• Bu konu 1 izleyen ve 2 yanıt içeriyor.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #25573
    Anonim
    Pasif

    Akıl Savaş Alanı (Joyce Meyer)

    Terah oğlu Avram’ı, Harun’un oğlu olan Lut’u ve Avram’ın karısı olan Saray’ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler’in Ur Kenti’nden ayrıldılar. Harran’a gidip oraya yerleştiler. ( Yar. 11:31 )

    Çoğu zaman sorumluluk, Tanrı’nın isteği ve gücü karşısındaki tepkimiz olarak tanımlanır. Sorumlu olmak, Tanrı’nın önümüze koymuş olduğu fırsatlara karşılık vermek demektir.

    Tanrı, İbrahim’in babasına bir sorumluluk verdi. Kendi isteği ve gücü karşısında çağrısına karşılık verebilme fırsatı sundu. Ona Kenan diyarına gidebilme fırsatına sundu.Ona Kenan diyarına gidebilme fırsatını verdi. Fakat o, Rab’le birlikte yolun sonuna kadar gitmek yerine, Harran’a yerleşmeyi seçti.

    Tanrı, bizlere seslenip bir şeyler yapma fırsatı verdiğinde, ilk başta heyecanlanmak kolaydır. Fakat Terah gibi, pek çok zaman işin içine girdiğimizde , bunun yerimizden fırlayıp hewyecanlanmaktan çok daha fazla şey gerektirdiğini fark ederiz ve başladığımız işi asla tamamlamayız.

    Yeni maceralar, heyecan vericidir. Çünkü yeni deneyimlerdir. Heyecan, insanın belli noktaya kadar gitmesini sağlar, ama bitiş çizgisine ulaştırmaz.

    Pek çok inanlı, Terah’ın yaptığının aynısını yapar. Bir yere gitmek için yola koyulurlar; fakat yolda başka bir yerde dururlar ve oaraya yerleşirler. Yorgun ve bitkin düşerler.Yollarına devam edip sonuna kadar gitmek isterler. Fakat bununla birlikte gelen sorumluluğu yüklenmek istemezler. Eğer birisi, onlar için bu işi yaparsa, övgüyü kendilerine almayı çok isterler. Ama işler, böyle yürümez tabii.

    KİŞİSEL SORUMLULUKLAR BAŞKASINA DEVREDİLEMEZ.

    Ertesi gün halka, ” Korkunç bir günah işlediniz ” dedi, ” Şimdi RAB’bin huzuruna çıkacağım. Belki günahınızı bağışlatabilirim.” Sonra RAB’be dönerek, ” Çok yazık bu halk korkunç bir günah işledi ” dedi, ” Kendilerine altın put yaptılar. Lütfen günahlarını bağışla, yoksa yazdığın kitaptan adımı sil. ” ( Çıkış 32:30 – 32 )

    Kişisel Kutsal Kitap okuma ve çalışma zamanımda, İsrailliler’in hiçbir konuda hiçbir sorumluluk almak istemediklerini fark ettim. Onların yerine dua eden Mus’ydı; onlar için Tanrı’nın yüzünü aradı, hatta başlarını belaya soktuklarında onların yerine tövbe eden de oydu ( Çıkış 32:1-14 )

    Bir bebeğin hiçbir sorumluluğu yoktur,ama büyüdükçe sorumluluk alması beklenir. Ebeveynlerin başlıca görevlerinden biri, çocuklarına verilen sorumluluğu taşımayı öğretmektir. Tanrı da çocuklarına aynı şeyi öğretmeyi arzuluyor.

    Tanrı, bana tam gün hizmet edebilme fırsatını verdi. O’nu sözünü ulusal radyo ve tv de öğretme fırsatı buldum. Müjde’yi ABD’nde ve diğer ülkelerde duyurma fırsatını yakaladım.Bu çağrının bir çok sorumluluğu da beraberinde getirdiğini bilmeniz gerekiyor. İnsanların çoğu bunun sürekli devam eden ruhsal bir olay olduğunu düşünerek hizmette yer almak istediklerini söylerler.

    Çoğu zaman inanlılar, başlarına gelebilecek en iyi şeyin bir hizmet kuruluşunda görev almak olduğunu düşünerek bizim kuruluşumuza iş başvurusunda bulunurlar. Sonradan da, burasının diğer yerlerden hiçbir farkının olmadığını, burada da aynı şekilde çalışmak zorunda olduklarını keşfederler.; sabahları erken kalkıp işe zamanında gelmeleri, yetki altında olmaları, işleri her gün takip etmeleri gerekiyor vb. İnsanar, bana bizim için çalışmak istediklerini söylediklerinde, onlara her şeyi tozpembe görmemeleri gerektiğini söylerim – çalışıyoruz, hatta çok çalışıyoruz. İşlerimizi titizlikle ve en iyi şekilde, büyük dürüstlükle yapıyoruz.

    Hizmette yer almak, elbette bir ayrıcalıktır.Fakat ben, yeni başvuranlara şunu anlatmaya çalışıyorum: Heyecan kaybolmaya başladığında, onlardan daha da büyük sorumluluklar üslenmelerini beklediğimizi görecekler.

    HAZIRLIKLI OLUN !

    Bu nedenle uyanık kalın ( bütün dikkatinizi verin, tedbirli ve etkin olun ). Çünkü o günü ve o saati bilemezsiniz. ( Mat. 25:13 )

    Matta kitabının 25. bölümü, Mesih’in geri dönmesini beklerken neler yapmamız gerektiğini öğretmektedir.

    İlk 12 ayet, bize beşi akıllı, beşi ise akılsız 10 kızdan söz eder. Akılsızlar, geri döndüğünde O’nu karşılamak için hazırlıklı olduklarından emin olmak için fazladan bir şey yapmak istemediler. Bu yüzden yalnızca kandilleri için gerekli olan yağı aldılar. Akıllılar ise yapmak zorunda olduklarından fazlasını yaptılar. Uzun bir bekleyiş olasılığına karşı hazırlıklı olmak için yanlarına fazladan yağ aldılar.

    Güvey geldiğinde, akılsızlar kandillerinin söndüğünü fark edip akıllı kızlardan biraz yağ istediler. Genelde hep böyle olur. Tembel ( Çalışmayan ) ve işlerini sürekli erteleyen kişiler, çalışkan ve sorumluluk sahibi kişilerden yardım isterler.

    Sorumluluk üstlenmekten korkmamalıyız. Zorluklarla karşılaşarak direnme gücümüzü artırırız. Sadece kolay olanı yaparsak; her zaman zayıf ve güçsüz kalırız. Tanrı, sorumluluk üstlenmemizi ve de bize vermiş olduğu her şeye iyi bakmamızı, bunlarla iyi ürünler veren işler yapmamızı istemektedir. Bize verdiği yetenek ve hediyeleri kullanmazsak; bizlere emanet etmiş olduğu şeyler konusunda sorumluluk almamış oluruz.

    Elçilerin İşleri 24:25 ayetine dikkat edelim. İşlerin her daim daha az zahmetli ve daha da kolay olmasını bekleriz. Bu bekleme ayartısına dikkat edelim.Biz, istersek şeytan ve onun karanlık güçleri bizi alt edemez. Bizler( İnanlılar ), şeytan ve onun yandaşlarından güçlüyüz. Çünkü yanımızda Rab var. Bunu, unutmayalım. Her zaman da, kazanacak olan biziz !

    #31164
    Anonim
    Pasif

    ÇAĞRILAN ÇOK, SEÇİLEN AZ

    Çağrılanlar çok, ama seçilenler azdır. ( Mat. 22:14 )

    Bir keresinde bir Kutsal Kitap öğretmenimin, pek çok insanın Rab için bir şeyler yapmak üzere çağrıldığını veya onlara fırsat verildiğini, fakat bunların arasından sadece birkaçının çağrının sorumluluğunu üstlenmeye hazır veya istekli olduğunu söylediğini işittim.

    Birçok kişide kararlı ve azimli olmama, her şeyi oluruna bırakma eğilimi vardır. ” Çöl zihniyetine ” sahip insanlar, hiçbir şey yapmadan her şeye sahip olmak isterler.

    KALK VE GİT !

    RAB, kulu Musa’nın ölümünden sonra onun yardımcısı Nun oğlu Yeşu’ya şöyle seslendi: ” Kulum Musa öldü. Şimdi kalk ( onun yerine geç ), bütün halkla birlikte Şeria Irmağı’nı geç. Size, İsrail halkına vereceğim ülkeye girin. Musa’ya söylediğim gibi, ayak basacağınız her yeri size veriyorum. ( Yeşu 1:1-3 )

    Tanrı Yeşu’ya Musa’nın öldüğünü ve onun Musa’nın yerini alıp halkı Erden’den geçirerek vaat edilen topraklara götürmesini söylediğinde, bu onun için birçok yeni sorumluluk üstlenmesi gerektiği anlamına geliyordu.

    Ruhsal mirasımızı talep etmek için yola çıktığımızda da aynı şey geçerlidir. Eğer sorumluluklarımızı ciddi şekilde üstlenmek istemiyorsak, asla Tanrı’nın meshedişiyle hizmet edebilme ve O’nun huzuruna gelebilme ayrıcalığına sahip olamayız.

    KARINCAYA BAK !

    Ey tembel kişi, git, karıncalara bak,
    Onların yaşamından bilgelik öğren.
    Başkanları, önderleri ya da yöneticileri olmadığı halde,
    Yazın erzaklarını biriktirirler,
    Yiyeceklerini toplarlar biçim mevsiminde.
    Ne zamana dek yatacaksın, ey tembel kişi ?
    Ne zaman kalkacaksın uykudan ?
    ” Biraz kestireyim, biraz uyuklayayım,
    Ellerimi kavuşturup şöyle bir uyuyayım ” demeye kalmadan,
    Yokluk bir haydut gibi, Yoksulluk ( seni çaresiz bırakan ) bir akıncı gibi gelir üzerine. ( Özd. 6:6-11 )

    İsraillilerin bu tembellikleri, çölde kalmalarına yol açan ve on bir günlük yolu kırk yılda almalarına neden olan şeylerden biridir.

    Dikkatimizi küçük bir karıncaya çeken, Süleyman’ın Özdeyişleri’nin bu bölümünü okumayı severim. Bu karınca öyle bir karıncadır ki, bir gözetmene veya bir amire ihtiyaç duymaksızın kendisinin ve ailesinin geçimini sağlar.

    Doğru şeyleri yapmaları için sürekli birilerinin yardımına ihtiyaç duyan kişiler asla büyük işler gerçekleştiremezler.Doğru olan şeyi yalnızca birileri onlara baktığı zaman yapanlar da pek ileriye gidemezler. Dışarıdan değil, içeriden gelen bir dürtüyle harekete geçmeliyiz. Tanrı’nın her şeyi gördüğünü ve bizden yapmamızı istediği şeyi yapmakta kararlı olduğumuzda ödülümüzün ondan geleceğini bilerek yaşamlarımızı Tanrı’nın önünde sürdürmeliyiz.

    #30484
    Anonim
    Pasif

    SİZE VERİLENİ KULLANIN

    … Kötü ve tembel köle !… ( Mat. 25:26 )

    Matta kitabının 25. bölümünde, efendileri tarafından üç köleye teslim edilen talanta ilişkin bir benzetme anlatılır. Efendileri bunun ardından uzak memlekete gider. Onun yokluğunda, kölelerinin mallarına iyi bakmasını bekler.

    Beş talant verilen adam, bu talantları değerlendirir ve beş talant daha kazanır. İki talant verilen adam da aynısını yapar. Fakat bir talant verilen adam, korktuğundan dolayı parayı toprağa gömer. Bu adam, sorumluluk almaktan korkuyordu.

    Efendi, geri döndüğünde, paraları değerlendiren iki köle hakkında övgü dolu sözler söyler. Ama hiçbir şey yapmayıp parayı toprağa gömen kölesine şöyle der: ” Kötü ve tembel köle !” Sonra da paranın ondan alınıp on talanta sahip olana verilmesini ve bu tembel kölenin de ağır şekilde cezalandırılmasını buyurur.

    Joyce MEYER, bu noktada şu yorumu yapar :Tanrı’nın size vermiş olduğu yetenekleri kullanıp elinizden geleni yaparak sorumluluk almalısınız, böylece Efendi geri döndüğünde sadece O’nun size vermiş olduğu şeyi değil, daha da fazlasını geri verebilesiniz.

    Kutsal Kitap,Tanrı’nın bizler için olan isteğinin iyi ürün vermemiz olduğunu açıkca gösterir ( Yu. 15:16 )


3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.