• Bu konu 3 izleyen ve 3 yanıt içeriyor.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25992
    Anonim
    Pasif

    DİĞER İNSANLARI BAĞIŞLAMAK
    (Dr. Rc Sproul)


    ‘Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de bizim suçlarımızı bağışla!’(Matta 6:12).


    Matta 6:12’deki bu ayet Rab’bin duasının en ürkütücü öğelerinden biridir. Diğer insanları bağışlamada Tanrı kadar cömert olamıyoruz. Bize karşı suç işleyenlere karşı davrandığımız gibi Tanrı da O’na karşı olan suçlarımızı bağışlamada isteksiz ve çekingen olsaydı, ne yapardık acaba?
    Hristiyanlar olarak bizler, bağışlanmış kişileriz. Aynı şekilde bağışlayıcı kişiler olmaya çağrıldık. Başkalarını bağışlamanın anahtarı İsa Mesih’in öğretisindedir.

    Yaşantınıza dikkat edin! Kardeşiniz günah işlerse, onu azarlayın; tövbe ederse, bağışlayın.
    Günde yedi kez size karşı günah işler ve yedi kez size gelip, `Tövbe ediyorum` derse, onu bağışlayın.”
    Elçiler Rab`be, “İmanımızı artır!” dediler (Luka 17:3-5).
    Hristiyan kişinin diğer insanları bağışlama sorumluluğuna ilişkin pekçok karmaşıklık mevcuttur. İki ana konunun açıklanması gerekir. Bunlar:

    a.) Kimi bağışlamamız istenir?
    b.) Bağışlama neyi gerektirir?


    Kimi bağışlamamız gerektiği konusuna ilişkin Hristiyan çevrelerinde çok yaygın bir yanlış anlama vardır. Nereden geldi ya da nasıl olduysa Hristiyanlar, kendilerine karşı günah işleyen herkese kayıtsız, şartsız bağışlama zorunda oldukları düşüncesine kapılmışlardır. Örneğin bir kişi benim karakterimi aşağılayıcı bir davranışta bulunduğu zaman, bu davranışı ve sebeb olduğu acıyı sineye çekmem ve o kişiyi hemen affetmem gerektiği düşünülür.

    Böyle bir fikir de nereden geliyor? Belki İsa’nın öğretilerinde bulunmaktadır. Çarmıhtayken İsa’nın kendisini öldürenler için şu şekilde dua ediyor: ‘Baba, onları bağışla. Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar’ (Luka 23:34).

    ‘İsa Mesih dağdaki vaazında şöyle demektedir:
    ‘Ne mutlu merhametli olanlara! Onlar merhamet bulacaklar’ (Matta 5:12).

    Yine, İsa’nın şu sözleri söylediğini görmekteyiz:
    ‘Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin’ (Matta 5:39).


    Bizlere karşı zulmedenlere, kötü davrananlara karşı katlanmaya ve sabırlı olmaya çağrıldık. Tartışmacı, acılık dolu ve sinirli bir ruhun Tanrı’nın egemenliğinde hiç yeri yoktur. İsa Mesih bizlere ‘diğer yanağınızı da çevirin’ derken, aşağılanmaya katlanmak anlamına gelen bir Yahudi deyimi kullanmaktadır. İsa Mesih, eğer biri sağ yanağına vurursa, diğer yanağımızı da çevirmemizi söyler. Çoğu zaman bu söz, ‘birisi suratına bir tokat atarsa, diğerini de çevir’ şeklinde anlaşılır. İsa Mesih’in bu sözleri fiziksel bir saldırıya uğradığımızda, kendimizi korumak için hiçbir şey yapmaya hakkımız olmadığını öğretir gibi görünür.


    Bu sözler, eğer birisi kızımızı kaçırırsa ona oğlumuzu da mı vermemiz gerektiğini mi söylüyor bizlere? Sanmıyorum! Çünkü İsa Mesih burada sağ yanağınıza vurulmaktan sözediyor. Farzedelim ki bir kişiyle yüz yüze durmaktasınız ve o kişi sizin sağ yanağınıza vurmak istiyor. Bunu nasıl yapabilir? Bunun iki yolu var: Kişi size ya sol eliyle vurmalı ya da sağ elinin tersiyle..İnsanların büyük bir çoğunluğu sağ ellerini kullanırlar. Sağ elini kullanan bir kimse tokat atmak için normalde sol elini kullanmaz. (Tabii,çok iyi eğitimli bir sol yumruğu yoksa).

    Yahudi kültüründe kişinin sağ yanağına tokat atılması, elin tersiyle atılan aşağılayıcı bir tokatla küçük düşürülmek anlamını taşır. Ortaçağda, düelloya kışkırtmak için bu yolu kullanırdı insanlar. Kişi eldivenini çıkarıp, eldive leriyle size ters bir tokat atabilirdi. Yahudiler’deki bu aşağılama şekli çok eskilere dayanır. İsa Mesih bu sözleri söylediği zaman kuşkusuz orada bulunanların çoğu İsa Mesih’in bu sözlerinin ne anlama geldiğini anlamıştır. İsa Mesih şöyle demek istiyordu:

    ‘Eğer bir kimse seni aşağılar, sana hakaret ederse, o kişiye aynı şekilde karşılık vermeyin!’

    Kötülüğe kötülükle karşılık vermemeliyiz. Burada önemli olan bize hakaret edenlere hakaretle karşılık vermeyip sakin ve alçakgönüllü bir şekilde davranmalıyız. İsa Mesih yargılandığı sırada hem ölesiye dayak yedi hem de tokatlandı. Eğer isteseydi binlerce meleği yardımına çağırabilirdi, ama O bunu yapmadı ve bu hakaretlere sessizlik içinde katlanmayı seçti. O’na lanet edenleri bereketledi, kutsadı ve kendisinden nefret eden düşmanlarına karşı hep sevgi gösterdi.

    (Devam edecek)

    #32174
    Anonim
    Pasif

    İncil’de şu ana kadar gördüğüm en güzel ayetlerden birisi.

    ‘Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin’ (Matta 5:39).

    Çok güzel söylemiş Mesih.Tabi ki biri bize vurunca gel bir daha vur demek istenmediği açık .Burada Mesih’in hoşgorü anlayışı çok güzel ortaya çıkıyor.

    #32326
    Anonim
    Pasif

    Merhaba Suna ablam
    inanın yazınızı okurken bu ayetin daha farklı yorumu olabileceğini ümid ediyordum ve her satır başında beklentilerim boşa çıktı. Ablam biz her zaman susmak ve mazlum konumunda yaşamamız lazım. güçlünün zalimin karşısında doğruları konuşmak ve hakkımızı korumak bağlamında mücadele etmemiz neden yasak? Rab’bin bu konuda yaklaşımı beni şaşırtıyor.

    Geçen gün yaşadığımız bir olayı paylaşmak istiyorum. Oturduğum apartman da üst komşum yöneticilik yapıyor,kendiside yakinen arkadaşım. 5 ve 6 katlar aidatlarını ödemiyorlar. ama bu yokluktan deil aralarından birinin ödemediğini bahane ederek onlarda vermiyorlar. Yönetici arkadaşda asonsörün 4 ve 5 katlara çıkmasını engelleyen bir tekerleği söküyor. iki aydır hem para ödemeyen hemde diğer insanların hakkını gaspeden bu 4 daire dayanıyor yöneticinin kapısına. yöneticide bunlara toplu halde dayak atıyor. bunlarda karakola şikayet ediyorlar. karakolda davadan vazgeçiyorlar ve ses kirliliği yaptıkları gerekçesiyle her iki tarafada 68 00 ytl lik bi ceza kesiliyor. yöneticinin cezasını da onlar ödüyor, kırılan gözlük parasınıda ve geçmiş aidatları da. Sorun çözülüyor. burda bizim yönetici alttan alsaydı bu insanlar hem onu ezecekler hem para ödemeyecekler hemde diğer katların hakkıyla her türlü müştemilat imkanlarından faydalanacaklardı. Ablam bu konuyla ilgili yönetici hatamı yaptı sizce?

    #32963
    Anonim
    Pasif
    themor;12671 wrote:
    Merhaba Suna ablam
    inanın yazınızı okurken bu ayetin daha farklı yorumu olabileceğini ümid ediyordum ve her satır başında beklentilerim boşa çıktı. Ablam biz her zaman susmak ve mazlum konumunda yaşamamız lazım. güçlünün zalimin karşısında doğruları konuşmak ve hakkımızı korumak bağlamında mücadele etmemiz neden yasak? Rab’bin bu konuda yaklaşımı beni şaşırtıyor

    Sevgili Themor kardeşim,
    Bağışlama konusu hristiyanlıkta hayati önem taşır. Her durumda bağışlamalıyız, haklı olsak da… Haksız olduğumuz durumlarda bizim, karşımızdaki kişiden özür dilememiz gerekir ve karşımızdaki kişinin bizi bağışlaması gerekir.Tabii İsa Mesih’e iman etmemiş bir kişiden bağışlama konusunda pek fazla bir şey bekleyemeyiz, çünkü o kişi bunu anlayamaz, ya da kabul etmez. Ama biz Mesih inanlıları için durum farklıdır. Rabbimiz ve kurtarıcımız İsa Mesih, bize haksızlık edenleri bağışlamamızı istiyor ve İncil’de Matta 5:39′da şöyle diyor:

    ‘Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin.’

    İman etmemiş bir kimse için bu sözler aptalca gelir, hatta alay edip gülerler bile. Ama bu sözler Rabbimiz ve kurtarıcımız İsa Mesih’in ağzından çıkan sözler. Belki bazılarımız için bu haksızlık gibi görünür. Peki günümüzde hakkımızı gaspeden kişilere karşı elimiz kolumuz bağlı mı kalmalıyız?

    Quote:
    Geçen gün yaşadığımız bir olayı paylaşmak istiyorum. Oturduğum apartman da üst komşum yöneticilik yapıyor,kendiside yakinen arkadaşım. 5 ve 6 katlar aidatlarını ödemiyorlar. ama bu yokluktan deil aralarından birinin ödemediğini bahane ederek onlarda vermiyorlar. Yönetici arkadaşda asonsörün 4 ve 5 katlara çıkmasını engelleyen bir tekerleği söküyor. iki aydır hem para ödemeyen hemde diğer insanların hakkını gaspeden bu 4 daire dayanıyor yöneticinin kapısına. Yönetici de bunlara toplu halde dayak atıyor. Bunlar da karakola şikayet ediyorlar. karakolda davadan vazgeçiyorlar ve ses kirliliği yaptıkları gerekçesiyle her iki tarafada 68 00 ytl lik bi ceza kesiliyor. Yöneticinin cezasını da onlar ödüyor, kırılan gözlük parasınıda ve geçmiş aidatları da. Sorun çözülüyor. Burda bizim yönetici alttan alsaydı bu insanlar hem onu ezecekler hem para ödemeyecekler hemde diğer katların hakkıyla her türlü müştemilat imkanlarından faydalanacaklardı. Ablam bu konuyla ilgili yönetici hatamı yaptı sizce?

    Tanrı devletimize bu konularda yetki vermiştir. Haklarımızı savunan yasalar, kanunlar vardır. Kendimiz öcümüzü almaya kalkmamalıyız. Öc Rabbindir, O, bir şekilde bizim hakkımızı alacaktır O’na güvenelim. Eğer Rabbimiz devletimize karşı itaatli olmamızı istiyorsa itaat etmeliyiz. Devletimiz yasal haklarımızı korumak için vardır. Apartman yöneticiniz hakkını aramak için dayakla, kaba şiddete başvurarak hakkını almış. Yani öcünü kendisi almış. Ben bunu tamamen yanlış buluyorum. Bence birkaç şahitle birlikte suç duyurusunda bulunulsaydı, ve yasal yollardan hak aransaydı çok daha adil ve doğru olurdu.

    Düşünebiliyor musun Themorcuğum, herkes kaba kuvvetle kendi intikamını almaya ve hakkını aramaya kalksaydı, ne denli korkunç bir tablo ortaya çıkardı. Ama Rabbimiz diyor ki, ‘öc benimdir’. Önce Rab’be sonra da devletimize güvenelim.

    Aynı zamanda bağışlamamak Tanrı ile aramıza kalın bir duvar örer. Rab dualarımızı duymaz ve yanıt vermez. Biz tüm suçlarımızı bağışlaması için Rab’be gidiyor, O’nun merhametine sığınıp af diliyorsak, aynı şeyi bizler de insan kardeşimize karşı yapmalıyız. Bağışlanmak istiyorsak, bağışlamalıyız. Kutsal İncil’de İsa Mesih’in bu benzetmesinde şu sözleri okuyoruz:

    ‘Kral bağışladığı köleyi çağırttı ve şöyle dedi: ‘Ey kötü köle! Bana yalvardığın için bütün borcunu bağışladım. Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?’ (18:32-33).

    ‘Kalkıp dua ettiğiniz zaman, birine karşı şikayetiniz varsa onu bağışlayın ki, göklerde olan Babanız da sizin suçlarınızı bağışlasın’.

    En büyük haksızlığı İsa Mesih’e ettiler. O tamamen günahsızdı. Dünyada yaşadığı sürece bir tek günah bile işlemediği halde O’na ne denli hakaret ettiler, yüzüne tükürdüler, aşağıladılar, işkence ettiler. İsa Mesih çarmıhta elleri ve ayakları delinmiş bir şekilde haçta asılı dururken, kendisini çarmıha geren insanları bağışladı. ‘Baba onları bağışla! Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar!’ dedi ve canını verdi. Ama O, ölümü yendi, görkemle dirildi ve yaşıyor. Diri olan İsa Mesih, görkemle tekrar gelecektir. İlk gelişinde dünyanın günahını üzerinde taşıyan Tanrı Kuzusu olarak acı çekti. Ama ikinci gelişinde Rab ve Kurtarıcı olarak gelecek ve tüm insanlığı yargılayacaktır. Çünkü ikinci gelişinde yargı ve ödül olacak. O’nu reddedip kabul etmeyenlerin, haksızlık edenlerin hepsi yargılanacaktır. İsa Mesih’e iman edip O’nun sözlerini yapanlar ise ödüllendireceklerdir. Ödülümüz vardır. Günaha ve ölüme karşı kazanılmış son zafer Tanrı’nın bizlere sunmuş olduğu sonsuz yaşamdır.

    ‘Tanrı’dan korkun, O’nu yüceltin! Çünkü O’nun yargılama saati geldi. Göğü, yeri, denizi ve su pınarlarını yaratana tapının!’ (Esinleme 14:7).

    ‘Kötülük yapan yine kötülük yapsın. Kirli olan, kirli işlerini sürdürsün. Doğru olan, yine doğruyu yapsın. Kutsal olan kutsal kalsın. İşte tez geliyorum! Vereceğim ödüller yanımdadır. Herkese yaptığının karşılığını vereceğim.

    Alfa ve Omega, birinci ve sonuncu, başlangıç ve son BEN’im’ (Esinleme 22:11-13).

    Sevgilerimle

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.