• Bu konu 1 izleyen ve 0 yanıt içeriyor.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #23663
    Evangelist
    Anahtar yönetici

    (Matta bölüm: 5-7) GERÇEK MUTLULUK

    “İsa kalabalıkları görünce dağa çıktı. Oturduktan sonra, öğrencileri yanına geldiler. Onlara seslenip şöyle ders vermeye başladı:

    “Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Göklerin Egemenliği onlarındır.
    Ne mutlu yaslı olanlara! Onlar teselli edilecekler.
    Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Onlar yeryüzünü miras alacaklar.
    Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Onlar merhamet bulacaklar.
    Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Onlar Tanrı 'yi görecekler.
    Ne mutlu barışı sağlayanlara! Onlara Tanrı oğulları denecek.
    Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere!
    Göklerin Egemenliği onlarındır.

    “Benden ötürü insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevininin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önceki peygamberlere de böyle zulmettiler.

    KUTSAL YASA

    “Kutsal Yasa'yi ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'da ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek. Bu nedenle, bu buyrukların en küçüklerinden birini kim çiğner ve başkalarına
    öyle yapmalarını öğretirse, Göklerin Egemenliğinde en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine getirir ve başkalarına öğretirse. Göklerin Egemenliğinde büyük sayılacak. Size şunu söyleyeyim: doğruluğunuz din bilginleriyle Ferisilerinkini kat kat aşmadıkça. Göklerin Egemenliğine asla giremezsiniz!

    ÖFKE VE CİNAYET

    “Atalarımıza, “Adam öldürme, Öldüren, yargılanmayı hak edecek' denildiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki. kardeşine karşı öfkelenen her kişi yargılanmayı hak edecek. Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse. Yüksek Kurul 'un yargısını hak edecek. Kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecek. Bu yüzden, adağını sunağa getirirken, orada kardeşinin sana karşı bir şeyi olduğuna hatırlarsan, adağını orada, sunağın önünde bırak. git. önce kardeşinle barış, sonra gel. adağını sun. Senden davacı olanla, daha yoldayken çabucak anlaş. Yoksa o seni yargıca, yargıç da gardiyana teslim edebilir: sonunda da hapse atılabilirsin. Sana doğrusunu söyleyeyim, son kuruşu ödemedikçe oradan asla çıkamazsın.

    ZİNA VE BOŞANMA

    “Zina etme' denildiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki. bir kadına bakıp onu arzulayan her adam, zaten yüreğinde o kadınla zina etmiştir. Eğer sağ gözün seni günaha sokarsa, onu çıkar at. Çünkü vücudunun bir üyesinin Yok olması, tüm vücudunun cehenneme atılmasından iyidir. Eğer sağ elin seni günaha sokarsa, onu kes. at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, tüm vücudunun cehenneme gitmesinden iyidir.''

    '' 'Kim karısını boşarsa ona boş kağıdını versin' denilmiştir. Ama ben size diyorum ki, karısını cinsel ahlaksızlıktan başka bir nedenle boşayan her adam, onu zinaya itmiş olur. Boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.

    ANT İÇMEK

    ' 'Yine atalarımıza. 'Yalan yere ant içme, ama Rab 'be ettiğin anıtları tut' denildiğini duydunuz. Oysa ben size diyorum ki.
    hiç ant etmeyin, ne gök üzerine – çünkü orası Tanrı 'nm tahtıdır; ne yer üzerine – çünkü orası O'nün ayaklarının basamağıdır; ne de Kudüs üzerine – çünkü orası Büyük Kral'm kentidir. Başınızın üzerine de ant içmeyin. Çünkü saçınızın tek telini ak yada kara edemezsiniz. 'Evet'iniz evet 'hayır'mız hayır olsun. Bundan fazlası Şeytan'dandır.

    GÖZE GÖZ, DİŞE DİŞ

    '' 'Göze göz, dişe diş' denildiğini duydununuz. Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbürünü de çevirin. Size karşı davacı olup mintanınızı almak isteyene abanızı da verin. Sizi bin adım yol yürümeye zorlayanla iki bin adım yürüyün. Sizden bir şey dileyene verin, sizden ödünç isteyenden yüz çevirmeyin.

    DÜŞMANLARINIZI SEVİN

    '' 'Komşunu sev, düşmanından nefret et' denildiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmdenler için dua edin. Öyle ki, göklerde olan Babanızın oğulları olasınız. Çünkü O, güneşini hem kötülerin hem de iyilerin üzerine doğdurur. Yağmurunuda hem doğruların hem de eğrilerin üzerine yağdırır. Eğer yalnız size sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri de öyle yapmıyor mu? Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyor mu? Bu nedenle. Göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.

    YOKSULLARA YARDIM

    “Dikkat edin! Yapacağınız doğru işleri gösteriş için insanların gözü önünde yapmayın. Öyle yaparsanız, göklerdeki Babanızdan ödül alamazsınız.
    “Bu nedenle, birisine sadaka vereceğiniz zaman bunu ilan etmek için önünüzde borazan çaldırmayın. İkiyüzlü kişiler, insanların övgüsünü kazanmak için havralarda ve sokaklarda böyle yaparlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır! Siz sadaka verdiğiniz zaman, sol eliniz sağ elinizin
    ne yaptığını bilmesin. Öyle ki. verdiğiniz sadaka gizli kalsın. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız da sizi ödüllendirecektir.

    DUA

    “Dua ettiğiniz zaman ikiyüzlüler gibi olmayın! Onlar, herkes kendilerini görsün diye havralarda ve caddelerin köşe başlarında dikilip dua etmekten zevk alırlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır! Siz ise, dua edeceğiniz zaman odanıza girip kapıyı örtün ve gizlide olan Babanıza dua edin. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız da sizi ödüllendir ecektir. Dua ettiğinizde, putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. Onlar, söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceklerini sanırlar. Siz onlara benzemeyin! Çünkü Babanız, nelere gereksinmeniz olduğuna daha siz O 'ndan dilemeden önce bilir.
    “Bunun için siz şöyle dua edin:

    'Göklerdeki Babamız,
    adın kutsal kılınsın.
    Egemenliğin gelsin.
    Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de
    senin istediğin olsun.
    Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.
    Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi,
    sen de bizim suçlarımızı bağışla.
    Ayartılmamıza izin verme.
    Kötü olandan bizi kurtar.
    Çünkü egemenlik, güç ve yücelik
    sonsuzlara dek senindir. Amin. '

    “Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, Göksel Babanız da sizin suçlarınızı bağışlar. Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.

    ORUÇ

    “Oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ
    sürüp yüzünüzü yıkayın. Öyle ki, inanlara değil, gizlide olan Babanıza oruçlu görünesiniz. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendir ecektir.

    GÖKSEL HAZİNELER

    “Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar. Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar. Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacak.
    “Bedenin ışığı gözdür. Gözünüz sağlamsa, tüm bedeniniz aydınlık olur. Gözünüz bozuksa, tüm bedeniniz karanlık olur. Buna göre, içinizdeki 'ışık' karanlıksa, ne korkunçtur o karanlık!
    “Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birene bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı 'ya hem de paraya kulluk edemezsiniz.

    KAYGILANMAYIN

    ' 'Bu nedenle size şunu söylüyorum: 'Ne yiyip ne içeceğiz?' diye canınız için, ya da 'Ne giyeceğiz?' diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi? Gökte uçan kuşlara bakın! ne eker. ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Göksel Babanız yine de onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir? Giyecek konusunda neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın! ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler. Ama size şunu söyleyeyim, tüm görkemine rağmen Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi. Bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı 'nın size de giydireceği çok daha kesin değil mi, ey imanı kıt olanlar?

    ' 'Öyleyse, 'Ne yiyeceğiz?', 'Ne içeceğiz?' ya da 'Ne giyeceğiz?' diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa Göksel Babanız, tüm bunları gereksindiğinizi bilir. Siz önce O'nün egemenliğinin ve O'ndaki doğruluğun ardından gidin, o zaman size tüm bunlar da verilecektir. Buna göre, yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.

    BAŞKASINI YARGILAMAYIN

    “Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız. Başkasını nasıl yargılarsanız, siz de aynı yoldan yargılanacaksınız. Hangi ölçekle ölçerseniz, size de ölçek uygulanacak. Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin? Senin gözünde mertek varken nasıl olur da kardeşine, 'İzin ver de gözündeki çöpü çıkarayım' dersin? Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.

    “Kutsal olanı köpeklere vermeyin. İncilerinizi domuzların önüne atmayın. Yoksa bunları ayaklarıyla çiğnedikten sonra dönüp size parçalayabilirler.

    TANRI'DAN DİLEYİN

    “Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapıyı açılır. Hangimiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık ister de ona yılan verir? Sizler kötü yürekli olduğumuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsunuz, göklerde olan Babanızın, kendisinden dileyenlere güzel şeyler vereceği çok daha kesin değil mi?

    “İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Kutsal Yasa ve peygamberlerin söyledikleri budur.

    DAR KAPI, GENİŞ KAPI

    “Dar kapıdan girin. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ne dar, yol da ne çetindir! Bu yolu bulanlar azdır.

    AĞAÇ VE MEYVESİ

    “Sahte peygamberlerden sakının! Kuzu postuna bürünerek gelirler size, ama özde yırtıcı kurtlardır. Onları meyvelerinden tanıyacaksınız. Dikenli bitkilerdden üzüm, devedikenlerinden incir toplanabilir mi? Bunun gibi, her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir. İyi ağaç kötü meyve veremez. Kötü ağaç kesilip ateşe atılır. Böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacak- sınız.

    ' 'Beni, 'Rab! Rab!'' Diye çağıran herkes Göklerin Egemenliğine girecek değildir. Ancak göklerde olan Babamın isteğini yerine getiren girecektir. O gün birçokları bana diyecekler ki. 'Rab! Rab!' Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Senin adınla cinler kovm dik mı? Senin adınla birçok mucize yapmadık mı? O zaman ben de onlara açıkça şöyle diyeceğim: 'Ben sizi hiç tanımadım. Çekilin önümden, ey kötülük yapanlar!'

    SAĞLAM TEMEL, ÇÜRÜK TEMEL

    ' 'İşte bu sözlerimi duyup uygulayan herkes, evini kaya üzerinde kuran akıllı adama benzer. Yağmur yağmış, seller yükselmiş, yeller esmiş ve eve saldırmış ama ev yıkılmamış. Çünkü kaya üzerine kurulmuştu. Bu sözlerimi duyup da uygulamayan herkes, evini kum üzerinde kuran budala adama benzer. Yağmur yağmış, seller yükselmiş, yeller esmiş ve eve yüklenmiş. Ve ev çökmüş, korkunç bir şekilde yıkılmış.'' İsa bu konuşmasını bitirince, halk O'nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara kendi din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi ders veriyordu. İsa dağdan inince büyük bir kalabalık O'nun ardından gitti.''
    Diri Sözler

    – İsa her türlü insana hitap ediyor: hem dindarlara, hem de dinsizlere; hem bilginlere, hem de cahillere; hem zenginlere, hem de yoksullara… Gözünde insanlar arasında, din, ırk, sınıf, cinsiyet gibi ayrımlar yoktur. Çünkü Tanrfdan getirdiği söz, herkese yöneliktir. Ayrıca, sadece yaşadığı çağa ait olan insanlara değil, sözleri bütün çağların insanları içindir. 2000 sene sonra size de hitap etmektedir.

    Bu yüzden bu Tanrı sözlerini öğretirken son derece sade ve direkt öğretiyor. İsa'nın sözlerinin şaşılacak tarafı budur işte. Genellikle derin kavramlar dile getirebilmek için karmakarışık bir konuşma tarzına başvuruluyor. Laf o kadar dolaştırılıyor ki, neticede söylenen hiç bir şey yoktur. İsa ise herkesin çok iyi anladığı tarzla, Tanrı'nın sırlarını kimsenin bu kadar derinlik ve incelikle ifade edemediği kadar bize net olarak açıklıyor. Çünkü esas amacı kulağınızı okşamak değil, sizi yaşayan Tanrfya gerçekten yaklaştırmaktır. Öyle ki “halk O'nün öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara kendi din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi ders veriyordu” (Matta 7:28,29). Siz de bunu farketmişsinizdir.Tanrı”nın en öz düşüncelerini ve isteklerini anlaşılmaz ya da süslü boş sözlerle değil, yetki dolu ve yaşam verici sözlerle anlamamızı sağlıyor. Artık Tanrı anlaşılması zor bir Varlık değildir. Sözleri ne kadar yalın iseler, İsa sayesinde Tanrfya yaklaşmamız bu kadar kolay. Ayrıca, bu söz kalbimizde işliyor, çünkü kimseyi kayırmadan yüreğimizin ne olduğunu açığa çıkarıyor.' 'Tanrı 'nın sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı her kılıçtan keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemeleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler: yüreğin düşüncelerini ve amaçları yargılar.'' (İbraniler 4:12)
    Tanrı'nm ezeli-ebedi Sözü

    İsa, Tanrı'dan gelmiş olan her sözün kaybolmaz geçerliliğini çok iyi bilerek, ilk önce TeTat”ın ve peygamberlerin sözleriyle ilgili olarak şunları hatırlatıyor: “Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'dan (Tevrat ile peygamberlerin sözlerinden) ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek!” (Matta 5:18)
    İşte Tanrı'nm sözü diri ve etkiliyse sadece yazıldığı çağ için geçerli olduğunu düşünmek mantıklı mı? Diri ve sonsuz Sözü 'ölebilir' mi? Kesinlikle hayır! Sözü göğün ve yerin ortadan kaybolmasının sonrasına kadar geçerli olacaktır.

    Acaba Tanrfnın indirdiği Kitapların zamanla insan tarafından bozulduklarını ileri sürecek kişi kimdir? Bu ne cesaret! Kutsal Yazılardan ' 'en ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek!''
    Tevrat ile peygamberlerin sözleri için geçerli olan bu gerçek, İncil için de geçerlidir. İsa şöyle dedi:

    “GÖK VE YER ORTADAN KALKACAK, AMA BENİM SÖZLERİM ASLA ORTADAN KALKMAYACAKTIR.”
    (Matta 24:35)

    Asıl Tanrı'dan gelen bir Kitabın ortadan kalkabileceği nasıl düşünülebilir? Tanrı'nm koruma vaadinin altında bulunan yazıları kim tahrif edebilir? Yoksa böyle bir iddiayı ileri sürmekle, bazı çevrelerce Tanrf nın kendi vaadini yerine getirememekle suçlandığını farkedemiyor muyuz? Yeter ki biraz düşünelim.

    İsa'nın, kendisinden önceki semavi Kitapları geçersiz kılmaya gelmediğini öğrendik. Fakat bu yeterli değildir, çünkü esas bu yazıları tamamlamaya geldi.

    Bu demek ki,

    a- Tanrı'dan gelen vahiyleri en derin anlamına erdirmeye geldi,

    b- Tanrı sözünü eksiksiz uygulayan yegane insan oldu. Örneğin: Tevrat ile peygamberlerin yazılarında şöyle okuyoruz:

    “Tanrınız olan Rab tek Rab'dir… İlk benim, son benim ve benden başka Tanrı yoktur… Tanrın olan Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin… Tanrı'dan başka ilahlara tapmayacaksın… oyma putlara ibadet etmeyeceksin…” (İşaya 44:6; Tekvin 6:5;5:7-8)

    Böylece en büyük emri öğrenmiş oluyoruz.
    Bu buyruk çağlar boyunca geçerli olmakla birlikte, insanlar hep yüzeysel olarak uyguluyorlar. Yani, belki oyma putlara secde kılmıyorlar, fakat Tanrı'ya bütün yüreği ile de tapınıp hizmet etmiyorlar. Aslında ikisi de aynı anlama gelmektedir.

    Gerçek Yasa

    İsa pratik örnekler vererek bu buyruklarının esas anlamını aydınlatıyor, tamamlıyor ve onları mükemmelliğe erdiriyor.

    Yukarıda Tevrat'tan aktardığımız ayeti örnek alırsak, İsa bu sözü şu şekilde tamamlıyor:
    “Göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de .yetkin olun… Hem Tanrı'ya hem paraya kulluk edemizsiniz… Çünkü hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacak…” (Matta 5:48; 6:24,21) Ayrıca Mesih'in Ruhu da şunu ekliyor:”Çünkü (Tanır ya karşı) isyan, falcılık suçu gibidir ve inatçılık, putperestlik gibidir” ve “…iç varlığınızın dünyasal yönlerini… putperestlik demek olan açgözlülüğü öldürün.” (l.Samuel 15:23; Koloseliler 3:5)

    Şimdi bu mektubun başındaki Kutsal Kitaptan- alman metni tekrar okursak daha derinden anlayabilecek durumdayız; İsa yüreğimizin derininde saklı olanları açığa çıkarıyor, Tanrfnın mutlak kutsallığını da ortaya koyuyor.

    Bu yüzden…

    Öfkenin cinayetle, pis arzuların zinayla, Tanrı adına ant içmenin küfretmekle nasıl kıyaslandığına dikkat ettiniz mi?

    Öç alacağımıza bizden, bize karşı işlenen kötülüğe iyilikle karşılık vermeniz, düşmanlarımızı sevmemiz isteniyor!

    İbadet de, gösteriş için ya da ikiyüzlülükle değil, Tanrı'yla aramızda insanların alkışlarını beklemeden olmalı.
    Yoksullara yardım ederken, Tanrı'ya duayla yönelirken, ya da oruç tutarken ödül beklenmemeli.

    Para, giyecek, yiyecek, oturacak ev gibi bütün ihtiyaçlarımız karşısında, Göksel Babamıza beslediğimiz güven ile gerçek imanımız kanıtlanıyor.
    Cevap alan, çare bulan, sonsuz yaşamın kapılarını açan, Tanrı'ya yöneltilen dilek hakkında da okuyabilirsiniz.

    Gerçek saygı ve sevgi yakınlarımıza karşı, komşularımıza karşı dedikoducu olmayan ve peşin hüküm vermeyen sevgidir…

    İsa'dan başka kim bunları uyguladı? Kendisi de bütün bunların özünü şöyle özetledi:
    “İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın.
    Kutsal Yasa ve peygamberlerin söyledikleri budur” (Matta 6:12)
    Bütün bunları içtenlikle okursak, kendimizi suçsuz ya da Tanrıyı kendi çabalarımızla hoşnut edebileceğimizi hissedebilir miyiz?

    Uydurma dindarlık

    İsa insanlığı hem günahın suçundan, hem de uydurma dindarlıktan kurtarmaya geldi. Başka bir deyişle, şeriatin getirdiği lanetten bize kurtarabilen sadece ve sadece İsa var. Çünkü:
    ' 'Yasa 'nın gereklerini yapmış olmaya güvenenlerin hepsi lanet altındadır. Çünkü şöyle yazılmıştır: 'Yasa kitabında yazılı olan her şeyi sürekli yerine getirmeyen her insan lanetlidir' “
    “Çünkü Yasa'nın her dediğini yerine getiren, ama tek bir noktada ondan sapan ikiş bütün Yasa 'ya karşı suçlu olur.'' “Kutsal Yazı bütün dünyayı günahın tutsağı ilan ediyor.”

    “Çünkü Yasa sayesinde günahın bilincine varılır.” “… Kutsal Yasa (şeriat) Mesih'in gelişine dek eğiticimiz oldu.”

    “… Mesih uğrumuza lanetlenerek bizi Yasa'nın lanetinden kurtardı. Çünkü 'Ağaç (yani haç) üzerine asılan herkes lanetlidir diye yazılmıştır. '' ' 'Siz suçlarınız ve benliğinizin sünnetsizliği yüzünden ölüyken, Tanrı sizi Mesih'le birlikte yaşama kavuşturdu. Bütün suçlarımızı O bağışladı. Kurallarıyla bize karşı ve aleyhimizde olan yazılı borç belgesi (olan şeriatın lanetini) sildi, onu çarmıha mıhlayıp ortadan kaldırdı.

    ' 'Mesih 'le birlikte dünyanın temel ilkelerine öldüğünüze göre, dünyada yaşayanlar gibi niçin. 'Şunu tatma', 'Bunu tatma', 'Şuna dokunma' gibi kurallara uyuyorsunuz? Bu kuralların hepsi, kullanıldıkça yok olacak nesnelerle ilgilidir; insanların buyruklarına ve öğretilerine dayalıdır. Kuşkusuz uydurma dindarlık, sahte alçakgönüllülük ve bedene eziyette bu kuralların bilgece bir görünüşü vardır; ama benliğin düşkünlüğünü önlemekte hiç bir yaraları yoktur.
    (Galatyahlar 3:10,11; Yakup 2:10; Romalılar 11:32; 3:20; Galatyahlar 3:24,14; Koloseliler 2:13-14, 20-23)

    Genellikle kendi dinine çok bağlı (dindar dediğimiz) insanlar, kendilerini Tanrf ya kabul ettireceklerini sanıyorlar. Her ne kadar böyle düşündüklerini açıkça kabul edecek değüllerse de… İşte İsa böylelerinden bol bol söz etti: Kendileri, dinin kurallarının biçimini uyguladıkları için vicdanlarını susturuyorlar. Hz.Musa'nın getirdiği Kutsal Yasa'nın (şeriatın) anlamını, buyruğunu yerine getirmek demek, sadece ibadet şekillerini yerine getirmek demek değildir.Her durumda bizden istenilen, yalnız Tanrfnın alçakgönüllü kişide yaratabileceği, tam anlamıyla temiz bir yürektir!Yukarıda okuduğumuz gibi, bu, son derece dar ve çetin bir yolu takip etmek demektir. Çünkü insanın ölçülerine göre değildir. Dar ve çetin, eğer tek başına yüremeye kalkarsak!

    Kapı ve yol

    Yola bizim görüş açımızdan bakıyorsak, durum gerçekten ümit kırıcıdır. Kendi çabalarımızla hiç bir zaman Tanrfyı hoşnut edemeyecekmişiz, ömrümüzde gerçek anlamda sonsuz nitelikli yaşama asla kavuşmayacakmışız. Yalnız Tanrı bir çıkış yolu, bir çare hazırlamışsa… Peki, ne dir Tanrı'nın görüş açısı?

    İsa “Dar kapıdan girin. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ne dar, yol da ne çetindir! Bu yolu bulanlar azdır” ifadesiyle bize çözümü göstermektedir.
    (Matta 7:13-14)

    Dikkat edip kaçırmadıysanız, her şeyden önce, dar ve çetin yolda yürümemizden önce, dar kapıdan girmemizi buyurduğunu anladınız.

    Acaba yol ile kapı arasındaki fark o kadar önemli mi? Elbette. Görmüş olduğumuz gibi Tanrı tarafından bizden istenilen kutsallık derecesi aşırıdır ve tabii olarak buna tek başına erişemeyiz. Nedeni, Tann'dan uzak yaşadığımız için, ya da O'nu tam olarak bilmediğimiz için, yüreğimizin kötülüğe yatkın oluşudur. Bu yüzden kutsallık konusunda kalbimizin beceriksizliği ve başarısızlığı için kesin bir çözüm gerekiyor.

    Tann bu çözümü önce suçluluğumuzu affetmek yoluyla sağladı. Fakat her suça ceza gerektiğini kesinleştiren Tanrı'nın kendisi olduğuna göre, O, bize cehenneme göndermeden bu cezanın tarafımızdan çekilmiş olduğu sayılmasının yolunu buldu. Bu buluş insanlar tarafından kurulan bir inanç değil, Tanrı'nın ezeli vakitlerinden beri özenle tasarladığı planın başarılı uygulamasıdır. Hiç kimsenin aklına gelmeyeceği bu kurutuluş yolu, hem günahımızın sonsuza dek affolmasını, hem de Tanrı'nın adaletinin yerine gelmesini temin ediyor, ve bu O'nün sonsuz sevgisinin eşsiz göstergesidir!

    İşte İsa'nın sözleri:

    “Kapı ben 'im. Bir kimse benim aracılığımla içeri girerse kurtulur. Girer, çıkar ve otlak (ruhsal gıda) bulur. Hırsız ancûk çalıp öldürmek ve yok etmek için gelir. Bense insanlar yaşama, bol yaşama sahip olsunlar diye geldim. Ben iyi Çobanım, iyi çoban koyunları uğruna canına verir. Canımı, tekrar geri almûk üzere veririm. Bunun için Baba beni sever. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var. Bu buyruğu Babam 'dan aldım.
    (Yuhanna 10:9-11, 17-18)

    İsa koyunları uğruna, yani bizim uğrumuza canını verrae buyruğunu Tann'dan aldı! Bu insanların ya da kötülük güçlerinin Tann'ya karşı başardıkları bir girişim değil, Tanrı'nın kötülüğe karşı, günahın köküne karşı kesin bir darbe ve zaferidir. “Çünkü O'nün ölüme tutsak kalması olanaksızdır”

    İsa her insanın günahları için feda edilen Tanrı'nın Kurban Kuzusudur. Ölümüyle günahlarımızın cezasını çekti, dirilişiyle günahın neden olduğu ölümü yendi İsa aracılığıyla Tanrfya sığman insan günahlarının aflığıyla birlikte Tanrı'nın huzurunda sonsuz yaşam bulur. Göksel Babasına kavuşmuş olur.

    İsa aracılığıyla giren kurtulur. Girer, özgürce gezer ve bol ruhsal gıda bulur, yasama, bol yaşama sahip olur! Görünürde yol dar ve çetinse de, kapıdan girdikten sonra yaşam fışkıran pınardır

    Kapıdan girerken…
    Peki, bu yaşam kapısından girebilmek için bizden istenilen şartlar nelerdir? İsa onlan şöyle özetledi:

    “Tövbe edin, Müjde'ye (İncil'e) iman edin!”
    (Markos 1:15).

    Yani başka bir deyişle: 'günahınızdan dönüp, Tanrı'nm kurtarma şartlarını kabul edin'; 'keyfinize göre yaşamayı bırakıp İsa'nın izinde yürüyün'. 'Başarısızlığınızı İsa sayesinde mutluluğa dönüştürün'. 'Sıkıntı ya da rahatlık, zulüm ya da refah, yoksulluk ya da bolluk içinde, fark görmeden Tanrfnın lütfuyla yaşanan mutluluğa dönün'.

    Bu yaşam kapısından giren kişide görülen sonuçlar: Ruhta yoksulsa (yani Tanrı'ya gereksinimini bilip alçakgönüllü ve yumuşak huylu olarak O'na yaklaşırsa), onun mirası Göklerin Egemenliğidir, çünkü Tanrfnın yüreğinde egemenlik sürmesine izin verir.
    Tanrfdan gelen doğruluğa acıkıp susamışsa, şimdi doya doya O'ndan lezzet alır.

    Buna göre barışı sağlamak, merhamete dayanarak davranmak ve yüreği temiz tutmak onun gündelik hedefleridir.

    İsa'dan ötürü sövülmeye, zulüm görmeye hazırdır! İsa'nın sözlerini uygulayan kişidir, çünkü artık Tann'nın yasası canlı canlı yüreğine yazılmıştır.

    Uydurma dindarlığı reddetmekle birlikte yaşantısı temiz ve herkesten Tanrı'ya son derece yakındır…!

    Bu hiç bir insanın başarısı değil, Tann'nın mucizesidir!

    Bu şekilde Mesih'e bağlanan kişi, kendiliğinden bir hayır gelmediğini bilerek, her durumda ancak Tanrı'nm merhameti ve gücüne sığınarak bu iyi işler yolundan gidebilir. Ve İsa'nın başardığı kesin kurtuluşu anarak O'na sonsuz minnettardır.

    İşte İsa'nın dağdaki bu konuşmasının esas anlamı. En içten sevgilerimizle


    Rab İsa, sana iman ediyorum. Beni korkutan herhangi bir şeyin beni ezmeyip,
    sana itaat etmeme engel olmaması için, imanımda beni destekle! Kilisene eşlik et,
    kilisenle beraber kal, çobanların ve müminlerin imanını güçlendir.
    Senin yardımınla kutsal Adını, duymak istemeyenlere bile duyuracağız!

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.