için onu uyardı. Adem bahçedeydi, günahsızdı ve tüm evren önündeydi. Tanrı kendi işini tamamlamıştı. Bahçede bir insanın gereksinim duyabileceği her şeyi koymuş, kendi benzeyişinde kusursuz bir insan yaratmıştı. Bu insana can, akıl, fikir vermişti. Tanrı, yarattığı insanın hangi seçimi yapacağını görmek için bekledi. Adem özgür bir şekilde kararı kendisi verecekti. Seçimini yaptı, Şeytan’ın sesine kulak vererek Tanrı’nın yasakladığı meyvadan yedi. Sonuç hem Adem’e çok acı ve sıkıntı verdi ve aynı zamanda günah dünyamıza girdi ve insanlık soyu ölümlü oldu. Adem’in verdiği yanlış karar nelere mal oldu düşünebiliyor musunuz?

    İşte tek bir suç tüm insanlığın mahkum olmasına neden oldu’(Romalılar 5:12).

    Önemli kararlar tüm yaşamımızı etkiler. Kararlarımızı vermeden önce danışmamız gereken tek Kişi Tanrı olmalıdır. Ama maalesef hepimiz zaman zaman yanlış seslere kulak vererek yanlış adımlar attık ve bunun acı sonuçlarına katlanmak zorunda kaldık ve bu bizden çok şeyler alıp götürdü.

    Tanrı sevgidir ve her bir insanı çok seviyor. O’nun bizler için iyi planları var, iyi düşünceleri var. Her durumda O’na güvenelim ve her şeyi O’nun ellerine bırakalım. O bizim için en güzelini, en iyisini ve en yararlısını yapacaktır.

    ‘Çünkü sizin için düşündüğüm tasarıları biliyorum’ diyor Rab. ‘Kötü tasarılar değil, size umutlu bir gelecek sağlayan esenlik tasarıları bunlar’ (Yeremya 29:11).

    Rab’bin esenliğinde kalın
    Sevgilerimle

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.